Etiket: Arttırma

  • Kırklareli’de sağlık yatırımlarını arttırma çalişmaları

    Kırklareli’deki sağlık projelerini ve planlanan sağlık yatırımlarını görüşmek üzere İl Sağlık Müdürü Dr. Çiğdem Cerit ile Kamu Hastaneleri Başkanı Göksel Atasever, Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz ve Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan ile Ankara’da bir araya geldi.

    Kırklareli İl Sağlık Müdürü Dr. Çiğdem Cerit, Kırklareli’nde sağlığı sayılı illerin arasında görmeyi hedeflediklerini, bunun için ne gerekiyorsa yapacaklarını, bu ziyaretin de bunun bir başlangıcı olduğunu ifade etti.

  • Safran’da üretim ve kalite arttırma hedefleri

    Karabük’ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen ve dünyanın en pahalı bitkisi olan Safran’nın farklı uygulama koşullarında verim ve kalite artışının yanısıra üretim maliyetini düşürmek için çalışma başlatıldı.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Karabük İl Müdürü Mustafa Şahin, yaptığı açıklamada, 4 farklı şekilde uyguladıkları proje kapsamında önceliklerinin vatandaşın safran üretimindeki maliyetini en aza indirebilmek olduğunu söyledi.

    4 farklı uygulama deneniyor

    Safran üretiminde yabancı ot kontrolüyle ilgili çok ciddi sorunlar olduğunu belirten Şahin, “Yevmiyeler çok yüksek, insanlar bu işe çok büyük paralar harcıyorlar. Bizde ’Tıbbi Bitkiler ile Aromatik Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi’ projesi kapsamında bütün girdilerini karşılıyoruz. Onlarda bize işçilikten yana yardımcı oluyorlar. 4 ayrı tekerrür kurduk, bu tekerrürlerden bir tanesi, Karabük ve Safranbolu’da klasik yapılan yetiştiricilik. Bir diğeri üzerine hayvan gübresi yerine işlenmiş, paketlenmiş ve içindeki yabancı ot tohumları arındırılmış bir gübreyle kapatmak, bir diğeri ise sadece toprak dışındaki özel hazırlanmış sebze üretiminde kullanılan bir yetiştirme materyali ekildi, son aşamada ise çiftçi şartlarının bir benzeri toprağa yapıldı. Ancak burada malç adını verdiğimiz örtüyle kapattık, özel gübreyi kullandık.” dedi.

    Hedef maliyeti düşürerek üretimi arttırmak

    “Burada işçiliğimiz ne kadar düşecek, çiçek kalitemiz ne kadar artacak ve soğan iriliğimiz nereye varacak? Bunu gözlemleyeceğiz.” diyen Şahin, şöyle konuştu:

    “Bu 3 yılın sonunda düşündüklerimiz gerçekleşecek olursa dünyadaki en kıymetli, en pahalı ürünlerden bir tanesi olan, tıbbi ve aromatik bitkilerin vaz geçilmezi olan Safranbolu’ya adını vermiş olan safranı bu bölgede daha fazla üretebileceğiz. Buradaki insanlarımızın bu işten kaçınması işçilik. Bizim ana hedefimiz işçiliği ne kadar düşürebileceğiz?”

    Safranbolu’ya adını veren safrana yakışacak derece üretim potansiyeli olmadığını da aktaran Şahin, “Bundan en büyük unsur işçiliğimiz. Bizim işçilik maliyetini düşürdüğümüz anda, alanları artırabilecek maliyeti düşürecek projeler geliştirmek. Maliyet düştükten sonra insanlar para kazanabiliyor ve üretecektir. Hedef, bu şehre tescil edilmiş bir safranı kazandırmak. Safranbolu’ya ait bir çeşidin tescillenmesi için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı düzeyinde çalışıyoruz. İnşallah bu konuda da talep edecek bir üreticimize de destek vereceğiz. Doğruyu ve ucuzu buluncaya kadar biz faaliyetlerimize devam edeceğiz.” İfadelerine yer verdi.

    Projenin uygulandığı safran tarlasının sahibi çiftçi Recep Kartal da projenin çok güzel olduğunu belirterek, “ Yapılan proje kapsamında hangi uygulamanın daha iyi olduğunun anlaşılmasının ardından onu uygulayacağız çiftçiye göre. Telaşemiz o. Yevmiye ve işçi maliyeti çok yüksek. Bu nedenle çiftçi bu işi bırakmaya başlıyor ve üretim azalıyor” dedi.

