Etiket: Aşut:

  • MTSO Başkanı Aşut: “Darbe teşebbüsü ile yapamadıklarını ekonomi ile yapmaya çalışacaklardır”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, bazı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının manipülasyonlara başladığını ifade ederek, “Artık ülkemizin verdiği mücadele ekonomi alanında devam edecek gibi görünüyor. Darbe teşebbüsü ile yapamadıklarını ekonomi ile yapmaya çalışacaklar. Bundan dolayı dünyaya vereceğimiz en güzel cevap ekonomimizi, demokrasimizi eskisinden daha sağlam bir zemine oturtmaktır” dedi.

    Geçtiğimiz haftalarda Mersin’de yapılan MEDITOUR 2016’yı değerlendiren MTSO Başkanı Aşut, son zamanlarda Türkiye’de yaşanan sıkıntıların ardından, durgunluğun atılması, uluslararası camialarda ülkemiz için yaratılmak istenen sanal, gerçeği yansıtmayan imajların ortadan kaldırılması adına artık medya gündeminden sıyrılıp kendi işlerine odaklanmaları gerektiğini söyledi. Son zamanlarda bazı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının yaptığı manipülasyonlardan da bunu rahatlıkla görebileceklerini dile getiren Aşut, “Artık ülkemizin verdiği mücadele ekonomi alanına devam edecek gibi görünüyor. Darbe teşebbüsü ile yapamadıklarını ekonomi ile yapmaya çalışacaklar. Bundan dolayı dünyaya vereceğimiz en güzel cevap ekonomimizi, demokrasimizi eskisinden daha sağlam bir zemine oturtmaktır. İşte bu hedeflere uygun olarak, Mersin iş dünyasının çatı örgütü olan MTSO olarak her sıkıntıya rağmen uzun süredir gerçekleştirmeyi planladığımız ve sorunlara rağmen peşini bırakmadığımız, turizmin de ötesinde Mersin için bir tanıtım ve imaj projesi olan MEDITOUR 2016’yı kentimizde gerçekleştirdik. Bu forum daha önce Beyrut’un siyasi ve sosyal sorunlarından dolayı iptal edilmişti. Özellikle Akdeniz’de kıyısı olan bazı Avrupa ülkeleri ise kendi tanıtımları, son zamanlardaki yaşadıkları terör olaylarının izini silmek için kendileri düzenleyebilmek adına, Beyrut gibi bizim de yapamayacağımızı ve iptal edeceğimizi bekliyorlardı. MTSO olarak pes etmedik, vazgeçmedik. Bunu yapacağımız konusunda karalılığımızı ortaya koyduk. Yaratılmak istenen terör, savaş, siyasi krizler gibi damgaların ülkemize ve kentimize vurulmasını engelledik. Çünkü MEDITOUR 2016’yı iptal etseydik, bunları kabullenmiş olacaktık. Bu anlamda gerek Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığımızın desteği ve himayeleri, gerekse Kalkınma Bakanımız Mersin milletvekilimiz Sayın Lütfi Elvan’ın desteği ulusal anlamda elimizi güçlendirmiştir. Gerçekleşen foruma katılanların çetelesi, istatiksel rakamları önemli değil, önemli olan bu forumun Mersin’de, Türkiye’de gerçekleşmiş olmasıdır. Bu bir mesajdır, bu bir imaj ve algı çalışmasıdır” diye konuştu.

    “Uzaklıklar işbirliğine engel değildir”

    MEDITOUR 2016’nın bir önemi daha olduğunu vurgulayan Aşut, “İki ticaret ve sanayi odası bu konuda bir örnek teşkil etmiştir. Biri Akdeniz’in en batısında İspanya-Malaga TSO, diğeri ise Akdeniz’in en doğusu Türkiye- Mersin TSO. Demek ki, uzaklıklar iş birliğine engel değilmiş. Eğer Akdeniz’in iki ucu bu konuda iş birliği yapabiliyor ve birbirlerini destekleyebiliyorlarsa, her alanda bu neden olmasın? MTSO ASCAME üyesi olduğu günden beri sürekli yapıcı önerileri ile bu iş birliğini gündeme getirmiştir. MTSO 2007’de ASCAME üyesi olduktan iki yıl sonra 23 ülke ve 300’e yakın ticaret ve sanayi odasının üye olduğu bu büyük örgütte önce sanayi komisyonu başkanı, daha sonra da lojistik komisyonu başkanlığını oy birliği ile devraldı. ASCAME’de görev alırken ve komisyon başkanlıklarına aday olurken Mersin’in ana sektörlerine paralel görevler aldık. Bu anlamda sanayi ve lojistik başkanlıklarının ardından önümüzdeki dönmelerde turizm veya teknoloji içeren bir komisyonu hedeflemekteyiz. Aslında MEDITOUR’un Mersin’de düzenlenmesi ve birçok kentin rekabet halinde olduğu bu organizasyonu Mersin’e getirebilmek bu konuda iddiamızı ve karalılığımızı göstermiştir” şeklinde konuştu.

