Etiket: Artışı

  • Dinçer’den Uyarı: “Düzenlemesiz Asgari Ücret Artışı Kayıt Dışını Artırır”

    Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ESOB) Başkanı Talat Dinçer, küçük ve orta boy işletmeler, özellikle de esnaf için bir yasal düzenleme yapılmadan hayata geçirilecek asgari ücret artışının hem işsizliği hem de kayıt dışını artıracağı uyarısında bulundu. Dinçer, “Mersin ESOB olarak bizim önerimiz, esnafın aylık gelirlerinin asgari ücret tutarındaki kısmı vergiden muaf olsun” önerisinde bulundu.

    Mersin ESOB Başkanı Dinçer, AK Parti’nin seçim vaatleri arasında yer alan ve çalışan kesimin sabırsızlıkla beklediği asgari ücretin bin 300 liraya çıkarılması konusunda hem uyardı hem öneride bulundu. Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, asgari ücret artışına karşı olmadıklarını, ancak üzerine binen yükler nedeniyle zor ayakta duran esnaf düşünülmeden yapılacak bir asgari ücret artışının, bir taraftan esnafın sonunu hazırlarken, bir taraftan da işsizlik ve kayıt dışı çalıştırmayı körükleyeceğini söyledi.

    “SİYASİ PARTİLER SEÇİM ÇALIŞMALARINDA ASGARİ ÜCRET YARIŞINA GİRDİLER”

    7 Haziran seçim çalışmaları sırasında başlayan ve 1 Kasım seçim döneminde de devam eden süreçte, siyasi partilerin asgari ücret yarışına girdiklerini belirten Dinçer, bin 300 liradan başlayıp 5 bin liraya kadar çıkan asgari ücret artışı vaatlerinin verildiğini anımsattı. Partilerin, bu vaatleri oy alma uğruna verdiklerini dile getiren Dinçer, asgari ücret artışına karşı olmadıklarını ifade ederek, “Tabii ki asgari ücretin bin 500 lira ya da 2 bin lira olması bizleri de çok mutlu eder. Çünkü çalışan kesimin elinde para oldukça bu paralar bizim ekonominin içerisine geri dönecek, yani alışverişler yine esnaftan, tacirlerimizden yapılacak ve bir sirkülasyon olacak. Ama bir gerçeğimiz daha var ve bu gerçeği gözardı etmememiz gerekiyor. Türkiye’de imalat sektöründeki üretimde gerçekten maliyetler çok yüksek. Şu an Uzakdoğu’dan gelen ürünlerin artmasının tek nedeni, Türkiye’deki girdi maliyetlerinin yüksekliğidir” diye konuştu.

    “ASGARİ ÜCRETİN BİN 300 LİRA OLMASI, İŞVERENİN CEBİNDEN 2 BİN LİRA ÇIKMASI DEMEK. BU ÇOK BÜYÜK BİR ORAN”

    Yerli esnaf, sanatkarlar ile tacirlerin giderleri arasında işçi ücretlerinin önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayan Dinçer, “Küçük işletmeler, yani emek yoğun çalışan esnafımız küçücük sermayesiyle bir şeyler üretmeye çalışıyor. Ayrıca bunların üstündeki yükler de çok ağır. Esnaf işveren ama aynı zamanda hem kendi sosyal güvenliğini ödüyor hem yanında çalışan işçilerin sosyal güvenliğini ödüyor. Vergilerimiz ise aldı başını gidiyor, hemen hemen her güne bir vergi düşüyor. Bütün bunlar üzerimize bindiğinde biz artık üretim yapamaz duruma geldik. Tabi asgari ücretin bin 300 lira olması demek, işverenin cebinden işçi başına ortalama 2 bin lira para çıkması demek. Bu çok büyük bir oran. Esnaf zaten şu an mevcut sigortalı elemanlarının yükümlülüğünü yerine getiremiyor, çok zorlanıyor. Vergi dairelerine, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bakın, esnaf hep borçlu ve borcunu ödeyemez durumda” ifadelerini kullandı.

