Etiket: artış

  • “Devletin vergi gelirlerinde beklenen artış olmayacak”

    Mali Müşavir Mustafa Belir, “Kurumlar Vergisi oranı yüzde 22’ye çıktı ancak diğer indirimler ve istisnalar ile birlikte değerlendirildiğinde, devletin toplam vergi gelirlerindeki artışa etkisi beklenenin altında olacak” dedi.

    Eylül ayında TBMM’ye sunulan 7061 sayılı “Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (Torba Yasa) 5 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Birçok konuyu kapsayan kanunda en dikkat çeken değişiklik Kurumlar Vergisi’ne ilişkin düzenlemede oldu. Kanuna göre, Kurumlar Vergisi’ndeki artış tüm Kurumlar Vergisi mükelleflerini ilgilendirecek şekilde düzenlendi. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanun’un 32. maddesi değiştirilip geçici 10. madde eklenerek yüzde 20 olan Kurumlar Vergisi oranı yüzde 22’ye çıkarıldı.

    “Toplam vergi gelirlerindeki artışa etkisi beklentinin altında olacak”

    Mali Müşavir Mustafa Belir, yılın 8 aylık döneminde 39 milyar 300 milyon liralık gelir elden Maliye Bakanlığı’nın bu yıla ilişkin açıklanan bütçe öngörülerine göre 2017 yılında kurumlar vergisinden toplam 46 milyar 200 milyon lira gelir beklediğini söyledi. Türkiye’de dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV, BSMV) payının toplam vergi gelirleri içinde daha yüksek bir orana sahip olduğunu belirten tecrübeli Belir, “Vergi oranının tüm kurumlar için yüzde 22’ye çıkarılmasıyla, bu yılın rakamlarıyla gelecek yıl en az 5 milyar lira ilave vergi alınması söz konusu olacağı düşünülüyor. Kurumlar Vergisi oranında yüzde 2’lik bir artış, diğer indirimler ve istisnalar ile birlikte değerlendirildiğinde, toplam vergi gelirlerindeki artışa etkisi beklenenin altında olacak” ifadelerini kullandı.

    “Ek vergi yükü kapıda”

    Şirketleri yeni dönemde ek bir vergi yükü beklediğini belirten Mustafa Belir, sözlerine şöyle devam etti: “Düzenleme ile net kazancı 1 milyon lira olan bir şirketin ödeyeceği vergi miktarının 200 bin liradan 220 bin liraya yükseliyor. Torba yasa ile birlikte ayrıca 2017 yılında teşvikli yatırımlara tanınan ayrıcalıkların 2018 yılı içinde uygulanacağı düzenlendi. Ayrıca, Nisan ayında Resmi Gazete’de yayımlanan 6824 sayılı Kanun ile vergisini düzenleyen mükelleflere yüzde 5 oranında, ödenecek vergilerinden mahsup edilmek üzere vergi indirimi getirilmişti. 2017 yılı için vergi konusunda biraz da olsa sevinen mükellefler maalesef yeni düzenlemeyle vergisini düzenli ödeyerek indirimden yararlanmış dahi olsa, ödediği verginin büyüklüğüne göre ek bir vergi yüküne maruz kalacak.”

    “Yapılan düzenleme 2018, 2019 ve 2020 yıllarındaki kazançlara etki edecek”

    Belir, son olarak ise “Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın yasa tasarısı meclise sunulmadan önce yaptığı açıklamalardan hareketle söz konusu artışın yalnızca finans sektörüne yönelik gerçekleşeceği beklenirken tüm Kurumlar Vergisi mükelleflerini ilgilendirecek şekilde gerçekleşti. Bu beklenmeyen bir durumdu. Kurumlar Vergisi Mükellefleri için 2017 yılı kazançlarının vergilendirme dönemi 2018 yılı Nisan ayıdır. Yapılan düzenleme; 2018, 2019 ve 2020 vergilendirme dönemine ait kazançları ilgilendirdiği için 2017 kazançlarına ilişkin vergi hesaplamalarında geçerli olmayacak” ifadelerini kullandı.