    “Ben değil biz olmak gerekiyor”

    ASCAME’nin 750 milyonluk bir popülasyonu içinde barındıran, 8 milyon dolarlık bir ekonomik ticaret hacminin bulunduğu bölgeye hitap ettiğini kaydeden Aşut, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “ASCAME, Avrupa Birliği ile doğrudan ilişkiler içindedir. Küresel birçok oluşumla hareket eden küresel bir örgüttür. Böylesi bir oluşumda sadece üye değil, komisyon başkanı olarak bulunmak dünyaya açılmak isteyen bir Mersin için hayati bir konudur. MEDITOUR 2016, her ne kadar turizm odaklı ise de bu vesile ile kentin tüm ekonomik dinamiklerinin tanıtımını yaptık. Yurt dışından gelen konuklarımızın yanında yurt içinden gelen aktörlerle de buluşma imkanı bulduk. Birçok konuyu doğrudan Kültür ve Turizm Bakanımıza aktarma fırsatı yakaladık. Kültür ve Turizm Bakanımız buradayken, Kalkınma Bakanımızın da bu etkinliğe eşlik etmesi Mersin için çok değerliydi. Özellikle yerel anlamda Mersin Valimizin desteği, Mersin Büyükşehir Belediyemizin, değerli Başkanımız Burhanettin Kocamaz’ın en başından beri etkinliğe sahip çıkması Forumu başarıya taşıyan etmenlerdi. Bundan sonraki süreçte, Mersin MEDITOUR’u iptal eden değil, her şeye rağmen yapan kent olarak anılacaktır. MTSO olarak biz bu kararlılığı fuarlarımızda da göstermiştik. Küresel krizlerde bile fuarları iptal etmemiştik. Bundan dolayı fuarlar uluslararası bir statü kazanabildi. Mersin olarak aynı kararlılığı Akdeniz Oyunları’nda da göstermiştik. Küresel finans krizinin etkilerini en ağır yaşadığımız zamanlarda Mersin dinamiklerinin kararlılığı, dönemin hükümeti ve Sayın Cumhurbaşkanımızın desteği ve garantisi, oyunları Mersin’e taşımıştı. Ancak, kentin kararlığı olmasaydı, MTSO olarak ASCAME’nin etki alanını kullanıp kapı kapı Akdeniz ülkelerini gezmeseydik oyunlar yapılamazdı. Önümüzde bu birlik ve beraberliğe çok daha ihtiyacımız olan günler geliyor. Ekonomik anlamda refah, sosyal anlamda huzur, siyasal anlamda istikrar istiyorsak yapay kutuplaşmaları bir kenara bırakmak zorundayız. Sadece devletin, partilerin, kurumların değil, milletin her bir ferdinin bu noktada emeği ve çabası gerekiyor. Önce insan, önce vatan dememiz gerekiyor. Ben değil biz olmak gerekiyor. İşte o zaman geleceğe daha umutla bakarız.”

