Etiket: Aşut:

  • MTSO Başkanı Aşut: “ABD Ve AB Ttıp’da Sona Gelirken Türkiye Rekabete Hazır Mı?”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, ABD ve AB arasında devam eden Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerinin, 21. yüzyılın KOBİ’lerin çağı olacağını ortaya koyduğunu belirterek, “Bu görüşmeleri sadece izleyen durumunda olan Türk ekonomisi, KOBİ’lerini bu yarışta nasıl rekabetçi yapacak?” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, dünyanın iki dev ekonomisi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) serbest ticaret anlaşmasına doğru yol alırken, bundan etkilenecek ve pastadan alacağı pay azalacak olan Türkiye’nin sadece izleyen konumunda olduğunu ileri sürdü. Yazılı bir açıklama yaparak, ABD ile AB arasında devam eden TTIP görüşmelerini ve Türkiye’nin durumunu değerlendiren Aşut, dünya ekonomisinin yüzde 70’ini elinde bulunduran iki dev ekonomi ABD ve AB’nin bir serbest ticaret anlaşmasına doğru yol aldıklarına dikkat çekti.

    TTIP’da 2016 sonunda tüm fasıl görüşmelerinin tamamlanmasının beklendiğini ifade eden Aşut, “Dünya ekonomisinin iki dev kıtasının yapacağı bu ortaklıktan, bu bölgelerle iş yapan ülkelerin etkilenmemesi mümkün mü? Onların pastadan alacakları payın artması, bizim payımızın azalması anlamına gelir. Bir hazırlığımız veya endişemiz var mı? TTIP müzakerelerinde, AB ve ABD’nin yanı sıra tüm dünyayı yakından ilgilendirecek ticarete ilişkin ve hatta üretim sürecini de yakından etkileyebilecek yeni kurallar ve ilkeler belirlenmektedir” dedi.

    “KOBİ’LER DAHA ÖNEMLİ HALE GELİYOR”

    TTIP’de, AB’nin ilk defa bir serbest ticaret anlaşmasında yalnızca KOBİ’lere yönelik ayrı, özel bir bölüm ayırmak istemesinin dikkat çekici önemli bir konu olduğunu vurgulayan Aşut, TTIP ile KOBİ’lerin ülke dışına daha fazla ihracatta bulunabilmeleri ve yatırım yapabilmelerinin sağlanması ve aynı zamanda küresel tedarik zincirinde yer almalarının kolaylaştırılmasının amaçlandığını kaydetti.

    Taraflar arasında yapılan görüşmelerde KOBİ’lerin iş yapmalarını ve ihracatta bulunmalarını kolaylaştıracak önlemlerin değerlendirildiğine işaret eden Aşut, “Gerek ABD gerekse AB ekonomisinin omurgasını KOBİ’ler oluşturuyor. Teknoloji ile değişen ve temelinde internetin olduğu bilgi iletişim teknolojileri ile dönüşen yeni sanayi ve üretim devrimi ile KOBİ’ler daha da önemli hale gelmektedir. Gelişmiş dünya bunu görüyor ve bütün stratejisini buna göre kurguluyor” ifadelerini kullandı.

    “TÜRK EKONOMİSİ KOBİ’LERİNİ BU YARIŞTA NASIL REKABETÇİ YAPACAK?”

    TTIP ile küresel ekonominin bambaşka bir boyuta doğru gittiğini vurgulayan Aşut, şöyle devam etti: “İşler bizim için daha da zorlaşıyor. Çünkü taraflardan biri olan AB pazarı, bizim en büyük ihracat pazarımız. Bu anlaşma 2016 sonunda yürürlüğe girerse bize yansımaları neler olacak? Bu anlamda iş dünyamızın bilgisi olmadığı gibi bir tedbiri ve B planı olduğunu da düşünmüyorum. Peki, bu gelişmeler ışığında sadece bu görüşmeleri izleyen durumunda olan Türk ekonomisi KOBİ’lerini bu yarışta nasıl rekabetçi yapacak?”

