Etiket: Avrasya

  • Avrasya tünel çıkışında feci kaza, 1 ölü

    Fatih’te Avrasya Tüneli çıkışında karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir yaya, yoldan geçen araçların çarpması sonucu feci şekilde can verdi.

    Kaza saat 02.30 sıralarında Yenikapı Sahil yolunda Avrasya Tüneli çıkışında meydana geldi. Plakası tespit edilemeyen bir araç, yol ortasındaki engellere rağmen karşıdan karşıya geçmeye çalışan 30 yaşlarında bir erkek şahsa çarptı. Şahsın üzerinden çok sayıda araç geçerken, şahıs olay yerinde feci bir şekilde can verdi.

    Kaza nedeniyle sahil yolunda Bakırköy istikametine trafik bir süre aksadı. Yaşanan olayın ardından kaza mahalline gelen polis, kazaya karışan araçları tespit etmek için çalışma yaptı. Bu sırada olay yeri inceleme ekipleri de detaylı bir çalışma gerçekleştirdi. Şahsın üzerinde yapılan incelemelerde üzerinden kimlik çıkmazken, şahsın cesedi ambulansla Adli Tıp Morgu’na kaldırıldı. Polis yayaya çarpan ilk aracı tespit etmek ve yayanın kimliğini belirlemek için çalışmalarını sürdürüyor.

  • Avrasya Tüneli’nin açılması trafiği rahatlattı

    Yandex Navigasyon analizine göre Avrasya Tüneli’nin açılması trafiği rahatlattı, ek şerit uygulamasının kaldırılması ise ek şerit ayrılan yolda trafiği sıfırladı.

    Yeni projelerin ve yollardaki değişimlerin trafiğe olan etkisini ölçmek için yapılan analiz sonuçlarını açıklandı. Yandex Navigasyon’un Mart 2016 ile Mart 2017 dönemlerini karşılaştıran analizine göre Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün olumlu etkisinin ardından Avrasya Tüneli’nin de açılması trafiği önemli ölçüde rahatlattı. Bir başka önemli değişim de köprülerdeki ek şerit uygulamasının kaldırılmasıyla yaşandı. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde Avrupa yönünde karşı yön için ek şerit açılmayınca sabah 07.00 – 10.00 saatleri arasındaki bekleme süresi 16-17 dakikadan 2 dakikaya kadar düştü. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde Avrupa-Anadolu yönünde sabah trafiği ek şerit açılmadığı için 20 dakikadan ‘sıfır’ seviyesine kadar geriledi.

    15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde bekleme süresi azaldı

    Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası yönünde 15 Temmuz Şehitler Köprüsü istikametinde 2016’ya kıyasla 2017’de sabah saatlerinde büyük bir rahatlama gözlemlendi. Avrasya Tüneli’nin 20 Aralık 2016 tarihinde açılmasının ardından trafik düzenli olarak azaldı. Öte yandan karşı yön için yapılan ek şerit uygulaması Şubat 2017’de kaldırıldıktan sonra sabah 07.00 – 10.00 saatleri arasında trafikte bekleme süresi 16-17 dakikadan 2 dakikaya kadar düştü. Sabah saatlerinde yaşanan bu durumun aksine akşam saatlerinde ise 2016’ya göre bir değişiklik olmadığı ancak ek şerit açılmadığında oluşabilecek trafik yükünü Avrasya Tüneli’nin aldığı görüldü. Anadolu-Avrupa yönünde Altunizade 15 Temmuz Şehitler Köprüsü bağlantı yolunda trafikte bekleme süresi sabah saatlerinde 25 dakika kadar artarken, akşam saatlerinde ise 20 dakika azalma gösterdi. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü Avrupa-Anadolu yönünde ise 2016’nın Mart ayı ile 2017’nin Mart ayı arasında büyük bir fark ortaya çıktı. Avrupa-Anadolu yönündeki trafikte bekleme süresinde sabah saatlerinde 30, akşam saatlerinde 35 dakikalık bir azalma gözlemlendi.

    Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde ‘sıfır’ trafik

    Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde ise Avrupa-Anadolu yönünde sabah trafiği ek şerit açılmadığı için 20 dakikadan ‘sıfır’ denebilecek seviyeye kadar düştü. Kamyon trafiği Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne verildiği için gün içinde de aynı azalma devam ederken, akşam trafiğinde ek şerit uygulaması kaldırılmasına rağmen daha fazla artış yaşanmadı ve geçen yıla göre bir değişiklik olmadı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde sabah saatlerinde Anadolu-Avrupa geçişlerinde ise bir yoğunluk artışı görünürken, akşam iş çıkışı saatlerine bakıldığında önemli bir rahatlama olduğu kaydedildi. 2016’da akşam saatlerinde bekleme süresi 30 dakikalarda iken 2017’de 5 dakikaya kadar düştü. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü öğle saatlerinde kullanan sürücüler ise herhangi bir trafik yoğunluğuyla karşılaşmadan rahatça rotalarında ilerledi.

    Bakırköy Kennedy Sahil Caddesi’nde yoğunluk sonlandı

    Yandex Navigasyon’un analizine göre Avrasya Tüneli’nin olumlu etkilediği bölgelerden biri de Bakırköy’deki Kennedy Sahil Caddesi oldu. Avrasya Tüneli’nin devreye girdiği 2016 sonundan itibaren Kennedy Sahil Caddesi’nde sabah 08.00 civarında trafik tamamen ortadan kalkarken, akşam saat 17.00’de de trafik yoğunluğu sürücüleri sevindirecek noktaya ulaştı. 2016’da sabah 8.00 civarında trafikte 25 dakikayı bulan ve sürücüleri bunaltan bekleme süresi, 2017’nin Mart ayında tamamen yok oldu. Kennedy Sahil Caddesi’nde sürücüler 2016’da akşam saatlerinde ise 30 dakikadan fazla trafik çilesi çekiyordu. Mart 2017’de ise Avrasya Tüneli’nden devreye girmesiyle trafik ortadan kalktı ve hayat kolaylaştı.

    Avrupa Otoyolu – TEM yönünde 3. köprü bağlantısının açılmasıyla büyük rahatlama yaşandığı gözlemlenirken, öğle trafiğinde 2016’nın Mart dönemine göre 20 dakikalık bir düşüş kaydedildi. TEM Sancaktepe – Ataşehir yönünde ise sabah saatlerinde 10, öğle saatlerinde 20 dakikalık bir rahatlama yaşandı. Bölge trafiğindeki bu rahatlama, 3. köprü bağlantı yolunun açılmasının ardından kendini gösterdi.

    Trafiğin arttığı bölgeler

    Avrasya Tüneli’nin hizmete girmesinden sonra kritik noktalarda trafik azalırken, 2017 itibarıyla Anadolu Yakası’nda saat 14.00’ten sonra yoğunluğun arttığı gözlemlendi. İş çıkış saatinde ise trafikte bekleme süresi 15 dakika kadar arttı. Anadolu-Avrupa yönünde 1. köprüye doğru E5 üzerinde bekleme süresi sabah 08.00 civarında 11 dakikadan 15 dakikaya çıktı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılmasıyla beraber Mahmutbey Gişeler’de Avrupa-Anadolu yönündeki yoğunluk ise azalmadan devam etti. Mart 2017’de sabah saatlerinde bekleme süresi 25 dakikaya, akşam iş çıkışı saatlerinde ise 10 dakikadan 40 dakikaya çıktı.

  • 8. Uluslararası Avrasya Dünya Miras Şehirleri Konferansı başladı

    8. Uluslararası Avrasya Dünya Miras Şehirleri Konferansı Safranbolu’da başladı. Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu Genel Sekreteri Denis Ricard, “Bir noktada dünya miras şehirleri listesine alınma sebebi kaybolmuyor ama dünyevi bir kültür geliyor. Çok ihtiyatlı olmalıyız” dedi.

    Safranbolu Kaymakamlığı ve Safranbolu Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen “8. Uluslararası Avrasya Dünya Miras Şehirleri Konferansı” yerli ve yabancı misafirlerin katıldığı törenle başladı. Bir otelde düzenlenen konferansa, Vali Mehmet Aktaş, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Safranbolu Kaymakamı Murat Bulacak, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu Genel Sekreteri Denis Ricard, Dünya Miras Şehirleri Avrasya Koordinatörü ve Yerel Yönetimler Genel Sekreteri Rasikh Sagitov, Rusya’nın Kazan Belediye Başkanı İlsur Metsin, Tataristan’ın Bolgar Belediye Başkanı Kamil Nugaev ile yerli ve yabancı katılımcılar katıldı.

