Etiket: Aslında

  • TBMM Anayasa Komisyon Başkanı Şentop: “Aslında bu sistem 50 yıllık bir proje’’

    TBMM Anayasa Komisyon Başkanı Mustafa Şentop, yeni anayasa ve sistemin korkulacak bir şey olmadığını belirterek, “Bu yeni sitem 50 yıldır Türkiye’de siyasetçiler tarafından söylenen ve desteklenen bir sistem’’ dedi.

    TBMM Anayasa Komisyon Başkanı Mustafa Şentop, Gaziantep’te Yeni anayasa ve Türkiye’’ konulu konferans verdi. Şehitkamil Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşen konferansa STK temsilcilerinin yanı sıra Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Toprak, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, SKM Başkanı Mehmet Sarı, diğer idari amirler ve vatandaşlar katıldı.

    Konferansta yaptığı konuşmada yeni anayasa ve sistemin korkulacak bir şey olmadığını dile getiren Şentop, “Türkiye çok önemli bir dönüm noktasında bu değişiklik sadece bizim icat ettiğimiz bir şey değil. Bu 27 Mayıs darbesinden itibaren 50 yıldır Türkiye’de milletin oy verdiği desteklediği bütün siyasetçilerin söylediği bir şey. Süleyman Demirel, Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan ve Turgut Özal da bu sistemi dile getirdi. 50 senedir Türkiye’de konuşuluyor ama bunu yapmak kolay olmadı, olmaz. Bunu yapacak bir siyasi liderliğe, güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç var’’ ifadelerini kullandı.

    TBMM Anayasa Komisyon Başkanı Mustafa Şentop konuşmasının devamında Türkiye’yi sürücü kurslarında bulunan çift sürücülü araçlara benzeterek, “Türkiye’yi araç olarak düşünürsek, hep aracın sağında oturanlar sürücüye yön verdiğini görüyoruz. İşte biz 2002’den beri o aracın sağında oturan kişiyi araçtan aşağı attık. Ama aracın sağ tarafındaki fren ve debriyaj mekanizması halen duruyor. İşte yeni anayasa ve yeni sistemle o mekanizmayı da araçtan söküp atacağız’’ şeklinde konuştu.

  • ’Pembe Aslında Siyahtır’ Tiyatro Oyunu Sergilendi

    Avanos Belediye Başkanlığı Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından sosyal ve kültürel etkinlikler kapsamında düzenlenen ’Pembe Aslında Siyahtır’ adlı tiyatro gösterisi izleyenler tarafından büyük ilgi gördü.

    Belediye Konferans Salonunda öğleden sonra ortaöğretim son sınıflar ile lise öğrencilerine uyuşturucunun zararlarının anlatıldığı, “Pembe Aslında Siyahtır” adlı tiyatro oyunu aynı gün akşam saatlerinde de vatandaşların beğenisine sunuldu. İki ayrı seans şeklinde gösterimi yapılan tiyatro gösterisi ilgiyle izlendi.

    Tiyatronun sonunda kısa bir konuşma yapan Balans Tiyatrosu oyuncusu Yaşar Aydınlıoğlu, tiyatronun gerçekleşmesini sağlayan Avanos Belediye Başkanı İsmet İnce’ye teşekkür ederek, “Pembe Aslında Siyahtır” oyununun gençliğe toz pembe olarak sunulan uyuşturucunun ne denli büyük bir tehlike olduğunu gençlere göstermek adına önemli bir sosyal çalışma olduğunu kaydetti. Tehlikelerin yaşanmadan önlenmesi adına gençlerin tedbirli ve bilinçli olması mesajının verildiği tiyatro oyununda çevrelerinde uyuşturucu kullanan yada satan birilerini gördüklerinde ailelerine ve polise bildirmeleri gerektiği konusunda öğrencilere tavsiyelerde bulunuldu.

  • Amerikalılar Aslında Safranbolu’yu Örnek Almış

    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan Safranbolu ve Karabük’te büyük bir deprem ihtimalinin olmadığını ifade ederek, Kuzey Anadolu fay hattından etki alanına girebileceğini ifade etti.

    Karabük Üniversitesi İnşaat Mühendisliği ve Karabük AFAD Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen sempozyuma katılan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ve Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu Karabük ve Safranbolu gezilerinin ardından konuştu.

    Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Karabüklülerin her birinin onur duyacağı bir olayın olduğunu ifade ederek, “ Karabük’ün geçmişine bakacak olursanız, 6000 yılına kadar belgelerde Karabük’te uygarlığın başladığını gösteriyor. Yani Karabük’ü en az 6 bin yazılı belgesi var. Yine Safranbolu evleri çok önemli bir örnektir deprem adına. Bu tür tarihi evler alındığında herkes Safranbolu Evleri gibi der. Örnek verecek olursak Adapazarı ve Düzce’de de o tür evler vardır, insanlar aldıklarında aynı Safranbolu Evleri gibi şekline konuşurlar, Safranbolu adı mutlaka geçer oralarda. Peki, kim yapmıştır o evleri. Onları bizim atalarımız yaptı. İşte Safranbolu evleri ilk deprem evleridir. Depremde ilk olarak evler X biçiminde çatlar. Safranbolulular ise X biçiminde ağaç kuşaklar atmışlardır. Dikey ve yatay ağaçlar koymuş. İşte bu deprem evi. Düzce depreminden sonra bir aileye ziyaret gittiğimde evin sapsağlam olduğunu gördüm. Bu da Safranbolu evi idi. İşte bu bir Türk buluşudur. Yani onur duymanız gerekir. Geçmiş yıllarda 3lü koalisyon döneminde karar çıkarıldı ve Amerika’ya bir heyet yollandı. Amerikalılar depreme dayanıklı evleri nasıl yapıyorlar diye. Ben o dönem defalarca dile getirdim. Neden Safranbolu’ya gidilmiyor diye. Safranbolu çok daha yakındı. Ve evleri ile önemli bir örnekti. Amerikalılar Safranbolu’da ahşap kullanılan yere çelik koydular. Yani Safranbolu’dan aldıklarını dünyaya satıyorlar” dedi.

    Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ise, “Safranbolu’yu oldukça gelişmiş ancak geçmişine de bağlı bir kent olduğunu deprem ile ilgili olarak ta uzaklardan bir ekti ya da ikinci kollardan bir etki olursa, bu da çok zor görünüyor. Yani Safranbolu’da fay tehlikesi yok diyebiliriz” dedi.

  • Ege’nin İhracatı Aslında İki Kat Daha Fazla

    Ege İhracatçı Birliklerine bağlı 12 birlikten biri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçılar Birliğinin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bedri Girit, Ege Bölgesinde çok daha fazla ihracat yapıldığını ancak bazı büyük firmaların ihracat beyannamelerini İstanbul’dan verdikleri için bölge ihracat rakamlarının asıl ihracatın yarısı kadar görüldüğünü dile getirdi.

    Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) tarafından Manisalı ihracatçılara yönelik bir bilgilendirme toplantısı yapıldı. Aydın’dan sonra Ege İhracatçı Birliklerinin verdiği hizmetle ilgili sunumların yapıldığı ikinci buluşma Manisalı ihracatçılarla gerçekleştirildi.

    Anemon Otel’de yapılan toplantıya Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçılar Birliğinin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bedri Girit, EİB Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Coşkun, TOBB Manisa İl Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Nilgün Aksoy ve Manisalı ihracatçılar katıldı.

    İHRACATÇILARIMIZIN MÜCADELESİ SÜRÜYOR

    Manisa’nın önemli bir tarım ve sanayi kenti olduğuna dikkat çeken Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, şöyle konuştu:

    “Manisa’da global ekonomi, dalgalı seyir, gelişmiş ülkelerin ekonomilerindeki sorunlarla birlikte Orta Doğu’da artan güvenlik riskleri ihracatımızı olumsuz yönde etkilemeye devam ederken, iş dünyamız için zor geçeceği düşünülen 2016 yılının da her zorluğa rağmen ihracatçılarımızın, ihracat odaklı ekonomik büyüme ve cari açık sorunumuzun giderilmesi konularındaki mücadelesi devam ediyor. Ege Bölgesinin buna katkısı ise Türkiye ekonomisine her zaman yaptığı katkı gibi büyük ve lokomotif güç niteliğindedir. Bugüne kadar elde edilen başarı bu salonda bulunan ihracatçılarımızın sayesinde oldu. Yeni hedef ve başarılarda yine sizle özverili ve yeniyi yakalayan çalışmalarımızla mümkün olacaktır.”

    MANİSA DIŞ TİCARET FAZLASI VEREN BİR İL

    Ege İhracatçı Birliklerini temsilen bir konuşma yapan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bedri Girit ise, “Tarih boyunca Anadolu’da önemli bir merkez olmuş, şehzadeler şehri Manisa’da sizle birlikte olmaktan son derece mutluyuz” dedi.

    Manisa’nın, çekirdeksiz kuru üzüm, zeytin, zeytinyağı, pamuk, tütün, sebze, meyve üretimi başta olmak üzere önemli bir tarım kenti olduğunu anlatan Girit, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aynı zamanda Türkiye’nin sanayileşmede en öncü şehirleri arasında. Manisa Organize Sanayi Bölgesi 5 etapta 22’si yüzde 100 yabancı sermayeli, 12 tanesi yabancı ortaklı 175 firmaya ulaşmış durumda. Manisa 2015 yılı sonu itibariyle 3 milyar 916 milyon dolar ihracat, 3 milyar 286 milyon dolar ithalat rakamıyla 7 milyar doları aşan dış ticaret hacmine sahip bir ilimiz. Bu rakam 2014 yılında 8 milyar doların üzerindeydi.”

