Etiket: Artıyor

  • YGS Sınavı Öncesi Öğrencilerin Kaygıları Artıyor

    Psikoterapist, Aile Çift ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, sınava hazırlanan öğrencinin sınavın yaklaşmasıyla birlikte kaygılarında artış olacağını belirtti.

    Tokaç, YGS sınavı öncesi yapılması ve yapılmaması gerekenler hakkında şöyle bilgi verdi:

    “Son haftaya kadar kaygısının olmadığını belirten öğrencilerde bile kaygı düzeyinde artış görülmektedir. Ders çalışmak istememe, huzursuzluk, endişe, güvensizlik, sosyalleşme de azalma, aileden kaçınma, unutkanlık, dikkat sorunları, konsantre olamama ve çarpıntı, mide bulantısı gibi kaygının fiziksel belirtilerinde artış olmaktadır. Bu durum bireyin kendisine olan güvenini düşürmekte ve yapamayacağım duygusu daha da artmaktadır. Unutmamalısınız ki; son haftaki performansınız değildir her şeyi belirleyen. Bu güne kadar aylarca, günlerce çalıştınız. Daha önceki öğrendikleriniz uzun süreli hafızanıza yerleşti ve sınav anında önünüze sorular geldikçe hepsi tek tek bellekten çağrılacak.”

    Ülkemizde üniversiteye sınavla girildiğini belirten Tokaç, şunları söyledi: “Bu gerçeği neden sınav var gibi bir tartışma ile değiştiremezsiniz. Bu nedenle sınav olgusunu tartışmak yerine bu durumu kabul edip, sorumluluk alarak sınav için çalışma düzeninin oluşturulması önemlidir. Eğer sınav haftasına kadar düzenli, yeterli, gerekli çalışmayı sağlayabilmiş iseniz sınav haftasında gösterilecek ekstra çabanın anlamsız olduğunu da biliyorsunuzdur. Sınav haftasında daha fazla çalışmaya çalışılmamalı, tekrar yapılmalı, denemeler çözülmeli ve eğitim rehberlerinin söylediklerine uygun davranılmalıdır. Çocuğa “başaramayacaksın, yapamayacaksın, sen bu sınavı kazanamayacaksın, doğru düzgün çalışmadın” demek ne kadar doğru değilse; “başaracaksın, ben sana inanıyorum, sen yapamazsan kimse yapamaz, sen bu sınavı kazanacaksın” demek de o kadar yanlıştır. Çünkü olumsuz telkin çalışma motivasyonunu ve öğrencinin kendisine inancını zedelerken; aşırı olumlu telkin ise; kendisinden beklentinin gerekli olandan fazla olmasına ve beklentiyi karşılayamadığında kazanamayacağına dair kaygısının artmasına neden olur. Bu söz olumlu telkin kılığına girmiş olumsuz telkinlerdir. Özellikle sınava birkaç gün kala sarf edildiğinde kaygı ile baş edilmesini oldukça güçleştirecektir. Ailelerin bu sözler yerine sadece öğrenciyi dinlemeleri ve onun kendisini ifade etmesine izin vermeleri yeterli olacaktır. Sınavın son haftasında sınava ilişkin kaygının en yüksek olduğu zamanlar olduğu düşünüldüğünde meslek hedeflerinin konuşulması, sınavda kaç puan alınacağının hesaplanması sınava günler kala anlamsız olacaktır.”

    Sınav haftasında bu gibi düşünceleri ertelemek, sınav sonrasına bırakmanın en doğrusu olacağını belirten Tokaç, şöyle konuştu: “Sizin düşünmeniz gereken, şuan için önünüzdeki sınavda çözeceğiniz sorulardır. Sınav günü yaklaştıkça sınav; öğrenci için her zamankinden daha anlamlı hale gelir ve mutlaka kazanması gerektiğini düşünür. Genellikle bu gibi sınavlar kişi için yaşamdaki bir dönüm noktası olarak düşünülür ve sanki başka seçeneği yok olarak düşünürler. Bu nedenle sınav mutlaka kazanılmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki; bu sınavları kazanmış ve istediği bölümleri okumuş birçok kişi hayatın aslında düşündükleri gibi olmadığını sonradan fark etmişlerdir. Ya işlerini hiç yapamamakta ya da mutsuzlukla yapmaktadır. Unutulmaması gereken hayattan kendisi için iyi şeyler sunmasını dilemek ve iyi şeylere sahip olmak için sadece çabalamaktır. Bu sınav sadece bunlardan birisidir. Sınava günler kala; sınav anındaki kaygıyı azaltabilecek yapılması gerekenlerden birisi de sınava girilecek okulun görülüp gezilmesidir.”

