Etiket: ATO

  • ATO Başkanı Baran Marka Festivali’ni tanıttı

    Ankara Ticaret Odası’nın yeni (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ilk basın toplantısında ATO’nun 14-15-16 Aralık 2016 tarihleri arasında düzenleyeceği Ankara Marka Festivali’ni tanıttı.

    ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlediği basın toplantısında Ankara Marka Festivali’nin bu yıl ikincisini gerçekleştireceklerini belirterek, küresel ekonominin sancılar yaşadığı bir dönemde markalaşmanın büyük önem taşıdığını vurguladı. Festivalin bu yılki ana temasının “Bilim Ağacının Gölgesinde: Geleceğe Dönüş” olduğunu söyleyen Baran, “Ankara Ticaret Odası olarak bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Ankara Marka Festivali ile markalaşma konusuna dikkat çekmeyi, vizyon oluşturmayı ve Ankara’dan küresel markalar çıkmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

    Baran, amaçlarının dünyanın geleceğine damga vuracak olan bilim, teknoloji ve markanın ortak yolculuğuna dikkat çekmek olduğunu da kaydetti. Markalaşmanın Türkiye’nin gelişmiş ülkeler içerisinde yer almasının en önemli koşullarından birisi olduğunu dile getiren Baran, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dünyada son dönemde pazar yapısı, tüketici yapısı ve rekabet koşulları değişmektedir ve bu değişim rüzgarı önüne kattıklarını güçlendirirken ardında bıraktıklarını zayıflatmaktadır. Yeni şartlar gösteriyor ki, işletmeler küresel ürün ve markalaşmaya her zamankinden daha fazla önem vermek zorundadır. Eski üretim biçimlerinden katma değeri yüksek ekonomiye geçmeliyiz. Bunun için bilgiye ulaşmanın bütün kanallarını açmalıyız. Gençlerimize dünya ile rekabet edebilecek becerileri kazandırmalıyız. Hantal üretim ekonomisinden bilgi ekonomisine geçmeliyiz. Orta gelir tuzağını aşmak için, ucuz turizm, babadan kalma tarım, köhne üretim biçimlerinden sıyrılıp teknoloji ekonomisine yürümeliyiz. Eğitimde ve ekonomide çağ atlamanın yolu, bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerilerinin artırılmasından geçmektedir. Eğitimde beklenen yapısal reformların reçetesi budur. Eğer Türkiye bir mucize yaratmak istiyorsa, bunun yolu, bilim, fen ve matematik becerilerinin artırılmasıdır. Türkiye bilim ve fen ekonomisine yönelmelidir. İşte tüm bu nedenlerle, Ankara Ticaret Odası olarak Ankara Marka Festivali’ni düzenliyoruz.”

    Baran’dan iş dünyasına döviz çağrısı

    Konuşmasında güncel ekonomik konulara da değinen ATO Başkanı Baran, Türkiye’nin çok hassas ve çok çalışılması gereken bir dönemden geçtiğini bildirdi. Dolar kurundaki yükselişe dikkati çeken Baran, Ankara Ticaret Odasının geçmişte de benzer durumlar yaşandığında üyelerine ve kamuoyuna TL’ye itibar gösterilmesi çağrısı yaptığını hatırlattı. Bu konunun sadece hükümetin sorumluluğunda olmadığına işaret eden Baran, iş dünyasına seslenerek, “Bu ülkeyi samimi duyguyla seven kardeşlerimiz dövizlerini bozdurup Türk lirasına dönüyorlar. Şimdi cepte döviz bulundurmak değil eli taşın altına koymak zamanıdır. Vatandaşın gösterdiği duyarlılığa iş dünyası da katılmalıdır” dedi.

