Etiket: Armağan

  • Kuruluşunun yüzüncü yılında “Dârü’l-Elhân’a Armağan” okurlarla buluştu

    Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından yayımlanan Kuruluşunun Yüzüncü Yılında Dârü’l-Elhân’a Armağan eseri okurların beğenisine sunuldu.

    Osmanlı Devleti’nin ilk resmi müzik okulu olan aynı zamanda nağmelerin evi anlamına gelen Dârü’l-Elhân, içerisinde yetiştirdiği onca musikişinas ve bu musikişinasların gayretleriyle ortaya çıkan bir kültürel hazine, önemli bir külliyat olarak dikkat çekiyor. Gülçin Yahya Kaçar tarafından hazırlanan eser, yüzyıllar sonra birbirinden değerli alanında uzman ve aynı zamanda sanatkar bilim insanlarının kaleminden Dârü’l-Elhân’ı yeniden okuyabilmek, anlayabilmek ve de musiki geleceğimize yeni ufuklar açabilmek ümidiyle ortaya çıktı.

    Türk musiki tarihindeki yeri ve önemi bakımından üzerinde önemle durulması gereken bir müessese olan Dârü’l-Elhân’ın enine boyuna ele alındığı böyle bir çalışma musiki camiasında önemli bir boşluğu dolduracak, Türk musikisi üzerinde çalışma yapmak isteyeceklerin mutlak durak noktalarından biri olacak.

    Eser, Balgat adresindeki Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlık binasında ve Kızılay Kitap Satış Bürosunda satışa sunuluyor. Kitapseverler, esere https://emagaza-akm.ayk.gov.tr adresindeki e-mağazadan da ulaşabilecekler.

  • TÜMSİAD Denizli Şube Başkanı Cavit Armağan oldu

    Denizli TÜMSİAD Şube Başkanı Cavit Armağan Müslümanların ekonomik olarak güçlü olması gerektiğini söyledi

    Denizli TÜMSİAD Şube Başkanlığında görev değişimi yapıldı. TÜMSİAD Denizli Şube Başkanlığına, Süleyman Gedik’ten sonra Cavit Armağan seçildi. Şube binasında yönetim kurulu ile birlikte, çalışmaları hakkında bilgi veren TÜMSİAD Denizli Şube Başkanı Cavit Armağan, Müslümanların ekonomik olarak güçlü olması gerektiğini belirterek “TÜMSİAD özellikle manevi değerlere sahip, dürüst, çalışkan iş adamlarının bir araya gelip, sinerji oluşturup çok daha güçlü olmak için çalışmalar gerçekleştirmektedir. Müslümanlar olarak güçlü olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ekonomik olarak güçlü olursak, dünyada ki Müslümanların durumun biliyoruz. Bugün Myanmar’da olsun, Ortadoğu’da olsun, Müslümanlar çok zor durumda. Hep ezilen, kırılan, kanları dökülen Müslümanlar. Bunların nedenini bir tanesi de ekonomik olarak güçlü olmamamız. İnşallah bunları istemiyorsak, ekonomik olarak güçlü olmamız lazım. Güçlü olduğumuz takdirde, Müslümanlar dünyadaki layık oldukları yere geleceklerdir. Bizde TÜMSİAD olarak inşallah, Denizli’mizde, iş adamlarımız ile birlikte el ele gönül gönüle vererek daha güçlü, inana iş adamlarını oluşturmak için gayret sarf edeceğiz” dedi.

  • Armağan: “Türkiye’de darbeler hep cuma günleri yapıldı”

    Tarihçi-yazar Mustafa Armağan, Türkiye’de darbe ve darbe teşebbüslerinin hep cuma günleri yapıldığına dikkat çekerek, “Cuma geceleri müteyakkız olmakta fayda var” dedi.