    AB ve ABD arasında farklı uygulanan yasal düzenlemelerden dolayı meydana gelen ek maliyet ve artan bürokratik işlemlerin ve çifte uygulamaların önüne geçilmesinin de hedeflendiğini dile getiren Aşut, “Müzakerelerde KOBİ’lere ilişkin görüşmelerde odaklanılan bir diğer konu da bilgi paylaşımıdır. AB ve ABD yetkilileri KOBİ’lere kapsamlı ve güncel bilgilerin verildiğinin garanti edilmesi gerektiği görüşündeler. Taraflar ayrıca KOBİ’lerin TTIP’in uygulanması konusunda daha fazla seslerini duyurabilmeleri için bir komite oluşturmayı öngörmektedirler. Bu gelişmeler kendi KOBİ’lerimizi küresel ticarette ve üretimde nelerin beklediğini görmeleri anlamında yeterince sinyal veriyor olmalı. TTIP konusunda ülke olarak yavaş kaldığımızı, bu konuya yeterince dahil olamadığımızı düşünüyorum” dedi.

    “SANAYİCİ MÜTEAHHİT OLDU”

    ABD ve AB KOBİ’lerinin her anlamda eli güçlenir, önlerindeki engeller kalkarken, Türk KOBİ’lerinin hala birçok sorunla boğuştuklarını belirten Aşut, şunları kaydetti:

    “Biz henüz kendi gümrük prosedürlerini aşamazken, KOBİ’lerimiz ve ihracatçımız kendi gümrüğümüzün yarattığı yavaşlatıcı bürokrasi sarmalında boğuşurken, TTIP’de gümrük ve ticaretin kolaylaştırılmasına ilişkin yürütülen görüşmelerde, Avrupa Komisyonu, bir yandan ürünlerin gerekli gümrük kontrollerinden geçişleri sağlanırken, öte yandan AB ve ABD arasındaki ihracat ve ithalat işlemlerinin kolaylaştırılmasını ve hızlandırılmasını istemektedir. Son müzakere turunda anlaşmanın bu bölümüne ilişkin metinde önemli mesafeler kat edildiği belirtilmektedir. ABD ve AB KOBİ’lerinin her anlamda eli güçlenirken, önlerindeki engeller kalkarken, Türk KOBİ’leri bu şartlarda nasıl rekabetçi olacak? Hele hele üretimden çıkan bir Türkiye’nin küresel ekonomideki hedefi ne olacak? Evet, sanayi üretim rakamları yıllık bazda büyüdüğümüzü gösteriyor. Ancak bu sanayi büyümesi ülke ekonomisinin arzu ettiği büyümeyi, cari açığı düşürmeyi, milli geliri arttırmayı ve gereken istihdamı sağlamayı başarmaktan uzak görünüyor. Enerji sarfiyatı artmadan ortaya çıkan bu büyüme daha çok stokların eritilmesi ile açıklanabilir. Bunu reel piyasada görüyoruz. Ekonomik sıkıntıları aşmaya çalışan sanayiciler müteahhit olmayı tercih ediyor.”

    “ÇÖZÜM TEKRAR ÜRETİM KANALINA DÖNMEKTİR”

    “Çözüm tekrar üretim kanalına dönmektir” diyen Aşut, bunun yolunun da sanayi ve üretimi cazip hale getirmek olduğunun altını çizdi. Aşut, “Çünkü üretim kanalına girmek istihdam yaratmak, ihracat yapmak, cari açığın düşmesi demektir. Üretmek demek, ülke ekonomisinin büyümesi demektir. Burada önemli olan 21. yüzyılın ekonomik ve sanayi dönüşümlerindeki gelişmeleri yakalamaktır. Ekonomimizi orta üstü ve yüksek teknolojili üretim bandına sokabilmektir. Bunun da temel payandası doğru bir eğitim sistemidir. Teknoloji değişiyorsa eğitim de ona koşut değişmelidir. Dünya başka bir çağı yaşıyorsa eğitim de bu çağı yakalamalıdır” ifadelerini kullandı.

  • Aşut: “Sanayici Türkiye Ekonomisini Sırtına Almış Götürüyor”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, 6 ayın en yüksek büyümesinin yüzde 5,8 ile sanayide yaşandığını belirterek, “Jeopolitik riskler dünyayı rahatsız ediyorken sanayici halen Türkiye ekonomisini sırtına almış götürüyor. Sanayici üretirken ihracatçı da bir ucundan bu malı satma mücadelesi veriyor” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye İstatistik Kurumu Sanayi Üretim Endeksi Şubat ayı rakamlarını değerlendirdi. Bu rakamlara göre, sanayi üretiminin yıllık yüzde 5,8 arttığını kaydeden Aşut, 6 ayın en yüksek büyümesinin sanayide yaşandığına dikkat çekerek, “Bir başka konu Çin, Türkiye’de banka kuruyor. Jeopolitik riskler dünyayı rahatsız ediyorken sanayici halen Türkiye ekonomisini sırtına almış götürüyor. Sanayici üretirken ihracatçı da bir ucundan bu malı satma mücadelesi veriyor. Bunlar önemli gelişmeler” ifadelerini kullandı.

