Etiket: Aşut:

  • Aşut: “Seçimlerin ertelenmesi çalışmaya ara vermek anlamına gelmemeli”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, TOBB’a bağlı oda ve borsaların seçimlerinin Bakanlar Kurulu kararışla Nisan 2018’e ertelenmesinin, çalışmaya ara vermek anlamına gelmemesi gerektiğini belirterek, “Bizler seçimden seçime değil, 365 gün odamız, kentimiz ve ülkemiz için çalışma ruhuna sahip bir camiayız” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye genelinde tüm oda ve borsaların seçimlerinin Bakanlar Kurulu kararıyla ertelenmesini değerlendirdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) bağlı tüm odalarda 2017 Ekim-Kasım aylarında yapılması planlanan seçimlerin, Bakanlar Kurulu Kararı ile 2018 Nisan ayına ertelendiğini anımsatan Aşut, kararın pazar günü Resmi Gazetede yayınlandığını ifade etti.

    Bakanlar Kurulu’nun ilgili kararını anımsatan Aşut, MTSO üyelerine seslendiği açıklamasında, “Özellikle seçimlerde, MTSO Meclisinde, yönetiminde veya meslek komitelerinde yer almak için aday olan, seçimlere hazırlık yapan, bunun için bir süredir ciddi bir çalışma yapan tüm arkadaşlarıma gösterdikleri çabalar, kentimiz ve Mersin iş dünyasının geleceği adına gösterdikleri bu gönüllü çalışmalar için teşekkür ediyorum. Hepimizin amacı, kentimize ve kent ekonomimize hizmet etmektir. Yeni kesin seçim tarihi açıklanana kadar belki seçim çalışmalarımıza bir süre ara versek de odamız ve kent ekonomimiz için, sektörlerimiz için çalışmaya, odamız projelerinin, eğitimlerinin ve tüm çalışmaların etkin bir parçası ve aktif katkı koyucusu olmaya devam etmeliyiz. Seçimlerin ertelenmesi çalışmaya ara vermek anlamına gelmemelidir. Bizler seçimden seçime değil, 365 gün odamız, kentimiz ve ülkemiz için çalışma ruhuna sahip bir camiayız. Mersin iş dünyası, MTSO’nun tüm üyeleri bu ruhla yeni seçim gününe kadar en iyi bildiği şeye; yani, üretime, ihracata, yenilikçiliğe, girişimciliğe, ar-ge’ye, markalar yaratmaya, kısacası kentinin ve ülkesinin zenginliği olmaya devam edecektir. Alınan kararın hayırlara vesile olmasını diliyor, MTSO’nun tüm üyelerine saygılarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

  • MTSO Başkanı Aşut, ikinci kitabı okurlarla buluşturdu

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, ekonomik ve sosyal sorunlarla ilgili bilgi, tespit ve çözümlerini anlattığı ikinci kitabı ‘21. Yüzyılla Büyük Yüzleşme’ kitabını okurlarla buluşturdu. Aşut, “Ülkemin sorunlarının çözümünde benim de tuzum olsun istedim” dedi.

    Mersin ekonomisinin çatı kuruluşu MTSO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Aşut’un, 2013 yılında ‘Önce İnsan Sonra Ekonomi’ ismiyle ilk kitabını yazmasından 4 yıl sonra ikinci kitabı ‘21. Yüzyılla Büyük Yüzleşme’ yayınladı. MTSO konferans salonunda düzenlediği imza gününde yeni kitabını okurlarıyla buluşturan Aşut’u, iş dünyası ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri yalnız bırakmadı.

