Etiket: artış

  • Tavuk eti fiyatlarında yüzde 20 ile yüzde 50 arasında artış

    Yaz ayları ve Ramazan ayı ile birlikte artan talebe paralel olarak tavuk eti fiyatlarda yüzde 20 ile 50 oranında artış yaşandı.

    Bu fiyat artışının, Türkiye’nin beyaz et üretiminin yüzde 75’inin karşılandığı Sakarya, Düzce, Bolu, Kocaeli ve Bilecik’teki entegre tesisleri için hayvan üreticilerinin üretimi bir süre ara verme kararıyla ilgili olmadığı belirtiliyor. Bu fiyat artışının yaz aylarında tavuğa olan talep yüzünden yaşandığını anlatan tavuk satıcısı Sezgin Yıldız, geçen ay ile bu ay arasında yüzde 20 veya 50 oranında fiyat artışı yaşandığı söylediği. Bu fiyat artışın Sakarya, Düzce, Bolu, Kocaeli ve Bilecik’teki entegre tesislerinde üretimin durdurma kararı ile bir alakası olmadığı sözlerine ekleyen Yıldız konuşmasına şöyle devam etti;

    “Piknik sezonunun açılmasıyla ve Ramazan ayının gelmesiyle kanat, pirzola gibi mangal ürünlerdeki artışlar yüzde 50’lere varan artış gözlendi. Kısa süre öncesine kadar kilosu 12 lira seviyesinde seyreden tavuk kanadının kilosu bir anda 18 liraya yükseldi. Bu artışların nedeni ise, yaz aylarında artan tavuk talebe paralel fiyatlarda yükseliş oluyor. Yani arz talep meselesi. Çünkü her yıl yaz aylarında vatandaşların tavuğa talebi yüksek olunca üretici ihtiyacına karşılık verilemiyor. Araştırmalara göre Türkiye’de yıllık kişi başına tavuk tüketim oranı 25 kilo imiş. Mangal sezonunda tavuk eti tüketiminde artış yaşanıyor. Bu da fiyatlara yansıyor. Kanat eski fiyatı 12 yeni fiyatı 18 TL, bütün tavuk eski 5,75, yeni fiyatı 6 lira 85 kuruş, tavuk pirzola eski fiyatı 9.50 yeni fiyatı 14 lira 50 kuruş, tavuk göğüs eski fiyatı 9.75 yeni fiyatı ise, 14 lira 75 kuruşa satılıyor” dedi.

  • Antalya’ya gelen turist sayısında yüzde 47’lik artış

    Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre Antalya ve Gazipaşa Havalimanına 12 Mayıs 2018 tarihine kadar toplam 1 milyon 805 bin 796 yolcu iniş yaptı. Bu rakamlar geçen seneyle aynı güne göre yüzde 47’lik artış gösterdi.

    Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre Antalya ve Gazipaşa Havalimanı’na 12 Mayıs tarihine kadar toplam 1 milyon 805 bin 796 kişi geldi. Bu rakamlar geçen yıl 12 Mayıs tarihinde ise 1 milyon 228 bin 258 kişiyken, yüzde 47’lik bir artış sağlandı. Geçtiğimiz seneyle bu sene arasındaki fark ise tam olarak 577 bin 538 oldu.

    Antalya’ya rekor yolcu

    Mayıs ayının 12’si itibariyle Antalya Havalimanına bu sene 1 milyon 771 bin 711 kişi gelirken, bu rakam geçtiğimiz sene 356 bin 478 olarak kayıtlarda yer alıyor. Bu sene ile geçtiğimiz sene arasında 1 milyon 415 bin 233 kişilik fark var. Bu oranlar yüzde 632’lik farka denk geldi.

    Antalya’ya bu ayın ilk 12 gününde ise toplam 570 bin 58 yolcu gelirken, Gazipaşa Havalimanına 16 bin 629 yolcu geldi. Her iki havalimanına gelen toplam yolcu sayısı ise 586 bin 687 kişi olarak kayıtlara geçti.

  • Fıstık fiyatlarındaki artış kadayıfı vurdu

    Diyarbakır’ın vazgeçilmez tatlarından olan burma kadayıfın üretiminde kullanılan fıstığa yapılan yüzde yüzlük zam tatlıcıları endişelendirdi.

