Etiket: Atso

  • ATSO Başkanı Çetin’den şubat enflasyonu değerlendirmesi

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan şubat ayı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Şubat ayı enflasyon rakamlarını değerlendiren ATSO Başkan Çetin, 2010’dan bu yana en yüksek şubat ayı enflasyonunun görüldüğünü söyledi. 2017 Şubat ayı enflasyonunun bir önceki aya göre TÜFE’de yüzde 0,81, Yİ-ÜFE’de yüzde 1,26 olarak açıklandığını hatırlatan Çetin, “Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 10,13, Yİ-ÜFE’de yüzde 15,36 olmuştur. Böylece 2010 yılından sonraki en yüksek Şubat ayı enflasyonu, 2012 yılından sonraki en yüksek yıllık enflasyonla yeniden çift haneli enflasyona dönülmüştür. Üretici fiyatlarında da 12 yılın en yüksek yıllık artışı yaşanmıştır. Çift haneli enflasyonun Mart ayında ortaya çıkması, birkaç ay sonra yeniden tek haneye dönmesi beklenen bir durum olmakla birlikte, şubat ayındaki erken yükseliş beklentileri olumsuz etkilemiştir” dedi.

    “Dövizdeki yükselişin de etkisiyle enflasyonu çift haneye çıktı”

    Çetin açıklamasında şu ifadeleri kaydetti:

    “Dünya ekonomisinde ortalama enflasyon oranı ancak yüzde 2 düzeyine yükselmiş olup, Avrupa’da daha düşük oranlar devam etmektedir. Dünyada yüzde 10’dan yüksek enflasyon Venezuela, Arjantin, Suriye, Libya, Mısır, Ukrayna, Azerbaycan gibi 25 kadar ülkede görülmektedir. Brezilya, Rusya, Meksika gibi ülkelerde kur şoklarına rağmen enflasyon yüzde 5 düzeyindedir. Böyle bir ortamda Türkiye’de çift haneli enflasyon, aşırı kur artışının ve buna neden olan para politikası ve faiz tartışmalarının bedeli olarak ortaya çıkmıştır. Şubat ayı enflasyonu, ekonomide güven faktörüne bütün kurumların dikkat etmesi hususunda bir erken uyarı olarak değerlendirilmeli ve para politikası daha net bir çizgiye oturtulmalıdır. Enflasyonun kaynaklarına baktığımızda 0.81 puanlık aylık enflasyona akaryakıt ve motorlu taşıt fiyatlarının 0.48, gıdanın 0.19 puan katkı yaptığı, yıllık 10.13 puanlık enflasyona yine ulaştırmanın 2.84, gıdanın 1.84, alkollü içki ve sigaranın 1.24, kira, ısınma giderlerinin 1.07 puan katkı yaptığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla enflasyondaki yükseliş önemli ölçüde döviz kuru artışından kaynaklanmıştır.”

    “Şubat zam şampiyonu taze fasulye”

    Şubat ayı zam şampiyonun taze fasulye olduğunu kaydeden ATSO Başkanı Çetin, “Şubat ayında en yüksek artış gösteren ürünler yüzde 34,4 ile taze fasulye, yüzde 7,52 ile mandalina, yüzde 23,29 ile nar ve yüzde 10,69 ile limon olurken; en fazla düşüş gösteren ürünler ise sırasıyla yüzde 22,30 ile domateste, yüzde 21,11 ile karnabahar ve yüzde 18,04 ile patlıcan olmuştur. Antalya Toptancı Hali’nde aylık ortalama fiyat artışı yüzde 16 olup, sebze ve meyve bu kez enflasyonun baş sorumlusu değildir. Ortalama aylık fiyat artışları otomobil, tüpgaz, ilaçta yüzde 5, elektronikte yüzde 3.5-5 arası, havale ücretinde bile yüzde 3.1’dir” dedi.

    “Yıllık enflasyonda şampiyon maç biletleri”

    Yıllık enflasyonda şampiyonun maç biletleri olduğunu ifade eden Çetin, “TÜİK verilerine göre maç biletlerinde yıllık artış yüzde bin 330’dur. Maç biletini yüzde 130 ile mendil, yüzde 100 ile süper loto ücreti izlemektedir. Mazot fiyatında yıllık artış yüzde 36.4’tür. Bu çerçevede ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 2,82 ile ulaştırma, yüzde 2,17 ile sağlık ve yüzde 1,38 ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarında gerçekleşmiştir. Yıllık bazda en yüksek artışların sırasıyla yüzde 21,72 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 17,96 ile ulaştırma, yüzde 12,82 ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarında gerçekleştiği görülmektedir. Sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yüzde 2,39 artış, imalat sanayi sektöründe yüzde 1,36 artış, elektrik ve gaz sektöründe yüzde 0,68 düşüş ve su sektöründe yüzde 1,91 artış olarak gerçekleşmiştir. Bir önceki aya göre en fazla artış; yüzde 9,68 ile ham petrol ve doğal gaz, ürünlerinde gerçekleşirken elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme yüzde 0,68 ile bir ay önceye göre endekslerin düştüğü tek alt sektör olmuştur. Ana sanayi grupları sınıflamasına göre 2017 yılı Şubat ayında aylık ve yıllık en fazla artış ara mallarında gerçekleşmiştir” açıklamasında bulundu.

