Etiket: artış

  • Ordu’da Su Ürünlerinde Büyük Artış

    Ordu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kemal Yılmaz, iç su ve denizlerde su ürünleri alanında 7 tanesi deniz sahasında ağ kafeslerde toplam 30 adet üretim tesisi bulunan Ordu’da 5 bin tonun üzerinde su ürünleri üretimi gerçekleştirilmesinin planlandığını söyledi.

    2014 yılında iç su ve denizlerimizde toplam bin ton balık üretiminin gerçekleştirildiğini, bu üretimin 2015 yılında yüzde 260 artış oranıyla 2 bin 600 tona çıktığını belirten Ordu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kemal Yılmaz, bu üretim artışının su ürünleri desteklemelerinde de kendini gösterdiğini belirtti. Yılmaz, “2014 yılında İl Müdürlüğümüze başvuruda bulunan su ürünleri üreticilerine ürettikleri ürünleri için yaklaşık 865 bin TL ödendi. 2015 yılında ise başvuruda bulunan üreticilere yaklaşık 1.5 milyon TL destekleme yapılacak olup alınan destekleme başvuruları Bakanlığımıza gönderilmiştir” dedi.

    4 İLÇEDE YENİ ÜRETİM ALANI

    Kültür balıkçılığının yapılmasına uygun olan deniz alanlarının etkin kullanılması ve üretim alanların artırılması çalışmaları kapsamında 2015 yılında DOKA’ya sundukları projenin kabul edildiğini de kaydeden Yılmaz, “DOKA tarafından desteklenen projemiz ile deniz sahasında yapılan çalışmalar sonucu Perşembe, Ünye, Altınordu ve Gülyalı ilçemizde 6 adet uygun yer tespit edilmiştir. Bu yerlerden bir tanesi midye yetiştiriciliği için ayrılmış olup, diğer yerlerde ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği yapılması planlanmıştır” açıklamasında bulundu.

    HEDEF 5 BİN TON

    Yılmaz ayrıca Topçam Baraj Gölü’nde 3 yer, Umut-1 HES baraj sahasında ise 2 yer tespiti yapılarak bakanlıktan gerekli ön izinlerin alındığını da kaydederek, “Söz konusu deniz ve baraj sahalarının üretime kazandırılması ile birlikte ilimizdeki üretim kapasitesinin önümüzdeki yıllarda 5 bin tonun üzerine çıkarılmasını hedeflemekteyiz” diye konuştu.

  • Muş’ta Okullaşma Oranında Artış

    Muş İl Milli Eğitim Müdürü Cevdet Arslan, 2015-2016 eğitim öğretim yılı yaş gruplarına göre okullaşma oranında artış yaşandığını söyledi.

    2015-2016 eğitim öğretim dönemi okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarını kapsayan örgün eğitim istatistiklerine göre Muş’ta yaş gruplarına göre okullaşma oranları eğitimin tüm kademelerinde artış gösterildi. Konu ile ilgili bir açıklama yapan İl Milli Eğitim Müdürü Cevdet Arslan, projelerin ciddi anlamda katkı sunduğunu söyledi. Yaşanan okullaşma oranının en fazla okulöncesinde olduğunu ifade eden Arslan, “Çocukların okula kazandırılması kapsamında yapılan proje ve çalışmalar sonucunda kız ve erkek çocukların okullaşma oranında gözle görülür bir artış söz konusudur. Eğitimin tüm kademelerinde yaşanan artış, okulöncesinde daha yüksektir. Özellikle okulöncesi eğitim süresince çocuklar ilköğretime hazırlanırken; paylaşmayı, dayanışmayı, sosyalleşmeyi ve birlikte çalışmayı öğrenirler. Okulöncesi eğitimin amacı çocuklarda öğrenmeye ilgi uyandırmak ve çocuğun var olan yeteneklerini görünür kılmaktır. Bilindiği gibi 3 ile 6 yaş arası çocukta pek çok gelişimsel değişmenin yaşandığı yıllardır. Normal gelişim gösteren bir çocuk, 6 yaş civarında pek çok motor becerileri kazanmış, çeşitli fiziksel becerilerini kullanmaya başlamıştır. Bilişsel gelişim açısından ise, fiziksel ve sosyal çevresi ile ilgili yoğun bir bilgi birikimi oluşturmaya ve çevresinde gelişen olayları anlamaya başlamıştır. Buna karşın, okulöncesi yılları çocuğun soyut düşünme yetisinin henüz tam şekillenmediği ve bu nedenle yapılan tüm etkinliklerin somut bir biçimde çocuğun yaparak ve deneyerek öğrenmeyi gerçekleştirdiği yıllardır. Düşünüldüğünde, okulöncesi yılları çocuğun arkadaşları ve öğretmeni ile birebir olarak kuracağı iletişime dayalı konuşma ve dinleme becerilerini geliştirici etkinliklerin ağır bastığı bir üst öğretime hazırlandığı yıllardır” dedi.

