Etiket: Arttırıyor

  • Soya İçeren Gıdalar Kısırlık Tedavisinde Başarı Şansını Arttırıyor

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, soya içeren gıdaların kısırlık tedavisinde başarı şansını arttırdığını söyledi.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, soyanın kısırlık tedavisine etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çoksüer, düzenli olarak soya içeren gıdalar tüketen kadınlarda kısırlık sorununun giderilme şansının arttığını belirterek, “Soya, testosteron ile östrojenlerin üretim, konsantrasyon, metabolizma ve atılımını değiştirip dokuları etkilediğini gösteriyor. Bitkisel östrojenler içeren soya, yüksek östrojenli ortamlarda bu hormonun etkilerini durdurabilir. Östrojeni düşük ortamda ise östrojenin etkisini artırabilir. Fitoöstrojenler hem östrojen benzeri hem de östrojene karşıt etki yaparlar. Yani vücutta aşırı östrojen varsa östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenin fazla etkisini giderirler, vücutta az östrojen varsa östrojen gibi etki gösterirler. Fitoöstrojenlerin en yaygın iki grubu, İzoflavonlar ve lignanlardır. İzoflavonlar özellikle soya fasulyesi, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze ve çayda bulunur. Lignanlar ise, tüm tahıl ürünleri, keten tohumu, susam, ay çekirdeği, yer fıstığı, zeytin gibi yağlı yemişler, kiraz, şeftali, erik, elma, armut, havuç, brokoli, soğan, sarımsak, rezene, ahududu, böğürtlen ve şerbetçiotunda bulunur. Fitoöstrojen çok kuvvetli antioksidanlardır” dedi.

    Soya içeren gıdaların plastik maddeler içerisinde kimyasal olan Bisfenol-A’ya karşı koruyucu etkisi olduğu için kısırlık tedavisinde başarı şansını arttırdığına dikkat çeken Çoksüer, “Soya gıdası tüketen kadınlar kısırlık tedavisinden pozitif sonuç alır. Bu çalışma The journal of clinical endocrinology dergisinde yayınlanmıştır. Bisfenol-A kadınlık hormonu olan östrojeni taklit ettiği için kadınların üreme fonksiyonlarını bozmaktadır ve buna bağlı olarak da kısırlıkta tedavi şansını azaltmaktadır. Soyalı gıdalar Bisfenol-A’nın zararlı etkilerine karşı koruduğu için kısırlık tedavisinde başarı şansını arttırmaktadır” diye konuştu.

    “SOYA PEK ÇOK HASTALIKTAN KORUYOR”

    Bitkisel bazlı östrojen içeren soyanın insanları pek çok hastalıktan korumakta etkili olduğunu da vurgulayan Doç. Dr. Çoksüer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kısırlıkta tedavi başarısını arttıran soya, kemik erimesi, menapoz ve kanserden de koruyor. Araştırmalar soyanın meme, prostat ve kolon kanserine karşı etkili olduğunu gösteriyor. Ayrıca kalp hastalığının yanı sıra osteoporoz tedavisinde ve menopoz belirtilerinin azaltılmasında önemli rol oynuyor. Soya, lösemi, karaciğer ve akciğer kanserlerinin de tedavisinde de kullanılıyor. Bosna’da Hardward Üniversitesi’nde 239 kadın üzerinde yapılan çalışmada beslenmenin ve çevresel faktörün kısırlık tedavisinde etkisi olduğu görülmüştür. Aralarından yüksek seviyede Bisfenol-A olan kadınlarda embriyo gelişimi zayıf olduğu görülmüştür. Düzenli soya içeren gıdalar tüketmek kısırlık tedavisinde başarıyı arttırabilmektedir.”

  • Diyetisyen Işın Sayın: “Sadece Meyve Yiyerek Zayıflamaya Çalışmak Kanser Riskini Arttırıyor”

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, sadece meyve yiyerek zayıflamanın doğru olmadığını belirterek, “Gün boyu meyve yemek, kişiyi zayıflatmayacağı gibi, uzun süre devam ettirilmesi halinde kansere genetik yatkınlığınız da varsa davetiye çıkarabiliyor” dedi.

    Hızla zayıflamak için gün boyu sadece meyve yiyenler farkına varmadan kansere davetiye çıkarıyor. Uzman Diyetisyen Işın Sayın yaptığı açıklamada, “Meyvelerde fruktoz adlı bir tür şeker bulunur. Kana karışır ve glukoza dönüşür. Kanserli hücrelerin beslenmek, büyümek ve metastaz yapmak üzere kullandığı şeker de budur. Günde 50 gramdan fazla fruktoz almak risklidir. Günlük olarak yiyeceğiniz 2 porsiyon meyveyle bu doza ulaşmazsınız elbette. Fakat gün boyu meyve yemek, kişiyi zayıflatmayacağı gibi, uzun süre devam ettirilmesi halinde kansere genetik yatkınlığınız da varsa davetiye çıkarabiliyor” dedi.