    “Batı Akdeniz’de de en yüksek artış ulaştırma grubunda”

    Batı Akdeniz enflasyon rakamlarını da değerlendiren Çetin, “Bölgemizdeki TÜFE oranı, aylık bazda yüzde 0,81, iki aylık bazda yüzde 3,33 ve yıllık bazda yüzde 10,35olarak gerçekleşmiştir. Bölgemizde ana harcama grupları itibariyle aylık en yüksek artışlar yüzde 2,72 ile ulaştırma, yüzde 2,04 ile sağlık, yüzde 1,57 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcama gruplarında olmuştur. İki aylık enflasyonda en yüksek artışlar, yüzde 8,15 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 6,67 ile sağlık ve yüzde 5,97 ile ulaştırma harcama gruplarında görülmüştür. Yıllık enflasyonda ise en yüksek artış yüzde 21,77ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 19,39 ile ulaştırma ve yüzde 13,81 ile sağlık gruplarında gerçekleşmiştir. Aylık ve iki aylık bazda en fazla düşüş giyim ve ayakkabı grubunda görülmüştür. Bölgemizde enflasyon, aylık bazda Türkiye ortalaması ile aynı kalırken, iki aylık ve yıllık bazda ise ortalamanın üzerinde kalmıştır. Bu oranlara göre Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi, 26 bölge arasında aylık bazda on ikinci, iki aylık bazda on altıncı ve yıllık bazda ise on sekizinci sırada yer almıştır” dedi.

  • ATSO Başkanı Çetin: “Ocak ayında 13 yılın aylık enflasyon rekoru kırıldı”

    Ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendiren Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, “Ocak ayında 13 yılın aylık enflasyon rekoru kırıldı” dedi.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ocak ayı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2017 Ocak ayı enflasyonunun bir önceki aya göre TÜFE’de yüzde 2,46, yurt içi ÜFE’de yüzde 3,98 olarak açıklandığını kaydeden Çetin, “Yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 9,22, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 13,69 olarak gerçekleşmiştir. Aylık enflasyonda 13 yılın rekoru kırılmış, gelişmiş ülkelerdeki yıllık enflasyon oranı bir ayda geçilmiştir. Kur artışı nedeniyle girdi maliyetlerindeki artışın çift haneli enflasyona yol açabileceğine önceki aylarda dikkat çekmiş ve bu konuda daha kararlı bir duruş gösterilmesini talep etmiştik. Merkez Bankasının bu yöndeki önlemlerinin gecikmeli olarak geçen hafta başlaması kur artışını ve enflasyonist etkisini büyütmüştür. Gecikmeye rağmen atılan adımların döviz üzerinde bir miktar frenleyici etki yapması olumludur. Merkez Bankası enflasyonda artış olacağını ve Mart ayında çift haneye yaklaşacağını öngörmüş, fakat enflasyondaki mevcut artış daha hızlı ve yüksek oranlı gerçekleşmiştir. İhracatta ve turizmde kur artışıyla kazanmak istediğimiz fiyat avantajını enflasyonla kaybettiğimiz görüyoruz. Diğer taraftan kur-enflasyon-faiz döngüsü de devam etmektedir” dedi.

    “Güven artırıcı yapısal önlemler bekliyoruz”

    “TÜİK’in enflasyon sepetinde gıda payını yüzde 21.7’ye düşürmesi aylık enflasyonun yüzde 3’ü aşmasını önlemiş, fakat yüksek artışı frenleyememiştir” diyen Çetin, “Döviz kurundaki artışın önümüzdeki aylarda da enflasyona yansımaya devam edeceğini söyleyebiliriz. Henüz reel sektör iç talepteki durgunluk karşısında maliyetlerini fiyatlara tam olarak yansıtamamaktadır, dolayısıyla enflasyonun seyri büyümeye de bağlı olarak değişecektir. Şu aşamada en önemli konu büyüme ve enflasyon beklentilerinin birlikte bozulması, tüketici ve reel sektör güvenin düşmesidir. Bu nedenle ekonomi yönetiminden güven artırıcı yapısal önlemlere ağırlık vermelerini bekliyoruz” ifadelerini kaydetti.