    Konferansta konuşan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Safranbolu’nun Dünya Miras Şehirleri Organizasyonunun (OWHC) çok eski bir üyesi olduğunu söyleyerek, Safranbolu’da ve Türkiye’de korumacılık, kültürel değerlerin korunması ve gelecek uşaklara aktarılması konusunun giderek daha fazla önem kazandığını kaydetti.

    Ceylan, “Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere başbakanımız, hükümetimiz, hükümet üyelerimiz, Türkiye’de kültürel mirasın korunması, kollanması konusunda azami önemi ve desteği vermekteler. Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle, 3 ay önce de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak ’Şehircilik Şurası’nı gerçekleştirdik, bu anlamdaki bize talimatları çok önemliydi. Yeni bir şehircilik anlayışını ülkemizde hakim kılmak, yaygınlaştırmak adına onun talimatları, yönlendirmeleri çok önemliydi. Artık giderek bütün şehirlerde, belediye başkanlıklarında kültürel değerlerimize sahip çıkma, onları korumak, kollamak, restorasyonlarını gerçekleştirmek ve gelecek kuşaklara aktarma konusunda çok önemli bir bilinç oluştu” dedi.

    Özellikle taşınmaz kültür varlıklarının korunup restore edilmesi konusunda başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere diğer kurumların vatandaşa destek vererek teşvik ettiğini aktaran Ceylan, şunları söyledi:

    “Bizim de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak yeni şehirleşme politikamız kimlikli ve kişilikli şehirleri inşa etmektir. Kimlikli şehirlerden kastımız; yöresel tarihi mirasa, yöresel kültüre sahip olan, kültürel değerleri içinde barındıran, kültürel değerleri geçmişten gelen değerlerini de koruyan bir mimari anlayışla şehirleri inşa etmek üzerine kimlikli ve kişilikli şehirleri inşa etme projemiz söz konusudur. O anlamda ülkemizde bu olguyu gerçekleştirmek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak elimizden gelen desteği, gayreti göstermekteyiz.”

    “Safranbolu çocukları süreci dahil etme adına öncü bir role sahip”

    Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu Genel Sekreteri Denis Ricard, konferansta ele alınan miras, çocuklar ve turizm konularının Dünya Miras Şehirleri Organizasyon Örgütü için ayrı anlamı olduğunu söyledi.

    Bugünkü küresel örgüt haline gelen OWHC’NİN birçok örgütle işbirliği yaptığını kaydeden Ricard, “8 bölgesel sekretaryası olan küresel bir organizasyonuz. Yaklaşık 300 şehre ulaştık ve gün ve gün büyüyoruz. UNESCO tarafından dünya mirası olarak tanınan 300 şehir OWHC’nin üyesi. Mirasın özelliği nedir? Biz onu geçmişten alırız geleceğe de gider. Bu bizim ve herkesin sorumluluğu. Çocuklarında bilinçli olması gerekiyor. Mirasa dair bilinç uyandırmalıyız. Safranbolu’nun güzelliği bütün bu evler geçmişten gelenler burada doğan bir çocuk ve sürekli burada yaşadığı için normal sıradan bir yer gibi görüyor. Çocuğa, bunun eşsiz ve buradan başka bir yerde olmadığını dünyanın bir ağı olduğunu öğretmezsek nasıl umursamasını ve korumasını bekleyebiliriz. Küçük çocuklar arasında farkındalık oluşturmak çok gerekli bir şey. Safranbolu uzun yıllardır çok büyük bir adanmışlıkla çocuklara yönelik çalışma yapıyor. Çocukları süreci dahil etme adına öncü bir role sahip. Dünya Miras Şehirleri Organizasyonun da artı etkinlikleri de var. Bir çocuğun kendi okulunda kendi şehrinin miras değerini keşfedip sonra başka bir dünya şehri olduğunun farkına varıyor” ifadelerini kaydetti.