    “VİRGÜLLÜ ARTIŞ VE DÜŞÜŞLERE TAKILMAMALI, ÜRETİME ODAKLANMALIYIZ”

    Sanayi üretim rakamlarında çok büyük değişiklikler görülmediğine işaret eden Aşut, bu rakamlarda küçük artış ve düşüşlerin çok büyük anlamlar ifade etmediğini vurgulayarak, virgüllü artış ve düşüşlere takılmamak gerektiğinin altını çizdi. “Bunlar ne bayram sevinci yapacak ne de moral bozacak gelişmelerdir” diyen Aşut, şöyle devam etti:

    “Bu rakamlara yıllık bazda ve daha uzun vadeli bakmalıyız. Yapmamız gereken şey, ülke ekonomisi olarak tekrar üretime odaklanmak ve üretim kanalına girmektir. Çünkü üretim kanalına girmek istihdam yaratmak, ihracat yapmak, cari açığın düşmesi demektir. Üretmek demek, ülke ekonomisinin büyümesi demektir. Burada önemli olan 21. yüzyılın ekonomik ve sanayi dönüşümlerindeki gelişmeleri yakalamaktır. Ekonomimizi orta üstü ve yüksek teknolojili üretim bandına sokabilmektir. Bunun da temel payandası doğru bir eğitim sistemidir. Dünya ekonomisi endüstri 4,0 adında yeni bir sanayi devrimini uygulamaya başladı. İşin içinde siber teknoloji, bulut teknolojileri, robotik teknolojiler, internetin merkezde olduğu bilgi iletişim teknolojileri var. Olaya daha makro bakıp buna odaklanmamız lazım. Ekonomimizde sıçrama yaratmanın, sanayi ve üretimimizi büyütmenin yolu budur. Biz iş dünyası, özellikle bir çatı örgüt olan Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu vizyona daha çok odaklanıyoruz. Bunun için beklentimiz de ülkemizde reformların yapılmasıdır. Bu reformların başında da eğitim ve hukuk reformları gelmektedir.”

  • Mersin TSO Başkanı Aşut: “Ekonomiye Odaklanmazsak Dünya Ekonomisinin Kırıntılarıyla Yaşamak Zorunda Kalacağız”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye’nin artık siyasetten ve sanal sorunlardan sıyrılıp ekonomi kanalına girmek zorunda olduğunu belirterek, “Yoksa ömrümüz döviz fiyatlarını, petrol fiyatlarını izlemekle geçecek ve dünya ekonomisinin kırıntılarıyla yaşamak zorunda kalacağız” dedi.

    MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, özellikle Şubat 2016’da yaşanan ve iş dünyası açısından olumlu veya olumsuz algılanabilecek bazı önemli gelişmeleri paylaşıp, uyarılarda bulundu. Uzun süredir gündemde olan trafik sigortasında, kusurun paylaşılması ve primlerin azaltılacak olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Aşut, asgari ücret artışının işverene maliyetini azaltmak için brüt 2 bin 550 TL ve altı maaş alan işçileri kapsayan desteğin başlamasının da ekonomi açısından olumlu olduğunu kaydetti.

    Türkiye ekonomisi için çok önemli olan mevduatın artması konusunda devletin büyük bir çabası olduğunu da vurgulayan Aşut, “Bir ülkede mevduat ne kadar fazla ise bankalar bu mevduatı krediler yolu ile yerli yatırımcılara, iş dünyasına aktarır ve ülke ekonomisinde önemli bir kaynak oluşur. Ülkenin yeterince mevduatı yoksa bankalar veya iş dünyası dış borçlanmaya gider ve iş dünyasının dış borcu artar. Bu borç dövize endeksli olduğundan her ekonomik dalgalanma borcu daha da arttırır. Bundan dolayı kabine mevduata destek yoluyla kaynak yaratma konusunda ısrarcıdır. Bunun yollarından birisi de Bireysel Emeklilik Sisteminin teşvikidir. Bu konuda devlet destekleri revize edilmiştir. Mevduat oluşturma ve bu yolla kaynak yaratma anlamında olumlu gelişmelerdir” ifadelerini kullandı.

