Etiket: Atso

  • ATSO Başkanı Davut Çetin’:

    Antalya’nın üç önemli sektörü olan tarımda, turizmde ve konut sektöründe aşırı büyümeden kaçınılması gerektiğini belirten ATSO Başkanı Davut Çetin, “Artık aynı ürünlerde arzı artırmaya son vermeli, yenilik ve markalaşmayı temel koşul olarak benimsemeliyiz. Aksi halde sürümden kazanmaya kalkmak Antalya gibi bir ilin nisbi olarak fakirleşmesine yol açmaktadır. Yüksek katma değerli tarım ürünü, turizm ürünü ve konut üretimi aynı zamanda yüksek gelirli göçü teşvik ederek Antalya’da refah artışı sağlayacaktır” dedi.

    TUİK tarafından açıklanan yeni ulusal gelir verilerine göre 2004-2014 döneminde Türkiye’de kişi başına gelirin yüzde 210 oranında artarak 8.536 TL’den 26.489 TL’ye yükselmesi, bu dönemde en yüksek artışın gerçekleştiği il yüzde 308 ile Siirt olurken, en düşük gelir artışı yüzde 154 oranıyla Antalya’da gerçekleşmiş olmasını değerlendiren ATSO Başkan Davut Çetin, markalaşmaya dikkat çekti.

    İstanbul’un bu dönemde yüzde 197 oranında artışla kişi başına gelirde 43.645 TL ile birinci sıradaki yerini korurken, Antalya’da kişi başı gelirin 11.695 TL’den 29.693 TL’ye yükseldiğini hatırlatan Çetin, Antalya’nın, kişi başına gelirde 2004 yılında İstanbul, Ankara, Kocaeli, Tekirdağ’dan sonra beşinci sıradayken , 2014 yılında Bilecik, İzmir, Bolu ve Bursa’nın da gerisine düşerek dokuzuncu sıraya gerilediğini kaydetti.

    Antalya’nın cari fiyatlar üzerinden ölçülen toplam gayri safi yurtiçi hasılası 2004 yılında 18 milyar TL iken, 2014 yılında 65 milyar TL’ye çıktığını, bu dönemde Türkiye GSYH’sı yüzde 54 oranında artarken, en yüksek artışı Siirt, Yalova, Osmaniye, Kocaeli yüzde 350-360 oranlarla gerçekleştirdiğini ifade eden Çetin , aynı dönemde Antalya GSYH’sının yüzde 247 oranında arttığını, 2004 yılında Antalya GSYH değerinde beşinci il iken, 2014 yılında altıncı sıraya gerilediği bilgisini paylaştı.

    “2010 sonrası tarım sektöründeki kayıp Antalya ekonomisinin hızını kesti”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Antalya ekonomisinin cari fiyatlarla büyüme performansını etkileyen en büyük etkenin, özellikle 2010 yılı sonrasında tarım ürünlerindeki fiyat düşüşleri olduğunu belirterek, “2004-2014 döneminde Türkiye tarımsal üretim değeri yüzde 148 oranında artarken, Antalya’da artış yüzde 115 oranında kalmıştır” dedi.

    Antalya’nın tarımsal üretim değeri 2010 yılında 6.5 milyar TL iken, 2014 yılında 4.8 milyar TL’ye indiğini ifade eden Başkan Davut Çetin, “Bu önemli kayıp, Antalya ekonomisinin büyümesini olumsuz etkilerken, tarım sektörünün ekonomideki payının da gerilemesine yol açmıştır. 2004-2014 döneminde Antalya yalnızca hizmetler sektöründe Türkiye ortalamasının üzerinde büyümüştür. Bunun sonucunda söz konusu dönemde tarım sektörü gelirinin Antalya GSYH içindeki payı yüzde 12’den yüzde 7.5’e gerilerken, hizmet sektörü payı yüzde 60’dan yüzde 65’e yükselmiştir. Sanayi, inşaat, madencilik sektörü payları ise yüzde 15’de kalmıştır. Bu verilerde, TUİK’in 2009 yılını temel yıl olarak aldığının, inşaat sektörünün ekonomideki payını yükselttiğinin de dikkate alınması gerekir. Cari fiyatlarla hesaplama reel üretim artışını göstermemektedir. Bu nedenle TUİK’in sabit fiyatlarla sektörel büyümeleri de il düzeyinde açıklaması gereklidir” diye konuştu.

