Etiket: Atak

  • Batuhan Yaşar: “Atak Mı Süper Kobra Mı?”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde, ”ATAK, nasıl PKK teröristlerinin korkulu rüyası haline geldi”, ”Süper Kobra’yı füzeyle düşüren teröristler ATAK’a da füze attılar mı”, ”ATAK, o saldırıyı nasıl savuşturdu”, “ATAK’ın en caydırıcı silahı hangisi”, ”Hangi ülkeler ATAK’ın peşine düştü” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın “Atak mı Süper Kobra mı?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “Terörle mücadelede yine sıkıntılı yıllardı.. 2009-2012 arasından bahsediyorum.. Terör örgütü dalga geçer gibi 100 hatta 300 kişiyle karakollarımızı basıyordu.

    Dağlıca Karakolunu yine basmıştı. 8 şehit vermiştik.. 18 de yaralımız vardı.

    Kobralar o dönemde terörle mücadeledeki en etkili silahlarımızdan biriydi. PKK’lılar Kobraları görünce âdeta çil yavrusu gibi dağılıyordu. Asker, Hükümetten yeni nesil yani Süper Kobralardan istiyordu.

    ABD ile pazarlık zaten 10 yıldır sürüyordu. Türkiye aslında 12 Süper Kobra istemişti Washington yönetiminden. Sonra bu talep çeşitli nedenlerden dolayı 9’a indi. Ama sevgili stratejik ortağımız bize 2 adet verebileceğini bildirdi.

    Sonra lütfetti..

    Ve 2012 yılıydı, 3 Süper Kobra saldırı helikopterini Türkiye’ye gönderdi. O tarihte ABD’nin Ankara Büyükelçisi olan Ricciardone, TGRT’deki canlı yayında sorumuza şu cevabı veriyordu:

    “ABD fedakârlık yapıyor. Kendinin kullanabileceği 3 Süper Kobra helikopterini Türkiye’ye gönderiyor.”

    Havalara fırlamıştık. Gerçekten. ABD sulu yerden bir tarla daha bağışlamıştı.

    O dönemde Süper Kobralar gerçekten Türkiye için hayat memat meselesiydi.

    Hatta Predator da istemiştik ama vermemişlerdi. Silahlısını filan da değil ha.. Düz gözetleme yapmak için..

    Çok şükür, o günler geride kaldı. 11. ATAK helikopteri Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi.

    Geçenlerde Genelkurmay’dan yapılan bir açıklamada şöyle deniliyordu:

    “7-8 kişilik BTÖ mensubunun görüntüsünün alınması üzerine bölge ATAK Helikopter Kolu tarafından ateş altına alınmıştır…”

    Bakın burada bir ayrıntı daha var, atlamayalım, görüntüyü aktaran da yerli İHA’larımız..

    Nereden nereye…

    Milli İHA’lar görüntüyü alıyor, milli ATAK da anasını ağlatıyor..

    Yakında silahlı İHA’lar hiç F-16’ların, Fhantom’ların kalkmasına gerek bile bırakmayacak.

    Terörle canhıraş mücadele devam ederken, bu türden haberleri duymaya en çok ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz. Çok değil 10 gün önce Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, artık Türkiye’nin ABD’nin silahlı İHA’sına ihtiyacı olmadığını açıklıyordu. Hem de Washington’da. Bütün Türkiye bir kez daha gururlandı. Bak sen şu işe, Türkiye artık ABD’nin İHA’sını reddediyordu. Bu aynı zamanda ben artık silahlı İHA’mı yapıyorum anlamı taşıyordu.

    Şimdi gelelim yazının başlığına:

    Bir defa ATAK’ları Kobra ile değil yine ATAK gibi çift motorlu Süper Kobralarla mukayese etmemiz lazım. Çarşamba akşamı SSM Müsteşarı İsmail Demir’e şöyle sormuştum:

    – ATAK mı, Süper Kobra mı?

    – Biz her bakımdan ATAK deriz..

    Gerçekten öyle. Pilotlarımız ATAK’ların performanslarından çok memnun.

    Bir defa yüksek irtifa ve yüksek sıcaklıkta Süper Kobradan geri kalır yanı yok.