    İnsanı en rahatsız eden duygulardan birinin belirsizlik olduğunu belirten Tokaç, şunları söyledi:

    “Sizin için sınavda karşınıza ne çıkacağını bilmemek belirsizlik yaratıyor. Bu nedenle sınava girilecek okulun görülmesi, gezilmesi biraz da olsa belirsizliği ortadan kaldıracaktır. Evet önünüzde önemli bir sınav var ve bundan sonraki yaşamınızı hangi işi yapıyor olarak geçireceğinizle ilgili bir sınav bu. Ancak siz zaten aylardır bu sınav için çalışıyorsunuz ve öğrendiklerinizi sınavda ortaya koyabilirsiniz. Bugüne kadar birçok sınav deneyiminiz oldu ve siz artık tecrübelisiniz. Sadece kendinize inanın, rahatlayın ve gülümsemeyi ihmal etmeyin.”

  • İyi Tarım Uygulamalarında Üretici Sayısı Artıyor

    Aydın’da “İyi Tarım Uygulamaları Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi” kapsamında üretici sayısında artışların olduğu belirtildi.

    Aydın’da incir, zeytin, karpuz ve enginarda “İyi Tarım Uygulamaları Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi” kapsamında çalışmaların sürdüğü belirtildi.

    Efeler Ziraat Odası Başkan Yardımcısı Mehmet Kendirlioğlu, “İyi tarım uygulamaları, kimyasal ilaç, kimyasal gübre gibi kimyasal girdilerin kullanımına izin verildiği, toprak analizi ile başlayıp kontrollü gübre, reçeteli ilaç kullanılmaktadır. Yapılan her uygulama kayıt altına alınıyor. İnsan ve hayvan sağlığı korunduğu gibi çevre koruma bilincinin artması hedefleniyor. Aydın’da incir, zeytin, karpuz ve enginar iyi tarım uygulamaları kapsamındadır. İyi tarım uygulamaları yaygınlaştırılması ve kontrolü projesi çerçevesinde üretici sayısı gün geçtikçe artış kaydediyor” dedi.

    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tüketicinin artık satın alacağı ürünün sağlıklı, izlenebilir ve güvenilir olduğundan emin olmak ve kimliği olan ürün istediğini ifade eden Kendirlioğlu, Devletin hem organik tarım hem de iyi tarım uygulamalarına destek vermektedir. Organik tarım ile İyi Tarım Uygulamayı birbirinden ayırmak gerekir. Organik tarım kimyasal hiçbir madde kullanılmadan yapılan tarımdır. Aydın için değerlendirdiğimizde daha çok dağ kesiminde yapılan tarımdır. Fiziksel mücadele dediğimiz tuzaklarla mücadele yapılmaktadır. İyi tarım uygulaması demek kontrollü tarım demektir. Vatandaş ekiminden hasadına kadar hangi ilaçları ne şekilde kullanacak bu işi uzmanların gözetiminde kimyasallar kullanıyor. Ne tür kimyasal ilaç kullanıldıysa tutanaklar halinde kayırta geçiliyor. Hangi kimyasal ilaç ne zaman ne şekilde ne miktarda kullanılmış kayıt altına alınıyor, Nasıl ki doktor reçete yazıyorsa ziraat mühendisleri de bitki üzerinde hastalık ve zararlıyı teşhis ettikten sonra tavsiye edilen kimyasal madde kullanılıyor. Kimyasal ilaçlar reçete yazıldıktan sonra uygulamaya geçiliyor. Daha çok gıda zincirleri ile uğraşan süper marketlerde daha çok istenmektedir. Pazaryerinde vatandaş zaten elinde o belge olmazsa onu o şekilde satması gerektirmiyor. Ancak bu Pazar zincirlerinde bunlar olabiliyor. Vatandaşlarımız bu konuda çok rahat tüketim yapabilirler. Bazen basından takip ettiğimiz gibi Rusya dam veya AB devletlerinde meyve veya sebze gönderliğinde ilaç kalıntısına rastlandığından geri döndüğü yönde bilgisine varılıyor. İyi tarım uygulamaların da şimdiye kadar böyle bir durumla karşılaşılmadı” diye konuştu.

