Etiket: Avrupa

  • ‘Alemin Kıralı’na 890 bin lira ceza

    ‘Alemin Kıralı’ adlı dizide dayağın meşrulaştırıldığına, kadına şiddetin özendirildiğine ve cinsiyet ayrımcılığına dikkati çeken RTÜK, ATV ve ‘ATV Avrupa’ya 890 bin TL’lik ceza kesti.

     

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK), kamuoyunun büyük ilgiyle izlediği ‘Alemin Kralı’ adlı diziiçin, “cezanın kralı benim” dedi. RTÜK Uzmanları’nın hazırladığı raporda, dizinin her bölümünde Aslan Bey’in kayınvalidesi Asalet Hanım’la arasındaki çekişmelerin, kız kardeşi Nihale’ye eşi Kubat tarafından uygulanan psikolojik ve fiziksel şiddetin, Nihale’nin de öğrenilmiş çaresizliğinin komik bir biçimde ve argo bir dil kullanılarak anlatıldığı kaydedildi.
    Dizide, Kubat ve eşi Nihale karakterleri arasında, “lan, ulan, keriz, manyak, zilli” gibi argo bir dilin, sözel ve psikolojik şiddetin aracı olarak kulanıldığı ifade edilen raporda, Kubat ve Nihale arasındaki ‘sado-mazoşist’ ilişkinin zaman zaman Nihale’nin geliştirdiği komik stratejilerle kesintiye uğradığı, ancak Kubat’ın dayak atmaktan cinsel hazza benzer, hatta pornografik düzeyde bir zevk aldığı değerlendirmesi yapıldı.
    Raporda, “Kubat’ın sonu gelmez gibi görünen sadizminin hedefinde sadece karısı Nihale değil, zaman zaman sokakta karşılaştığı kadınlarda da fiili olarak olmasa da fikren yer almaktadır. Kadının kamusal alanda dekolte veya ‘açık’ kıyafet giyerek, erkekler tarafından sözle ve davranışla rahatsız edilmeye meydan hazırladığını savunan mite gönderme yapılarak, Kubat’ın sokakta rastladığı ‘açık’ giyinen kadınlara yönelik şiddet arzusunun komik bir biçimde verildiği görülmüştür” denildi.

     

    ‘Argo bir dil var’
    Dizide kadına karşı şiddet içeren görüntülere sıklıkla yer verilerek dayağın meşrulaştırıldığı ve argo bir dilin kullanıldığına vurgu yapılan raporda, özellikle kadına yönelik şiddete karşıTürkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ayrıntılı şekilde vurgu yapıldı.
    Üst Kurul, mevzuatın; “dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez” ve “toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar” hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle Alemin Kıralı dizisini yayınlayan ATVkuruluşuna Avrupa’daki yayınları da dikkate alınarak toplam 890 bin TL’lik ceza kesti.

  • Gelecek Türkler’in

    Türkiye’nin gelecek için en büyük şansı genç nüfusu. Genç Türk nüfusu teknoloji alanında gerekli iş gücünü sağlayabileceği için Avrupa’nın önüne geçecekTürkiye demokrasi başarısıyla İslam dünyasında rol model olacak. Türkiye’nin 2023’e kadar siyasi alanda elde edeceği en büyük fırsatlardan biri bu olacak.

     

    Maya takvimine göre kıyametin kopacağı iddia edilen 21 Aralık herhangi bir felaket yaşanmadan geride kaldı. Gelecekte neler olacağına bilimsel açıklamalar getirmeyi amaçlayan “fütüroloji” bilimi giderek yaygınlaşıyor. Eski çağlardan kalan kehanetlere dayanmak yerine gelecekte dünyayı neler beklediğini fütüristlere sorduk. Ünlü ABD’li fütürist Ramez Naam ve Türkiye Fütüristler Derneği Başkanı Murat Şahin, atlatılan ‘kıyamet’ sonrasında Türkiye ve dünyayı bekleyen geleceği Milliyet’e anlattı.