    “ASGARİ ÜCRETİN YASAL DÜZENLEME YAPILMADAN ARTIRILMASI KAYIT DIŞINI ARTIRIR”

    Türkiye’deki tüm işletmelerin yaklaşık yüzde 99’unu küçük ve orta boy işletmelerin oluşturduğuna işaret eden Dinçer, şöyle devam etti: “Bu işletmelere herhangi yasal bir düzenleme yapmadan, ‘Ben asgari ücreti bu kadar artırıyorum’ derseniz, bu sefer kayıt dışı artacak. Çünkü insanlar bu yükün altından kalkamayacak, kalkamayınca ya eleman çalıştırmayacak ya da kaçak, kayıt dışı çalıştıracak. Bunu da biz arzu etmiyoruz. Biz, herkesin sosyal güvenlik şemsiyesi altına girmesini istiyoruz ve bunu sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz, esnaf ve sanatkarımızın çalıştırdıkları işçilerin sigortalarını yapmaları için yoğun bir gayret sarf ediyoruz. Biz bu şekilde gayret sarf ederken, birden rakamlar yükseltilip de küçük işletmelere yönelik bir düzenleme yapılmazsa birçoğu eleman çıkaracak veya ‘artık bu yükün altından kalkamıyorum’ diyerek iş yerini kapatacak. Bizim de amacımız, kepenk indirttirmemek, insanları teşvik etmek.”

    “ESNAFIN GELİRLERİNİN ASGARİ ÜCRET TUTARINDAKİ KISMI VERGİDEN MUAF OLSUN”

    Bu noktada, asgari ücret düzenlemesi yapılırken küçük esnaf ayağının unutulmamasını isteyen Başkan Dinçer, bu konudaki önerilerini şöyle anlattı: “Mersin ESOB olarak bizim önerimiz, esnafın aylık gelirlerinin asgari ücret tutarındaki kısmı vergiden muaf olsun. Ona bir nefes aldıralım. Küçük işletme ne kadar işçi çalıştırıyorsa o kadar geliri vergiden muaf olsun. Bu, istihdamı da artırır. Bu ülkeye bir kayıp değil, kazançtır. Vergiden muaf olacağı için esnaf yanında ikinci, üçüncü işçiyi de çalıştırmak isteyecektir. Ayrıca, basit usul vergi dışı olsun ama eleman çalıştırma şartı konsun. Bu insanlar beden gücüyle emek yoğun çalışan tamircilerimiz zaten. Bakanlığın Türkiye genelinde topladığı tüm vergi gelirlerinin içinde basit usul yüzde 1 bile değil. Bu yüzde 1’den vazgeçebilirsiniz ama bunun yanında istihdamı artırırsınız. Bunlara, ‘Biz sizden vergi almıyoruz ama yanında bir eleman çalıştırmak kaydıyla’ dersiniz. Bu nedenle, asgari ücret artırılacaksa bu düzenlemenin bir ayağının boş olmaması gerekiyor. Bu sac ayağının hepsi düşünülerek bir düzenleme yapılması gerekiyor.”

    Bu öneriyi hem Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’na hem de Mersin Milletvekili ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Eski Bakanı Lütfi Elvan’a seçim çalışmaları döneminde ilettiklerini aktaran Dinçer, “Eğer bu önerimizi değerlendirirlerse emin olun iş dünyasının bu konuda herhangi bir serzenişi olmaz, itirazlarımız olmaz. Özellikle küçük işletmelerin gözardı edilmemesi lazım. Türkiye’de ve özellikle Mersin’de işsizlik oranı zaten çok yüksek. İstihdam küçük işletmelerle çözülür. Sadece Mersin’de küçük işletmelerde 250 bin kişi çalışıyor. İşsizliği önlemek için küçük işletmeleri ayakta tutmak lazım. Bunun da yolu, küçük ve orta boy işletmelerin gelirlerinin asgari ücret tutarındaki kısmına vergi muafiyeti getirilmesidir” dedi.