    “Enflasyonda Antalya ürünleri yine öne çıktı”

    Aylık enflasyonu yükselten etkenlerde Antalya ürünlerinin öne çıktığını kaydeden ATSO Başkanı Çetin, “Gıda gurubu enflasyona 1.39 puan katkı yapmıştır. Aylık olarak en yüksek artış gösteren seçilmiş maddeler yüzde 92,71 ile kabak, yüzde 79,37 ile patlıcan ve yüzde 74,34 ile salatalık olurken, en fazla düşüş gösteren seçilmiş maddeler yüzde 13,80 ile ceket (kadın için), yüzde 13,30 ile kazak (erkek için) ve yüzde 12,83 ile kaban yünlü (erkek için) olmuştur. Ancak bu artışlar mevsimsel olup, yıllık enflasyonda temel etken değildir. Yıllık enflasyonda ulaştırma grubu, yani akaryakıt ve taşıma ücretleri gıdadan daha fazla etki yapmıştır. Yıllık enflasyonu artıran diğer önemli kalem ise alkollü içki ve sigara fiyatlarındaki artıştır. Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Ocak ayında endekste yer alan gruplardan sağlıkta yüzde 4,66, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 4,25, ulaştırmada 3,24 ve eğlence ve kültürde yüzde 2,39 artış gerçekleşmiştir. Önümüzdeki süreçte ilaç sektöründe yapılacak kur güncellemesinin de sağlık harcama grubu enflasyonuna artırıcı yönde etki yaratacaktır” dedi.

    “Enflasyonda en yüksek aylık artış gıda ve alkolsüz içecekler grubunda”

    Ana harcama gruplarında en yüksek artış yüzde 6,37 ile ’gıda ve alkolsüz içecekler’ grubunun oluşturduğunu belirten Çetin, “Giyim ve ayakkabı grubunda yüzde 6,99 oranında düşüş gerçekleşmiştir. Yıllık bazda enflasyondaki en fazla artış yüzde 22,90 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 15,61 ile ulaştırma ve yüzde 12,74 ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarında gerçekleşmiştir. Yİ-ÜFE’de, sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 6,58 artış, imalat sanayi sektöründe yüzde 3,87 artış, elektrik ve gaz sektöründe yüzde 4,12 artış ve su sektöründe yüzde 3,72 artış olarak gerçekleşmiştir. Petrol fiyatlarının küresel fiyat artışı ve kur artışıyla birlikte enflasyonda etkili olmaya başladığı görülmektedir. Bir önceki aya göre endekslerin en fazla artış gösterdiği alt sektörler; ham petrol ve doğal gaz (yüzde 29,26), kok ve rafine petrol ürünleri (yüzde 12,00), ana metaller (yüzde 7,61) alt sektörleridir. Buna karşılık tütün ürünleri yüzde -2,29 ile bir ay önceye göre endekslerin düştüğü tek alt sektör olmuştur” açıklamasında bulundu.

    Batı Akdeniz’de aylık ve yıllık enflasyon Türkiye ortalamasının üzerinde

    Batı Akdeniz’de TÜFE oranının, aylık bazda yüzde 2,51 ve yıllık bazda yüzde 9,68 olarak gerçekleştiğini kaydeden Çetin, “TR61 Bölgesi (Antalya-Isparta-Burdur), 26 bölge arasında aylık enflasyonda 17., yıllık enflasyonda ise 12.sırada yer almıştır. Bu oranlara göre Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi’nin, aylık ve yıllık değerlendirmede Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu görülmüştür. Bölgede ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 6,48 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda görülürken en fazla düşüş ise yüzde 5,28 ile giyim ve ayakkabı grubunda görülmüştür. Yıllık enflasyonda ise en fazla artış yüzde 22,89 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 16,89 ile ulaştırma ve yüzde 13,44 ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarında görülmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

  • ATSO Başkanı Çetin, enflasyon rakamlarını değerlendirdi

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Aralık ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, enflasyonun TÜFE’de yüzde 1,64, Yİ-ÜFE’de yüzde 2,98 olarak açıklandığını belirterek, “Buna göre yıllık enflasyonun tüketici fiyatlarında yüzde 8,53, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 9,94 olarak gerçekleştiğini görüyoruz” dedi.

    “2005’den bu yana en yüksek aylık enflasyon”

    Çetin, “Aralık 2016, 2005 yılından bu yana en yüksek aylık TÜFE ve Yİ-ÜFE artışlarının, 2011 yılından bu yana en yüksek yıllık Yİ-ÜFE artışının gözlendiği ay oldu. Ana harcama grupları itibariyle en yüksek artışların aylık olarak yüzde 7,33 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 3,29 ile gıda ve alkolsüz içecekler ve yüzde 1,97 ile ulaştırma gruplarında; yıllık bazda ise yüzde 31,59 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 12,36 ile ulaştırma gruplarında gerçekleştiğini görüyoruz” ifadelerini kaydetti.

