Etiket: araştırma

  • Trakya Üniversitesi Araştırma Görevlilerine Rusya’da Gözaltı

    Yunus Emre Programı kapsamında Rusya’da bulunan, Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde görevli Doç. Dr. Oğuzhan Durmuş ile doktora tezi için bulunan Araştırma Görevlisi Cemalettin Yavuz, gözaltına alındı.

    Trakya Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, üniversite bünyesinde görevli Doç. Dr. Oğuzhan Durmuş ve doktora tezi ile araştırma yapmak üzere bulunan Araştırma Görevlisi Cemalettin Yavuz’un “vize ihlali yaptığı” gerekçesiyle gözaltına alındığı bildirildi.

    Öğretim görevlileri için Trakya Üniversite gerekli girişimler başlattı.

    Araştırma Görevlisi Cemalettin Yavuz’un, doktora tezi ile araştırma yapmak üzere bulunduğu Rusya Federasyonu Çuvaşistan Cumhuriyeti’nde, Çuvaş Devlet Üniversitesi bünyesinde düzenlenen “Rusça kursuna devam ettiği” için vize ihlali iddiasıyla mahkemeye çıkarılarak, 5 bin Ruble para cezası, 5 yıl Rusya’ya giriş yasağı ve sınır dışı edilme cezalarına çarptırıldığı öğrenildi.

    Araştırma Görevlisi Yavuz’un, mahkeme sonrasında gözaltında tutulduğu ve bu sürenin iki hafta olacağı belirtildi.

    Konuyla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Kazan Başkonsolosluğunun gerekli çalışmaları sürdürdüğü kaydedildi. Doç. Dr. Oğuzhan Durmuş’un durumu ile de ilgili olarak bilgi alındıkça kamuoyuyla paylaşılacağı duyuruldu.

    ÜNİVERSİTE’DEN KINAMA

    Trakya Üniversitesi’nden yapılan yazılı açıklamada ise “Akademik çalışmalarını yapmak üzere Rusya’da bulunan bilim insanlarımızın kanunsuz şekilde gözaltına alınmasını kınıyor, üniversite olarak devlerimizin tüm yetkili birimleri ile çalışarak hocalarımızın özgürlüklerine kavuşmaları için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtmek istiyoruz” denildi.

  • A&g Araştırma Şirketi Sahibi Adil Gür Tgrt Haber’de

    A&G Araştırma Şirketi’nin sahibi Adil Gür, “Anayasa için 330 oyla referanduma gitmek mümkün, Meclis’teki partilerden bir tanesi destek verirse olur. CHP’nin destek vermeyeceğini biliyoruz, HDP’nin desteğinde olursa sandıkta sürpriz bir sonuç çıkabilir, burada MHP’nin tavrı önemli. Türkiye’de anayasa değişikliğinin gerekli olduğuna toplumun büyük bir bölümü inanıyor” dedi.

    A&G Araştırma Şirketi’nin sahibi Adil Gür, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Gür, önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin 1 Kasım seçimlerinde oylarını yüzde 10’a yakın oranda artırmasının en önemli nedeninin seçmenin istikrar beklentisi olduğunu kaydeden Gür, “Türkiye, 7 Haziran ile 1 Kasım günleri arasında çok gergin günler yaşadı. Hem ekonomi alanında, hem Türkiye’de asayişle ilgili, terör alanında çok ciddi problemler oluştu. Seçmende bir gelecek endişesi oluştu. AK Parti’nin 7 Haziran’dan 1 Kasım’a 10 puanlık oy farkının en büyük etkeni istikrar beklentisiydi. Dolayısıyla seçimden önce yapılan çalışmalarda ‘Türkiye’nin 6 ay sonrasını nasıl görüyorsunuz’ diye sorduğumuzda seçmen de karamsardı. Halbuki, 1 Kasım’dan sonra yapılan araştırmalarda sadece Meclis’te değil, toplumun her kesiminde daha iyimser bir havanın hakim olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