  • Müsiad İzmir Başkanı Ülkü, “Yatırımlardaki artış ekonomiye olan güvenin işaretidir”

    Müsiad İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü, 3. çeyrek büyüme rakamlarına ilişkin konuşarak, “Yatırımlardaki artış ekonomiye olan güvenin işaretidir” diye konuştu.

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (Müsiad) İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü, Türkiye İstatistik Kurumu (Tüik) tarafından açıklanan 3. çeyrek büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2017 yılının 3. çeyreğinde gerçekleşen yüzde 11,1 oranındaki GSHY artışının, Türkiye adına oldukça sevindirici bir gelişme olduğu belirten Ülkü, “Bu oran Türkiye’nin G20 ülkeleri arasında yılın 3. çeyreğinde en çok büyüyen ülke olduğunu gösteriyor. Böylece, yılın ilk 9 ayında da ortalama olarak 7,3 puanlık bir gelişme sağlanmış oldu. Çift haneli bu büyüme oranı, ekonominin bütün aktörleri adına, önümüzdeki döneme yönelik motive edici bir gelişme olarak da ilave bir ehemmiyet arz etmektedir” dedi.

    11,1 puanlık gelişmenin dengeli bir büyümeye işaret ettiğini vurgulayan Ülkü, “Bu dönemde yalnızca iç talep değil, aynı zamanda dış talep de büyümeye de ciddi bir şekilde katkı vermiş ve yatırımlardaki artış da ivme kazanmıştır. İç talepteki artış oranı yüzde 11,7 olarak gerçekleşerek önceki çeyrekteki artışın neredeyse 4 katına çıkmış, dış ticaret rakamlarında son dönemde görülen canlanmayla birlikte mal ve hizmet ihracatındaki artış oranı da yüzde 17,2 olmuştur” diye konuştu.

    Yatırımlardaki artışın reel sektörün ekonomiye olan güvenine işaret ettiğini ifaden eden Ülkü, “Yatırımlardaki artışın yalnızca inşaat sektörü yatırımlarından kaynaklanmaması, sanayi sektörü adına büyük önem arz eden makine ve teçhizat yatırımlarının da yüzde 34,0 oranında artış kaydetmesi; Türkiye ekonomisi adına sevindirici bir gelişmedir. Yatırımlardaki artışın sürmesi, reel sektörün ekonomiye olan güveninin sürdüğüne işaret etmesi bakımından da oldukça önemli bir gelişme olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

    Türkiye ekonomisinin önümüzdeki süreçlerde de büyümesine devam edeceğinin altını çizen Ülkü, “Faaliyet kollarında göre GSYH artışına bakıldığında, yine dengeli bir artış olduğunu görüyoruz. Nitekim bu dönemde hizmetler, sanayi, tarım ve inşaat sektörlerinin tamamında artış gerçekleşmiştir. Sanayi sektöründe gözlenen yüzde 14,8’lik genişlemede imalat sanayiinin 15,2 puan artış kaydetmesi etkili olurken; hizmetler sektöründe 20,7 puan, tarım sektöründe 2,8 puan ve inşaat sektöründe 18,7 puan büyüme kaydedilmesi, Türkiye ekonomisinin topyekün bir büyüme kaydettiğini göstermektedir. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde de güçlü büyüme performansını sürdüreceğini ve yılsonunda yüzde 7’nin üzerinde büyüme oranı sağlanacağını tahmin ediyoruz. 2018 yılı böyle bir motivasyonla girdiğimiz ve önde gelen ekonomiler arasından pozitif olarak ayrıştığımız bir yıl olacaktır” dedi.

  • Akdeniz kimyevi maddeler ihracatı Kasım’da artış oranı yüzde 31

    Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Genel Sekreterliği’nin 2017 yılı Kasım ayı ihracat rakamlarına göre, kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 259 milyon dolar ihracatla yine ilk sırada yer aldı.

