Etiket: Arttırmak

  • Gürcistan ile Türkiye arasındaki ticareti arttırmak için bir araya geldiler

    Gürcistan’ın Trabzon Başkonsolosu Avtandil Mikatsadze, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği’ni ziyaret etti.

    Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan ile görüşen konuk Başkonsolos, Gürcistan ile Türkiye arasında ticari ilişkilerin arttırılmasının çok önemli olduğunun altını çizerek mevcut ilişkilerin daha üst noktalara çıkarılması gerektiğini söyledi.

    Gürdoğan ise Sarp Sınır Kapısı’ndan geçişlerin hızlandırılmasının ve alternatif bir geçiş güzergâhı olarak Sarp Sınır Kapısındaki yoğunluğu azaltacak olan Muratlı Kapısının Gürcistan tarafınca biran önce tamamlanması konusunda Konsolos’tan girişimlerde bulunmasını istedi.

    Türkiye ve Gürcistan arasında uzun yıllara dayalı çok iyi ilişkiler bulunduğunu belirten Gürdoğan, bu ilişkilerin her alanda daha da ileriye götürülmesinin her iki ülkenin ve bölgenin yararına olacağını söyledi.

    Türkiye ile Gürcistan’ın ticari ilişkilerinin başladığı 1992 yılından bu yana çok yol kat edildiğini ve başarılar sağlandığını ifade eden Gürdoğan, önümüzdeki Ekim ayında Türk-Gürcü ticari ilişkilerinin 25. yılının kutlanılacağını ve ticari ilişkilerin daha ileri safhalara taşınacağına vurgu yaptı.

  • Fındıkta verimi arttırmak için toplandılar

    GÜBRETAŞ, fındık tarımında kalite ve verimliliği artırmak amacıyla Sakarya’da yaptığı örnek uygulamanın sonuçlarını, düzenlediği bahçe günü etkinliğinde paylaştı.

    Son yıllarda yaptığı Ar-Ge çalışmaları sonucu geliştirdiği “bitkiye ve bölgeye özel” gübre çeşitleriyle ülke tarımının geleceği için katma değer üretmeye devam eden GÜBRETAŞ, Türkiye’nin farklı illerinde yaptığı deneme ekimleriyle de bilinçli tarım konusundaki çalışmalarını yaygınlaştırıyor. GÜBRETAŞ’ın “Bilinçli üretici kazanır” sloganıyla düzenlediği iyi tarım uygulamaları kapsamında, fındık tarımındaki kalite ve verimliliği artırmaya yönelik örnek uygulamalar, bu yıl Ordu ve Sakarya’da yapıldı. İki ildeki örnek çalışmada toprak analizi sonuçları, arazi yapıları ve iklim şartları gibi tarımsal üretimi etkileyen faktörler dikkate alarak geliştirilen bitki besleme ve koruma programları uygulandı. Bu uygulamaların sonucunda her iki arazide de hem verim hem de kalite açısından bölge ve Türkiye ortalamasına göre oldukça yüksek verimler elde edildi.

    GÜBRETAŞ uzman ziraat mühendislerinin oluşturduğu gübreleme programıyla Sakarya’nın Kocaali ilçesinde 4 dekarlık bir alanda yapılan deneme ekiminin sonuçları ise düzenlenen Bahçe Günü etkinliğinde paylaşıldı. Ocak ayından bu yana örnek uygulama yapılan Sakarya-Kocaali’deki fındık bahçe sahibinin normalde “yok yılı” olması nedeniyle 100-150 kilogram civarında ürün beklediği bahçeden, GÜBRETAŞ’ın Tekirdağ Bölge Müdürlüğü’ne bağlı saha ekiplerinin yaptığı toprak analizi ve gübreleme programı sayesinde 300 kilogram hasatla bölge ortalamasına göre 2 kat ve Türkiye ortalamasına göre 3 kat üzerinde verim elde edildi. Sakarya’nın Kocaali ilçesinin Bayırbaşı mevkisinde gerçekleştirilen etkinliğe GÜBRETAŞ Genel Müdürü İbrahim Yumaklı, Kocaali Kaymakamı Alper Balçı, Kocaali Belediye Başkanı Ahmet Acar, Sakarya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mehmet Erdemir, Tarım Kredi Kooperatifleri Sakarya Bölge Birliği Müdürü Mücahit Asalıoğlu, Kocaali İlçe Tarım Müdürü Bekir Aydın, GÜBRETAŞ Genel Müdür Yardımcısı Metin Özyürek ile bölgedeki kooperatifler, bayiler, ziraat mühendisleri ve fındık üreticilerinden oluşan yaklaşık 200 kişi katıldı.

