Etiket: Arttırıyor

  • Bebek ve anne arasındaki ten teması anne sütünü arttırıyor

    Canbebe, “Anneler ile Geleceğe” isimli sosyal sorumluluk projesi kapsamında 4. şehir olarak Ankara’yı seçti. Ankaralı anneler ile buluşan uzmanlar arasındaki Bebek Hemşiresi Esra Ertuğrul da bebeklerde ilk gelişen duyu organımızın cilt olduğuna ve bu yüzden anneler ile bebekler arasındaki ten temasının çok önemli olduğuna değindi.

    Projenin uzmanları bugün Ankara Yenimahalle Belediyesi’ne ait Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde, Ankaralı anne ve anne adayları ile buluştu. Çocuk yetiştirmenin gereği bilimsel temelleri anlatmak ve sağlıklı nesillerin gelişimine katkıda bulunabilmek üzere hayata geçirilen projenin amacıyla ilgili bilgi veren, Bebek Hemşiresi Esra Ertuğrul, “Hamilelikte biliyoruz ki 24. haftadan sonra bebekler dışarıdaki sesi ayırt etmeye başlıyor. Bebeğin kendini güvende hissettiği, kokusunu aldığı ve sıcaklığını hissettiği yer anne karnıdır. Doğduktan sonra da annenin veya babanın sesini duyduğu o anda aynı sıcaklığı hissediyor. Emzirme sürecinde, büyüme ve gelişme sürecinde dokunma çok önemli. Çünkü ilk gelişen duyu organımız, cildimizdir. Bu sebeple de anne-baba ve bebek arasındaki ten teması çocuğun gelişimi açısından çok önemlidir” dedi.

    Bebekle kurulan ten teması ile aynı zamanda annenin süt oranında da artış yaşandığını dile getiren Ertuğrul, “Erken doğmuş bebeklerde kanguru bakımı denen bir uygulama yapılıyor. Bu bebekler doğar doğmaz daha annesine dokunmadan, küvezde yoğun bakıma alınıyor. Daha sonra anne odasına geçiyor, üstünü tamamen çıkarıyor, bebeği göğsüne koyarak, 45 dakika olmak üzere bebekle ten teması kuruyor. Bunun sonucu olarak bu bebekler diğer bebeklere oranla büyüme hızının daha yüksek ve daha hızlı gelişim gösteriyorlar. Bu sebeple bebeklerle kurduğumuz ten temasını korumakta fayda var. Böylelikle bebeğin anneyle veya baba yapıyorsa babayla bebek arasındaki ilişkiyi güçlendiriyoruz. Anne bebekle temas kurduğunda, annenin sütü artıyor. Bebeğimizin gelişimi ve anne sütünün arttırılabilmesi için hamilelik döneminden bebeğin ilk yılına kadar olan süreçte, bebek ile olabildiğince fazla ten teması halinde olmak çok kıymetli ve çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

    Ayrıca Çocuk Gelişim Uzmanı Özge Selçuk Bozkurt ve Beslenme Uzmanı Yeşim Özden Gün’ün de yer aldığı uzman ekip; 0-36 ay dönemindeki bebeklere ait pek çok konuya değindi. Kendi de bir anne olan Tiyatro Sanatçısı Seren Fosforoğlu ise seminerin sunuculuğunu yaptı. 2017 sonuna kadar 9 ilde, 14 farklı lokasyonda 14.000 anne ve anne adayı ile buluşmanın hedeflendiği Anneler ile Geleceğe kurumsal sosyal sorumluluk projesi kapsamında uzmanlar bugün de Ankara Etimesgut Belediyesi Korkut Ada Kongre ve Kültür Merkezinde Ankaralı anneler ile buluşacak.

  • Çiftçilerin kazançları büyükşehir ile arttırıyor

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Vali Ersin Yazıcı ve yetkililere Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan ‘Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi’ (BAÇEM)’i tanıttı. Çiftçilere eğitimler vererek, kazançlarını arttırmalarını sağlayacak ürünlerin tanıtıldığı BAÇEM’i misafirlerine gezdiren Başkan Uğur, Büyükşehir olarak çiftçilerin yanında olduklarını söyledi.