    Bölgede bir çok zorlukla karşılaşan tatlıcı esnafı, bu kez fıstıkta yaşanan yüzde yüzlük zam ile karşı kaldı. Yaklaşık 8 ay önce tescillenen Diyarbakır burma kadayıfının fıstık fiyatları nedeniyle büyük bir darbe yediğini belirten Diyarbakır Lokantacılar, Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası Başkanı Haşim Elkaan, Diyarbakır’ı tüm Türkiye’ye tanıtan kadayıfçı ve tatlıcı esnafının son altı ay içerisinde yaşanan yüzde yüzlük zam ile büyük bir zorluk içerisine girdiğini belirtti.

    “Fıstık karaborsada”

    Fıstık fiyatlarındaki artış sonrası fıstık fiyatının stokçular ve karaborsacılar tarafından belirlendiği söyleyen Elkaaan, “Bu fiyatlara bir an önce devlet yetkililerinin el atması gerekmektedir. Altı ay önce 100 TL olan fıstık şuanda 200 TL’ye yükselmiştir. Bu zam üretime yansımaktadır. Biz bu konuyu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakibaba’ya ilettik. Ama ne yazık ki bir çözüm yolu bulunmadı. Aradan 6 ay geçti bu orana yüzde 70 daha eklendi ve fiyat 200 TL oldu. Bu fiyatların önüne geçilmesi gerekmektedir. Bunun önüne geçebilmek içinde bir dönem et fiyatlarında uygulanan gümrük serbestliğinin fıstıkta da uygulanması gerekiyor. Yoksa karaborsacılardan kurtulamayız” dedi.

    “Üretimi durdurmak zorunda kalacağız”

    Fıstık fiyatlarında bir düşüş olmaması durumunda üretimi durduracaklarını kaydeden Elkaan, “Fıstık karaborsacılığın önüne geçilmediği taktirde oda olarak ilimizde bulunan tüm kadayıfçı ve tatlıcı esnafımızla birlikte üretimi durdurmaya gideceğiz. Üretim durduğu zaman sektörde çalışan binlerce insanımız işsiz kalacaktır” diye konuştu.

  • Kuru meyve ihracatında miktar bazında 12’lik artış

    Kuru meyve ihracatı 2017 yılında Türkiye genelinde bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 12’lik artış gösterdi, değer bazında ise yüzde 1’lik düşüş kaydedildi. Kuru meyve ihracatı değer olarak da 1.3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

    Ege Kuru Meyve İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Mehmet Ali Işık ve Gürcan Şen ile birlikte kuru meyve sektörü hakkında önemli açıklamalarda bulundu. 2017 yılında kuru meyve ihracatının Türkiye genelinde bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 12’lik artış gösterdiğini, değer bazında ise yüzde 1’lik düşüş kaydettiğini söyleyen Celep, kuru meyve ihracatının değer olarak 1.3 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiğini ifade etti. 2017 yılı kuru meyve ihracatına miktar bazında bakıldığında toplam 493 bin 221 bin tonluk ihracatta çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 54,5, kuru kayısının yüzde 19,3, kuru incirin ise yüzde 12,8’lik bir paya sahip olduğu belirtildi. Miktar bazında kuru meyve ihracatının yüzde 86,6’ısını bu üç ana ürün oluşturuyor.

    Hedef miktarda 500 bin ton

    Kuru meyve sektörünün geleneksel ihraç pazarı olan Avrupa Birliğinin ihracatta yüzde 65’lik payla ilk sırada yer aldığını ifade eden Celep, “İhracatta en önemli pazarlarımızdan İngiltere ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi Almanya ve Hollanda takip etmektedir. 2013-2017 yılları arası Türkiye geneli kuru meyve ihracatımız miktar bazında 410-493 bin ton arasında, değerde ise 1,28-1,45 milyar dolar arasında değişmektedir. 2018 yılı ihracat hedefimiz ise miktarda 500 bin ton, değerde ise 1.4 milyar doların üstüdür. 2017 yılında miktar bazında en fazla artış görülen ürün gruplarına baktığımızda 2016’ya göre ilk sırada yüzde 68 artışla kayısı ve zerdali çekirdeği, ikinci sırada yüzde 38 artışla cevizler, üçüncü sırada yüzde 35 artışla badem, dördüncü sırada ise yüzde 20 artışla kuru kayısı yer almaktadır” diye konuştu.

