Etiket: Artıyor

  • Mardin’deki terör saldırısında kayıp artıyor

    Mardin’de bir askerin şehit olduğu bomba yüklü araçla yapılan terör saldırısında ağır yaralanan bir kadın hayatını kaybetti. Yaralı 12 kişinin tedavisi sürüyor.

    Mardin-Diyarbakır karayolu üzerinde bulunan merkez Artuklu ilçesi Sultan Şeyhmus Beldesi Cevizli Köyü Jandarma Karakolu’na teröristlerin önce bomba yüklü araç patlatıp, ardından da uzun namlulu silahlarla yaptıkları saldırıda 1 asker şehit olmuş, 9’u asker, 4’ü sivil 13 kişi yaralanmıştı. Yaralılardan durumu ağır olan bir kadın, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, hayatını kaybetti.

    Diğer yaralıların tedavisi sürüyor.

  • Aliağa’da konut İhtiyacı her geçen gün artıyor

    İzmir’in Aliağa ilçesi sanayisiyle dikkat çekerken, ticaretiyle de yatırımcıların gözdesi haline geldi. İlçede kısa süre içinde dev yatırımlarla birlikte artan nüfus, konut ihtiyacını da maksimum seviyeye çıkardı.

    Aliağa Ticaret Odası (ATO) Başkanı Adnan Saka, ilçede konut sıkıntısının yaşandığını belirterek bunların nedenlerini ve çözümlerini anlattı. Saka, sıkıntının, arsa fiyatlarının yüksek oluşu, konut üretiminin azlığı ve imara açılan bölgelerdeki altyapının yeterli olmayışından kaynaklandığını savundu.

    Yeni yerleşim yerleri planlanmalı

    Aliağa’nın dev yatırımlarla göç alarak nüfusun hızla yoğunlaşmasına neden olduğunu, buna paralel olarak da konut projelerinin nüfus artış hızına cevap veremediğini vurgulayan Saka, “Konut sıkıntısı Aliağa’nın kanayan bir yarası durumunda. Bunun başlıca sebeplerinden biri de arsa sıkıntısının olması. Altyapısı hazır arsa fiyatlarının yüksek oluşu yer sahiplerinin müteahhitlere yüksek oranlarda kat karşılığı yapmasına sebep oluyor. Bu da daire fiyatlarını yükseltiyor. Bu noktada imara açık altyapısı hazır olan arsaların çoğalması gerekiyor. Özellikle kent merkezinin dışında düşük ve orta gelirli çalışanların ucuz konut sahibi olabileceği; altyapısıyla ve diğer sosyal olanaklarıyla hazır yeni yerleşim yerleri planlanmalıdır” dedi.

    Sanayinin çevresine uydu kent yapılmalı

    İstanbul-İzmir otoyolunun yapımının devam etmesi, Star Rafinerisi, APM Terminalleri firmasının işleteceği Petkim Limanı ve Çandarlı Liman projelerin, yatırımcıları bu bölgeye çektiğini ifade eden Saka, “Kent nüfusu TÜİK’in 2016 verilerine göre 87 bin 366 rakamına ulaştı. Yeni yatırımlar ile birlikte bu sayı daha da artacak. Bunun yanı sıra Aliağa Organize Sanayi Bölgesi tam kapasiteyle çalıştığında kentte işçi yoğunluğu artacak. Bu yoğunluğun kenti olumsuz etkilememesi için organize sanayi bölgesi çevresinde işçilerin rahatlıkla ulaşabileceği uydu kent projesi gerçekleştirilmeli. Böyle bir proje hem şehir içindeki kira ve ev fiyatlarını dengeleyecek hem de kentin trafiğini, ticaretini, sosyal yaşam alanlarının da çoğalmasını sağlayacaktır.”

  • Pamukta Talep Artıyor, Üretim Düşüyor

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, tekstil sanayisinin gelişmesine, pamuk ihtiyacının her geçen gün artmasına rağmen Türk çiftçisinin pamuğu terk etmesini ekonomik olarak açıklamanın mümkün olmadığını söyledi.

