Etiket: Araştırmada

  • Milletvekili Sabri Öztürk, yapılan bir araştırmada en başarılı üçüncü milletvekili seçildi

    Milletvekili Sabri Öztürk, yapılan bir araştırmada en başarılı üçüncü milletvekili seçildi

    AK Parti Giresun Milletvekili Sabri Öztürk, yapılan bir araştırmada, Karadeniz bölgesi milletvekilleri arasından belirlenen 10 milletvekilinin yer aldığı listede yüzde 43,1 başarı oranıyla 3. sırada yer aldı.

    81 ilde 53 bin 560 kişinin katıldığı araştırmada, 27. dönem milletvekilleri arasından en başarılı 100 milletvekili seçildi. Araştırmaya katılan kişilere; son 2 yılı değerlendirdiğinizde bölgesel çalışmaları, meclis çalışmaları ve halkla iletişimine göre “Sizce ilinizin en başarılı milletvekili hangisidir?” sorusu yöneltildi.

    Araştırma sonuçlarına göre, Karadeniz bölgesinden AK Parti’den 5, CHP’den 3, MHP’den 1 ve Bağımsız 1 milletvekili listede yer aldı. Karadeniz bölgesinden toplam 10 milletvekilinin girdiği listede, AK Parti Giresun Milletvekili Sabri Öztürk, yüzde 43,1 oranla 3 sırada yer aldı. Ayrıca araştımada, her milletvekili kendi seçmen grubunda değerlendirildi.

  • Suriyeli mültecilerle ilgili yapılan araştırmada ilginç bulgular

    Gaziantep’te Suriyeliler ile ilgili yapılan araştırmada ilginç bulgular ortaya çıktı. Suriyelilerin Avrupa’da gitmek istediği ülkeler sırasıyla Almanya, İsveç, İngiltere, Fransa, İtalya, Belçika, Norveç, Yunanistan oldu. Aynı araştırmada Suriyelilerin geri dönmek için ise rejimin değişmesini, savaşın bitmesini, sosyal ekonomik şartların sağlanmasını beklediği ortaya çıktı.

    Kalyoncu Ortadoğu Araştırma-Uygulama Merkezi (KALMEC) tarafından yürütülen ’Suriyeli Mültecilerin Sosyo-Ekonomik Durumları ve Gelecek Öngörüleri’ araştırma projesi kapsamında, Gaziantep’te yaşayan Suriyeliler ile ilgili önemli bulgulara ulaşıldı. Koordinatörlüğünü HKÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bilal Çıplak’ın yaptığı, proje ekibinde ise HKÜ Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Serdar Erdurmaz ve Yrd. Doç. Dr. Ahmet Keser’in yer aldığı çalışma sonuçlarının analizinde araştırma bulguları basın ile paylaşıldı.

    Bin 100 Suriyeli göçmenden görüş alındı

    Alanında yapılan sayılı araştırmalardan biri olan bu proje kapsamında, Gaziantep’te yaşayan Suriyeli göçmenlerin sosyo-ekonomik durumları analiz edildi. Yürütülen çalışmalarda Gaziantep sosyo-ekonomik özelliklere göre 10 bölgeye ayrıldı. Temsil düzeyi yüksek olan proje için anketörler hem Arapça hem de Türkçeyi çok iyi konuşan öğrenci ve profesyonellerden oluşturuldu. Bir haftalık eğitimden sonra sahaya gönderilen anketörler Gaziantep’te yaşayan bin 100 Suriyeli göçmenle görüşmeler yaparak ’Geleceğe yönelik beklenti ve planları’ ile ilgili görüşler aldı.

    Proje 12 ay sürdü

    Proje Koordinatörü HKÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bilal Çıplak, projenin 12 ay sürdüğünü belirterek, “KALMEC araştırmacılarının yaptığı araştırmaya göre Gaziantep’te yaşayan Suriyeli göçmenlerin yaklaşık yüzde 70’i Avrupa’ya gitmek yerine Türkiye’de kalmayı tercih ediyor. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriyeli misafirlere sunmuş olduğu sosyal ve ekonomik fırsatların, güvenlik hizmetlerindeki başarının ve misafirperverliğinin bir göstergesidir. 1.6 milyon nüfuslu Gaziantep’e 350 bin civarında Suriyeli göç etmiştir. Bu kadar büyük bir grubun beraberinde getirdiği sorunlar göz önünde bulundurulduğunda yüzde 70 oranının büyük bir başarı olduğu anlaşılacaktır” dedi.