  • Aşut: “Dünyaya umut veren yerin temelleri Asya’dan çıkacaktır”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, dünyanın daha etkin, daha adil oluşumlara ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, “Dünyanın artık gerçek anlamda umuda ihtiyacı vardır. Dünyaya umut veren oluşumlara ihtiyacı vardır. Görünen o ki, bu yeni oluşumun temelleri Asya’dan çıkacaktır. Ve görünen o ki, Türkiye bu oluşumun en güçlü parçası olacaktır” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimi ve G20 zirvesiyle ilgili yazılı açıklama yapan MTSO Başkanı Aşut, 15 Temmuz gecesi acı hadiseler yaşandığını belirterek, “Bu hadiseler gösterdi ki tüm bu hainlik dolu sürecin temelinde ciddi bir eğitim süreci varmış. Hani her hükümetin, her yeni bakanın, her yeni ekibin oyuncak gibi oynadığı ve devletin elinin üstünde olması gerekirken, gelecekte var olma meselemiz olan ama böylesi önemli bir konunun bir cemaatin veya grupların eline teslim edilen bir eğitim varmış. O eğitimle yetişen birkaç jenerasyonun kısa sürede nasıl bir silah haline getirildiğini gördük. Hani bir bilim insanının dediği gibi ’Bana bir çocuk verin, onu eğitimle isterseniz bir dahi, isterseniz bir cani yapayım.’ Evet, eğitimin tek başına bir kavram olarak kutsanacak bir konu olmadığını, eğitim kelimesinin tek başına çözüm olmadığını gördük. Tüm bu acı olaylar bize bilim ışığında, sorgulayan, analitik temelli, evrensel değerlerin merkezinde olduğu bir eğitim modeli olmadığı sürece adı göstermelik eğitim olan, sınıf veya okul sayısı istatistiklerinin her zaman gerçek bir eğitime yetmediğini göstermiştir. Bizim en değerli şeyimiz bizi geleceğe taşıyacak olan insanımızdır, gençlerimiz ve evlatlarımızdır. Peki, çocuklarımıza bu kadar büyük bir rol ve sorumluluk verirken, onların bu yükü taşımasına destek verecek olan eğitimi layıkıyla verebiliyor muyuz? Gördük ki, böylesi önemli bir konu birilerine havale edilince bu kadar oluyormuş. Artık gördük ki, ülkemizin en önemli, konusu eğitimdir. Yeter ki eski hatalardan ders alalım. Ülkenin eğitimini kurgularken sadece bu terör örgütü veya örgütlerinin parçası olan okulları kapatmak ve sözde eğitmenleri bu camiadan temizlemek yetmez” diye konuştu .

    “Eğitime harcanan her emek her para yerinde harcanmış demektir”

    Eğitim camiasında temizliğin yapılmasının yerinde olduğunu kaydeden Aşut, “Ancak, asıl yapılması gereken gerçek öğretmenlerin vasıflarını arttırmak, öğretmenleri yetiştiren kurumların çağa göre yeniden düzenlenmesi ve eğitim müfredatının çocuklarımızı ve gençlerimizi yeni dünyanın ekonomik ve teknolojik gerçeklerine ve beklentilerine göre yetiştirebilmesidir. Daha önce dediğimiz gibi siyaset üstü, partiler üstü bir yaklaşımla, uzun vadeli bir devlet politikası olarak bilimsel bir şekilde kurgulanmış, kişiden kişiye değişmeyen, hükümetten hükümete dokunulmayan, bilimsel, analitik, sorgulayan, evrensel değerleri kendi öz kültür ve inanç kodlarımızla çağdaş bir şekilde buluşturan, demokrasi ve hukuk düşüncesini bireylere veren bir eğitim sistemi milletimizin ve devletimizin varlığının sigortası olacaktır. Ülkemiz ve milletimiz için her konuda tasarruf yapabiliriz, kısıntı yapabiliriz, kemerleri sıkıp her alanda fedakarlık yapabiliriz. Ama eğitim hariç. Bundan sonra eğitime harcanan her emek her para bu hedefler doğrultusunda yerinde harcanmış demektir” şeklinde konuştu.

    “Dünyanın artık gerçek anlamda umuda ihtiyacı vardır”