    Doğru, 90’lı yılların başına kadar, 1,2 milyon ton pamuk ihtiyacı bulunan Türkiye’nin yalnızca 300 bin ton ithalat yaptığını, geri kalan 900 bin ton pamuğun Türk çiftçisi tarafından üretildiğini belirtti. Bugüne gelindiğinde ise Türkiye’nin lif pamuk ihtiyacının 1,8 milyona çıkmasına rağmen üretimin 550-600 bin ton civarında olduğunu ifade eden Doğru, “Maalesef çiftçimiz pamuk ekimini terk ettiği için ihtiyacımız olan 1,2 milyon ton pamuğu ithal eder hale geldik” dedi.

    “ÇİFTÇİ KÜSTÜRÜLDÜ”

    Pamuğa olan talebin artmasına rağmen, çiftçinin pamuk ekiminden vazgeçmesini anlamanın mümkün olmadığını belirten Mutlu Doğru, “Bunu ekonomik olarak açıklamak mümkün değil. Çiftçimiz küstürüldüğü için pamuğu terk etti ve Çukurova’da mısır ve narenciyeye yöneldi” diye konuştu.

    Yağlı tohum ve ham yağ ithalatının, Türkiye’nin petrolden sonra en fazla döviz harcadığı ürünler arasında yer aldığını ifade eden Doğru, “Halbuki ham yağ açığımızı pamuğu, soyayı, ayçiçeğini daha fazla ekerek kapatabiliriz” dedi.

    “BİZ TERK ETTİK, YUNAN ÇİFTÇİSİ ZENGİN OLDU”

    Türkiye’nin 90’lı yıllarda Dünya Ticaret Örgütü’nde bir anlaşmaya imza attığını anımsatan Doğru, şunları söyledi:

    “Burada atmış olduğumuz imzadan sonra maalesef sanayi üretimi olarak kabul ettiğimiz lif pamuğa herhangi bir vergi koyarak üreticimizi yurt dışındaki üretimden koruyamadık. Adana’da dekar başına 500-600 kilogram ürün alan Türk pamuk üreticisi üretimden vazgeçerken, dekar başına 300-350 kilogram ürün alan Yunanistan’daki pamuk üreticisi zengin oldu. Neden? Çünkü Türkiye’ye ihraç ettiler.”

    “ÜRETİM MALİYETLERİ ÇOK YÜKSEK”

    Yüksek üretim maliyetlerinin, diğer ülkelerle rekabette Türk çiftçisinin şansını düşürdüğünü vurgulayan Doğru, “Mısırda yüzde 130’a varan vergi olduğu için yurt içindeki üreticimizi koruyabiliyoruz ve mısır ekim alanlarımız buna bağlı olarak gelişiyor. Ancak pamuk tam tersi olarak geriye gitti. Adana’da şu an pamuk tarlası bulmak çok zor. Biz bu durumdan büyük üzüntü duyuyoruz. Pamuk zenginliktir, katma değeri yüksek olan bir bitkidir” dedi.

    “SOYADA DA DURUM AYNI”

    Pamuğun yanı sıra soya üretiminde de durumun pamuktan farklı olmadığına dikkati çeken Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Yıllık tüketimimizin yaklaşık yüzde 92’sini maalesef ithalat yoluyla karşılıyoruz. Sadece yüzde 8’ini Türk çiftçisi üretebiliyor” ifadelerini kullandı.

    Pamuk ve soya üretiminin artırılması için neler yapılması gerektiğini de anlatan Doğru, şöyle devam etti:

    “Soyada, pamukta yeterince destek mi yok? Hayır. Hatta hükümetimiz son yıllarda yağlı tohumlara üretimi artırmak için oldukça iyi destekler verdi. 2016 yılı tarımsal destekleri de yeni açıklandı. Pamuk, soya, ayçiçeği gibi yağlı tohumların destek miktarı yüzde 15-20 arası artırıldı. Ancak destekler biraz geç açıklandı. Açıklama yapıldığında Adana’da ürün ekim deseni belli olmuştu. Ancak Ege Bölgesi’nden aldığımız haberler, Ege’de pamuk üretiminin biraz artacağı yönünde. Bu tabi umut verici bir gelişme. Gelecek sene bu destekler, çiftçi ekim desenini belirlemeden, tohumunu almadan, tarla hazırlığı yapmadan açıklanırsa pamuk ekiminde Çukurova’da da artış olur. Üreticinin daha fazla desteklenmesi durumunda ben inanıyorum ki pamukta da soyada da biz ihtiyacımızı karşılayacak kadar ekim yapabiliriz ve yurt dışına mahkum olmayız.”