    Erkek göçmenler kadınlara göre daha memnun

    Araştırmada ortaya çıkan sonuçlara göre, göçmenler daha çok akraba ve arkadaşların bulunduğu yerlere taşınmayı tercih ediyor. Ankete katılanların yüzde 90’ı Halep’ten geldiklerini belirtirken, yüzde 67.48’i Gaziantep’te yaşamaktan memnun olduklarını söyledi. Erkekler arasındaki memnuniyetin kadınlar arasındaki memnuniyetten daha yüksek olması dikkat çekti.

    Dönme isteği memleket özleminden

    Ankete katılanların yüzde 84,6’sı Suriye’ye geri dönmek istediklerini belirtiyor. Ancak dönme isteği ile dönme eylemi birbirinden farklı çıkan sonuçlarda, dönme isteğinin daha çok ev ve memleket özleminden kaynaklandığı belirlendi. Önceki araştırmalar, yüksek dönme isteği oranına rağmen, geri dönme eylemini gerçekleştirenlerin, tüm göçmen nüfusunun en iyi ihtimalle yüzde 30 civarında olduğunu gösteriyor.

    Dönmek için çoğunluk rejimin değişmesini bekliyor

    Araştırmada, Suriye’ye hangi şartlar oluştuğunda dönebilecekleri sorulan katılımcıların yüzde 42’si dönüşlerini rejimin değişmesine bağlıyor. Yüzde 15,4’ü ise dönüş için savaşın bitmesini beklemeyeceğini, ilk fırsatta dönmeyi planladığını bildiriyor. Yüzde 19,3 ile dönüşünü güvenliğin sağlanmasına bağlayanlar ile Suriye’de sosyo-ekonomik şartların sağlanmasına bağlayanların oranının birbirine eşit olduğu görülüyor.

    Gitmek istedikleri Avrupa ülkeleri

    Araştırmada, herhangi bir Avrupa ülkesine gitmek isteyip istemediğine yönelik soruya ise katılımcıların yüzde 74,63’ü, “gitmeyi düşünmüyorum” şeklinde cevap veriyor. Avrupa’da bir ülkeye gitmeyi düşünenlerin hangi ülkeyi tercih ettikleri sorulduğunda yüzde 26,79 ile ilk sırayı Almanya alıyor. Yüzde 15,09’u İsveç, yüzde 15,47’si İngiltere, yüzde 10,19’ü Fransa, yüzde 4,15’i İtalya, yüzde 3,02’si Belçika, yüzde 3,40’ı Norveç, yüzde 2,26’sı Yunanistan ve yine yüzde 2,26’sı İspanya’yı tercih edeceğini bildiriyor.

    Proje ile ulaşılan bulgular, TC İçişleri Bakanlığı Göç İşleri Genel Müdürlüğü resmi genel ağ sitesinde bulunan verilerle karşılaştırıldığında 2015 yılında Suriyelilerin açık ara başı çektiği ve koruma başvurusu yapan göçmenlerin ülkelere göre dağılımı hakkında ortaya konulan veriler ile birbirini teyit eder nitelikte olması da dikkat çekti.

  • Prof. Dr. Murat İnanç: ’’Sigara içenlerde eklem iltihapları çok şiddetli seyrettiği birçok araştırmada gösterilmiştir’’

    Türkiye Romatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat İnanç, ’’Artrit hastalığında önlem için çok iyi bildiğimiz iki şey var; Ağız hijyenine dikkat etmek, zamanında diş hekimlerine gitmek. Enfeksiyonlardan mümkün olduğunca korunmak. Diğeri ise sigara içmemek. Sigara içenlerde eklem iltihapları çok şiddetli seyrettiği birçok araştırmada gösterilmiştir’’ dedi.

    Artrit hastalığı hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl 12 Ekim Dünya Artrit Günü olarak anılıyor. Türkiye Romatoloji Derneği (TRD) tarafından ’Artrit’ hakkında toplumda bilinirliğini artırmak ve güncel gelişmeleri paylaşmak bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Türkiye Romatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat İnanç, Türkiye Romatoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gül katıldı.

    Sigara başta olmak üzere çeşitli çevresel faktörler artritlerin gelişme riskini artırır. Genetik yatkınlık değişik artrit türlerinin gelişmesinde önemli rol oynar. Artrit’in erken tanınması ve doğru tedavi edilmesi hasarlara bağlı maluliyet gelişmeden düzelmeyi sağlar. Artrit tek bir hastalık olmayıp eklem yerlerinde görülen şişliğin (eklem iltihabı) genel adıdır. Çocuklar da dahil olmak üzere her yaştan insanı etkileyebilmektedir. Eklemlerde iltihap sonucunda ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı gelişir. Vaktinde ve doğru tedavi edilmezse eklemlerde oluşan hasara bağlı kalıcı sakatlıklara neden olur. Artrite neden olan hastalıklar genel olarak tüm dünyada benzer sıklıkta görülse de, bazı hastalıklar bölgesel farklılıklar gösterir. Örneğin Behçet hastalığı, Ailevi Akdeniz Ateşi Türkiye’de daha sık olarak görülmektedir.