    İlkadım Belediyesi Yazarlar Okullarda programı çerçevesinde araştırmacı tarihçi-yazar Mustafa Armağan’ı liseli gençlerle buluşturdu. Her ay düzenli olarak İlkadım Belediyesi tarafından tertip edilen “Yazarlar Okullarda” programında öğleden önce Samsun İlkadım Aziz Atik Fen Lisesi ve Samsun Namık Kemal Anadolu Lisesi öğrencileriyle tarihçi-yazar Mustafa Armağan’ın “Asım’ın Nesli ve 15 Temmuz” konulu konferans verdi.

    Tok: “15 Temmuz’un karanlığı milli direnişle aydınlandı”

    Konferans öncesi konuşma yapan İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, “15 Temmuz akşamında FETÖ’ye mensup hain üniformalı ihanet çetesinin demokrasimize ve milli irademize karşı teşebbüste bulunduğu darbe girişimi milletimizin asil ve cesaretli duruşu ile bertaraf edilmiştir. O karanlık gece, halkımızın tüm dünyaya örnek olduğu milli direniş ile aydınlanmıştır” ifadelerini kullandı.

    Armağan Asım Neslini işaret etti.

    Gençlere Mehmet Akif Ersoy’un işaret ettiği Asım’ın Nesli olunması gerektiğini anlatan yazar Mustafa Armağan, “Tarih bize şunu öğretiyor: Eğer sizin yaşama azminiz, bir arada olma iradeniz varsa ve mayanız sağlam karılmışsa o milletin tekrardan ayağa kalkması an meselesidir. Bu da Asım’ın Nesli gençliğin yetişmesine ve yetiştirilmesine bağlıdır” diye konuştu.

    “98 yıl sonra aynı harekete kalkıştılar”

    2007’de yapılan muhtıranın 27 Nisan’da yapılmasının bir sübliminal bir mesaj olduğunu anlatan yazar Mustafa Armağan şöyle devam etti: “27 Nisan deyince, çoğu kişinin aklına 27 Nisan 2007’deki e-muhtıra gelir. Oysa 1909’un 27 Nisan’ı Cumhuriyet dönemindeki tüm darbelerden çok daha önemlidir. O da 27 Nisan 1909’da Abdülhamid’in tahttan indirilmesi olayıdır. Seçilen tarih bilinçlidir ve mesaj verilmek istenmiştir. Erdoğan’ı çağımızın Abdülhamid’i olarak gördüler.”

    “Gençler hıçkırıklarla 55 yıl önce Menderes’in intikamını 15 Temmuz’da aldı”

    “15 Temmuz Gecesi Asım’ın Nesli sokaklardaydı” diyen Armağan şunları söyledi: “Vaktiyle Sultan II. Abdülhamid’e yapılanların bugünün meşru yönetimine ve ülkenin son 14 yılına damgasını vurmuş olan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılmasına karşı müteyakkız olmak gerektiği som bir bilinç halinde ışıldıyordu. Tarihin radyumu ışığını günümüze uzatmıştı. 15 Temmuz gecesi, geçmişteki haksızlıklara sessiz kalmış büyüklerinin de intikamlarını alıyordu gençler. Sultan Aziz’in kanını dava edememiş, Sultan Abdülhamid’in ahının öcünü alamamış, 55 yıl önce Adnan Menderes’in idamında hıçkırıkları boğazında düğümlenmiş bağrı yanık nesillerin çocukları ‘Hepsini yediniz ama Erdoğan’ı size yedirmeyeceğiz!’ diye haykırdı.”

    “Darbeler cuma günü yapıldı”

    Türkiye’de darbelerin cuma günü yapılmasına dikkat çeken Mustafa Armağan, “Bilmem merak ettiniz mi acaba darbe için neden cuma akşamı seçilmişti? Siz ettiniz mi bilmiyorum ama ben ettim ve şu şaşırtıcı sonuca ulaştım: Türkiye’de askeri darbeler hep cuma gününe denk getirilmişti. Nasıl mı? Şöyle: 27 Mayıs 1960 Cuma, 12 Mart 1971 Cuma, 12 Eylül 1980 Cuma, 28 Şubat 1997 Cuma, 27 Nisan 2007 Cuma ve 15 Temmuz 2016 Cuma. Böylece darbeler arasındaki cuma kardeşliği kuralı bozulmamış oldu. Cuma geceleri müteyakkız olmakta fayda var velhasıl” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından günün anısına hediye ve çiçek takdimi yapıldı.