    Kitap satışından elde edilecek geliri MTSO Eğitim ve Kalkınma Vakfı’na bağışlayan Aşut, imza gününde yaptığı konuşmada, tarım devriminin hammaddesinin toprak, sanayi devriminin hammaddesinin demir, bugün yaşadığımız büyük ekonomik ve buna bağlı sosyal dönüşümün ve devrimin hammaddesinin ise bilgi olduğunu söyledi. Yazdığı bu ikinci kitabın temel hedefinin de bu bilgiye ulaşmak, onu anlamak ve toplumla paylaşmak olduğunu belirten Aşut, “Bu eser bana ait demek bencillik olur. Bu eser en az 40 yıllık bir birikimin özüdür. Bu eser bu 40 yılda bana katkıda bulunanlarındır. Onlardan öğrendiklerim olmasaydı, onların tecrübeleri, katkıları, fikirleri ve vizyonları olmasaydı bu eser olmazdı. Ne mutlu bana ki, Allah bana siz değerli dostlarım gibi bilgiye saygı duyan, birbirine saygı duyan, birbirini yücelten dostlar nasip etti. Bence bu, insanın dünyadaki en büyük servetidir” diye konuştu.

    “Ülkemin sorunlarının çözümünde benim de tuzum olsun istedim”

    Dünyadaki geçici görevlerini bırakma zamanı geldiğinde, arkasında bir eser olmasını, geleceğe bir sözünün kalmasını istediğini ifade eden Aşut, “İstedim ki, ülkemin ve milletimin ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarının çözümünde benim de tuzum olsun ve şu gök kubbede hoş bir sadamız kalsın. Hayatta bir çok hedefimiz var. Ancak, sadece para kazanmanın, iş dünyasında başarılı olmanın ya da bir şeye sahip olmanın, insanı tam anlamıyla mutlu etmediğini gördüm. İnsan sadece sahip olunca değil, paylaşınca daha mutlu oluyormuş meğer. İnsan sadece kendi ailesi için değil, başkalarının aileleri ve çocukları için de bir şeyler yaptığında daha da mutlu oluyormuş. İnsan aldıkça değil, verdikçe insan oluyormuş meğer. Baktığın zaman değil, gördüğün zaman insan oluyorsun. Görmeye başladığında artık kendini tutamıyorsun. Çevren için, yaşadığın toplum için bir şeyler yapmak artık boynunun borcu oluyor” şeklinde konuştu.

    Bugüne kadar görev aldığı kuruluşlarda yaptıklarının özetinin bu insanlık borcunu ödemek olduğunu vurgulayan Aşut, “Bir şeylerin kötü gittiğini gördüğünde artık susamazsın. Sen de bu yangına bir kova da olsa su taşımak zorunda hissedersin kendini. Ya kendi gücünle bir şey yaparsın veya bir STK’ya katılarak daha organize bir hareketin parçası olursun. İş dünyasında yanlış giden bir şeyler görürsün, ya susarsın, ‘ufacık aşım ağrısız başım’ dersin ya da sorun doğrudan senin sorunun olmasa da çözmeye çalışırsın. Bilirsin ki, başkasının derdine derman olmak aslında kendi derdine derman olmaktır. Bilirsin ki bu duvarda sadece bir tuğlasın. Diğer tuğlalar çürürse sen de yıkılırsın” ifadelerini kullandı.

    “Bu eseri özellikle gençlerimize armağan ediyorum”

    “Değil mi ki, aldığın nefesi bile geri veriyorsun, o halde hiç bir şey senin değildir” düsturu ile hareket ederek, paylaşmanın ve insanlık adına bir şeyler yapmanın zevkini aldığını belirten Aşut, bu yolda “Her şeyi ben yaptım” demenin haksızlık ve bencillik olduğunu söyledi. “İnsan olmak yolunda bizlere rehber olan, bizleri şekillendiren insanları ve bize verdikleri değerleri unutmak sanırım en büyük adaletsizlik ve vefasızlık olurdu” diyen Aşut, bugüne gelmesinde kendisine katkı koyan başta ailesi olmak üzere herkese teşekkür etti. Aşut, “Öğretmek için değil, öğrenmek için; anlatmak için değil, anlamak için kaleme alınan bu eseri özellikle gençlerimize armağan ediyorum” şeklinde konuştu.

    Aşut’un ardından, TURSAB Yurtdışı Temsilcisi Hüseyin Baraner, Soda Sanayi Fabrikası Eski Müdürü İsmail Ceylan ve Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Ünal da söz alarak Şerafettin Aşut ve kitapla ilgili duygularını katılımcılarla paylaştı.

    Aşut, konuşmaların ardından imza gününe katılanlar için kitabını imzaladı.