    ’EKİM NÖBETİ’NE UYAN ÇİFTÇİYE DESTEK ÖNERİSİ

    Adana Çiftçiler Birliği olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına münavebe yoluyla destekleme teklifi sunduklarına işaret eden Mutlu Doğru, “Çiftçimiz, mısır ektiği tarlaya bir sonraki sene pamuk ekecekse veya soya ektiği tarlaya bir sonraki sene mısır ekecekse, yani farklı ekim nöbeti uygulayacaksa, bu üretime bir miktar daha fiyat farkı ödemesi yapılarak çiftçi teşvik edilmeli. Bu teklifimiz oldukça olumlu karşılandı. Bunun çalışmaları şu anda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından yapılıyor. Bunun da inşallah gelecek sene destekleme kararnamesine eklenmesiyle hem toprağımızı koruyacağız hem de tarlaya devamlı mısır ekmektense, pamuk ekerek ülkenin ihtiyacı olan ürünleri elde edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “YERLİ ÜRÜN ALAN SANAYİCİYE İTHALATTA ÖNCELİK VERİLSİN”

    Pamuk ve soya üretiminin artırılması konusunda bir önerilerinin daha bulunduğunun altını çizen Doğru, yerli ürün pamuğu veya yerli üretim soyayı alan sanayicinin ithalatta öncelik hakkı olması gerektiğini dile getirdi.

    Doğru, “2000’li yılların başında çeltikte, pirinçte üretimimiz çok düşüktü. Çok fazla dışa bağımlıydık. O zaman 1 kilogram yerli çeltik alan sanayicimize 1 kilogram vergisiz çeltik veya pirinç ithal etme hakkı verildi. İnanın o zaman ithalatçıların hepsi yerli çeltiği alabilmek için tarlaya koştu. 2 yıl içerisinde çeltik üretimi oldukça iyi seviyeye çıktı. Tabi bu konuda yerli tohumların, iyi tohumların da katkısı vardır ama bu uygulamanın da çok önemli katkısı oldu. Biz diyoruz ki pamukta ve soyada şu anda kendi kendimize yetmemiz zaten mümkün değil. İthalat bir miktar olacak ama yerli ürün pamuğu veya yerli üretim soyayı alan bir sanayicimizin ithalatta öncelik hakkı olsun. Bakanlığımıza bunun da teklifini yaptık. Bu teklifimiz de uygulanırsa, pamuk ve soya üretimimizi olumlu etkileyecektir.” ifadelerini kaydetti.

  • Turizme Bayram Dopingi: Doluluk Oranları Artıyor

    Ramazan Bayramı tatili süresini 9 güne çıkaran kararın yaklaşık 1 ay önce Bakanlar Kurulu’nda alınması, turizm sektöründe iç pazar hareketliliğini artırdı. Geçen yıllara göre bu yıl bayram hareketliğinin yüzde 35 arttığı, doluluk oranlarının bazı tesislerde yüzde 100’e ulaştığı belirtildi.

    9 gün ilan edilen Ramazan Bayramı tatilinde, Akdeniz ve Ege sahillerindeki oteller indirimlerin de etkisiyle rezervasyon oranlarını yüzde 80’lere çıkardı. Sektör temsilcileri bayram döneminde ağırlıklı 4-7 gün aralığındaki paket satışlarıyla doluluk oranlarının yüzde 80’i bulacağını açıkladı. Artışta yabancı turist açığını kapatmak için yapılan fiyat indirimleri de etkili oldu. Bazı tesislerde indirim oranı yüzde 40-50’leri bulurken tatilin sektöre önemli bir ivme kazandırması bekleniyor. Geçen yıllara göre bu yıl bayram rezervasyonunun yüzde 35 arttığı belirtildi.

    “DOLULUK YÜZDE 60’LARA ULAŞTI”

    Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ali Kızıldağ, bayram tatilinin erken açıklanması ve 9 güne çıkarılmasının sektöre moral olduğunu söyledi.

    Şu anki rezervasyonların moral olduğunu belirten Kızıldağ, “Gün itibariyle tesislerin doluluk oranları yüzde 60’ları geçti. Bazı tesislerde yüzde 100’e ulaştı. Hala devam eden rezervasyonlar var. Her gün talep alıyoruz. Ege ve Akdeniz’de ortalama doluluk yüzde 80’lerin üzerine çıkacak. Sıkıntılı bir turizm sezonu yaşıyoruz. 2016 turizm sezonu iyi başlamadı. Turizmcilere moral olan 9 günlük tatil müjdesi biraz erken geldi, güzel bir haberdi” dedi.