    Artrit hastalığının iki türlü olduğunun bilgisini veren Türkiye Romatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat İnanç, ’’Bir gurup dış etkenlerden çok fazla etkilenen eklem rahatsızlıklar. Bunlara halk arasında kireçlenme bilenen osteartrit dediğimiz, özellikle diz, kalçayı etkileyen ve yürümeyi engelleyen hastalık grubu dahil. Bunu önlemek için fazla kiloyu yani obeziteyi engellemek çok önemli. Hareketli olup kasları güçlü tutmak çok önemli. Diğer grup ise, daha çok kalıtsal ağırlıklı ama çevre faktörlerinden etkilenen iltihaplı romatizmalara bağlı artritlerdir. Bu artritlerde ise önlem tedbirleri çok net değil. Çok iyi bildiğimiz iki şey var; Ağız hijyenine dikkat etmek, zamanında diş hekimlerine gitmek. Enfeksiyonlardan mümkün olduğunca korunmak. Diğeri ise sigara içmemek. Sigara içenlerde eklem iltihapları çok şiddetli seyrettiği birçok araştırmada gösterilmiştir’’dedi.

    ’’Zamanında tedavi edilmediğinde, genellikle engellilik ve iş gücü kaybına neden olan hastalıklar’’

    Artrit ve romatizma beraber giden terimlerdir diyen Prof. Dr. İnanç, ’’Romatizma, biraz ne olduğu anlaşılmayan terim. Birçok hastalığı içeriyor. Bunların bir bölümü de artrit yani ekleme iltihabı yapıyor. Eklem iltihabı hastalıkları çok sayıda olan bir hastalıktır. Dolayısıyla çok iyi ayırıcı tanısının ve tedavisinin yapılması gerekiyor. Zamanında tedavi edilmediğinde, genellikle engellilik ve iş gücü kaybına neden olan hastalıklar’’ şeklinde konuştu

    ’’En önemli belirtisi ağrı’’

    Hastalığın en önemli belirtisi ağrı olduğunu dile getiren Prof. Dr. İnanç, ’’Genellikle hastayı hekime getiren ağrıdır. Çok çeşitli şeyler ağrı yapabilir. Ağrı ile beraber eklemlerde şişlik, hareket kısıklığı bazen de kızarıklık olduğu zaman mutlaka hekime gitmek lazım’’ diye konuştu.

    ’’Eklem ağrısı ve eklemdeki iltihap belirtileri uzadığı zaman, mutlaka romatoloji bölümlerine gidilmeli’’ dedi.

    Hasta belirtileri gördüğünde ilk önce en kolay ulaşabildiği aile hekimine gitmeli veya yakındaki bir hastaneye de gidebilir diyen Prof.Dr. İnanç, ’’Burada iç hastalıkları uzmanları, fizik tedavi uzmanları bu hastaları görebilir. Aile hekimleri görebilir. Önemli olan hastanın daha sonraki aşamada doğru yönlendirilmesidir. Kısa süreli ve beraberinde hiçbir belirti olmayan eklem ağrıları çok riskli olmayabilir. Ancak eklem ağrısı ve eklemdeki iltihap belirtileri uzadığı zaman, mutlaka romatoloji bölümlerine gönderilmeleri gerekiyor. Diğer hekim arkadaşlarımızın hastaları doğru yönlendirmeleri ve romatoloji bilim dallarına gönderilmeleri çok önemli. Hastaların kendileri de romatologlara belli bir aşamadan sonra genellikle başvurabilir’’ ifadelerini kullandı.

    ’’Erken artrit tanısı çok önemli’’

    Türkiye’de Romatoloji Derneği’nin 250’den fazla üyesinin var olduğunun ve bunlar artritli hastaları doğru bir şekilde tanımak ve tedavi etmek üzere eğitilmiş durumda olduğunun altına çizen Prof.Dr. İnanç, ’’Hastaların böyle bir tanıları olduğu takdirde, bu hekimlere kısa sürede ulaşmaları çok önemli. Tedavide çok önemli gelişmeler var. Özellikle romatoid artrit dediğimiz müzmin eklem iltihabı yapan hastalıkta, erken dönemde tanı koyulursa hastalığı durdurmak mümkün olabiliyor. Bu yüzden erken artrit tanısı çok önemli’’ dedi.

