Etiket: arıları

  • Arı biti arıları yedi

    Samsun İli Arı Yetiştiriciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Kaplan, geçen sene yüzde 10-15 olan arı kaybının bu sene yanlış ilaçlama ve varroa (arı biti) nedeniyle yüzde 30’lara çıktığını söyledi.

    Samsun’da bu sezon çiçek balının çok az olmasından dolayı arıcıların yüzde 60’ı başka illerdeki yüksek yaylalara gitti. Samsun’da kalan arıcılar ise kestane balı üreterek geçen seneki rekoltelerini korudu. Geçen seneden az çiçek balı üreten arıcılar bir darbe de arı bitinden yediler. Geçen sene kış aylarını yüzde 10-15 oranında arı kaybıyla geçiren arıcılar, bu sezon ise arılarının yüzde 30’undan fazlasını kaybettiler.

    Özellikle Samsun’un iç kesimlerinde arı kaybının daha fazla olduğunu ifade eden Rasim Kaplan, “Samsun’da bu sene bal üretiminde bir düşüş var. Özellikle çiçek balı oldukça az çıktı. Samsun’a nazaran Türkiye genelinde ise bal üretiminde sıkıntı yok. Çiçek balı az olmasına rağmen, çam balı oldukça fazla çıktı. Çiçek balı açığı, çam balıyla kapatıldı diyebiliriz. Bu sene Türkiye genelinde yüzde 40’a ulaşmış arı kayıpları olduğu söyleniyor. Daha kışın ortasına bile tam gelmedik. Bu şekilde devam ederse arı kayıplarının yüzde 50’lere geleceğini düşünüyorum. Devletimiz arı kayıplarının önüne geçmek için çeşitli önlemler alıyor. Arı kayıplarına sebep olan yanlış ilaçlama ve varroanın (arı biti) önüne geçmeye çalışıyor. Samsun’da şu anki tespitlerimize göre yüzde 30 oranında arı ölümü var. Özellikle iç kesim ilçelerimizde Kavak, Havza, Asarcık, Vezirköprü ve Ladik’te arı ölümleri diğer ilçelere göre daha fazla. Bu arı ölümlerinin sebebinin de arı biti ve yanlış ilaçlama olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    “Arıları bölerek sayılarını çoğaltma yöntemine gideceğiz”

    Erken bahar döneminde kaybettikleri arıların sayısını çoğaltma yönünde çalışma yapacaklarını belirten Kaplan, şunları söyledi:

    “Samsunlu arıcılarımız kış bakımlarını yapmışlardı. Erken baharda arılarını kontrol edip sağ olanları tekrar ilaçlayacaklar. Şu anda arıları besleme mevsimi içerisinde değiliz. Arıcılar bu dönemi eğitimlerle değerlendirmeye çalışıyorlar. Geçen sene arı kaybı bizim bölgemizde yüzde 10-15 arasındaydı. Normalde yüzde 10’dan fazla arı kaybettiğimizde kaybın fazla olduğunu düşünüyorduk. Bu sene yaptığımız tespitlere göre arı kaybı oranı yüzde 30’ları buldu. Bu arı kayıplarının rekolteyi nasıl etkileyeceğini erken bahar döneminde tespit edebiliriz. Bizim bölgemiz arı yetiştiriciliği için çok verimli bir bölge. Erken bahar döneminde arıcılarımız erken toparlanıp, arılarını bölme yöntemiyle tekrar sayı çoğaltma yöntemine gidecekler.”

  • Arıları telef olan Ağrılı arıcıya Genç Çiftçi Projesinden 40 kovan arı desteği

    Ağrı’da geçen yıl kış mevsiminde yüzbinlerce arısı telef olan ve arıcılığı bırakma noktasına gelen Mehmet Aldemir, Genç Çiftçi Projesi kapsamında devletten aldığı 40 kovan arı ile bin 800 rakımlı bölgede tamamen organik olarak ürettiği balı batı illerine gönderiyor.