    Küresel ekonomik daralmanın Manisa’nın dış ticaret rakamlarına da olumsuz yansıdığını belirten Girit, sözlerine şöyle devam etti:

    “Manisa’nın gurur duyacağı bir diğer özelliği ise dış ticaret fazlası veren bir ilimiz. İhracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 119. Bu anlamda Türkiye’nin diğer illerine örnek bir şehir. İhracatta Ege Bölgesinde İzmir’in ardından ikinci sırada yer alan Manisa, Türkiye genelinde 7. sırada yer alıyor. Manisa, 2015 yılında 183 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdi. Manisa’nın ihracatına sektör bazında baktığımızda, sanayi ürünleri ihracatı 3 milyar 390 milyon dolar, tarım ürünleri ihracatı 527 milyon dolar. Elektrik-Elektronik, Otomotiv Yan Sanayi, İklimlendirme sektörleri ihracatta öne çıkan sektörlerdir.”

    BÜYÜK FİRMALAR BEYANNAMESİNİ İSTANBUL’DAN YAPIYOR

    Girit, bölgeden aslında çok daha fazla ihracat yapıldığını ancak bazı büyük firmaların ihracat beyannamelerini İstanbul’dan verdikleri için bölge ihracat rakamlarının asıl ihracatın yarısı kadar görüldüğüne dikkat çekti.

    Ege İhracatçı Birlikleri olarak geçen yıl 10,5 milyar dolarlık ihracatımız olduğunu anlatan Girit, “Manisa’da ve bölgemizde olan büyük firmalar, ihracatçı birliği olarak bizim ihracatçı birliğimizi değil de kendi alanlarında olan İstanbul’daki başka ihracatçı birlikler üzerinden ihracat beyannameleri açıyor. Eğer açmasalardı yani bulundukları yerden borsadaki gibi ürün bulunduğu yerden tescil edilmiş olsaydı bu manada Ege İhracatçılar Birliği olarak ihraç değerimiz 20 milyar dolar mertebesinde olacaktı. Vestel gibi Pektim gibi firmaları kastediyorum. Bu firmalar beyanname işlemlerini tabi belki haklı gerekçeleri olabilir İstanbul üzerinden yapmaktalar” dedi.

    MANİSA ÇOK DAHA İYİ BİR NOKTAYA GELECEK

    Manisa’dan daha katma değerli ürün ihracatı için Ar-Ge, İnovasyon, Tasarım ve Markalaşmaya yatırım yapılması gerektiğini kaydeden Girit, “Manisa, AR-GE, İnovasyon, Tasarım ve Markalaşmayı özümsemiş çok sayıda firmanın yatırım yaptığı bir ilimiz. Bu nedenle Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmada Manisa’yı bugünkünden çok daha iyi bir noktada göreceğimize inanıyorum. Bu süreçte devlet yardımlarından azami yararlanmak hayati öneme sahip. Ege İhracatçı Birliklerinden arkadaşlarımız bugün devlet yardımları ve tarımsal iadelerle ilgili bilgi verecekler” diye konuştu.

    Ege İhracatçı Birliklerinin 1939 yılında kurulan ilk sektör birliği olduğuna dikkat çeken EİB Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Coşkun ise şunları söyledi:

    “12 tane birliğimizin 7 tanesi tarım 5 tanesi de sanayi birlikleridir. Rakamlarla bizi ifade edecek olursak 12 ihracatçı birliğimiz var, 7 bin 500 ihracatçı üyemiz var, 200’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz ve geçen sene 2015 yılı itibariyle 10,5 milyar dolarlık bir ihracat yapılmış durumda.”

    DEVLET DESTEKLERİ ANLATILDI

    EİB Devlet Yardımları Şube Müdürü İsmail Saydam, Ege İhracatçılar Birliği bünyesinde vermiş oldukları devlet yardımlarından bahsederek destekleri şöyle sıraladı:

    “Yurt dışında gerçekleştirilen fuar katılımlarının desteklenmesi, yurt dışı birim, marka ve tanıtım faaliyetlerinin desteklenmesi, pazara giriş belgelerinin desteklenmesi, Türk ürünlerinin yurt dışında markalaşması, Türk malı imajının yerleştirilmesi ve Turqualıty®’nin desteklenmesi, tasarım desteği ve uluslararası nitelikteki yurt içi fuarların desteklenmesi.”