    “AB VE ABD PAZARI BİZİM İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR”

    Dış dünyadaki olumlu gelişmeleri de değerlendiren Aşut, Londra Yardım Konferansı’nda, Suriyeli sığınmacılar için 10,7 milyar dolar taahhüt toplandığını, bunun belli bir kısmını Türkiye’nin alacağını dile getirerek, bundan sonraki yükün paylaşılması ve bütçe üzerinde yük oluşturmaması anlamında olumlu olduğunu kaydetti. Almanya’nın denizaltı ve motor teknolojileri transferiyle Piri Reis Denizaltı inşaatına Gölcük’te başlanmış olması ve Alman Linde Grup ile Erdemir’in modernleşme yatırımının gerçekleşmesinin Türkiye-Almanya, dolayısıyla Türkiye-AB ilişkilerinin sağlamlığı ve devamı anlamında önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan Aşut, şöyle devam etti:

    “AB bizim, ne olursa olsun en güvenli ve istikrarlı pazarımızdır, ekonomi ortağımızdır. Suudi Arabistan hayatında ilk kez dış borç alma durumuna geldi. Çevre ülkeler zaten siyasi anlamda istikrarsız, diğer körfez ülkeleri ve kuzeyde Rusya 35-40 dolara düşen petrol fiyatlarından dolayı bütçe açıkları ile boğuşacaklar ve 2016 petrol gelirlerine mahkum olan pazarlarımız ve dolayısıyla bizim için parlak gözükmüyor. Çin ithalatını yüzde 25 azalttı. Bundan dolayı AB ve yeni yeni yükselen ABD pazarı bizim için vazgeçilmezdir.”

    “İRAN BİZİM İÇİN HALA ÖNEMLİ BİR PAZAR”

    AB’nin 3 milyar Euro’luk yardımının şubat sonuna kadar gelmemesi ile Rusya’ya sebze ve meyve ihracatındaki düşüş oranlarının oldukça yüksek olmasını ise olumsuz gelişmeler olarak değerlendiren Aşut, “Narenciyede Mersin dinamiklerinin yaptığı girişim bu yıl durumu kurtardı ama 2016’da ne olacak belirsiz. Özellikle bölgemizde diğer önemli bir pazar olarak gördüğümüz İran’ın, nükleer konusunda verdiği taviz ile elde ettiği ambargo yumuşaması ve takibinde ABD ve AB’li yatırımcıların yatırım demeçleri bizi önce korkutmuştu. Acaba çok mücadele verdiğimiz İran pazarı elden gidiyor mu diye? Ancak, son zamanlarda şunu gördük ki, bu ambargoların kalkmasını ABD ve AB tek taraflı algılamış. Yani, kendileri istediklerini satabilecekler, örneğin İran’ın uçak siparişleri gibi. Ancak, pek de İran’a yatırım yapacak gibi görünmüyorlar. İran’a nakit para girişi hala yok. Yani, İran hala bizim için önemli bir pazar, çünkü İran’ın etrafında sanayisi, tarımı, teknolojisi bizim kadar gelişmiş başka bir ülke yok. İş dünyamız İran pazarından umutlu olmalı ve iletişimi koparmamalıdır” dedi.

    “DÜŞEN PETROL FİYATLARI BİZİ DE OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    İş dünyasının realist olduğunu, bardağın dolu kısmını görerek, umutla yoluna devam ettiğini kaydeden Aşut, ancak bardağın boş kısmını görmezden gelemeyeceklerini ve riskleri mutlaka düşündüklerini aktardı. Aşut, düşen petrol fiyatlarının cari açık anlamında yararlı olsa da ülke ve Mersin olarak en önemli pazarların genelde petrol geliri ile geçinen ülkeler olmasının, iş dünyasını da olumsuz etkilediğine ve etkilemeye devam edeceğine dikkat çekti.

    Dünyanın günde 90 milyon varil petrole ihtiyacı varken, her gün 92 milyon varil petrolün piyasalara arz edildiğine işaret eden Aşut, şöyle devam etti:

    “Bu yüksek arz 2016’da da devam edecek gibi görünüyor. Çünkü düşen petrol gelirlerinden dolayı kendi bütçelerini dengelemek için bu ülkeler daha çok petrol satmak isteyeceklerdir. Bizim mantığımız bunu gösteriyor. Görünen de budur. Bundan dolayı iş dünyamızın yeni pazarlarda daha aktif olması gerekiyor. AB pazarında, ihmal edilen ABD pazarında daha aktif olmamız gerekiyor.”