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Vali Ersin Yazıcı ve yetkililere Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan ‘Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi’ (BAÇEM)’i tanıttı. Vali Yazıcı, Burhaniye Kaymakamı Hüseyin Öner, Burhaniye Belediye Başkanı Necdet Uysal ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Zekeriya Erdurmuş katıldığı programda BAÇEM’in projeleri ve işleyişi hakkında ayrıntılı bilgilendirildi. Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, BAÇEM yönetim binasında bulunan çiftçi eğitim salonunda kısa bir brifing verdi. Slayt gösterim yardımıyla projelerden bahseden Tüzün, BAÇEM’in tarlalarında yetiştirilen yüksek konsantrasyonlu bazı ürünleri ve zeytin üreticileri için özel olarak hazırlatılan Zeytin Batım Takvimi’ni anlattı. Yapılan anlatımların ardından, protokol mensuplarına, bitkilerden üretilen uçucu yağlar tanıtıldı.

    Heyet daha sonra tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirildiği tarlalara giderek yerinde incelemelerde bulundu. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, son yıllarda talep artışı olan tıbbi ve aromatik bitkiler ile ilgili davetlilere bilgiler verdi. Vali Yazıcı ve beraberindeki yetkililer, yüksek konsantrasyonlu tıbbi ve aromatik bitkilerin tatlarına baktı ve bilgi sahibi oldu. Vali Yazıcı, çiftçiye verdikleri önemli desteklerinden dolayı Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur ve belediye yetkililerine teşekkür etti.

    BAÇEM’in hedefleri ve çalışmalarıyla ilgili ziyaretçilere bilgiler veren Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, “Bildiğiniz gibi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi her zaman çiftçinin yanında. Bu bağlamda sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Edip Uğur’un talimatlarıyla, çiftçimize daha yakın olmak, yeni teknolojileri göstermek için daire başkanlığımıza bağlı Çiftçi Eğitim ve Üretim Müdürlüğümüz bünyesinde, Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi’ni kurduk. Bu merkezde hem çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu bilgiyi, teorik bilgiyi uygulamalı hale getirerek göstermek, hem de yeni teknolojileri ve katma değeri yüksek ürünleri üreticimize tanıtmayı hedefledik. Bu kapsamda merkezimize 3 tane laboratuar kuruyoruz. Birisi doku kültürü laboratuarı ve burada bölgemize adapte olmuş genetiği düzgün ürünlerin uygun bölümlerinden örnekler alarak onları, aynı genetik özelliklere sahip olacak şekilde çoğaltmayı hedefliyoruz. İkinci laboratuarımız, tıbbi ve aromatik bitkiler laboratuarı. Buradaki hedefimiz de, Balıkesir’in çok geniş ve güçlü olan florasından faydalanarak, yeni bir Pazar olan tıbbi ve aromatik bitkiler pazarında Balıkesir’in yerini almasıdır. Bu pazardan hak ettiği payı alabilmesine yardımcı olmaktır. Bu laboratuarımız, il genelinde üretilen tıbbi ve aromatik bitkilerdeki uçucu yağ oranlarını, etken madde miktarlarını kontrol edecek ve çıkan sonuçlar ile üreticimizin daha kaliteli ürünü daha yüksek fiyatlarla satmasına yardımcı olacaktır. Diğer bir laboratuarımız da mantarlarla alakalı. Kazdağları ve Madra Dağımızda ciddi bir mantar popülasyonu var. Bunlardan üretilebilecek olanları üretip, çiftçimize bunları da sunmayı hedefliyoruz. Böylece, katma değeri yüksek ürünlerin üreticimizle buluşmasını hedefleyen merkezimiz, ay sonu itibariyle artık resmen aktif olarak faaliyete geçmiş olacaktır” diye konuştu.

    Burhaniye ilçesi sınırları içerisinde bulunan BAÇEM, 114 dönüm alan üzerinde hizmet veriyor. 145 dönüm zeytinlik alanı da bulunan tesiste1 müdür, 4 ziraat mühendisi, 2 uzman biyolog, 1 iktisatçı ve 3 teknisyen çalışıyor. Tesiste ayrıca 26 tarım işçisi bulunuyor.

    BAÇEM ziyaret ve incelemesi ardından Vali Ersin Yazıcı, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Burhaniye Kaymakamı Hüseyin Öner, Belediye Başkanı Necdet Uysal ve İl Tarım Müdürü Zekeriya Erdurmuş, organik tarm yetiştiriciliği yapan Kırtık Mahallesi’ne ziyarette bulundular. Üreticiler ile bir araya gelen Vali Yazıcı ve Başkan Uğur, üreticilerinden bilgiler aldılar. Yetkililer daha sonra mahallede kurulan ve organik ürünlerin satışının yapıldığı mağazayı gezdiler.

    Başkan Uğur ve Necdet Uysal daha sonra Burhaniye ilçesi Sübeylidere Mahallesi’ne ziyarette bulundular. Başkan Uğur ve Uysal son olarak ise Burhaniyelilerin 50 yıllık hayali olan ve yapımı devam eden Reşitköy Barajı’nda incelemelerde bulundular.