  • “Eğitimin Niteliğini Arttırma Projesi” Tanıtım Toplantısı

    Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, “Eğitimin Niteliğini Arttırma Projesi” kapsamında tanıtım toplantısı düzenledi.

    Düzenlenen programa, Vali Güngör Azim Tuna, Vali Yardımcısı Günhan Yazar, Odunpazarı Kaymakamı Abdullah Selim Parlar, Tepebaşı Kaymakamı Salim Keser, İl Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen, Eskişehir Özel Sakarya Eğitim Kurumları Müdürü Ali Osman Çavuş, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları, okul müdürleri ve öğretmenler katıldı.

    Programın açılış konuşmasına yapan Vali Tuna, “Eğitimde niteliğin artırılmasını hedefleyen bir çalışmada sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade eder, hepinizi en kalbi hislerle selamlarım” dedi. Niteliğin herkes tarafından farklı değerlendirileceğini aktaran Vali Tuna, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Malumualiniz Türk Millî Eğitimi, başlangıcından itibaren eğitimin her iki boyutunu, yani niceliği ve niteliğini ele almıştır. Zaman zaman nicelik sorunlarına ilişkin ilke kararları alınmış, çoğu zaman ise eğitimin niteliği üzerinde durulmuştur. Nitelik gibi, kapsamlı ve her duyanda farklı kavramlar çağrıştıran bir konuyu toplumun her kesimi, hatta eğitim camiasının paydaşları bile, farklı açılardan değerlendirebilirler. Eğitimde nitelik ya da nitelikli eğitimin ne olduğu hakkında, mesela öncelik alanlarına göre, öğretmenlerden başka, yöneticilerden başka, velilerden başka cevaplar gelebilir. İnsan unsuru olarak baktığımızda öğretmenin niteliği, idarecinin niteliği, öğrencinin niteliği; fizikî şartlar olarak baktığımızda eğitim amacıyla kullanılan bina, araç-gereç, teknolojinin niteliği gibi alt başlıklar; eğitimde niteliğin göstergeleri olarak kabul edilebilir. Ancak nitelik konusunda bizce asıl sorun, bu kapsamda ortaya konulan yargıların genel ve yuvarlak ifadelerden oluşmasıdır. Bu bakımdan; kısa adı ENAP olan “Eskişehir’de Eğitimin Niteliğini Artırma Projesi”nden de asıl beklentimiz; niteliği artırma yolunda “şunlar yapılacak”, “şu yol izlenecek” gibi genel ifadelerden ve parçacı yaklaşımlardan çok, nitelik açısından aksayan yanların temel ve uygulamalı araştırmalara dayalı olarak net bir biçimde tanılanması ve çözümlenmesidir.”

    “EĞİTİM, TOPLUMUN AYNI ZAMANDA VE ÖNCELİKLE MANEVİ KALKINMASININ SAĞLAYICISIDIR”

    Eğitimin niteliğinin disiplinler arası bir disiplin olduğunu vurgulayan Vali Tuna, “Bilindiği üzere eğitim için “disiplinler arası bir disiplindir” tanımlaması yapılagelmiştir. Bu bakımdan eğitimin niteliği de bu çerçevede değerlendirilebilir. Mesela eğitimde ekonomik yapının niteliğinin devre dışı kalması ya da fizikî koşulların niteliksiz olması, eğitimin niteliğini olumsuz etkiler. Bu yüzden eğitim, etkileşim hâlindeki faktörlerin ürünü olarak düşünüldüğünde; ekonomik, politik, sosyo-kültürel açılardan kalkınmış olan toplumlarda, birey-çevre etkileşiminin sonucu oluşan ürün, elbette daha nitelikli olacaktır. Yani bir bakıma eğitim, kalkınmanın yalnızca sonucu olmayıp aynı zamanda, kalkınmayı sağlayıcı bir fonksiyonu yerine getirmektedir. Diğer bir söyleyişle eğitim, toplumun aynı zamanda ve öncelikle manevi kalkınmasının sağlayıcısıdır. Tevazunun kibre, sabrın öfkeye, doğruluğun fesada, cömertliğin cimriliğe galip geldiği gönüllerin neşvünema bulduğu bir toplum, manevi kalkınmasını tamamlamış demektir” ifadelerini kullandı.

