Etiket: Avrupaya

  • Bakan Arslan: “Çin’den Avrupa’ya çok önemli bir koridor haline geleceğiz”

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 1915 Çanakkale Köprüsü’ne olağanüstü bir ilginin olduğunu belirterek, “Bakü-Tiflis-Kars ile birlikte Çin’den Avrupa’ya yük hareketinde çok önemli bir koridor haline geleceğiz” dedi.

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) düzenlediği 2. İstanbul Kamu-Özel Sektör İşbirliği Zirvesi’ne katıldı. Zirveye Bakan Arslan’ın yanı sıra DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, Ekonomi Bakan Yardımcısı Fatih Metin, kamu ve özel sektör yetkilileri ile davetliler katıldı.

    Zirvede bir konuşma yapan Bakan Ahmet Arslan, İstanbul’un ve İstanbullunun yaşamını kolaylaştırmak, özellikle tarihi yarımadayı korumak ve üzerindeki olumsuz etkileri azaltmak adına Yenikapı’dan denizin altına giren ve Anadolu’dan Avrasya Tünelini başlattıklarını ifade etti. Bakan Arslan, “Avrasya Tüneli bedel olarak çok yüksek olmayabilir artık 1 milyar 275 milyon dolarlık proje küçük geliyor. O kadar büyük projelerle ilgilendik ki artık ortak ölçekli başka ülkeler için büyük olan rakamlar bize küçük geliyor. Özellikle söylüyorum, tarihi yarımada sadece bizim için değil dünya için önemlidir. Tarihi yarımada üzerindeki araçlardan kaynaklanan özellikle sera gazı, karbondioksit gibi olumsuz etkiyi azaltmak adına bu proje çok önemlidir. Denizin 106 metre altından geçmesiyle de dünyanın bir ilki olacak. İnşallah bu sene 20 Aralıkta hizmete sokmuş olacağız” dedi.

    “1915 Çanakkale Köprüsü’ne olağanüstü bir ilgi var”

    Ana koridorun tamamlayıcısı olarak kamu kaynağı ve kamu-özel işbirliğiyle yapacakları olduğunu belirten Bakan Arslan, “Yakın zamanda Çanakkale’de yine Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayacak 1915 Çanakkale Köprüsü’nü yapacağız ki ihale sürecini başlattık. 26 Ocak’ta inşallah tekliflerini alacağız. Teknik olarak yeterli bulduğumuz firmaların sürelerini açıp yarıştıracağız. Dokümanları satmaya başladık, olağanüstü bir ilgi var. Dünyanın her yerinden bu işleri yapan büyük yükleniciler, hepsi bu işi yapmak istiyor. Bununla yetinmiyoruz. Ülkemizin Başkenti Ankara’yı Akdeniz’e bağlayacak koridorun Ankara-Niğde otoyol projesini de kamu-özel işbirliğiyle yapmak üzere bugünlerde ihaleye çıkacağız. İzmir’den ülkemizin Ege’sini İç Anadolu’ya doğru ve Orta Akdeniz’e bağlayacak olan İzmir-Aydın otoyolunun devamı olan Aydın-Denizli’yi de yakında çıkacağız. İzmir’i kuzeye doğru, ülkemizin yapmakta olduğu en büyük limana doğru otoyolla bağlamak için İzmir-Nemrut-Aliağa’yı da yakında çıkıyoruz. Ankara’yı ülkemizin doğusuna doğru otoyollarla bağlamak ve koridoru uzatmak üzere Ankara-Delice otoyolunu da çıkacağız” ifadelerini kullandı.