    “MUHALEFETİN SORGULANMASI LAZIM”

    Muhalefet partilerinin başarısızlığı kabullenmeleri gerektiğini, kendilerini sorgulamaları gerektiğini dile getiren Gür, “Muhalefetin sorgulanması lazım. Bizim, 1 Kasım’da AK Parti’nin yüzde 49 buçukluk başarısıyla beraber muhalefetin başarısızlığını da konuşmamız lazım. Bir ülkede ne kadar güçlü muhalefet partileri varsa demokrasi o kadar gelişir. Bundan iktidar partileri de faydalanır, seçmenler de faydalanır. Ama bu sorgulamayı yapacakları kanaatinde değilim; çünkü seçim akşamından bu yana muhalefet partilerinden yapılan açıklamalara baktığımızda belki yazanlar, çizenler, kanaat önderleri, yorumcular ‘başarısızlık’ kelimesini ağızlarına alıyor ama muhalefet partileri yöneticilerinde böyle bir kelime yok. Hatta dün bir muhalefet partisi lideri, ‘Evet, başarılı olamadık ama mağlubiyet de almadık’ diyebiliyor” değerlendirmelerinde bulundu.

    “TÜRKİYE’DE KUTUPLAŞMA 5-6 AY ÖNCESİNE GÖRE DAHA DA AZALDI”

    7 Haziran seçimlerinden sonra seçmende kutuplaşmanın azaldığını, oy geçişlerinin daha fazla yaşandığını vurgulayan Gür, “7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasında yaptığımız araştırmalarda şunu gördük; seçmendeki kutuplaşma, 7 Haziran öncesine göre hem 1 Kasım’dan önce hem 1 Kasım’dan sonra daha da azaldı. ‘AK Parti 2011’de de yüzde 49 oy almıştı, AK Parti aslında kendi oyunu aldı’ deniliyor. Halbuki Türkiye’de 2011’den bu yana 5,5 milyon yeni seçmen var. Yani AK Parti sadece 2011’deki oyunu alsaydı yüzde 40’lar civarında bir oy alması lazımdı. Türkiye’de kutuplaşma 5-6 ay öncesine göre daha da azaldı, partiler arasındaki oy geçişi kolaylaştı. Bu, inşallah uzun süreli devam eder, Türkiye’de kutuplaşma daha da azalır. Biz, araştırmalarda AK Parti’nin aldığı yüzde 49,5 oyun yüzde 2’sinden daha fazlasının CHP’den geldiğini gördük. Yani AK Parti, CHP’den bile oy alabilir hale geldi. Bu da kutuplaşmanın azaldığını gösteriyor” şeklinde konuştu.

    “BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞ SADECE BİR FOTOĞRAF ÇEKMEK”

    1 Kasım seçimlerinden önce en doğru oy tahmininde bulunan araştırma şirketi A&G’nin sahibi olan Adil Gür, hiçbir siyasi partinin tarafında olmadıklarını belirterek, “2009’da da araştırma şirketleri ters köşe olmuştu. 2009’da da herkes ‘AK Parti 45-50 alacak’ derken, ben ‘39’ diye yayınlamıştım ve AK Parti 38.8 oy aldı. Ortada tebrik edilecek bir şey yok, sadece işimizi yapmaya çalışıyoruz. ‘47.2’ dediğimde, ki buna yurt dışı oyları da dahil değildi, seçime 1 hafta vardı, 1 hafta içerisinde açıklanan ekonomik paketlerin de etkisiyle AK Parti 2 puan daha fazla oy aldı. 2009’da AK Partililer kızıyordu, şimdi muhalefet partilerinin seçmenlerinin bir kısmı kızıyor. Halbuki, bizim yaptığımız iş sadece bir fotoğraf çekmek, bir temenni değil. İstatistik bir bilim dalı aslında kurallarına uyduğunuz müddetçe” ifadelerini kullandı.