    Tüm dünyada kuru meyvelere olan ilgi ve talebin giderek arttığını kaydeden Celep, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu nedenle ülkemizde üretimi mümkün olan kuru ve kabuklu meyvelerin tamamına ait plantasyonların ve üretimlerinin ilgili üretim bölgelerinde artırılması gerekmektedir. Bu meyanda, ürün çeşitliliğinin yeni ürünlerle artırılması, kuru erik, kiraz-vişne, ceviz, badem gibi ülkemizde yetiştirilen ancak üretimi iç ve dış piyasa ihtiyacına cevap vermeyen ürünlerin plantasyonlarının artırılması, bu alanlardaki işletme yatırımlarına destek verilmesi, bu amaçla, 2B ve bozuk orman arazilerinin ilgili bölgelerde üreticilere tahsis edilmesi çok önemlidir. Ürünlerimizin üretim miktarının tek başına artırılması da yeterli değildir. Ürün kalitesini artırmak, kalıntı miktarını düşürerek ürünleri insan sağlığına daha uygun hale getirmek gerekmektedir. Bu nedenle, üreticilerimizin, zirai ilaçları sadece zorunlu hallerde, uygun miktar ve dozda kullanmaları, üretim, hasat, nakliye ve depolamada iyi tarım uygulamalarını hayata geçirmeleri konularında eğitilmeleri ve bilinç düzeylerinin artırılması gerekmektedir. Üreticilerimize, iyi tarım uygulamaları ve organik tarım uygulamaları konularında yoğun eğitim desteği verilmesi, sağlanacak tarımsal desteklerle ürün kalitesinin artırılması da büyük önem taşımaktadır.”

    2023 yılı ihracat hedefi 3 milyar dolar

    Sektör, 2023 yılı ihracat hedefini ise 3 milyar dolar olarak belirledi. Bu amaca yönelik olarak geçen yıllarda Japonya, Çin ve Güney Kore gibi hedef pazarlarda çalışmalar yapıldığını hatırlatan Celep, “Karışık kuru meyve ihracatımız açısından kendi ürünlerimizle birlikte işlenerek aynı pakette ihraç edilmek üzere, ülkemizdeki üretimi yetersiz olan veya hiç olmayan tropikal kuru meyveler gibi ürünlerin ‘Dahilde İşleme Rejimi’ kapsamında ithalatına ve ihracına devam edilmelidir. Yeni dönemde, yönetim kurulu başkan yardımcılarımız Mehmet Ali Işık ve Gürcan Şen’in ve oluşturacağımız alt komitelerde yer alacak üyelerimizin de katkı ve destekleri ile çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve yaklaşık yüzde 40’ı bölgemizden ihraç edilen kuru kayısıya yönelik bir takım çalışmalara başlama kararı aldık. Bu çalışmaların da ilk dün adımını Manisa’da kuru üzüm ihracatçılarımızla bir araya gelerek attık. Amacımız, ihracatçılarımızla, yerel düzeyde aracı-tüccarla, üreticilerle ve bakanlık, enstitü, üniversite, oda ve borsalarla iletişime geçerek ürün miktar ve kalitesini artırma yönünde işbirliği imkanlarını araştırıp seferber etmek ve sorunlara çözüm odaklı yaklaşımlar sergileyebilmek. Nihai hedefimiz, daha kaliteli ürünler elde edip ülkemize hep birlikte daha fazla döviz kazandırmanın yolunu açmak. Dünkü kuru üzüm toplantımızda ilk adım olarak bağ alanlarında, üretim aşamasında yaşanan sorunları en aza indirebilmek ve hızlı çözüm üretebilmek amacına yönelik olarak ihracatçı firmalar olarak birlikte hareket etme kararı aldık” dedi.

    “Üzümün önü açık”

    Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Celep, üzüm rekoltesinde yüzde 10’luk bir düşüşün öngörüldüğünü hatırlatarak, “Üzüm rekoltesinde çok büyük düşüş yok. Artık tonaj ağırlıklı değil katma değerli ürün yapma felsefesini yakalamamız lazım. Bakanımız Fakıbaba’nın meşaleyi yakmasıyla ciddi bir oluşum söz konusu oldu. Üzümü 4 liranın altına çekmediğiniz gibi şu aşamada 6 lira seviyesine kadar getirdik. Biz güven ve istikrarı sağlamak istiyoruz. Türk üzümünün nasıl bir marka felsefesiyle devam edeceği konusundaki ruhu oluşturmak istiyoruz. Üzümde en büyük üretici, en büyük ihracatçı ve en kaliteli ürünü üreten ülke olduğumuzu dünyaya duyuruyoruz fakat bunun katma değerli ürün olduğunu duyurmak ana hedefimiz” diye konuştu.

    Celep, üzüm üreticilerinin mutlu olması gerektiğini belirterek, “Üzümün önü açık” dedi.