    “Türkiye ortalamasının 3 katı verim sağlanarak, kazanç arttı”

    Etkinlikte konuşan GÜBRETAŞ Genel Müdürü İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin yılda ortalama 600 bin ton üretimle dünyadaki toplam fındık üretiminin yüzde 75’ini tek başına karşılayarak bu alanda dünya lideri olduğuna dikkat çekti. En önemli tarımsal ihracat ürünümüz olmasına rağmen fındıkta bazı verim ve kalite sorunları da yaşandığını belirten Yumaklı, “Türkiye’de dekar başına ortalama 84 kilogram olan fındık verimi, Sakarya bölgesinde yıldan yıla dekar başına ortalama 120 ila 150 kilogram arasında değişmektedir. Bahçe sahibinin normalde bu sene “yok yılı” olması nedeniyle düşük verim beklediği bu araziden dekar başına 300 kilogram üzerinde verimle var yılı gibi Sakarya ortalamasının iki katı verim elde edildi. Bu oran, Türkiye verim ortalamasının 3 katından fazla demektir” dedi.

    “Verimliliğin yolu, bilinçli tarımdan geçiyor”

    Bu örnek çalışmalardaki yüksek verim ve kalitenin, GÜBRETAŞ uzman ziraat mühendisleri danışmanlığındaki bilinçli tarım ve kullanılan özel fındık gübresi sonucunda elde edildiğini belirten Genel Müdürü İbrahim Yumaklı, şirket olarak özellikle son 10 yılda geliştirdikleri bitkiye ve bölgeye özel gübreler ile tarıma önemli katma değerler sağladıklarını söyledi. GÜBRETAŞ’ın tarımsal üreticileri her zaman bilinçli tarımsal üretim yapmaya teşvik ettiğini hatırlatan Yumaklı, “Bu amaçla her yıl Türkiye genelinde 2 bine yakın noktada 100 binden fazla üretici ve ziraat mühendisini iyi tarım uygulamalarına yönelik eğitimlerde buluşturuyoruz. Türkiye Toprak Verimliliği Haritası projesinde elde ettiğimiz birikimi, bu tür ürüne özel gübrelerin geliştirmesinde kullanıyoruz. Türkiye genelinde farklı ürünler için yaptığımız bu gibi deneme tarla ve bahçeleri ile de çiftçilerimizle birlikte örnek uygulamalar ortaya koyarken, diğer yandan farklı iletişim kanallarıyla tüm üreticilere ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyoruz. Tarımda verim ve kaliteyi artırmak için çiftçilere mutlaka toprak analizi yaptırmalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

    “Üretici sonuçlardan çok memnun”

    Denemenin yapıldığı bahçenin sahibi Haşim Macuncu da görüş ve gözlemlerini paylaştı. Yaklaşık 80 yaş ortalamasıyla 325 fındık ocağının bulunduğu bahçede, önce toprak analizi yapıldığını ve buna göre kendilerine bir program sunulduğunu belirten Haşim Macuncu, “Mart ayından itibaren o programa uygun şekilde gübreleme ve ilaçlamaları yaptık. GÜBRETAŞ’taki ziraat mühendislerinin yakın ilgisiyle fındık ocaklarındaki güzel değişimi de kendi gözlerimizle gördük. Ağaçlar daha canlı ve dirençli hale gelirken, denemeye almadığımız bölüme kıyasla yeni sürgün sayısının ve çotanakların arttığını gördük” dedi.

    Üretici Haşim Macuncu, tahminin oldukça üzerinde bir sonuç elde ettiği için çok mutlu olduğunu belirterek, “Tüm çiftçi arkadaşlara da bilinçli tarım yöntemlerini kullanmalarını ve yeniliğe açık olmalarını tavsiye ediyorum. Böyle başarılı fındık verimine katkılarından dolayı emeği geçenlere teşekkür ediyoruz” dedi.

  • Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci: “Denizli’de istihdamı 20 bin kişi arttırmak güç ama zor değil”

    Denizli’de, işsizliğin azaltılması ve istihdamın arttırılmasına yönelik çalışma hayatında milli seferberlik kapsamında ‘Artı 1 İstihdam Seferberliği’ toplantısı düzenlendi.