    Yüksek sıcaklık şundan önemli; bölge aşırı sıcak olduğundan, terörle mücadele de yaz aylarında hız kazandığı için, helikopterin performansında ve manevra kabiliyetinde düşme olmamalı..

    Ki öyle.. Isıdan etkilenmiyor.

    ATAK’lar bizim Güneydoğu’dan daha sıcak yerlerde, Pakistan’da ve Güney Afrika’da da uzun süre test edildi. Biliyorsunuz, Süper Kobralarımızdan bir tanesi maalesef Rus Füzesi ile düşürüldü.

    Duyduğumuza göre ATAK da benzer saldırılarla karşı karşıya kaldı ve bu saldırıları savuşturmayı başardı.

    Görebiliyorum hepinizin omuzları yükseliyor. Ne gurur verici değil mi..

    ATAK’ın elektronik harp sistemleri yüzde yüz yerli. Beyni yerli. Avionik sistemi yerli.

    Aselsan yapımı.

    Süper Kobraların belki de hâlen ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılmasının ana nedeni o küçücük gövdeye sığdırılmış yüksek performanslı ateş gücü.

    Ancak ATAK da fena değil. Hem de hiç fena değil. Top ve roket atışlarındaki performansı sürekli geliştiriliyor. Madde madde gidelim isterseniz:

    – ATAK’ın en caydırıcı özelliklerinden birisi burnundan atış yapan topu.

    – Cirit füzelerini kullanıyor. Yakında 8 km menzilli UMTAS antitank füzeleri de monte edilecek.

    – Havada Süper Kobraya göre 45 dakika daha fazla kalabiliyor.

    – Süper Kobra eski nesil hedef tespit sistemini kullanırken ATAK’ta yeni nesil hedef sistemi mevcut.

    – ATAK daha fazla sayıda füze taşıyabilir.

    – Süper Kobra da daha fazla 20 mm’lik top mermisi alabiliyor. (500-750)

    – Savunma sistemleri özellik itibarıyla örtüşüyor.

    – ATAK 4.572 metre, Süper Kobra ise 3.658 metre yüksekliğe çıkabiliyor.

    ATAK’lar Ağrı’da, Doğubayazıt’ta aktif olarak kullanıldı.

    Hâlihazırda 11 ATAK Güneydoğu Anadolu’daki 3 üs bölgesinde aktif olarak kullanılıyor.

    Diyeceğimiz o ki ATAK için:

    Fazlası var eksiği yok. Yoksa burada Süper Kobralara laf filan etmiyoruz.

    ATAK’ların ihracat yönetimi de tamamen Türkiye’nin elinde. Pakistan almaya çok istekli. Türkmenistan ve Polonya ile görüşülüyor. Orta Doğu ülkeleri de dikkatlice takip ediyor.

    Daha güzel şeyler olacak”

  • Sentido Orka Lotus’tan Turizmi Cesaretlendiren Atak

    Türkiye’nin gözde tatil merkezi Marmaris’te çam ormanlarının içinde yer alan Sentido Lotus Beach otel, beklentilerin altında seyreden turizm sezonuna rağmen tesislerini Nisan ayından bu yana açık tutarak sektöre moral depoluyor.

    Marmaris İçmeler’de 650 metre uzunluğundaki kumsalı, çam ormanlarının içinde deniz manzaralı görünümüyle adeta cenneti andıran Sentido Orka Lotus Beach otel 5 yıldızlı konforu ile yerli ve yabancı turistlerin gözde tatil mekanı haline geldi. Türkiye ‘deki Sentido otel gruplarından 450 oda kapasitesiyle en büyüğü olan Orka Lotus Beach, Marmaris’te 2015 yılında hizmete açıldı.

    Marmaris’in en iyi lokasyonuna sahip otel, uzun plaj alanı ve son teknoloji ile donatılmış modern odaları ve aquaparkı ile orman içinde doğa korunarak inşa edilen örnek bir tesis. Kaliteli personeli ve yönetim anlayışı ile kısa sürede Marmaris’te adından söz ettirmeyi başaran Sentido Orka Lotus Beach, doğa ile iç içe geçmiş çam ağaçları içine gizlenmiş turizm tesisi olarak göz kamaştırıyor. Özel plaj alanı bulunan işletmede , şezlong ve şemsiye ücretsiz olarak misafirlerin kullanımına bırakılıyor.

