Etiket: Artan

  • Artan dövize karşı yerli üretim uyarısı

    Güneydoğu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (GÜNSİFED) Başkanı Mesut İşsever, dövizdeki artışın firmaları ve enflasyonu olumsuz yönde etkilediğini belirterek, “Dövizdeki dalgalanmaya karşı yerli üretimi artırmalı” dedi.

    Doların son dönemdeki rekor yükselişi ve Türkiye ekonomisine etkilerini değerlendiren GÜNSİFED Başkanı Mesut İşsever, yatırımcıları döviz kurundaki dalgalanmalar konusunda uyardı. Türkiye ekonomisinin kırılgan bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Mesut İşsever,’’Türkiye ekonomisi ağırlıklı olarak ithalat üzerinedir. İthalat ürünleri ağrılıklı olarak döviz kuru üzerinden yapıldığı için piyasalardaki ani dalgalanmalar sanayicimizi, firmalarımızı olumsuz etkileyebiliyor’’dedi.

    “Dövizdeki artış enflasyonu etkiliyor”

    Kurdaki yükselmenin, üreticileri ‘ithal ürün ve döviz borçlanması’ konusunda sıkıntıya soktuğunu bu nedenle üreticilerin bunlara yönelik tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan İşsever, Merkez Bankası’nın piyasalara müdahalesine ek olarak döviz borçlanmasını azaltacak yerli üretime ağırlık verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’de üretimde ithal malzeme çokluğunun ülke ekonomisine döviz borçlanması olarak yansıdığını söyleyen İşsever, “İthal ürünlerin yerini Türkiye’de üretilen yerli ürünler, eş değer ürünler almalı,eş değer ürün üretmesek dövizdeki kur artışı kırılgan ekonomimizi olumsuz etkileyecek” diye konuştu. Döviz artışı konusunda uyarılarda bulunan İşsever konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Dövizdeki artışı fırsata çevirmenin tek yolu ithal ürünlere karşı yerli ve milli üretimi güçlendirmek.Bizim ithalat bağımlılığından kurtulmamız lazım. İthalat sorununu çözmediğimiz takdirde dövizdeki her dalgalanma bize enflasyon farkı olarak geri dönecek. Hükümetin yerli üretim konusundaki çalışmalarını dikkatle takip ediyorum. İthalat sorununu çözmek için çok önemli projeler hayata geçiriliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Faruk Özlü tarafından yapılan çalışmada ithal ürünlerin yerine geçebilecek ve yerli üretimin mümkün olduğu 978 ürün tespit edildi. Bu sayının çok yakın bir zamanda 2 bin 600’e kadar çıkması bekleniyor. Sağlık alanında ilaç, elektronik, makine ve teçhizat, gıda ve motorlu kara taşıması gibi ithal ağırlıklı ürünlerin Türkiye’de yerli imkanlarla üretilmesi için hükümetten ciddi destekler var. Bizim artık global pazarlarda dolaşan daha çok ’Made In Turkey’ logolu ürünler üretmeye ihtiyacımız var. Döviz dalgalanmaları karşısında yerli üretim arttırmalı, gün geçtikçe artan borçlanmalara karşı yerli para birimi TL ile iş yapılmalı. İhracat, sanayi, tarım sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların TL cinsinden yaptıkları her işlem Türk ekonomisine artı bir değer katacak. Ticarette, üretimde ve projelerde dövizden vazgeçilip TL’ye geçiş yapılmalı. Böylece dövizden kaynaklı oluşabilecek ekonomik sarsıntılar azaltılabilir.”

  • Artan emlak vergilerine itiraz için son hafta

    MGC Legal Hukuk Bürosu Yönetici Ortağı Av. Mustafa Güneş son günlerde kamuoyu gündeminde yer alan emlak vergilerindeki değer artışına ilişkin açıklamalarda bulundu. Güneş, emlak vergilerine itiraz için son tarih olarak 31 Temmuz’u işaret etti.