    Festival 14 Aralık’ta başlıyor

    ATO Reklam Marka ve Pazar Geliştirme Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Zafer Hacıosmanoğlu da, ATO’nun ev sahipliğinde ve Çalık Holding’in ana sponsorluğunda yapılacak Ankara Marka Festivali’nin programı, konuşmacılar ve konuklar hakkında bilgi verdi. Hacıosmanoğlu, “Festival, bu yılki temasıyla marka ile bilim ve teknolojinin fantastik yolculuğunu konu alıyor. Zirve, bir yandan bilimin ışığıyla aydınlanan markaları mercek altına alırken, diğer yandan yerleşik şirketlere, gençlere, startup – kuluçka girişimlere bilim ve teknolojiye dayalı yeni bir yol öneriyor” diye konuştu.

    Geçen yıl düzenlenen 1’nci Ankara Marka Festivali’nde 3 salonda 44 oturum gerçekleştirildiğini, konularında uzman 60 konuşmacının sahne aldığını ve festivali 8 bin 500 kişinin izlediğini anlatan Hacıosmanoğlu, “Bu yıl ise yine 3 gün boyunca 10 salonda 114 oturumda 132 konuşmacı sahne alacak. İzleyici sayısının ise 15 bini bulmasını bekliyoruz. Bu, gerek salon, gerek oturum, gerek konuşmacı ve gerekse de izleyici sayısıyla bir rekor” diye konuştu.

    Festivale iki senedir destek olduklarını ve gurur duyduklarını belirten Çalık Holding Kurumsal İletişim Direktörü Özlem Yalçın ise, Çalık Holding olarak markalaşma ve inovasyona önem verdiklerini ve Ankara Marka Festivali gibi çalışmalara her zaman destek olmaya çalıştıklarını dile getirdi.

    Festivalde yıldızlar geçidi

    Ankara Marka Festivali’nde bu yıl aralarında Murat Dalkılıç, Selami Şahin, Cemil Tokel, Ahmet Pura, Mehmet Dinçerler, Sami Kariyo, Abbas Güçlü, Buğra Kazancı, Fatma Turgut, Ferman Akgül, Murat Kolbaşı, Sinan Öncel, Nazım Salur, Hakan Baş, Gamze Cizreli, Ferhat Göçer, Hande Fırat, Şeyda Coşkun, Metin Hara’nın da bulunduğu, kendi alanında bireysel marka haline gelmiş ünlü isimler, ekonomide lider firmaların üst düzey yöneticileri, uluslararası temsilciler, akademisyenler, marka, reklam, iletişim dünyasından uzmanlar, üniversite öğrencileri ve basın mensupları konuşmacı olarak yer alacak. Festivalin ana oturumlarında marka inşası, marka kimliği, marka oluşturma, nasıl marka olunur, tutundurma ve marka stratejileri, marka-patent koruma, AR-GE, teknoloji, marka aşkı ve sadakati, marka şahsiyeti, marka ve tüketici hakları, marka ve bilim kurgu ilişkisi, marka yaratmada bilimin rolü konuları ele alınacak.

  • Eski ATO Başkanı Bezci’den hakkındaki iddialara yalanlama

    Eski Ankara Ticaret Odası Başkanı (ATO) ve BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, Fetullahçı Terör Örgütü’ne finansal yardımda bulunmaktan dolayı ifadesinin alındığı, şartlı salıverildiği ve yurt dışına çıkış yasağı konulduğu iddialarını yalanladı.

    BESA Grup Başkanı Bezci, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Bazı yayın organlarında Fetullahçı Terör Örgütü’ne finansal yardımda bulunduğum, ABD ile Ankara arasındaki para trafiğini sağladığım, bu nedenle ifademin alındığı, şartlı salıverildiğim ve hakkımda yurtdışına çıkış yasağı konulduğu yönünde asılsız ve mesnetsiz iddialara yer verilmiştir. Bu iddiaların hiçbiri gerçeği yansıtmamaktadır. Şahsımı yıpratmayı hedefleyen bu asılsız iddiaları gündeme getiren kişiler ve yayın organları hakkında yasal yollara başvuracağım.”

