Etiket: Atalay

  • Türk-İş Genel Başkanı Atalay, GMİS’in düzenlediği Taban Eğitim Seminerini ziyaret etti

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) tarafından Ankara-Kızılcahamam’da sendika şubelerinin taban eğitim seminerlerinin 6.’sı olan Armutçuk Şube Taban Eğitim Seminerini ziyaret etti.

    Atalay, madencilerin, “Madenci seninle gurur duyuyor”, “Türk-İş nerede biz oradayız” sloganlarıyla ve coşkuyla karşılandı. Maden işçileriyle birlikte yemek yiyen Atalay, seminerin öğleden sonraki bölümüne katılarak madencilere hitaben bir konuşma yaptı.

    Kıdem tazminatıyla ilgili olarak, “Biz sendikalar 30 gün olan kıdem tazminatını 29 güne düşürürsek burada duramayız. Biz duramayınca hiç kimse duramaz. Hiç kimse duramazsa işçi de duramaz ayağa kalkar. Onun için yapamazlar, yaptırmayız” dedi.

    Atalay, madencilere hitaben “Davet vardır, misafir olarak çağırırlar sizi, zaman zaman işinize gelmeyen yerler olur giderken zorlanırsınız. Davet vardır sizi çağırırlar, zevkle koşa koşa gidersiniz. Ben bir saat evvel Urfa’dan geldim. Zevkle koşa koşa sizlerle beraber olmak için geldim” ifadelerini kullandı.

    “Türk-İş Genel Başkanlığı koltuğuna oturmadan madene indim”

    Sendikacılığa delege olarak başladığı tarihten Türk-İş Genel Başkanlığı’na uzanan süreci anlatan Atalay, “Ben 15 yıldır Genel Maden İşçileri Sendikası’nın yönetimleriyle çalıştım. Bugün Ahmet Demirci ve yönetimiyle çalışıyorum. İşçi deyince maden aklıma geliyor. Türk-İş Mali Sekreteri’yken 2-3 kez madene girdim. Biz 2 bin 500 lira ortalama maaş alan insanlarız. Binlerce ölenimiz var yerin altında. Allah mekanlarını cennet yapsın. Son üç senedir de Soma var, Ermenek var. Bundan bir buçuk ay önce Siirt var. 2011’de Elbistan var. İki kişi, üç kişi rahmetli olduğu zaman biz gündeme gelmiyoruz. Maden şehitlerimiz 10’un üzerine geçtiğinde gündeme geliyoruz. Türk-İş Genel Başkanı olduğumda o zaman rahmetli annem sağdı, Adapazarı’na gittim. Orada yaptığımız bir okul vardı, okulu ziyaret ettim. Oradan da Zonguldak’a geldim. Zonguldak’ta madene girdim. Madencilerle konuştum. Sonra da Türk-İş Genel Başkanlığı koltuğuna oturdum. Ben tabii ki tüm işçinin başkanıyım. Ama zorda olan, sıkıntıda olan insan topluluğunun en önemlilerinden bir tanesi madenciler. Her oturduğum ortamda madeni anlattım, madenciyi anlattım. Evvelki sene ’Madenci güneşi bir gün fazla görsün, senede 52 gün fazla görsün’ dedim. Yer üstünde çalışan bilmez. Ama yerin altında siz çalışıyorsunuz” diye konuştu.

    “15 Temmuz, bir demokrasi zaferidir”