    “EKONOMİYE ODAKLANMAZSAK DÜNYA EKONOMİSİNİN KIRINTILARIYLA YAŞAMAK ZORUNDA KALACAĞIZ”

    Türkiye’nin doğalgazı, petrolü olmadığını, tek zenginliğinin girişimci insanı olduğunu daha önce defalarca dile getirdiklerini ifade eden Aşut, bugün doğalgazı, petrolü olan ülkelerin bile batma noktasına gelmesinin, bütçe açığı vermesinin ve dış borç alma durumuna gelmesinin haklılıklarını ortaya koyduğunu vurguladı. Bu ülkelerin petrole güvenerek girişimci oluşturmadıklarını ve her şeyi devletin kontrol ettiğini belirten Aşut, şunları kaydetti:

    “Ne kadar şanslıyız ki, biz bugüne kadar liberal ekonomiye ve girişimcimize güvenerek bu duruma geldik. Bundan dolayı girişimci sayımızı, girişimci kalitemizi arttırmak zorundayız. Kadınlarımızı ekonomiye daha çok entegre etmek zorundayız. Gençleri ekonominin merkezine almak ve onların zekalarından yararlanmak zorundayız. Çünkü bu çağ onların çağı. Bir üniversite öğrencisinin interneti kullanarak, yazılım kullanarak kurduğu bir firma bugün petrol devlerini geride bırakıyor. Yaptıkları bir yazılımla dünyadaki otellerin sadece rezervasyonlarını yapan ve sadece 50 çalışanı olan bir firma, dünya çapında 400 oteli ve 20 bin çalışanı olan bir dev otel zincirinden 50 kat fazla para kazanıyor.”

    Dünyanın sanayide, tarımda ve hizmette yeni bir ekonomik devrim yaşadığına dikkat çeken Aşut, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelişmiş ülkeler, internetin ve bilgi-iletişim araçlarının ekonomiye entegrasyonunun nimetlerini topluyor. Artık ülke olarak siyasetten ve sanal sorunlardan sıyrılıp ekonomi kanalına girmek zorundayız. Eğitimde yeni çağın dönüşümünü yapmak zorundayız. Yoksa ömrümüz döviz fiyatlarını, petrol fiyatlarını izlemekle geçecek ve dünya ekonomisinin kırıntılarıyla yaşamak zorunda kalacağız. Ülkemizin güçlü potansiyeli vardır. Türkiye’nin vereceği gerçek ikinci kurtuluş savaşı budur. Eğitimle, girişimcisiyle, teknolojisiyle sağlam bir ekonomi yaratmak ve bu refahı ülkesine homojen bir şekilde yaymak toplumsal huzurumuzun da bir gereğidir.”

  • Aşut: “İşin, Aşın, Güvenliğin Olduğu Yerde Terör Zemin Bulamaz”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye’nin gerek ülkedeki terör olayları gerekse etrafındaki ateş çemberi nedeniyle sıkıntılı bir süreçten geçtiğine işaret ederek, “Ekonomi huzurun olduğu yerde canlanır. İşin, aşın, ekmeğin, güvenliğin olduğu yerde terör zemin bulamaz” dedi.

    MTSO Şubat ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Mahmut Arslan başkanlığında meclis üyelerinin katılımıyla yapıldı. Toplantıda bir konuşma yapan MTSO Başkanı Aşut, son zamanlarda artan ve Türkiye’ye büyük acı veren terör eylemlerini, Mersin iş dünyası adına bir kez daha kınayarak lanetledi. Bu konuda herkesi dikkatli olmaya ve küresel kirli tezgahların savaş çığlıklarına ve yönlendirmelerine kapılmadan, ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ ilkesini koyan Atatürk’ün bu büyük evrensel ve insancıl ilkesini devam ettirmek için azami çabayı göstermeye çağıran Aşut, “Mersin iş dünyası, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin birlik ve bütünlüğü, milletimizin parçalanmaz kardeşliği, demokrasi değerleri ve evrensel insan hakları adına her mücadeleyi desteklemeye devam edecektir. Ancak, söz konusu terör, masum insanları korkakça öldürmek, ülkede kaos yaratmak ve kardeşliğimize darbe vurmak olduğunda, Mersin iş dünyası her zaman olduğu gibi devletimizin arkasında, hatta yanında omuz omuza olacaktır” dedi.