    Toplantının en son sunumunu EİB Devlet Yardımları ve Tarımsal İadeler Şube Şefi Kenan Acet tarımsal iadeler konusunda katılımcıları bilgilendirdi.

    Toplantıda, Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Karata da Manisalı ihracatçılara 2015 yılı değerlendirmesi, 2016 yılı öngörüleri ile ilgili bir sunum yaptı.

    Toplantı ihracatçıların merak ettiği soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

  • Yavuz: “Ermeni Propagandası Aslında 1870’lerde Başladı”

    Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fikrettin Yavuz, Ermeni propagandalarının aslında 1870’lerde başladığını söyledi.

    İlkadım Belediyesi tarafından düzenlenen “Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi” konulu 3. Uluslararası İlkadım Sempozyumu’na konuşmacı olarak katılan Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Fikrettin Yavuz, katılımcılara “Ermeni Propagandasını Oluşturan Unsurlar: Basın, Misyonerler ve Haber Ajansları” adlı sunumunu yaptı.

    Ermeni propagandasının basındaki etkisini anlatan Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Fikrettin Yavuz, “Berlin kongresi bir dönüm noktası, 61. maddeyi hocalarımız ve öğrencilerimiz bunu biliyorlar. Propagandanın da ben Berlin’den başlayıp daha da şiddetli şekilde, 1870’lerde temellerinin atıldığını düşünüyorum. 1915 propagandası alsında 1870’lerde başladı. Ayastefanos Antlaşması’nın Berlin’de tatil edileceği haberi alınınca dönemin Patriği Nerses Varjabedyan, bir heyet teşkil ederek Ermeni propagandasını yapmak için Berlin’e gönderiyor. Bu heyeti bizzat kilisenin hazırladığı ve belirlediği bir heyettir. Avrupa başkentlerine giderek Berlin’de destek istedi. Katılan heyet hayatlarını bağımsız Ermenistan’a adamış kişilerden oluşuyor. Propaganda bu süreçten sonra daha hızlı bir şekilde Avrupa’da ve Amerika’da şiddetli bir şekilde yapılmaya başlanıyor, bilhassa basın üzerinden. Berlin kongresi devam edersen, özellikle The Tımes gazetesinde ve News gazetesinde Ermenilere yönelik haberlerin sayısının arttığını görüyoruz. Sadece İngiltere örneğinde bu böyle olmuyor. Fransa’da da, Almanya’da da buna benzer haberlerinin sayısının arttığını biliyoruz. Diğer gazetelerde de 1878 yılında Ermenilerle ilgili çok sayıda olumlu haberler yapıldığını söyleyebiliriz. İngiltere merkezli olarak 1890’lı yıllarda yayınlanmış, yazarı ve kaynağı belli olmayan haberleri ‘bir Ermeni gönderdi’ diye yayınlıyorlar. Buda aslında propagandanın boyutunu gösteriyor” dedi.

    Ermeni propagandasının bir parçası olarak özellikle Havas ve Reuters ajanslarının çok önemli olduğunu dile getiren Yavuz, “1835 yılında Havas Ajansı’nın kurulduğunu biliyoruz. Osmanlı bölgelerinde Havas Ajansı olarak biliniyor. Daha sonra Agence France Presse (AFP) olarak isim alıyor. Çok etkili ve 1841’de Avrupa’da muhabiri olmadığı başkent yok. Telgrafın yayılmasıyla haber kartelini oluşturuyor. Daha sonra Londra’da Reuters’ın ve Berlin’de de Roof Ajansı’nın kurulduğunu görüyoruz. Bunlar 1869’da bir anlaşma imzalıyorlar. Bu anlaşması da ajans ittifak anlaşmasıdır. Dünyanın bölgelerini parselliyorlar. 1890’lı yıllarda Havas ve Reuters’ın özellikle Osmanlı’da meydana gelen olayları istedikleri şekilde Batı kamuoyuna aktarıyor. Osmanlı Devleti, Ermeni olaylarını tekzip etmek istediğinde olumsuz yanıt alıyor. Sebep olarak da ‘niye bize para ödemiyorsunuz’ şeklinde belgelere rastlıyoruz. 19. yüzyılın ortasında bu ayrılıkçı Ermenilerin özerklik ve bağımsızlık noktasında propagandanın çok önemli olduklarını ve bunu yaptıklarını, İngiltere ve Amerika örneklerine baktığımızda net bir şekilde bunu söyleyebiliyoruz. Özellikle bunu basın üzerinde gerçekleştirdiklerini söyleyebiliriz. Aslında 1915 sonrasındaki propagandalarının temelleri de bu süreçte atıldığını diyebiliriz” diye konuştu.