    15 Temmuz’un bir demokrasi zaferi olduğuna vurgu yapan Atalay, “15 Temmuz ile ilgili ’Demokrasinin zaferi-EMEK’ adı altında İngilizce bir kitap hazırladık. 5 bin tane basıldı. 4 bin tanesini Türkiye’de dağıttık. Valilere, belediye başkanlarına, rektörlere, emniyet müdürlerine, sendikalara dağıttık. Dünyada işveren örgütleri, işçi örgütleri, Avrupa Birliği Parlamentosu, basın organlarına dağıttık. Birisinin yapması lazımdı. O da bize yakışıyordu. Birileri bize diyordu ya ’28 Şubatçı’, ’12 Eylülcü’ diye. Türk-İş hiç ’28 Şubatçı’ olmadı, hiç ’12 Eylülcü’ olmadı. Ama öyle bir damga vurdular. Yıllardır hep onu kullandılar. Ben 15 Temmuz gecesi, herkes evde otururken Adapazarı Gar Meydanı’nda 50 bin kişiye konuştum. İki kelime söyledim. Dedim ki; ’Bu ülke kimsenin babasının çiftliği değil. Bu bir darbedir, bu bir işgal girişimidir. Buradan Türk işçisine, onların ailelerine sesleniyorum. Herkes toplanıp bayraklar ellerinde çıksın’ dedim. Biz 15 Temmuz’dan evvel taşeronu konuşuyorduk, yılbaşında 2 bin 500 TL alıyoruz, vergi dilimleri yüzünden ekim ayında bu para 2 bin 200 TL’ye düşüyor, bunu konuşuyorduk. Geçici işçileri konuşuyorduk. 16 Temmuz’da bıçak gibi kesildi, şimdi hiçbir şey konuşamıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Zonguldak’a adam aldırmak için gayret sarf ediyorum”

    Zonguldak’ın, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) işçi açıkları olduğuna dikkat çeken Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay şöyle konuştu:

    “Kısa bir süre önce, Başbakan Zonguldak’a gelecek. Ondan önce Ahmet Başkan dedi ki; ’Başbakan Zonguldak’a gelecek. Siz de onlarla gelin, Başbakan sendikaya gelsin. Madencinin derdi var, Zonguldak’ın problemi var, Zonguldak’ın sıkıntısı var. Bir şey dememiz lazım.’ Başbakan Zonguldak’a geldi, beraberinde 5-6 Bakan var, derdimizi anlattık. Biz kitle örgütleri başkanları, talep edeceğiz, takip edeceğiz. Konuşacağız, söyleyeceğiz. Zaman gelir eylemle olacak, zaman gelir sohbetle olacak, zaman gelir ikili münasebetle olacak. Ben işçiyim. Biz niye çalışıyoruz? Ailemize bakalım diye. Bizim görevimiz sizin çocuklarınızın yüzünü tebessüm ettirmek. Madenle ilgili, Zonguldak ile ilgili adam alacağız, 5-6 senedir olmadı. Sendika yönetiminin tamamı çırpınıyor, daha evvel bu yönetimden öncekiler çırpınıyordu. Ben madenciyim, ben inşaatçıyım, ben demiryolcuyum, kısacası ben işçiyim. Zonguldak’a adam aldırmak için gayret sarf ediyorum.”

    “Kıdem tazminatına dokundurtmayız”

    Kıdem tazminatının kaldırılmasıyla ilgili olarak 30 yıldır konunun gündeme geldiğini söyleyen Atalay, “Basın organlarına, televizyonlara sizin adınıza çıkmaya gayret ediyorum. Her hafta bir canlı yayında madeni anlatıyorum, taşeronu anlatıyorum. Kıdem tazminatını anlatıyorum. Kıdem tazminatıyla ilgili her gün bir yerde konuşuyorum. Biz 30 gün üzerinden bir kıdem tazminatı alıyoruz. Bununla ilgili 30 yıldır gelen her hükümet diyordu ki; ’Kıdem tazminatı kalkacak.’ 30 sene geçti yine öyle diyorlar. Biz sendikalar 30 gün olan kıdem tazminatını 29 güne düşürürlerse burada duramayız. Biz duramayınca hiç kimse duramaz. Hiç kimse duramazsa işçi de duramaz, ayağa kalkar. Onun için yapamazlar, yaptırmayız” dedi.

  • Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay Şanlıurfa’da

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Şanlıurfa’da bölge sendika temsilcileriyle istişare toplantısında bir araya geldi.

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Tes-İş Şanlıurfa Şubesi’nde sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda konuşan Atalay, kıdem tazminatıyla ilgili sorunun en kısa zamanda çözülmesi gerektiğini belirterek, “Kıdem tazminatıyla ilgili ülkede her 5-6 ayda bir laf atılıyor, o lafın arkasına takınılıyor. Her yerde söylüyorum, buradan da yeniden söylüyorum, 30 yıl çalışan bir işçimiz ayda 2 bin 500 lira para biriktiremez. O nedenle kıdem tazminatı bizim kızımızın çeyiz parası, oğlumuzun düğün parası, işçinin son kalesi. Bu mevcut şekliyle ilgili bir nokta kadar geriye gidecek hiçbir olumsuzluğun içinde olmayız. Kısa özü şu, 30 günü muhafaza etsinler, 30 günü muhafaza ettikten sonra bir ay çalışana versinler, bir yıl çalışana versinler. Ondan sonra almayanlarla ilgili yeni bir düzenleme yaparlarsa biz sendika olarak katkı sağlarız ama bu mevcut yapıda geriye gidecek hiçbir noktanın içinde olmayız, buna da müsaade etmeyiz” dedi.

