Etiket: Aşının

  • Bakan Koca: “1 ay sonra uygulanan bu aşının etkinliğini görmüş olacağız”

    Bakan Koca: “1 ay sonra uygulanan bu aşının etkinliğini görmüş olacağız”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Faz-3 çalışmalarına başlanan aşılardan umutlu olduklarını belirterek, “2 aşı yapılıyor, bir başlangıçta bir de 14’üncü gün olmak üzere, devamında da 28-29’uncu günde antikor gelişimi görülüyor. Dolayısıyla biz 1 ay sonrası için uygulanan bu aşının etkinliğini ve antikor geliştirebilirliğini görmüş olacağız” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Koca, toplantının ana gündeminin son zamanlarda artan vakalar olduğunu, bunun yanı sıra, salgının dünyadaki ve Türkiye’deki seyri, vaka artışının sebepleri, vaka sayılarının arttığı illerde alınacak önlemler, hastane kapasitelerinin ve aşı çalışmalarının ele alındığını bildirdi.

    “1 ay sonra uygulanan bu aşının etkinliğini ve antikor geliştirebilirliğini görmüş olacağız”

    Covid-19 aşısıyla ilgili dünyada yaygın bir ilerlemenin söz konusu olduğunu belirten Sağlık Bakanı Koca, “Şu an da Faz-3 çalışması devam eden 9 aşının 6 tanesinin insana uygulanması başladı. Bu uygulamalardan bir tanesi bizim Bakanlık olarak izin verdiğimiz, Çin’de geliştirilen aşı. Ülkemizde de Faz-3 çalışmalarına bugün Hacettepe’de 3 sağlık çalışanı üzerinde başlanmış oldu. Ağırlıklı olarak sağlık çalışanları katıldı. Başta bin 200 kişiye yapılmış olacak. Devamında da 10 bin kişi daha ilave ediliyor olacak. 2 aşı yapılıyor, bir başlangıçta bir de 14’üncü gün olmak üzere, devamında da 28-29’uncu günde antikor gelişimi görülüyor. Dolayısıyla biz 1 ay sonrası için uygulanan bu aşının etkinliğini ve antikor geliştirebilirliğini görmüş olacağız. Bir diğer aşı Pfizer’in aşısı. Pfizer’in çalışmasına da bu konuda izin verildi. İstanbul’da Çapa ve Cerrahpaşa dahil olmak üzere, 10’dan fazla merkezde bu başlıyor. Önümüzdeki günlerde başlamış olur. İzni çünkü verilmiş oldu. Biz bu arada bu aşının da özellikle bizim vatandaşımızda genetik farklılıklar olduğundan aşının etkisi farklı olabilir. Bunu da önümüzdeki 1 ay içerisinde görmüş olacağız. Ayrıca Rusya’dan da geliştirilen aşı ile ilgili bir iki eksiği olduğu söylemiştim. Genel olarak aşıyla ilgili yapılan çalışmaların uygun olduğunu, hem hayvan çalışmalarının hem Faz-1, Faz-2 insan deneyi çalışmaları yapılmış. Olumlu sonuçlar alındığını dosyadan anlıyoruz. Faz-3 için zannediyorum haftaya izin verilebilir. Dolayısıyla biz bu Faz-3 çalışmalarına neden izin veriyoruz? Vatandaşımız üzerinde genetik, bölgesel farklılıklar olabilir. Bunun etkisini görmek ve buna göre de farklı aksiyonlar alabilmek için önemli görüyoruz. Bu anlamda sadece bu 3 aşı için değil diğer aşılarla da yakın iş birliği içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

    Ayrıca Bakan Koca, yerli aşı çalışmalarında da 2 aşının hayvan deneyleri aşamasına geldiğini ve önümüzdeki yıl bu aşının da önemli yol kat etmesini beklediklerini söyledi.