  • MTSO Başkanı Aşut: “Kendimize çeki düzen vermek, eksiklerimizi gidermek zorundayız”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, vizyon ve değişimlerin sadece eğitimle olacağını belirterek, “Türkiye’nin neden küresel şirketleri yoktur? Bizim şirketlerimiz neden küçüktür? Bunun elbette yatırım ortamından kaynaklanan nedenleri de vardır. Ama aynı zamanda, işin, o şirketleri yönetenlerin bakış açısı ile de bir alakası vardır. İş dünyası olarak önce kendimize çeki düzen vermek, kendi eksiklerimizi gidermek zorundayız” dedi.

    İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Sanayi 500 listesini değerlendiren Aşut, listede Mersin firmalarının da olmasının kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Firma yöneticilerine çalışmalarından dolayı teşekkür eden Aşut, kendileriyle gurur duyduklarını dile getirdi. İSO 500 ve İSO ikinci 500 listelerinin kentlerin sanayi yapılanmaları ve sanayi üretimlerini göstermesi anlamında göstergelerden sadece bir tanesi olduğunun altını çizen Aşut, “Ancak, kentlerin ekonomik büyüklüklerini, sanayi gelişimlerini gösteren tek gösterge değil. İSO sanayi listelerinde Mersin’den daha fazla sayıda sanayi kuruluşu olan ama ekonomik büyüklüğü Mersin’in çok çok altında olan iller var. Ekonomi bütüncül ele alınması gereken bir konudur. Bir çiçekle bahar gelmez, bir sektörle veya bir gösterge ile ekonomik gelişme yakalandı denemez. Öncelikle ülke ekonomimizin küçük ve orta ölçekli KOBİ’lere dayandığı unutulmamalıdır. Tüm enerjimizi bu KOBİ’lerin öncelikle ayakta durmasına, sonra büyümesine, ar-ge kapasitesinin arttırılmasına, kurumsallaşmasına ve ihracat odaklı çalışmasına harcamamız gerekiyor. İşte bu anlamda İSO listelerine giren firmalarımızın bir rol model teşkil edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

    “Türk sanayinin potansiyeli dünyada ilk 15 ülke içine girmeye yeter”

    Türk sanayisinin potansiyelinin dünyada ilk 15 ülke içine girmeye yeter olduğunu vurgulayan Aşut, “Evet, KOBİ’lere dayanan bir ekonomimiz var. Özellikle konumuz sanayi olduğu için biraz sanayi odaklı birkaç veriyi paylaşmak isterim. Türkiye İstatistik Kurumu veri tabanında yaklaşık 17 bin imalat sanayi şirketine ait veri bulunmaktadır. Bunlar arasında, beş yıl üst üste satışlarını artırabilen şirket sayısı yalnızca 600 civarındadır. Beş yıl üst üste, hem satışlarını, hem ihracatını, hem de verimliliğini artıran firmaları arıyorum derseniz, bulabileceğiniz firma sayısı yalnızca 15’tir. Türk şirketlerinin içinde, vasat olmayan, kendini sürekli yenileyip, operasyonlarını verimliliği ile birlikte büyütebilen firma sayısı yalnızca 15’tir. İstanbul Sanayi Odası’nın İSO-1000 şirketleri içinde, ortalama satış gelirleri artışı, beş yıl süreyle, içinde bulunduğu sektörün ortalama satış gelirlerinin üzerine çıkan şirket sayısı 150’yi bulmuyor. Bir önceki başyazımızın ne anlama geldiğini sanırım daha iyi anlıyoruz. Karakter olarak pozitif ve bardağın çoğu zaman dolu tarafını gören bir kişi olarak bilinirim. Hiçbir zaman umutsuz değilimdir. Bundan dolayı zaman zaman sanayimizin veya genel anlamda ekonomimizin eksiklerini öne çıkarttığımda bazı çevreler veya dostlarım bunu yanlış algılıyor ve neden karamsar yorumlar yaptığımı soruyorlar. Ben buna katılmıyorum. Çünkü ben ülkemin sanayi vizyonuna inanmasam bir sanayici olmam. Aksine, ben var olan durumumuzu var olan potansiyellerimize göre yetersiz bulduğum için, Türk sanayicisinin çok daha büyük işler başarabileceğini bildiğim için, ülkemin sanayisine inandığım için bu yorumları yapıyorum. Çocukluğundan beri sanayinin içinde olan bir sanayici olarak, ülkemin sanayi potansiyelini ve başarı hikayesini bilen biri olarak dünyanın sanayisi gelişmiş ilk 15 ülke içinde olmamız gerektiğine inandığım için bunları söylüyorum. Hatta çoğu zaman çuvaldızı kolaycılığa kaçıp makro eksiklere veya kamu desteklerine değil, aksine kendimize, biz sanayicilere batırıyor ve önce kendi eksiklerimize odaklanmamız gerektiğini söylüyorum. Çünkü şunu iyi biliyorum ki, mükemmel bir bütün, mükemmel parçalardan oluşur. Sanayiciler ve sanayi kuruluşları nitelikli olursa, ülke sanayimiz de nitelikli olur” şeklinde konuştu.