    Çin’de düzenlenen G-20 liderler zirvesinde küresel anlamda yeni hedefler konulduğunu vurgulayan Aşut, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Yenilik ve yeni kelimesi en çok vurgulanan kelimeler oldu. Yeni küresel ilişkiler, yeni dinamikler, yeni güçler ve yeni umutlar. Özellikle G-20’de küresel eş güdüm ve küresel yönetişim kavramları aslında BM ve benzeri küresel oluşumların, aslında sadece bir avuç gelişmiş ülkenin kontrolünde olan bu oluşumların, artık küresel sorunlara cevap veremediği ortaya çıkmıştır. Bugün dünyadaki savaşların, huzursuzlukların, ciddi çevresel sorunların ve küresel ekonomik adaletsizlik ve paylaşım sorunlarının arkasında bu oluşumlarda söz sahibi olan aynı devletleri görüyoruz. İronik olan ise sorunun nedeni olan bu devletlerden çözüm bekliyoruz. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın ’dünya beşten büyüktür’ sözü aslında bu sorunu su üstüne çıkaran bir sözdü. Eğer bir sorun küresel bir sorunsa bu noktada her ülkenin bir sözü olmalı, bir söz hakkı olmalıdır. Çin’de yapılan G-20’de özellikle az gelişmiş ülkeleri gözeten bir kalkınma vizyonun ortaya çıkmasında bu çıkışın önemli olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde dünyanın gideceği yer hiç de aydınlık değildir. Sözde dünyanın çeşitli sorunlarına çözüm olmak ve dünya barışını ve gelişimini tesis etmek adına kurulan 100 yıllık kurumların artık ne çevre sorunlarına, ne dünya barışına ne de küresel ekonomik dengesizliklere çözüm olmadığı aşikardır. Dünya daha etkin, daha adil oluşumlara ihtiyaç duymakta ve bunun tek yolu da tüm ülkelerin zengin-fakir, gelişmiş-az gelişmiş gibi yapay sınıflandırmalar yapılmadan yeni ve umut veren oluşumların tesisidir. Dünyanın artık gerçek anlamda umuda ihtiyacı vardır. Dünyaya umut veren oluşumlara ihtiyacı vardır. Görünen o ki, bu yeni oluşumun temelleri Asya’dan çıkacaktır. Ve görünen o ki, Türkiye bu oluşumun en güçlü parçası olacaktır. Türkiye olarak mülteci krizinde dünyaya verdiği insanlık dersiyle, 15 Temmuz’da Türk milletinin dünyaya verdiği demokrasi dersiyle gerçekten umut olmuştur. Biz bu rolü daha önce düveli muazzama denilen ülkelere Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşımızda vermiş ve o zamanda ezilenlere moral olmuştuk, rol-model olmuştuk. Sanırım dünya yeni bir şeylere gebe.”

  • (Özel Haber) Aşut: “Ülkelerin iflas ettiği, devlerin küçüldüğü bir dünyadan etkileniyoruz”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, iş dünyasının her sıkıntının ardından her zaman en büyük bedeli ödeyen camia olduğunu belirterek, “Biz ülkemiz için, milletimiz için her bedeli öderiz. Yeter ki, devletimiz küresel anlamda elimizi güçlendirecek yapısal reformları yapsın, bürokrasiyi azaltsın, alt yapı eksiklerimizi gidersin” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, Türkiye ve Mersin özelinde geçen yıldan bu yana devam eden ihracat düşüşü ile 15 Temmuz sonrası yeni dönemi İHA muhabirine değerlendirdi. İhracatın sürekli düşüş eğiliminde olmasını, dünya ülkelerinin hala 2008 ekonomik krizinin etkilerini yaşamalarına bağlayan Aşut, ihracatın sadece Mersin’de değil, tüm Türkiye çapında düştüğünün altını çizdi. “2008 ekonomik krizini daha tam olarak atlatamayan, küçülen bir dünya var” diyen Aşut, Türkiye’nin de bu dünyanın bir parçası olduğunu ve her gelişmeden etkilendiğini vurgulayarak, “Ülkelerin iflasını ilan ettiği bir dönemden bahsediyoruz. Devlerin küçüldüğü bir dünyadan bahsediyoruz” diye konuştu.

    “Ülkemiz için her bedeli öderiz. Yeter ki, yapısal reformlar yapılsın”

    Rusya ile başlayan olumlu ilişkilerin diğer ülkelerle devam edeceğine inandığını dile getiren Aşut, “İş dünyası her sıkıntının ardından her zaman en büyük bedeli ödeyen camiadır. Biz ülkemiz için, milletimiz için her bedeli öderiz. Yeter ki, devletimiz küresel anlamda elimizi güçlendirecek yapısal reformları yapsın, bürokrasiyi azaltsın, alt yapı eksiklerimizi gidersin. Biz gelecekten umutluyuz. Ülkemizin her alanda bir yenilenme ve deri değiştirme dönemine girdiğini görüyoruz. Güçlü demokrasinin tesisinin daha güçlü bir ekonomiye zemin hazırlayacağına inanıyoruz. 2008 krizi ekonomimizin sağlamlığını göstermişti. Moral vermişti. 15 Temmuz olayı ise bize bir vatana sahip olmanın, demokrasiye sahip olmanın ve Cumhuriyet değerlerine sahip olmanın değerini, kıymetini bir kez daha hatırlattı. Birlik ve beraberlik içinde yepyeni bir Türkiye kurmak 79 milyonun görevidir” ifadelerini kullandı.