    “Çin’den Avrupa’ya çok önemli bir koridor haline geleceğiz”

    Marmaray’ın tek başına anlamlı olmadığını söyleyen Bakan Arslan, “Doğu-Batı koridoru, Bakü-Tiflis-Kars ile birlikte özellikle Asya’dan Avrupa’ya orta koridorun tamamlayıcı olması hasebiyle anlamlıydı. İşte Marmaray ile Çin’den çıkan bir yükün kesintisiz olarak Londra’ya kadar gidebilmesini sağlayan ülkemizin 2 prestij projesidir. Bunlarla yetinmiyoruz, çünkü Marmaray ağırlıkla şehir içi taşımacılığa hizmet verecek. Sadece gece saatlerinde yük taşımacılığına hizmet verecek. Böyle bir coğrafyadan bahsediyorsak, bu coğrafyaya bu kadar yükü getireceğiz diyorsak, bununla yetinmememiz gerektiğini biliyorduk. O yüzden Yavuz Sultan Selim (YSS) Köprüsü’nün üzerinde aynı zamanda raylı sistem de planladık ki YSS, 59 metrelik genişliğiyle dünyanın en geniş köprüsüdür. İnşallah oranın üzerindeki raylı sistemi de Akyazı’dan Halkalı’ya kadar bağlayarak biz Doğu-Batı koridorunu raylı sistemle ikinci bir koridora kavuşturmuş olacağız. Bakü-Tiflis-Kars ile birlikte Çin’den Avrupa’ya yük hareketinde çok önemli bir koridor haline geleceğiz. Orta koridoru canlandıracağız” şeklinde konuştu.

    “Her 2 projede 400 bin ağaca karşılık 5 milyon ağaç diktik”

    “Bütün bu büyük projeleri yaparken zaman zaman çevreci geçinenler bizi eleştirdi” diyen Bakan Arslan, “Avrasya projesinin ortaya konulma sebebinin 1’inci maddesi çevreciliktir. Tarihi yarımadanın çevresini korumaktır. Yine İstanbul’da 3. Havalimanını yapıyoruz ve YSS Köprüsü’nü yaptık. Her 2 proje de kesmek ya da yer değiştirmek zorunda kaldığımız ağaç sayısı 380 bin, diyelim ki 400 bindir. 400 bin ağacını bir kısmını kesmek veya yer değiştirmek zorunda kalmışız. Bunu biz değil uzmanı olan Orman Genel Müdürlüğü marifetiyle yapılıyor. Şu ağaçlar kesilebilir, şunlar yer değiştirilip yaşatılabilir diyorlar. Bunun da gereğini yapıyorlar, 400 bin ağaç çok önemlidir. Ancak 400 bin ağaca karşılık diktiğimiz ağaç, bugüne kadar her 2 projede yaklaşık 5 milyondur. 2 projede toplam 9 milyonun üzerinde ağaç dikeceğiz. Yaklaşık 20 kat ağaç dikeceğiz. Uzmanlar hesap makinelerini çıkartıp bize, ‘Hayır yanlış hesapladınız, 20 katı değil 24 veya 25 kat’ desinler. Bütün projelerde çevre hassasiyetini çok üst düzeyde tutuyoruz. Bütün bunları bir tarafa bırakın, yol ve araç kalitesi düşükken, dur-kalklarla ilerliyorken, zaman ve yakıt kaybı, oluşturduğumuz sera gazı, karbondioksit emisyonunu düşünürseniz, bölünmüş yollarla modern havalimanlarıyla, Yüksek Hızlı Trenlerle (YHT), modern deniz yoluyla yaptığınız tasarruflar çevreciliğin ta kendisidir. İnsanımızın hayatını kolaylaştırıyoruz, çevreye olan bu ulaştırma türlerinin olumsuz etkisini azaltıyorsunuz, işte size çevrecilik bu olsa gerek” diye konuştu.

    Bakan Arslan’a konuşmasının ardından DEİK Başkanı Vardan tarafından plaket takdim edildi. Ardından Bakan Arslan zirveye katılanlarla hatıra fotoğrafı çekildi.

  • Azerbaycan Milletvekili Ganira Paşayeva’dan Avrupa’ya sert tepki

    Azerbaycan Milletvekili Ganira Paşayeva, Avrupa devletlerini terör konusunda eleştirerek, “Kim teröre destek verirse, cezasını alması gerekir. Yoksa terör başını alıp gider” dedi.

    Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini işgal eden Ermenistan’ın 26 Şubat 1992 tarihinde gerçekleştirdiği Hocalı Soykırımı anısına yaptığı ‘Azerbaycan-Karabağ Parkı ile Hocalı Soykırımı Anıtı’nın açılış töreni yapıldı.