    “Sanayide aile vesayeti kurumsallaşmaya engel oluyor”

    Sanayide aile vesayetinin kurumsallaşmaya engel olduğunu kaydeden Aşut, “TEPAV uzmanları üşenmemişler ve İstanbul Sanayi Odası’nın İSO-1000 şirketlerini büyüklüklerine göre iki gruba ayırmışlar. İSO-1’inci 500 içinde daha büyük şirketler olsun. İSO-2’inci 500 içindeyse daha küçükler yer alsın. Her iki gruptaki şirketlerin yönetim kurullarında aynı soyadlı kaç kişi olduğuna bakmışlar. Bir nevi şirketlerde aile vesayeti ne durumda analizi yani. Aile vesayeti ne kadar güçlüyse, şirket o kadar az kurumsal oluyor. Buna göre, İSO-1’inci 500 şirketlerinin yönetim kurullarında aynı soyadı taşımayanların oranı yüzde 40 iken, İSO-2’inci 500 içinde bu oran yüzde 20’ye düşmektedir. Ya da tersinden söyleyelim: İSO-2’inci 500 şirketlerinin yüzde 42’sinde aynı soyadını taşıyanların yönetim kurulu içindeki ağırlığı yüzde 100 oranındadır. Aynı oran, İSO-1’inci 500 şirketleri içinde yüzde 24’e gerilemektedir. Yani, şirketler küçüldükçe, yönetim kurullarında hep aynı aileden kişiler yer almaktadır. Şirketler kurumsallaştıkça profesyonel yöneticiler başa geçmektedir ve büyümektedir. Elbette kurumsallaşma sadece bu demek değil ama durum bu. Sadece sanayicimizde değil, tüm girişimcilerimizde bu güven sorunu var aslında” ifadelerini kullandı.

    “Sanayicilerin vizyonu değişirse, sanayinin vizyonu değişir”

    Sanayicinin vizyonu değişirse, sanayinin de vizyonunun değişeceğine dikkat çeken Aşut, “Türkiye’nin neden küresel şirketleri yoktur? Bizim şirketlerimiz neden küçüktür? Bunun elbette yatırım ortamından kaynaklanan nedenleri de vardır. Ama aynı zamanda, işin, o şirketleri yönetenlerin bakış açısı ile de bir alakası vardır. Elbette Ticaret ve Sanayi Odaları olarak veya ülkenin ekonomik STK’ları olarak yatırım ortamı ile ilgili, makro alt yapı eksikleri ile ilgili veya kamu destekleri ile ilgili eksikleri gündeme getirmek, kamu ile uyum içinde, siyaset ile uyum içinde bunlara çözüm aramak asli görevlerimizden biridir. Ancak, iş dünyası olarak önce kendimize çeki düzen vermek, kendi eksiklerimizi gidermek zorundayız. Bunun başında da kurumsallaşmak, insan kaynağımızı eğitmek, ar-ge ve inovasyona odaklanmak, ihracatı odak noktamız yapmak ve yeni çağın imalat devrimi olan Sanayi 4.0’a kendi çapımızda hazır olmaya çalışmak gelmektedir. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu konularla ilgili sürekli eğitimleri Odamızın temel vizyonu olarak devam ettireceğiz. Çünkü, vizyon ve değişimler sadece eğitimle oluşur” dedi.