    “2 GÜNDEN FAZLA MEYVE DİYETİ YAPMAYIN”

    Düşük kalorili diyetlerin en fazla iki gün yapılabileceğini söyleyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Bu süre uzarsa kas kayıpları, insülin direncinin ilerlemesi, hipoglisemik atakların sıklaşması; diyetin bırakılmasıyla birlikte de önüne geçilemeyen karbonhidrat arzusunun ortaya çıkması mümkündür. Bunlar hem kişinin genel sağlığının bozulması; hem de verdiğinden daha fazla kiloyu geri alması anlamına gelir” diye konuştu.

    “ZAYIFLAMA ÇOK BASİT BİR KALORİ DENGESİNE BAĞLIDIR”

    “Zayıflama uğrunda çeşitli, sağlıksız yollara başvuruluyor” diyen Diyetisyen Işın Sayın, “Oysa zayıflama, çok basit bir kalori dengesine bağlıdır. Harcadığınız enerji, aldığınızdan fazlaysa kilo verirsiniz. Örneğin; tüm gün meyve yiyerek de, tereyağı yiyerek de zayıflayabilirsiniz. Yeter ki harcadığınız enerjinin altında kalacak şekilde besin alın. Burada esas olan sağlıktır. Vücudun ihtiyaç duyduğu 200’den fazla çeşitlilikte besin ögesi bulunmaktadır. Kasların, kahverengi yağ dokusunun kayıplarını önleyerek, bu besin ögelerini de yerine koyacak çeşitlilikte beslenerek zayıflamak gerekir. Size özel hazırlanan bir beslenme planı ile her ortamda yer, içer; sağlığınızı, keyfinizi aynı anda korur; kilo da verirsiniz. Önemli olan kilo aldıran ortam ve besinlerle ilgili püf noktalarını öğrenmenizdir” şeklinde konuştu.

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın zor yapılan, birkaç gün sonra vazgeçilen diyetler yerine, diyetisyenlerin planlayacağı özel diyetle kilo verilmesini tavsiye etti. Herkesin kendine özel olduğunu vurgulayan Sayın, “En iyisi enerjisi, metabolizma hızınıza göre hesaplanmış; içeriği güvenli; karbonhidrat, protein ve yağ oranları sizin genleriniz, hastalık ve yaşam koşullarınıza uygun planlanmış; kolay ulaşılır, kolay uygulanır bir beslenme modelidir” dedi.

  • Fazla Kafein Kullanan Baba Adayı Düşük Riskini Arttırıyor

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, baba adaylarının, anne gebe kalmadan önce çok fazla kafein tüketmesinin düşük riskini arttırdığını söyledi.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, kafein tüketiminin gebeliğe olan etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çoksüer, Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Ohio Üniversitesi tarafından 501 çift üzerinde yapılan araştırmanın, kafein kullanımının düşük yapma riskini önemli bir ölçüde arttırdığını ortaya koyduğuna dikkat çekti. Çalışmada, anne ve baba adaylarının gebelik öncesinde günde en az 2 kafeinli içecek içmeleri durumunda anne adayının düşük yapma riskinin arttığının belirlendiğine işaret eden Çoksüer, İnfertilite alanının saygın dergilerinden biri olan “Fertility and Sterility” dergisinde yayınlanan çalışmaya göre de gebe kalmadan önceki 1,5 ay her gün en az 2 fincan kahve içen anne adaylarının düşük yapma riskinin yüksek olduğunun belirtildiğini kaydetti.

    MULTİVİTAMİN HAPLARI DÜŞÜK RİSKİNİ AZALTIYOR

    Yapılan çalışmada günlük vitamin takviyesi alımının anne adayının düşük yapma riskini azalttığına dikkat çeken Çoksüer, “Kadınlarda hamilelik öncesi haftalarda her gün düzenli olarak alınan multivitamin hapları düşük riskini yüzde 55 oranında azaltıyor. Yumurtanın döllenmesi sonrası multivitamin haplarına devam edilmesi halinde risk oranındaki gerileme yüzde 79’u buluyor. Sonuç olarak düşük riskini en aza indirmek için hem anne adayının hem de baba adayının kahve tüketimini sınırlandırmak ve vitamin takviyesi alması gerekiyor. Kahveyi seven anne ve baba adaylarının her gün içmek yerine birkaç günde bir 1 fincan içmeleri bu işin kararı gibi gözüküyor” dedi.