    “15 Temmuz’da asker elbisesi giymiş hainler devir teslim yaptı”

    Türk-İş olarak önceliklerinin Türkiye olduğunu söyleyen Atalay, “15 Temmuz’un bedelini her yerde ifade ediyorum, kim ödedi, fakir ödedi, işçi ödedi, emekli ödedi, işsiz ödedi, ödemeye de devam ediyor. Ülke ödüyor. Ben darbe lafını da hiç kullanmıyorum. 15 Temmuz bir işgal girişimiydi. Sınırlar buraya yakın, sınırların tamamını boşalttılar. O gece asker elbisesi giyen bazı hainler devir teslim yaptılar. Dediler ki bu akşam devir teslim törenimiz var, devir teslim yaptılar. Türk-İş olarak bizim önceliğimiz ülkedir. Türkiye varsa sendika var, parti var, dernek var, oda var ama Türkiye yoksa biz bunların hiçbirini konuşamayız. 15 Temmuz’dan evvel bu hainler bizim fitremizi aldılar, zekatımızı aldılar, kurbanlarımızı aldılar, yani bunlar bizimle beraber oturdular, bizimle beraber kalktılar. Sonra da ülkede bir işgal girişiminde bulundular” şeklinde konuştu.

    Asgari ücretin bin 600 lira olması gerektiğini söylediğinde tepki aldığını belirten Atalay, ”Kasım ayının sonunda bir toplantıda bana asgari ücret ne olsun diye sordular. Dedim ki geçen sene Devlet İstatistik Enstitüsünün rakamları bin 600 lira. Rakam bu olsun. Biz Türk-İş olarak bunun altına imza atalım. Sanki ben 10 bin 600 dedim, ortalık yıkıldı. Dediler ki bu çok fazla” diye konuştu.

    “Terör örgütleri aynı eli öpüyor”

    “DEAŞ da, PKK da, FETÖ de aynı yerden besleniyor” diyen Atalay, şunları söyledi:

    “Belki bunu 15 Temmuz’dan evvel söyleselerdi inanmazdık, yani PKK ile FETÖ’nün bağlantısını. Şimdi bilgilere, belgelere, itirafçılara, yaşadıklarımıza baktığımız zaman bunlar aynı yere hizmet ediyorlar. Bunlar aynı fırından ekmek yiyorlar. Bunlar aynı bankadan maaş alıyor, bunlar aynı eli öpüyor, aynı yerden emir alıyorlar. Yalnız tetikçiler değişiyor. Emir verenler aynı. Bunun bedelini bu ülke ödüyor. Özellikle bu bölge halkı ödüyor. İzmir’de, Adapazarı’nda milliyetçilik, muhafazakarlık yapmak kolay, gel de Şanlıurfa’da, Diyarbakır’da, Batman’da, Hakkari’de yap bakalım nasıl oluyor.”

    “Taşeronlara kadro verilsin”

    Taşeron işçilere kadro verilmesi gerektiğini belirten Atalay, “Bizim taşeronla ilgili problemimizi bir an önce çözsünler. 5 ay 29 gün kamuda çalışan 25 bine yakın işçimiz var. Senede 6 aydan fazla çalışmıyorlar. Bunları bırakın 30 sene, 60 sene çalışsalar emekli olamıyorlar. Bununla ilgili düzenlemeler gerekiyor.

