Etiket: Arıların

  • (Özel Haber) Arıların en büyük düşmanı ‘Yalancı Bahar’

    Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, dünyada ve Türkiye’de arı kolonilerinde kış kayıpları yaşandığını, bunun çeşitli nedenlerinin bulunmasının yanında en büyük problemin ise ‘Yalancı Bahar’ olduğunu belirtti.

    Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, ‘Yalancı Bahar’ tabir edilen olayı, kışın ortasında havaların ısınması dolayısıyla, arıların dışarıya çıkarak polen ve nektar arayışına, yavru faaliyetlerine başlaması ve daha sonra da havanın soğuması ile kovanlarda toplu ölümler yaşanması olarak ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Oskay, NKÜ’de bal arılarıyla ilgili çalışmalar yaptıklarını belirterek, bal arılarının gerek insan yaşamı için sağlıklı beslenmeyi sağlamaları açısından gerekse bitkilerde yaptığı tozlaşma nedeniyle çok önemli olduğunu söyledi.

    Bal arılarının besin zincirinin önemli bir parçası olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Devrim Ozkay, “Eğer bal arıları yok olursa, bugün dünya üzerinde açlık yaşanabilir. O yüzden bal arılarını muhafaza etmemiz, korumamız, arıcılığı geliştirmemiz lazım” dedi.

    “Yüksek miktarda kış kayıpları yaşıyoruz”

    Arıcılığın bazı sorunlar ile karşı karşıya olduğunu aktaran Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, “Özellikle dünyada ve ülkemizde yaşanan kış kayıpları var, bu yılda bölgemizde ve ülkemizde yüksek miktarda kış kayıplarını yaşıyoruz. Bunların arkasında yatan nedenlere gelince, neden bu koloni kayıpları oluyor? Bir çok faktörün bir araya gelmesi ve arıların buna dayanamaması olayı. Bunlardan bir tanesi, sonbaharda iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık. Sonbaharda, bal arıları, doğadan aldıklarıyla yeni, genç popülasyonları, yavruları geliştirmek zorundalar. İşte doğadan eğer polen ve nektar gelmezse, ikisinin dengesi bozulursa, bu sefer arılar genç nüfus oluşturamıyor ve kışa giren yaşlı popülasyonlar kış ortasında yok olup gidiyor” ifadelerini kullandı.

    Arıcıların kolonilerini koruyabilmek için dikkat etmeleri gereken noktalar olduğunu belirten Ozkay, “Arıcılarımız özellikle sonbaharda, kolonilerinin bakımlarını yaparken dikkat etmeleri lazım, yiyecek stoklarının tam olmasını sağlamaları lazım, hastalıklarla mücadele etmesi lazım, eğer bunlara dikkat edersek arıcılıkta koloni kayıplarının yaşanmayacağını düşünüyorum. Bunun yanında, etraftaki tarım ürünlerine uygulanan kimyasal zehirlerin de arıları öldürdüğünü biliyoruz, buna da dikkat edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “Yerli arı ‘Yalancı Bahara’ inanmaz”

    Arıcıların en büyük korkularından birinin de ‘Yalancı Bahar’ olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, “Bir de ‘Yalancı Bahar’ denen bir olay var, kışın ortasında havalar birden güzelleşiyor, sıcaklık artınca bu sefer arılar aktif hale geliyor, dışarıya çıkıp nektar ve polen aramaya başlıyor. Nektar ve polen getirmek için uçmaya başlıyor, uçma faaliyeti arıların ömrünü kısaltıyor. O nedenle biz bu dönemlerde arıların kovandan çıkmamasını tercih ediyoruz. Tabi bunu nasıl sağlarız? Eğer bulunduğumuz bölgenin arısıyla çalışırsak, yerli arı bunu bilir, yani kışın ortasında yaşanan baharın yalancı olduğunu, etrafta çiçek ve polen bulunmadığını bildiği için kovandan dışarıya çıkmıyor. Ama farklı bir bölge ya da ülkeden gelen koloni varsa onlar bu durumu bilmediği için uçmaya başlıyorlar, yavru faaliyetlerine başlıyorlar. Arkasından da soğuk vurduğu zaman, koloni, yavrulu alanı ısıtamadığı için yavru üşümeleri ve arkasından yavru hastalıkları dediğimiz Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı, Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı ortaya çıkıyor ve bunlar nedeniyle koloni kayıpları yaşanıyor” dedi.