    “Gelirdeki düşüş aynı zamanda nüfus artışı ve göçün sonucudur”

    2004-2014 döneminde Antalya ekonomisi yüzde 247 büyürken, kişi başı gelirin yüzde 154 oranında arttığını belirten ATSO Başkanı Davut Çetin, “Aradaki fark nüfus artışından kaynaklanmaktadır. Türkiye ekonomisinde GSYH yüzde 260, kişi başına gelir yüzde 210 artarken, Antalya’da farkın oldukça yüksek olması, Antalya’nın kişi başı gelir artışında sonuncu olması iç göç etkisine işaret etmektedir” dedi.

    Her fırsatta Antalya’nın üç önemli sektörü; tarımda, turizmde ve konut sektöründe aşırı büyümeden kaçınılması gerektiğini dile getirdiğini ifade eden Başkan Davut Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Artık aynı ürünlerde arzı artırmaya son vermeli, yenilik ve markalaşmayı temel koşul olarak benimsemeliyiz. Aksi halde sürümden kazanmaya kalkmak Antalya gibi bir ilin nisbi olarak fakirleşmesine yol açmaktadır. Yüksek katma değerli tarım ürünü, turizm ürünü ve konut üretimi aynı zamanda yüksek gelirli göçü teşvik ederek Antalya’da refah artışı sağlayacaktır. TUİK verilerinin 2014 yılıyla sınırlı kaldığına, 2015 ve 2016 yıllarının maalesef daha olumsuz olduğuna, 2016 yılında reel küçülme ve refah kaybı yaşadığımıza da dikkat çekmek zorundayım. Dolayısıyla, durumun ciddiyetini kavramak, turizm, tarım ve ticaretteki güncel sorunları aştıktan sonra kentimizde konut arzını ve sektörel gelişmeyi planlamak yönünde adımları ele almak zorundayız.”

  • ATSO Başkanı Çetin, Kasım ayı enflasyonunu değerlendirdi

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, kasım ayı enflasyon rakamlarını değerlendirerek, “Antalya Tarımının Kaybı, Tüketici Lehine Oldu, Ancak Kur Kaynaklı Maliyet Artışı Can Yakmaya Başladı” dedi.

    ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan Kasım ayı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkan Çetin açıklamasında şunları kaydetti;

    “2016 Kasım ayı enflasyonu, TÜFE’de sıcak havaların sebze-meyve fiyatlarını düşürmesi ve baz etkisiyle beklentilerin altında kaldı ve yüzde 0,52 olarak gerçekleşti. Buna karşılık Yurtiçi ÜFE’de kur artışının etkisi kendisini hızlı göstermiş ve üretici fiyatlarında aylık artış yüzde 2,0 olarak açıklanmıştır. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 7.0 olurken, yurt içi üretici fiyatları yüzde 6,41ile uzun zamandan sonra tüketici enflasyonuna yaklaşmıştır. Aylık olarak en yüksek artış gösteren ürünler çoğunlukla giyim ürünleri, LPG ve tüpgaz iken, en fazla düşüş gösteren ürünler yüzde 29,3 ile karnabahar, yüzde 24,7 ile limon ve yüzde 23,3 ile salatalık, yüzde 20,8 ile portakal, yüzde 15.8 ile domates olmuştur.”

    Alkol ve Sigara zamları

    Kasım ayında tüketici enflasyonu giyim grubu kaynaklı, içki ve sigara zamlarının henüz yansımadığını belirten Çetin, “Kasım ayında yüzde 0.52 TÜFE artışının yüzde 0.29’luk kısmı giyim, yüzde 0.14’lük kısmı ısıtma grubu kaynaklıdır. Alkollü içki ve sigarada vergi artışlarının etkisi henüz enflasyona yansımamıştır. Buna rağmen, yıllık enflasyon şampiyonu “alkollü içecekler ve tütün” ürünleridir. Kasım ayında gıda enflasyonu – (eksi) yüzde 0,67’dir. Sebze-meyve fiyatlarındaki düşüş et, yumurta, bakliyat fiyatlarındaki artışı örttü Aylık enflasyon gıda ve alkolsüz içeceklerde -(eksi) yüzde 0.58 iken, yalnızca gıda grubunda -(eksi) yüzde 0,67’ye ulaşmıştır. Kasım ayında Türkiye’nin sebze ve meyve ihracatı miktar olarak yüzde 28 arttığı halde, sıcak hava nedeniyle ürün bolluğu fiyat düşüşlerine neden olmuştur. Domates, salatalık, patlıcan gibi ürünlerde ihracat miktar ve değer olarak azalmaktadır. Sebze-meyve fiyatlarındaki sert düşüş, diğer gıda fiyatlarındaki artışa rağmen gıda enflasyonunu düşürmüştür. Bu durum, gıda enflasyonunda düşüşün geçici olduğunu göstermektedir” dedi.