    “Mersin’in ihracat yaptığı sıkıntılı pazarlarda var olmak her babayiğidin harcı değildir”

    Mersin’de geçen yıldan bu yana devam ihracat düşüşünü, kentin sahip olduğu pazarlardaki sıkıntılarla açıklayan Aşut, Mersin’in uzun süre ihracatını koruduğuna dikkat çekerek, “Ancak, en önemli ve en yakın pazarlarımız olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki Arap Baharı kısa sürede bizde bir kışa döndü. Mısır ile olan olumsuz ilişkiler Körfeze giden yolumuzu kapattı, lojistik maliyetler arttı, rekabetçiliğimiz azaldı” şeklinde konuştu.

    İhracat azalmalarında her kenti aynı değerlendirmenin adil ve akılcı olmadığını da ifade eden Aşut, şunları söyledi: “Bir Bursa’nın, Kocaeli’nin, İzmir’in ihracat düşüşü, Mersin’in ihracat düşüşü ile aynı değerlendirilemez. İzmir, İstanbul, Kocaeli, Bursa gibi kentler ihracatını çok da fazla sorun yaşamadığımız Avrupa’ya yapıyor. Mersin ise ağırlıklı olarak ülkenin en büyük siyasi sorunlar yaşadığı ve kendi içinde büyük sorunlar yaşayan Orta Doğu, Irak, Kuzey Afrika’ya ve Rusya’ya yapıyor. Bu pazarlar son 5 yılın en zor pazarlarıdır. Sıkıntılı ve sıfırlanan pazarlar bunlar. Bu pazarlarda iş yapmak, var olmak her babayiğidin harcı değildir. Bu açıdan bakıldığında Mersin’in ihracatını bu seviyede koruması bile bir başarıdır. Mersin üretiyor, ihraç ediyor, istihdam ediyor. Bunu kente gelen 300 bin Suriyeli kardeşimizi bağrına basarak ve bu sorunu kendi içinde eriterek yapıyor, alt yapı eksiklerine rağmen yapıyor, sosyal huzurunu sağlayarak yapıyor.”

  • (Özel) Başkan Aşut: “Ekonomi barış ister. Diplomasi asla bırakılmamalı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Lideri Vladimir Putin’in görüşmelerinin ardından iki ülke arasındaki krizinin sona ermesi iş dünyasını mutlu etti. Rusya ile ilişkilerin normalleşmesini desteklediklerini belirten Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, “Ekonomi barış ortamı ister. Biz iş dünyası olarak her ülke ile diplomasinin asla bırakılmamasını istiyoruz” dedi.

    Türkiye-Rusya arasında uçak krizinin ardından atılan yeni adımlarla ilişkilerin düzelme yoluna girmesi, iş dünyasında sevinçle karşılandı. Mersin’li iş adamları, bir taraftan ilişkilerin normalleşmesini desteklerken, bir taraftan da ülkelerle yaşanan kriz ortamında iş dünyasının kullandığı iletişim gücünden devletin daha fazla yararlanmasını ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) eski aktif yapısına mutlaka kavuşturulmasını istedi.

    “Söz konusu ulusal güvenlikse…”

    Mersin iş dünyası adına Türkiye-Rusya arasındaki yeni dönemle ilgili İHA muhabirine açıklama yapan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin krizle birlikte bozulmasının hem Rusya’ya narenciye ihraç eden bir kent olan Mersin’i hem de Türkiye’yi olumsuz etkilediğini vurguladı. Aşut, “Ancak, söz konusu ulusal güvenliğimiz olduğunda, söz konusu egemenlik haklarımız olduğunda ekonomik zararlar bizim için ikinci planda kalır” diye konuştu.