    “NASREDDİN HOCAMIZ GİBİ “YE KÜRKÜM YE” DİYEBİLEN, ÖZÜ SÖZÜ BİR, GÖNÜL EHLİ NESİLLERE İHTİYACIMIZ VAR”

    Asıl başarının güzel ahlak olduğuna dikkat çeken Güngör Azim Tuna, “Yunus’un dediği gibi, “Sakın olma kibir ile yoldaş, Kibir nerdeyse onunla savaş”. Yani birbiriyle değil, kendi kibirleriyle savaşan, birbirlerine değil, “düşmanımız kindir bizim” diyen Yunus gibi “kin”e kin besleyen bireyler için eğitim niteliğini artırmalıyız. Bunun için öyle uzaklara bakmaya, yeni, orijinal fikirler aramaya gerek yoktur. Kendi değerlerimize, kendi özümüze dönmek kâfidir. Bilgi ve teknolojinin baş döndürdüğü, başarı hırsının göz kararttığı günümüzde aslolanın “irfan” olduğunu bir an bile hatırımızdan düşürmemeliyiz. Gönül gözüyle gören, mütevazı, asıl başarının “güzel ahlak” olduğunun idrakinde irfan ehli bireyler, bütün yaradılmışta güzellikler görebilme konusunda “başarılı” olacaklardır. Tüketim çılgınlığının yaşandığı günümüzde ne de az şükrettiğimizin idrakine varabilen, dünya ehli olanlara inat, Nasreddin Hocamız gibi “ye kürküm ye” diyebilen, özü sözü bir, gönül ehli nesillere ihtiyacımız vardır. Yine yiğitler yiğidi Battal Gazi’nin vasiyetlerini yerine getiren bir nesle ihtiyacımız vardır. O ki “danışmadan iş yapmayın, güçsüze değer verin, yalnızca Allah’tan yardım isteyin ve dünyayı dost sanmayın” demişti. Ve eklemişti: “Eğer bu vasiyetlerimi tutarsanız kıyamet gününde yüzünüz ak olsun…” diye. Eğitimin niteliği dendiğinde alt başlıklar hâlinde birçok faktör sıralanabilir. Ancak bu başlıkların ilki, “değerler eğitiminin niteliği” olmalıdır. Bu da yakından uzağa, bilinenden bilinmeyene ilkesi uyarınca ilimizin değerleri ekseninde, verilmelidir. Nitekim değerler dünyamızda yer alan bütün gönül mimarlarımızın özü, sözü, vasiyeti, nasihati birdir zaten” dedi.

    Eğitimde niteliğin arttırılması için değerler eğitimin de önemli olduğunu dile getiren Vali Tuna, özellikle ilimizin değerleri ekseninde bütün gönül mimarlarımızın özü, sözü, vasiyeti ve nasihatleri öğrencilere aktarılmasını istedi. TUBİTAK projeleri hususunda öğrencilere gerekli desteğin verilmesini kaydeden Vali Tuna, okullarda öğrencilerin bilgi ve kültür düzeylerini artıracak gezilerin yapılması gerektiğini savundu. Okul önlerinde alınan güvenlik tedbirlerine de değinen Vali Tuna, görülecek her hangi bir olumsuzlukta polis okul irtibat görevlisine haber verilmesi gerektiğini söyledi.

    Okul kantinlerinin periyodik olarak denetlendiğini bildiren Vali Tuna, mevzuata ve sağlık şartlarına uydun olmayan ürünlerin satışına izin verilmeyeceğini belirtti.

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan EBA projesinden de bahseden Vali Tuna, şunları söyledi:

    “Malumuâliniz Millî Eğitim Bakanlığı son yıllarda eğitimin niteliğini her alanda geliştirmeye yönelik reformları hayata geçirmiştir. Fatih Projesi ve EBA Platformu hem okul fizikî şartlarının hem öğretmenlerin hem öğrencilerin hem verilen eğitimin niteliğini artırmayı hedeflemektedir. Ayrıca eğitim niteliği ile ilgili birçok alan ve disiplinde çok büyük kazanımları içinde barındırmaktadır. Bakanlığımız, Avrupa ülkelerinde dahi görülmemiş bir alt yapıyı, tabiri caizse, altın bir tepside bizlere sunuyor. Bize düşen; bunun üzerinde, yüksek insani değerlerimizin ruhuna sadık işler inşa etmekten başka bir şey değildir. Nitekim eğitim, her şeyden önce sosyo-kültürel açıdan toplum dinamizmini canlı tutmak, toplumun kurum ve kurallarını geliştirmek yönünden önemli bir fonksiyona sahiptir. Unutmamak gerekir ki eğitimde niteliği sağlamaktan uzaklaşma, eğitim sisteminin ve dolayısıyla toplumun gerilemesine yol açmaktadır. Bu kapsamda “Eskişehir’de Eğitimin Niteliğini Artırma Projesi” stratejik bir öneme sahiptir. Projenin iyiliklere, güzelliklere kapı aralamasını diliyor, ebediyete uzanan bir vizyonla Eskişehir’imizin manevi dinamiklerinden olan Seyit Battal Gazi’nin dediği gibi “yüzümüzün ak olması” ümidiyle hepinize saygılar sunuyorum.”