    Bu taşeronla ilgili bizim başından beri savunduğumuz bir tez var. Bu taşeron işçilerinin yüzde 90’ı bizim üyemiz olmamasına rağmen biz son 10 senedir bunlarla ilgili mitingler, paneller, aklınıza ne geliyorsa, bunlarla ilgili büyük bir gayret sarf ediyoruz. Kamuda, belediyelerde yıllardır çalışıyorlar. Yani asıl işi yapan da yapmayan da kadroya geçsin dedik, dediler ki tamam. Ondan sonra Cumhurbaşkanımızla yaptığım bir toplantıda yine aynı tepkiyi koyduk. Dedik ki asıl işi yapanlar kadroya geçsin. Cumhurbaşkanımız da tamam dedi. 14 Temmuz’da bu iş tamamdı ama 14 Temmuz’dan sonra değişti. Biz şimdi ne istiyoruz, diyoruz ki taşeronda kim çalışıyorsa herkes kadroya geçsin. İşçilik işi yapan işçi olsun, memurluk işi yapan memur olsun. Bizim dışımızda bundan istifade eden sendikalar da var. Bazı partiler, dernekler, odalar gidiyor. Dün de dedim, sendika işçinin sendikası olur, partinin, patronun, belediyenin sendikası olmaz” ifadelerini kullandı.

    Toplantıya Atalay ile birlikte Tes-İş Genel Başkanı Mustafa Şahin, Türk-İş Şanlıurfa Temsilcisi Ramazan Düzme, Türk-İş’e bağlı sendikaların bölge temsilcileri katıldı.

  • Türk-İş Genel Başkanı Atalay: “Zor zamanlarda herkes milli durmalı”

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, ülkemizin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “Zor dönemlerde herkes aklını başına almalı, herkes milli olmalı” dedi.

    Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ramazan Ağar ile birlikte Adana’ya gelen Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Yol-İş Holiday Otel’de Türk-İş’e bağlı sendika başkanlarıyla bir araya geldi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ülkede yaşanan gelişmeleri değerlendiren Atalay, “Türk-İş olarak geçen hafta ’15 Temmuz Demokrasinin Zaferi Emek’ adı altında 184 sayfa bir kitap hazırladık, İngilizce-Türkçe, kitabı Sayın Cumhurbaşkanımıza takdim ettik. Bin 350 tanesini yurt dışındaki işçi, işveren örgütlerine, AB Parlamentosuna, basın organlarına, ajanslara yolladık. 3 bin 500 tanesini de ülke içinde dağıttık. Güzel bir çalışma oldu. Bunu hükümetin yapması başka bir şey ama bir sivil toplum örgütünün yapması lazımdı o da Türk-İş’e uygundu, Türk-İş’e yakışıyordu. 15 Temmuz’da Türk-İş yarım saat içinde alanlardaydı. Genel başkanlarımızla, Türk-İş temsilcilerimizle hemen telefonla irtibata geçildi. Ramazan Bey Adana’da, Pevrul Bey Yozgat’ta, Eyüp Bey ve Nazmi Bey de İzmir’deydi. Ben de Adapazarı’nda 45 bin kişiye konuşma yaptım. Hani millet diyor ya ben tweet attım, ben tweet atmadım ben milletin önüne çıktım. Bu ülke kimsenin babasının çiftliği değil, bu ülke bizim ülkemiz. Bu işgal girişimidir, darbe girişimidir. Türk-İş 1 milyon üyesi, aileleriyle beraber 4 milyon devasa bir kurumuz. ’Herkes illerde, ilçelerde Türk bayrağını alıp sokağa çıksın’ dedim. O günden sonra iş bitti mi bitmedi, süreç halen devam ediyor” diye konuştu.

    “15 Temmuz işgal girişiminin bedelini biz ödüyoruz”

    “15 Temmuz’un bedelini ülke ödüyor ama en çok da biz ödüyoruz, işçi ödüyor, işsiz ödüyor, emekli ödüyor, dar gelirli ödüyor, esnaf ödüyor” ifadelerini kullanan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, şöyle devam etti:

    “15 Temmuz’dan önce taşeronu konuşuyorduk, kiralık işçiliği konuşuyorduk, 5 ay 29 gün çalışan geçicileri konuşuyorduk. 6 ay geçti bunları konuşamıyoruz, gündeme getiremiyoruz. Türk-İş’in önceliği şu Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları, milletimizin çıkarları, Türkiye Cumhuriyeti varsa biz varız, Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da yaşananlar ortada 3 milyon misafirimiz var. Zaman zaman misafirlerden rahatsız olsak da aman diyorum ya bizim başımıza böyle bir şey gelse biz nereye gideriz. Son bir ay içerisinde ülkemizde 150 insan katledildi. Beşiktaş’ı düşünün, Kayseri’yi, El Bab’ı, en son Reina’yı düşünün, bugün Adana’da şehidimiz var, dün Hatay’da vardı. Bunun yanı sıra her gün 4 iş kazası var. Kasım ayının sonunda Siirt’te kocaman dağ çöktü arkadaşlarımız öldüler. Bunları gündeme getiremedik. Nedeni 15 Temmuz.”

