Etiket: Asırlık

  • Asırlık saat, ustasının rahatsızlandığı gün durdu

    1900’lü yıllarda Fransızlar tarafından posta binası olarak inşa edilen ve 1939 yılında Hatay’ın Türkiye’ye ilhakından sonra adliye olarak hizmet veren tarihi binanın çatısındaki tarihi saat, artık çalışmıyor. Saatin tamirini 47 yıl boyunca gönüllü olarak yapan ve halen İstanbul’da tedavi gören 74 yaşındaki emektar saatçi, “Saatin yeniden çalıştığını görmek istiyorum” dedi.

    İskenderun’un simgesi olan tarihi binanın üzerindeki asırlık saatte zaman çoktan durdu. 1960 yılından bu yana tarihi saatin bakım ve onarımını, yılların deneyimli saat tamir ustası ‘Saatçi Kamil’ namıyla anılan kentin simge esnaflarından Kamil Karagözoğlu yapıyordu. Saatçi Kamil ustanın 2007 yılında geçirdiği kalp rahatsızlığından sonra tarihi saatin bakımı da aksadı. Bu işi yapabilecek başka usta da olmadığı için bir anlamda tarihi saat ilgisiz ve babasız kaldı. Kentte eskiden insanlar binadaki saate bakarak saatlerini ayarlarken, artık bunu yapan pek kimse de kalmadı.

    Bir İskenderun sevdalısı olarak 1960 yılında 16 yaşında iken ’kente hizmetim olsun’ şiarıyla o zamanki dönemin başsavcısıyla görüşerek gönüllü tamir ve bakımını üstelenen saat tamir ustası 74 yaşındaki Kamil Karagözoğlu, 2007 yılına kadar kesintisiz olarak tam 47 yıl bu hizmeti gördü. Rahatsızlığı sebebiyle İstanbul’da tedavi gören duayen saatçi Kamil usta, mesleğine olan sevgisi ve kendi adıyla özdeşleşen kentin simgesi konumundaki bu tarihi saat ile ilgili 50 yıllık serüvenini duygulanarak ifade etti.

    Rahatsızlığından dolayı konuşmakta bile zorlanan Kamil usta, memleket özleminin yanı sıra ve tarihi saatin çalışmasına yönelik çaba ve isteklerini de belirterek şunları söyledi:

    “İskenderun’un simgesi olan bu tarihi saatin düzenli çalışması benim için çok önemliydi. Öyle ki ben yine İskenderun’da askerliğimi yaptığım yıllarda bile komutanımdan izin alarak bakımı ve kurulmasını ihmal etmiyordum. Tarihi saati haftada bir 400 kilogram ağırlık kullanarak kurmak gerekiyor. 50 yıl hiç üşenmeden, seve seve bir evladım gibi ilgi gösterdim, gözüm gibi baktım ve ihmal etmedim. Ama ne yazık ki yıllar geçtikçe yaşım ve sağlık nedenlerimden dolayı istemeden de olsa ihmal etmiş oldum. Şu anda tedavim için İstanbul’da doktor olan oğlumun yanındayım. Ama kalbim o çok sevdiğim İskenderun’da, her an dostlarıma kavuşacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. Şu an sizden duyduğum kadarıyla tarihi binanın tadilatı yapılıyor ve bitiminde kaymakamlık binası olarak faaliyete girecekmiş. Temennim o ki o saati yeniden faaliyete sokarlar, çünkü o saat İskenderun’un sembolüdür” dedi.

    Restorasyon bitince kaymakamlık binası olacak

    İskenderun’da 1900’lü yıllarda Fransızlar tarafından postane binası olarak Ayvazyan adlı bir Ermeni’ye yaptırılan tarihi bina 1939 yılında Hatay’ın Türkiye’ye ilhakından sonra ise 2011 yılına kadar İskenderun Adliyesi olarak kullanıldı. 2016 yılının Aralık ayında ise tarihi binaya restore çalışmaları başlanırken, yaklaşık iki yıl sürecek çalışmaların bitiminde İskenderun Kaymakamlığı olarak hizmet verecek. Tadilatının ardından ise asırlık saatin yeniden çalıştırılması bekleniyor.