    “Üretici fiyatlarında döviz kuru kaynaklı sıçrama dikkat çekici”

    Çetin şöyle devam etti: “Yİ-ÜFE, Kasım ayında kısmen baz etkisi kaynaklı olsa da özellikle demir-çelik gibi hammadde fiyatlarında kur kaynaklı artış nedeniyle hızlı bir yükselme kaydetmiştir. Kasım ayında yüzde 2 olan üretici fiyatları artışının yarısı metal fiyatlarından kaynaklanmıştır. Henüz petrol fiyatlarındaki artış üretici fiyatlarına yansımamıştır. Ekonomi yönetimi güven kaybı ve enflasyon risklerini ciddiye almalı; kredi faizleri zorlamayla değil, sübvansiyonla düşürülmelidir. Ekonomi yönetimi son dönemde döviz kuruyla ilgili çelişkili açıklamalar yaparak TL’ye güveni azaltmıştır. Düşük faiz-yüksek kur-yüksek enflasyon modeline geçiş amaçlansa bile TL’ye ve ekonomiye güveni azaltacak açıklamalardan kaçınılmalıdır. Kurda hızlı artış, belirsizliği artırmakta, alacak tahsilatını zorlaştırmakta ve özel sektörün finansman maliyetini yükseltmektedir. Ekonomi yönetiminde koordinasyonu güçlendirecek bir yapılanmaya gidilmelidir, açıklama yetkilisi belli olmalıdır. Reel sektöre dönük kredi faizlerinin zorlamayla düşürülmesi yerine, devlet sübvansiyonu ile düşürülmesi çok daha yararlı bir politika olacaktır. Böyle bir politika Merkez Bankası bağımsızlığını ve TL’ye güveni tekrar artıracak, faiz oranlarının para piyasası dengesini sağlamasına izin verecektir. Aksi halde maliyet enflasyonu nedeniyle kur artışının ekonomiye uzun vadede beklenen yararı olmayacaktır.”

    Batı Akdeniz’de enflasyon Türki’ye ortalamasının üzerinde

    Batı Akdeniz enflasyonunu da değerlendiren ATSO Başkanı Davut Çetin, “Bölgemizdeki TÜFE oranı, aylık yüzde 0,58, on bir aylık yüzde 7,23 ve yıllık bazda yüzde 7,42 olarak gerçekleşmiştir. TR61 Bölgesi (Antalya-Isparta-Burdur), 26 bölge arasında aylık enflasyonda 14.,on bir aylık enflasyonda 10., yıllık enflasyonda ise 12. sırada yer almıştır. Bölgesel enflasyonda kısa dönemli farklar uzun dönemde genellikle ortadan kalkmaktadır, uzun dönemde bölgesel enflasyon farkları kira ve hizmet sektörü fiyatlarına bağlı olarak değişmektedir” dedi.

  • ATSO Başkanı Çetin: “Turizm sektöründe 8 milyar dolar, tarım sektöründe 1,5 milyar TL kayıp var”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, ekonomide çalkantılı günler yaşandığını söyledi. Çetin, “2016 yılında turizm sektöründe 8 milyar dolar, tarım sektöründe 1,5 milyar TL kayıp var” diye konuştu.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (KONYSİAD) Atik’te düzenlediği toplantının konuğu oldu. 25 Ekim günü yaşanan patlama nedeniyle, şoku yaşayan, büyük risk atlatanlara geçmiş olsun dilekleri ile konuşmasına başlayan Çetin, “Odamızın vakur duruşu için hepinize teşekkürlerimi sunmak istiyorum.Başta sizler ve personelimiz olmak üzere herkes büyük bir sorumluluk gösterdi. O şoka rağmen Odamız öğleden sonra meclis toplantısını yaptı, ertesi gün de normal çalışmasına devam etti ve hizmetlerimizde aksama olmadı. Yaralanan, mucize eseri kurtulan, otomobilini kaybeden, naylonla örtülü bürolarda çalışmalarına devam eden bütün arkadaşlarıma tekrar tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