     

    2023 TAHMİNLERİ
    Mısır asıllı ABD’li teknoloji uzmanı Ramez Naam Türkiye ve Dünya’nın 2023 yılında geleceği noktaya ilişkin tahminlerde bulundu. 13 yıl boyunca Microsoft için çalışan bilgisayar uzmanı, Los Angeles Times gazetesi tarafından gelecek bilimi üzerine müthiş bir araştırma olarak tanımlanan “More than human: Embracing the promise of biological enhancement” adlı kitabın da yazarı.
    Naam, Türkiye’nin 2023 yılında birçok alanda çok daha başarılı olacağını belirtti. Naam, Türk halkının en büyük şansının genç nüfus olduğunu söylüyor. Naam’a göre geleceğin en önemli iş kolu bugün olduğu gibi teknoloji olarak kalacak. Türkiye’nin büyümeye devam eden genç nüfusu ise teknoloji alanında gerekli iş gücünü sağlayabileceği için Avrupa’nın azalan genç nüfusunun önüne geçecek. Naam’ın 2023 yılına ilişkin siyasi alandaki tahmini, “Türkiye demokrasi başarısıyla İslam dünyasında bir rol modeli olacak. Türkiye’nin 2023 yılına kadar siyasi alanda elde edeceği en büyük fırsatlardan biri bu olacak” oluyor.

     

    TEKNOLOJİ PATLAMASI
    2023 yılında dünyada yaşanacak değişimlerden de bahseden Naam teknoloji alanındaki en büyük yeniliğin ‘güç’ üzerine olacağını söyledi. Naam’a göre telefon, bilgisayar ve tabletler 100 kat daha güçlü olacak. Siyasi alandaki en büyük değişim ise Asya’da, özellikle Çin’de yaşanacak.Hindistan ve diğer Asya ülkelerinin de siyasi ve ekonomik alanlarda güçleneceğini göreceğiz. ABD’nin askeri süper güç olarak kalmaya devam edeceğini söyleyen Naam, ülkenin ekonomik süper güç olma alanında yalnız kalmayacağını belirtiyor.
    Naam kötü haberi Avrupa’ya veriyor. Kıtada ekonomik durgunluğun artmaya devam edeceği konusunda uyarıyor. Gelecek bilimi uzmanına göre Avrupa yıllar geçtikçe küresel ekonomiden daha az pay alacak. 1970 yılında dünya ekonomisinin yüzde 35’ine sahip olan Avrupa bugünsadece yüzde 25’ine sahip. 2023 yılında bu oran yüzde 20’ye düşecek. Sonuç olarak dünya ekonomisine hükmeden ABD ve Avrupa yerine ABD ve Asya ülkeleri olarak değişecek.

     

    PETROL YİNE GÖZDE
    Naam 2023 yılına kadar dünyanın fosil yakıtlardan uzak durmaya çalışmaya devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Yeni enerji kaynaklarına yönelinmesi gerektiğini söyleyen Naam, “Yine de petrol üretimi 2023 yılında bugüne göre biraz daha fazla olacak. Ama petrole talep üretilenden daha fazla olacak gibi gözüküyor” diye devam ediyor.
    Küresel ısınmanın artarak devam edeceği konusunda uyaran Naam yeşil enerji kaynaklarına yönelinmemesi durumunda dünyayı çevresel açıdan kötü bir geleceğin beklediğine dikkat çekiyor. Gelecek yüzyılla ilgili tahminlerde de bulunan Naam, “İnsan genetiğiyle ilgili bütün sırlar, beyindeki bağlantılar, neden yaşlandığımız ve daha fazlası çözülmüş olacak. Tüm bunları anlamak da değişiklikler yapabilmemize fırsat tanıyacak. Yani yaşlılıkla savaşıp, insanoğlunu daha zeki ve bilge hale getirebileceğiz. Nasıl göründüğümüz ve nasıl hissettiğimizi isteğimize göre değiştirebileceğiz” diyor.
     

    Büyük tehdit: Çöp!
    Türkiye Fütüristler Derneği’nin Başkanı Murat Şahin (41) Milliyet’e Türkiye’nin ve dünyanın yakın geleceği hakkındaki tahminlerini şöyle anlattı:
    “Türkiye 2023’e önemli hedeflerle gidiyor ancak daha büyük hedefler gerekli. Şu anda yaklaşık 120 milyon kişi uçakla seyahat ediyor. 2023’te hedefimiz 350 milyon. Bu 350 milyonu benzersiz şekilde seyahat ettirmenin yolarını bulabilmeliyiz. Sağlık konusunda hep ‘hastalığa çözüm’ üreten hedeflerimiz var oysa hedef hastalığı ortadan kaldırmak olmalı. Her pencerede bir saksı, her balkonda bir güneş veya rüzgar paneli ile elektrik üretimi gibi yepyeni bir çevre anlayışına ihtiyacımız var. Cumhuriyetin 100. Yılı için dünya çapında saygın 100 bilim insanı yetiştirmek gelecek 100 yıl için bizi daha yukarı taşıyacaktır. 2023’te 50 milyar cihazın birbiri ile konuşacağı, yılda 25 bin kişinin uzaya turist olarak gideceği, değişen mülkiyet anlayışı nedeniyle kullanıp sıkıldığımız eşyaları değiştirebileceğimiz dükkanların olacağı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Üç boyutlu yazıcılar sayesinde yiyecekleri bile bilgisayar ortamında üretmek mümkün olacak. Ay ışığından enerji üretilecek, kadın girişimci sayısı en az 2 kat artacak, çöpün uluslararası tehdit konusu olacak ve kredi kartı ile nakit para tarihe karışacak. Ödemeler hava yolu milleri, market puanları, gsm dakikaları ile yapılabilecek.”