    Didim Ziraat Odası Başkanı Bahattin Gökdemir de, iyi tarım uygulamaları yaygınlaştırılması ve kontrolü projesi kapsamında ilçede kontrollü zeytin üretimi yapanların sayısının 294’e ulaştığını kaydetti.

  • İngilizce Dil Eğitimine Gençlerin İlgisi Artıyor

    Türkiye’nin en önemli kültür turizm merkezlerinden biri olan Kapadokya bölgesinde, her yaş grubundan kişilerin sayısının artırılmasına dönük çalışmalara imza atan Nevşehir Belediyesi, Kapadokya Eğitim Merkezi (KAPEM) kanalıyla açtığı İngilizce dil eğitimi ile bu alanda etkinliğini sürdürüyor.

    KAPEM’in Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’ndeki Adnan Menderes Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin üst katında bulunan eğitim alanında, düzenlenen çeşitli eğitici kurslar ile 18 ve üst yaş grubundaki kişilerin çeşitli branşlarda açılan eğitici kursları ile bilgi ve becerilerinin gelişimi sağlanıyor.

    2005 yılından beri KAPEM bünyesinde açılan eğitici kurslarda önemli oranda bir katılımın gerçekleştiği İngilizce dil eğitimine özellikle gençler büyük ilgi gösteriyor.

    32. eğitim döneminin devam ettiği KAPEM’de düzenlenen İngilizce Dil eğitimi, İngilizce Öğretmeni İbrahim Akın tarafından veriliyor.

    4 ay süre ile devam edecek İngilizce dil eğitiminin sona ermesiyle birlikte düzenlenecek sınavda başarı gösteren kursiyerlere başarı sertifikası verilecek.

  • Altın Artıyor, Vatandaş Bozduruyor

    Ordu Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkanı Adnan Hayati Keskin, altının son zamanların en yüksek fiyatlarına ulaştığını, elinde altın olan birçok vatandaşında bu durumu fırsat bilerek altınını bozdurduğunu söyledi.

    Türkiye’de altın fiyatlarında yaşanan artış, elinde altın bulunan vatandaşın yüzünü güldürdü. Elinde belli miktarda altın bulunan vatandaşlar fiyatların yükseldiği bu dönemde kara geçmek için kuyumculara gelerek altınlarını bozdurmaya başladı. Altın fiyatlarındaki artışı ve vatandaşın fiyatlara olan ilgisini değerlendiren Ordu Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkanı Adnan Hayati Keskin, 2016 yılının başında bu yana altında 15-17 TL arasında artış yaşandığını, vatandaşın da bu durumu fırsat bilerek altınını bozdurduğunu belirtti.

    “VATANDAŞLARIMIZ ALTININA BOZDURUYOR”

    Altınını TL bazında rekor kırdığını ve vatandaşın bu durumu iyi değerlendirdiğini ifade eden Keskin, “Altın yılbaşından itibaren TL bazında son 3 yılın rekorunu kırıyor ve her gün farklı fiyatlar oluşuyor. Yılbaşında bu güne altın fiyatları her gün üst üste yeni bir rekor denemesi yapıyor. İnsanlarımızda bunu çok iyi değerlendiriyor. Altında son 3 ayda 15 ile 17 TL arasında artış yaşandı. Vatandaşımızın bir çoğu altının çok yükseldiğini düşünerek satışa geçti. Bu da insanlarımızın ekonomiyi çok yakinen takip etmesinden kaynaklanıyor. İnşallah fındığımız da para eder ve ekonomimiz daha da güçlenir. Ama şu anda elinde altını olan vatandaşlarımız altınını değerlendirmek için altınını bozduruyor” dedi.

    “EN ÇOK CUMHURİYET VE ÇEYREK BOZDURULUYOR”

    Altının bugünkü satış fiyatlarına değinen ve vatandaşın en çok bozdurduğu altın türlerine açıklık getiren Keskin, “Bugün itibari ile 22 ayar altının satış fiyatı 117 TL, kulpsuz çeyrek altın 204, kulplu çeyrek altın 198 TL, Cumhuriyet altını ise 816 TL’den satılıyor. Vatandaşlarımız fiyatların arttığı bu dönemde en çok çeyrek ve cumhuriyet altınını bozduruyor. Bizde esnaf olarak zaman zaman devrettiğimiz için bazen aldığımızdan düşük satıyoruz, bazen de aldığımızdan 100-200 TL fazlasına satıyoruz. Sonuç olarak esnaf adına kar-zarar yazmasa bile vatandaş bunun karını elde ediyor” diye konuştu.