    “TBMM’de yaşananlardan huzursuzuz”

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, konuşmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde anayasa görüşmelerinde milletvekilleri arasında yaşanan tartışmalara da değindi. Atalay, “Maalesef son günlerde Mecliste yaşananlar, Meclisin görevi bizlerin huzurunu sağlamak. Meclisin görevi bizlerin güvenliğini sağlamak, yaşadığımız ekonomik sıkıntıları çözmek. Bunu söylemekten hicap duyuyorum son günlerde Meclis bizlerin huzurunu kaçırıyor. Tekme atmak, adam ısırmak, küfür etmek. Isıracaksan git FETÖ’yü ısır, tekme atıyorsan git PKK’ya at, yumruk atıyorsan git DEAŞ’a at. Kısa bir süre önce asgari ücret toplantısı sona erdi, Türk-İş olarak 1.5 ay önce TÜİK’in açıkladığı bin 600 lirayı gündeme getirdik. Ortalığı ayağa kaldırdılar böyle bir şey olur mu diye. Sanki biz 5 bin 600 dedik, Meclisteki bizim vekillerimiz bizleri yok saymasınlar, biz ülkenin yüzde 70’ini temsil ediyoruz, ama gündemde biz hiç yokuz” dedi.

    Türkiye’nin zor dönemden geçtiğini ifade eden Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, şunları kaydetti:

    “Zor dönemlerde herkes aklını başına almalı, herkes milli olmalı. Kim olursa olsun, eğer ülkemizin, milletimizin çıkarlarını savunuyorsa, Türk-İş olarak biz onun yanındayız. Onun yanında olmak mecburiyetindeyiz. Kim bu dediklerimizin karşısında bir hareket sergilerse şiddetle karşısında oluruz.”

  • Türk-İş Genel Başkanı Atalay: “Asgari ücret 1600 TL olmalı”

    Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti (ZGC) Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Atalay, Asgari Ücret’in bin 600 lira olması gerektiğini söyledi.

    Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti (ZGC) Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ı makamında ziyaret etti. ZGC Başkanı Derya Akbıyık, ZGC Başkan Yardımcısı Seçkin Kırarslan ve ZGC denetim kurulu üyesi Süleyman Şen’in hazır bulunduğu ziyarette GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, GMİS Eğitim ve Teşkilat sekreteri Satılmış Uludağ ile GMİS Mali Sekreteri Adnan Tıska da yer aldı. Türk İş genel merkezin de yapılan ziyarette Genel Başkan Ergun Atalay, Zonguldak, Türkiye Taşkömürü Kurumu, ülke ve dünya genelini ilgilendiren önemli açıklamalarda bulundu.

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “Zonguldak taşkömürü madenciliğinde Türkiye’de öncü kurum. Zonguldak’taki işçi arkadaşlarımız, sendikacılar ve madenciler meseleyi iyi biliyor. İnşallah daha iyi ve daha fazla kömür üreteceğiz bu şekilde ülkeye giren ithal kömüre mahkum olmayacağız. Türkiye Taşkömürleri Kurumu ve Zonguldak’la ilgili yöre milletvekilleri işçi alınması için gayret sarf ediyorlar. Genel Maden İşçileri Sendikası başkanı ve yönetimi sabah akşam kuruma işçi alınması için Ankara’da çalmadık kapı bırakmıyorlar. Benim önceliğim TTK’ya işçi alınması yönünde bundan kimsenin şüphesi olmasın. Gücüm yetse de işsiz insan kalmasa. Tabi bu benim dememle olmuyor. Benim görevim bunun takipçisi olmak, bunu ülkenin gündemine taşımak” dedi.