  • Aşut: “Alternatifleri oluşturmamız gerekiyor”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, başta Hollanda olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye yönelik tavırlarını protesto ederek, yapılanın hiç doğru olmadığını söyledi. Bu ülkelerin Türkiye ihracatının yüzde 50’ye yakın bölümünü oluşturduğuna dikkat çeken Aşut, “Ticaretimizin devam etmesi gerekiyor, ancak bu şartlar altında bizim devam etme şansımız yok. Alternatifleri oluşturmamız gerekiyor” dedi.

    MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Aşut, aylık basın toplantısında Oda çalışmalarını ve gündemdeki konuları değerlendirdi. Aşut’a toplantıda, MTSO Başkan Yardımcısı Nuh Yüksel Güngör ve Eğitim ve Kalkınma Vakfı Başkanı Sadık Çağatay Güneş de eşlik etti.

    MTSO tarafından Akdeniz Turizm Forumu MEDITOUR 2016 çerçevesinde hazırlatılan “Mersin’in Gizemi” adlı tanıtım filminin izletilmesiyle başlayan toplantıda, konuşmasına Milli İstihdam Seferberliği ile başlayan Aşut, seferberlik kapsamında devletin olağanüstü önemli destekleri olduğunu, ancak nihai amacın sadece bu desteklere güvenmek olmaması gerektiğini söyledi. İş dünyası olarak bu seferberliğin bir parçası olmak için tüm gayretlerini göstereceklerini belirten Aşut, “Sonuçta iş ve aş toplumsal huzur demektir. Ancak, amacımız sürekli ve kalıcı istihdam ise öncelikle üretime, ihracata odaklanmak zorundayız. İnsanımızı sadece birer çalışan olarak değil, özellikle yenilikçi fikirleri olanları girişimciliğe teşvik etmek zorundayız. Atıl potansiyelimiz olarak duran kadınlarımızı ekonominin ve üretimin bir parçası yapmak zorundayız. Gençlerin gücünü daha fazla küçümsememeliyiz ve destek olmalıyız. MTSO olarak kendi gücümüzle vizyonumuzla bunu yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “Memur bir Türkiye değil, girişimci bir Türkiye olmak zorundayız”

    Yeni girişimcilerin zor ekonomik şartlar arasında kısa sürede yok olmamaları için KOBİ Akademi projesini hayat geçirdiklerini dile getiren Aşut, “Ülkemizin firma yaş ortalaması çok genç. 100 yılı aşan firma sayımız yok denecek kadar az. Bunun arkasında memurluğa meyilli bir millet olmamızın, ülkemizde girişimcilik kültürünün geç oluşmasının yanında başka nedenler de var. Ne yazık ki, oyunu ekonominin evrensel kurallarına göre oynamıyoruz. Gelişmiş dünya ekonomileri şirketlerde kurumsallaşmaya giderken, biz ne yazık ki, geleneksel tek kişiye bağlı aile şirketi mantığından sıyrılamadık. Ürünlerimizi ve firmamızı markalaşma konusunda bir adım öteye taşıyamadık. Kalıcı girişimcilik ve firmaların kalıcılığı için KOBİ Akademi’nin yeni kurulan Mersin firmalarına olağanüstü yararlı olacağına inanıyorum. Memur bir Türkiye değil, girişimci bir Türkiye olmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

    “Hiçbir dış sorun bizim içeride kendi eksiklerimizi gidermememiz kadar bize zarar vermiyor”