    “Türkiye için sokağa çıkma gibi bir yasağın şuan için söz konusu olmadığını söyleyebilirim”

    Dünya genelinde şu an için sokağa çıkma uygulamasına pek başvurulmadığını belirten Bakan Koca, “Özellikle Türkiye için sokağa çıkma gibi bir yasağın şuan için söz konusu olmadığını ve Bilim Kurulu’nun da şuan böyle bir önerisinin olmadığını söyleyebilirim. Özellikle bizim, sonuç alabilmemiz insandan insana geçen bu virüsün temasla geçtiği için maske ve mesafenin önemini her zaman için söylüyoruz. Ama bu bulaşın önlenmesinin en kestirme yolu mesafe ve maske. Yani maske ve mesafe son derece basit iki uygulama. Bununla da sonuç aldığımızı biliyoruz. Onunla ilgili yoğunlaşmanın azalması ile ilgilim yer yer İl Hıfzıssıhha Kurullarımız kararlar alıyor. Bunu da zaten görebiliyoruz. Hem esnek çalışma uygulamaları hem toplu taşıma araçlarındaki düzenlemelerde bu görülüyor” şeklinde konuştu.

    “Hayatını kaybedenlerin ağırlıklı yaş ortalaması hala yüksek”

    Son dönemde gençlerde yaşanan vaka artış seyrinin sorulması üzerine Bakan Koca, “Özellikle son dönemde hareketliliğin artması ile birlikte gençlerde salgının taşıyıcılığın, virüsün daha yoğun olduğunu görmeye başladık. Hareketlilikle bu daha çok arttı. Ama gençlerde giderek hayatını kaybedenlerin sayısının aynı olmadığını düşük olduğunu, hiç olmadığı anlamında söylemiyorum. Son dönem genç yaşta kaybettiğimiz vatandaşlarımız oldu. Ama genç yaşlarda kaybettiklerimizin ağırlığı genelde altta yatan kronik bir rahatsızlığı veya immün yetmezliği söz konusu idi. En son hayatını kaybeden öğrencimiz de primer immün yetmezliği olan bir öğrencimizdi. 42 gün gibi bir zaman diliminde bu anlamda arkadaşlar yoğun bir çaba içerisinde oldular ama maalesef hayatını kaybetmiş oldu. Ama gençlerin bulaştırıcılığının yüksek olduğunu, özelliklerde kronik rahatsızlığı olanlara ve de yaşlılarımıza bulaştırma noktasında çok ciddi bir sorun oluşturduğunu, o nedenle de herkesin virüs taşıyormuş gibi maske ve mesafe kuralına uyması gerektiğini düşünüyoruz. Hayatını kaybedenlerin ağırlıklı yaş ortalaması hala yüksek. Ama bu genç yaşta hiç olmadığı anlamına gelmez” açıklamalarında bulundu.

    Okullarda 2 + 5 gün uygulaması

    Okulların açılması ile ilgili Bilim Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak çalışma yaptıklarını ve 2 + 5 gün şeklinde bir uygulamaya geçileceğini belirten Bakan Koca, hastalığın yoğunluk durumuna göre İl Hıfzıssıhha Kurullarının okula başlatmama konusunda karar alabileceğini ama şuan için böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyledi. Bakan Koca, 3 hafta sonra da salgının seyri ve bölgesel faktörlerin değerlendirilip kademeli geçiş olup olmayacağının belirleneceğini açıkladı.

    Grip aşısı belirlenen kişilere uygulanmalı

    Grip aşısına dünyada arzın artışının yüzde 20’yi geçmediğini belirten Bakan Koca, geçen yıla göre Bakanlık olarak geçen yıla oranla katlarca fazla grip aşısı temin etme konusunda çalıştıklarını ve bu aşının kimlere yapılması konusunda tespit yapıldığı an aşılamaların başlayacağını söyledi. Ayrıca zorunlu aşı yapılması gerekenler için herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağına değinen Bakan Koca, grip aşısının herkese uygulanmasına gerek olmadığını belirtti.