    “BAYRAM TATİLİNİ TÜKETİCİ VE ACENTELER İYİ DEĞERLENDİRDİ”

    Tatilcilerin Ramazan Bayramını iyi değerlendirdiğini ifade eden Ali Kızıldağ, “9 günlük tatil müjdesini tüketici ve acenteler iyi değerlendirdi. Bayram paketlerinde satışlar büyük oranda arttı. Turistik bölgelerde doluluk oranı yüzde 80’leri geçmesi bekleniyor. Bayram sektöre bir motivasyon ve güç katacak. Bu yıl otelcilerimiz özveri ile her bütçeye uygun fiyat uygulaması yaptı. Her bütçeye uygun tatil fiyatları çok makul maliyetler. Kıyasladığımızda her bütçeye uygun fiyatlar var. Geçen bayramlara baktığımızda bu yıl yüzde 30-35 artış var. Bu da otelcilerimiz fiyat uygulamalarının yerini bulduğu gösteriyor” diye konuştu.

    BAYRAM EĞLENCELERİ

    POYD Başkanı Ali Kızıldağ, “Bayramda bir çok tesiste farklı eğlence programları yapılıyor. Yerli sanatçılar, yabancı gruplar, farklı şovlar, dans akrobasi gibi farklı eğlence aktiviteleri yapılacak. Oteller dolu dolu bayram programları hazırladı. Özveri ile tatilcilerin mutlu edilmesi için tüm hazırlıkları yaptık” ifadelerini kaydetti.

    ALMANLARIN TÜRKİYE TATİLİ

    Almanya’da yaşayan ve tatilini Antalya’da geçiren Adnan Eker, “Eşim Rus. Eşim ile Avrupa ve dünyada bir çok ülkeyi gezdik. Eşim Türkiye’den başka yere gitmek istemiyor. Ben de Türküm. Türkiye’deki otellerin ürün kalitesi çok iyi. Almanya duyuyoruz oradaki aileler hala karar vermemiş durumda. Euro 2016 Şampiyonasının bitiminin ardından Türkiye’yi tercih edebilirler. Almanlar Türkiye’ye gelirse en iyi ürün kalitesini görürler. Görüştüğümüz gurbetçilerin yine tercihi Türkiye olur. Türkler farklı ülkeler fiyat ve dil nedeniyle gitmeye çekiniyor” dedi.

  • Narenciye Üreticisinin “Rusya” Tedirginliği Artıyor

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası turizm sektörüne sağlanan destek ve kolaylıkların, bir an önce tarım sektörü için de uygulanması çağrısında bulundu.

    Narenciye üreticisinin, 24 Kasım 2015 tarihinde Türk hava sahasını ihlal eden Rusya’ya ait savaş uçağının düşürülmesi sonucu başlayan kriz nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Doğru, “Uçak krizinden sonra en büyük pazarımız olan Rusya, yılbaşından itibaren portakal ve mandalinada alımı durdurdu. Bunun etkisi geçen sene çok fazla hissedilmedi aslında. Alımın durdurulduğu açıklandıktan sonra narenciyede dal fiyatları bir miktar düştü. Dal fiyatlarının düşmesi çiftçiye olumsuz yansıdı ama asıl bu sene sezon başında Rusya kararında değişiklik yapmazsa, narenciye üreticisi çok daha zor durumda kalacak. Kriz aşılmazsa narenciye üreticisini kötü günler bekliyor. Bizler böyle düşünüyoruz ve bunun için de önlem alınmasını istiyoruz” dedi.

    “İHRACATA DESTEK ARTIRILMALI”

    Uçak krizinden etkilenen sektörlerin başında gelen turizm sektörü ile Rusya’da iş yapan işadamlarına haklı olarak bazı kolaylıklar getirildiğini ifade eden Mutlu Doğru, bu desteklerden tarım sektörünün de yararlandırılması için hükümete çağrı yaptı.