    AKİB’den yapılan yazılı açıklamada, Kasım ayı sektörel bazda ihracat rakamlarına göre Türkiye kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı, 2016 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 20 oranında artış ile 1,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği bildirildi. Akdeniz kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı ise Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31 artış kaydetti. Kimyevi maddeler ihracatının, AKİB’in toplam ihracatındaki payı yüzde 25, Türkiye kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatındaki payı ise 19 oldu.

    Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (AKMİB) bu dönemde en fazla ihracat yapılan ürün grubu, her dönem olduğu gibi mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler olurken, bu ürün grubunu plastikler ve mamulleri ile anorganik kimyasallar izledi. Bu dönemde AKMİB’in en çok ihracat yaptığı ülkeler ise Mısır, Hollanda, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, KKTC, Malta, Irak, Almanya, Danimarka ve Suriye oldu.

    “Türkiye ihracat artışının üzerine çıktık”

    Kasım dönemi ihracat rakamlarını değerlendiren AKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Ateş, Kasım ayı Türkiye ihracat artışı yüzde 14 oranında gerçekleşirken, Türkiye kimya sektörü olarak yüzde 20,5 ile yine bu artışın üzerine çıktıklarını belirtti. Ateş, ”Türkiye geneli sektör ihracatında geçen ay ile aynı oranda ve yüzde 19 pay sahibi olan AKMİB, 2016 yılı Kasım ayında 198 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, 2017 yılı aynı dönemini yüzde 31 oranında önemli bir artışla 259 milyon dolar ihracat ile kapattı” dedi.

    AKMİB ihracatında yüzde 70 oran ile en büyük paya sahip mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünlerinde Kasım ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30 ihracat artışı olduğunu kaydeden Ateş, “Bu artışta Mısır ve Hollanda’ya yapılan ihracat artışlarının etkisini görüyoruz. Bu ürün grubu dahil ilk sıralarda yer alan 8 alt sektör ürün grubumuzda da yine artış var. Örneğin, Plastikler ve mamullerinde yüzde 17, anorganik kimyasallarda yüzde 38, boya vernik mürekkep ve müstahzarlarında yüzde 28, organik kimyasallarda yüzde 194, gübrelerde yüzde 64 artış söz konusu” ifadelerini kullandı.

    Ateş, plastik ve mamulleri ihracat artışında Almanya, Irak ve Suriye pazarları etkili iken, anorganik kimyasallar alt sektöründe ise Mısır, Fransa ve Hindistan’daki artışların dikkat çektiğini dile getirdi. Ateş, “2017 yılı Kasım ayı AKMİB ihracatında önde gelen pazarlarda Birleşik Arap Emirlikleri dışında yükseliş görüyoruz. İlk sıralarda yer alan Mısır’da yüzde 88, Hollanda’da yüzde 311, Suudi Arabistan’da yüzde 13, KKTC’de yüzde 49 ve Malta’da yüzde 36 oranında artış yakaladık” dedi.

  • Aydın tarım ürünleri ihracatında rekor artış

    AYDIN (İHA) – Aydın Sanayi odası (AYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yunus Şahin, 2017 Ekim ayında Aydın’dan yapılan tarım ürünleri ihracatında rekor artış yaşandığını belirtti.

    Ekim ayı ihracat ve ithalat rakamları hakkında bilgi veren AYSO Başkanı Şahin, “Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ülkemizin ihracatı 2017 yılı Ekim ayında, 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 9 artarak 13 milyar 942 milyon dolar, ithalat yüzde 25 artarak 21 milyar 267 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin Ekim ayında dış ticaret açığı yüzde 73,9 artarak 7 milyar 324 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2016 Ekim ayında yüzde 75,2 iken, 2017 Ekim ayında yüzde 65,6’ya düştü. Ülkemizin son 12 aylık performansını 2016 yılı ile kıyasladığımızda ihracat yaklaşık yüzde 8,47 artarak 154 milyar 601 milyon dolar, ithalat yaklaşık yüzde 13,57 artarak 225 milyar 562 milyon dolar olmuştur. Ekim ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,1’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3.9, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 36, orta düşük teknoloji ürünlerin payı yüzde 26,1 ve düşük teknolojili ürünlerin payı ise yüzde 34 olmuştur. Aynı dönemde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 82,3’tür. Yüksek teknoloji ürünlerinin 2017 Ekim ayında imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 16.6, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 42.3, orta düşük teknolojili ürünlerin payı yüzde 30,4 ve düşük teknolojili ürünlerin payı ise yüzde 10,7’dir” dedi.