    Emlak Vergisi Kanunu uyarınca dört yılda bir hesaplanan emlak vergisi oranlarında 2018 yılı için öngörülen bedellerin eskiye oranla dört, hatta beş katına çıkması üzerine MGC Legal Hukuk Bürosu açıklamalarda bulundu. İtirazlar için son günün 31 Temmuz olduğu bildirildi.

    MGC Legal Hukuk Bürosu Yönetici Ortağı Av. Mustafa Güneş gündemdeki emlak vergisi artışlarına ilişkin “213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre Türkiye’de bulunan tüm binalar, araziler ve arsalar emlak vergisine tabidir. Emlak vergisi oranları, Emlak Vergisi Kanununun 11. maddesine göre tespit edilmektedir. Tespit işlemi Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesinde gösterilen usule göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak yapılmaktadır. Vergi değeri ise Takdir Komisyonlarınca dört yılda bir kez hesaplanmaktadır. 2018 yılında yeni belirlenen vergi değerleri yürürlüğe girecek ve 4 yıl süre ile geçerli olacaktır” dedi. Av. Güneş, “Verilen süre içinde herhangi bir vergi mahkemesi nezdinde dava açılmamış ise takdir edilen vergi değeri kesinleşecektir. Herhangi bir mağduriyet yaşamamak için, gayrimenkul sahipleri önce vergi değerlerini muhtarlıklardan öğrenmeliler. Eğer haksız bir değerleme ile karşılaştıklarını düşünüyorlarsa, 31 Temmuz’a kadar hukuki itirazlarını yapabilirler” diye konuştu.

    Kanun gereğince, yeni emlak vergisi değerlerinin yürürlüğe girmeden 4 ay önce kamuya duyurulması zorunlu olduğundan dolayı, Takdir Komisyonlarınca ilgili yerlere bildirimlerin yapılmaya başlandığı söyleyen Güneş, “Bildirimlerin başlamasıyla bedellerin eskiye oranla dört, hatta beş katına kadar çıktığı mahaller olduğu kamuoyuna yansımaktadır” dedi.

    Kimi mahallerdeki bu denli yüksek artışın gayrimenkul sahiplerini zor durumda bırakabileceğini belirten Av. Mustafa Güneş, “Takdir Komisyonları arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitini dört yılda bir yapmakla yükümlüdür. Yani emlak sahipleri yeni açıklanan bedel üzerinden 4 yıl boyunca emlak vergisi ödemesi yapacaklar. Takdir Komisyonlarınca binaların vergi değeri belirlenirken kullanılış tarzı, inşaatın nevi ve sınıfına göre; arsaların vergi değeri metrekare; arazi vergi değerinin takdiri, arazinin cinsi, sınıfı ve kullanma durumu da değerlendirildiğinden, her gayrimenkulün tabii olacağı vergi değeri birbirinden farklılık gösterebilmektedir” şeklinde konuştu.

  • Yaz sıcaklarında artan stresle baş etme yöntemleri

    Uzmanlar, yaz sıcaklarında artan stresle baş etme yöntemlerine değinerek, hava sıcaklıklarının yükselmesi ve artan nemin fiziksel olduğu kadar ruh sağlığı üzerinde de etkili olduğunu söyledi.

    Yaz aylarında toplumda en belirgin hissedilen değişimin tahammül düzeyinin azalması ve sinirliliğin artması olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hatice Harmancı, yoğun çalışan kişilerde, trafikte, kalabalık mekanlarda yaşayanlarda, strese toleransı az olan kişilerde ruhsal etkilenmenin daha belirgin yaşandığını söyledi. Ruhsal değişim sonuncunda kişide oluşan belirtilere değinen Yrd. Doç. Dr. Harmancı, “Huzursuzluk hissi, rahatsız hissetme gibi daha basit ve kolay katlanılabilen belirtilerden ciddi keyifsizlik hissi, bunaltı hali, yerinde duramama, iç sıkıntısı, uyku ve iştah değişiklikleri, dikkatte dağılma, halsiz hissetme gibi daha zor tahammül edilebilen belirtilere kadar farklı semptomlar içerebilmektedir. Yaz sıcaklarıyla birlikte metabolizmalarda değişiklikler de ortaya çıkmaktadır. Artan ısı kalp ritmini değiştirir, çarpıntının artması, tansiyonun yükselmesi, artan sıvı kayıplarıyla tansiyonun düşmesi görülebilmektedir. Bununla birlikte nefes alma güçlükleri, sindirim sisteminin yavaşlaması, halsizlik, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, bulantı, kusma gibi pek çok semptom görülebilmektedir” dedi.