  • Almanya İçişleri Bakanı Seehofer: “Aşının tahminlerimizden bile önce hazır olabileceği hususunda oldukça umutluyum”

    Almanya İçişleri Bakanı Seehofer: “Aşının tahminlerimizden bile önce hazır olabileceği hususunda oldukça umutluyum”

    Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, “Aşının tahminlerimizden bile önce hazır olabileceği hususunda oldukça umutluyum” dedi.

    Korona virüs salgını nedeni ile tüm dünyada aşı ve tedavi çalışmaları her geçen gün artarak devam ediyor. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, yaptığı açıklamada “Aşının tahminlerimizden bile önce hazır olabileceği hususunda oldukça umutluyum” ifadelerini kullandı. Bakan Seehofer, korona virüs aşısının sene sonunu beklemeye gerek bile kalmadan, sonbaharda hazır olabileceğini aktardı. Seehofer, salgından hızlı bir şekilde kurtulmak için en önemli faktörün aşı olduğunu vurgularken, “Aşı, sene sonundan evvel bulunabilir. Hatta bunun daha da önce olabileceğine dair umutlarım var” ifadelerini kullandı. Bakan Seehofer, aşının bulunması halinde büyük bir kesimin aşı olacağından emin olduğunu dile getirirken, kanuni olarak, aşının mecbur tutulmasına ise karşı olduğunu aktardı.

    Aşı araştırmasını kimler yapıyor?

    İlaç firmaları korona virüse karşı aşıyı bulan ilk firma olmak için gece gündüz aralıksız çalışıyor. Dünyada şu anda aşı geliştirme çalışmalarının devam ettiği 120 proje bulunuyor. Aşı geliştirme projelerinin çoğu ise Avrupa’da devam ediyor. Almanya’nın Thübingen kentinde bulunan CureVac firmasının en büyük ortağı Dieter Hopp, yaptığı açıklamada klinik testlerin yaz başında başlayabileceğini dile getirirken, sonbaharda ise aşının piyasaya çıkabileceğini vurguladı. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz aylarda CureVac ilaç firmasına 1 milyar dolar teklif etmişti.

    Almanya’nın Mainz kentinde faaliyet gösteren biyoteknik firması Biontech, Amerikalı ilaç devi Pfizer ile birlikte Covid-19 aşısı üzerinde çalışıyor. Biontech, tarafından yapılan açıklamada sağlıklı insanların aşı ile korunabilmesi adına araştırmaların yoğunlaştırıldığı aktarılırken, ilk klinik verilere ise haziran sonunda ulaşılmasının beklendiği açıklandı.

    Fransız Sanofi ve İngiliz GlaxoSmithKline (GSK) ilaç firmaları ise adjuvan (bir ilaç ya da tedavinin tesirini artırmak ya da hızlandırmak amacıyla madde eklenmesi) bir aşı üzerinde birlikte çalışıyor. Bu çalışmaların ancak 2021 senesinin sonunda neticeye ulaşacağı tahmin ediliyor.

    ABD Başkanı Trump, ise geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada korona virüs aşısının 2020 senesi bitmeden piyasaya çıkabileceğini söylemişti.

  • Denizli’de ’yanlış aşının 12 kuzuyu telef ettiği’ iddiasına soruşturma

    Denizli’nin Pamukkale ilçesinde, veba aşısı yerine çiçek aşısı yapıldığı iddia edilen hayvanlardan 12’si telef oldu. Denizli Valiliği tarafından olaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bildirildi.

    Denizli’nin Pamukkale ilçesi Yeniköy Mahallesinde, veba aşısı yerine çiçek aşısının yapıldığı iddia edilen 93 koyun ve kuzudan 12’si telef oldu. Yanlış aşının yapıldığı iddiası üzerine Denizli Valiliği olayla ilgili soruşturma başlattı. Denizli Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, “Bugün bazı basın-yayın organlarında yer alan, ‘Yanlış Aşı Sonrası Telef Olan Koyunlar’ iddiasını içeren haberler sonrası Valiliğimiz tarafından soruşturma başlatılmıştır. Pamukkale ilçesi Yeniköy Mahallesi’nde Hasan Ali Çelik isimli vatandaşa ait 93 küçükbaş hayvanın Pamukkale İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekiplerince yanlış aşılandığı ve küçükbaş hayvanlardan 8 tanesinin yanlış aşı sonrası telef olduğu iddia edilen haberler üzerine Valiliğimizce soruşturma başlatılmıştır” denildi.