    “İŞİN, AŞIN, EKMEĞİN, GÜVENLİĞİN OLDUĞU YERDE TERÖR ZEMİN BULAMAZ”

    Türkiye’nin terör sarmalından kurtulup artık ekonomiye odaklanması gerektiğini her fırsatta dile getirdiklerini belirten Aşut, dış ilişkilerde ise Türkiye’yi de aşan olaylar yaşandığına dikkat çekti. Türkiye’nin, binlerce yıldır sorunun bitmediği, enerji ve jeopolitik anlamda küresel güçlerin ellerini çekmediği sıkıntılı bir coğrafyanın komşusu olduğuna işaret eden Aşut, “Elbette bu yangınlardan nasibimizi alıyoruz. Ancak, bizim beklentimiz şudur; iş dünyası sorunlara alışkındır. İmkan verilirse kendi göbek bağını keser, üretir, pazar bulur, satar. Yeter ki, ülkemizde siyasi istikrar olsun, dış politikada duygusal kararlar akılcı politikalara baskın gelmesin, gündem ekonomi, iş, aş olsun ve bu sıkıntılar ekonomide atılması gereken adımlara engel olmasın. Unutulmasın ki, iş ve aş aslında toplumsal huzur meselesidir, çünkü ekonomi huzurun olduğu yerde canlanır. İşin, aşın, ekmeğin, güvenliğin olduğu yerde terör zemin bulamaz” diye konuştu.

    “KURVAZİYER GEMİLERİNİN MERSİN’E GELMESİ DÜNYAYA VERİLEN ÖNEMLİ BİR MESAJDIR”

    MTSO olarak, tüm birimleriyle bu sorunları çözmeye uğraştıklarını vurgulayan Aşut, yurt içinde ve yurt dışında birlikte yapacakları çalışmalarla Mersin’in bir istikrar, huzur ve yatırım kenti olduğunu anlatmaya devam edeceklerini dile getirdi. Bu çabaların sonucunda kurvaziyer turizmde bir adım daha atıldığını, ‘Thomson Spırıt’ isimli yolcu gemisinin 11 Mart ve 15 Nisan 2016 tarihlerinde 2 kez Mersin Limanı’na girişinin teyit edildiği bilgisini veren Aşut, “Bugün için kaç turistin geldiğinin önemi yok. Bu yolcu gemilerinin Doğu Akdeniz’deki birçok destinasyonu iptal edip Mersin’e gelmeleri, Mersin turizmi adına dünyaya verilen önemli bir mesajdır. Akdeniz’de kıyısı olan 23 ülke ve 400’den fazla ticaret ve sanayi odasının üye olduğu dev oluşum olan Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ASCAME’nin önce Sanayi Komisyonu, şu an ise Lojistik Komisyonu başkanıyız. Önümüzdeki dönem hedefimiz Turizm Komisyonu Başkanı olmaktır” ifadelerini kullandı.

    Bu başarının, istekliliğin ve Mersin tanıtımlarının sonucunda ASCAME ile dünyanın sayılı turizm forumlarından biri olan MEDİ-TOUR 2016’yı Mayıs ayında Mersin’de düzenleyeceklerini anımsatan Aşut, şöyle devam etti: “Bu sadece turizm ile sınırlı bir konu değildir. Bu bir imaj ve marka çalışmasıdır. Ülkelerin turizm bakanları, acenteler, devlet kurumları, özel şirketler, STK’ar, yatırım ajansları, ülkelerin basın mensupları buraya gelecek. Bu aslında bölgesel turizm adına da büyük bir katkı ve tanıtım olacaktır.”

    “MERSİN FİRMALARI KÜRESEL ÖLÇEKTE DÜŞÜNÜP HAREKET ETMELİ”

    Dış sorunların, Mersin iş dünyasının kendi içine dönmesine engel olmaması gerektiğinin de altını çizen Aşut, “Artık Mersin firmalarının lokal olmaktan çıkıp önce ulusal sonra da küresel ölçekte düşünmesi ve bu vizyonla hareket etmesi gerekmektedir. Bu tüm sektörlerimiz için geçerlidir. Dış sorunlar var ama bu bizim kendi içimize dönmemize engel olmamalıdır. İşte yine öncü olduğumuz ve yeniden canlandırdığımız RİS Mersin Plus bu ataleti, durgunluğu atmak için tasarlanmış bir projedir.