    Aydın’da tarımsal ürün ihracatında önemli bir artış yaşandığını kaydeden Şahin, “İlimizde 2017 yılı Ekim ayı ihracatı 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 37,45 artarak 83 milyon 441 bin 802 dolar, ithalat ise yüzde 46,04 artarak 19 milyon 935 bin 447 dolar olarak gerçekleşti. İlimizde son 12 aylık dönemde ise ihracatımız 675 milyon 365 bin 499 dolar, 2016 yılı 12 aylık dönemi incelediğimizde ise bu rakam 617 milyon 678 bin 628 dolar olmuştur. Bu rakamlara göre son 12 aylık ihracat yaklaşık yüzde 9,34 artmıştır. İthalat rakamlarına bakıldığında ise 2016 yılında ithalatımız 271 milyon 681 bin 923 dolar, son 12 aylık ithalatımız ise 257 milyon 937 bin 457 dolar olarak gerçekleşmiştir. Buradan da ithalatımızın yaklaşık yüzde 5,06 azaldığı görülmektedir. Ekim ayında ilimizden gerçekleşen ihracatın yüzde 0,23’ünü yüksek teknolojili ürünler, yüzde 31,24’ünü orta yüksek teknoloji ürünler, yüzde 6,62’sini orta düşük teknolojili ürünler ve yüzde 61,91’ini düşük teknolojili ürünler oluşturmuştur. Aynı dönemde gerçekleşen ithalatın yüzde 2,62’sini yüksek teknolojili ürünler, yüzde 39,85’ini orta yüksek teknolojili ürünler, yüzde 17,13’ünü orta düşük teknolojili ürünler ve yüzde 40,40’ını düşük teknolojili ürünler oluşturmuştur” diye konuştu.

    Gıda ürünleri ihracatında rekor yaşandı

    Aydın’dan en fazla ihracat yapılan ülke ve sektörlere değinen Şahin, şu bilgileri verdi: “2017 yılı Ekim ayında en fazla ihracat yaptığımız 5 ülke arasında ilk sırada Fransa 7 milyon 311 bin 625 dolar, ikinci sırada İtalya 7 milyon 79 bin 424 dolar, üçüncü sırada Almanya 6 milyon 109 bin 746 dolar, dördüncü sırada İspanya 5 milyon 432 bin 94 dolar ve beşinci sırada ABD 4 milyon 968 bin 890 dolar ile yer almaktadır. İlimiz 4 farklı serbest bölge olmak üzere, 99 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirmekteyiz. Gıda ürünleri ihracatı 2016 Ekim ayında 7 milyon 129 bin 379 dolar iken 2017 Ekim ayı ihracatında 33 milyon 381 bin 025 dolara ulaşmıştır. Bu artış İlimizde Tarım ürünleri ihracatçılarının sayısını ve gücünü ifade etmektedir. Bölgemizin Tarıma dayalı sanayi ile ön plana çıkması ihracatımızın gelişimi açısından önem arz etmektedir. Sektörel olarak Ekim ayına baktığımızda ise ilk beş sektör şöyle sıralanmaktadır. İlk sırada Gıda ürünleri ve içecek 33 milyon 381 bin 25 dolar, ikinci sırada Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat 15 milyon 316 bin 428 dolar, üçüncü sırada Taşocakçılığı ve diğer madencilik 11 milyon 492 bin 626 dolar, dördüncü sırada Motorlu kara taşıtı ve römorklar 7 milyon 83 bin 722 dolar ve beşinci sırada ise Metal eşya sanayi 3 milyon 200 bin 835 dolar ile yer almaktadır”

  • (Özel) Küçükbaş hayvan sayısı Türkiye’de yüzde 80, Aksaray’da yüzde 500 artış gösterdi

    Türkiye’nin et ve süt ihtiyacının karşılanmasında olmazsa olmazı olan tarım ve hayvancılık sektörü her yıl hızla büyümeye devam ederken, hükümetin sağladığı desteklemelerle küçükbaş hayvan sayısı 10 yılda Aksaray’da yaklaşık yüzde 500, Türkiye’de ise yüzde 80 oranında artış gösterdi.