    “Ekonomi barış ortamı ister”

    Mersin iş dünyasının gerçekçi bir camia olduğunu belirten Aşut, “Biz her sıkıntıda ağlayan bir camia değiliz. Yeni pazarlar buluruz yolumuza devam etmeye çalışırız. Böyle de yaptık. Elimizdeki narenciyeyi başka pazarlara sattık. Bu, Mersin girişimcisinin bir özelliğidir. Elbette ekonomi barış ortamı ister. Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi bizi mutlu ediyor ve destekliyoruz. Biz iş dünyası olarak her ülke ile diplomasinin asla bırakılmamasını istiyoruz. Bir ülke ile sorun yaşamamız diplomasiyi bırakmak demek değildir” ifadelerini kullandı.

    “Devletimiz, iş dünyasının iletişim gücünden yararlanmalı”

    Ülkelerle diplomasiyi dolaylı olarak devam ettirmesi gerekenlerin iş dünyasının kendisi olduğuna dikkat çeken Aşut, şöyle devam etti: “Biz Suriye’de de Mısır’da da İsrail’de de İran’da da aynı şeyi yaptık. Ülkemiz bu ülkelerle sorun yaşadığında biz iş dünyası olarak iletişimi kesmedik ve bu ilişkilerin normalleşmesine katkı verdik. Bu noktada hükümetimizle her zaman işbirliği ve iletişim içinde olduk. Bu bir stratejidir. İş dünyası bu konuda üstüne düşen rolü oynamıştır. 21. yüzyılda iş dünyasının bu iletişim gücünden devletimiz daha çok yararlanmalıdır. Çağın gereği budur.”

    Aşut, iş dünyasının bu anlamda devletten beklentisini de şu cümlelerle açıkladı: “DEİK eski aktif yapısına mutlaka kavuşturulmalı ve iş dünyasının dinamizmi DEİK’e tekrar entegre edilmelidir. Böyle önemli kurumlar bürokrasi ve memur bakışıyla değil, özel sektör vizyonu ile çalışmalıdır.”

  • Aşut: “2008 krizine teslim olmayan Türk iş dünyası, darbecilerin ekonomik savaşına da teslim olmayacak”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu belirterek, “2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, FETÖ tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ekonomik yansımalarını değerlendirdi. MTSO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda bir araya gelen Aşut ve Yönetim Kurulu Üyeleri, 15 Temmuz şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.

    “Ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor”

    Konuşmasında, demokrasi vurgusu yaparak birlik mesajı veren Başkan Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu söyledi. 15 Temmuz darbe girişimini, “Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yıllardır yapılanan bir grup hainin ve ona çeşitli kurum ve kuruluşlarda destek veren destekçilerin bir kalkışma eylemi” olarak niteleyen Aşut, bu kalkışmanın laik Cumhuriyetin temel ilkelerine, bedeller ödeyerek elde edilen demokrasiye ve aziz millete karşı yapıldığını vurguladı. Ancak, bu sefer Türk milletinin demokrasisine ve Cumhuriyetine sahip çıktığının altını çizen Aşut, “Demokrasi nöbetleri ile vatana, Cumhuriyete, demokrasiye nasıl sahip çıkılır gösterdik. Ancak, bir yandan meydanlarda demokrasi nöbeti tutarken, diğer yandan her birimiz kendi çalışma alanlarımıza sahip çıkmaya, eskisinden daha çok çalışmaya devam etmeliyiz. Memleket ve millet adına sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam etmeliyiz. Herkes kendi işinde üstüne düşen sorumluluğu yerine getirerek, çalışarak, üreterek ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Ülkemize zarar vermelerine izin vermeyeceğiz”

    Başbakan Binali Yıldırım’ın da söylediği gibi ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) milletle bir ilgisi olmadığını dile getiren Aşut, “OHAL bu alçak terör şebekesi, bu gerici, laiklik ve demokrasi düşmanı örgüt için ilan edilmiş bir süreçtir. Mersin iş dünyası olarak bugünden sonra bizim işimiz üretime, ihracata, istihdama odaklanmaktır. Siyaseten hedeflerine ulaşamayan çevrelerin, ekonomik anlamda ülkemize zarar vermesine izin vermeyeceğiz. Mersin olarak, her alanda ve özellikle ekonomisi ile mükemmeli yakalamak azminde ve karalılığındayız” diye konuştu.