    Aralık ayında zam şampiyonunun patlıcan olduğunu ifade eden ATSO Başkanı Davut Çetin, “Rakamlara göre aralık ayında en yüksek artış gösteren ürün yüzde 60,01 ile patlıcan olurken, bu ürünü yüzde 53,14 ile yumurta ve yüzde 34,71 ile kabak izledi. En fazla düşüş ise yüzde 16,74 ile portakal, yüzde 8,72 ile gömlek ve yüzde 7,93 ile limon fiyatlarında gözlendi. Üretici fiyatlarında bir önceki aya göre en fazla artış; yüzde 17,58 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 8,63 ile ana metaller ve yüzde 3,96 ile metal cevherleri alt sektörlerinde gerçekleşti” dedi.

    “En düşük Aralık enflasyonu Batı Akdeniz’de”

    Batı Akdeniz Bölgesi’nin TÜFE oranının, aylık bazda yüzde 1,28 ve yıllık bazda yüzde 8,61 oranlarıyla Türkiye ortalamasının altında kaldığını kaydeden Çetin, bölgenin TÜFE oranında 26 bölge arasında aylık bazda Ankara ile birlikte son sırada, yıllık bazda ise on sekizinci sırada yer aldığını kaydetti.

    Terör acısının ağır olduğu bir dönemde enflasyonu, hatta ekonomiyi konuşmanın çok zor olduğunu ifade eden ATSO Başkanı Davut Çetin, “Fakat hiç bir şey olmamış gibi yapmak ne kadar yanlışsa, terör karşısında korkuya kapılmak, terörün hedefine ulaşmasına izin vermek de o kadar yanlıştır. Bu nedenle biz ekonomiyi birinci gündem maddesi olarak görmeye ve gelişmeleri değerlendirmeye devam edeceğiz. Aslında terörle mücadele ve enflasyon gibi ekonomik sorunlarla mücadele çok farklı alanlar olsa da birtakım ortak esaslar her iki alanda da geçerlidir. Siyaset üstü toplumsal uzlaşma ve birliktelik, mücadelenin bilimsel yöntemlere uygun yürütülmesi, ilgili kurumlara güven tesisi bu mücadelelerin ortak esaslarıdır” dedi.

    “Bilimsel ve teknik konular ile siyaseti ayırmalıyız”

    Son zamanlarda ekonomiyle ilgili yorumların bile siyasi ön yargı ve kutuplaşma konusu haline geldiğini ifade eden Çetin şunları söyledi:

    “Bilimsel ve teknik konularla siyaseti ayırmayı öğrenmek zorundayız. Ekonomi, enflasyon gibi konular hesap-kitap konularıdır, siyaset konusu değildir. Enflasyonun nedenleri, sonuçları, mücadele yöntemleri bellidir. Türkiye enflasyonu ancak son on yılda tek haneye indirebilmiştir, şimdi yeniden çift haneye yükselmesine izin verilmemelidir. Yüksek enflasyon, belirsizlik yaratır, uzun vadeli tasarrufları ve sanayi yatırımlarını caydırır, verimsiz yatırımları ve sektörleri teşvik eder. Enflasyon, gelir dağılımını, sosyal adaleti ve neticesinde sosyal ahlakı bozar. Sanayi ve ihracatta başarı kazanan ülkeler enflasyon sorununu çözmüş ülkelerdir. Bu nedenle enflasyon gibi ekonomik konuları hiç bir siyasi tartışma konusu yapmadan, Merkez Bankası gibi uzman kurumların bilimsel yaklaşımlarına bırakmak gerekir.”

    “Enflasyonu yalnızca sebze-meyveye bağlamak doğru değil”

    Aralık ayında TÜFE artışında yılın son günlerinde hava koşulları nedeniyle artan sebze ve meyve fiyatları dışında, tavuk eti, yumurta, balık, yağ, nohut, kahve, çay gibi ürünlerin de rol oynadığını, diğer etkenlerin de alkollü içki ve sigara vergisinde artış ile benzin ve mazot fiyatlarındaki artış olduğunu ifade eden Çetin, “Enflasyonda sebze ve meyvenin etkisi belirli aylarla sınırlıdır. Belirli ürünlerde hava koşulları fiyatları aylık bazda yükseltmiştir. Şu anda yıllık fiyat artışının yüzde 30’u aştığı 20’den fazla ürün arasında tek sebze-meyve ürünü olarak sivri biber bulunmaktadır. TÜİK verilerinde domates fiyatı geçen yılın yüzde 24 altındadır, narenciye fiyatları yerlerdedir, ıspanak, kuru soğan, patates fiyatları geçen yıla göre oldukça düşük düzeydedir. Gıda ve giyimde geçici aylık fiyat artışları yerine yıllık artışların sürekli ve yüksek olduğu sektörlerde iç ve dış rekabet koşullarına bakılması daha yararlı olacaktır. Telefon görüşme ücreti, sabun, gazete, temizlik malzemeleri, bilgisayar gibi çok farklı ürünlerde yıllık enflasyon yüzde 30’un üzerindedir. Buna rağmen enflasyonu yalnızca sebze-meyveye bağlamak doğru değildir” diye konuştu.