     

     

     

    ODTÜ’de de okutuluyor
    Ansiklopedilere 1940’lı yılların başında girmeye başlayan Fütüroloji (Gelecek Bilimi) terimi dünyanın önde gelen üniversitelerinde olduğu gibi Türkiye’de de bu yıl ders olarak okutulmaya başlandı. ODTÜ Enformatik Enstitüsü lisansüstü öğrencileri 20122013 ders yılında “Future Studies” adlı dersi alma hakkına sahip oldu. Gelecek bilimlerine giriş, bir bilim olarak fütürizm, değişim; değişimin belirlenmesi ve izlenmesi, kurumsal değişim planlaması, sosyal değişim, gelecekte sağlık ve liderlik gibi konuların işleneceği “Future Studies” programının liderliği ise Fütüristler Derneği üyesi Doktor Cenk Tezcan tarafından gerçekleştiriliyor. Bilim dalı Kadir Has Üniversitesi’nde de sertifika programı başlığı altında Fütürizm Okulu olarak harekete geçti. ABD’de bulunan Houston Üniversitesi’nde okutulan, Finlandiya Parlamentosu’nda bu konuda çalışan sürekli bir komisyon bulunan gelecek bilimi Türkiye’de aktif olarak 2005 yılında kurulan Fütüristler Derneği tarafından inceleniyor.

     

     

     

    1909’dan beri var
    İlk kez 1909 yılında, İtalyan şair Tomasso Marinetti’nin 1909 Fütürist Manifestosu ile duyulan gelecek bilimi konusu teknoloji ve gelecek konularına vurgu yapan modernist bir sanat hareketi olarak ortaya çıkmıştı. Dünyaya yayılması 1966 yılında Washington DC’de kurulan World Future Society (WFS) adlı kuruluş sayesinde olan bilim dalı, Fütüristler Derneği’nin tanımıyla ideal gelecek kurma arayışını sembolize ediyor. Bilim çerçevesinde günümüzdeki veriler dikkate alınarak insanlığın geleceğine dair tahminler yapılmaya çalışılıyor. MİLLİYET

  • ‘Başbuğ’un ‘9 Işık’ı MHP’ye karşı koz oldu

    ‘Başbuğ’un ‘9 Işık’ı MHP’ye karşı koz oldu

    Ak Parti, MHP’nin başkanlık sistemine muhalefetini Alparslan Türkeş’in ‘9 Işık’ kitabında sistemi savunduğu sözleriyle bastırmak için broşür hazırlıyor.

     

    AK Parti yönetimi, MHP’nin eski Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’in, 9 Işık kitabındaki başkanlık sistemi ile ilgili sözleriyle bir broşür hazırlayarak, MHP’nın başkanlık sistemine karşı muhalefetini bastırmaya hazırlanıyor. Broşur MHP tabanına dağıtılacak.

     

    ‘Liderlerini anlamamışlar’
    AK Parti öncelikle başkanlık sistemine karşı çıkan MHP yönetimini MHP tabanına şikayet edecek. Ak Parti, Türkeş’in başta “9 Işık” isimli kitabında olmak üzere başkanlık sistemini savunan yazıları ile sözlerini toplamaya başladı. Bu sözleri bir broşürde toplamayı planlayan AK Parti, MHP tabanından yönetime baskı yapmasını isteyecek.
    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başkanlık sistemi ile ilgili “Başbakan Erdoğan, seçilmiş sultan olmasını beklemekte ve bunun için gayret göstermektedir” sözlerine sert tepki gösterdi.
    Bozdağ, “Devlet Bahçeli, merhum Alparslan Türkeş’in yolundan, izinden gittiğini söylüyor. MHP’liler de öyle söylüyor. Ama belli ki 9 ışığı gerektiği gibi okumamış. MHP’nin ve MHP’li olan herkesin tartışmadığı ve tartışmaktan kaçındığı, merhum Alparslan Türkeş de kendi Türk milleti için Türkiye için en doğru sistemin, tek icranın olduğu, tek meclisin olduğu başkanlık sistemi olduğunu kendi ifade etmiş” dedi. Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:
    “Merhum Alparslan Türkeş sultanlık mı istiyordu? Türkiye’yi bölecek başkanlık sistemini mi istiyordu? 9 ışıkta yazan bu bilgiler, merhum Alparslan Türkeş’in kaleminden çıktığına inandıkları bu bilgiler doğru mu değil mi? Türkeş de mi Türkiye’nin bölünmesini, parçalanmasını istiyordu. Türkeş de mi Türkiye’nin sultanlıkla yönetilmesini istiyordu. Ama maalesef bugünkü MHP’nin 9 ışıktan ışık almadığı, başka yerlerden ışık aldığı çok açık bir şekilde gözüküyor.”

