Etiket: Araştırmalarında

  • Anadolu Üniversitesi eğitim araştırmalarında Türkiye’nin en iyisi

    İngiltere kökenli üniversite sıralama kuruluşu Times Higher Education (THE), dünya üniversiteleri sıralamasını açıkladı. Buna göre, Anadolu Üniversitesi eğitim araştırmalarında Türkiye’de ilk sırada yer aldı.

    Dünyadaki başarılı üniversiteleri tüm temel görevlerinde değerlendiren tek küresel üniversite performans tablosu olarak değerlendirilen THE derecelendirmesi; öğretim, araştırma, bilgi aktarımı ve uluslararası bakışa dayanıyor. Değerlendirmede öğrenciler, akademisyenler, üniversite liderleri, endüstri ve hükümetler tarafından güvenilen en kapsamlı ve dengeli karşılaştırmaları sağlamak için 13 farklı performans göstergesinden yararlanılıyor. Times Higher Education (THE), dünyanın önde gelen akademik kuruluşlarından ELSEVIER işbirliği ile her yıl dünya üniversiteleri sıralamaları yayınlıyor.

    Alt performans göstergelerine göre sıralamalara ortaya çıkmaya başladı. Tüm performans göstergelerinde, 2018 yılına göre 9 sıra yükselerek 8. sırada yer alan Anadolu Üniversitesi, Eğitim Araştırmaları performans göstergelerine göre 23.9 puan ile dünya genelinde 355’inci Türkiye’de ise ilk sırada yer almayı başardı. Böylece Açık ve Uzaktan Öğrenme, Eğitim Teknolojileri ve Özel Eğitim alanlarında dünya standartlarında bilimsel araştırma ve yayınlarıyla öne çıkan Anadolu Üniversitesi’nin bu noktadaki başarısı Dünya sıralamasına da yansımış oldu.

  • Kanser Araştırmalarında Rota Kök Hücreye Çevrildi

    İSTANBUL (İHA) – Maltepe Üniversitesi Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi, kanser araştırmalarında rotayı kök hücreye çevirdi. Merkez Müdürü Prof. Dr. Ranan Gülhan Aktaş’a göre; kanserin tedaviye direnç göstermesine ve de yayılmasına neden olan kanser kök hücreleri ile yapılacak savaşın kazanılabilmesi tedaviside çok önemli bir adımın atılmasını sağlayacak.

    Kanser araştırmaları, tıptaki gelişmelere paralel olarak her geçen gün ilerleme kaydediyor. Hastaların umutlarını arttıran bu gelişmelere rağmen neredeyse her hafta medyada yer alan ‘Kansere çare bulundu’ ve ‘İşte kanserin çözümü’ gibi haberler hayal kırıklıklarına neden olabiliyor. Kansere ilişkin yüzeysel ve ‘kesin(!)’ çözüm önerileri sunmak yerine, hastalığın ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden olan kök hücrelerini bilimsel olarak incelemek amacıyla 1 yıl önce kurulan Maltepe Üniversitesi Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi, kanserin tamamen vücudun dışına atılması ve tekrarlamaması için çalışıyor.

    KANSER KÖK HÜCRESİ

    Son yıllarda kanserle ilgili çok sayıda çalışma yapılmasına rağmen halen bazı kanser türlerinde istenilen tedavi şekline ulaşılamadığını belirten Maltepe Üniversitesi Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ranan Gülhan Aktaş, “Çok sayıda kanser hastası tedavi edildi zannediliyor fakat bir süre sonra hastalık kendisini tekrarlıyor. Bunun sebebinin kanserli dokuda kök hücre özelliklerine benzeyen hücreler olduğu tespit edildi. Kanser kök hücresi adı verilen bu hücrelerin kanserin tamamen tedavi edilememesinin ve nüksetmesinin sebebi olabileceği konusunda çok önemli çalışmalar ortaya çıkarıldı. Biz de bu hücrelere ulaşmanın ve onları kanserli dokudan temizlemenin yollarını araştırıyoruz” dedi.