    Karahasanlı Mahallesi’ndeki park ve anıtın açılışına Denizli Vali Vekili Ali Şanlıalp, Azerbaycan Milletvekili Ganira Paşayeva, AK Parti Iğdır Milletvekili Nurettin Aras, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Azerbaycan İstanbul Konsolosu Yadulla Paşayev, Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper, 11. Komando Tugayı Komutanı Kurmay Albay Gültekin Yaralı, ilçe belediye başkanları, protokol ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşunun ardından Azerbaycan Milli Marşı ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan törende Azeri Şair Hayal Rıza bir şiir okudu. Azerbaycan Milletvekili Ganira Paşayeva, Karabağ hakkında konuşurken bazı vatandaşlar duygulanarak gözyaşlarına hakim olamadı.

    Törenin açılış konuşmasını yapan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan “Yüreğimizde hissettiğimiz, kardeşimiz, iki devlet bir millet dediğimiz hep yüreğimizdedir. Azerbaycanımızla aramızda gönülden gönüle giden yollarımız var. Kardeşliğimizi pekiştirmek ve kalıcı hale getirmek için genç nesillerimiz kardeşlik bilinciyle kalıcı hale gelsin istiyoruz” dedi.

    Denizli’nin onur duyulacak bir şehir olduğunu belirten Başkan Zolan, “820 yıl önce Türk yurdu olan Denizlimize hiçbir zaman düşman postalı değmemiştir. O mücadele, o Türk herhangi bir unsur getirilmemiş, herhangi dokunuş gerçekleştirilememiştir. Ülkemiz üzerinde, gönül coğrafyamız üzerinde birçok oyun oynamak isteyenler oldu. Milletimiz biz biriz ve biz buradayız demek durumundayız. Güç birliği yaparak, kol kola girerek, o üzerimizde hesap yapan düşüncelere karşı, kırıcı cesareti göstermemiz gerekiyor” diye konuştu.

    Hocalı katliamı hakkında da konuşan Zolan, “Nasıl Bosna’da dünyanın gözü önünde bir katliam gerçekleştiyse, Hocalı’da da aynı şekilde dünyanın gözü önünde katliam gerçekleştiriliyor. Bunlar hunharca hem katlediyor, hem de bağırıyorlar. Ölen biz, öldürülen biz, ama katliama ve başka şeylere uğradığını söyleyenler onlardır” şeklinde konuştu.

    Konuşmasına şehitlere rahmet okuyarak başlayan Azerbaycan Milletvekili Ganira Paşayeva, Dağlık Karabağ hakkında konuştu. Bu anıtın dikilmesinden dolayı Denizli Büyüşehir Belediyesine teşekkür eden Paşayeva, “Azerbaycan’ın biliyorsunuz, sadece Karabağ bölgesi işgal altında değil, bizim Dağlık Karabağ bölgesi dışında 7 büyük bölgemiz işgal atındadır. Bizim 1 milyon insanımız, göçmenimiz var, evine dönemiyor. Bugün güzel Denizlimizde Karabağ adını taşıyan bir park açıldı ve Hocalı’da soykırıma maruz kalan insanlarımız, şehitlerimiz adına bir anıt dikildi” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin ve gönül coğrafyası üzerinde oyunların daha da artacağını belirten Paşayeva, “O büyük güçlerin hiçbiri birlik ve beraberliği istemiyor. Tüm oyunlar da neden arttı biliyor musunuz? Çünkü özgür Türk Cumhuriyetleri arttıkça, ayakta durdukça güçlendikçe, Türkiye’nin yanında bu koskocaman coğrafya ve bu kadar Türk devleti bu birlik ve beraberlik olmasın diye, bu büyük oyunlar bu coğrafyanın üzerindeler. Bu büyük oyunlarının nedeni ne, çünkü Türkiye, Türk İslam coğrafyasının en güçlü kalesiydi. Bu kale zayıflarsa, yıkılırsa, istediğiniz senaryoyu Ortadoğu’da, bu coğrafyada yapın. Ona göre bu oyunlar daha da güçlenecek. Bizim birliğimizin olmaması için, bizi bölmek parçalamak için, çok büyük oyunlar gelecek. Çok büyük, daha ağırları gelecek ama buna müsaade etmemeliyiz” diye açıkladı.