     

     

    TEK BAŞKANI SAVUNMUŞTU

    AK Parti’nin broşür yaparak kamuoyuyla paylaşmak için derlemeye başladığı Alparslan Türkeş’in ‘9 Işık’ kitabındaki sözlerinden bazıları şöyle: “Güçlü kuvvetli devlet, şahsiyetli, dirayetli devlet başkanlarıyla kaimdir. Bunun için biz başkanlık sistemini getireceğiz.Avrupa krallık rejimlerinin bir kalıntısı olan senato kaldırılacaktır. Tek yapılı bir milli meclis, sadece milli olmakla kalmayacak, her sosyal dilimin meselelerini çözebilecek, bir sosyal dilimin diğerine hakim olmadığı bir meclise doğacaktır. Milliyetçi Hareket tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdırÖ Bunun için Türk tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz. İcrayı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz. Milliyetçi Türkiye’de demokratik milli cumhuriyet ilkesi içinde ‘başkan’, Türk milletinin yürütme organının tek başı olacaktır.”

  • O alçak, Tekmanlı çıktı

    O alçak, Tekmanlı çıktı

    Muş Varto İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne 8 Temmuz 2010 tarihinde düzenlenen ve 4 polis memurunun yaralanmasına neden olan saldırıda yer alan teröristlerden biri yurt dışına kaçmak isterken sınırda yakalandı.

     

    “HİÇ DE PİŞMAN DEĞİLİM!”

     

    Erzurum’un Tekman ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu belirlenen ve üzerinden Almanya kimliği çıkan ‘Doktor Baran’ kod adlı C.S. yasa dışı yollardan Bulgaristan’a geçmeye çalışırken gözaltına alındı.Türkiye’nin Bulgaristan sınırına yakın Budakdoğanca köyüne gelen terörist, hudut askeri devriyeleri tarafından yakalandıktan sonra Edirne İl Jandarma Komutanlığı’na teslim edildi.

    Yapılan kimlik sorgusunda C.S.’nin, Varto Sulh Ceza Mahkemesi tarafından ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya örgüte katılmak’, Diyabakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘Silahlı terör örgütü’ne üye olmak’ suçlarından arandığı tespit edildi.

     

    Jandarmada verdiği ifadeye göre, terör örgütü üyelerine yataklık yapmak suçundan yattığı cezaevinden çıktıktan sonra sahte kimlikle Avrupa’ya kaçan C.S., çeşitli ülkelerde propaganda ve ideolojik eğitim aldı, daha sonra Kuzey Irak’a geçti. 2009 yılına kadar Kandil’deki terör örgütü kamplarında silahlı eğitim gören C.S. Türkiye’nin Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine geçti. Burada Varto İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne düzenlenen silahlı saldırının yanı sırada, Bingöl’ün Karlıva ilçesindeki HES şantiyesinin basılması, şantiyenin yakılması ve 4 işçinin kaçırılması, ilçeye bağlı Elmadüzü köyünden A.T. isimli şahsın kaçırılması, 2 Ekim 2011 tarihinde Bingöl Havaalanıinşaatının basılması, 4 işçinin tehdit edilerek propagandaya maruz bırakılması, şantiye idare binası ile bir aracın ateşe verilmesi olaylarında yer alan C.S. bölgeden ayrılarak İstanbul‘a geldi. Burada insan kaçakçılarıyla para karşılığı anlaşan C.S. Avrupa ülkelerine geçmeye çalışırken askerler tarafından yakalandı.

     

    Jandarmadaki sorgusu tamamlanan şahıs, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Edirne Devlet Hastanesi Selimiye Ünitesi’ne getirildi. Hastane çıkışında gazetecilerin sorularına karşı “Vicdanım sızlamadı, hiç de pişman değilim.” cevabını veren C.K. adliyeye sevk edildi.