    Arıların ‘Yalancı Bahar’ tabir edilen zamanlarda dışarı çıkmaması için de üreticilerin bazı önlemler almaları gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Özkay, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı:

    “Üretici, eğer o bölgenin arısıyla çalışmıyorsa, bu sefer bal ve polen stoğu olan arılar bu havalarda dışarı çıkmıyor, bunun dışında kolonide bir açlık olayı varsa, stoklar yeterli miktarda değilse, arı da dışarı çıkıp yiyecek bulma davranışı gerçekleşiyor. İşte arıcılarımız bunun önüne geçmek için o kışın ortasındaki güzel günlerde arılara şeker şurubu vermesi lazım. Şeker şurubu ile beslendiği zaman arı verilen o besinle kendi stoklarını oluşturmaya çalışacaktır. O şurubunda iki birim pancar şekeri bir birim su olarak hazırlanması lazım, bala yakın bir kıvamda olması gerekir. İkinci beslenme olayı da içeride yavru faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için polen gerekli, arıcılarımız o zaman da baharda topladıkları ve difrizde sakladıkları polenler ile kek yaparak veya arı sağlığına uygun ham maddelerden yapılmış ikame polen yemlemesiyle arılarını yemlemeleri gerekiyor.”

  • Yunus Aksu: “Arıların işine hiç karışmıyoruz”

    AksuVital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, Türkiye’nin ilk ve tek ham bal üreticisi olduklarını belirterek, ham balı arı sütü, bal, propolis kombinasyonlarında kullanmaya başladıklarını söyledi.

    Türkiye’nin ilk ve tek ham bal üreticisi olduklarını kaydeden AksuVital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, inovasyonlarına bir yenisini daha eklediklerini belirterek, “2016 yılı başında ürettiğimiz ham balı, arı sütü, bal, propolis kombinasyonlarında kullanmaya başladık” dedi.

    Öncelikle neden ham bal kullandığımızı açıklamak gerekir diyen Aksu sözlerine şu şekilde devam etti. “Tüketiciler kristallenmiş balın gerçek bal olmadığını düşünüyor. Bu yanlış algı nedeniyle bal üreticileri balın kristallenmesini önlemeye yönelik çeşitli yöntemler kullanıyor. Bunlardan en bilineni kristallenmeyi önlemek adına balın pastörize edilmesi yani pişirilmesi. Pişirme kulağa çok garip gelse de ne yazıkki yapılan işlem tam anlamıyla pişirme ve bu pişirme nedeniyle balı bal yapan ısıya duyarlı enzimler ölüyor. Ayrıca pastörize dışında kristallenmeye neden olduğu gerekçesiyle balın içerisindeki arı polenleri filtreleniyor. Kristallenme aslında suyun buza dönüşmesi gibi tamamen doğal, fiziksel bir olay. Balın kalitesini kesinlikle düşürmüyor. Ancak pastörizasyon ve polenlerin filtrelenmesi balı bal yapan unsurlardan enzimlere zarar veriyor.

    Pastörize edilip yani pişirilip, yapısının değiştirilmesi ile elde edilen maddenin ki bizce bu bal değil enzimleri ölüyor. Kristallenmemesi adına ince bir filtrasyona maruz kalan bal içindeki poleni kaybediyor. Özetle ’Ham Bal’ yani işlenmemiş, doğal bal enzimlerini yitirmediği ve polenini kaybetmediği için değerini korumaktadır. Biz de bu nedenle 2016 yılının başından beri ham balı yani doğal balı üretiyoruz.Artık arı ürünleri kombinasyonlarında da ham balı kullanmaya başladık”.

    Arı ürünleri kombinasyonları incelendiğinde en yüksek miktarda arı sütünü içeren ürünleri ürettiklerinin altını çizen Aksu, “Bütün ürün kombinasyonları ’Aksu Arge Laboratuvarları’nda, bilimsel araştırmalara uygun olarak tecrübeli uzman bir ekip tarafından geliştirilmektedir. Aksu Ar-Ge Laboratuvarları bünyesinde bulunan kalite kontrol laboratuvarımızda üretimde kullanılacak bal, arı sütü, arı poleni ve propolis fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizlere tabii tutuluyor. Üretimde sadece kalite kontrol laboratuvarlarında onaylananlar kullanılıyor” diye konuştu.

    Ürünleri ilaç üreten firmalarda bulunan GMP (Good Manufacturing Process-İyi Üretim Uygulamaları) kalite sertifikalı tesislerinde, doğallığına zarar vermeden ilaç hassasiyetiyle üretildiğini belirten Aksu, “Bu konuda alanında GMP standartlarına göre tek firma olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca tesislerinde GMP dışında ISO 22000, ISO 9001, helal kriterleri de uygulanıyor. Ürün kombinasyonlarında da ısıl işlem görmemiş, polenleri filtre edilmemiş doğal bal yani ’Ham Krem Bal’ kullanılıyor. Böylece hem kaliteli hem de homojen bir görünüme sahip bir son ürün elde edilmiş oluyor” dedi. AksuVital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, ürünlerini korumak adına dış etkilere karşı dayanıklı strafor kullanıldığını kaydederek, tüketicilerin ’Karekod’ yoluyla ürünlerini kontrol etmesini sağladıklarını söyledi.