    Küçükbaş hayvancılığın sektördeki önemini ve gelişimini anlatan Aksaray Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, küçükbaş hayvancılığın, hayvancılığın en önemli şekillerinden birisi olduğunu belirterek, hükümetin desteklemeleri ile tarım ve hayvancılık sektörünün hızla geliştiğini, üreticilerin para kazandığını ve üretimde kalitenin son derece arttığını kaydetti. Aksaray’da 400 bin civarında Türkiye genelinde ise 45 milyona yakın hayvan varlığının olduğunu belirten Başkan Aktürk, “İlimizde şu anda 400 bin civarında küçükbaş hayvan varlığımız var, doğumlarla birlikte bu 750-800 binleri bulmakta. Tabii küçükbaş hayvancılık hayvancılığın en önemli şekillerinden bir tanesi. Türkiye hayvancılığının en önemli konularından bir tanesi. Büyükbaş hayvancılık ile birlikte Türkiye’nin kırmızı et ihtiyacını, süt ihtiyacını karşılamaya çalışıyoruz. Kırmızı et ihtiyacının büyük bir bölümü büyükbaş hayvancılıktan karşılanmakta ama küçükbaş hayvancılığın da özellikle son 2-3 yıl içerisinde Türkiye’nin et üretiminde çok ciddi değerler kazandırdığını biliyoruz” dedi.

    “Hayvan sayısının artması pazar sorununu ortadan kaldırdı”

    Artık Türk insanının özellikle adak ve kurbanlık noktasında küçükbaş hayvanı tercih etmeye başladığını belirten Başkan Aktürk, “Küçükbaş hayvanın etinin koktuğundan, kolesterolü yükselttiğinden, tansiyonu yükselttiğinden bahseden kesimler, artık kuzu ve koyun etinin, keçi etinin insan sağlığına ne kadar faydalı olduğu yönünde açıklamalar yapıyor. Bununla birlikte artık Türk toplumu eskiden olduğu gibi Türk mutfaklarına, Türk sofralarında kuzu ve koyun etini tercih etmeye başladı. Tabii bununla birlikte pazar sorunumuz yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı” diye konuştu.

    “Türkiye’de 10 yılda yüzde 80 artış gösterdi”

    10 yıl içerisinde hayvan sayısının Türkiye genelinde yüzde 80, Aksaray’da ise yüzde 500 oranında arttığına dikkat çeken Başkan Aktürk, “Üreticinin bu işten para kazanmaya başlamasıyla birlikte hayvan sayısında belli bir artış sağlandığını belirten Başkan Aktürk, “Özellikle ilimizde 2008 yılında 90 binler civarında olan anaç hayvan sayımız şu anda 400 binlere kadar yükseldi. Tabii bu istikrarlı tarım ve hayvancılık politikası, insanların bu işten para kazanmaya başlaması, para kazanmaya başlamasıyla birlikte bakım ve besleme şartlarının iyileşmesi, ikizlik oranının artırılması, karkas ağırlığının artırılması küçükbaş hayvancılığı oldukça iyi yerlere getirdi. 80 binden 400 bine çıkan artış yüzde 500 civarında bir artış. Bu son 8-9 yılda ortaya çıktı ve çok ciddi bir rakam olduğunu düşünüyoruz. Hükümetimizin tarım ve hayvancılık noktasındaki desteklemelerinde küçükbaş hayvancılığında yer alması Türkiye genelinde özellikle 24-25 milyonlara düşen küçükbaş hayvan sayısını 45 milyonlara çıkmasına sebep oldu” dedi.