  • ATO Meclis Başkanı Gürgür: “Çizgim 60 yıldır hiç değişmemiştir”

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Başkanı Nurettin Gürgür, şahsi olarak düşünce ve fikir dünyasını, ilkelerini ve ideallerini çok erken yaşta belirlediğini belirterek, “60 yıldır içinde yer aldığım camia, çalışma yaptığım, yönetimlerinde bulunduğum kuruluşlar ortadadır. Çizgim 60 yıldır hiç değişmemiştir” dedi.

    Ankara Ticaret Odası’nın ağustos ayı olağan meclis toplantısı önceki gün yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Meclis Başkanı Nurettin Gürgür, son günlerde gerek ATO içerisinde, gerekse sosyal medyada kendi adının yer aldığı dedikoduların dolaştığına dikkat çekerek, “Bana yöneltilen bu alçakça, ahlaksızca iftira ve çamur atma girişimi asla tutmaz. Bana bu çamuru atmaya kalkışan, ofisini bu fitneye tahsis eden kişi, yaptığı haysiyetsizliğin, ahlaksızlığın damgasını ömrü boyunca suratından silip atamayacaktır” dedi.

    Üniversiteye başladığı yıl Türk milliyetçiliği ülküsüne hizmet aşkıyla Türk Ocaklı olduğunu ifade eden Gürgür, “Ali Fuat Başgil, Osman Turan, Nurettin Topçu, Nejdet Sancar, Galip Erdem gibi fikir dünyamızın zirvelerindeki şahsiyetlerden yararlandık. Onlardan her şeyden önce şahsiyetli olmayı, kendi aklımıza güvenmeyi, özgür ve eleştirel düşünceyi, irademizi kimseye teslim etmemeyi, kısaca ’kula kul olmamayı’ öğrendik. Hayatımızı o günlerden bu yaşa kadar bu anlayış ve ilkeler çerçevesinde yaşayıp şekillendirdik. Bundan dolayı ne gençlik dönemimizde ne de sonraki yıllarda sıfatı, unvanı, konumu ne olursa olsun, ne bir cemaat ve tarikat liderine ne de bir siyasetçiye teslim olmadık, biat etmedik, bağlanmadık” diye konuştu.

    “Türk Ocakları Genel Başkanlığı yaptım”

    ATO’da göreve başlamadan önce Türk kamuoyunda fikri yapısı, çizgisi, ilişkileri herkes tarafından bilinen ve tanınan bir insan olduğunun altını çizen Gürgür, “Biz ülkümüz, inancımız istikametinde milletimize, ülkemize hizmet aşkıyla bütün gücümüzle çalışırken, bugün bana bu iftirayı atmaya kalkışan müfteri, faizcilik, tefecilik, rantçılık yaparak hayatını yaşıyordu. Ben Türkiye’nin en eski, en köklü ve en önemli milliyetçi fikir kuruluşu olan Türk Ocakları’nın genel başkanlığını yaptım. Halen bu kurumun onursal genel başkanıyım. Bana bu iftirayı atmaya kalkışanlar sadece şahsıma değil, bu tarihi kuruluşa da saygısızlık yaptılar” dedi.

    Gürgür, 60 yıldan bu yana milliyetçi camianın bir neferi olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, 1912 yılından beri çıkan Türk Yurdu Dergisi’nde başyazarlık yaptığını belirterek, “Görüşlerimi, düşüncelerimi yazdığım yüzlerce makalede, kitaplarımda, konuşmalarımda düzenli şekilde ifade ediyorum. Hayatım boyunca ne bir cemaate, ne bir tarikata ne bunların manevi önderlerine ne de siyasi bir lidere biat etmek, irademi onlara teslim etmek gibi bir eğilimim hiç olmadı. Eğer bu anlamda bir temayülüm olsaydı yapılan cazip teklifleri kabul eder, siyasete girer, milletvekili, muhtemelen bakan olurdum. Bu tarz tekliflere cevabımın ne olduğunun şahitlerinden biri de Sinan Aygün’dür” diye konuştu.