  • Rekor Arap turist beklentisi oto kiralama şirketlerinin iştahını arttırıyor

    Trabzon son yıllarda Arap turistlerin ilgi odağı haline gelirken bu hareketlilik oto kiralama sektörüne de yansıdı.

    Geçtiğimiz yıllarda sayıları 45-50’yi bulan oto kiralama firması sayısı bu günlerde 150-200 bulurken, Arap turistlerin özellikle Ramazan Bayramı sonrası bölgeye yoğun şekilde geleceği beklentisi ise oto kiralama şirketlerinin iştahını kabartıyor.

    Trabzon’da faaliyet gösteren bir oto kiralama firmasının yetkilisi olan İsmet Özpınar, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde her geçen gün artan turizm potansiyeline dikkat çekerek Ortadoğu ülkelerinden gelen turistlerin oto kiralamaya yoğun ilgi gösterdiklerini söyledi. Özpınar, Trabzon’da geçen yıldan bu yana yaklaşık 20 tane rent a car firmasının açıldığını belirterek bugün bu sayının 200’ü bulduğunu söyledi.

    Özpınar, “Ramazan Bayramı sonrası bölgemizde, Trabzon’da yaklaşık 15 ila 20 bin kiralık araç trafiğe çıkacak. Kiralık araç konusunda zaman zaman talebe cevap veremediğimiz zamanlar oluyor. Geçen yıldan bu yana Trabzon’da yaklaşık 20 tane rent a car firması açıldı ve aynı zamanda yeni turizm firmaları kuruldu. Her geçen gün kiralık araç talebinin artması gelen turistlerin artık bölgemizi tanıması belli bir kısmının burada ev sahibi olması şoförlü hizmetten ziyade araç kiralamaya yönelmelerine neden oldu” dedi.

    Arap turistlerin en az 1 hafta araç kiraladıklarını kaydeden Özpınar, “Arap turistler genelde yayla turizmini doğa turizmini seviyor. Turizm sezonu bölgemizde biraz kısa. Üç aylık süre içinde zaman zaman araç sıkıntısı yaşıyoruz. Ortadoğu’dan gelen turistlerin tamamı araç kiralamak istiyorlar. Trabzon’da yaklaşık 200 firma var. Buna rağmen yoğun bir talep de var. Temmuz Ağustos aylarında talebi karşılamakta güçlük çekiyoruz. Gelen Arap turistler çoğu en kısa 1 hafta en uzun ise 90 gün araç kiralıyor” diye konuştu.

    Öte yandan özellikle yaz aylarında Trabzon’da trafikte seyreden her 5 araçtan birinin oto kiralama şirketi aracı olduğu öğrenildi.

  • Yılmaz: “Kazak turistler ülke turizmimiz açısından pazarın önemini arttırıyor”

    Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi Kasımoğlu Kerim Yılmaz, Kazak turistlerin kişi başı harcama oranında Ruslardan daha bonkör olduklarını söyleyerek, “Türkiye’ye gelen Kazak turistlerin ağırlıklı olarak yüksek gelire sahip olması ve global ölçekte yaşanan ekonomik krizden çok etkilenmemesi de ülke turizmimiz açısından pazarın önemini arttırıyor” dedi.

    Kazakistan Uluslararası KITF Turizm Fuarı’nda Alanya’yı temsil eden ALTAV Yönetim Kurulu Üyesi Kasımoğlu Kerim Yılmaz, Almatı şehrinde düzenlenen fuara 32 ülkeden 330 turizm şirketinin katıldığını söyledi. Rusya Turizm Fuarı’ndan sonra Avrasya coğrafyasında düzenlenen en büyük fuar olduğunu ifade eden Yılmaz, “Almatı şehri 2 milyon nüfusa sahip. 20 milyona yakın nüfusu olan Kazakistan’da düzenlenen fuarda bu sene yaklaşık 330 şirket ve 32 ülkenin katılımı oldu. Almatı Atakent Fuar ve Sergi Merkezinde yapılan tanıtım çalışmaları üç gün sürdü. Fuarda ön plana çıkan ülkeler, Türkiye, Endonezya, Rusya, Güney Kore, İspanya, Bulgaristan, Çin, Gürcistan ve Yunanistan oldu. Kazaklar kültürel bağlar nedeniyle Türklere oldukça yakınlar. Türkiye’ye gelen Kazak turistlerin ağırlıklı olarak yüksek gelire sahip olması ve global ölçekte yaşanan ekonomik krizden çok etkilenmemesi de ülke turizmimiz açısından pazarın önemini arttırıyor” dedi.