  • Zeynep Erkunt Armağan, “Kadın İstihdamı Artarsa, Üretim Ve Ekonomi Canlanır”

    Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Erkunt Armağan, iş hayatında kadın iş gücünün artırılmasının, üretim ve ekonomi için büyük önem taşıdığını söyledi.

    İş hayatında cinsiyet eşitliği, kadının kariyer anlamında ilerlemesi ve kapasitesini ortaya koyabilmesinin önemine dikkat çeken Zeynep Erkunt Armağan, Türkiye’de traktör sektöründe mavi yaka kadın istihdamının önünü açan ilk şirket olduklarını kaydetti.

    Bu konuda farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Armağan, “Sektörde bir ilke imza atarak ilk kadın mavi yaka istihdam eden şirket olarak kayıtlara geçtik. Bu doğrultuda ne yaparsak örnek olur, fark oluştururuz diye düşündüm hep. Bundan 2 sene önce traktörümüzün kabinini kendimiz üretmeye karar verdiğimizde, burada görev alacak mavi yaka arkadaşlarımızın kadın olması konusunda bir adım attık. Önceleri bizimle çalışacak kadın arkadaşlarımızı bulmakta zorluk çektik. Çünkü otomotiv sektöründe mavi yaka kadın istihdamı alışılmamış bir şeydi. Yola, kızlarımızın ailelerini ikna etmeye çalışarak çıktık. Bugün geldiğimiz noktada ise kızlarımız, kendi aile fertlerine ya da arkadaşlarına kendileri ile birlikte çalışmalarını tavsiye ediyorlar” dedi.

    Sektördeki diğer firmaların da benzer uygulamalara geçtiğini ve bunu büyük bir adım olarak gördüğünü dile getiren Zeynep Erkunt Armağan, kadınların kendileri istedikten ve önlerine engeller dizilmedikten sonra, başaramayacakları hiçbir iş olmadığını vurguladı.

    “KADIN İSTİHDAMI ARTIYOR”

    Personellerinin, beyaz ve mavi yakalı olmak üzere yüzde 25’inin kadınlardan oluştuğu bilgisini de veren Erkunt Armağan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Şu anda sevinerek söyleyebilirim ki sektörde kadın işe alımları konusunda olumlu gelişmeler var. Benim gönlümden geçen ise bu rakamın yüzde 50 seviyesinde olması. Ülkemizdeki nüfus yapısına çok uygun bir orandan bahsediyorum. Ama esas üzerinde durulması gereken ülkemizde kadın istihdamını arttırmak için oluşturulmuş ama fiiliyatta kadın istihdamının önüne geçen kanun maddeleri. Bunun için hem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, hem de Çalışma Bakanlığı’nın bir kez daha titizlikle bu yasal düzenlemeleri gözden geçirmesi ve gerekli düzeltmeleri yapması gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde kadın istihdamı belli seviyenin üzerine çıkmayacaktır. Çünkü şirketlere gereksiz maliyetler yüklediği için şirketler belli sayının üzerinde kadın çalışan istihdam etmek istemeyeceklerdir.”

  • Tarihçi Yazar Mustafa Armağan: “Viyana Ve Bağdat Bizim Olmasaydı İstanbul’da Oturamazdık”

    Gaziantep’te devam eden TÜYAP Kitap Fuarı’nda konferans veren tarihçi yazar Mustafa Armağan, “Viyana ve Bağdat bizim olmasaydı, İstanbul’da oturamazdık” dedi.

    Konferansa Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ve çok sayıda akademisyen ile üniversite öğrencileri katıldı. İngilizlerin Filistin’i satın almak istediğini belirten tarihçi yazar Mustafa Armağan, “İngilizler Sultan Abdülhamit’ten Filistin’in bir bölümünü satması karşılığında bütün Osmanlı dış borcunu ödemeği teklif etti. Abdülhamit han ecdadımız burayı kanlarıyla suladılar. Biz de ancak kanlarımızla suladıktan sonra size veririz” dedi.