    Tesisin çağdaş bir dekorasyonu olan konforlu odalarında; klima, minibar, çay-kahve seti, balkon, kasa, LCD TV, uydu yayını ve kablosuz internet bulunuyor. Misafirler odalarında deniz ve doğa manzaralı balkonlarında, doğanın huzur verici sesi eşliğinde tatil yapma imkanı buluyor.

    ALTERNATİF TURİZM SEÇENEKLERİYLE SEKTÖRE MORAL DEPOLUYOR

    Sentido Orka Lotus Beach otelinin yönetiminde ise genç iş adamı ve turizmci Caner Torunoğlu bulunuyor. Genç yaşta turizm sektöründe yıldızı parlayan Torunoğlu, aynı zamanda Marmaris Genç İşadamları Derneği’nin (MAGİAD) geçtiğimiz günlerde gerçekleşen genel kurulunda ikinci başkanlığa seçildi. Bölgeye önemli ekonomik destek ve yatırımlarıyla kısa sürede adından söz ettiren Torunoğlu, yurt dışında eğitimini tamamladıktan sonra otelin yönetimine geçti.

    Caner Torunoğlu, turizm sektöründeki kötü sezona rağmen Nisan ayı başında oteli açtıklarını ve personel kadrolarını koruyarak istihdamı bozmadıklarını söyledi. Torunoğlu şöyle konuştu:

    “Sentido oteller grubu olarak turizmde beklenen düşüş nedeniyle gerekli tedbirlerimizi aldık. Ümit ediyorum ki bu krizi en az hasarla atlatacağız.Türkiye, doğal güzellikleri eşsiz koyları ile dünyada eşi benzeri olmayan bir ülke. Uzun yıllar Avrupa kaldım ve orada böyle güzellik yok.Bugün dünyanın her tarafında kriz var. Avrupa’da da bombalar patlıyor. Ülke olarak hükumetimizin de desteği ile elimizi taşın altına koyarak bu krizi el birliği ile aşmamız gerekiyor. Biz Orka grubu olarak tesislerimiz sezon öncesi açıp Avrupalı müşterilerimizi beklemeye başladık.Kısa zamanda bunun meyvesini aldık ve düşük sezonda tesislerimizi açık tutarak yüksek sezona rezervasyonlar sağladık. Marmaris’te bulunan diğer tesislerinde bunu yapması halinde turzim sezonun en az hasarla atlatılacağına inanıyorum”

  • Beynin Ve Kalbin İsyanı, Panik Atak

    Uzman Psikolog Özge Genlik, panik atak konusunda uyardı.

    Genlik, Panik bozukluğun; kaygı (anksiyete) bozuklukları arasında yer alan; aniden, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan yoğun korku duygulanımının eşlik ettiği ve yoğun bir içsel sıkıntının hissedildiği duygu durum bozukluğu olduğunu belirterek, “Panik bozukluk; kişinin nefes almayı unutacak kadar kendi benliğinden ayrışma halidir. Ve aynı zamanda panik bozukluk beynin ve kalbin isyanıdır. Beyine yeterince kan gitmediğinde sürekli olarak sempatik sinir sistemi uyarılmakta bu da bedenin aşırı enerji harcamasına sebebiyet vermektedir. İfade edilmemiş, hissiyatlara göre eyleme dökülemeyen duygulanımların birikmesi de kalp yorgunluğuna sebebiyet vermektedir. Gönül yorgunluğu ile zihinsel düşünce sistematiğinin sürekli aktif olduğu hal durumlarında; beden isyan ederek organizmayı koruma ve hayatta tutma amaçlı ataklar iletmektedir” dedi.

    Panik bozukluğa genellikle “gelecek kaygısı” taşıyan ve “özgüven” sorunu olan kişilerin daha yatkın olduğunu belirterek, ““Öz”e güvenmek; herşeyin olması gerektiği gibi olduğuna tamamen teslim olunduğunda ve bırakabilmeyi öğrendiğimizde gerçekleşir. Sürekli zihinsel boyutta “-meli, -malı” lar ile arkadaş olan ve zihnindeki senaryoyu gerçekleştirmeye çok fazla çaba harcayan kişilerin panik bozukluk deneyimleme ihtimali daha yüksektir. Ayrıca, araştırmalara göre; birinci derece akrabaları panik bozukluk geçirmiş kişilerin panik bozukluk deneyimleme ihtimali ailesinde hiç panic bozukluk deneyimi olmayanlara göre yüzde 80 daha fazladır” diye konuştu.

