Etiket: Arttırdı

  • Covid-19 kısıtlamaları “kızamık” vakalarını arttırdı

    Covid-19 kısıtlamaları “kızamık” vakalarını arttırdı

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından hazırlanan raporda, korona virüs salgını ile mücadele kapsamında getirilen kısıtlamalar nedeni ile aşılama seviyelerinin kritik seviyelere düştüğü ve kızamık vakalarında çeyrek yüzyılın en kötü artışının yaşandığına dikkat çekildi.

    Korona virüs salgını tüm dünyada etkisini arttırırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kızamık vakalarının dünya genelinde yükselişe geçtiğine dikkat çekti. DSÖ tarafından hazırlanan raporda, Covid-19 ile mücadele kapsamında uygulanan kısıtlamalar nedeni ile dünya genelinde yapılan aşılamaların kritik seviyelerin altına düştüğü ve neredeyse çeyrek yüzyılın en kötü rakamlarına gerilediğine dikkat çekildi.

    DSÖ, dünya çapında getirilen kısıtlamaların aşılama programlarını daha da bozması nedeniyle bu yıl milyonlarca çocuğun hastalık riski altında olduğunu belirtti. Kızamığın, Covid-19, Ebola, tüberküloz veya gripten daha fazla bulaşıcı olduğu biliniyor.

    DSÖ, kızamığın geçtiğimiz sene dünya genelinde 870 bin kişiyi enfekte ettiğini ve 207 binden fazla kişinin ölümüne neden olduğunu aktardı. Raporda, toplumların bulaşıcı hastalıklardan korunması için gereken yüzde 95 aşılamanın yapılamaması nedeni ile geçen yıl tüm DSÖ bölgelerinde 1996’dan bu yana kızamık vakalarının en kötü seviyelere yükseldiği belirtildi.

    DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus yaptığı açıklamada, “Bu veriler, dünyanın her bölgesinde çocukları kızamıktan koruyamadığımıza dair net bir mesaj veriyor” dedi.

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin de (CDC) destek verdiği raporda, kızamığa bağlı can kayıplarındaki artışların ana nedeni olarak çocuklara vurulması gereken iki doz kızamık aşısının zamanında ve tam olarak vurulamadığı, bunun toplu bir başarısızlık olduğu belirtildi. Rapor, bu yıl Covid-19 nedeni ile aşılamadaki aksamaların kızamık salgınlarını durdurma çabalarını engellediği ifade edildi. CDC, bu ay itibariyle 26 ülkede aşılama kampanyalarının duraklatılması nedeniyle 94 milyondan fazla kişiye kızamık aşısının vurulmama riski olduğunu belirtti.

    Dünya genelinde 2010’dan 2016’ya istikrarlı bir düşüşün ardından kızamık vakaları 2017’den itibaren tekrar yükselişe geçti. Kızamığa bağlı can kayıpları dünya genelinde 2016 bu yana yaklaşık yüzde 50 arttı. DSÖ ve UNICEF geçen hafta hükümetleri kızamık, çocuk felci ve diğer bulaşıcı hastalıklar konusunda harekete geçmeye çağırdı.

  • Bursaspor tempoyu arttırdı

    Bursaspor tempoyu arttırdı

    Bursaspor’da Balıkesirspor maçı hazırlıkları devam ediyor. Yeşil beyazlılar, taktik ağırlıklı bir çalışma gerçekleştirdi.

    TFF 1.Lig’in 5. haftasında sahasında Balıkesirspor ile karşılaşacak olan Bursaspor, bu maçın hazırlıklarını akşam saatlerinde gerçekleştirdiği antrenman ile sürdürdü. Teknik Direktör Mustafa Er gözetiminde gerçekleşen antrenman 1 saat 20 dakika sürdü. Isınma harekeleriyle başlayan antrenman pas pres oyunuyla devam etti. Yeşil beyazlılar son bölümde taktik çalıştı. Çalışma esnasında futbolcuların hırsı dikkat çekerken, teknik heyet bu durumda oldukça memnun kaldığı görüldü.