    4 KRİTİK ADIM

    Kök hücrelerin farklılaşma, kendilerini yenileme ve çoğalma özellikleri taşıdığını belirten Aktaş, “Vücudumuzda yer alan ve hem farklılaşma hem de yenilenebilme özellikleri olan kök hücrelerin, kanserli dokularda da var olduğu görüldü. Yani kanserli dokular içerisinde bir grup hücre kendisini yenileyebiliyor, farklılaşabiliyor, sessiz kalabiliyor ve de uygun ortam bulduğunda çoğalarak kanserin yeniden o bölgede yayılmasına sebep olabiliyor. Hatta farklı kanser türlerinin tedavi edilememesinin bir sebebinin de tedaviye dirençli olan bu hücreler olduğu üzerinde duruluyor. Öyle ki kanser kök hücrelerinin dokuda ne düzeyde olduğunun saptanması, kanserin seyri açısından da önem taşıyor” dedi.

    Kanser tedavisinde kök hücre araştırmalarının önemini vurgulayan Ranan Gülhan Aktaş, bu hücrelerle mücadeledeki 4 kritik adımı şöyle sıraladı: “İlk olarak kanser kök hücrelerine ulaşmalıyız. Ardından doku içerisinde onları tanımalıyız. Daha sonra yine doku içerisinde bu hücreleri öldürmeliyiz. Son olarak da kanserli dokunun yayılmasına engel olmalıyız.”

    “KARACİĞER KANSERİ ÜZERİNE OLAN ÇALIŞMALARIMIZDA YOĞUNLAŞTIK”

    Karaciğer kanseri üzerine çalışmalarda yoğunlaştıklarını belirten Aktaş, “Karaciğer kanserli hücreler içerisinde bu tür hücreler saptadık. Şimdi bu hücrelerin davranışını izliyoruz ve farklı kültür ortamlarında nasıl çoğaldıklarına bakıyoruz. Bunlar henüz laboratuvarda yapılan çalışmalar. Bu çalışmalar bir miktar daha ilerleyince tıptaki tüm çalışmalar gibi önce hayvan deneyleri yapacağız ve ardından da klinik uygulamalara geçeceğiz” diye konuştu.

    İLK YILDA 5 ÖDÜL

    Maltepe Üniversitesi Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi, kuruluşunun ilk yılını 5 ödülle tamamladı. Merkez, The American Society for Cell Biology and International Federation of Cell Biology Meeting’de International Travel Award, 14. Ulusal Tıbbi Biyoloji ve Genetik Kongresi’nde Genç Araştırmacı, 14. Ulusal Tıbbi Biyoloji ve Genetik Kongresi’nde En İyi Sözlü Sunum, Tıp Fakültesi Öğrencileri Kongresi’nde En İyi Poster Sunum kategorisinde 1.’lik ve Tıp Fakültesi Öğrencileri Kongresi’nde En İyi Poster Sunum kategorisinde 3.’lük ödüllerini kazandı.

  • “İlaç Araştırmalarında Eşit Temsil Sağlanmalı”

    İlaç araştırmalarında her iki cinsin eşit yer alması gerektiği yaklaşık 25 yıldır vurgulanıyor. Prof. Dr. Gülaçtı Topçu, ilaçların etkisinin anlaşılmasının ilaç şirketlerinin kozmopolit bir araştırma yürütmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti.

    İlaçların piyasaya çıkmadan önce geçirdiği aşamaları aktaran Bezmialem Vakıf Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülaçtı Topçu, cinsiyet, beslenme biçimi, iklim gibi etkilerin de ilaç araştırmalarında önem arz ettiğini ifade etti. Topçu, ilacın piyasaya çıkmadan önce çok çeşitlilikte araştırma imkânına ilaç firmasının kozmopolit bir yerde araştırmalarını yürütmesiyle erişebileceğini ekledi.

    İLAÇLARIN CİNSİYETE BAĞLI ETKİLERİ

    Pek çok ilaçta kadın ve erkeğe göre farklılık gösteren durumlar oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Gülaçtı Topçu, bu nedenle araştırmaların her iki cinste yapılması şart olduğunu ancak bazen ihmal edilen durumlar olabildiğini ekledi:

    “1990 yılında ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün (National Institutes of Health-NIH) ikincil cinsiyet olarak görülen kadınların ilaç deneylerinde eşit olarak yer almasına dikkat etmeye başladı. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü bu konuda çeşitli çalışmalar yaptırdı. Bütün dünyada buna daha imtina gösterilmeye çalışılıyor. Bunun uygulanmamasında bir diğer faktör de kadınların buna sıcak bakmaması olabilir”.