    “Panik ataklar öncesinde genellikle: fizyolojik boyutta; terleme, titreme, soluğun daralması gibi semptomlarla birlikte zihinsel boyutta; “acaba ölüyor muyum? Kalp krizi mi geçiriyorum” gibi sorular hakim olurken duygusal boyutta; “ölüm korkusu” deneyimlenmektedir” diyen Uzman Psikolog Özge Genlik, “Panik atak sırasında; ilk yapılması gereken tüm konsantrasyonun “nefes” e yönlendirilmesidir. Kişi, nefes alış süresini uzattıkça ve tüm bilinci ile nefes ile bir olduğunda tüm beden rahatlayacak, beynin parasempatik sinir sisteminin aktif olması ile beraber zihinsel, duygusal ve fizyolojik boyutta “dinginlik” hali deneyimlenecektir. Ardından kişi, kendisi ile konuşmalıdır. Kendi kendisi ile olan içsel diyaloğunda benliğine dair olumlu cümleler kurması duygusal bedeni rahatlatacaktır. İnsan önce kendi sesine inanır, rahimde ilk temas ettiğimiz ses “kendi sesimiz”dir; bu bağlamda kendimiz ile kurduğumuz içsel diyaloğun rahatlatıcı olması önemlidir.” şeklinde konuştu.

  • Bioenerji Yöntemi Panik Atak Rahatsızlığına Işık Oldu

    Günümüzde yaygın olarak rastlanılan panik atak rahatsızlığının tedavisi için bioenerji yöntemi umut ışığı oldu. Alternatif tıp danışmanı ve Bioenerji Uzmanı Önder Özcan yaptığı çalışma ile özellikle panik atak, depresyon, klostrofobi, uykusuzluk gibi psikolojik sorunların giderilmesinde etkili sonuç aldıklarını ve bu sonuçları gerek sosyal medya veya katıldıkları programlar yoluyla paylaştıklarını kamuoyuna duyurduklarını bildirdi.

    İstanbul, Diyarbakır, Antalya, İzmir ve pek çok şehirde hatta Avrupa’da pek çok ülkede öğrenci ve danışanlarının olduğunu belirten Önder Özcan, özellikle seans, eğitim ve uygulamalarının telefon veya internet üzerinden video konferans yoluyla yapılabilmesi sebebiyle yurt dışında yaşayan gurbetçi Türklerden de yoğun talep gördüğünü kaydetti. Bioenerji uygulamalarının Avrupa ve Amerika’da pek çok klinik de alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemi olarak kanser hastalığından mide ülserine, psikolojik rahatsızlıktan sebebi anlaşılamayan pek çok hastalık, ağrı ve sağlık sorunlarında kullanıldığını belirten Bioenerji Uzmanı Önder Özcan kendilerinin de sık sık yurt dışından davet aldıklarını belirtti. Önder Özcan, panik atak tedavisi konusunda en önemli olgulardan birinin kişinin enerjik dengesinin düzenlenmesi olduğunu belirterek enerji dengesi düzenlenen danışanlarının rahatsızlığının semptomları ile ilk seanstan itibaren daha rahat mücadele edebilmeye başladıklarını süreç içerisinde ise semptomların tamamen ortadan kalkarak kişilerin normal yaşam tarzlarına dönebildiklerini söyledi.

    Özcan, psikolojik zannedilen pek çok rahatsızlığın kişinin enerjisel manada zayıflaması olduğunu ve bunun sonucu olarak özgüven, benlik iradesinin kaybolması ile ilişkilendirildiğini, bu dengelerin kurulmasının yeniden oluşturulması sonucu ise çaresiz gibi görülen pek çok hastalık ve sorunun çok daha sorunsuz ve kısa sürede çözüme ulaştırılabildiğini belirtti. Günümüzde çok sık olarak yaşanılan panik atak hastalığının ise belli başlı belirtileri olduğunu belirten Özcan, bunları şöyle açıkladı:

    “Ani bir şekilde bazen uyarıcı sebebiyle ama çoğu zaman ortada hiç bir sebep yokken oluşan ölüm hissi, ölüm korkusu. Ölüm korkusuna bazen eşlik eden, bazen ise bağımsız olarak oluşan kalp atış hızında ani artışlar. Kişilerde kalp hızlanmasına bağlı olarak veya bağımsız olarak seyreden göğüs bölgesinde baskı veya sıkışma hissi. Bulunulan ortamda yabancılaşma hissi, etraftan kendini farklı görme. Semptomlar kişiye göre değişmekle birlikte mide bulantısı hissi. Zaman zaman baş dönmesi, gözlerin kararmaya başlaması, hatta bazen bayılma durumu. Sıcak ve soğuk ter basması durumu ve bunalma hissi. Vücudun belli bölgelerinde uyuşma ve karıncalanma hissi oluşması. Delirecekmiş gibi hissetme durumları ortamdan kaçma isteği bulunulan ortamı terk etmenin kendisini rahatlatacağı hissi. Nefes darlığı hissi oluşması ve bu sebeple bazen ambulansla hastaneye gitme düşüncesi ve talebi”.

    PANİK ATAK KRİZİ DURUMUNDA UYGULANMASI GEREKENLER

    Alternatif tıp danışmanı ve Bioenerji Uzmanı Önder Özcan, panik atak krizi durumunda uygulanması gerekenler hakkında da önerilerde bulundu. Özcan, bu durumlarda, “Hastaya öncelikle sakinleşmeye çalışması gerektiği bu durumun fiziksel bir sorundan kaynaklanmadığının dolayısı ile irade göstererek aşılabileceğinin hatırlatılması gerekir. Hastanın elinin yüzünün yıkanması ve rahat nefes alabileceği ferahlık hissi duyabileceği ortamın oluşturulması lazım. İnançları doğrultusunda hiç bir sorunun çaresiz olmadığı her hastalığın her sorunun bir çözümü olduğunun ve bu çözümün bulunacağının bildirilmesi gerekir. Hastanın öz güveninin oluşturulması ve kafasını dağıtması yani sorundan uzaklaştırılması adına ilgisini çekecek konular ile sohbet edilmeye çalışılması gerek” dedi.

    Bioenerji Uzmanı Önder Özcan, kendilerine gelen danışanlar da genelde 3 şekilde sorun tespit ettiklerini dile getirerek şunları söyledi: “Bu sorunlardan birincisi travma sonrası oluşan panik ataktır. Travma yani bir olay sonrası oluşan panik atak hastaları, trafik kazası, yüksek bir yerden düşme, ani adrenalin yükselmesine sebep olabilecek ani korku veya heyecan hali oluşturacak bir olayı yaşaması, görmesi veya duyması sonucu oluşan panik ataktır. İkincisi taklik panik ataktır. Aslında panik atak hastası olmayıp çevresinde bu rahatsızlığı yaşayan ebeveyn veya yakın arkadaşlarının davranışlarından etkilenme sonucu o kişilerin davranışını veya çekimser ruh hallerini taklit etme durumudur. Üçüncüsü ise metafizik sebeple kişilerin anlayamadığı nedenle ya da halk tabiri ile durduk yere oluşan panik ataktır. Bu panik atak türünde kişiler bir travma, bir olay yaşamamış veya yakın çevresinde böyle bir olaya şahit olup taklit etmemiştir, araba kullanırken birdenbire bu durumun başladığını hatta uykudan bir gün aniden uyanarak bu sorunu yaşamaya başladıklarını belirten danışanlarımız bulunmaktadır. Bizim bakış açımıza göre bu durum enerjik vücutta oluşan bir dengesizlik sonucu aura beden dediğimiz enerjik bedenimizin negatif enerji adını verdiğimiz unsurlara maruz kalması sonucu oluşur ki biz bioenerji uzmanlarının ilgi alanına giren panik atak durumu da genelde bu şekilde meydana gelen sorunlardır.”