    Mersin’in, 2008-2009 krizinden bu yana ihracatını koruduğuna işaret eden Aşut, büyük sıçramalar yapılmasa da zor zamanda var olanı korumanın önemli olduğunu vurguladı. Mersin’in, hayata geçirilemeyen yatırımların sıkıntılarını yaşadığı eleştirisinde bulunan Aşut, “Her sıkıntıya rağmen yüksek teknolojili ve katma değerli ürünlerdeki yüzde 3’e yakın artış çok önemlidir, gelecek için bir umuttur. Havaalanımız zamanında bitseydi, lojistik merkez ve tarım-gıda teknoparkı gibi önemli katma değer yaratacak olan projeler bürokrasiye takılmasaydı, imar planlarındaki sanayi, ticaret, üretim alanları çok daha önce yatırımı teşvik edecek şekilde hazırlanmış olsaydı, bugün bu sıkıntılar arasında çok daha farklı bir Mersin olurdu. Bizim dışımızdan kaynaklanan sorunlar var ve bu bölgesel ve küresel sorunlar bizim kontrolümüzde değil. Ancak, hiçbir dış sorun bizim içeride kendi eksiklerimizi gidermememiz kadar bize zarar vermiyor. Kendi eksiklerimiz bizi çok daha fazla geri atıyor” şeklinde konuştu.

    “Mersin’in Gizemi tanıtım filmi üçüncülük ödülü kazandı”

    Aşut, MTSO’nun Akdeniz Turizm Forumu MEDITOUR 2016 çerçevesinde Mersin için hazırlattığı ve bir Mersin firmasının çektiği “Mersin’in Gizemi” adlı tanıtım filminin, ITB Berlin fuarının bir parçası olan Golden City Gate isimli Turizm Filmleri yarışmasında 42 katılımcı kent arasında üçüncülük ödülü kazandığını da bildirdi. Filmin fuara binlerce insan tarafından izlendiğini, Mersin için önemli bir imaj ve tanıtım çalışması olduğunu dile getiren Aşut, şunları söyledi: “Her alanda dünya kalitesinde iş yapan bir Mersin hedefimizdir. Bunu çeken firmanın bir Mersin girişimcisi olması ise ayrıca gurur vericidir.”

    Aşut, turizme yönelik çalışmaları kapsamında kruvaziyer endüstrisinin en büyük fuarı olan Seatrade 2017’de Mersin olarak yer alacakları bilgisini de verdi.

    Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Aşut, başta Hollanda olmak üzere Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka gibi bazı Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında yaşanan gerilimin ekonomiye ve ihracata etkilerinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi: “Yaratılan tüm olumsuz süreci tekrar protesto ederek başlamak istiyorum. Sonunda biz iş dünyası karşılıklı işbirliklerini devam ettirmek zorundayız. Mersin’in ve Türkiye’nin de yüzde 50’ye yakın ihracatını oluşturan ülkeler bunlar ve dünyanın şu anda zengin olan bölgesi. Ticaretimizin devam etmesi gerekiyor. Ancak, bu şartlar altında bizim devam etme şansımız yok. Alternatifleri oluşturmamız gerekiyor.”

    “Yapılan doğru doğru bir çalışma değil. Bu süreci haklarımızdan feragat etmeden daha iyi yönetebilmemiz lazım”

    Yıllardır alternatifleri oluşturmak için çalıştıklarına dikkat çeken Aşut, Ticari Bilgi ve İstihbarat Merkezi’ni bu amaçla çalıştırmaya başladıklarını söyledi. “Elimizdeki ürünleri hangi bölgelere daha iyi kaynaklarla nasıl aktarabiliriz, ona bakıyoruz” diyen Aşut, yaşanan sürecin yanlış olduğunu vurgulayarak, “Ama bu süreci haklarımızdan feragat etmeden daha iyi yönetebilmemiz lazım. İnsan hakları diyorsunuz, basın özgürlüğü diyorsunuz, demokrasi diyorsunuz, her şeyi söylüyorsunuz ve biz Avrupa Birliğiyiz diyorsunuz, karşılığında yapılan da hiç doğru bir çalışma değil. Ne için yapıldığını hepimiz biliyoruz zaten. O çerçevede bizim daha diplomatik hareket ederek, iş dünyası kendi çıkarlarını koruyarak bir yerlere gitmesi lazım. Ama sıkıştığımız için de bizim tekrar dönüp Ticari Bilgi ve İstihbarat Merkezimizi tetikleyip iş dünyası ile paylaşmamız gerekiyor. Biz bu yönde önemli adımlar attık, firmalarımızı başka yönlere yönlendirme yönünde birçok çalışmayı ortaya koyduk. Sanıyorum bu süreci kısa sürede geçeceğiz ve Türkiye’nin büyük potansiyeli olan, varlığı olan insan gücümüzü farklı yönde yönetmeye gayret edeceğiz. Mersin de bu çalışmada bir nebze katkı sağlayacaktır” dedi.