    Amaçlarının hiçbir çocuğun okul dışında kalmaması olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Müdürü Arslan, “İlimizde okullaşma oranlarının artışında büyük destek sağlayan Sayın Valimiz Seddar Yavuz’a, okul ortamının iyileştirilmesinde ve her konuda desteğini esirgemeyen Milletvekilimiz Sayın Mehmet Emin Şimşek’e, paydaşlarımıza, mesai arkadaşlarıma, okul idarecilerimize, özellikle öğretmenlerimize ve velilerimize teşekkür ederim” şeklinde konuştu.

  • Kocaseyit Havaalanı’nda Uçak Sayısında Yüzde 289 Artış

    Havayolu taşımacılığı her geçen gün daha çok ilgi görürken, Balıkesir’in Edremit ilçesinde bulunan Koca Seyit Havalimanı, yolcu ve uçak sayısındaki artış ile dikkatleri çekiyor. 2015’in ilk iki ayında 459 uçağın geldiği havalimanına 2016’nın ilk iki ayında yüzde 289’luk artış ile bin 770 uçak geldi.

    Kuzey Ege’nin önemli ulaşım noktalarından birisi olan Koca Seyit Havalimanı büyümeye devam ediyor. Yolcu ve uçak sayısındaki artış ile dikkatleri çeken havalimanında 2015’in ilk iki ayında 20 bin 275 yolcuya hizmet verilirken, bu rakam 2016’nın ilk iki ayında iç hatlarda 30 bin 256, dış hatlarda bin 289 ve toplam 31 bin 545 kişiye ulaştı. 2015 yılının ilk iki ayında 267 ticari uçuşun gerçekleştiği Koca Seyit Havalimanı’nda 322 iç hat, 11 dış hat olmak üzere 333 ticari uçuş gerçekleştirildi. Hava limanında yüzde olarak en büyük artış ise havalimanını kullanan uçak sayısında oldu.

    Havalimanında uçuş eğitimlerine başlanmasının ardından ticari uçakların yanı sıra özel ve eğitim uçakları da havalimanını kullanmaya başladı. 2015 yılında 459 uçak ocak ve şubat aylarında havalimanını kullanırken, bu rakam bu yıl yüzde 289’luk bir artış ile bin 770’e yükseldi.

  • Cep Telefonu Artışı Oranı Ülke Nüfusu Artış Oranını Geçti

    TÜKODER Eskişehir Şube Başkanı Sülahi Özalp, artan cep telefonu satışları ile ilgili açıklama yaptı.

    Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Eskişehir Şube Başkanı Sülahi Özalp, cep telefonu satış oranının nüfus artış oranından fazla olduğunu ifade ederek, yıllara göre artışı ile ilgili istatistiki bilgiler verdi. “TUİK raporlarına göre ülke nüfusu 2015 yılında 78 milyon 741 bin 53 kişi olarak açıklandı. 2014 yılına göre nüfusumuz bir milyon 45 bin artmıştır. Ülke nüfusuna göre artış yapan elektronik cihazlar alışverişlerin başında ise cep telefonu gelmektedir” diyen Özalp, 1990’lı yıllarda hayatımıza giren kayıtlı cep telefonları artışının ülke nüfusuna yaklaştığını vurguladı.

    Özalp, 2015 yılında kayıtlı cep telefonu sayısının 73 milyon 235 bin 783 rakamına ulaştığını da ifade ederek, 2014 yılına göre bir yıl içinde bir milyon 347 bin 367 cep telefonunun daha hayatımıza girdiğine dikkat çekerek, “2014 yılında ülke nüfusu 77 milyon 695 bin 904 olurken, 2015 yılında nüfusumuz 78 milyon 741 bin 53 kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Buna göre 2014- 2015 yıllarında nüfus artışı, bir milyon 45 bin 149 kişi artarken, cep telefonlarındaki satışın bir milyon 347 bin 367 olarak gerçekleşmesi, ülke nüfus artışından önde gittiğini göstermektedir” dedi.

  • Kanser Sıklığı Yıllık 1-2 Oranında Artış Gösteriyor

    Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Züleyha Çalıkuşu, “Erken tanı ve tedavideki gelişmeler sayesinde kanser artık tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer alabilirken, tedavisi mümkün olmayan kanser türlerinde veya ileri evre kanserlerde artık hastalığın uzun süreli kontrolü sağlanabilmektedir” dedi.