  • Alcan: “Karantina Türkiye’de şiddeti arttırdı”

    Alcan: “Karantina Türkiye’de şiddeti arttırdı”

    Mobbing ile Mücadele Derneği Danışma Kurulu Üyesi ve Erzurum Temsilci Başkanı Jale Özerzurumlu Alcan, 2 Ekim Uluslararası Şiddetsizlik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Karantina Türkiye’de şiddeti arttırdı” dedi.

    Temsilci Başkan Jale Özerzurumlu Alcan, “Çocuğa şiddet, Kadına şiddet, Erkeğe şiddet, Çalışana şiddet, Hayvana şiddet Okulda, Evde, İşyerinde; Her yerde! Şiddet artışının nedenleri neler? Covid 19 Pandemi salgını sebebi ile şiddet arttı mı?” konularında önemli değerlendirmelerde bulundu.

    Covid- 19 koronavirüsün yayılmasını durdurmak için dünyada ve ülkemizde uygulanan sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamalar ile birlikte şehirlerde okullar, kahvehaneler, sokaklar boşaldı aynı çatı altında uzun süreli bulunmanın getirdiği zorluklara ilaveten işyerlerinde esnek çalışma saati uygulaması da şiddetin artmasına neden olduğunu dile getiren Alcan, “Yalnızca ülkemizde değil Amerika, Çin, İtalya, İspanya, Almanya, Kanada gibi dünyanın pek çok ülkesinde de şiddet vakaları artıyor. Kısaca bu süreci ev içi şiddet ve işyeri şiddetin arttığı bir dönem olarak ifade edebilirz” dedi.

    ’’Karantina Türkiye’de Şiddeti Arttırdı’’

    Türkiye’de 2020 yılı resmi rakamlar açıklanmasa da örgütler, dernekler hatta başvuru hatları Alo 170, 155, 144,183 yetkilileri vakalarda ciddi artış olduğunu anlatan Alcan, açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Ülkemizde çalışanın en fazla psikolojik şiddet( mobbing) gördüğü yer işyeri. Kadın cinayetlerinde ise ev, meskûn veya metruk konut/ kadının işyeri gibi daha geniş bir saha içderisinde görülmektedir. İzolasyon veya sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlerde kalma kısıtlamasının uygulandığı dönemlerde ev içi şiddet artışı ayrı bir önem arz ederken esnek çalışma saati uygulaması da (home Office) ev ve işyeri şiddetini körükleyen ayrı bir faktör olarak devreye girmiş oldu. Koronavirüs ile başlayan bu olağanüstü döneme ilişkin özel bir durum ise şiddet gören kadınlar ve çocukların karantina sırasında şiddet faillerinden kaçamaması ve zorunlu olarak aynı mekanı paylaşmalarıdır. Kadın örgütleri, çocuk ve hayvan hakları savunucuları resmi makamlardan koronavirüs önlemleri kapsamında şiddete yönelik önlemler içeren yasaların uygulanması, sığınma evlerinin sayısının arttırılması, çocuk tacizi kapsamında yaptırım, hayvan hakları vb acil yardım mekanizmalarının düzenlenmesiyle ilgili hükümetten acil önlem paketi talep ediyorlar. Özellikle kadınlara yönelik şiddet ve taciz/tecavüz suçlarında “arabuluculuk/uzlaştırma”, “erteleme”, “paraya çevirme”, “ön ödeme” ve ‘tahrik indirimi’ gibi uygulamalar bu eşitsizliğin somut göstergeleri olarak karşımıza çıkmakta ve şiddetin daha çok artmasında belirgin bir rol oynadığını ifade ediyorlar.”

    “İstifa edemiyorum, ne yapmalıyım?”