    “Ekonomide çalkantılı günler yaşanıyor “

    Konuşmasında Şubat ayında bir anket yaptıklarını hatırlatan Çetin, Amerika’da Trump’un başkan seçilmesiyle birlikte enflasyon ve faiz artışı beklentisinin yükseldiğini, Avrupa’nın önemli ülkelerinde ise seçim belirsizliği dönemi başladığını kaydetti. Türkiye’de ise ihracatta ve sanayi üretimindeki düşüşün, negatif büyüme korkusuna sebep olduğunu söyleyen Çetin, turizm gelirindeki düşüşün 8 milyar doları bulduğunu, siyasi gelişmeler ve Avrupa Birliği ile ilişkiler de tedirginliği artırdığını ve son haftalarda dünyada en çok değer kaybeden paralar arasında Türk Lirasının başa güreştiğini kaydetti.

    Dövizde bu kadar sert yükselişin ekonomide durgunluğu ve tahsilat sorununu artırdığını, ayrıca ihracatın da çok artmadığı için Türkiye’yi fakirleştirdiğini ileri süren Çetin “Bu gidişat böyle devam ederse 2017 sonunda kişi başı milli gelirimiz 8 bin 700 dolar olur. Maalesef böyle bir dönemde ekonomi yönetiminde koordinasyon sorunu olduğunu görüyoruz. Ekonomiyle ilgili 6-7 Bakanımız ve ayrıca danışmanlar ayrı ayrı demeçler veriyorlar. Sayın Başbakan Koordinasyon Kurulunu topladı ve Merkez Bankası tedbirler alacak diye açıklama yaptı. Fakat ardından Ekonomi Bakanımız, müdahaleye gerek yok diyerek farklı bir biçimde konuştu. Sayın Mehmet Şimşek tweet atarak herkesi uyarmaya başladı. Koordinasyon kurulunun tekrar toplanacağı açıklandı, son anda iptal edildi. Son açıklamalar güvensizliği iyice artırdı. Bir ülkenin Merkez Bankasına güven duyulmazsa parasına da güven olmaz. Güven kavramı, hem ekonomi için hem de günlük hayatımız için son derece önemlidir. Tüketici güven endeksi ve reel sektörün beklentilerini yansıtan ekonomik güven endeksi 15 Temmuz sonrası biraz toparlanmıştı, ancak Kasım ayında tekrar düşüşe geçti. Ekonomide ciddi bir güven sorunu olduğu açıktır. Ancak buna rağmen Türkiye başka konularla uğraşıyor.” diye konuştu.

    “2016 , Antalya için kötü bir yıl oldu”

    “Antalya olarak 2016 yılını kötü bir yıl olarak uğurlayacağız” diye konuşan Davut Çetin, konuşmasına şöyle devam etti;

    “2016’yı, geçen yıla göre 4.5 milyon düzeyinde turist kaybıyla tamamlıyoruz. Son bir yılda ÖTV tahsilatımız yüzde 12 azaldı. Daha açık söylemek gerekirse; Türkiye’de ÖTV tahsilatı yüzde 12 artarken, Antalya’da yüzde 12 azaldı. Ekim ayında karşılıksız çek tutarının toplama oranı yüzde 8.2’ye çıktı. Bu oran Türkiye ortalamasının iki katı. KDV’de tahakkuk-tahsilat oranımız yüzde 30. Bu, aynı zamanda alacak tahsilatındaki durumumuzu da gösteriyor. Alacak tahsilat oranımız yüzde 25-30 arasına düştü. Domates ihracatında geçen yıla göre 110 milyon dolar düşüş yaşadık. Bu yıl 10 ayda Antalya tarımında enflasyon oranı eksi yüzde 10’dur. Ürünün bol olduğu Nisan ve Mayıs ayında ortalama fiyat düşüşü yüzde 40 oldu. Böylece tarım sektörümüzde gelir kaybımız 1.5 milyar liraya ulaştı. Turizme gelecek olursak, önümüzdeki yıl Rusya pazarında bir yükseliş bekliyoruz, ama Avrupa pazarı ümit vermemektedir. Böyle giderse gelecek yıl aynı sıkıntı devam eder. Alman basını Yunanistan rezervasyonlarının hızla yükseldiğini, fakat Antalya rezervasyonlarının yüzde 20’ye varan oranlarda düştüğünü yazmaktadır. Gerçi her yıl başında böyle başlarız, sonra toparlanma olur, fakat geçen yıl zaten Almanya pazarında yüzde 30 kayıp yaşamıştık. Halen rezervasyon düşüşü olması kaygılarımızı artırmaktadır. Kısacası 2015 rakamlarına geri dönmek şu anda mümkün görünmüyor. Hükümetin imaj konusunda mutlaka özel çalışma yapması gereklidir. Gelecek yıl için uçak veya acenta desteklerinin gecikmeden açıklanması gerekiyor. Bizim de tanıtım ve imaj çalışmaları başta olmak üzere Antalya olarak yapacaklarımız bulunuyor.”