    Denizli’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘çalışma hayatında milli seferberlik’ çağrısı kapsamında istihdamın arttırılması amacıyla ‘Artı 1 İstihdam Seferberliği’ toplantısı düzenlendi.

    Bir otelde yapılan toplantıya Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gülesin, İŞKUR İl Müdürü Fatih Işık, SGK İl Müdürü Abdullah Mersin, Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci, TİM Başkan Vekili ve Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Süleyman Kocasert, Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, Denizlili işadamları katıldı.

    Milli seferberlik konusunda herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulayan Vali Altıparmak, “Başlattığımız program istihdam anlamında çok önemli. Siyasi bürokratik makamlar değişir, yerine başkaları gelir. Fakat işadamını toplumdan çekerseniz yeri doldurulamaz. Denizli işçisine çalışanına çok yardım eden bir şehir. Bu konu milli bir görev karınca kararınca herkesin yardımcı olması gerekiyor. Geldiğimiz günden beri meslek liselerinin özendirilmesi konusunda çalışmalar yapıyoruz. 6.9 işsizlik. Bursa 80 bin, İstanbul 500 bin vermiş. Teşekkür ediyorum. İnşallah iyi ve güzel günler görürüz” dedi.

    “Bu durum sosyal bir yaradır”

    İşsizliğin ve üretememenin zorluğundan söz eden Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, “Bir insanın eğitimi ne seviyede olursa olsun, elinden iş gelmesine rağmen çalışmaması oldukça güç. Bu durum sosyal bir yaradır. İstihdam İşadamlarımıza teşekkür ediyorum. Engelliler için de destekler veriliyor. Çocuklarımızın kapasitesini eğitim camiasında iyi branşlaşması gerekiyor. Ve bu öğrenciler bu alanlarda üniversiteye devam etmeli. 20 bin kişilik istihdama katkı vermeye gayret edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın talimatını yerine getirmek için büyükşehir olarak gereken desteği işadamlarımıza vereceğiz. İnşallah biz de belediye olarak yüzde 20 katkı sağlayacağız” diye konuştu.

    “20 bin kişi arttırmak güç ama zor değil”

    İstihdam konusunun sanayicileri bizzat ilgilendirdiğini bildiren Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat keçeci, “Devlette bu konuda mücadele etmenin ülkenin geleceği için faydalı olduğunu biliyor ve çaba sarf ediyor. Karşılamakta zorlandığımız askeri ücretlerden, istihdam sorunlarından ve vergilerden şikayet ediyoruz. Bu konuda haklıyız. Bu kez iş değişti. İşsizlikte 12 çıktı. Devlette işin ciddi problem olduğunu ve çözüm üzerinde durdu. İstihdamda ‘bizim ödediğimiz vergi fazla’ dedik. Bize önemli avantajlar getirmeye başladılar. Çalışma Bakanlığı’na önemli görevler düşüyor. İŞKUR’ la daha çok işbirliği yapmak suretiyle bu insanları yakalayabileceğimizi zannediyorum. Denizli’de istihdamı 20 bin kişi arttırmak güç ama zor değil. Çardak Organize Sanayi Bölgesi işler hale gelirse bu rakamın üstüne de çıkarız. Yeni yatırımlarla istihdamı arttırabiliriz. İş dünyasından bu konuda yardım istiyorum” ifadelerini kullandı.

  • Plato MYO Eğitimde Kaliteyi Arttırmak Amacıyla Etkinliklerine Devam Ediyor

    Plato Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Dr. Suat Dönmez, “Biz meslek yüksekokulu olarak öğrencilerimiz mezun olduktan sonra onları kendi haline bırakmıyoruz. Onların bilgilerini sürekli takip ederek çeşitli formlarda kendilerini işbirliği içerisinde olduğumuz kurum ve kuruluşlarla bir araya getirerek işe yerleştirilmelerini ve yeni işler bulmalarını temin etmeye çalışıyoruz” dedi.