    Korona hepimizin bildiği gibi küresel bir felaket. Bu tür kriz dönemlerinde toplumda hâlihazırda var olan eşitsizlikler daha fazla artar. Türkiye’de de çalışanların işyerlerinde bir takım sıkıntılar olduğunu bildiklerini Mobbing ile Mücadele Derneği’ne yapılan Mağdur Başvuru Formundan (https://mobbing.org.tr/magdur-basvuru-formu/) belirten Jale Alcan “Korona virüs gerekçesi iş görenin işyerinde psikolojik tacize(mobbing) uğramasına sebep olmamalı. Bunun için işyerlerinde ne tür yeni düzenlemeler yapılacağı ve hangi önlemlerin alınacağı konusunda şeffaf bir süreç işletilmeli” dedi. Bütün olağanüstü dönemlerde güç bakımından eşitsiz olan gruplara şiddetin arttığını vurgulayan Alcan, bu özel duruma karşı çözüm geliştirilebileceğine, bunu pek çok ülkenin tecrübe ettiğine işaret etti.

    Jale Alcan “Ekmek Param; İstifa edemiyorum, ne yapmalıyım? “istifaya zorlama, sürekli görev yeri değişikliği, hakaret, kötü muamele, cinsel taciz zorluğuyla derneğimize başvuruyorlar. Mağdur ve zorba aynı mekânda bulunduğu için iletişimin zorlaştığı durumlar yaşıyoruz” açıklamasını yaptı.

    ‘’Covid 19 Pandemi salgını ve karantinadan sonra Türkiye’de İşyeri Şiddeti – Mobbing artmasından endişeliyiz’’

    Alcan, “Covid 19 Pandemi salgını sonrası mobbing mağdur başvurusunda bulunan çalışanların sayısında artış olduğu ve şikâyet dağılımına bakıldığında yaklaşık % 60’ının istifaya veya emekliliğe zorlama, ücret adaletsizliği, görev yeri değişikliği, dışlama, hakaret ve kötü muameleye maruz kaldığını görüyoruz. Çalışma hayatının herhangi bir alanında mobbingin ve yıldırmanın artmasının sosyal hayatta da şiddetin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. İşsizlik, adil şeffaf olmayan yönetimler, liyakat sisteminin işlemeyişi ve yetersiz iletişim mobbingi artırıyor. Özellikle Mart 2020’den itibaren mobbing mağdurlarına imkânlar ölçüsünde bilgilendirme, eğitim desteği, hukuki destek ve psikolojik destek sağlamaya çalışıyoruz. Mobbing ile Mücadele Derneği’ne yapılan başvuruları değerlendiriyor, mağdurlara yol gösteriyoruz. 2 Ekim Dünya Şiddete Hayır Günü’nde Mobbing Kanuna ihtiyaç var, çıkartılmalıdır çünkü şiddet kolektif ve bütüncül bir olgudur ancak bütüncül bir bakış açısıyla önlenebilir, mücadelesi de topyekûn olmalıdır’’ dedi.

  • Kredi faizlerinin düşmesi konut satışlarını arttırdı

    Kredi faizlerinin düşmesi konut satışlarını arttırdı

    Bankalar tarafından verilen konut kredi faizlerinin düşürülmesi konut satışlarını büyük oranda arttırdı.

    Malatya’da geçtiğimiz Haziran ayında bin 786 konut satıldı. Geçtiğimiz Mayıs ayında 510 konutun satıldığı Malatya’da bir ay sonra 3 kattan fazla konut satışının gerçekleşmesi dikkat çekti.

    Bu arada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Malatya Bölge Müdürlüğü verilerine göre, Elazığ’da 2020 Haziran ayında bin 218 konut satıldı.

    Bingöl’de 234 ve Tunceli’de 83 konut satışı gerçekleşti.

    Mayıs ayı düşük geçmişti

    Bu arada, TÜİK Malatya Bölge Müdürlüğü’ne bağlı iller arasında Malatya’da 2020 Mayıs ayında 510 konut satılırken, Malatya’yı komşu şehir Elazığ 442 konut ile takip etti.

    Bingöl’de 2020 Mayıs ayında 64 ve Tunceli’de geçtiğimiz Mayıs ayında 21 konut satılmıştı.