    Amaç, Mersin’in tüm dinamiklerini bir araya getirip, sektörlerde 21. yüzyılın gerektirdiği yeni dönüşümü sağlamaktır. Yine MTSO olarak hazırladığımız ve Adana ve Tarsus’u da içine aldığımız ‘Ticari İstihbarat’ projesi dış ticaretimiz için çok önemli ve yenilikçi bir adımdır. Bu proje kapsamında önümüzdeki günlerde Mersin ve Adana’nın tüm odalarını bir araya getireceğiz. Mersin her projesi ile sadece kendine değil, çevresine hayat veriyor. Çünkü bölgesel kalkınma gelişmiş dünyanın merkezinde bir kavram. MTSO olarak hep birlikte kentimize, bölgemize ve ülkemize değer katmaya devam edeceğiz. Çabamız, amacımız budur” şeklinde konuştu.

  • Aşut: “Terörün Geleceğimize İpotek Koymasına İzin Veremeyiz”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, teröre ve teröristlere karşı devletin verdiği tavizsiz duruşun arkasında olduklarını ancak, terörün, ülkenin ve iş dünyasının geleceğine ipotek koymasına da izin veremeyeceklerini, Türkiye’nin artık terör gündemi sarmalından kurtulması gerektiğini belirtti.

    MTOS Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, doğu ve güneydoğuda yaşanan terör olaylarının ekonomiye etkisi ile son birkaç yıldır gerek içte gerek çevre ülkelerde meydana gelen olayları Türkiye ve iş dünyası açısından değerlendirdi. Son 2-3 yıldır ülke çapında ekonomide ciddi bir atalet, iş dünyasında ciddi bir durgunluk olduğuna dikkat çeken Aşut, arka arkaya gelen yerel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi, iki kez tekrarlanan genel seçimlerin ekonomiyi hep ikinci, hatta üçüncü planda bıraktığını kaydetti.

    Ekonominin bu kadar uzun süre ihmal edilmesinin, koalisyon tartışmalarının getirdiği istikrarsızlığın ve siyasi kavgaların ülkede uzun süredir var olan ve son 10 yılı aşkın süredir ekonomiye can veren istikrar sürecine zarar verdiğini belirten Aşut, bunun sonucunda üretimin sıkıntıya girdiğini ve ihracatın 150 milyar dolar bareminde sıkışıp kaldığını dile getirdi.

    “ÇEVRE ÜLKELERDEKİ SORUNLARIN ETKİLERİNİ AĞIR BİR ŞEKİLDE YAŞIYORUZ”

    Çevre ülkelerde yaşanan sorunların Türk ekonomisine zarar verdiğine işaret eden Aşut, şöyle konuştu: “Özellikle Suriye sorunu ve dünyanın son zamanlarda gördüğü en büyük mülteci akınına maruz kalmamız, dış politikanın ülke ekonomimiz için ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Bu noktada iş dünyası olarak devletimizin karar verdiği bir politikanın doğru ve yanlışlığını konuşmak gibi anlamsız ve gereksiz bir polemiğe girmek bizlerin işi değildir. Devletimiz bir karar vermişse bize düşen devletimizin arkasında durmak ve üretmeye, yeni pazar bulmaya, insanımıza iş ve aş vermeye devam etmeye çalışmaktır. Biz de böyle yaptık. Ancak, Suriye, Mısır, Irak gibi ticaretimizde önemli olan ülkelerin ve komşularımızın kendi içlerinde yaşadıkları siyasi ve sosyal sıkıntıların bize yansımasının olumsuz etkilerini de ağır bir şekilde yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Mısır’ın Afrika ve Arap Yarımadası’na olan çıkışımızı kapatması, Suriye’deki sıkıntıların alternatif güzergahı ortadan kaldırması, hem ihracatımızı hem de bu pazarlara olan lojistiğimizi olumsuz engelledi.”

    “TERÖRE KARŞI DEVLETİMİZİN VERDİĞİ TAVİZSİZ DURUŞUN ARKASINDAYIZ”

    Aşut, Türkiye’ye bu sorunları taşımaya çalışan güçlerin, Türkiye’nin sosyal huzurunu bozma çabaları ve gündeme oturan terör eylemlerinin de ekonomiye doğrudan yansıdığını vurguladı.