    KONYSİAD Başkanı Bora Terzioğlu’da toplantının açılışında yaptığı konuşmada, bugünün anlamlı bir gün olduğunu, Öğretmenler Gününü kutladıklarını söyledi. Terzioğlu, “24 Kasım 1928 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk ’Millet Mektepleri’ başöğretmeni sıfatını alıyor ve işte bu sebeple her yıl 24 kasım tarihini Öğretmenler Günü olarak kutluyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından KONYSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bora Terzioğlu ile kurucu üye Erdal Atılgan ve Yönetim Kurulu Üyesi M.Zeki Özen, ATSO Başkanı Davut Çetin’e günün anısına bir plaket verdi.

  • ATSO Başkanı Çetin: “Domates ihracatında geçen yıla göre 100 milyon dolar düşüş var”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, doların yükselişinin devam etmesi halinde Türkiye’nin kişi başına düşen milli gelirini ciddi derecede etkileneceğini belirtti. Domates ihracatında geçen yıla göre 100 milyon dolar düşüş yaşandığını kaydeden Çetin, turizm konusunda ise 2017 yılından umutlu olmadıklarını ifade etti.

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) Ekim Ayı Meclis Toplantısı, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın katılımıyla gerçekleşti. Hizmet binasında gerçekleştirilen meclis toplantısında konuşan ATSO Başkanı Davut Çetin, dövizin, özellikle doların yükselişinin durmaması halinde, Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin önemli ölçüde olumsuz etkileneceğini söyledi.

    “Türkiye’yi fakirleştiriyor”

    Son haftalarda dünyada en çok değer kaybeden paralar arasında Türkiye’nin başta olduğuna dikkat çeken Davut Çetin, “Dövizde bu kadar sert yükseliş ekonomide durgunluğu ve tahsilat sorununu artırmakta, ayrıca ihracat da çok artmadığı için Türkiye’yi fakirleştirmektedir. Bu gidişat böyle devam ederse 2017 sonunda kişi başı milli gelirimiz 8 bin 700 dolar olur” dedi.

    “Koordinasyon sıkıntısı var”

    Türkiye’nin ekonomi yönetiminde koordinasyon sıkıntısı olduğunu ileri süren ATSO Başkanı Çetin, şunları kaydetti:

    “Maalesef böyle bir dönemde ekonomi yönetiminde koordinasyon sorunu olduğunu görüyoruz. Ekonomiyle ilgili 6-7 Bakanımız ve ayrıca danışmanlar ayrı ayrı demeçler veriyorlar. Sayın Başbakan Koordinasyon Kurulunu topladı ve Merkez Bankası tedbirler alacağına ilişkin açıklama yaptı. Fakat ardından Ekonomi Bakanımız, müdahaleye gerek olmadığını söyledi. Sayın Mehmet Şimşek tweet atarak herkesi uyarmaya başladı. Koordinasyon kurulunun tekrar toplanacağı açıklandı, bugün sabah son anda iptal edildi. Son açıklamalar güvensizliği iyice artırdı. Bir ülkenin Merkez Bankasına güven duyulmazsa parasına da güven olmaz. Güven kavramı, hem ekonomi için hem de günlük hayatımız için son derece önemlidir. Tüketici güven endeksi ve reel sektörün beklentilerini yansıtan ekonomik güven endeksi 15 Temmuz sonrası biraz toparlanmıştı, ancak Kasım ayında tekrar düşüşe geçti.”