    “Dövizin enflasyona etkisi görülüyor”

    Çetin, “Döviz kurundaki hızlı artışın akaryakıt fiyatlarına, elektronik ve elektrikli cihaz fiyatlarına yansımaya başladığını, 2017 yılında dövizin ve petrol fiyatlarındaki artışın enflasyona etkisinin devam edeceğini görüyoruz. Enflasyonla mücadele bile güven ve toplumsal ortak tutum meselesidir. Ekonomide düşük büyüme ve yüksek enflasyon durumundan kurtulmak için ekonomi yönetiminin Merkez Bankası gibi kurumlara güvene dikkat etmesi gerekir. Sorunları konuşmaktan kaçınmayalım, sorunları konuşmamak, görmezden gelmek çare değildir. Çözüm ancak gerçekçi biçimde konuşarak, tartışarak karşılıklı güvenle uzlaşarak bulunur. Enflasyonla mücadele bile bir güven ve toplumsal ortak tutum meselesidir. 2017 yılı başında en önemli konumuz toplumsal uzlaşma olmalıdır” dedi.

  • ATSO Başkanı Davut Çetin: “Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısında konuşan ATSO Başkanı Davut Çetin, “Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür” dedi.

    ATSO Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Davut Çetin, geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da, Kayseri’de, Suriye’de şehit olan asker, polis, sivillere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diledi. ATSO Başkanı Davut Çetin, Ankara’da suikast sonucu öldürülen Rusya Büyükelçisi Karlov’a da Allah’tan rahmet diledi. Başkan Çetin, “Rusya Ticaret ve Sanayi Odalarına başsağlığı mesajımızı gönderdik, ama Oda olarak üzüntümüzü bir kez daha dile getirmek istiyorum” dedi.

    “Terör olayları ve büyükelçi suikastı büyük organizasyonlar”

    Terör olayları ve büyükelçi suikastının büyük organizasyonlar olduğunu belirten Çetin, “15 Temmuz’un ve bu olayların bütün yönleriyle aydınlatılmasını diliyorum. Bu olaylar aydınlanmadıkça Türkiye huzura kavuşamamaktadır. Büyükelçi suikastine rağmen Rusya ile ilişkilerin bozulmaması da önemli bir tesellidir. Hükümetin Rusya ve İran ile birlikte Suriye’de barışçı bir çözüme katkı vermesi doğru bir politika olmuştur” diye konuştu.

    “Çocuklara şiddet duygusu yerine sevgiyi öğretmeliyiz”

    Yılın son toplantısında olumsuz konularla ilgili konuşmak istemediğini söyleyen ATSO Başkanı Davut Çetin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şikayet ettikçe daha beteri oluyor, dolayısıyla artık iyi şeylerden söz etmek istiyorum. İlkokulda çocuklar idam ipi sallarsa, bu çocuklar için ve ülkenin geleceği için kaygılanmak gerekir. Çocuklara şiddet duygusu yerine sevgiyi öğretmeliyiz, aksi halde daha sonra radikal grupların etkisine girebilirler.”

    “Ekonomide aylardan bu yana dile getirdiğimiz talepler nihayet gündeme gelmeye başladı”

    Toplantıda ekonomide güzel şeylerden söz etmeye gayret göstereceğini belirten Davut Çetin, geçen hafta Avrasya, dün de Ilgaz Tüneli’nin açıldığına dikkat çekti. Çetin, “Geçen hafta İzmir’de 80 milyon dolarlık bir gıda fabrikası açıldı. Böyle sanayi yatırımlarını özlemiştik. Bunlar güzel gelişmeler. Diğer taraftan ekonomide aylardan bu yana dile getirdiğimiz talepler nihayet gündeme gelmeye ve önlemler alınmaya başlanmıştır. Şubat ayından bu yana biz Antalya’da bütün sektörlere dönük vergi ve sigorta prim ertelemesi ve kredi desteği verilmesi talebinde bulunduk. Nihayet ekonomide sıkıntı artınca Türkiye genelinde çözüm arayışı başladı ve bu önlemler alınmaya başlandı. Önce biz Odalar olarak kredi desteği için bir şeyler yapmak istedik” ifadelerini kullandı.