  • Üniversiteli arıların ürünleri satışa sunuldu

    Arıcıların meselelerine çözüm bulmaya yönelik araştırmalar yapmak için kurulan Uludağ Üniversitesi Arıcılık Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi (AGAM), elde ettiği bal ve arı ürünlerini ilk defa satışa sundu.

    Görükle kampusunda üretilen kestane balı, süzme bal, yaş polen, arı sütü, arı ekmeği ve propolis, AGAM merkezinde şişelenip paketlenerek tüketiciye satılıyor. Uludağ Üniversitesi AGAM Müdürü Prof. Dr. İbrahim Çakmak, yerleşke içinde çeşitli bölgelere yerleştirdikleri kovanlardan bir tona yakın bal elde ettiklerini, bunları şişeleyerek ilk kez satışa sunduklarını söyledi.

    Kovanlardan çıkan her ürünü değerlendirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Çakmak, bal, yaş polen, arı sütü, arı ekmeği ve propolisin haricinde arıların yaptığı gerçek balmumu peteklerinden bir kısmından mum yaptıklarını söyledi.

    AGAM’ın yerleşke içindeki binasında hem üretim hem de satış yapılıyor.

    Kestane balının 500 gramı 50 liraya, süzme balın 800 gramı 60, arı sütünün 2 gramı 10, balmumu mumlar ise 6 ila 40 liraya satılıyor.

  • (Özel Haber) Arıların Saldırısına Uğrayan Yaşlı Çift Hastanelik Oldu

    Kastamonu’nun Tosya ilçesinde arıların saldırısına uğrayan yaşlı çift hastanelik oldu.

    Edinilen bilgiye göre, İbniselim Mahallesi’nde evinin bahçesinde arıcılık yapan 71 yaşındaki Şaban Çetin, kovanları kontrol ettiği sırada arıların saldırısına uğradı. Onlarca arının sokması üzerine yüzü gözü ve vücudu şişen Çetin’e eşi 68 yaşındaki Şerife Çetin yardım etmek istedi. Eşine yardım etmek isteyen Şerife Çetin de yüzlerce arının saldırısına uğradı. Çok sayıda arının saldırması sonucu vücutları şişler içerisinde kalan yaşlı çiftin ise yardımına komşular yetişti. Komşularının haber vermesi üzerine olay yerine gelen 112 ekibi tarafından olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaşlı çift, Tosya Devlet Hastanesi’ne götürülerek tedavi altına alındı.

    Öte yandan, yaşlı çifte saldıran arıların bahçede bulunan köpek ve ineğe de saldırdığı öğrenildi.

  • Akraba Evliliği Yapan Arıların Genetiği Değişti

    Aydın’ın Efeler ilçesi Çiftlik köyündeki bazı arı kovanlarındaki erkek arıların göz ve kafalarının beyaz olması üzerine yapılan araştırmada ilginç bir gerçek ortaya çıktı. Aynı kolonide bulunup akraba evliliği yapan arıların yumurtalarından çıkan yeni erkek arıların beyaz başlı ve kısır olduğu belirlendi.

    Olayın nadir rastlanan bir durum olduğunu belirten Arı Teknikeri İbrahim Altıntaş, “Arılar doğal dengeye ve tabiat kurallarına en fazla riayet eden hayvanların başında gelir. Bu durum doğal dengenin bozulduğunun bir göstergesidir” dedi.

    Aydın’da bu yıl bazı kolonilerde görülen beyaz başlı arı şikayetleri üzerine çalışma başlattıklarını belirten Aydın Arı Yetiştiricileri Birliği Teknikeri İbrahim Altıntaş, “Bu yıl kovanlarda çok nadir rastlanan bir durum ile karşılaştık. Çeşitli bölgelerden gelen şikayetlerde kovanlarda gözleri ve başı beyaz erkek arılar görülmeye başlandı. Buna istinaden de erkek arılarda çiftleşme isteksizliği ve çiftleşmeme sıkıntısı olunca konuyu incelemeye başladık. Yaptığımız araştırmalar sonucu sıkıntının halk dilinde akraba evliliği diye tabir edebileceğimiz bir nedenden kaynaklandığı belirlendi. Yani akraba evliliği sonucu oluşan erkek arılar beyaz başlı ve kısır olduğu tespit edildi. Sorunun çözümü kovanlardaki ana arıların değiştirilmesinden geçiyor. Bu sorunla karşılaşan arıcılarımız kovanlardaki ana arılarını değiştirerek sorunu çözebilir” dedi.