  • Asırlık halılar usta ellerde yeniden hayat buluyor

    Asırlık halı ve kilimler, Antalya’nın Kaleiçi semtindeki ustaların ellerinde restore ediliyor.

    Vatandaşların dede ve ninelerinden kalan asırlık halılar, Antalya’nın tarihi Kaleiçi semtinde yeniden hayat buluyor. Anadolu’nun dört bir köşesinden gelen Aksaray, Fethiye, İran türündeki halılar ve kilimlerin temizliği ve onarımı, 40 yıldır faaliyet gösteren el sanatları atölyelerinde orijinal malzeme kullanılarak özenle gerçekleştiriliyor. Yıpranma seviyesine göre restorasyonu bir saat ile altı ay arasında değişen ürünler, onarımdan sonra en az 100 yıl daha kullanılabiliyor.

    150-160 yıllık eserler

    9 yaşından bu yana 40 yıldır bu mesleği yapan ustalardan Hacı Mehmet Sarı, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın her bölgesinden halı ve kilimlerin restorasyon için geldiğini belirterek, elinde 150-160 yıla kadar asırlık halıların olduğunu söyledi. Restorasyon işleminin detayları hakkında da bilgiler veren Sarı, “İlk önce yırtıkları varsa iğneyle tek tek tel atıyoruz. Sonra kasnağımıza gerdiriyoruz. Renklerini seçiyoruz, onu aynı şekilde dokuma yapıyoruz. Boyama yapılırsa, ipini boyarsın o güneşte atma yapar ama orijinal söküntüden yaparsan bire bir aynı olur 100 yıl da geçse o bozulmaz. Tamiratı 1 saatte sürebilir, 6 ay da bile tamir edilir, hasara göre değişiyor” dedi.

    “Halının yaşını boyasından, renginden ve dokumasından anlıyoruz”

    Bazı vatandaşların babasından, dedesinden kalan halı ve kilimlere değer verdiğini belirten Sarı, bu yüzden tekrar evinde kullanmak üzere tamire getirdiklerini belirtti. Gençliğin halı kültürüne önem vermediğini söyleyen Sarı, “Eskiden halı getirenler çoktu ama şuanda azaldı. Gençlik eski kültüre sahip çıkmıyor. Biz yaşatmaya çalışıyoruz. Tamiratı Bir kuyumcu nasıl altını bilir, gümüşçü gümüşü bilir, biz de renklerden, boyalardan, dokuma kalitesine göre yörelerden halının yaşını ortalama biliriz. Fiyatı ise yaşı, boyasına dokumasına göre değişir. Mesela bazı halılar 300 yıllıktır 5 lira etmez, ama bazı mal vardır 100 yıllık olur o mal 2 bin, 3 bin lira olur” diye konuştu.

    “Amerika, Norveç ve Danimarkalı turistler rağbet gösteriyor”

    1986’dan bu yana antika halıları tamir ettiğini belirten esnaflardan Hacı Düzgün ise, “Evlerde kullanmadıkları, daha önce çeyiz olarak verilen ve ihtiyaç olmayan ya da renk uyumu olmayan halıları bize getiriyorlar ve alıyoruz. Bazen takas da yapıyoruz. Yurt dışından rağbet gösteriliyor. 90 önceleri Almanya ve Avusturyalı turistlerin rağbeti oluyordu şuanda genelde Amerika ve Norveç, Danimarka gibi ülkelerden gelen turistler alıyor” dedi.