    Gürgür, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şahsiyetim, fikriyatım, hangi camiaya mensup olduğum, hangi kuruluşa ve vakfa hizmet ettiğim, makalelerim, kitaplarım, konuşmalarım ortada iken irademi bir cemaat liderine teslim ettiğimi, imamlığını falan yaptığımı iddia etmesi için bir insanın ya zır cahil, yahut ahlaktan, karakterden yoksun aşağılık bir müfteri olması gerekir. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu şöyle demişti; ’Bir dakika sonrasına bile hükmetme gücümüz olmayan bu hayatta fırıldak olmak akılsızlıktır.”

    Dört kez Meclis Başkanlığı için aday olup seçime gittiğini, hiçbir seçimde meclis üyelerinden kendisine oy vermesini istemediğini anlatan Gürgür, “Seçimlerde herhangi bir grupla veya cemaatle kesinlikle ilişki kurmadım. Yönetim Kurulu’na hiçbir zaman müdahale etmedim. Ancak yasa ve yönetmeliklerin başkanlığa verdiği görev ve yetkileri özenle kullanmaya çalıştım. Her zaman Meclis’in manevi şahsiyetini, 187 üyemizi temsil ettiğimin bilinci içerisinde oldum. Temas ve görüşmelerimde, toplantılarda yaptığım konuşmalarda her zaman yüksek seviyede, nitelikli, içerikli bir dil kullanmaya dikkat ettim. Yönetim Kurulu’nun bakanlara yaptığı ziyaretlerin çoğuna katılmadım. Ancak kültür, eğitim, makro ekonomi, teknoloji, dış politika ve inovasyon gibi katkı yapacağımı düşündüğüm ziyaretlerde bulundum. Sunumlarımın muhataplarımız tarafından dikkatle dinlendiğine yönetimdeki arkadaşlar şahittir” diye konuştu.

    “Benim ne ATO üzerinden isim ve kariyer yapmaya, itibar ve şöhret kazanmaya, ne de burasını ticari faaliyetlerim, çıkarlarım, yatırımlarım için kullanmaya ihtiyacım var” diyen Gürgür, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Şahsım adına ATO’dan hiçbir beklentim olmadı, olmaz da. Çünkü mesele kamuoyunda bilinmek ve tanınmaksa, siyasilerle, bürokratlarla ilişki kurmaksa başta 60 yıllık Ocak faaliyetlerim ve başka kuruluşlardaki imkânlarımla ben bunlara zaten sahibim. Bu yaştan sonra daha fazlasını isteyecek kadar muhteris ve hevesli de değilim. Burada bana ihtiyaç duyulduğu, yararlı olduğum sürece kısa bir süre için varım. Türk Ocağı Genel Başkanlığı’ndan olduğu gibi buradaki görevimden de ilk fırsatta medenice vedalaşıp ayrılmakta çoktan kararlıyım. Netice-i kelâm her şey Allah’ın takdiridir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin dediği gibi ‘Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler”

  • ATO Başkanı Bezci: “Trafik Sigortaları Kurumu kurulsun”

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Salih Bezci, zorunlu trafik sigortasında yüksek primlerden kaynaklanan mağduriyetlerin önlenmesi için DASK benzeri Trafik Sigortaları Kurumu kurulmasını önerdi.

    ATO Başkanı Bezci, ATO Sigortacılık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Kemal Gazioğlu’nu kabul etti. Görüşme sırasında yüksek primler nedeniyle acenteler ile tüketicileri karşı karşıya getiren trafik sigortası konusu ele alındı. Gazioğlu, Hazine Müsteşarlığı’nın girişimlerine rağmen trafik sigortası primlerinde tüketiciyi rahatlatacak ciddi bir düşüş olmadığını belirterek, “Bir yıldan fazla bir süredir sigortacılık sektörünün ve tüketicilerin kafasını meşgul eden en önemli konu trafik sigortalarıdır. Acenteler günün büyük bir bölümünü müşterilerine trafik sigortalarındaki artışı ve şirketler arası fiyat farklılıklarını anlatmakla geçiriyor” diye konuştu.