    “Domates ihracatında kayıp 100 milyon dolar”

    Domates ihracatında geçen yıla göre 100 milyon dolar düşüş yaşandığını kaydeden Çetin, turizm konusunda ise 2017 yılından umutlu olmadıklarını ifade etti. Çetin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Domates ihracatında geçen yıla göre 110 milyon dolar düşüş yaşadık. Bu yıl 10 ayda Antalya tarımında enflasyon oranı eksi yüzde 10’dur. Ürünün bol olduğu Nisan ve Mayıs ayında ortalama fiyat düşüşü yüzde 40 oldu. Böylece tarım sektörümüzde gelir kaybımız 1.5 milyar liraya ulaştı. Aylardır söylüyoruz, bu kadar fiyat düşüşü karşısında üreticinin durumuna bakılmalıydı. Fakat maalesef Türkiye’nin gündemine bu konular bir türlü girmiyor.

    Turizme sektöründe önümüzdeki yıl Rusya pazarında bir yükseliş bekliyoruz, ama Avrupa pazarı ümit vermemektedir. Böyle giderse gelecek yıl aynı sıkıntı devam eder. Alman basını Yunanistan rezervasyonlarının hızla yükseldiğini, fakat Antalya rezervasyonlarının yüzde 20’ye varan oranlarda düştüğünü yazmaktadır. Gerçi her yıl başında böyle başlarız, sonra toparlanma olur, fakat geçen yıl zaten Almanya pazarında yüzde 30 kayıp yaşamıştık. Halen rezervasyon düşüşü olması kaygılarımızı artırmaktadır. Kısacası 2015 rakamlarına geri dönmek şu anda mümkün görünmüyor. Hükümetin imaj konusunda mutlaka özel çalışma yapması gereklidir. Gelecek yıl için uçak veya acenta desteklerinin gecikmeden açıklanması gerekiyor. Bizim de tanıtım ve imaj çalışmaları başta olmak üzere Antalya olarak yapacaklarımız bulunuyor. Bu konuda Valimiz, Büyükşehir Başkanımız, BAKA ile bir çalışma içerisindeyiz.”

    “En çok etkilenen sektör: tarım ve turizm”

    Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ise, Türkiye’nin teknolojik gelişimini iyi kullanamadığını öne sürerek, “Evet çok inşaat yapıldı. Büyüme hızlarına ulaşıldı ama yapısal olarak Türkiye ekonomisi üreterek ürettiğinden para kazanan, ithalata bağımlı olmadan ihracat yapan bir ekonomiye maalesef bu avantajlı döneminde bunu avantaja dönüştüremeden bu yolu kat etmek zorunda kaldı” dedi.

    Antalya ekonomisine de değinen Uysal, “İki ana sektörün turizmde çok ciddi kayıplarla kapatmış bulunmaktayız. Her iki sektörde de yapısal sorunlar zaten vardı.400 tane Antik kentlerimiz, müthiş hikayelerimiz olmasına rağmen bunları değerlendiremedik” diye konuştu.

  • ATSO Başkanı Çetin: “Son 10 yılın en düşük ekim ayı enflasyonu ile karşı karşıyayız”

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ekim ayı enflasyon rakamlarını değerlendiren Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, “Son 10 yılın en düşük ekim ayı enflasyonu ile karşı karşıyayız ” dedi.

    ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, TÜİK tarafından açıklanan ekim ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Başkan Çetin, “2016 Ekim ayı enflasyonu bir önceki aya göre TÜFE’de yüzde 1,44, Yurtiçi ÜFE’de yüzde 0,84 olarak açıklanmıştır. Yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 7,16, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 2,84 olarak gerçekleşmiştir. İklim, ihracat yetersizliği nedeniyle tarım ürünleri fiyatlarının, iç ve dış talebin yavaşlaması sonucu sanayi ve hizmet sektörü fiyatlarının baskılanması sonucunda son 10 yılın en düşük Ekim ayı enflasyonu ile karşı karşıyayız” dedi.