    KADINLAR KALP RAHATSIZLIĞINDA RİSK ALTINDA

    İlaçların cinsiyete bağlı farklı etkilerinin görüldüğü rahatsızlardan biri olarak kalp rahatsızlıklarından söz eden Prof. Dr. Topçu, erkeklerin daha çok kalp rahatsızlığı geçirdiği iddialarına ilişkin kadınların da aynı şekilde risk altında olduğunu söyledi. Topçu, stres çağı yaşandığını söyledi ve kadınların bu ortamdaki stres yükünü vurguladı:

    “Kadınlar bir çok rolü aynı anda gerçekleştirmeye çalışıyor, hem başarılı bir iş kadını hem de iyi bir anne olmaya çalışıyor, bir de büyük şehirde yaşıyorsa büyük bir stres altında kalıyor. Kalp rahatsızlıklarında genetik faktörlerin ve beslenme biçimlerinin etkisiyle birlikte risk almak ve stres yaşamak da önemli bir faktör. Bu yaşam koşullarında kadınlar kalp rahatsızlığında risk altındalar, bu nedenle erkekler kadar araştırılmaları, denek olarak kullanılmaları gerekir”.

    BİR İLAÇ PİYASAYA ÇIKARKEN HANGİ AŞAMALARDAN GEÇİYOR?

    Klinik araştırmaları kapsayan ilk aşama faz 1’i anlatan Prof. Dr. Gülaçtı Topçu,

    “İlaç sektöründe sentetik bir ilaç piyasaya sürülmeden önce faz 1 araştırmaları yapılır. ADME (Absorbsiyon, dağılım, metabolizma, eliminasyon) olarak kısaltılan aşamalardan geçer. Ayrıca dışarı atılma ve toksikolojik araştırmalardan oluşur. Bu araştırmalar hayvanlar üzerinde hatta hayvanlar üzerindeki deneylerden önce de in vitro yani hücre kültürü ortamında ve steril şartlarda yapılıyor” dedi.

    Diğer aşamalar hakkında bilgi veren Prof. Dr. Topçu, “Preklinik araştırmalar dediğimiz hayvanları da kapsayan bu araştırmalardan sonra Faz 2’ye geçiliyor. Faz 2’de belli sayıda 100-300 kadar sağlıklı ve gönüllü insanlar üzerinde deneniyor. Piyasaya çıkan ilaç sağlıklı insana zarar veriyor mu, buna bakılıyor. Faz 3’te ise gerçekten hasta üzerinde deneniyor, örneğin ülseri olan hasta anti ülser bir ilacı kullanıyor. Faz 3’te denek sayısı daha fazla oluyor ve bu aşamadan sonra ilaç piyasaya çıkıyor.

    Piyasaya çıktıktan sonra yapılan araştırmalar ise Faz 4’ü kapsıyor. Farklı büyük kitlelere erişiyor, ilacın toksik ve ya yan tesirleri daha çok anlaşılıyor” diye konuştu.

    Topçu, araştırmaların etik boyuta değindi: “Araştırmaların hepsinde kişilerin rızası alınmalı, belli protokoller çerçevesinde bu yapılmalı” ifadelerini kullandı.

    ARAŞTIRMALARDA ÇEŞİTLİLİK

    Bir ilacın etkisinin araştırılırken sağlıklı gönüllülerden başlandığı Faz 2’den itibaren araştırmaların çeşitli ve farklı bireyler üzerinde denenmesinin olumlu sonuçlar oluşturacağını belirten Gülaçtı Topçu, “Örneğin, yetişkinler için çıkmış ilaçlarda özellikle yetişkinlerde denenmeli ve özellikle de her iki cins üzerinde de araştırma yapılmalı, hatta farklı ırk insanları üzerinde de yapılmalı. Farklı iklimlerde yaşayan, farklı beslenme biçimlerine sahip olan insanları kapsasa daha iyi olur. Ancak bunu ilk aşamalarda Faz 2 ve Faz 3’te gerçekleştirmek için araştırmaların kozmopolit bir yapıya sahip bir ülkede yürütülmesi gerekir” dedi.