    Hükümetin çabaları ile primlerde cüzi bir indirim olduğunu ancak bu indirimlerin tüketiciyi rahatlatmadığını da söyleyen Gazioğlu, “Hazine elindeki kartları yavaş yavaş oyuna sokuyor, piyasaya yeni giren şirketler veya devlete ait şirketler hamleler yapıyor. Şirketler cüzi de olsa indirim yapmaya başladılar ama piyasa hala indirime karşı direnç gösteriyor” ifadesini kullandı.

    Gazioğlu, trafik sigortası primlerinin düşürülmesi için Trafik Sigortaları Kurumu (TRASK) kurulmasını önerdi.

    Bezci ise Gazioğlu’nun önerisine destek vererek, zorunlu deprem sigortasında uygulanan sistemin zorunlu trafik sigortası için de uygulanabileceğini kaydetti. Deprem sigortasında teminatları ve primleri Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) belirlediğini hatırlatan Bezci, “Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, hangi şirketten DASK poliçesi satın alırsanız alın prim değişmiyor. Trafik sigortalarında da benzer bir sistemi hayata geçirmek için Trafik Sigortaları Kurumu kurulsun” değerlendirmesinde bulundu.

    Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Sigorta Birliği, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) ve Sigorta Eksperleri İcra Komitesi’nin (SEİK) bir araya gelerek Trafik Sigortaları Kurumu’nu kurabileceğini belirten Bezci şunları kaydetti:

    “Trafik Sigortaları Kurumu, teminatları, prim hesaplama yöntemlerini her il için ve her araç için ayrı ayrı primleri ve komisyonları belirlesin. Vatandaş da hangi koşullarda ne kadar prim ödeyeceğini bilsin. Kapı kapı dolaşıp hangi şirket kaç para istiyor koşuşturmasından ve fahiş fiyat şokundan kurtulsun, kimi tercih ederse poliçesini ona tanzim ettirsin.”

    Hala uygulanan serbest tarife sisteminde aynı araç için 15 farklı şirketin 15 farklı prim belirlediğinin altını çizen Bezci, “Sigorta şirketlerinin tüketiciye verdiği rakamlar arasında inanılmaz uçurumlar olabiliyor. Bu durum da tüketiciyi isyan ettiriyor. Primi belirleyen sigorta şirketi olmasına rağmen tüketicilerle acenteler karşı karşıya geliyor” dedi.

    Bezci, 2015 model bir araç için talep edilen prim miktarının 516 TL ile 2 bin 210 TL arasında değiştiğine dikkat çekti. Zorunlu trafik sigortasında sürücü faktörünün de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Bezci, sadece aracın kaza geçmişinin sorgulanmasının primlerin yanlış ve eksik belirlenmesine yol açtığını bildirdi. “Kazayı yapan araç değil sürücüdür” diyen Bezci, sigorta primlerinin hesaplanmasında sürücü hatasının da dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Bezci, “Bu sayede hiç kaza yapmayan sürücü ödüllendirilirken çok kaza yapan sürücü de daha fazla prim ödeyerek cezalandırılacaktır. Bu durum sürücüleri daha dikkatli araç kullanmaya sevk edecektir” açıklamasında bulundu.

  • ATO Yönetimi Sanayi Bakanı Özlü’yü Ziyaret Etti

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, Meclis Başkanı Nuri Gürgür, yönetim kurulu ve meclis üyeleriyle birlikte Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’ye “hayırlı olsun” ziyaretinde bulundu.