    Avrupa devletlerine terör konusunda sert tepki gösteren Paşayeva, “Kim teröre destek verirse, cezasını alması gerekir. Yoksa terör başını alıp gider. Ama teröre destek verenlerden birini alın, atın hapse, insan hakkı diye bas bas bağıracak. Ama o terör mağduru şehitlerin sesini duymazlar. Ama bir milyon Azerbaycanlı kendi evine dönemiyor, onların sesini Batıda, Avrupa’da falan duymak isteyen yok. 25 yıldır insanlar evine dönemiyor” diye belirtti.

    Konuşmaların ardında Denizli Müftüsü Mehmet Aşık bir dua yaptı. Duanın ardından kesilen kurdele ile ‘Azerbaycan-Karabağ Parkı ile Hocalı Soykırımı Anıtı’nın açılışı protokol üyeleri tarafından yapıldı.

  • Bakan Işık’tan koalisyon güçlerine ve Avrupa’ya ’göç’ uyarısı

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, koalisyon güçlerinin Rakka ve Musul’a yapmayı planladığı operasyonlarla ilgili hem koalisyon güçlerine hem de Avrupa’ya ciddi uyarılarda bulundu. Işık, “Musul operasyonu iyi planlanmaz ve bir takım güçlere dayanarak Musul’un demografik yapısı dikkate alınmadan bir operasyon yapılırsa bu 1 milyon insanın Musul’dan göç etmesi anlamına gelir. Göç Irak’ta durdurulamazsa geleceği yer Türkiye’dir. Bunun Türkiye açısından taşınması çok çok zor bir yükü getireceği ortada, bunun Türkiye’nin taşımaması durumunda Avrupa’ya taşacağı da bir gerçek” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Antalya’da bir dizi ziyaret ve partisinin Siyaset Akademisi’nin ilk dersine katılmak üzere Antalya’ya geldi. Bakan Işık, kent merkezinde ilk ziyareti Antalya Valiliği’ne yaptı. Burada Antalya Valisi Münir Karaloğlu’yla bir süre görüşen Bakan Işık, daha sonra Fırat Kalkanı Operasyonu, koalisyon güçlerinin planladığı Musul ve Rakka operasyonu ve bedelli askerlik konusunda açıklamalarda bulundu.

    Bakan Işık, Fırat Kalkanı Operasyonunun hudut güvenliğini sağlama, sınır ötesinden Türkiye’ye yapılan saldırıların engellenmesi, DEAŞ’ın bölgeden tamamen temizlenmesi, bölge halkının kendi doğdukları topraklarda yaşamaları ve PYD-PKK unsurlarının doğu ile batı kantonlarının birleşmesinin önüne geçmek amacı doğrultusunda devam ettiğini söyledi.

    Musul operasyonu uyarısı

    Koalisyon güçlerinin planladığı Rakka ve Musul operasyonlarıyla ilgili görüş de bildiren Işık, Musul’la ilgili koalisyon güçlerine ve Avrupa’ya bir dizi uyarıda bulundu. Musul operasyonunun Türkiye için kritik olduğunu belirten Bakan Işık, “Özellikle Musul operasyonu Türkiye açısından çok kritik bir operasyondur. Bunların birkaç sebebi var ancak bizim açımızdan en önemlisi eğer Musul’a operasyon iyi planlanmazsa bir takım güçlere dayanarak Musul’un demografik yapısı dikkate alınmadan bir operasyon yapılırsa bu 1 milyon insanın Musul’dan göç etmesi anlamına gelir. Bu göç Irak topraklarında durdurulamazsa bu insanların geleceği yer Türkiye topraklarıdır. Dolayısıyla Musul operasyonu Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Sadece Türkiye değil Avrupa’yı da ilgilendiriyor. Çünkü düşünün eğer ABD başta olmak üzere koalisyon operasyonunu iyi planlamazsa Musul’dan çıkacak insanlar Irak’ta iskan edilmezse çok büyük oranda buraya gelecek. Bunun Türkiye açısından taşınması çok çok zor bir yükü getireceği ortada. Bunun Türkiye’nin taşımaması durumunda Avrupa’ya taşacağı da bir gerçek” dedi.