    “Ne kadar çok turist gelirse o kadar büyük bir tehlike var aslında””

    “Turizm elbette çok olumlu bir şey ve tek bir belediye başkanı yoktur ki, şehrine gelen turist sayısını azaltsın” diyen Denis Ricard, “Turizm para demektir ama bazen maalesef turizm ‘Yaban turizm’ ise mirası yok edebilir. Bir şehir dünya mirası olarak anıldığında kültür şehir olduğu için bu listeye giriyor ve çok turist geliyor. Ne kadar çok turist gelirse o kadar büyük bir tehlike var aslında. Turist geldi mi restoranlar da geliyor ve yerel kültür ile alakası olmuyor. Dünya miras şehirlerinde şehir listeye alınıyor, turistler geliyor ve biranda pizzalar, hamburgerler geliyor. Bu yemeklere karşı değilim ama bir noktada dünya miras şehirleri listesi alınma sebebi kaybolmuyor ama dünyevi bir kültür geliyor. Çok ihtiyatlı olmalıyız. Turist sayısını azaltmak isteyecek tek bir belediye başkanı yoktur ama bunu kanalize etmeliyiz. Belirli bir perspektif bakıp bütün açılıları ile düşünmeliyiz, olumlu ve olumsuz mu diye karar vermeliyiz. Laos’ta bir şehir listeye alındıkları yıldan itibaren 5 yılda turist sayısı 8 kat arttı. Büyüme anlamında inanılmaz bir şey. Dünya mirası olarak kaydedildi ve turistler toplu bir şekilde akmaya başladı ve turistler gelince dünyanın her yerinden restoranlar gelince kendi kültürlerini kaybettiler. Burada fuhuş sorunu da çıktı. Çok ihtiyatlı olmamız gerekiyor. Örgüt olarak meşgul olduğumuz bir konu. 2 gün boyunca bu konulara değinilecek” dedi.

    Ricard, Safranbolu’da olmalarının, bu şehrin mirasına önem vermesinden kaynaklandığını da sözlerine ekleyerek konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:

    “Belediye başkanı bu şehirle çok ilgilendi. Safranbolu şehrine de yaptıklarından dolayı tebrik etmek gerekiyor. Bir çok sebepten ötürü takip edilmesi gereken bir model. Bu şehir gibi şehirler sayesinde bu hale geldi. Belediye Başkanı Necdet Aksoy, başkan yardımcısı olarak örgüte seçildi. Aksoy yalnızca bu şehrin gelişimini değil, bu örgütün gelişiminde de çok büyük rol oynadı. Kendi değerlerine ve halkalarına önem vermeleri, kendilerine kalan bu mirası korudukları için teşekkür ediyorum.”

    Belediye Başkanı Necdet Aksoy, Safranbolu’nun 1994 yılında dünya mirası olarak yerini aldığını söyleyerek, “Safranbolu korumacılığa 1960 yıllardan başlayıp, bugünlere kadar halkın bilinçli bir katılımı ile korunmakta. Bu şehri kanunlardan, zabıtandan çok Safranbolu hemşehrilerimiz korumuş ve bugüne kadar getirmiştir. Safranbolulular olarak bu miras şehirde yaşıyor olmak hem büyük bir mutluluk ve hem de ok büyük bir sorumluluk taşıdığımızı düşünüyoruz. Bu şehri atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan emanet aldığımızı düşünüyoruz ve bu şekliyle geleceğe taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.

    Vali Mehmet Aktaş ise, “Kültür ve tarihini korumada son derece bilinçli ve özverili davranan Safranbolu ilçemiz, emeklerinin karşılığını 1994 yılında UNESCO’ya üye olarak almıştır. UNESCO’ya dahil olması ile turizme de açılan ve tanınırlığı artan Safranbolu artık herkesin merak ettiği ve gezmek istediği bir yer haline gelmiştir. Bugün birçok konak ve otel ile konaklama hizmeti vermekte, ekoturizm ile de alternatif turizm olanakları için çalışma yapmaktadır. Yılda yaklaşık 600 bin yerli ve yabancı turisti ağırlıyoruz. Safranbolu artık kongre turizmine de girmiş ve uluslararası büyük toplantılar için cazip bir ev sahibi alternatifi haline gelmiştir. Bu süreçte emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Toplantımızın teması miras, çocuk ve turizm; yani Safranbolu’yu tanımlayan bir tema. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile aynı tarihte olması, mirasına sahip çıkan ve tarihini turizmi entegre ederek koruyan bir şehirde gerçekleşmesinin çok yerinde olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

    Protokol konuşmalarının ardından Safranbolu ile Tataristan’ın Bolgar şehri arasında kardeş şehir protokolü imzalandı. Hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından Vali Mehmet Aktaş ve protokol üyeleri Safranbolu ile kardeş şehir olan Tataristan’ın Bolgar ve Yelabuga şehirlerinde yaşayan çocuklar tarafından yapılan “Dünya Miras Şehirleri Çocukları Resim Sergisi” ile “Safranbolu Rehabilitasyon Merkezi Özel Eller Resim Sergisini” gezdi.