    Geçtiğimiz Haziran ayında konut satışlarının yükselmesinin, bankalar tarafından verilen konut kredi faizlerinin düşürülmesinin konut satışlarında büyük etken olduğuna dikkat çekildi.

    Yeşilyurt’ta konut yapımı arttı

    Diğer yandan, TÜİK Malatya Bölge Müdürlüğü’ne bağlı iller arasında yer alan büyükşehir Malatya’da özellikle, merkez ilçe Yeşilyurt Fahri Kayahan, Çilesiz, Tecde ve Bostanbaşı Mahallelerinde son yıllarda konut yapımı oldukça arttı.

  • “Kovid-19 pandemisi birçok yönü ile kadınların sırtındaki yükü arttırdı”

    “Kovid-19 pandemisi birçok yönü ile kadınların sırtındaki yükü arttırdı”

    Kovid-19 salgını Dünya’daki her kesimi etkilediğini belirten Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, ülkemizde de hem kadınlar hem erkekler hem de çocuklar yaşamlarındaki bu büyük değişime ayak uydurmaya çalıştığını belirtti. Bozkurt, ancak salgının kadınlar üzerinde ruhsal etkileri gözlemlendiğinde, kadınlarla erkekler arasında bir takım farklılıklar gözlemlendiğini vurguladı.

    Kovid-19 salgını Dünya’daki her kesimi etkilediği ifade eden Medicana Çamlıca Hastanesi Uzman Klinik Psikologu Kübra Bozkurt, “Ülkemizde de hem kadınlar hem erkekler hem de çocuklar yaşamlarındaki bu büyük değişime ayak uydurmaya çalıştı. Çalışan insanlardaki değişim, iş hayatının eve taşınmasıyla, çocuklardaki değişim, okul hayatının bir süreliğine ara verilip evde eğitime geçişle yaşandı. Yaşlı insanlar evlerinden çıkamadı, her kesimden insan sosyal izolasyon nedeniyle arkadaşlarından, ailelerinden uzak kaldı.” dedi.

    “Pandemi kadınları duygudurum açısından daha çok zorladı”

    Salgının kadınlar üzerinde ruhsal anlamda etkileri gözlemlendiğinde, kadınlarla erkekler arasında bir takım farklılıklar ortaya çıktığını belirten Bozkurt, “Öncelikle çalışan kadınlar ele alındığında, aktif bir yaşamı olan kadının evde izole bir yaşama geçişiyle bir takım değişikler gözlemliyoruz. İş hayatının verdiği sosyallikten uzaklaşmış oluyor kadın artık. Her gün düzenli olan programı bozuluyor, yatma kalkma saatleri, yemek saatleri değişiyor. Home office çalışma koşullarının zorlayıcı olması, pandemi sürecinden etkilenen işletmelerin, çalışanlarını daha fazla mesaiye zorlamasıyla da, kadınlar günlük ‘pandemi’ hayatına adapte olmakta daha çok zorlanıyorlar. Günlük rutinin bozulması, aniden değişen sosyal yaşantı, daha az fiziksel hareket mevcut duygudurumunu daha çok zorlamaya başlıyor. Hareketsiz bir yaşantı, belli bir hedefi olmadan geçirilen gün kişiyi hafif depresif belirtilerle başlayan ciddi bir psikiyatrik soruna götürebilir. Bunun kadınlar üzerindeki en büyük farkı, çocuğu olan kadınların daha fazla sorumluluk yüklenmesiyle, günlük problemleriyle baş ederken daha fazla zorlanmalarına neden olması olarak gösterilebilir.” ifadelerini kullandı.