    “Hollanda, 7. sırada çalıştığımız önemli ülkelerden biri. Bir anda kaldırıp atma şansımız yok”

    Mersin’de 7 tane Hollanda firması olduğunu ve bunlarla iş yaptıklarını belirten Aşut, “Türkiye, Mersin’in AB ile yaptığı ihracatın içindeki dış ticaret rakamlarına baktığınız zaman Hollanda da bizim 7. sırada çalıştığımız önemli ülkelerden biri. Bir anda kaldırıp atma şansımız yok. Bu süreç devam edecektir. Karşı taraftaki iş dünyası da rahatsız. Onlar da gerekli tepkilerini kendi içlerinde veriyorlar. Biz de gerekli şekilde karşı tarafla bilgi paylaşmaya devam ediyoruz. Ama MTSO’nun ne kadar doğru bir yatırım yaptığını net olarak söylemek istiyorum. Ticari İstihbarat ve Bilgi Merkezi mutlaka tüm şirketler tarafından kullanılacaktır ve kullanılır pozisyonda. Şu anda aktif bir hareket var” ifadelerini kullandı.

    “Mersin’in istihdamına olumlu artış var”

    İstihdam verilerinin önümüzdeki ayın sonlarına doğru açıklanacağını dile getiren Aşut, ancak yaptıkları çalışmalarda Mersin’deki istihdamda olumlu yönde bir artış gördüklerini ifade ederek, Şubat ayında teşviklerin çalışmaya başladığını, Mart ayı sonunda da çok farklı bir sonucun rahatlıkla pozitif yönde görüleceğini kaydetti. Mersin’in, istihdam seferberliğinde yine Türkiye’de örnek olan bir çalışmayı ortaya koymuş olacağının altını çizen Aşut, Mersin’in reel olarak ne yapması gerekiyorsa onu yaptıklarını, 2017 Aralık ayı sonunda açıklanacak istihdam verilerinde yüzde 5’i çok rahatlıkla aştıklarının görüleceğini belirtti.

    “Kurumlar olarak bir araya gelemiyoruz”

    Aşut, Mersin’deki eksikliklere yönelik bir soru üzerine de şunları söyledi: “Kurumlar olarak bir araya gelemiyoruz. Gelmemiz gerekirken gelemiyoruz. Toplum liderleri bir araya gelirse sorunlar çok rahat çözülebilir. Girdiğimiz süreçte Mersin’de bir kutuplaşma var. Türkiye’de de aynı. O kutuplaşmayı kent çıkarları için ortadan kaldırmamız gerekiyor.”

  • Aşut: “2017 güllük gülistanlık görünmüyor ama ihracatı artırmak da imkansız değil”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye’nin 2016 ve 2017’nin ilk ayında ihracatta 10 milyar dolar baremine takılıp kaldığını, ancak bu durumun umutsuzluğa neden olmaması gerektiğini belirterek, “2017 ihracatta yeni çözümlerin ortaya çıkarıldığı bir yıl olmalıdır. İhracatın da Ar-Ge’si yapılmalı ve yeni yöntemler bulunmalıdır. Artık ihracatın da Sanayi 4.0’ını konuşmamız gerekiyor” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye’nin ihracatta yeni çözümlere yönelmesi gerektiğini konusundaki önerilerini paylaştı. Küresel sorunları yine küresel ilişkilerin sunduğu yolların ve açılımların çözdüğüne işaret eden Aşut, küresel ekonominin uzun süredir güçlü ve ayrılmaz bir parçası olan Türkiye’nin, bölgesel ve küresel olumsuz gelişmelerin negatif yansımalarını yine bölgesel ve küresel işbirliklerini arttırarak çözebileceğini kaydetti. İhracatta son yıllardaki düşüş ve durgunluğu değerlendiren Aşut, “2016’da ve 2017’nin ilk ayında ortalama aylık 10 milyar dolar baremine takıldık kaldık. 150 milyar dolarları gördüğümüz günlerden sonra elbette bu rakamlar sıkıntılı. Hele hele 2023 hedeflerimizi akla getirdiğimizde bu rakamlarla ulaşmak şu an için mümkün görünmüyor. Ancak unutulmamalıdır 150 milyar dolarlara çok düşük rakamlardan olağanüstü sıçramalar yaparak gelmiştik. Neden yine olmasın? Elbette bölgesel ve siyasi olumsuzluklar, savaşlar; öte yandan küresel ekonomik sıkıntılar, büyüyemeyen bir dünya ticareti ve daha önemlisi içte yaşanan yakın zamanın sıkıntıları. Tüm bunlar birleştiğinde ihracatı arttırmak kolay değil ama imkansız da değil” ifadelerini kullandı.