  • Diyabet Artışı Korkutuyor

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, 2013 verilerine göre dünyadaki diyabetli hasta sayısının 382 milyon olduğunu belirterek, “Bu sayının 2035 yılında yüzde 55 oranında artarak 592 milyona ulaşacağı öngörülmektedir. Ülkemizde 2014 yılı verilerine göre 20-79 yaş arası diyabete bağlı ölümler 59 bin 755’tir” dedi.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemik, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak, diyabet konusunda halkı uyardı. Halk arasında ‘şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabetin, sıklığı ve oluşturduğu sorunlar nedeniyle tüm dünyada önemi gittikçe artan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Kemik, yaşam tarzındaki hızlı değişim ile birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların tümünde özellikle tip 2 diyabet sıklığının hızla yükseldiğine dikkat çekti. Diyabetin oluşum hızını artıran pek çok risk faktörü bulunduğuna işaret eden Kemik, bunlardan birinin şişmanlık olduğunu ifade ederek, bel çevresi ölçümü 102 cm’i aşan erkekler ve 88 cm’i aşan kadınların risk altında olduğunu bildirdi.

    DÜNYADA YAKLAŞIK 400 MİLYON DİYABETLİ HASTA VAR

    2013 yılı itibari ile dünyadaki diyabetli hasta sayısının 382 milyon olduğunu belirten Kemik, “Bu sayının 2035 yılında yüzde 55 oranında artarak 592 milyona ulaşacağı öngörülmektedir. Ülkemizde 2014 yılı verilerine göre 20-79 yaş arası diyabete bağlı ölümler 59 bin 755’tir. Bu sayının artmasında en büyük etkenler şişmanlık, kötü beslenme, hareketsizlik, stres, yüksek tansiyon ve genetik eğilimdir. Hastalığın erken teşhis edilmesi ve tedaviye başlanması önem taşımaktadır. Hastalığı önlemek ve gelişmesini ortadan kaldırmak için sağlıklı beslenmeyi bilmek ve hareketi artırmak gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de de diyabetli hasta sayısının fazla olduğunu, ancak hastalığının farkında olmayan kişi sayısının da oldukça fazla olduğunun altını çizen Dr. Kemik, diyabetin en sık rastlanan belirtilerini de şöyle sıraladı: “Çok fazla su içilmesi ve sürekli içme isteği, iştahın açılması ve fazla yemek yeme, çok sık idrara çıkmak ve geceleri bunun için sık sık uyanmak, ciltte kuruma, sürekli halsizlik ve yorgunluk, çabuk yorulmak, yaraların geç iyileşmesi, bazen bulanık görme.”

    “DİYABET YAŞAM BOYU TEDAVİ GEREKTİRİR”

    Diyabet hastalığının kronik olduğunu ve yaşam boyu tedavi gerektirdiğini kaydeden Kemik, “Diyabet tedavisinde amaç kan şekeri ayarını düzenleyerek, hem kişinin yaşam kalitesini yüksek tutmak hem de uzun dönem komplikasyonların (kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği, göz problemleri, sinir hasarı ve iyileşmeyen yaralar) gelişimini önlemektir. Bu yüzden diyabet tedavisinde 4 temel unsur vardır. Bunlar: eğitim, diyet tedavisi, egzersiz ve ilaçtır” dedi.

    Diyabetten korunmak için beslenme konusunda da uyarılarda bulunan Kemik, ideal vücut ağırlığına ulaşılması ve o kiloda kalınması gerektiğini vurguladı. Azar azar, 3 ana, 3 ara öğün şeklinde sık sık yemek yenilmesi ve öğün atlanmaması gerektiğini de belirten Kemik, diğer önerilerini de şöyle sıraladı: “Öğün araları 2,5-3 saat kadar olmalıdır. Hep aynı saatlerde beslenmeye özen gösterilmelidir. Şeker ve şeker içeren (reçel, çikolata, pasta, meşrubat, tatlı gibi) tüm besinler tüketilmemelidir. Kuru baklagiller, tam tahıllar gibi kompleks karbonhidratlara öncelik verilmelidir. Süt, yoğurt ve peynirlerin yarım yağlı olanları tercih edilmelidir. Kırmızı et yerine balık, hindi, tavuk gibi beyaz et tercih edilmelidir. Ancak beyaz et de olsa aşırıya kaçılmamalıdır. Etlerin görünen yağları, tavuk ve hindinin derisi tüketilmemelidir. Et içeren yemeklere ilave olarak yağ eklenmemelidir. Sebze yemekleri az su ile pişirilmeli, yemeklerin yağlı suları tüketilmemelidir. Kızartma, kavurma işlemleri yerine haşlama, ızgara, buğulama ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Doymuş yağ içeren margarin ve tereyağından uzak durulmalı, doymamış yağ içeren bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir. Sofraya tuzluk getirilmemeli, yemeklerin tadına bakmadan tuz eklenmemelidir. Ayrıca turşu, hazır yiyecekler gibi içerisinde yüksek oranda tuz bulundurulan yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Alkol kullanılmamalıdır.”