    Kanserin belirli bir doku veya organdaki hasarlı hücrelerin kontrolsüz bir biçimde üreyerek bir kitle veya tümör oluşturması olduğunu kaydeden Doç. Dr. Çalıkuşu, dünya genelindeki ölüm nedenlerine bakıldığında kanserin ikinci sırada yer aldığını belirtti. Özellikle akciğer, mide, karaciğer, kolon ve meme kanserlerinin her geçen yıl diğer kanser tiplerine göre daha fazla ölüme neden olduğunu söyleyen Doç. Dr. Çalıkuşu, son yıllarda kanser teşhis ve tedavisinde önemli gelişmeler olduğunun altını çizdi. Çalıkuşu, kötü şartlarda hazırlanmış veya üretilmiş besinlerin kontrol altına alınması, alkol ve sigaradan uzak durulması, stresten uzak fiziksel açıdan aktif bir yaşam sürülmesi, sağlıklı, dengeli ve düzenli beslenme (özellikle Akdeniz diyeti denilen taze sebze-meyve ve kabuklu tahıllardan oluşan örneğin kepekli ekmek gibi gıdalar) kanser vakalarının görülme sıklığını azaltması mümkündür. Dolayısıyla sağlıklı yaşam davranışları, çevresel risk faktörlerinin en aza indirilmesi ile kanser vakaları 1/3 oranında azaltılabilir. Bunların yanında düzenli kanser tarama programları ve erken teşhis ile kanser vakalarından kaynaklanan ölüm oranları ciddi şekilde azaltılabilir. Yine toplumsal bilinçle hava ve çevre kirliliği önlenir, zehirli atıkların önüne geçilmesi sağlanırsa kanser vakalarının görülme oranında ciddi bir düşüş olabilecektir” diye konuştu.

    Doç. Dr. Çalıkuşu, son yıllarda kanser vakalarında meydana gelen artışın kullanılan deterjanlar, sigara, hormonlu besinler gibi faktörler nedeniyle arttığına dikkat çekti.

    Kanser sıklığının dünya genelindeki hemen her ülkede yıllık yüzde 1-2 oranında bir artış gösterdiğini kaydeden Çalıkuşu, “Erken tanı ve tedavideki gelişmeler sayesinde kanserin artık tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer alabilirken, tedavisi mümkün olmayan kanser türlerinde veya ileri evre kanserlerde ise artık hastalığın uzun süreli kontrolü sağlanabilmektedir” dedi.

    “AKILLI İLAÇ ÜZERİNDE ÇALIŞMA DEVAM EDİYOR”

    Çalıkuşu, hem hastaların yaşam süresini uzatmak, hem de onları klasik kemoterapinin ağır yan etkilerinden korumak için arayışlarını sürdüren bilim insanlarının, hedefe yönelik tedavi, bir başka deyişle “akıllı ilaç” üzerinde çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Hedefe yönelik tedavi; kanser hücresinin yaşaması, büyümesi veya yayılmasında kritik öneme sahip gen veya proteini durdurmak üzere düzenlendiğini anlatan Çalıkuşu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu tedavinin uygulandığı hastalarda çoğunda saç dökülmüyor, bulantı-kusma olmuyor. Tedavideki başarı oranını yüzde 15’e kadar artıran hedefe yönelik ilaçlar; meme kanseri, bağırsak kanseri, akciğer kanseri ve renal hücreli (böbrek) kanserler başta olmak üzere pek çok kanser türünde başarıyla uygulanıyor. Hedefe yönelik tedaviyle yaşam süresi uzarken, yaşam kalitesinde de artış sağlanıyor”

    Doç. Dr. Çalıkuşu, onkolojik tedavilerde son birkaç yılda ön plana çıkan immünoterapi tedavisinde amacın hastanın kendi savunma sistemlerinin yeniden aktive olmasını, dolayısıyla hastalıkla mücadele etmesini sağlamak olduğunu söyledi.

    Kişiselleştirilmiş tedaviden de bahseden Doç. Dr. Çalıkuşu, “Bu tedavinin etkinliği yüksek ve yan etkileri daha az. Aynı kanser türlerinde bile moleküler düzeyde farklılık olabiliyor ve tedavilerde farklı yanıt elde edilebiliyor. Bu yöntemle kişinin ve tümörün genetik özellikleri belirlenerek o hastalık için en uygun ilacın seçimi yapılabiliyor” dedi.