    “Musul operasyonuna PKK ve PYD karıştırılmasın”

    Musul operasyonuna PKK ve PYD unsurları yerine bölgenin asli unsurlarının katılması gerektiği uyarısında da bulunan Bakan Işık, şöyle konuştu:

    “Biz burada Musul operasyonunu gerek PYD-PKK unsurlarının bu kullanılmaması açısından son derece önemli görüyoruz. O bölgenin asli unsurlarının operasyona katılması Musul operasyonundan sonra orada demografik bir yapı değişikliğine gidilmemesini Türkiye olarak önemsiyoruz. Göç hareketinin de Irak topraklarında iskan edilmesini istiyoruz. Biz Türkiye olarak göreve hazırız. Bu operasyonların planlanması aşamasında bu göçün dikkate alınması önemlidir” diye konuştu.

    “Bu dönemde bedelli askerliğin gündeme gelmesini doğru bulmuyoruz”

    Bedelli askerliğin gündemde olup olmadığıyla ilgili bir soruya ise Bakan Işık, Türkiye’nin şu anda olağanüstü operasyonda olduğunu ve bu durumda doğru bulmadıklarını belirterek, şöyle cevap verdi

    “Konjonktürel olarak şu anda Türkiye terörle mücadele ediyor ve bölgemizde olağanüstü gelişmeler var. Böyle bir dönemde bedelli askerliğin gündeme gelmesini doğru bulmuyoruz. Hükümet olarak da böyle bir çalışmamız yok. Yapısal olarak ise bedelli askerlik çok sık aralıklarla gündeme geliyor. Türkiye önümüzdeki süreçte savunma konseptini yeniden oluşturup ve bunun sonunda ne kadar askere ve birliğe ihtiyaç olduğu belirlendikten sonra TSK’nin asker sayısının yeterli olması durumunda ihtiyaç fazlası olanlar için bedelli askerlik gündeme gelir. İhtiyaç fazlası yoksa bir daha da gündeme gelmez” dedi.

  • Ulcay’dan meslektaşına ‘Öğrencilerinizi Avrupa’ya kaptırmayın’ uyarısı

    Uludağ Üniversitesi (UÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Kosovalı meslektaşına yetişmiş beyinlerin Avrupa’ya kaptırılmaması uyarısında bulunarak, “Öğrenciyi doktorası da dâhil olmak üzere bizler okutuyoruz. Fakat memleketinde yeterli imkânı bulamayan gençler Avrupa’ya gidiyor. Eğitimimiz ve geleceğimiz için çok kötü bir durum. Buna bir an evvel son vermeliyiz” dedi.

    Prizren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. RameVataj ile Kosova Radyo ve Televizyon Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Elif Tokmak, UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ı ziyaret etti. Kosovalı heyetin UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’a gerçekleştirdiği işbirliği ziyaretine sanayici ve Kosova’nın Bursa Fahri Konsolosu Fahrettin Gülener de eşlik etti. Türk üniversitelerinin her zaman kardeş olarak gördükleri Kosova üniversiteleri ile ikili işbirliklerine hazır olduklarını vurgulayan UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Uludağ Üniversitesi’nde de çok sayıda Kosovalı öğrenciye eğitim verdiklerinin altını çizdi. Bursa’da eğitim alan Kosovalı öğrencilere öncelikle Türkçe öğrettiklerini hatırlatan Rektör Ulcay, “Gönül isterdi ki Türkiye’den Kosova’ya eğitim almak için giden öğrenciler oranın da dilini öğrensinler. Ancak ağırlıklı olarak İngilizce eğitim aldıkları için yerel dili öğrenmekte yetersiz kalınıyor. Bu aramızdaki yüzyıllardır süren gönül bağlarını geliştirmekten uzak bir yöntem. Fakat burada Türkçe öğrettiğimiz Kosovalı gençlerin memleketlerine döndükleri zaman birer kültür elçisi gibi çalıştıklarını duyduğumuz zaman da çok mutlu oluyoruz. Bu uygulamanın mutlaka ama mutlaka Kosova’da da hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