  • Türkiye’de Orman Varlığı Artıyor

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, dünyada orman varlığı azalırken, Türkiye’de orman varlığının hem alan hem de odun serveti olarak son on iki yılda 1,5 milyon hektar alan arttığını söyledi.

    2016 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı altıncı tur görüşmelerinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsü’nün bütçeleri Genel Kurulda oylanarak kabul edildi.

    Bütçe görüşmelerinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı hizmetlerine yönelik Genel Kurul’da bilgi veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’nin ağaçlandırmada rekorlara imza attığını belirterek, “Dünyada orman varlığı pek çok ülkede azalırken, Türkiye’de orman varlığı, hem alan hem de odun serveti olarak artıyor. Son on iki yılda 1,5 milyon hektar alan arttı, yani 15 milyon dekar, odun serveti de biz aldığımızda 1 milyar 200 milyon iken, şu anda 1 milyar 600 milyon metreküpe yükseldi. Gerçekten bu gurur duyulacak bir hadisedir” dedi.

    “GEÇEN SENE 333 MİLYON ADET FİDAN ÜRETTİK”

    Hem odun servetinin arttığını hem de sanayinin odun ihtiyacının karşılandığını kaydeden Bakan Eroğlu, “Sanayimizin 20 milyon metreküp odun ihtiyacını da karşılamışız” açıklamasında bulundu. Fidan üretimine ilişkin de bilgi veren Bakan Eroğlu, “Geçen sene 333 milyon adet fidanı ürettik, hatta bir kısmını biz kendimiz diktik, bir kısmını da bütün kamu kurum ve kuruluşlarına, bütün belediyelere, hatta okullara, sivil toplum kuruluşlarına dağıtıyoruz, Türkiye’yi yeşillendiriyoruz. Belki bazı arkadaşlar takdir etmeyebilir ama bakın, OECD Genel Sekreteri Angel Gurria bundan dört yıl önce geldiği zaman aynen şunu söyledi, ‘Türkiye ağaçlandırma ve erozyon kontrolünde dünya lideridir’ dedi” şeklinde konuştu.

    Konuşmasında bir müjde de veren Bakan Eroğlu, “2019 yılı sonuna kadar bin 71 gölet ve sulama tesisini bitirme sözünü veriyoruz; buradan milletime söz veriyorum” dedi.

    “İÇİNDEN OTOMOBİL GEÇEN DEV İSALE HATLARINI BİZ YAPTIK”

    Bütün şehirlerin su ihtiyacının karşılandığının altını çizen Bakan Eroğlu, “Şu anda 41 milyon vatandaşa ilave su vermenin mutluluğu içindeyiz. 25 milyon da inşa halinde. İçinden otomobil geçen dev isale hatlarını biz yaptık. Van’da Şamran kaynaklarından bir buçuk yılda 48 kilometre mesafeden suyu getirdik. İzmir’de Gördes Barajı’nda 115 kilometre, tüneli de var, 2 metre çapında dev isale hattı. Mersin’e, Sinop’a… Erfelek Barajı’nı yaparak oradan Erfelek, Veysel köy ve Sinop’a suyu getirdik. Kıbrıs, o bizim için çocuk oyuncağı. Allah’a şükürler olsun ki dünyada ilk defa deniz içinden su götürdük, bu şeref bize ait, bunun mimarı da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Başka ülkeler su istemeye başladı. Şu anda Afrika’ya 1 milyon 700 bin kişiye su götürmenin şerefi bizde. Sulamalarda destan yazdık. Yaklaşık 6,5 milyon hektar, 65 milyon dekarlık alanı sulamaya açmanın gururu bizde, 2019 yılının sonuna kadar 85 milyon dekarlık alanı ki, Türkiye’de fizibil olan, ekonomik sulanabilir alanın tamamını sulayacağız, bunun sözünü verdik. Bütün içme suyu problemi halloldu GAP’ın. Sulamada şu anda 1 milyon 58 bin hektarın 500 bin hektarını bitirdik ama 2019 yılına kadar ana kanallar bitecek” ifadelerini kullandı.