    “MUTLAKA EGZERSİZ YAPIN”

    Dr. Kemik, diyete ilave olarak mutlaka egzersiz yapılması gerektiğini de ifade ederek, uygun fizik aktivitenin sağlık problemi olan veya olmayan herkesin sağlığı için iyi olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti: “Şeker hastalarında egzersiz kan şekerinin daha iyi kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Aktivite vücuttaki şekerin daha hızlı tüketilmesini sağlar. Fazla kilolarınızdan kurtulmanıza yardımcı olur. Kendinizi daha iyi hissetmenize neden olur. Diyabet Hastalığının, dikkat edildiği sürece kontrol altına alınabildiğini unutmayalım.”

  • Trafik Sigortası Sektöründe Yüzde 200 Zarar Artışı

    Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) açıkladığı 2015 yılının ilk yarısındaki sonuçlara göre, sigorta sektörü trafik sigortalarında 1 milyar 227 milyon liraya zarar etti. Bir önceki yılın aynı döneminde 405 milyon lira teknik zarar eden sektörün bu yıl ki zararı yüzde 202 artmış oldu. 2015 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre ödenen hasarların yüzde 17 oranında artması, oluşan bu zararın gerekçeleri arasında yer alıyor.

    Trafik sigortalarında 1 Haziran’da başlayan yeni dönem, primlerin genel olarak artmasına sebep oldu. Yapılan düzenleme ile ’eşdeğer parça’ kullanımıyla yapılan onarımlar ve kazalardaki aracın değer kaybından doğan zararlar da sigorta kapsamına alınmış durumda. Sigorta kapsamındaki genişletme ise primlere de yansıdı. 2015 yılında döviz kurunda yaşanan artışın yedek parça maliyetlerini arttırmasıyla trafik sigortası prim fiyatları da yükselişe geçti. Trafik sigortasında gerçekleşen hasarların yüzde 57’sinin bedeni hasarlardan oluşması da trafik sigortası fiyatlarını arttıran bir faktör. Sektörel açıdan bakıldığında, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarında yapılan değişiklikle sigorta şirketlerinin trafik sigortası poliçelerinde zarar etmesinin önüne geçilebilecek. Sigorta şirketleri için zararın önlenmesini sağlayan bu yeni dönem, araç sahiplerinin trafik sigortası maliyetlerinin ortalamada artması anlamına geliyor.

    2015 yılında kaza sayısı yüksek olan araç sahiplerinin trafik sigortası fiyatları ortalama yüzde 47 oranında artmış bulunuyor. Üç yıl ve üzeri hasarsızlığı bulunan araçlarda prim artışı ortalama yüzde 3 oranında arttı. Zorunlu trafik sigortasındaki düzenlemeler poliçe fiyatlarında da ciddi farklılıklar oluşmasına sebebiyet veriyor. Online sigorta brokeri Koalay.com’un Genel Müdürü Meltem Yiğit, araç sahiplerinin farklı sigorta şirketlerinden alacakları alternatif teklifleri değerlendirerek uygun fiyatlı zorunlu trafik sigortası yaptırabileceklerine dikkat çekti. Koalay.com web sitesine giren araç sahipleri 5 kolay soruya cevap verip ihtiyaçlarına en uygun poliçeyi bulabiliyorlar” diyen Meltem Yiğit, “Satın almak istedikleri poliçeyi seçip güvenli ortamda kredi kartı bilgilerini girdikten sonra araçları için en uygun trafik sigortasına sahip olabiliyorlar” diye konuştu.