    Plato Meslek Yüksekokulu (MYO), Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde yürütülen faaliyetlerin tanıtımı ve öğretmenler ile görüş alışverişinde bulunmak amacıyla tanıtım etkinliği düzenledi. Kızılcahamam Patalya Otel’de düzenlenen etkinliğe öğretmenlerin yoğun ilgisi oldu. Plato MYO’nun 2009 yılından bu yana meslek yüksek okulu olarak bir vakıf çatısı altında eğitim- öğretim faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Plato MYO Müdür Yardımcısı Dr. Suat Dönmez, Türkçe ve İngilizce olmak kaydıyla yaklaşık 30 civarında eğitim programlarının olduğunu söyledi. Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde yürüttükleri faaliyetlerin tanıtımını yapmak amacıyla öğretmenlerle bir araya geldiklerini dile getiren Dönmez, “Mesleki eğitim alanındaki hocalarımızla görüş alışverişi yapmak maksadıyla Ankara’da eğitim-öğretim yapan liseler, meslek liseleri öğretmenlerimizle bir araya geldik. Hocalarımızla meslek eğitimi hakkında fikir alışverişi yaptık. Onlara bizim uyguladığımız programlarımız, yeni fikirlerimiz, yeni düşüncelerimiz ve gelecekteki projelerimiz ile ilgili bilgiler verdik, çeşitli konuları tartıştık” diye konuştu.

    “OLMAZSA OLMAZIMIZ OLARAK TEMEL FAKTÖRLERDEN BİR TANESİ UYGULAMAYA DAYALI EĞİTİM YAPMAKTIR”

    Dönmez, meslek eğitimi alanında dünyada meydana gelen bütün gelişmeleri yakından takip ederek ülkeye en kısa sürede ithal etmeye çalıştıklarını söyledi. “Meslek yüksekokulu olarak olmazsa olmazımız temel faktörlerimizden bir tanesi de uygulamaya dayalı eğitim yapmaktır” diyen Dönmez şunları kaydetti:

    “Uygulamaya dayalı eğitim ancak bunun içerisini biraz daha açmak gerekir. Uygulama, sadece daha önceden alışılagelmiş bir takım yöntemlerin uygulanması, yapılmasından ziyade o alandaki sektörle işbirliği içerisinde o alandaki en son gelişmeleri takip etmek ve öğrencilerin o programdaki hem müfredatlarını hem de uygulama yapacakları alanları sektörle ortaklaşa olarak belirlemek ve sektörün değişen ihtiyaçlarını takip ederek onları eğitim programlarımızı ithal etmek. Zira biliyorsunuz teknolojinin son yıllarda çok hızlı bir şekilde artması ve giderek teknolojinin çok daha çabuk katlanmaya başlaması nedeni ile sektörün ihtiyacı süratle değişiyor. Bazı meslek alanlarına artık ihtiyaç kalmayabiliyor ve bazen yeni meslek alanları ortaya çıkıyor. İşte bizim işimiz bu alanları çok iyi bir şekilde tespit edip yeni alanları hem eğitim programımıza dahil etmek hem de öğrencilerimizin uygulamaya dönük çalışmalarında onların mezun olduklarında sektörde iş yapabilecek şekilde hazır hale gelmelerini sağlamaktır.”

    “ÖĞRENCİLERİMİZ MEZUN OLDUKTAN SONRA ONLARI KENDİ HALLERİNE BIRAKMIYORUZ”

    Dönmez, “Bizim bugün yaptığımız etkinlikte Ankara’daki lise öğretmenlerimize özellikle vurguladığımız konular var. Biz meslek yüksekokulu olarak öğrencilerimiz mezun olduktan sonra onları kendi haline bırakmıyoruz. Onları kariyer gelişme merkezimiz vasıtasıyla sürekli takip ederek, zaman zaman kariyer günleri yaparak onları sektörle buluşturuyoruz. Onların bilgilerini sürekli takip ederek çeşitli formlarda kendilerini işbirliği içerisinde olduğumuz kurum ve kuruluşlarla bir araya getirerek işe yerleştirilmelerini ve yeni işler bulmalarını temin etmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    “30 CİVARINDA PROGRAMLA EĞİTİM-ÖĞRETİM FAALİYETLERİMİZE DEVAM EDİYORUZ”