    “2 milyon 800 bin işletme ve ya esnaf 400 milyar lira KOBİ kredisi kullanmış durumda”

    Kredi Garanti Fonunun devreye girmesiyle KOBİ’lere kredi verilmesinin önünün açılmasını talep ettiklerini dile getiren Başkan Çetin, “Bütün çabamıza rağmen yüzde 9.90 faizle 5 milyar TL hacminde bir paketi oluşturabildik. Bu tutar özellikle büyük iller ve büyük odalar için yeterli olmadı ama bu adımlar hükümette ve bankalarda bir duyarlılık oluşturdu, model oldu ve arkasından yeni kredi paketleri gündeme geldi. Nefes kredisi, model olarak gerçekten ekonomiye bir nefes verdi. Arkasından KOSGEB faizsiz kredi uygulamasını başlattı, fakat 15 bin girişimciye 50 bin TL krediyle sınırlı kaldı. Bunun üzerine hükümet Nefes kredisini model aldı, Hazine’den kaynak ayırarak Kredi Garanti Fonu teminatıyla, 250 milyar TL hacminde bir kredi paketi kararı açıklandı. Böylece yine düşük faizli bir KOBİ kredisi sağlanacak. Bugün KOBİ kredisi dediğimiz zaman, 2 milyon 800 bin işletme veya esnaf 400 milyar lira KOBİ kredisi kullanmış durumdadır. Yani 250 milyarlık kredi paketi büyük bir paket. Henüz ortada somut bir düzenleme yok bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Hükümetin SGK prim ödemelerinin ertelenmesi olumlu”

    Hükümetin SGK prim ödemelerinin ertelenmesini olumlu karşıladıklarını söyleyen ATSO Başkanı Çetin, “Aralık, Ocak, Şubat ödemeleri 9’ar ay ertelendi. Yani bu primler Ekim, Kasım, Aralık’ta ödenecek. Hem finansman hem istihdam açısından çok olumlu bir karar, esasen bu da bir nevi kredidir. Burada şu uyarıyı da yapmak isterim. Bu kredilerden gerçekten ihtiyacı olanlar, gerçekten can suyuyla tekrar canlanacak işletmeler yararlansın. Ayrıca, özellikle prim ertelemesi gibi durumlarda herkes hesabını iyi yapsın. Aksi halde 2017 Ekim’inde prim ve kredi ödemeleri başladığı zaman bu sorun çok daha büyük bir hale gelir. Bir başka olumlu gelişme 500 bin kişilik iş başı eğitim programıdır. Orta ve yüksek teknolojide yeni istihdama bir yıl boyunca asgari ücretin yarısı, ikinci yıl dörtte biri kadar destek getirilmiştir. Böylece işletme hem iş öğretecek hem çalıştıracak, bu kişiye devlet asgari ücret ödeyecek. Daha sonra işletme kişiyi işe alırsa, ücretinin bir kısmını yine devlet karşılayacak” dedi.

    “Ekonomide güven artırıcı önlemler her şeyden önce gelmelidir”

    Kredi ve istihdam teşviklerinin çok yararlı olduğunu söyleyen Davut Çetin, “TUİK, büyüme verilerini açıkladı ve milli gelirde revizyon yaptı. Buna rağmen 3’üncü çeyrekte ekonominin küçüldüğü görüldü. Temmuz-Eylül döneminde yalnızca turizmde değil, sanayi ve tarımda da üretim kaybı yaşanmıştır. Dördüncü çeyreğin olumlu geçmesi beklenirken, Amerika’dan Dolar darbesi, içerden de yeni bir terör darbesi geldi. Dolar darbesi gerçekten son dönemde ekonomiyi kötü etkilemiştir. Döviz mevduatları, Temmuz ayı başında 187 milyar dolardı, Kasım’ın ikinci haftasında 170 milyar dolara indi. Ekonomide güven artırıcı önlemler her şeyden önce gelmelidir. TL’ye güven için önce Merkez Bankasına güven tesis edilmelidir” diye konuştu.

    “Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür”

    TUİK’in, 2001’den sonra ilk defa illerin üretim gelirlerini yayınladığını belirten Davut Çetin, tarım sektörü gelirinin 2010 yılından sonra yüzde 25 düştüğünü belirtti. Çetin konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Antalya’nın toplam gayri safi yurtiçi hasılası, yıllık brüt kar, ücret, kira ve faiz gelirleri 2004 yılında 18 milyar TL’yken, 2014 yılında 65 milyar TL’ye çıkmıştır. 2004 yılında Antalya GSYH değerinde beşinci il iken, 2014 yılında altıncı sıraya gerilemiştir. 2004-2014 döneminde kişi başına gelirin en az arttığı il Antalya olmuştur. Antalya, kişi başına gelirde 2004 yılında beşinci sıradayken, 2014 yılında dokuzuncu sıraya gerilemiştir. Kişi başı gelir artışında en sonda olmamızın bir nedeni Antalya nüfusunun iç göçle hızlı artması, diğer nedeni tarım gelirinin düşmesidir. Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür. Tarımda fiyat ve gelir düşüşü halen devam etmektedir. Sonuç olarak 2004-2014 dönemi rakamlarının üzerine geçen yıl ve bu yıl turizmdeki ve tarımdaki büyük kayıplar eklenmiştir.”