    ’’Bu hastalığa neden olan 150’den fazla hastalıktan bahsedebiliriz’’

    Türkiye Romatoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gül, ’’Artrit tek bir hastalık değil. Bu hastalığa neden olan 150’den fazla hastalıktan bahsedebiliriz. Bunların büyük çoğunluğu dünyada benzer sıklıkta görülebilen hastalıklardır. Artritlerin genetik olarak geçiş gösteren formları var. Ülkemizde buna örnek olarak, Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı ve belki de Behçet hastalığı ilişkili artritleri söyleyebiliriz. Artritlere neden olan hastalıklar içinde genetik yükün nispeten olduğu hastalıklar da var. Örneğin; omurga iltihaplı romatizması genetik yükün fazla olduğu hastalıklardan bir tanesi. Genetik katkı denilince Ailevi Akdeniz Ateşi dışındaki diğer hastalıklarda mutlak bir katkıdan bahsedemeyiz. Ancak genetik yatkınlıktan bahsedebiliriz. Bazı ailelerde belirli hastalara yakalanma riski yüksek. Bu hastalıkların ortaya çıkması için genler kadar belirli çevresel faktörlere maruz kalmanın rolü olduğunu biliyoruz’’ dedi.

    ’’Ülkemizden olmayan ve bu hastalıkta kullanılmayan tedavi seçeneği yok’’

    Ülkemizde bu hastalığın tedavisi hakkında şu bilgileri verdi: ’’Hastalığın tedavisi öncelikle doğru tanının koyulmasına dayanıyor . Hastalar bu konuyla ilgili uzman hekime ulaştığında, doğru tanıya ulaştığında tedavi şansı artıyor. Ülkemizden olmayan ve bu hastalıkta kullanılmayan tedavi seçeneği yok. Dolayısıyla bütün tedavilere ulaşmak mümkün. Yeter ki bu tanı konulduktan sonra düzgün takiple, takip sırasında tedaviye verdiği cevabın yakından izlenmesiyle hastalar ulaşmış olsun’’.

  • Girişimcilik Ve Araştırmada Kadının Rolü Semineri

    Yakın Doğu Üniversitesi Centre of Excellence Başkanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, kadının modern toplumlarda denge unsuru olduğunu söyledi.

    Yakın Doğu Üniversitesi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında “Girişimcilik ve Araştırmada Kadının Rolü” konulu bir seminer verildi.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeni ile Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında Center of Excellence’e bağlı Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi ve Atatürk Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü tarafından “Girişimcilik ve Araştırma da Kadının Rolü” konulu seminer düzenlendi.

    Seminerde, toplumu oluşturan temel iki unsurun kadın ve erkek olduğuna değinen Yakın Doğu Üniversitesi Centre of Excellence Başkanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı; “Kadın, bir evi tutan kolonlar gibi toplumlarda teşvik edici ve taşıyıcı bir role sahiptir. Modern yaşamda toplumlardaki demokratik gelişmelere ve toplumsal sanayileşmeye bağlı olarak çeşitlenen meslekler sayesinde kadın, ev hayatından, yani sadece eş ve anne olmaktan bir başka deyişle sadece taşıyıcı kolon olmaktan iş hayatına çekilmiş ve ekonominin vazgeçilmez bir parçası konumuna gelmiştir. Kadın, bugün modern toplumlarda denge unsurudur ve kadının üretimde kilit bir yeri vardır” dedi.

    Konuşmasında dünyada eserleri ile yer tutan kadınlardan örnekler veren Prof. Dr. Nedime Serakıncı, Yakın Doğu Üniversitesi’nin yeniliğe açık, girişimci faaliyetleri araştırma ve proje faaliyetleri ile öncülüklerine de değinerek; “Yakın Doğu Üniversitesi’nin bugün Avrupa Birliği normlarında talep edildiği şekilde ’kadın eşitliğine’ değer veren bir üniversitedir. Kadın eşitliğinin en büyük göstergelerinden biri benim gibi üst düzey yönetimde kadınlarımıza yer verilmesidir. Yakın Doğu Üniversitesi’nde Avrupa Birliği normlarında talep edilen kadın eşitliğine büyük önem verilmektedir. Üniversitemizde üst düzey yönetimlerde çokça kadın yönetici ile karşılaşabilirsiniz” ifadelerini kullandı.