    Ülkemizin eğitim konusunda koyduğu hedefleri anlatan İl Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen de yaptığı konuşmada, temel gayelerinin iyi bir eğitimci olmak olduğunu söyledi. Proje kapsamında, alanında kendini ispat etmiş akademisyenleri, söz sahibi bilim adamlarını, yazarları ve bu konunun uzmanları okul müdürlerini zaman içerisinde bir araya getirmeye çalıştıklarını bildiren Müdür Özen, toplantıya katılan herkese teşekkür etti.

    Böyle bir toplantıya ev sahipliği yapmanın gururunu yaşadıklarını aktaran Eskişehir Özel Sakarya Eğitim Kurumları Müdürü Ali Osman Çavuş ise, okulun faaliyetleri hakkında kısa bir bilgi verdi.

    Konuşmaların ardından İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, “Eğitimin Niteliğini Arttırma Projesi” hakkında bilgilendirme sunumu yaptı.

  • ASKON: “Faiz Arttırma Baskısı Var”

    ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, Merkez Bankası PPK toplantısında açıkladığı faiz kararı ile ilgili, ’faizlerin baskı altında’ olduğunu söyledi.

    Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Mustafa Koca, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrası açıklamış olduğu faiz kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede ‘faizlerin baskı altında’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Koca ayrıca, piyasa hakimlerinin bizi yenden portföy taht-ı revallisine sokmaya çalışıyor diyerek çıkış noktası olarak portföyden ziyade bakışların kalıcı yatırımlara çevrilmesi gerektiğini belirtti.

    ASKON Başkanı Mustafa Koca, “Merkez Bankası son toplantısında faiz oranlarına dokunmadı. Ancak ilginç bir şekilde dolar yeniden yükseliş trendine girerek dalgalı bir seyir ortaya koymaya başladı. Meselenin bu tarafının ülke içi spekülasyon sonucu geliştiği anlaşılıyor. FED faiz artırmasına rağmen doların düşüş yaşadığı ülkemizde faiz artırma beklentisi ile oluşan psikoloji faiz artırılamadığı için yeniden dolara yönelme gösterdi” dedi.

    Piyasa hakimleri bizi yeniden portföy taht-ı revallisine sokmaya çalıştığını belirten Koca, “Tabir caizse o yapıların eline düşünce mesele bu kadar oynak hale dönüşebiliyor. Ekonomik istikrar beklentileri ve ülkedeki yatırım atakları reel sektöre doğru yöneldikçe piyasalarda oturmalar ancak o zaman kendisini bulacak diye düşünüyoruz.

    Yani reel sektör yatırımları ve kamu yatırımlarının kendisini daha net bir şekilde belli etmesiyle birlikte faizler de yapılacak düşüşler dolara yönelişi önleyecektir. Hiç şüphesiz bu şekilde bir belirginlik olmazsa o zaman dolar ve faiz dualizmi tedirginlik oluşturmaya devam edecektir. Nitekim çok hızlı bir şekilde yükselen dolar yeniden düşüşe geçmiş bulunuyor. çünkü ülkede istikrarlı bir yönetim var” ifadelerini kullandı.

    Dolar baskısının Merkez Bankası’nı faiz artırmaya doğru sevk edebileceğini söyleyen Koca, bunun için de acele etmemek gerektiğini düşündüklerini bildirerek değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Portföyden daha ziyade kalıcı yatırımlara bakışların çevrilmesi daha doğru olacaktır. Çevremizdeki olayların devam sinyali vermesi, yatırımları gölgelese de, 2016 yılı ülkemiz için atılım yılı olacaktır. Bu yüzden daha gerçekçi davranmak zorundayız. Bütün milletimizin de bu yönlü düşünmesinin daha doğru olacağına inanıyoruz”.