  • Kahvaltı Yapmak Doğurganlığı Arttırıyor

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, her gün düzenli olarak kahvaltı yapmanın doğurganlığı arttıracağını ve kısırlık gibi bir problemi azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, kahvaltının doğurganlığa etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çoksüer, kahvaltının anne olmak isteyenler için kesinlikle atlanmaması gereken bir öğün olduğunu belirterek, “Güne sağlıklı başlamak 8-12 saatlik açlık sonrası vücuda ihtiyacı olan enerjiyi vermek kahvaltının en önemli amacıdır ve yumurta ve peynir kahvaltı için doğurganlığı arttıran gıdalardır. Güne dengeli bir kahvaltıyla başlamak için protein, lif, vitamin ve mineral açısından zengin ve az yağlı yiyecekleri tercih etmemiz gerekiyor. Düşük kalori değeri ve zengin besin içeriğiyle tam tahıllar en doğru kahvaltı tercihleridir. Bu da anne olayı kolaylaştıran beslenme biçimidir” dedi

    “CANLI DOĞUM ORANINI ARTTIRIYOR”

    Yapılan bilimsel araştırmalarda kahvaltıyı atlamanın bir sonraki öğünde daha fazla yemek yenmesine yol açtığını anlatan Doç. Dr. Çoksüer, şunları kaydetti:

    “Bu da açlık hissini yok etmek için kalorisi yüksek yiyeceklere yönelmeye sebep olacaktır. Harvard Üniversitesi’nin 35 yaş üstü kadınlar arasında yaptığı araştırmada, yeterli miktarda süt ve süt ürünleri tüketenlerin canlı doğum oranları daha yüksek bulundu. Yumurta protein açısından zengindir ve D vitamini ve kolin gibi faydalı besinleri içerir. Çoğu kadın yumurta yememeyi ya da kolesterolden sakınmak için sadece beyazını yemeyi tercih etse de bu yanlış bir tutumdur çünkü tüm besin değeri sarısında bulunur. A vitamini üreme için gereklidir. Onun için çocuk sahibi olmak isteyen anne adayları kahvaltıda yumurta tüketmelidir. Vitamin D sperm kalitesi ve yumurta kalitesini etkileyen bir faktördür. Vitamin D birim alandaki sperm sayısı, hareketi ve morfolojisini etkilemektedir. Embriyonun rahim duvarına implantasyonu yani yapışması ve yerel olumsuz bağışıklıkla ilgili reaksiyonlar üzerine çok olumlu etkisi vardır. Özellikle obez kadınlarda, insülin rezistansı olan kadınlarda, düşük yumurta rezervli kadınlarda, sperm kalitesi ve sayısı düşük olan erkeklerde Vitamin D içeren yumurta tüketilmesi önemlidir. Peynirde, yağda çözünen vitaminlerden A-D-E-K vitaminleri bulunmaktadır. Konsantrasyonları peynirin yağ miktarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Protein ve kalsiyum açısından zengindir. İyi bir B12 vitamini ve fosfor kaynağıdır. Bu vitaminlerde çocuk sahibi olmak isteyen anne adayları için önemli besin kaynağıdır.”

    “KİLO KONTROLÜ DAHA KOLAY YAPILABİLİYOR”

    Kahvaltı yapmayan kişilerin vitamin eksikliği olması nedeniyle doğurganlık ihtimali azaldığını anlatan Çoksüer, “Bu yüzden çocuk yapmayı düşünenler veya isteyip de bir türlü çocuk sahibi olamayan anne adayları mutlaka her sabah düzenli olarak, ihmal etmeden kahvaltılarını yapsınlar. Kahvaltı sağlıklı yeme alışkanlıklarını geliştirir ve kilo kontrolü daha kolay yapabilir. Onun için doğurganlığın artması için sağlıklı ve düzenli bir şekilde kahvaltı yapılmalıdır” diye konuştu.

  • “Dizilerde Kullanılan Kıyafetler Yabancıların Türk Modasına İlgisini Arttırıyor”

    Evos Store Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Yaşlak, Türkiye’nin yanı sıra yurtdışında da gösterilen Türk dizilerinde, kullanılan kıyafetlere yabancıların ilgisinin yoğun olduğunu söyledi.