    “2017 yılında Türkiye ekonomisinde büyük bir değişiklik beklemiyoruz”

    2017 yılında Türkiye ekonomisinde büyük bir değişiklik beklemediklerini ifade eden ATSO Başkanı Davut Çetin, Antalya’da daha iyi bir yıl ümit ettiklerini dile getirdi. ATSO Başkanı Çetin, “Avrupa’da terör korkusu devam ediyor ve Almanya’da satışlar İspanya’dan sonra Yunanistan’a kayıyor. Dolayısıyla temkinli olmak, dünya ve Türkiye ekonomisindeki riskleri yakından izlemek gerekiyor. 2017 yılında hem 2013-2016 stratejik planımızdaki hedeflerimizin tamamlanması için çalışacağız hem de 2017-2020 dönemi stratejik planını başlatmış olacağız” dedi.

    “Kültür turizmi, tarihle, din turizmi ile yapılır”

    Antalya’nın yeni yıla yine ışıklandırma yapmadan girdiğine dair çeşitli açıklamaların olduğunu söyleyen Çetin konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Daha önce söyledim, bir kez daha tekrar edeyim. Odamız, 2 yıl önce Kazım Özalp’te Belediyenin gösterdiği yerlerde ihale ile ışıklandırma yaptı. Rüzgarın kopardığı aydınlatma çerçevesi bir kişinin üzerine düştüğü için, sonradan başkan olarak ben yargılandım. Diğer yandan yılbaşı kutlaması haramdır diyenler de var. Yılbaşının, Noel ile ilgisi olmadığı halde, Hristiyanlık ile ilgisi olmadığı halde böyle bir düşünce oluşmuş durumda. Sayın Cumhurbaşkanımız geçen hafta Hıristiyanların Noel’lerini, Musevilerin Hanuka bayramını mesajla kutladılar. Bu güzel tutum bile örnek alınmıyor. Turizmi çeşitlendirelim, 12 aya yayalım diyoruz. Kültür turizmi, tarihle, din turizmi ile yapılır. Bu konuda büyük bir zenginliğimiz var. Osmanlı İmparatorluğu 600 yıl bütün dinleri, mezhepleri birlikte yaşattı. Fatih, Ayasofya’daki İsa ve Meryem fresklerini tahrip ettirmedi. Türk milleti, Mevlana’yı, Yunus’u, Hacı Bektaş Veli’yi boşuna bağrına basmamıştır. Tasavvuf, Türklerin İslam felsefesidir, Anadolu’nun din kültürüdür, hoşgörüdür, insan sevgisidir. Türkiye Cumhuriyeti laikliği aslında Osmanlı’nın, Anadolu’nun bu kültüründen almıştır. Bizim kendi kültürümüzdeki bu değerleri herkese iyi anlatmamız gerekiyor.”

    Öte yandan ATSO Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda 2017 yılı bütçesi 28 milyon 150 bin TL olarak belirlendi.

  • ATSO Başkanı Çetin: “Moralin olmadığı yerde ekonomi çarkları da dönmüyor”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “Terör eylemleri, sınır dışı operasyonlar, mülteci sorunları, darbe girişimi, suikastler derken moralsiz bir toplum haline dönüştük. Moralin olmadığı yerde ekonomi çarkları da dönmüyor. Bu psikolojiden çıkalım, kafamızı kaldırıp geleceğe bakalım” dedi.

    ATSO bünyesinde faaliyet gösteren Antalya AB Bilgi Merkezi ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu işbirliğiyle Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez’in konuk konuşmacı olduğu “Değişen Dünyada AB ve Türkiye Ekonomisi” konulu bir söyleşi gerçekleştirildi.

    Toplantının açılışında bir konuşma yapan ATSO Başkanı Davut Çetin, Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “Terör eylemleri, sınır dışı operasyonlar, mülteci sorunları, darbe girişimi, suikastler derken moralsiz bir toplum haline dönüştük. ‘Bugün hangi kötü haberi alacağız’ korkusu ile hiçbirimizin eli televizyona, gazetelere, sosyal medyaya gitmez oldu. Moralin olmadığı yerde ekonomi çarkları da dönmüyor” dedi.