    “VİYANA VE BAĞDAT BİZİM OLMASAYDI İSTANBUL’DA OTURAMAZDIK”

    Armağan, bazı tarih bilmeyenlerin, ’Sizin Viyana’da ne işiniz vardı’ dediklerini söyleyerek, “Bazıları sizin ne işiniz var Bağdat’ta, Viyana’da diyor. Yahu Bağdat’ta sizin Yemen’de, sizin Şam’da sizin burada iç dış ayırımı olmaz. Bağdat’ı savunmak, Gaziantep’i savunmaktır. Eğer Bağdat 1916 da düşmüş olsaydı, muhtemelen Gaziantep çok daha erken işgale uğramış olacaktı. Belki de çok daha kanlı çok daha büyük bir felaketle Anadolu halkı karşılaşmış olacaktı. Bizim Bağdat’ta, diğer yerlerde bu işgalleri geciktirmemiz Anadolu da toparlanmamızı, organize olmamızı sağladı. İstanbul’da öyle İstanbullu burada duruyorsa, Bağdat’ta ki zafer sayesinde duruyor. Çünkü savaşta bir an önce ulaşmak istedikleri hedefe, ulaşmak istedi. Çanakkale’yi geçmek istediler, olmadı. Bu sefer ikinci Çanakkale olan Basra körfezine girerek, Kut’ul Amare’yi ele geçirip, hilafet merkezi olan Bağdat’ı ele geçirerek, Anadolu’ya geleceklerdi. Bağdat düşse ne olacak, diyorlar. Yahu Bağdat düşse orada duracaklar mı, buraya geleceklerdi. Bu mantıkla bazı tarih okuduğunu sananlar maalesef bazı komutanlarda ne işimiz var, buralarda diyorlar. Bende o zaman şunu söyledim. Eğer Viyana olmasaydı, siz bugün İstanbul’da oturamayacak olurdunuz. Çünkü sınırımız bugünkü gibi olsaydı, o Haçlı dalgası geldiğinde bizi nereye atacaktı. Balkanda kurduğumuz için bu sınırı balkanlar yıllarca kendini feda ederek, bugün ki Meriç Nehrine geldik. Ecdadımızın gerçekleştirdiği o büyük çemberi görmemiz lazımdır” dedi.

    Armağan, esir alınan İngiliz Subayı ayakkabısını aldığı için tokat yiyen Mehmetçiğin hareketini görünce hayran kaldığını anlattı. Arma, “Esir alınan İngilizler atlar üzerinde Mehmetçik ise atın yanında yürüyordu. Ayakkabısı yırtılan bir Mehmetçik İngiliz subayının ayağındaki çizmeyi aldı. Bunun üzerine İngiliz Subay Mehmetçiği komutanına şikayet ediyor. Bunun üzerine komutan Mehmetçiği çağırarak, ’niye çizmesini aldın’ dedi. Mehmetçik de, ’komutanım onlar zaten at üzerinde geliyor, biz ise yürüyoruz ayakkabım yırtıldı, ondan aldım’ dedi. Komutan, ’olmaz öyle şey’ diyerek hemen ayakkabısını geri vermesini istedi. Ve Mehmetçiği tokatladı. İlk tokatta ’emredersiniz komutanım’ diyen Mehmetçik ikinci tokatta da aynı şekilde cevap verince İngiliz komutan, Mehmetçiğin hareketine hayran kalarak, komutana ’yahu biz ne kadar mert insanlarla savaşmışız, bırak giysin ayakkabıyı helal ediyorum’ demiş. İşte biz böyle bir ecdattan geliyoruz” diye konuştu.

    Programın sonunda Mustafa Armağan, Vali Ali Yerlikaya ve Fatma Şahin’le bir süre sohbet etti.