    ’Artizztik’ e-ticaret sitesi Evos Store Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Yaşlak, kardeşi Evren Yaşlak ile Türk dizilerini takip edenlere, dizilerde kullanılan kıyafetleri, ulaştırdıklarını söyledi. Yaşlak, “e-ticaret sitemizde popüler olan birçok ünlünün elbise ve aksesuarlarını rahatlıkla alabiliyorlar. Özellikle Araplar, Azeriler yakın takipçimiz. O Hayat Benim, İlişki Durumu: Karışık, Güneşin Kızları, Paramparça, Poyraz Karayel ve birçok dizinin giyim sponsorluğunu yapıyoruz. Hatta yayından kalkan Medcezir, Kiraz Mevsimi, İntikam dizilerinin yakın takipçisi olan bayanlar bizlere özel olarak ulaşıp Serenay Sarıkaya’nın 26.bölümde giyindiği elbiseyi, Beren Saat’in takılarını, Özge Gürel’in eteklerini, Bergüzal Korel’in kıyafetlerini özellikle sorup, sipariş ediyorlar“ dedi.

    “DİJİTAL DÜNYANIN EN’LERİ ÖDÜLLENDİRİLECEK”

    ’Dijital Dünyanın Enleri’ ödül töreninin bu yıl 4’üncüsünün düzenleneceğini söyleyen Yaşlak “Tek e-ticaret sitemiz dışında, birçok farklı alanlarda da faaliyet göstermekteyiz. Aslında faaliyet alanlarımızın içinde en çok ses getiren, “Dijital Dünyanın Enleri” ödül töreni diyebilirim. İnternet sitemizden oylamalar yaptırdığımız yarışmanın bu sene 4.yılına girmiş bulunmaktayız. Bizde başlangıçta bu kadar fazla büyüyeceğini hiç düşünmemiştik. Geçtiğimiz yıl 1.000.000 kişi tarafından oy kullanıldığını gördük. Tüm TV kanalları, gazeteler, ünlüler ve benzeri kuruluşlar ödül törenimize inanılmaz ilgi gösterdiler. Bunun en büyük sebebi de, Türkiye’de ki birçok ödül töreni hep belirli kişiler dışında kimsenin kazanmadığı ve hep sponsorluklarla döndüğünü biliyoruz. Fakat bizim ismimiz de ulusal bir isim Dijital Dünyanın Enleri… İnternette hesabı olan ve aktif olarak kullanan tüm ünlülerin yer alarak, yarıştığı bir mecradır. Geçen sene Kerem Bursin ve Barış Kılıç hayranları resmen sitemizi çökertti diyebiliriz. Tabii kazanan ufak bir arayla Güllerin Savaşındaki Barış Kılıç oldu ve ödülü bizim elimizden aldı. Bu sene de bir önceki gibi baya kuvvetli bir ödül törenine hazırlanıyoruz. Ödül töreni oylamaları 04 Nisan 2016’da internet sitemizde başlayacak, şimdiden yarışacak adaylara başarılar diliyoruz” şeklinde konuştu.

    2016 yılında da, hükümetimizin desteğiyle gene çok ses getirecek projeye imza atmaya hazırlandıklarını vurgulayan Yaşlak, “Bu işlere başlamadan önce de siyasetçi bir aileden geldiğimiz içinde medyayla aramız her zaman çok iyiydi. Açılışlar, galalar, organizasyonlarda fırsat buldukça hep yer almaya çalıştık. Fakat 2009 yılında dijital dergimizi kurduktan sonra Türkiye’de dijital yayıncılık alanındaki bütün cefaları başta biz çektik, insanlara bunu kabullendiremedik fakat 2011 yılında bir anda her şey tepe takla olup, şahlanan bir medya mecrası olmaya başladı. Bu konuda hükümetimizin inanılmaz desteği oldu diyebilirim. Önceden karşımızda bir muhattap yokken bile, şimdilerde bir maille tüm işleri çözebilen bir bakanlık karşımıza gelmiş oldu. Zaten o yıldan itibaren de bizde dergiciliğin dışında da başka yatırımlar yapmaya da başladık. 2012 yılında Tüketici Akademisi tarafından “Yılın En İyi Sosyal Medya Projesi” ve “Yılın Dahi Çocuğu” ödülünü aldıktan sonra, başka pazarlarında dikkatini çektik. Türkiye ve özellikle Arap dünyasında inanılmaz rağbet gören, Türk dizi ve sinema oyuncularının kıyafetlerinin satıldığı bir e-ticaret sitesi kurma fikrini çıkarttıktan sonra tahmin edemeyeceğimiz şekilde büyüdük ve dizi kıyafetleri pazarını ilk biz oluşturduk. Araplar sırf bir tişört için saatlerce yol uçup gelip, ürünü alıp gitmeye başladı diyebilirim” ifadelerini kullandı.