    “Kafamızı kaldırıp geleceğe bakalım”

    Siyasi olumsuzlukların ekonomide yaşanan sorunlarla birleşince bu zor dönemde toplumun hırçın, kızgın, tahammülsüz bir yapıya büründüğünü ifade eden Başkan Çetin, “Ülke olarak bu bozuk psikolojiden bir an önce çıkmamız ve olağan hayatın akışına uygun olarak işlerimize odaklanmamız gerekiyor. Polisimiz, askerimiz teröre karşı nasıl mücadele veriyorsa bizim de iş dünyası olarak ekonomik mücadeleye daha sıkı sarılmamız gerekiyor. Bu ülkenin vatandaşları, iş dünyası olarak bu sarmaldan çıkmamız ve kafamızı kaldırıp geleceğe bakmamız gerekiyor. Çünkü biz bu ruh halindeyken dünyada ekonomik değişimler yaşanmaya devam ediyor. Böyle bir küresel ortamda ülke olarak en önemli meselemiz güven tesisidir. Türkiye ekonomisi, teröre ve darbe girişimine rağmen bir direnç göstermektedir. Artık yapısal reformlara, sanayi yatırımlarına bakmak zorundayız” diye konuştu.

    Antalya ekonomisinin ülke ekonomisine nazaran çok daha çalkantılı bir dönem geçirdiğini vurgulayan ATSO Başkanı Davut Çetin, şöyle devam etti:

    “Geçtiğimiz süreçte turizmimizin 3’de 1’ini, tarımsal ihracatımızın 3’de 2’sini temsil eden Rusya ile yaşanan kriz ekonomimizi doğrudan etkiledi. Buna terör, mülteci sorunları, darbe girişimi eklenince ve nihayetinde ülkemizin imaj kaybı eklenince Avrupa pazarında da ciddi bir daralma yaşadık. Sonuç olarak Antalya ekonomisinin 2016’de yüzde 20 dolayında küçüldüğünü tahmin ediyoruz.”

    Antalya, 2004-2014 döneminde gelir artışının en az olduğu il

    Çetin, Antalya ekonomisinin sorunlarının yalnızca Rusya krizi ve terör nedeniyle Avrupa pazarı kaybından ibaret olmadığını ifade ederek, “TÜİK verilerine göre Antalya, 2004-2014 döneminde kişi başına GSYH’nın en az arttığı il olmuştur. Bu dönemde Antalya, hem GSYH artış hızının düşük kalması hem de iç göçle nüfus artışının yüksek olması nedeniyle kişi başı gelir artışında geriye düşmüştür. 2004-2014 arasında Antalya olarak sektörel katma değer artışlarımızın yetersiz kalması üzerinde de hep birlikte düşünmeliyiz” şeklinde konuştu.

    “Yapısal dönüşüm başlatmak zorundayız”

    “Tarım üreticimiz, üretici birliklerinde veya kooperatiflerde güç birliği yapmadan çıkış olmadığını görmelidir” diyen ATSO Başkanı Davut Çetin, “Ticaret sektörümüz kendisini yenilemek, markalaşmak zorundadır. İnşaat sektörümüz artık eskisi gibi konut yapmanın yetmediğini, konutun çevre ve kentle birlikte değer kazandığını görmelidir. Antalya’da sanayi sektörümüzde ilk resmi ar-ge merkezi, Türkiye’de toplam sayı 300’e ulaşırken, geçtiğimiz ay kurulabilmiştir. Turizm ve bütün sektörlerimizde yüksek katma değerin, önce müşteriye insan olarak yüksek değer vermekten geçtiğini görmeliyiz. Yüksek katma değer, kendimize, çalışanımıza, mahalle ve kentimize, halkımıza, çevreye değer vermekle başlamaktadır. Antalya turizm ve ticaretinde kitle turizmi nedeniyle oluşan kültürü değiştirmek, yenilik, markalaşma ve güç birliği ile Antalya ekonomisinde yapısal bir dönüşüm başlatmak zorundayız. Bütün bunları, moralimizi bozmadan, gerçekçi ve objektif olarak konuşmak ve değişime kafa yormak, fedakarlık ederek çaba harcamak zorundayız. Başarının sırrı sevmek, inanmak ve güvenmektir. Atatürk’ün ’öğün, çalış, güven’ tavsiyesi de budur. Çalışmadan öğünmek olmaz. Birbirimize güvenmeden çalışmak da yetmez. Önce birlikte birbirimize güvenerek çalışacağız, sonra da başarımızla öğüneceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Toplantıda daha sonra Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez, “Değişen Dünya’da AB ve Türkiye Ekonomisi” konulu bir sunum yaptı. Başkan Davut Çetin, Mahfi Eğilmez’e günün anısına ATSO Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin yaptığı bir tablo hediye etti.