    Ekim ayı zam şampiyonu çarliston biber

    Ekim ayı zam şampiyonun yüzde 39,46 ile çarliston biber olduğunu ifade eden Çetin, “Yüzde 38,91 ile salatalık ve yüzde 34,57 ile kazak (kadın için) olurken, en fazla düşüş gösteren seçilmiş maddeler yüzde 32,52 ile limon, yüzde 26,85 ile yurt içi bir hafta ve daha fazla süreli turlar ve yüzde 16,68 ile yurt dışı bir hafta ve daha fazla süreli turlar olmuştur.

    Ana harcama grupları itibariyle 2016 yılı Ekim ayında endekste yer alan gruplardan ulaştırmada yüzde 2, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,76, lokanta ve otellerde yüzde 0,70 ve ev eşyasında yüzde 0,59 artış gerçekleşmiştir.”

    En çok giyim ve ayakkabı fiyatları arttı

    ATSO Başkanı Davut Çetin şöyle devam etti:

    “Ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 10,43 ile ’giyim ve ayakkabı’ grubunda görülürken bunu yüzde 2 ile ’ulaştırma’, yüzde 1,76 ile ’gıda ve alkolsüz içecekler’ grubu izlemiştir. En yüksek düşüş yüzde 1,03 ile ’eğlence ve kültür’ grubunda gerçekleşmiştir. Yüzde 1,44 olarak açıklanan TÜFE’deki ana harcama gruplarının etkisine baktığımızda yüzde 0,73 lük artışın giyim ve ayakkabı grubundan, yüzde 0,39’un gıda ve alkolsüz içecekler grubundan geldiğini görüyoruz. Yani açıklanan aylık TÜFE’nin yüzde 78’inin gıda ve giyim kaynaklı olduğunu görüyoruz.”

    Tarımda enflasyon düşük, gıdada fazla

    Giyimde mevsimsel olarak beklenen bir artışın yaşandığını kaydeden Çetin, “Sebze fiyatlarında mevsimsel artışa karşılık, narenciye, nar, elma, patates, kuru soğan üretici fiyatlarında geçen yıla göre önemli düşüş görülmektedir. Bu ürünlerde iç ve dış talebi teşvik edecek üretici desteklerin gündeme gelmesi gereklidir. Ancak tarımda yıllık enflasyon düşük olmasına rağmen, kış aylarında gıda fiyatlarındaki artış nedeni ile farklı bir algı ortaya çıkmaktadır. Gıdada enflasyonu dizginlemek için lojistik, ambalaj, soğuk hava ve soğuk zincir altyapısı ve en önemlisi üretici-tüketici kooperatiflerinin güçlendirilmesi konusunda bütüncül adımlar atmamız gerekmektedir” diye konuştu.

    En yüksek yıllık artış alkollü içecekler ve tütünde

    Çetin, “Yıllık bazda enflasyondaki en fazla artış yüzde 22,61 ile ‘alkollü içecekler ve tütün’, yüzde 9,58 ile ’eğitim’ ve yüzde 9,39 ile ’sağlık’ gruplarında gerçekleşmiştir. Yİ-ÜFE’de, sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yüzde 0,79 artış, imalat sanayi sektöründe yüzde 0,93 artış, elektrik ve gaz sektöründe yüzde 0,31 düşüş ve su sektöründe yüzde 0,58 artış olarak gerçekleşmiştir.”

    Batı Akdeniz’de enflasyon Türkiye ortalamasının üzerinde

    Batı Akdeniz enflasyonunun Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu ifade eden ATSO Başkanı Çetin, “Bölgemizdeki TÜFE oranı, aylık yüzde 1,74, on aylık yüzde 6,62 ve yıllık bazda yüzde 7,44 olarak gerçekleşmiştir. TR61 Bölgesi (Antalya-Isparta-Burdur), 26 bölge arasında aylık enflasyonda 4., on aylık enflasyonda 10., yıllık enflasyonda ise 13.sırada yer almıştır. Bu oranlara göre Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi’nin, aylık, on aylık ve yıllık bazda ortalamanın üzerinde olduğu görülmüştür.

    Bölgede ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 13,96 ile ’giyim ve ayakkabı’ grubunda görülürken en fazla düşüş ise yüzde 0,49 ile ’eğlence ve kültür’ gurubunda görülmüştür. Yıllık enflasyonda ise en fazla artış yüzde 22,70 ile ’alkollü içecekler ve tütün’, yüzde 11 ile ’çeşitli mal ve hizmetler’ ve yüzde 10,64 ile ’sağlık’ gruplarında görülmüştür” dedi.