    Uludağ Üniversitesi’nde okuyan Balkan kökenli öğrencilerin tahsillerini bitirmelerinin ardından ülkelerine geri dönerek ülkelerinin üretimine ve gelişmesine katkı koymalarını arzu ettiklerinin altını çizen Ulcay, Türkiye’de eğitim gören Balkan kökenli öğrencilerin çalışmak için Avrupa ülkelerine gittiğini tespit ettiklerini kaydetti. YÖK heyeti ile birlikte ilgili bakanlıklarla yaptıkları toplantılarda bu konuyu gündeme getirdiklerini ve tedbir alınmasını arz ettiklerini aktaran Ulcay, “Ülkemizde okuyan öğrencilere burs veren ülke Türkiye olduğu için Türkiye’de kalmama şartı koyabiliriz, ancak sizin ülkenizde çalışma şartını biz koyamayız. Buradan mezun olan arkadaşlar geri döndüklerinde hangi görevlerde çalışırlarsa çalışsınlar ama sizin ülkenizde çalışsınlar istiyoruz. Böylece hem ülkenizin gelişmesine katkı koyacaklar, hem de ülkeler arasındaki kardeşliğin gelişmesine köprü görevi görecekler. Sizden beklentimiz bu öğrencileri yabancı ülkelere çalışmaya gitmeye özendirmemenizdir. Onları ülkenizde tutacak mekanizmalar ve uygulamalar geliştirmek zorundasınız. Bakanlarımız ile yaptığımız görüşmelerde bu konu üzerine çalışma yapmalarını arz ettik. Öğrenciyi doktorası da dâhil olmak üzere bizler okutuyoruz. Fakat memleketinde yeterli çalışma ortamı ve imkânı bulamayan gençler Avrupa’ya gidiyor. İlkokuldan başlayarak doktorasını bile kendi ülkesinde yapmış biri, Avrupa için bedava yetişmiş beyin demek. Eğitimimiz ve geleceğimiz için çok kötü bir durum. Buna bir an evvel son vermeliyiz. Ancak bizim böyle bir çalışmayı empoze etme hakkımız yok. Sadece fikir vermek adına bunu dile getirdik. Eğer sizler kendi ülkenizde öğrencilerinizin kalması ve ekonomik değer sağlamasını istiyorsanız, dışarıda okuyan öğrenciler için çıkaracağınız bir yasa ile ülkenizde belli bir süre çalışmalarını mecburi hale getirebilirsiniz” dedi.

    Rektör Ulcay’ın son derece haklı olduğunu kaydeden Prizren Üniversitesi Rektörü Rame Vataj da, kendilerinin de aynı kaygıları taşıdığını aktardı. Bu meselenin devletin ilgili makamlarına iletildiğini ve kanuni bir düzenleme yapılmasını beklediklerini söyleyen Prizren Rektörü Vataj, bunun yapılması halinde Kosova’nın kendi yetiştirdiği genç beyinler sayesinde kalkınmasının daha kolay hale geleceğinin altını çizdi.

  • Türk iş adamlarından Avrupa’ya demokrasi dersi

    15 Temmuz’da Avrupa’nın darbeye sessiz kalıp, destek olmadığına dikkat çeken Türk iş adamları yaptığı videolarla demokrasi dersi verdi.

    Fethullaçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz’da yaptıkları darbe girişiminde yaşanan acı olayların ardından, bir grup Türk iş adamı darbe karşıtı videolar hazırlattı. Avrupa’nın darbeye sessiz kalıp, destek olmamasına dikkat çeken iş adamları, hazırlattığı videolar ile tüm dünyaya ders verdi. Sosyal paylaşım sitesi olan Twitter’da #RespectDemocracy hastag’ı ile yayınlanan videolar kısa bir süre içerisinde Trend Topic (TT) oldu. Yayınlanan #RespectDemocracy hastag’ine, tüm Türkiye genelinde tutulan demokrasi nöbetinde meydanlardan ayrılmayan İzmirli fenomen Alaattin Çağıl’da destek verdi. Binlerce kişiye videoları ulaştırmanın gururunu yaşayan Türk iş adamları, yaklaşık 2 saat boyunca gündemden düşmedi.