    Marangoz Hasan Ali Çelik’e ait 93 koyun ve kuzuya, Pamukkale İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri tarafından mavi dil iğnesi ve veba aşısı yerine çiçek aşısı yapıldığı, bu nedenle de hayvanlardan 12’sinin telef olduğu ileri sürülmüştü.

    Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Pamukkale İlçe Müdürlüğünden yapılan açıklamada, aşının yanlış yapılmasına, hayvan sahibinin veteriner hekimi bilgilendirilmemesinin neden olduğu belirtilmişti. Meydana gelen zararın ödeneceği, telef olan hayvanlardan kan ve doku örneklerinin alınıp İzmir Ege Veteriner Araştırma Merkezine gönderildiği bildirilmişti.

  • Fırat Üniversitesi, KKKA Hastalığına Karşı Geliştirilen Aşının Patentini Aldı

    Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Aktaş’ın yürütücülüğünde devam eden proje kapsamında Kırım-Kongo Kanalamı Ateşi hastalığı ile ilgili geliştirilen aşının patenti üniversite adına tescillendi.

    Fırat Üniversitesi koordinatörlüğünde 2010 yılında başlatılan TÜBİTAK destekli proje kapsamında Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı geliştirilen aşının Faz I çalışmalarında sona gelindi. Yapılan çalışma ile ilgili bilgi veren Parazitoloji Anabilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Aktaş, geliştirilen aşının immunojenitesi ve etkinliği deney farelerinde, doz ve toksisite deneyleri ise tavşanlarda başarılı bir şekilde sonuçlandırıldığını ve aşının koruyucu olduğunun belirlendiğini söyledi.

    Geliştirilen aşının Erciyes Üniversitesi İyi Klinik Uygulamaları Merkezi’nde 10 gönüllü insanda denendiğini ve ümit verici sonuçlar alındığını kaydeden Prof. Dr. Aktaş, “Faz I çalışmalarının 2016 yılında bitirilmesi planlanmaktadır. Geliştirilen aşı ile ilgili Türk Patent Enstitüsü (TPE) ve Avrupa Patent Ofisine (EPO) patent başvurusu yapılmış ve 2015 yılında her iki başvuru Fırat Üniversitesi adına tescil edildi” dedi.

    “2015 YILINDA 440 KİŞİ BU HASTALIKTAN ÖLDÜ”

    Faz I çalışmalarının 2016 yılında bitirilmesini planladıklarını kaydeden Aktaş, “Faz I çalışmaları tamamlandıktan sonra, Faz II ve III çalışmalarının hastalığın görüldüğü bölgelerden olan Tokat, Yozgat, Çorum gibi yerlerde yapılması gerekiyor. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı aşı çalışma ekibimiz, alacağı yeni proje destekleri ile bu çalışmaların önümüzdeki süreçte gerçekleştirecektir. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı ülkemizde 2000’lı yılların başında görülmeye başlamış ve 2003 yılında hastalığın kesin teşhisi yapılmıştır. 2003 yılından günümüze gelindiğinde hastalık coğrafik olarak her geçen yıl genişleyerek devam etmiştir” diye konuştu.

    Aralık 2015 tarihi itibari ile hastalığın endemik seyir gösterdiği bölgede 9 binden fazla insanın bu hastalığa yakalandığını aktaran Aktaş, “Maalesef bu hastalarımızın 440’ı bu hastalıktan ölmüştür. Ülkemizde önemli halk sağlığı sorunu halini alan bu hastalığa karşı koruyucu bir aşı geliştirilmesi ve bu probleme çözüm olması, aşı çalışma grubumuzun temel hedeflerinden biridir” ifadelerinde bulundu.