    Ağrı’nın Taşlıçay ilçesinde bağlı Aşağı Toklu Köyü’nde ikamet eden ve çekirdekten arıcılığa başlayan evli ve 2 çocuk babası Mehmet Aldemir geçen yıl kış mevsiminde 37 kovan arısı telef olunca arıcılığı bırakma noktasına geldi. Küçük yaşlarda babasının yanında arıcılık mesleğini öğrenen ve bu mesleği 15 yıldır aralıksız sürdüren Aldemir, yeniden bal üretmek için Genç Çiftçi Hibe Desteği’ne başvurdu. Genç Çiftçi Projesi kapsamında 40 kovan arı desteği alan Aldemir bitki çeşitliliği bakımından oldukça zengin olan ve bin 800 rakımlı köyünde arıcılık faaliyetine kaldığı yerden devam etti. İstanbul başta olmak üzere batı illerinden yoğun bal siparişi alan Aldemir siparişlere yetiştiremiyor.

    ‘Yüzde yüz doğal karakovan ve süzme bal üretiyoruz’

    Kış mevsiminde arılarının telef olduğunu bu yüzden zor günler geçirdiklerini söyleyen Aldemir, Genç Çiftçi Hibe Desteği’nin verdiği destek ile birlikte tekrardan arıcılığa tutunduklarını belirtti. Köyünün rakımının oldukça yüksek olduğunu ve bitki çeşitliliği açısından arıcılık için bulunmaz bir yer olduğunu ifade eden Aldemir, “Bölgemizin rakımı bin 500- 2000 metre aralığında değişiyor ve endemik bitki açısından da oldukça zengin bir yer. Genelde kekik otu, çiçek, diken, yonca ve korunga bu tarz bitkilerden bal geliyor. Hasta olupta bizden bal alan herkes iyileşti. Tamamen doğal olan balımız karaciğer yağlanması ve astım hastası olan vatandaşlara oldukça iyi geldi. Yüzde yüz doğal karakovan ve süzme bal yetiştirtiyoruz” dedi.

    ‘Şu anda siparişlerimize yetiştiremiyoruz’

    Ballarının yüzde yüz doğal olduğunu ve inanmayana vatandaşların tahlil yaptırabileceğini ifade eden Aldemir, hedeflerinin bir ton bal üretmek olduğunu kaydetti. Bal siparişlerine yetiştiremediklerini vurgulayan Aldemir, “Bizim ballarımız tahlile açık ben her zaman müşteriye demişimdir. ‘Götürüp tahlil edersiniz’. Zaten balı yediğinizde tadından ve kokusundan anlayabiliyorsunuz organik olduğunu. Bizde insanlara bir hayrımız ve faydamız olsun diye gerçek bal üretiyoruz. Bölgenin bitki örtüsü zengin odluğu için arılara şeker vermeye gerek duymuyoruz. Karakovan balını 150 liradan süzme çiçek balını ise 100 liradan satıyoruz. Balımıza talep daha çok İstanbul, İzmir, Bursa ve Ankara gibi kentlerden geliyor. Zaten şu anda siparişlerimize yetiştiremiyoruz. Arılarımızı geç aldığımız için 300 kilo bal ürettik. Seneye 500 kilo sonraki yılda bir ton bal üretmeyi hedefliyoruz. Balımız tanınan bir bal olduğu için sürekli sipariş alıyoruz. Bugüne kadar balımızı alıpta herhangi bir pişmanlık duyan olmadı. Bizde müşterilerimizden memnunuz müşterilerimizde bizden memnun” şeklinde konuştu.

  • Arıları uzaklaştırmak için yaktığı ateş evini küle çevirdi

    Eskişehir’de arılar tarafından evi istilaya uğrayan bir vatandaş, çözüm için başvurduğu yol sebebi ile tüm evini yaktı.

    Olay, Emek Mahallesi Anadolum Sokakta gerçekleşti. Selettin Keleş isimli vatandaş, evini istila eden arılarla başı derde girdi. Evin teras katında yuvalanan arılar zamanla tüm apartmanı istila etmeye başladı. Ev sahibi Keleş, yaşadığı duruma çözüm ararken, bir televizyon kanalında arıları uzaklaştırmak için kullanılan ‘Tütsüleme’ yöntemini gördü ve bunu uygulamak için harekete geçti. Ardından Selettin Keleş, teras katında bulunan sobayı odunla doldurarak yakmaya başladı. Ateşten çıkan dumanı gören Keleş, arıların dumandan etkilenerek uzaklaşacağını düşünerek içeri girdi. Bir süre sonra harlanan odunlardaki ateş, soba kenarında bulunan karton ve kağıt parçalarına sıçradı. Kısa sürede önce terasa ardından odalara yayılan alevler tüm evi sardı.