    “Çocuğu olan kadınların günlük sorumlulukları arttı”

    Annelerin, her ne kadar sorumluluğu eşleriyle paylaşsalar da, kendilerine yükledikleri sorumluluk daha fazla olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, annelerin çocuklarının ihtiyaçlarını karşılama, eğitimleriyle, sosyal hayatlarıyla birebir ilgilenme, günlük yaşantılarına yön verme gibi uğraşları olduğunun altını çizerek, “Pandemi sürecinde sadece kendi sağlıklarını değil, öncelikli olarak çocuklarının sağlığını öne koymaya çalıştı anneler. Evdeki hijyene, dışarıdan eve getirilen eşyaların temizliğine daha çok dikkat ettiler. Bunları yaparken de çoğunlukla kendi gereksinimlerinden fedakarlıklar yaptılar. Çalışma saatleri, kişisel bakıma ayırdıkları vakit, eşleriyle, aileleriyle geçirdikleri vakitten fedakarlık yapıp, evde kalan çocuklarının eğitimiyle birebir ilgilenmeye, onların günlük programında aktif olmaya çalıştılar.” diye belirtti.

    Bozkurt, çalışan/çalışmayan tüm kadınların, çocuğu olan olmayan tüm kadınların bu süreçten bir şekilde etkilendiğini ve şu an salgından korunmak için tedbirli hayata geçmiş olsalar da bunun, bir takım psikolojik sorunlar geliştirmedikleri anlamına gelmeyeceğini vurgulayarak, “Daha gergin, stresli, daha agresif, fevri çıkışlar yapan, daha tahammülsüz olan, daha çabuk bunalan ve ağlama ihtiyacı hisseden bireyler haline geldi aile üyeleri. Kadınlarda bu sıkıntıların daha fazla görülebilir olmasının nedeni olarak da belirtildiği gibi, kendilerine daha fazla sorumluluk yüklemeleriyle alakası olabilir.” dedi.

    Bu sorunlarla baş etmek için neler yapılabilir?

    Kadının da erkeğin de yorulabileceğinin altını çizen Bozkurt, “Eğer onlar kendi sağlıklarını göz ardı ederlerse, evin diğer üyelerinin ihtiyacı olan desteği gösteremezler. Bu yüzden fedakarlık yapmadan önce herkesin ihtiyacının dengeli bir şekilde karşılandığından emin olunmalı. Kadınlar zorlandıkları noktalarda eşlerinden, diğer aile üyelerinden mutlaka destek almalı, sorunlarını paylaşmalı. İhtiyaç duydukları anda profesyonel bir yardım almak da baş etme sürecini hızlandıracaktır. Evde ve dışarıda vakit geçirmek için kendilerine özel zaman ayırmalılar. Çocukları varsa çocuklarıyla geçirecekleri zaman ayrı, eşleriyle geçirecekleri zaman ayrı, diğer aile üyeleriyle geçirecekleri zaman ayrı ve yalnız zaman geçirecekleri zaman ayrıdır. Bunların her birinin dengeli bir şekilde gerçekleşmesi gerekir. Eğer çocuklarına daha fazla zaman ayırmak için, kendilerine ayıracakları zamandan fedakarlık yaparlarsa, dinlenmeleri için, streslerini atabilecekleri imkan azalır, ruhsal anlamda kendilerini zorlamaya başlamış olurlar. Düzenli programları olmalı, kendilerinin ihtiyaçları için yeterli zaman ayırmalılar programlarına. İhtiyaçları konusunda yakınlarından destek almalılar. Örneğin eşiyle baş başa vakit geçirmek isteyen bir kadın, çocuğunun bakımı için güvendiği birisinden yardım isteyebilir. Çocuğunun eğitimiyle ilgilenmek istediğinde eşinden eşit destek almalı, fazlasını kendisi yüklenmemeli. Bu konuda sorun yaşayan çiftler çift terapisiyle sorunlarına çözüm bulabilirler.” şeklinde konuştu.

    Pandemik salgın her sosyal bireyi etkilediğini kaydeden Kübra Bozkurt, “Bu etkiler kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterebilir. Kadınlardaki etki farklılıkları, kadının anne kimliğinin de olmasıyla değişiyor. Sonuçların etkileri küçük ya da büyük olsun, her daim çevremizden destek almamız gerektiğini, sorunlarla tek başımıza mücadele etmenin bizi çok zorlayacağını unutmayalım.” ifadelerini kullandı.