    Tarım sektöründe uçak krizinden en fazla narenciye ve domates üreticilerinin etkilendiğini vurgulayan Doğru, “Bu ihracatı bir senede başka ülkeye kaydırmanın imkanı yok. Yeni pazarların aranması uzun vadeli bir iş. Fakat bu sene için yeni pazarlara girilebilmesi açısından ihracatçıya desteğin mutlak suretle artırılması lazım” diye konuştu.

    Yıllardır “ihracat desteği” veya “ihracat primi” adı altında verilen desteğin ton başına 150 dolardan önce 125 dolara, daha sonra 100 ve 90 dolara, geçen yıl da 50 dolara gerilediğini belirten Doğru, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şimdi bu desteği artırmanın ve bunu nakit olarak vermenin tam zamanı. Aksi takdirde narenciye ihracatı durma noktasına gelecek ve bu istihdamı da kötü etkileyecektir. Çiftçinin gelir kaybına sebep olacaktır. Başta Adana, Hatay, Mersin gibi narenciyenin yoğun olarak üretilip ihraç edildiği bölgelerin ekonomisini kötü etkileyecektir.”

    UZAK PAZARLAR İÇİN HAVA TAŞIMACILIĞI

    İhracatın, çiftçinin ürününe değer kattığını dile getiren Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Bugün Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere, Körfez ülkelerine ve Arap ülkelerine yaş sebze-meyve ihracatı yapan çok önemli ihracatçılarımız var. Bizim bir de şöyle farklı bir talebimiz var. Uzak ülkelere ihracat yapmak istiyoruz. Uzakdoğu’ya ihracat yapmak istiyoruz ama mesafe çok uzak olduğu için yaş sebze-meyveyi bu ülkelere ihraç etmekte sorunlar yaşıyoruz. Biliyorsunuz Sayın Başbakanımız, Ulaştırma Bakanlığı döneminde hava taşımacılığını da ön plana çıkarmış bir kişi. Biz uçak kargo ile ürünlerin uzak pazarlara ulaştırılmasını istiyoruz. Adana’da hasat edilmiş bir portakalın işlenerek 24 saat içerisinde Uzakdoğu’ya veya Avrupa’nın ücra köşelerini gönderilmesini istiyoruz. Bu da uçak kargo desteklerinin artırılmasıyla mümkün. Böylelikle hem pazarımız genişleyecek hem de ihracatımız artacaktır” dedi.

    “TEK SORUNUMUZ PAZARLAMA”

    Son derece verimli topraklara sahip Çukurova’nın, yaş meyve-sebze deposu haline gelebilecek potansiyeli bulunduğunun altını çizen Mutlu Doğru, “Yeter ki ihracatın önünü açalım, pazarın önünü açalım. Bizim tek sorunumuz pazarlamayla. Çok şükür çiftçilerimiz dünyayı takip ederek, çok kaliteli ürünler üretiyor. Pazarlama ile ilgili önümüz açılırsa, ihracata destek verilirse hem bu istihdamın artmasına sebep olacak hem de ekonomik olarak ülkeye geri dönüşü çok fazla olacak” ifadelerini kullandı.

    NARENCİYE İSTİHDAM KAYNAĞI

    Narenciye üretiminin, sağladığı istihdam açısından da önemli olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini belirten Doğru, şöyle devam etti:

    “Tarım sektöründe mevsimlik işçiler daha çok yaz aylarında yoğunlaşırlar, Nisan ile Eylül arasında. Narenciyede ise iş Eylül’de başlıyor, Nisan’a kadar devam ediyor. Yani işçinin iş bulamadığı dönemde narenciye iş imkanı sağlıyor. Bu çok önemli. Çünkü vasıfsız işçilere istihdam sağlıyoruz. Bugün Türkiye’de 2,5-3 milyon Suriyeli misafir ediyoruz. Adana’da da Hatay’da da çok fazla var. Narenciye bu insanlar için de bir istihdam kaynağıdır.”

    Başbakan’ın “Üretenin, yatırım yapanın, istihdam sağlayanın ayağına turkuaz halı sereceğiz” sözünü de anımsatan Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, şunları söyledi:

    “Biz Sayın Başbakan’ın bu sözlerinden çok memnun olduk. Bizim hükümetimizden tek istediğimiz var ihracatın önünün açılması. İhracat açıldığı zaman benim sebzemin, meyvemin değeri artıyor. Dal fiyatı artıyor, ihracata yönelik daha kaliteli ürünler üretebiliyorum.”