    Bu esnada sokaktan geçen iki genç, daireden çıkan alevleri görmesi üzerine durumu Eskişehir İtfaiyesi ve 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahaleye başladı. 112 ekipleri ise dumandan etkilenen kişileri araştırmaya başladı. Yaklaşık yarım saat süren yangın büyük çabalarla söndürülse de Keleş’in evi kül olmaktan kurtulamadı.

    “Dumanı verdiğim gibi arılar beni sardılar”

    Arılarla mücadelesinde yaşadığı talihsiz olayı anlatan 70 yaşındaki Selettin Keleş, “Balkonda sarı arılar vardı. Sobayı yaktım, duman verdim. Televizyonda öyle dinledim. Dumanı verdiğim gibi arılar beni sardılar. Duman da buraları sardı yangın çıktı. Sobadan sıçradı. Sobanın içinde odunlar vardı, odundan sıçradı buralarda kağıtlar, karton kutu vardı onlar tutuştu” ifadelerini kullandı.

    “Karton kutudan bir şey alacaktım oraya gitmemle bana saldırdılar”

    Ayrıca Selettin Keleş, istilacı arıların kendisine verdiği zararları da anlatarak, “Arılar kolumu soktu, ağzımın içine bile girdi. Arıların ne zaman geldiğini bilmiyorum ben de daha yeni gördüm. Buraya devamlı çıkıyordum, ama hiç uğraşmıyordum. Orada karton kağıdı vardı, buralara öyle oturuyordum sonra aşağıya iniyordum. Sonra karton kutudan bir şey alacaktım oraya gitmemle bana saldırdılar. Kendimi kurtaramadım” şeklinde konuştu.

    “Arılara tütsü verirken onlar bana tütsü verdi”

    Keleş, arıları uzaklaştırma yöntemini televizyonda izlediğini belirterek, “Haberlerde, ‘Arılara tütsü verirseniz giderler’ diye işittim televizyonda. Onu kafama koydum, geldim. Ben de bunlara göre arılara tütsü verirken onlar bana tütsü verdiler. Yangın yarım saat sürdü. Ama itfaiye çabuk geldi. Türkiye’den Allah razı olsun. 2 tane ambulans geldi, itfaiye geldi her şey geldi. Çok zarar var, bir daire tamamen yandı” dedi.

  • Otları yok etmek için yapılan ilaçlama arıları telef etti

    Zonguldak Alaplı ilçesi Kıran Köyünde arıcılık yapan Erkan Tok’ın 15 kovan arısı telef oldu.

    Arılarının telef olduğunu gören arıcılar durumu İlçe Gıda Tarım Müdürlüğü ile Alaplı Kaymakamlığına bildirdi. İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü uzmanları inceleme başlatarak, kovanlardan numune aldı. Telef olan kovanlardan alınan numuneler İlçe tarım Müdürlüğü tarafından inceleneceği bildirildi. Bal arılarının tarımsal ilaç kullanımı nedeni ile telef olduğunu iddia eden arı kovan sahibi Erkan Tok, bilinçsiz ilaçlama yapılması durumunda tüm bölgede arıların telef olacağını söyledi.

    Fındık yetiştiriciliğinin yoğun olduğu bölgede tarımsal ilaç kullanıldığını söyleyen arıcı Erkan Tok, “Pazar günü öğlen arılara baktım hiçbir sorun yoktu. Pazartesi kovanların başına gittiğimde hepsini telef olmuş halde buldum. 3 yıllık emeğimiz heba oldu. Yaklaşık 30 bin lira maddi zarara uğradık. Bu konuyu Alaplı Kaymakamlığa dilekçe yazarak suç duyurusunda bulunacağım” diye konuştu.