  • Kırgızistan’da Avrasya Ekonomik Birliği toplantısı yapıldı

    Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev başkanlığında, Avrasya Ekonomik Birliği toplantısı yapıldı.

    Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev başkanlığında bugün Avrasya Ekonomik Birliği toplantısı yapıldı. Toplantıya, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan ve Moldova Devlet Başkanı İgor Dodon da katıldı.

    Moldova, yapılan bu toplantıya gözlemci olarak katıldı.

  • 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek:

    20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne katılan Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir BM yönetim tarzı olduğuna dikkat çekerek, “Yeni bir BM kurulması lazım” dedi.

    Marmara Grubu Vakfı tarafından bu yıl 20’inci düzenlenen Avrasya Ekonomi Zirvesi bu yıl Wow İstanbul Otel Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. 44 ülkeden 200 devlet adamı, akademisyen, işadamı ve din adamının katılım gösterdiği zirve “İnsanlık bir Yol Ayrımında” başlığı altında toplandı.

    Zirveye katılan Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek Sürdürülebilir Kalkınma Ve Sosyal Adalet için Arz Talep Dengesinin Sağlanmasında Alternatif Finans Modellemesi: Barter” başlığında konuşma yaptı. Konuşmasında Avrupa ve Asya ülkelerini biraraya getirecek, ülkelerin ekonomik ihtiyaçlarına çözüm sağlayacak “Barter Ortak Pazarı” modeline işaret etti. Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, “25 yıldır, dünyada hızla gelişen alternatif ticaret ve finans modeli Barter Sistemi’ni daha yaygın kullanmayı Türkiye başta olmak üzere tüm ülkelere tavsiye ediyoruz. Avrasya’nın dünyanın ekonomi, ticaret ve finans merkezi haline gelmesi, bölge ülkelerinin ekonomik alanlarda kendi aralarında ve tüm dünya ülkeleriyle iş birliği yaparak barış, istikrar ve dengelerin muhafazası konularında ortak hareket etmesine bağlıdır. Bunun için ortak model de şüphesiz Barter Ortak Pazarı’dır” dedi.

    Dünyanın huzura ve istikrara barışa ihtiyaç duyduğu şu günlerde insanlığa katkı sağlayacak alternatiflere ihtiyaç duyduğunu ve şirket olarak buna katkı sağladıklarını belirtti. “İnsanlığın fakirlikten kurtulup saadete erişmesi gerekiyor” diyen Şimşek, “Refahın sağlanabilmesi çini ekonomik anlamda dağlımın eşit ve adil olması gerektiğini anlatıyoruz. Bu da arz talep dengesinin sağlanması ile mümkün. Her ülkeyi tek başına incelediğimizde her ülkenin kendine göre zenginlikleri var nemli olan bu zenginliklerin kendileri tarafından kullanılabilmesi. Ama maalesef sömürge altında oldukları için kendi zenginliklerini kullanamıyor halkına refahı sağlayamıyor ve kargaşa oluyor. Yine aynı aktörler kargaşayı düzenlemek için sözde hak ve özgürlükleri getirmek için oraları işgal ediyor. Maşa haline getiriyor en basit örneği Suriye. BM’nin yapısına baktığımız zaman İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir yönetim tarzı var. Tamamen belli başlı ülkelerin menfaati için kurgulanmış bir sistem. Yeni bir BM kurulması lazım. Önemli olana burada ekonomik olarak birbirini desteklemek lazım. Şimdi bakıyorsunuz, AB oluşumlara her ülke kendine özgü kanunlarını yaşayış tarzını benimsetmeye çalışıyor. Halbuki ona dokunmadan her ülkenin kendine özgü has gelenek ve görenekleri var. Hele Hele Türkiye’nin köklü bir geçmişi var ve Türkiye’nin kesinlikle artık AB kapısında beklemesinin anlamı yok. Zaten muhtemelen de referandum sonrasında AB devamında da bir referandum olacak. Halkın büyük çoğunluğunun istemediğini biliyoruz ” diye konuştu.