    Kurumlarında eğitim gören öğrencilerin bir kısmının mezun olduktan sonra hemen işe girdiklerini vurgulayan Dönmez, bir kısmının da dikey geçiş sınavına katılarak yüksek öğretimlerine devam edip 4 yıllık lisans tamamlama eğitimlerini sürdürdüklerini kaydetti. Mezun öğrencilerin ciddi bir kısmının sektörde hemen istihdam edildiğinin altını çizen Dönmez, “Bizim çok geniş yelpazede programlarımız var. Bunlar, okul öncesi eğitimine yönelik olarak çocuk gelişimi programından tutunda, bilişim alanlarındaki bilgisayar programcılığı, internet ve ağ teknolojileri programı, bilgisayar destekli animasyon gibi bilişim programlarına kadar eğitimler. Bunun yanı sıra sanat dallarında bir takım grafik tasarım gibi çeşitli alanlar, sosyal bir takım alanlarda da programlarımız var, halkla ilişkiler gibi. Dünya mutfak tadını en iyi şekilde öğrencilere öğretmek maksadıyla açtığımız aşçılık programlarımız ve otelcilik turizm programlarımız var. Bunun yanında sağlık programlarımız da son derece önemli. Bu anlamda birçok alanda 30 civarında programla eğitim-öğretim faaliyetlerimize devam ediyoruz” dedi.

  • Prof. Dr. Mensur Akgün: “Rusya’nın Suriye’deki Amacı Petrol Fiyatını Arttırmak Değil”

    Rusya’nın Suriye’de uluslararası bir kriz oluşturarak petrol fiyatlarını arttırmak istediği iddiasını değerlendiren Prof. Dr. Mensur Akgün, “Asıl amaç petrol fiyatlarını arttırmak değil, bölgeye kalıcı olarak yerleşmek” dedi.

    Rusya’nın asıl amacının Suriye’ye kalıcı olarak yerleşmek olduğunu belirten İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mensur Akgün,”Rusya, Ortadoğu’ya yerleşmeye çalışıyor. Oluşturduğu Bağdat ve Tahran’daki ittifaklarıyla birlikte aslında bunu başardı. IŞİD üzerinden vereceği bundan sonraki mücadelesi içerisinde de ciddi bir aktör olduğunu gösterdi. Amerika’yla birlikte bu bölge içerisinde çalışmak için de bir zemin hazırladı. Bana kalırsa Rusya bu bölgede kalıcı. Zaten amacı da kalıcı olmaktı” diye konuştu.

    “RUSYA VE İRAN NE YAPARSA YAPSIN ARZ KISILMADIĞI MÜDDETÇE HİÇBİR ŞEY OLMAZ”

    Suriye’deki müdahalelerin petrol fiyatları üzerinde dengeleyici bir unsur olmadığını söyleyen Akgün, fiyatları etkileyen diğer etkenleri ise şöyle sıraladı:

    “Suriye’de bilindiği üzere sadece kendisine yetecek miktarda petrol var. Dünyadaki fiyat hareketlerini herhangi bir şekilde etkileyebilecek potansiyele sahip değil. İkincisi, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üretimi kısmadığı takdirde Rusya ve İran ne yaparsa yapsın, arz kısılmadığı takdirde hiçbir şey olmayacaktır. Üçüncüsü de talep azalıyor. Dünyada ve Çin’de ekonomide bir geriye dönüş ve bütün piyasalarda bir geri çekilme var. Dolayısıyla talebin azalması da söz konusu. Bu şartlar altında Suriye’ye müdahalenin herhangi bir şekilde petrol fiyatları üzerinde dengeleyici bir unsur olması, bana açıklayıcı gelmiyor.”

    “TÜRKİYE BU TUZAĞA DÜŞMEMELİ”

    Rusya’nın amaçları içerisinde petrol fiyatlarının artması varsa başarılı olamayacağını dile getiren Akgün, “Aynı zamanda uluslararası bu tip krizlerde az da olsa petrol fiyatlarında bir sıçrama olur” dedi. Krizin tırmanmasının ve Türkiye’nin savaşa sürüklenmesinin petrol fiyatlarını ciddi şekilde etkileyeceğini vurgulayan Akgün, “Zaten ihracatımız da jeopolitik nedenlerden, Rusya ile olan uzlaşmazlığımızdan ve ticaretin kendi mantığı çerçevesinde cereyan eden bazı olaylardan dolayı ciddi bir şekilde geriliyor. Dolayısıyla eğer petrol fiyatları yükselecek olursa ciddi bir ödemeler dengesiyle karşı karşıya kalabiliriz ve bu durum ekonomik krize neden olabilir. Eğer Rusya’nın maksadı Suriye vasıtasıyla dünya petrol piyasası üzerinde bir etki oluşturmak ve dolayısıyla fiyatların yükselmesini sağlamaksa bizim bu tuzağa düşmememiz ve krizi tırmandırmaktan kaçınmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.