    Arı ve bitki üreticilerinin ilaçlama konusunda devamlı uyarıldığını söyleyen Alaplı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Rafet Yılmaz ise, ’’Son dönemde kanola tarlalarına yapılan zirai ilaçlama sonrası üzücü haberler aldık. Arazi sahiplerinin bilgisi olmasına rağmen zararlı zirai ilaç atmalarından dolayı arı kolonilerinde çok hızlı bir düşüş ve zayiatların olduğunu öğrendik. Fakat bu ilaçlar, Bakanlığın uyarılarına göre arıya zarar vermeyecek zehirsiz türden olmalıdır. Yapılan ilaçlamalarda zamanlamanın yanlış olduğu kanaatindeyiz. Bizler ilaçlama yapılmasın demiyoruz ancak ilaçlamaların usulüne uygun yapılmasını istiyoruz. İlaçlama saatlerine uyulması, yasaklı ilaçların asla kullanılmaması bizlerin ve doğal yaşamın da yararına olacaktır diye konuştu.

  • Bilinçsiz ilaçlama arıları telef ediyor

    Muğla Milas’ta arıcılık faaliyetinin yürütüldüğü bazı kırsal mahallelerde toplu arı ölümleri yaşanıyor. Bilinçsiz ve saatine uygun olmadan yapılan ilaçlamaların, toplu arı ölümlerine neden olduğu iddia edildi.

    Milas’a bağlı Akçalı ve Sek mahallelerindeki arıcılar, kovanlarındaki toplu arı ölümleri nedeniyle zor günler geçiriyor. Her iki mahallede de zeytinlik alanlara kovanlarını yerleştiren arıcılar, dönem dönem yaşanan toplu arı ölümleriyle zarara uğruyorlar.

    Kovanların önlerinde ve kovan içlerinde çok sayıda arının öldüğünü gözlemlediklerini belirten arıcılar, arıların ölümüne neden olan etkenin belirlenmesi amacıyla ilgili mercilere bilgi verdiklerini söylediler.

    Öte yandan bin bir emekle arıcılık yaptıklarını ifade eden arıcılar, toplu arı ölümlerinin bilinçsiz ilaçlama olabileceğine dikkat çekiyor.

    “Arıcılık çok emek isteyen bir ekonomik faaliyet Biz ailemizden ayrı kalarak dağ başlarında bu kovanlara gözümüz gibi bakıyoruz. Arı çok narin bir canlı olduğu için onu her türlü olumsuz durumdan koruyabilmek için özen gösteriyoruz.” diyen arıcılar, tecrübelerine ve gözlemlerine dayanarak yabacı otların yada zararlıların yok edilmesi için kullanılan ilaçların gündüz vakti verilmesinin arılar için büyük tehlike oluşturduğunu belirtiyor.

    Sadece arı ölümlerinin yaşandığı kovanların etrafında otların kuruduğuna işaret eden arıcılar, “Vatandaşlarımız bazı zararlı otları yada zararlı böcekleri öldürmek için ilaçlama yapıyor. Bu ilaçlar çok tesirli Normalde ilaçlamanın, arıların uçuş yaptığı gündüz vaktinde yapılmaması gerekiyor. Ancak gündüz vakti yapılınca doğadaki arılar bu zehri alıyor ve ya orada ölüyor yada zehri kovana getiriyor. Böylelikle kovana bulaşan zehir, tüm arıların telef olmasına neden oluyor. Aynı şekilde şehre yakın alanlarda da uçuş yapana arılar var. Yaz aylarının yaklaşmasıyla etkili olan sivri sineklerin bertaraf edilmesi için de ilaçlama yapılıyor. Vektörle mücadelede kapsamında yapılan bu ilaçlamalar, şehir yakınlarında uçan arıları öldürüyor. Bizler ilaçlama yapılmasın demiyoruz ancak ilaçlamaların usulüne uygun yapılmasını istiyoruz. İlaçlama saatlerine uyulması, yasaklı ilaçların asla kullanılmaması bizlerin ve doğal yaşamın da yararına olacaktır. ” diye konuştu.