  • “Kurdaki artış gıda fiyatlarını etkiliyor”

    Gıda sektörünün Ramazan’a hazır olduğunu bildiren TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik, tüketicilere ‘merdiven altı ürünlere itibar etmemeleri’ çağrısı yaptı. Menlik, raf fiyatlarındaki artışın dövizdeki kur farkından kaynaklandığını da sözlerine ekledi.

    Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, Ramazan öncesi düzenlediği basın toplantısında gıda sektöründeki gelişmeleri paylaştı, Ramazan için tüketicilere uyarılarda bulundu.

    Gıda fiyatlarındaki gelişmelerin döviz kurları, enflasyon gibi makro ekonomik verilerden ayrı düşünülmemesi gerektiğinin altını çizen Genel Sekreter İlknur Menlik, sektörün büyük bir özveride bulunduğunu söyledi. Menlik, gıda sektörünün Ramazan’a hazır olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

    “Evet, markette artış var ama bunun yapısal sebeplerini çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Her şeyden önce doların geldiği seviye maalesef enerji girdisinde hepimizi ciddi manada zorluyor. Başka sektörlerde de bu zorlanmayı görüyoruz. Yani bugün raf fiyatlarındaki artışı gözlemlememizdeki en büyük faktörün açık ara dövizdeki kur farkından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Buna rağmen en azından bizim kendi üyelerimiz büyük bir özveriyle buradaki maliyetlerini minimum düzeyle tüketiciye yansıtmaya çalışarak işlerini sürdürülebilir kılmaya çalışıyorlar. Bu şu demek değil; ‘gıdaya erişimde sorun var. Gıdamızda bir yetersizlik var’ öyle bir şey yok. Gıdamız var. Biraz fiyatları artsa da var.”

    “Ambalajlı gıdayı tüketmelerini öneriyoruz”

    Ramazan’da artan tüketim nedeniyle nerede, nasıl üretildiği belli olmayan merdiven altı üretimlerin daha fazla piyasaya sürüldüğüne dikkat çeken İlknur Menlik, “Bizim sektör olarak en çok üzerinde durduğumuz konu açık pazarlarda doğal ya da organik adı altında son derece sağlıksız gıdaların satılıyor olması. Bu ürünlerin birçok marketten çok daha pahalıya satıldığına da tanık oluyoruz. Bu kandırmacaya gelinmemesinde çok büyük fayda var. Ramazan ayı malum beslenme alışkanlıklarımızın değiştiği bir ay. Özellikle bitkisel ürünlerde yani yaş, meyve ve sebze mümkün olduğunca kayıtlı yerlerden alınmasını tavsiye ediyoruz. Ambalajlı gıdayı tüketmelerini öneriyoruz” diye konuştu.

    “Süt ve süt ürünleri grubunda lütfen açık pazarlara güvenmeyelim”

    Özellikle süt ve süt ürünlerine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik, eczanelerde salça koruyucuların satıldığına ve bunun yasaklanması gerektiğine vurgu yaparak, “Süt ve süt ürünleri grubunda lütfen açık pazarlara güvenmeyelim. Çok tehlikeli hele ambalajsız peynir ürünü almayalım. Peynir çok riskli hastalıkları da taşıyabilen bir gıdadır. Bunu ne kadar ambalajlı tüketirsek o kadar kendimizi ve sağlığımız korumuş oluruz. Bir önemli vurguyu da salça için yapalım; her zaman söylüyoruz. Plastik ambalajda salça almayın. Eczanelerde salça koruyucuların satıldığını duymaya başladık. Sağlık Bakanlığı’nı hemen göreve çağırıyoruz. Bunun yasaklanması lazım. Salça küflenmelidir. Küflenen salça sağlıklı salçadır. Plastik ambalajda yıllarca küflenmeyen salça sağlıklı salça değildir. Ya konserve kutuda alalım ya da cam ambalajda alalım” dedi.

    “Sektör 2018’i iyi bir performansla kapatacak”

    Türkiye gıda ve içecek sanayindeki gelişmeleri yansıtan bazı verileri de paylaşan İlknur Menlik, sektörün 2018’i küresel ekonomide ciddi bir sıkıntı olmazsa iyi bir performansla kapatacağını söyledi. Menlik, “Üç aylık performans güzel, bir milyar doları geçmiş durumda. 2017’yi biz 11,9 milyar dolarla kapattık. Tahmin ediyoruz eğer ciddi bir küresel ekonomide kırılma olmazsa çok olağanüstü savaşlar olmazsa yine aynı performansta aynı rakamla en azından sektör kapatır” ifadelerini kullandı.