    “Hava sıcaklıklarının yükselmesinden ruhsal hastalık tedavisi görmekte olanlar daha fazla etkileniyor”

    Vücutta değişen bütün ritmin kişinin ruhsal olarak daha fazla olumsuz etkilenmesine sebep olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Harmancı, “Hava sıcaklıklarının yükselmesinden ruhsal hastalık tedavisi görmekte olan kişiler daha fazla etkileniyor. Değişen uyku, iştah düzenindeki bozulma, rahatsızlık hissi, evde daha uzun süre geçirilen vakitler, özellikle depresif yakınmaları tetikleyebilir. Artan ısıyla birlikte kalp ritmindeki değişim panik atakları tetikleyebilir. Sürekli terleme hali, temizlik kompulsiyonu yaşayan hastalarda klinik rahatsızlık hissini arttırabilir. Yine yalnızlaşma ve stres altında olma hissi psikotik alevlenmeleri tetikleyebilir” diye konuştu.

    Yaz sıcaklarına tahammül edebilme yöntemlerine de değinen Yrd. Doç. Dr. Harmancı, yapılacak yöntemleri ise şöyle sıraladı:

    “Kişi eğer çabuk uyarılan, hızlı sinirlenen biriyse mümkünse gündüz saatlerinde işlevselliğini azaltmalı, çalışma sürelerini esnetme şansı varsa aktif olduğu saatleri düzenlemeli, kalabalıktan mümkün olduğunca kaçınmalı ve önemli kararları ertelemeli. Dikkat gerektiren, kaza yapma ihtimali olan işler ertelenmeli. Empatik düşünmeye çalışma hayatımızı biraz daha kolaylaştıracağından hareketlerimize dikkat etmeliyiz, özellikle trafik gibi yorucu alanlarda. Hareketsiz kalma, sosyalliğin azalması ve gün içi dışarıya çıkamama dolayısıyla normal yaşam saatlerinin farklılaşması depresif yakınmaları tetikleyebilir, bu sebeple farklı saatlerde de olsa yaşam adına doyum sağlayabilme kişiyi korur. Genel vücut sağlığına dikkat etmek fiziksel sağlığı olduğu kadar ruhsal sağlığımızı da etkiler. Yeterli sıvı tüketmek, düzenli beslenmek ve düzenli uyku bunun en önemli olanlarıdır. Kronik hastalıklar veya ruhsal hastalık varlığında ilaç düzenli kullanımı ve doktor kontrolleri önemlidir.”

  • Ertuğrul Gazi Türbesine artan ilgili esnafın da yüzünü güldürdü

    Bilecik’in Söğüt ilçesindeki Ertuğrul Gazi türbesine, TRT’de ekrana gelen ‘Diriliş Ertuğrul’ dizisinin başlamasının ardından ziyaretçi ilgisi artarken, bu durum çiftçi ve esnafa da büyük katkı sağladı. İlçeye giden yol üzerindeki kiraz satıcısı işlerinin yüzde 200 artığını söyledi.

    Oğuzların Kayı boyunun lideri ve Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi’nin türbesinde ilgi her geçen giderek artarken yol boyu tezgah açan esnafın yüzü gülüyor. Bilecik- Söğüt karayolu üzerinde kiraz tezgahı açan Ahmet Çakar, ‘Diriliş Ertuğrul’ dizisi sonrası işlerinin çok artığını belirterek, “Kirazlarımızın Mayıs’ın 6’sında olmaya başladı. Bir hafta oldu benim buraya çıktığım. Bunlara erkenci olan kısım bunlar. Bunlar bir hafta 10 gün sona veya 15 gün arayla olacak. Bunlar ilk turfanda, evvela bunlar olur. Bunlardan başka kiraz olmaz. Bizim köyümüzün aşağıları köyden aşağısı sıcak olur. Bunlar burada erken olur. Kirazlar Bilecik vilayetinin Söğüt kazasının Küre köyünden. İşlerimiz Allah bin bereket versin. Şükür hamt olsun. Kilosu şuanda 10 lira, 12 buçuk lira. Bu kirazın ömrü 3 günlük, 4 günlük. Bir hafta oluyor da bu yeni, yeni çıkıyor” dedi.