    “İş kazalarında günde 4 kişi ölüyor”

    Zonguldak’ın madenle var olduğuna dikkat çeken Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “Zonguldak’taki herkes madenci. Zonguldak’ın madencilikle ilgili güçlü bir bağı var. Maden varsa Zonguldak var öyle bir şehirdir. Şirvan’da bakır madeninin olduğu bir yer. Maalesef Türkiye’de ortalama iş kazalarında günde 4 kişi ölüyor. Dünya ortalamasına bakıldığında bu yüksek bir rakam diyebiliriz. Maalesef son 3 senede ölümlü birçok iş kazası gördük. Soma ve Ermenek kömür madeni kazaları arkasından Siirt Şirvan bakır madenikazası ondan evvelde Zonguldak Kozlu vardı. Soma, Ermenek ve Şirvan’da olduğu gibi Kozlu kazasında da hemen madenci kardeşlerimin yanına koşmuştum. Siirt Şirvan’ı görmeyenler burayı yeraltı madeni gibi biliyorlar. 1700 metre rakım var. Merdiven gibi düşünün millet orada cambazlık yapıyor. Ağırlıkla bakır demir taşın olduğu bir maden. Oradaki arkadaşlarımız bir imkân olsa da sağ çıksalar. İnşallah sağ çıkarlar temennimiz o ama çok zor gözüküyor” dedi.

    Asgari ücretin 1600 lira olması gerektiğini hatırlatan Atalay, “Önümüzdeki ay asgari ücret görüşmesi var. Tük-İş olarak makul bir talebimiz var, oda asgari ücretin bin 600 TL olması. Bu süper bir rakam veya muazzam bir rakam değil. Ülke şartlarında bize uygun bir rakamdır. Taşeron işçi olarak çalışan 20 bine yakın işçimiz var. Beş ay çalışıp altı ay çalışmıyorlar. 15 Temmuzda bunlarla ilgili biz belli bir yere gelmiştik. Hükümet iktidar bunla ilgili bu işi halledeceğine ifade etmişti. Çalışma bakanlığıyla Siirt’te konuşmuştuk. Başbakan talimat vermiş bu konuyla ilgili bir çalışma yapın diye. Önümüzdeki günlerde beş ay 29 günlerle ilgili, taşeronla ilgili kamuoyuna ülkeyi idare edenler güzel bir haber verirler. Milletin beklentisi var bizim beklentimiz var. Kıdem tazminatıyla ilgili bizim için 30 gün üzerinden alıyoruz. 2 bin liraya Zonguldak’ta madende çalışan bir arkadaşımızın hesabına yüz altmış dört lira kıdem tazminatı çıktı para yatırıldı yani 8.33 bunu karşılığı. Diyoruz ki 30 günü muhafaza ediyoruz 8.33 kalsın. Bununla ilgili almayanlar, alanlardan daha çok tamam doğru. Hemen bununla ilgili yasal düzenleme yapılsın. AHazine garantisi versinler 30 günü muhafaza etsinler 8.33 kalsın. Bir ay bir yerde çalıştım çıktım benim tazminatımı versin. Bu fona yönetiminde işverende olsun işçide olsun hazine garantisi olsun bir problem yok benim için hemen buna katkı sağlarız” şeklinde konuştu.

    “Önceliğimiz TTK’ya işçi aldırmak”

    Zonguldak’ın Cumhuriyet’in ilk vilayeti olduğuna dikkat çeken Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, şöyle dedi:

    “Zonguldak duruyorsa ki bu ülke durduğu müddetçe bu şehir duracaktır inşallah. Bu ülkeyi idare edenler bu şehri görmemezlikten gelemezler. Ama bizimde bu çalışma şartların dışında üretimi nasıl arttırırız daha çok nasıl üretiriz, daha çok kaliteli nasıl üretiriz, daha ucuz nasıl üretiriz diye düşünmemiz gerekiyor. Bununla ilgili şehir kafa yorarsa ülkeyi yönetenler ile bizler sendika olarak katkı sağlarız. Bizim önümüze ne koyuyorlar? Zarar ediyorsun konusunu koyuyorlar. Birinci önceliğimiz TTK’ya işçi aldırmak. Bu yalnız Zonguldak’taki maden işçileri sendikası yönetiminde biten bir iş değildir. İmkan varsa Zonguldak’taki bütün partililerimiz siyaseti bir tarafa bırakacaklar. Zonguldak’ın beş vekili var ve onlar Zonguldak varsa varlar. Onun için burada akıllı, mantıklı, makul çözüm önerilerimizi ülkeyi yönetenlerin önünü koymaya, ısrarlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Biz talep noktasındayız. Gündeme getirmeyle ilgili yetkiliyiz. Biz bunları takip etmekle yetkiliyiz. Bizim konumuz bu bizim yasa çıkartmaya yetkimiz yok. Ama bu konularla ilgili bu koşuşturmamızı devam ettirelim. Buradaki mağduriyeti giderelim buradaki insanlar mazlum, buradaki insanlar mağdur. Kamudan daha çok özel ocak var. Daha çok İşçi orada çalışıyor. Zonguldak kömürcülükte, madencilikte Türkiye’de öncü kurum. Yani en ufak bir yerde kaza olduğu zaman Zonguldak’ın kurtarma ekibi gidiyor Soma’da ve Ermenek’te onlar orada, ben onlar görüyorum gittiğim zaman onlar benimle beraber çalışıyorlar. Zonguldak’taki sendika işçi sağlığından işçi güvenliğinden yer altındaki iş kazaların en az olduğu yerler tabi afetin dışında. Bunun için oradaki işçi arkadaşlarımız sendikacılar veya madenciler meseleyi iyi biliyor. Yani burada herkes işini doğru dürüst yapacak, sendikacı sendikacılığını yapacak ama hepimiz bu ülkenin çıkarlarını düşüneceğiz. Daha iyi kömür üreteceğiz bu ülkeye giren ithal kömüre mahkum olmayacağız. Çalıştıranda çalışanı da kazanacak.”

    (OA-ÖK-E)

  • AK Partili Atalay: “Türkiye’de burjuva, çok harcayan Müslüman bir gençlik görüyorum”

    Eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Van Milletvekili Beşir Atalay, “Türkiye’de şu an burjuva Müslüman diye bir hayatı görüyorum. Genel olarak da gençler olarak da. Fazla saltanatlı yaşayan, çok harcayan, israfı olan bir Müslüman burjuva kesimi ve gençliği görüyorum. Bunu çok sorunlu görüyorum” dedi.

    Bolu Abant Tabiat Parkı’nda Vuslat Platformu tarafından düzenlenen ’Ufuktaki Yeni Türkiye Gençlik ve Geleceği’ sempozyumunun ikinci gün yapılan toplantısının açılış konuşmasını AK Parti Van Milletvekili Beşir Atalay yaptı. Gençliğin bazı makamlara çok hızlı yükselmek istediğini söyleyen Atalay, “Gençlerimiz sabırlı olmadığı için kıza zamanda çok şey sahibi olmak istiyorlar. Çabuk zengin olmak ve makamlara yükselmek istiyorlar. Belki de bunlara bizim hükümet dönemi yol açtı. Fazla meşakkat çekmeden çok şeye sahip olmak isteyen bir gençlik var. Bu bir büyük problemdir. Türkiye’de şu an burjuva Müslüman diye tabir ettiğim bir hayatı görüyorum. Fazla saltanatlı yaşayan, çok harcayan, israfı olan bir Müslüman burjuva kesimi ve gençliği gözlemliyorum. Bu sıkıntılı bir meseledir. İdeal dediğimizde genel ortalamaya baktığımızda böyle bir değerlendirmeyi yapmak mümkün” dedi.

    “En büyük hastalık ırkçılıktır”

    En büyük hastalıklardan birinin ırkçılık olduğunu ve bunun da Müslümanın başında bir bela olduğunu söyleyen Atalay, “Eğitim politikalarımda verimimiz yeterli değil. 8 yıllık ilkel eğitim sistemini değiştirdik. O iyi bir gelişmedir. Eğitimde özgür bir alan açtık. Üniversite kesiminde hiç bir şey yapmadık. Aynen o 8 yıllık eğitim kadar ilkel bir YÖK sistemi var ve üniversiteleri öldürüyor. Bugün üniversitelerimiz dünya yarışında en gerilerde. Üniversitelerimiz bugünkü sistemle beyin yetiştiremiyor” dedi.