    “Konaklama süreleri 7-14 gün”

    Kazak vatandaşların turistik anlamda tercih ettikleri ülkeler listesinde Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Tayland ve Almanya’nın başı çektiğini belirten Kerim Yılmaz, “Kazakların ortalama konaklama süresi 7-14 gün arasında. Tercih ettikleri konaklama türü ise 4-5 yıldızlı oteller ve tatil köyleri. Diğer pazarlardan farklı olarak lüks alışverişe ve dışarıda yeme-içme ve eğlenmeye düşkünler. Çocuklu kalabalık aile şeklinde tatille çıkıyorlar” ifadelerini kaydetti.

    “Favori destinasyonları Antalya”

    Yılmaz, “Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını tatil için tercih ediyorlar. Türkiye seçimlerindeki en önemli sebep ise deniz, kum ve güneş. Kazak turistlerin ilk tercih ettikleri destinasyonlar sırasıyla Antalya, İstanbul, Marmaris ve İzmir. Bu pazar kaynağında lükse düşkün ve paralı turistlerin olması nedeniyle hizmet ve serviste kalitemizi yüksek tuttuğumuz sürece kazanan turizm sektörü ve döviz girdisi bakımından ülkemiz olacaktır. Kazaklar kişi başı harcama oranında Ruslardan daha bonkörler” diye konuştu.

    “Alanya’ya talep yüksek”

    Bölge rezervasyonlarının geçen senenin üzerinde olduğunu kaydeden ALTAV Yönetim Kurulu Üyesi Kasımoğlu Kerim Yılmaz, “Son günlerde charter uçuşlarının Rusya tarafından iptal edileceğiyle ilgili iddiaların basında yer almasıyla Türkiye satışlarının yüzde 70 azaldığı söylendi. Catt Tour ve Kalanit Tours gibi 50 binin üzerinde yolcu sayısına ulaşan firmaların yetkililerinden aldığım bilgilere göre Alanya’ya talep yüksek.”

  • Sosyal medya, kıskançlığı ve şiddeti arttırıyor

    Antalya’da düzenlenen 2. Psikiyatri Zirvesi ve 9. Ulusal Anksiyete Kongresinin Başkanı Prof.Dr. Nesrin Dilbaz, kadının eşinin bir kez tokat atmasını şiddet olarak algılamamasının yanlış olduğunu belirterek, sosyal meydanın da kadına yönelik kıskançlık ve şiddeti arttırdığını söyledi.

    2. Psikiyatri Zirvesi ve 9. Ulusal Anksiyete Kongresi Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezindeki bir otelde başladı. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Nesrin Dilbaz, 500‘ün üzerinde ve büyük çoğunluğu psikiyatrist olan katılımcının bulunduğu kongrede kadına yönelik şiddet ve göçün tedavisinin ana konuları olduklarını kaydetti. Kongrede şizofreni, depresyon, yaşlı hastalara yaklaşım ve psikolojinin tüm alanlarının ele alındığını açıklayan Prof.Dr. Dilbaz, ayrıca yıl içinde psikolojik alandaki gelişmeleri de masaya yatırdıklarını vurguladı.

    Kadınların maruz kaldıkları şiddeti ifade edemediklerinden yakınan Prof. Dr. Dilbaz, “Ağrı, depresyon, kaygı, bayılmalar gibi belirtilerle ortaya çıkıyorlar. İç Anadolu, Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu’ya gidildiğinde kadının daha çok psikiyatriye başvurmasının nedenleri altında bunlar yatıyor. Biraz altına bakıldığında çoğunun altında bir travma olduğunu görüyoruz. Şiddetle flört edilmez. Şiddet göstermek aşka dair olamaz. Genç kızlarımızda zaman zaman böyle durumları görüyoruz. Fazlaca kıskanılmak, sözel şiddete maruz kalmak sanki aşkın göstergesiymiş gibi algılanıyor. Öyle bir durum yok” ifadelerine yer verdi.

    “Kadın eşinin bir kez tokat atmasını şiddet olarak algılamıyor”

    Yaptıkları bir çalışmanın sonuçları hakkında da bilgiler veren Prof. Dr. Dilbaz, “Polikliniğimize başvuran kadınlarda ne kadar şiddete maruz kaldıklarına yönelik bir çalışmamız oldu. Çok fazlaca şiddete maruz kaldıkları ortada, yüzde 60 gibi. Önemli olan nokta, eşinin bir kez tokat atmasını eşinin, hak ettiği zaman tokat vurmasını şiddet olarak algılamıyorlar. En önemli kısım bu. Şiddet algılandığında hak etmeden vurulduğunda, ağzı burunu kanayıncaya kadar dayak yediğinde sanki şiddetmiş gibi algıladıklarını görüyoruz. Kadına yönelik çalışmalarda sadece fiziksel şiddet değil, sözel şiddetin önemli olduğunu vurgulamak istiyoruz” dedi.