    PANİK ATAK SEBEPLERİ

    Panik atağın sebeplerinin henüz kesin olarak bilinmediğini belirten Alternatif tıp danışmanı ve Bioenerji uzmanı Önder Özcan, her hastada da tek bir sebep söz konusu olmadığını söyledi. Özcan, bazen rahatsızlığın tetikleyicisi yaşanılan fizyolojik sorunlar olabilirken, bazen başka insanlar için sorun olarak dahi algılanmayacak küçük psikolojik olayların tetikleyici olabildiğini belirterek “Bazı durumlarda ciddi travmalar bu sorunun oluşmasına neden olabilir, bunların başlıcaları yaşanılan trafik kazaları, deprem, sel gibi doğal afetlere şahit olma bazen ise sebebi bilinemeyen ya da ortaya çıkarılamayan durumlar söz konusudur.”

  • Perakendecilerden Önemli Atak

    Bilgilendirme toplantısı düzenleyen perakendeciler, eğitim atağı başlatarak, turistleri Gaziantep’e davet etti.

    İnsan kaynaklarıyla ilgili eğitim amaçlı bir araya gelen perakendecilerden İpekyolu Perder Başkanı Vedat Cergibozan perakende sektörünün iyi bir yere geldiğini ve bu sektörü daha ileriye taşımak için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ederek, vatandaşlardan destek istedi. Suriye’den Gaziantep’e yoğun göç yaşanmasını da olumlu bulan Cergibozan, hükumet tarafından Suriyelilere çalışma izni çıktığından Suriyeli eleman çalıştırabildiklerini aktardı. Güvenlik sorunlarına da değinen Vedat Cergibozan, Gaziantep’i tehdit eden hiçbir sorunun olmadığını söyleyerek herkesi gezmek dolaşmak için kente davet etti. Vedat Cergibozan, “Bugünkü toplantımızın amacı, Türkiye Perakendeciler federasyonu ve İpekyolu Parder’in işbirliğiyle, Gaziantep insan kaynakları hakkında, üyelerimiz bilgilendirmek. Üye bilgilendirme toplantısına, yaklaşık 20 tane üyemiz var 12 tane firm katıldı. Burada eğitmenimiz tarafından gerekli bilgileri almaya çalışıyoruz. Türkiye perakende sektörü özellikle marketler, son yıllarda atağa geçti. Şu anda Türkiye’nin her yerinde, yerel perakendeciler belli bir atağı yakaladılar. Türkiye Perakendeciler federasyonu ve İpekyolu Parder’in olarak üyelerimize çeşitli eğitimlerden geçirerek işi bir tik daha yukarıya taşımak için, mücadele veriyoruz. Gaziantep’e yoğun Suriye göçlerinin yaşanması perakendecilere olumlu yansıdı. Son zamanlarda hükumetin almış olduğu kararla birlikte, Suriyeli göçmenleri de artık çalıştırabiliyor olmamız, bu alanda iyi oldu. İnşallah, umuyorum ki perakende sektörü iyi bir yere gelir. Vatandaşlarımıza olan tek temennim, Türkiye’nin her yerinde yerel perakendeciler destekleniyor. Ancak bölgemizde diskonto mağazaların amansız büyümelerinden dolayı, yerel perakendecilere destek verilmesini istiyoruz. Zaten halkta destekliyor. Birde inanıyoruz ki, perakendeciler her zaman için diskont mağazalar ve ulusal mağazalara göre daha uygun fiyata daha kaliteli ürünler satıyorlar. Çünkü, ne olduğu bilinmeyen ürünler satarak sadece fiyat anlamında bakışması çok doğru değildir. Çünkü, aldıkları ürünlerin birçoğunda, şikayetler geliyor. İşte diskont aldık şu oldu bu oldu. Ama bizler marka satıyoruz. Gerek dünya çapında, gerekse Türkiye çapında, bilinen ürünleri satıyoruz. Vatandaşlarımız, bu konuda bizi destekliyorlar desteklerinden dolayı da kendilerine teşekkür ediyorum. Türkiye’nin her tarafında, bir takım olaylar oluyor Özellikle Gaziantep’te sanki terör varmış gibi söylentiler oluyor. Gaziantep çok güvenli bir şehirdir. Gaziantep’in her sokağında her caddesinde 24 saat boyunca, rahatlıkla gezebilir. Herkesi Gaziantep’e davet ediyoruz. Gaziantep, gerçekten batının İstanbul’dur. Gaziantep’i çok seviyoruz. İnsanların buraya gelip tatil yapmasını gezmesini tavsiye ediyorum zaten dünyada da Gastronomi şehri oldu” ifadelerini kullandı.