    “Ertuğrul Gazi Diriliş dizisini yapanlara kat, kat teşekkür ederim. Allah razı olsun”

    Ertuğrul Gazi Diriliş dizisini yapanlara kat kat teşekkür eden kiraz satıcısı Çakar, “Bu dizi televizyonda yayınlanmaya başladığından beri bu tarafa çok büyük patlama oldu. İşlerde ve trafik yoğunluğunda büyük artış var. Televizyonda bu dizi oynadıktan beri ben gelen arkadaşlara ’Burada bir işin mi var?’ diye soruyorum, onlar da ‘Ertuğrul Gazi’nin diyor, Dursun Fakih’in, Şeyh Edebali’nin yerini görmek için geldik’ diyorlar. Çok patlama var. Tabi haliyle mutlaka bir şimdi ulaşım çoğaldıkça bizim de burada şansımız biraz daha artıyor. Şükür hamt olsun. Cenabı Allah bugünlerimizi aratmasın. Ertuğrul Gazi Diriliş dizisini yapanlara kat kat teşekkür ederim. Allah razı olsun. Türkiye’ye değil, Dünya’ya tanıtıyorlar. Bu ileride başka devletlerde de oynayacak bu. Zaten bizim Osmanlımızda Yemen’den Viyana’ya kadar gitmiş. İnşallah gene buna bu şekilde görecekler millet. Tüm millet görecek hayran kalacak” dedi.

    Öte yandan müşteriler de Söğütteki Ertuğrul Gazi Türbesine ziyarete geldiklerinin bu sırada kirazların ilgilerinin çektiğini söylediler.

  • Bakan Çavuşoğlu: “Avrupa’da artan Müslüman düşmanlığı ve ırkçı akımı basın teşvik ediyor”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Avrupa’da artan Müslüman düşmanlığı, ırkçı akımları basın teşvik ediyor. Birçok ülkede de basın özgür değildir. Sistemin kontrolü altındadır” dedi.

    Antalya Ticaret Borsası’ında (ATB) gerçekleştirilen toplantıya, AK Parti İl Başkanı Rıza Sümer, ATB Başkanı Ali Çandır, SDP Başkanı Hidayet Gültekin ve davetliler katıldı. Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın iki günlük Antalya programını değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cuma gününden bu yana Antalya’da bir telaş olduğunu ve Antalya’nın çok önemli toplantıların merkezi haline geldiğini söyledi. Expo ve G20 zirvesinin de bunlardan birkaçını temsil ettiğini hatırlatan Çavuşoğlu, “Antalya artık güçlü şehirler ağına girdi. Uluslararası ağda da görünür hale geldi. Bu hafta da Antalya’mızda İngiltere’yi ağırladık. İki ülkeyi ilgilendiren konular üzerine 2 gün tatlı dil formatında bir platform düzenledik. 17 milyar dolarlık ticaret hacmini geçtik İngiltere ile. Tatlı dil kapsamında İngiltere’den Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı’nı ağırladık. İkili görüşmelerimiz çok iyi geçti. Birçok ülke ile ikili ilişkiler konusunda ilişki kurmaya başladık. Klasik diplomasiye son 15 yılda çok değişiklikler getirdik. Balkan ülkeleri arasında güveni tecil etmek için Türkiye Bosna Hırvatistan Sırbistan bir araya geleceğiz. Çok boyutlu projeleri gerçekleştiriyoruz. Bizde Edirne, Kars hızlı tren projesini hazırlıyoruz. Yeni Türkiye’den dünya da beklentiler çok. İnsani kalkınma yardımlarımız ve ticari ilişkilerimiz ile bu beklentiler yükseldi. Mazlumların en büyük beklentisi insani yardımların en kısa zamanda ulaşması. Biz de bunu en iyi şekilde başarıyoruz Kızılay ve AFAT ile. Yurt dışında bir yıllık insanı yardım harcamamız 4 milyar dolar civarında” dedi.