    “İhracatı artırmak için yine devlet ve özel sektör el ele vermeli”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülünde, Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Başkanı Ahmed Al-Wakeel’in özel daveti ile geçen hafta Kahire’ye gittiklerini ve Mısır ile bu yakınlaşmanın daha o gün meyvelerini verdiğini, yatırımlar ve karşılıklı ticaretin konuşulduğunu aktaran Aşut, şöyle devam etti: “Ben bu ilişkinin kısa sürede sadece ihracat anlamında değil, Mısır üzerinden başka pazarlara eskiden olduğu gibi kolay ulaşım anlamında da meyveler vereceğine inanıyorum. İhracatı arttırmak noktasında yine devlet ve özel sektör el ele vermelidir. Üterim, lojistik, pazarlama, yeni pazarlar bulma gibi ihracatı arttıracak her enstrüman ve yollar revize edilmelidir. Bu noktada bürokrasi önemli ama devletin desteği, yapacağı olumlu açıklamalar olacaktır. Ancak, bu işin reel iletişimi özel sektörün dinamizmine bırakılmalıdır. Eğer bugün Mısır’la sıcak bir iletişim yakalandıysa iş dünyasının bu iletişimi hiç bırakmamasının, küsmemesinin bir sonucudur. Devletler arasındaki krizden dolayı iş dünyası olarak biz de küsseydik, bugün bu yakınlaşma bu sıcaklıkta olamazdı.”

    “2017 güllük gülistanlık görünmüyor ama ihracatı artırmak da imkansız değil”

    İhracatta, aylık 10 milyar dolar baremine takılmanın iş dünyasını umutsuzluğa sevk etmemesi gerektiğini vurgulayan Aşut, ihracatta yeni çözüm yolları bulunması gerektiğinin altını çizdi. Aşut, “2017 güllük gülistanlık görünmüyor ama bugüne kadar iş dünyasının gösterdiği tüm kazanımları, çabaları, emekleri ve daha önemlisi geleceğe ait umudumuzu aşırı karamsar tablolarla çöpe atmaya kimsenin hakkı yoktur. Bizim bahsettiğimiz umut, bir hayalcilik değildir. İş dünyası gerçekçi ve ayağı yere basan bir camiadır. Bizim umut dediğimiz şey pes etmemektir. Bize lazım olan şey motivasyondur, yeni bir enerjidir. Umut bizim için pes etmemek ve durmamaktır. Eğer dış sorunların yarattığı gündemi ve içte siyasi gündemleri ilk sıradan düşürebilirsek ve ekonomiye odaklanırsak Türkiye 2023 hedeflerine ulaşacak potansiyele sahiptir. Ülkemizin ekonomik büyümesinin tek yolu, üretmek ve ihracat yapmaktır, katma değer yaratmak ve bu katma değeri dünya pazarlarına sunmaktır. 2017 ihracat hedefli motivasyonların yapıldığı, yeni yolların konuşulduğu, ihracatta yeni çözümlerin ortaya çıkarıldığı bir yıl olmalıdır. İhracatın da Ar-Ge’si yapılmalı ve yeni yöntemler bulunmalıdır. İleri teknoloji buna da eklemlenmelidir. Yenilikçilik ihracata da entegre edilmelidir, E-ihracat gibi. Artık ihracatın da Sanayi 4.0’ını konuşmamız gerekiyor” dedi.