    “Mersin iş dünyası işinin başındadır”

    Darbe girişiminin milleti birbirine kenetlediğini, sanal kutuplaşmaları bir gecede bitirdiğini ifade eden Aşut, şöyle konuştu:

    “Mersin iş dünyası işinin başındadır, dünyaya entegredir, üretmeye, yeni pazarlar bulmaya, ihraç etmeye ve iş ve aş vermeye devam etmektedir. Bu olay 2023, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılı hedeflerimiz adına bizleri daha da kamçılamıştır. Bu millet, arkasında küresel güçlerin oyunu olduğuna inandığımız bu belayı tek yumruk olarak def ettikten sonra, bu hedefler bize az bile gelir. Gerekirse daha az uyuyacağız, daha çok çalışacağız, daha çok gayret edeceğiz. Çünkü bu, bizler daha güzel yaşayalım, demokrasimiz ve cumhuriyetimiz sonsuza dek sürsün diye canını bu olayda verenlere, şehitlerimize borcumuzdur.”

    Aşur, 15 Temmuz gecesi yaşanan olayların arkasında son 40 yıldır cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden uzaklaşmanın bedelleri olduğunu öne sürdü.

    “Türk iş dünyası darbecilere de teslim olmayacak”

    Darbe girişiminin Mersin ekonomisine yansımalarını da değerlendiren Aşut, Temmuz ayı bitmediği için ellerinde veri olmadığını söyledi. Ancak, reel göstergelere bakıldığında, mikro anlamda Mersin özelinde bu olaya bağlı yaşanan sıcak bir olumsuzluk olmadığını belirten Aşut, şunları söyledi:

    “Mersin girişimcisi işine odaklanmış, üreticisi işine odaklanmış çalışıyor. Dünya ekonomisine entegre bir kent olarak küresel anlamda da olumsuz bir dönüş yok. Makro anlamda baktığımızda ise böylesine büyük bir olay yaşamamıza rağmen dövizde basit bir yükselmenin dışında ki bu da geçici olacaktır, ciddi bir olay yok. 2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır.”

    “Irkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz”

    Mersin iş dünyası olarak tarım, sanayi, lojistik, turizm alanlarında ülkenin öncü kenti olmaya, bu alanlarda devam eden projeleri tamamlamaya yılmadan devam edeceklerinin altını çizen Aşut, Mersin’in hiçbir zaman ağlayan bir kent olmadığını, yaptıklarıyla aldığından fazlasını ülkesine veren bir kent olduğunu vurguladı. Mersin’in Suriyeli sığınmacılara kucak açtığını da anımsatan Aşut, “Bu kent kısa sürede nüfusunun neredeyse dörtte biri kadar göç aldı. Bunu hazmetmek, sorunsuz bir şekilde bu süreci geçirmek kolay değil. Elbette sorunlar var, uyum çabaları henüz yeterli değil, küçük esnafta sıkıntı var, çalışma izinleri, oturma izinleri gibi birçok konuda sıkıntılar var. Ancak, biz en başından beri ’bu bir ekonomik sorun değil, insanlık sorunudur’ dedik. ’Bize kucak açmak yakışır’ dedik. Sorunları el ele çözmek görevimizdir ama bu masum insanlar için kullanılan ve yaygınlaştırılmaya çalışılan ’Mersin’de Suriyeli istemiyoruz’ gibi yakışıksız, ırkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz. Mersin’in tarihine, ruhuna, kültürüne aykırı olan bu ifadeleri kınıyoruz. Çözüm, bu kardeşlerimizin vatanlarında huzur sağlanana kadar bu kente uyumunu sağlamaktır. Öte yandan Suriyelilerin MTSO’ya kayıtlı şirket sayısı 700’e yakındır. Bunlar çok çeşitli alanlarda üretim yapan, istihdam sağlayan, yasalara göre kurulmuş şirketleridir. Düşmanlığın bize yararı olmadığı gibi, bize yakışan bir şey de değildir. Biz veren el olalım, biz insanlığı kucaklayalım. Eğer 15 Temmuz faciasını def ettiysek, bu hayırların karşılığı olan bu duaların, mazlumun yanında olmanın manevi etkisi unutulmamalıdır” dedi.