    Artık bu sarmaldan, birileri tarafından bize biçilen gündemden sıyrılıp ülke olarak kendi gerçek gündemimize dönmemiz gerektiğini anlatan Aşut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletimizin ve devletimizin bütünlüğüne, kardeşliğine kast eden her türlü teröre ve teröristlere karşı devletimizin verdiği tavizsiz duruşun arkasındayız. Öte yandan terörden etkilenen bölgelerdeki vatandaşlarımızın vatandaşlık haklarının, eğitim, sağlık, özgürce dolaşma hakkının sağlanması adına devletimizin gösterdiği çabayı sonuna kadar destekliyoruz. İnsanımıza karşı sonsuz şefkat ve değer verme, teröre karşı tavizsiz duruş iş dünyasının arkasında durduğu bir politikadır. Terörle gündeme getirilmek ve yapay bir Suriye ortamı yaratılmak istenen bölgelerde güvenlik güçlerimizin huzuru tekrar sağlamaya başlamaları sevindirici bir haberdir. Bu anlamda, milletimizin huzuru ve devletimizin varlığı adına verilen bu büyük mücadelede canlarını veren tüm güvenlik görevlilerimize, askerlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Yaralı gazilerimize acil şifa diliyoruz.”

    “TERÖR GÜNDEMİ SARMALINDAN KURTULMAK ZORUNDAYIZ”

    Terörün, ülkenin ve iş dünyasının geleceğine ipotek koymasına izin veremeyeceklerinin altını çizen Aşut, ancak Türkiye’nin artık terör gündemi sarmalından kurtulması gerektiğini belirtti. Artık gerçek gündemimize dönmek gerektiğini anlatan Aşut, hükümetin 3-6-12 aylık eylem planının gerçek gündeme dönme anlamında çok önemli bir adım olduğunu kaydetti.

    Ekonominin ülkenin geleceği ve sosyal huzuru olduğunu ifade eden Aşut, şunları kaydetti: “Ekonomi ne kadar güçlü olursa sosyal huzur o kadar artar. Elbette ülkenin demokratikleşme sorunları var. Yeni bir anayasa ihtiyacı var. Adaletten eğitime ciddi sorunlarımız var ama tüm bunlar ekonomi ihmal edilmeden eş güdümle ilerlemesi gereken konulardır. Bir yandan siyasi istikrarı, huzuru ve birlikteliği sağlayabilmeliyiz, diğer yandan Türkiye’nin son derece inandığımız orta uzun vadedeki pozitif hedeflerini ele alıp reform alanlarına kesintisiz olarak odaklanabilmeliyiz. Terörün Türkiye’nin potansiyelini ortaya çıkaracak reform alanlarından uzaklaştırmasına kesinlikle izin vermemeliyiz. Aksi takdirde Cumhuriyeti kuran atalarımızdan bugün bu mücadelede canlarını vatan için veren kardeşlerimize kadar bu hakkı ödememiş ve geleceğimize sahip çıkmamış oluruz.”

    “İŞ DÜNYASI GELECEK ADINA HER DAİM UMUTLUDUR”

    Aşut, “Tüm bunlara karşın Türkiye’nin, bir yandan etrafındaki ateşin yansıması olan terör eylemleri, bir yandan ateşe çekilmeye karşı direnen, bir yandan her şeye rağmen sosyal huzurunu koruyan, ekonomisini, döndüren bir ülke olduğunu” vurguladı.

    Aşut, bu noktada, tüm bu başarıların ve ayakta kalabilmenin, bu bölgedeki ülkelerden farklılık gösterebilmenin ardında yatan, artık bir asra yaklaşan Cumhuriyetin bize kazandırdıklarını görmek gerektiğini söyledi.

    Düşmanların, her çabaya rağmen parçalayamadıkları, bölemedikleri, ayrıştıramadıkları bir millet, öte yandan, her şeye rağmen sorunların arasında slalom yapan ve kendi yolunu çizen, küresel ekonominin parçası olmaya devam eden bir Türk iş dünyası olduğunu anlatan Aşut, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bunlar aslında gecenin ardındaki şafağı ve aydınlığı bize gösteriyor. Biz, iş dünyası olarak ülkemizin geleceğinden çok ama çok umutluyuz. Böylesi zor zamanlar bizim kendi içimize dönme zamanı olmalıdır. Etrafımızdaki sıkıntı yaşayan ülkelere baktığımızda bu ülkelerin sıkıntı yaşadığı, onları bu hale getiren konuları iyi irdelemeli ve eğer bizde de benzer sorunlar varsa, şimdiden başkaları müdahale etmeden biz kendi irademizle bunları düzeltmeliyiz. Bu bir taviz değil, aksine ülkemizin gücüne güç katmaktır.”