    ATO heyetinin çalışmaları hakkında bilgi alarak görüş ve önerilerini dinleyen Bakan Özlü, heyet üyelerinin tek tek aktardığı konular hakkında notlar aldığını söyledi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Bezci, konuşmasına 65’inci hükümetin hayırlı olmasını dileyerek başladı. Türkiye’nin genel ekonomik tablosundan bahseden Bezci, ekonominin lokomotifi inşaat sektörünün hareketlenmesi için konut faizlerinin düşmesi gerektiğini kaydetti. “Yurt dışına İstanbul üzerinden uçmaktan muzdaribiz” diyen Bezci, iş adamlarının aktarmalı uçuş nedeniyle bir gün gidiş bir gün de gelişe zaman harcayarak iki tam gününü yolda kaybettiğini söyledi. Bezci, Bakan Özlü’den Ankara’ya 2,5-3 saatlik uçuş mesafesindeki rotalara direkt uçuş gerçekleştirilmesi konusunda destek talep etti. Türkiye’de ilk defa bir ticaret odasının bünyesinde OFFSET Komisyonu kurduklarını anlatan Bezci, “Ankara’da OSTİM başta olmak üzere sanayi bölgelerimiz her şeyi üretecek güçtedir. Yeri üretimi OFFSET aracılığıyla desteklememiz çok önemlidir” dedi.

    ATO’da Kamu Alımlarında Sanayi İşbirliği Programı Konferansı düzenlediklerini de anlatan Bezci, OFFSET Komisyonu’nun çalışmaları hakkında Bakan Özlü’ye bir dosya sundu.

    Yerli malına fiyat avantajı uygulanması konusunda yasal düzenleme bulunduğunu hatırlatan Bezci, kağıt üzerinde yazanların uygulamayla aynı olmadığını aktardı. İhracatta kilogram fiyatını artıracak ürünlere yönelmenin zorunluluğundan bahseden Bezci, “Sanayicilerimizde sermaye kısıtlı durumda. Bunu da yatırıma harcadıkları zaman işletme konusunda sıkıntı yaşıyorlar. TOKİ’nin konut yapımında gerçekleştirdiği uygulama gibi bir uygulama fabrika yapımı için de yapılabilirse, sanayicimiz var olan kaynağını işletme amacıyla kullanır ve üretim gelişir” diye konuştu.

    Bezci, ATO olarak girişimcilik konusuna büyük önem verdiklerini, KOSGEB ile işbirliği halinde girişimci eğitimleri düzenlediklerini söyledi.

    “AK PARTİ AR-GE’DE HAMLE YAPTI”

    ATO Meclis Başkanı Nuri Gürgür ise, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik açıdan çok önemli bir bakanlık olduğunu söyledi. Bilim, sanayi ve teknolojinin 100 yıllık kronik problem olarak milletin karşında durduğunu belirten Gürgür, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler kategorisinden gelişmiş ülkeler kategorisine geçebilmesi için bu sorunu aşması gerektiğini kaydetti. TÜBA’nın çalışmalarını değerlendiren Gürgür, TÜBİTAK çalışmalarında bilim ile sanayi iş birliğinin kurulamamasının olumsuz etkileri bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin AK Parti iktidarı döneminde AR-GE konusunda hamle yaptığını ifade eden Gürgür, konunun öneminin halen sanayi çevreleri tarafından yeterince anlaşılamadığını dile getirdi. Temel bilimler konusunda Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloyu aktaran Gürgür, “İnsan malzemesini yeterli ölçüde kullanmadığımız zaman kalkınma hamlesini yapmamız zorlaşıyor” dedi.

    Türkiye’nin kalkınma hamlesi yapabilmesi için tek bir bakanlığın çalışmasının yeterli olmayacağına da dikkat çeken Gürgür, “İnşallah bu konu genel politika olur. Konuyla ilgili Ticaret Odası olarak işbirliği yapmaya hazırız” dedi.