    “Yalnız bırakıldığımız halde göç konusunda dünyaya ders veriyoruz”

    Avrupa’da artan ırkçılık ve Müslüman düşmanlığı konusuna da değinen Bakan Çavuşoğlu, Avrupa’da artan Müslüman düşmanlığı, ırkçı akımları basının teşvik ettiğini ve birçok ülkede de basının özgür olmadığını, sistemin kontrolü altında olduğunu söyledi. Türkiye söz konusu olunca sağ ve sol akım medya unsurlarının aynı başlığı attığına dikkat çeken Bakan Çavuşoğlu, “Bu akımları durduracak olan Türkiye, çözüm önerisini, endişelerini söylüyor. Sorunlar bunlardan ibaret değil. Yalnız bırakıldığımız halde göç konusunda dünyaya ders veriyoruz. Harcadığımız miktar 25 milyar doları geçti Avrupa birliği Suriyeli göçmenleri için 3 milyon euro vaat etti. Şu an 3’te birini gönderdi” şeklinde konuştu.

    Bütün bunların Türkiye karşıtlığının, İslam karşıtlığının kanıtı olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Avrupa’nın sadece kendi için insan hakkını gözettiğini kaydetti.

    “Sen benim Cumhurbaşkanıma devamlı diktatör diyeceksin yazdıracaksın ben senin uygulamaların Nazi dönemini hatırlatıyor deyince tehdit edeceksin” diyen Çavuşoğlu, “Diktatör dediğiniz adam 15 yılda Türkiye’yi yeniledi. Çıkardığımız kanunlar hep ileriye yönelik. Bu adam zorla mı geliyor, halk seçiyor. Antalya’da 100 bin insan aktı Cumhurbaşkanımızın açılışına. Hollanda yüzde 19-20 ile birinci parti oluyor seviniyor. Ben her şeyi yapayım Türkiye sineye çeksin mantığı geride kaldı. Türkiye artık başkasının kararları ile hareket eden bir ülke değil. İşbirliğine hazır ancak alınana kararların yanlışlığını görünce de hayır diyebilen bir ülke” dedi.

    Türkiye’nin bu anayasa değişikliğini çoktan yapması gerektiğini, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ve Erbakan’ın başkanlık sistemini savunduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, karışık bir sistemin istikrarsızlık sebebi olduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

    “Bugün istikrar varsa Erdoğan’ın sayesindedir. İçeriden ve dışarıdan kaynaklanan zorluklarla karşılaştık 15 yılda. Milletin egemenliğine halel getirmememiz lazım. Biz yetkiyi milletten alıyoruz. Bu yüzden Türkiye istikrarını koruyor. Bu hep böyle mi olacak. 7 Haziran’da koalisyonların nasıl sonuçlandığını gördük. Demokrasilerde yarı başkanlık ve monarşi var. Parlamenter sistem ve başkanlık sistemi de var. Tartışmalar 18 madde üzerinden değil yalan yanlış şeyler üzerinden oluyor. Demokrasilerde güçler ayrılığı çok önemli. Bugünkü anayasada yasama ve yürütme iç içe girmiş durumda. Çoğunluğu ele geçiren parti zaten iktidar oluyor. Meclis cumhurbaşkanı ve bakanları da denetlemesi lazım. Gerekirse yargılamak için yüce divana göndermesi lazım. Mevcut anayasa da bu yok. Bu anayasada yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı da önemli. Bu anayasada biz bunları yapıyoruz. Türkiye de şu an hem başkanlık sistemi hem de parlamenter sistem var. Bu sistemi getirmek zorundayız.”