    “El emeğinin karşılığını alamıyoruz”

    “El dokumasında fiyat aralığı olmaz, her malın kendine özel bir fiyatı oluyor. 100 liraya da halı satıyoruz, bin 500, 2 bin liraya da satıyoruz” diyen Düzgün, vatandaşların el dokuması halının pahalı olabileceği yönündeki algısının yanlış olduğunu kaydetti. Sarı, “2 metrekarelik bir halı nereden baksanız 1,5-2 ayda dokunuyor. Normalde mantık olarak düşününce bir kişinin aylık maşına göre yüksek olduğu doğru ama bu halıyı dokuyanlar el emeğinin karşılığını alamıyor. Yine de yapılıyor, çünkü bu anne babadan kalma kültürü yaşatmak amacıyla yapılıyor. Gerçek değerini yansıtmıyor. Değerini ölçecek olursak daha fazla” şeklinde konuştu.

  • (Özel haber) Yarım asırlık aşk

    Eskişehir Halis Toprak Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde günlerini geçiren ve 50 yıldır birlikte olan Ali Sezgin ve Habibe Sezgin çifti, ilerleyen yaşlarına rağmen ilk günkü heyecanla evliliklerini yaşıyor.

    Kendi söylemlerine göre birbirlerini geç bulan çift, kalan günlerini huzurlu ve birlikte geçiriyorlar. Özellikle Karadeniz yöresine ait müzikleri dinleyen 50 yıllık aşıklar, mutlu olduklarını söylüyor. Yaşlılığın getirdiği hastalıklarla da birlikte mücadele eden çiftlerden 85 yaşındaki Habibe Sezgin, aşklarının ilk başladığı günü anlattı. Kendilerine huzurevinde güzel bakıldığını da aktaran Sezgin, “Ben Sivrihisar’a ablama gittim. Orada konuşup tanıştık. O da mutfakta yemek yiyormuş. Sonra oradan kaçtı. Bizim oralarda adettendir. Erkek ve kız birbirleri ile görüşünce kaçarlar. Babam Sivrihisar’da çobandı. Gidip babamla konuşmuşlar. ’Kızını istiyoruz’ demişler. O da ’Tamam’ demiş. Ben mutluyum. İyi geçiniyoruz ama arada bir sinirleniyoruz. Severek evlendim ve 50 yıl olmuştur. Şimdi huzurevindeyiz ve burada da iyiyiz. Allah razı olsun. Ne varsa yedirip, içiriyorlar. Güzelce de bakıyorlar. Durumum da iyi ama şekerim var. Bu şekerim de olmasa, iyi olacak. Ara sıra beni sıkıştırıyor. Hasta olunca hemen doktora götürüyorlar. Eşimin konuşmasında zorluk var. Önceden de hasta olmuştu, çok yerlere götürmüştüm” dedi.

    Habibe Sezgin’in eşi Ali Sezgin ise yaşadığı hastalıklardan dolayı duyma ve konuşma yeteneklerini kısmen kaybetmiş. Buna rağmen eşiyle göz iletişimi kurarak bile anlaşabilen Sezgin, geçmiş günler anlatıldığında adeta dalıp gidiyor.

    Yaşlı çift hakkında bilgi veren Bakım Personeli Hatice Aktürk de 50 yıllık aşkın halen bitmediğini ifade etti. Aktürk, “Geçen sene şubat ayından bu yana, bir senedir buradalar. Gün içerisinde Ali amca aşağı inip çay içer, arkadaşlarıyla sohbet eder. Habibe teyze kattaki yaşlılarımızla dolaşır, el işi yapar. Birbirleriyle çok güzel anlaşıyorlar. Birlikte müziklerini dinlerler. Habibe teyze, Ali amca ile çok temiz ilgilenir. Temizliğine ve kıyafetlerine dikkat eder. 50 yıllık aşk bitmemiş diyebilirim” diye konuştu.

  • Bir yastıkta yarım asırlık çiftler

    Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde 50 yıl üzeri evli olan çiftler, ’Bir yastıkta yarım asırlık çiftler’ etkinliğinde bir araya geldi.

    İlçe genelinde bulunan 50 yıl üzeri evli olan çiftler, şimdiki çiftlere örnek olmak amaçlı bir araya gelerek birbirlerine gül takdim etti ve sonrasında gençlere mesajlar verdiler.