    “Göçle gelen şiddet”

    Göçle gelen kadınların da yüksek oranda şiddet mağduru olduğunu aktaran Prof. Dr. Dilbaz, “Var olan koşullardan dolayı şiddetten de kaçamıyorlar. Öğrenilmiş bir çaresizlik var. Dille kendilerini anlatamıyorlar. Başvuru yapacakları yerleri bilmiyorlar. O nedenle şiddetten kaçamadıklarını görüyoruz. Ülkemizdeki şiddetten mağdur olan kadınların hem tedavisi hem de eğitimlerine yönelik de psikiyatrist ve psikolog grubunu eğitime tabi tutuyoruz” açıklamasında bulundu.

    En fazla evliliğin geçen yıl Suriyelilerde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Dilbaz, “Bunun da alt yapısına bakıldığında, 60’lı yaşlardaki erkeklerin Suriyelilerle evlendiğini görüyoruz. Kadın kendini kurtarabilmek için olur demesi başka bir şiddet konusu” ifadelerine yer verdi.

    “Katilin alacağı ceza sorgulanıyor”

    Türkiye’de kadın cinayetlerinin hem sayısının hem de görünürlülüğünün arttığını dile getiren Prof. Dr. Dilbaz, “Bir olayın medyada çok yer alması ile insanlar bir süre sonra duyarsızlaşmaya başlıyor. Ama söylemler çok önemli. Karısını öldüren kocanın ne kadar hapis cezası aldığını sorguluyoruz. Daha çok adalet sorgulanıyor. Altta yatan nedenler sosyolojik olarak sorgulanmıyor. Sosyolojik ve psikolojik ölçümlere ihtiyacımız var. Koruyucu ruh sağlığına yönelik önlemler yok” dedi.

    Sosyal medya etkisi

    Toplumda çok fazla yer almaya başlayan sosyal medya ile kıskançlıkların artmaya başladığını vurgulayan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Aldatma ya da ona yönelik algıya dönelik şiddet arttı. Çünkü evinde oturduğu yerde, ilgi görmeyen bir kadının dışarıda birisiyle görüşüp, arkadaşlık başlatması mümkün değilken, internet aracılığıyla hiç tanımadığı başka bir şehirde var olan kişiyi değil de, hayalindeki bir duyguyu ve sevgiyi yazışmaya başlıyor. O da eşler arasında ciddi problem olarak algılanarak şiddete neden olabiliyor” ifadelerini kaydetti..

    “Kadınlar daha kolay şiddet mağduru olabiliyor”

    Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Psikiyatri Bilimleri ve Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Oğuz Karamustafalıoğlu, kadınların travmadan yüksek oranda etkilendiğini belirtti. Bir depremden kadınların erkeklerden daha yüksek oranda etkilendiğinin altını çizen Oğuz, “Ülkemiz sosyokültürel ortamı kadınları daha çok şiddetin kolay mağduru durumuna düşürebiliyor. Kadınların travmalara karşı sosyal programlarla korunması ve tedavi programlarında daha fazla destek alması gerekiyor” diye konuştu.

    “Kamplardaki klinisyenler de ruhsal bozuklukta”

    İngiliz Psikoterapist Kathleen O’Hara, dünyada kadına yönelik şiddete bir farkındalık oluşmasının gelecek nesiller adına önemli olduğunu vurguladı. Farkındalığın artmasıyla kadının şiddete hayır deme gücünün oluştuğunun altını çizen O’Hara, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 15-17 yaş arası kızların yüksek intihar grubu arasında yer aldığını görüyoruz. Ergen kızlardaki pskiyatrist nedenlerin belirlenmesi ve ortadan kaldırılması önemlidir” dedi.

    Suriye’den Türkiye’deki kamplarda çalışacak olan ve çalışmayı düşünen psikolog ve psikiyatristlere de eğitim verdiğini aktaran O,Hara, “Orada çalışıp eğitim için gelenler büyük problemler olduğunu söylüyorlar. Görünenin altında çok sorunlar varmış. Klinisyenlerin de ruhsal olarak travmaya yaşadıklarını görüyoruz. Orada çalışan klinisyenlere de ruhsal olarak yardımcı olunması gerekiyor. Bu travmayla ilgili olarak herkes mağdur kalabilir ama herkes etkilenmeyebilir. Ama en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor” dedi.