    “Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje”

    Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aşut, doların 3 liranın üzerine çıkması, ihracatta düşüşün devam etmesi ve OHAL’in, önümüzdeki süreçte ekonomide olumsuzluğa yol açıp açmayacağını yönündeki soruya, “Kısa vadelerde ekonominin ani hareketler yapmasının, ülkeyi çok önemli şekilde rahatsız etmeyeceği yönünde. Türkiye, daha farklı şeyleri daha farklı şekilde yaşadı. Şu anda yaşadığımız olay gerçekten dış mihraklı bir gövde gösterisi. Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje. Burada bize düşen, biz kendi görevlerimizi yapmak zorundayız. Herkes kendi görevini yaparsa, iş dünyası ihracatını yükseltmek için eskisi gibi valizi elinde devamlı dolaşırsa bu işi çok rahat atlatırız. Sıkıntı yok mu, var ama bunlar geçecek. Kısa sürede olan sıkıntılar bizi yıldırmamalı, ekonomiye uzun vadede bakmalıyız. Çünkü yatırımımız, her şeyimiz Türkiye’de. Bir tane vatanımız ve bayrağımız var, bırakıp gidecek halimiz yok. Demokrasiye, cumhuriyete, vatana sahip çıktığımızda ihracattaki küçük düşüşleri de atlatacağız. Rusya krizinde de aynı sıkıntıları yaşadık ve o süreçte arkadaşlarımın hepsi elinde valizleriyle farklı ülkelere giderek, farklı ürünler sunmaya çalıştılar ve başarılı da olduk. Ama bu kez üzerimize farklı boyuttan geliyorlar. Onun için bizim daha güçlü, daha çok çalışarak bu işi daha çabuk atlatmamız lazım. Herkes kendi işini yapacak. Siyasetçi siyasetini, iş dünyası kendi işini yapsın. Bu olay bizi 2023 hedefi için daha çok kırbaçladı. Yılmadan hükümetimizin yanında olarak daha rahat atlatacağımızı düşünüyorum” yanıtını verdi.

    Kasım Tanrıöver: “Standard&Poor’s siyasi mühendislik yapıyor”

    Kredi derecelendirme kuruluşlarının, darbe girişimi sonrasında Türkiye hakkındaki değerlendirmelerine yönelik bir başka soruya ise MTSO Başkan Yardımcısı Kasım Tanrıöver yanıt verdi. Standard&Poor’s kuruluşunun Türkiye raporunun İngilizce metninin tamamını okuduğunu belirten Tanrıöver, şunları söyledi:

    “Bizim Standard&Poor’s ile bir anlaşmamız yok, onun görüşlerinin bizim açımızdan herhangi bir değeri yok. Ama yurtdışı bir firma olduğu için yurt dışında önem taşıyor. Raporda, çok ilginçtir, sadece Türkiye hakkında bir tane ekonomik veri var, kısa vadeli dış borç. Onun dışında raporun tamamı bizde siyasi istikrarsızlık olabilirmiş, hükümet düşebilirmiş, gösteriler artabilirmiş. Bunun bu şekilde olacağını sen nereden biliyorsun? İşte tam tersi oldu, bütün ülke kilitlendi. Siyasi mühendislik yapıyor. Sadece, Türkiye’nin kısa vadede ’2016 sonuna kadar ödemesi gereken 168 milyar dolar borcu var’ diyor ki, bu doğrudur. Bu da bütün AB kriterlerine göre birçok Avrupa ülkesinden daha iyi konumdadır. Yalnız bunu bile hatalı söylüyor. Rakamlar biraz oynayabilir ama bu 168 milyar doların 100 milyar doları devletin, 68 milyar doları özel sektörün. Bu 100 milyar dolarlık devlet parası da bir sene içinde ödenmeyecek zaten. Adamlar bunu bile yazmamış. Bunun 50 milyar doları nakit, şu anda rezervlerimizde var, diğer 50 milyar doları da hazine garantileri, devlet tahvilleri vesaire. Bunların hemen nakde çevrilmesi mümkün değil. Özel sektörün ödeyeceği 68 milyar doların ise belli bir kısmı nakit ödenecek, kalanı da firmaların yurt dışından aldığı malzemelerin borçları. O borçların teminatı var. Onun için biz iyi gidiyoruz. Türkiye çok önemli bir ülke. Türkiye, Almanya’ya 16 milyar dolar ihracat yapıyorsa, Almanya da Türkiye’ye 25 milyar dolar ithalat yapıyor. Bunlar vazgeçilecek rakamlar değil.”