    Çiftlere sağlıklı, mutlu, huzurlu ömürler dileyen Türkoğlu Belediye Başkanı Osman Okumuş, “Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. İlçemizde bulunan 50 yılı devirmiş, yarım asrı geride bırakmış mutlu çiftlerimizi bir araya getirdik. Bu çiftlerimizi bugün belediyemizde şimdiki çiftlerimize mesaj vermeleri konusunda örnek olmaları amacıyla ağırlıyoruz” dedi.

    Önceden evli çiftlerde ayrılığın pek olmadığını, şu anda boşanma oranlarının yüzde 25’ler civarında görüldüğünü anlatan Okumuş, “Burada 65 yılını dolduran çiftlerimiz 55 ve 52 yılını dolduran, 30 tane 40 tane torunu olan gerçekten nur yüzlü çiftlerimiz var. Kendilerini seviyoruz. İnşallah bir yastıkta kocamaya devam ederler” dedi.

    65 yıllık evli olan Süleyman Aksu, gençleri uyararak, “Aklınızı başınıza alın gençler, yuva kurmak kolay olmaz. Akıllı olun, her şeye darılıp kızmayın. Ben 65 yıllık evliyim her şeyin başı sabırdır” diye konuştu.

    63 yıllık evli Hacı Kar ise, “Gençler, evliliğe saygı gösterin, ömür boyunca devam edin, boşanmaları sonlandırın” dedi.

    52 yıllık evli Ekrem ve Asiye Akpınar çifti ise, “52 yıllık evliyiz. Gençler sözünüze dikkat edin. Boşanmak elinize bir şeyi geçirmez, mesut olun. Türkiye sizden faydalansın. Birbirinizi idare edeceksiniz” diyerek tavsiyede bulundu.

    Etkinlik sonunda Türkoğlu Belediye Başkanı Osman Okumuş, çiftlere çeşitli hediyeler takdim etti.

  • Tarihi evin altında asırlık mağara buldu

    Gaziantep’te rivayetler üzerine meraklanan tarihi bir binanın sahibi, restore ettiği evin altında yaklaşık 2 asırlık olduğu tahmin edilen bir mağara buldu.

    Gaziantepli girişimci Cengiz Zorkirişçi, aldığı tarihi Antep evini restore ettirdi. Evi aldıktan sonra evin altında büyük bir mağara bulunduğu söylentilerine kayıtsız kalmayan Zorkirişci, tüm arama çabalarına rağmen mağarayı ait bir işarete ulaşamadı. Başlayan restore çalışmaları kapsamında evin önündeki bahçeyi kazan Zırkirişçi, toprağın altında mağaranın girişinin olduğunu anladı. Toprağı tamamen temizlediklerinde alt kata inen merdivenleri bulan Zorkirişci, yaptığı araştırmalar sonucunda mağaranın tarihini henüz bilmediklerini ifade etti.

    Evin yaklaşık 150 yıllık olduğunu, mağaranın da 2 asır önce oluşmuş olabileceğini belirten genç girişimci, mağaranın su sarnıcı ya da kiler olarak kullanılmış olabileceğini ifade etti. Mağaranın tarihini araştırdıklarını belirten Zorkirişçi, olanları ise şöyle anlattı:

    “Burayı aldığımız kadın bu evin altında mağara olduğu söyleniyor ama bulamadık, kar yağdığında bahçenin bir bölümünde kar tutmuyor, burada olduğunu tahmin ediyoruz dedi. Burayı restore ederken bahçede toprak bir ekinlik vardı. Önce burayı kaldırdık. Altında 2-3 metre toprak doldurulmuş boşluğa ulaştık. Bu toprakları kaldırınca merdiven gördük, daha sonra bir duvar çıktı karşımıza duvarı kaldırınca baktık ki mağara söylentileri doğru çıktı. Bu mağaranın ne için kullanıldığını bilmiyoruz” dedi.

    Zorkirişçi, tarihi bina ile birlikte mağarayı da restore ederek, turizme kazandıracaklarını ifade etti