    Gür, Batuhan Yaşar’ın telefonla yapılan siyasi anketlerin doğru olup olmadığı sorusuna, “Türkiye’de son zamanlarda ortaya çıkan telefon kayıtları, belgeler, mahkeme kayıtları var. Bu ortamda insanlar eşleriyle bile rahat konuşmuyor. Şırnak’ta, Hakkari’de bir AK Partili’nin ‘AK Partili’yim’ demesi ne kadar zorsa, Konya’da da bir CHP’linin ‘Ben CHP’liyim’ demesi o kadar zordur. Bu nedenle telefonda objektif cevaplar vermeyebilirler, onun için anketör çok önemli. Giden kişinin eli yüzünün düzgünlüğü, güven vermesi önemli. Biz, asla taşeron kullanmıyoruz. Türkiye’nin neresinde olursa olsun kendi ekibimizle araştırma yapıyoruz. Bu işi yapan üniversite öğrencileri var. Araştırma olduğunda orada ‘Süpervizör’ dediğimiz, sürekli o işleri organize eden bir arkadaşımız var, 20-25 ilde bölgelerimiz var, orada kendimiz yapmaya çalışıyoruz” cevabını verdi.

    “TÜRKİYE’DE ÇOK ANTİ-DEMOKRATİK BİR SİYASİ PARTİLER KANUNU VAR”

    “Türkiye’de yeni anayasayı konuşuyoruz. Türkiye’nin yeni anayasadan daha çok konuşulması gereken meselesi, Siyasi Partiler Kanunu’dur” diyen Gür, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de çok anti-demokratik bir Siyasi Partiler Kanunu var. Siyasi Partiler Kanunu öyle bir düzenlenmiş ki bir lider koltuğunu bırakıp gitmediği taktirde o lideri göndermek kolay bir iş değil. Şimdi siz, ‘Ben şu tarihte imza toplayım, şu tarihte kongre yağacağım’ diyorsunuz. Ama bu süre zarfında tüm delegeleri değiştirmek mümkün. Türkiye’de anti-demokratik Siyasi Partiler Yasa tasarısı yürürlükte olduğu sürece bu problem her zaman karşımızda olmaya devam edecektir. Bugün bir milletvekilini belirleyen irade, genel başkanın iki dudağı arasındaki irade. Halbuki, o milletvekili genel başkana değil, kendisine oy veren seçmene hesap verebilir hale gelirse bu sorun kendiliğinden hallolur. O zaman o milletvekili, kendisini iktidara taşımayan, partisini başarıya ulaştırmayan genel başkanı değiştirir. Bunun önünü açacak mekanizmalar yapmak lazım. Bu da belki yeni anayasayla birlikte yapılabilir.”

    “MUHALEFET PARTİLERİNİN İÇİNDEN 5. PARTİ ÇIKABİLİR”

    CHP ve MHP’nin alınan başarısız sonuçların ardından genel başkanlarını değiştirmeleri gerektiğine inandığını söyleyen Gür, “CHP ve MHP’de bana göre genel başkan değişimi olmalıdır. Ona karar verecek olan partinin seçmenleri değil, partinin delegeleri. Ben her şeye rağmen karamsar değilim. Seçimden 2-3 gün sonra bir açıklama yaptım. Seçimlerden önce herkes 5. partiyi AK Parti’nin içinden bekliyordu. Ben dedim ki, ‘1 Kasım’da öyle bir sonuç çıktı ki muhalefet bu 1 Kasım sonuçlarını iyi analiz etmezse, nerede hata yaptığını düşünmezse 5. parti tam da muhalefetin ortasından çıkacak.’ Bakın muhalefetin birinden değil, çünkü bugün Türkiye’de muhalefet partilerinden bir tanesi başarılı, ikisi başarısız, ikisi başarılı, biri başarısız değil. Muhalefet partileri topyekun başarısız. Öyle olunca muhalefet partilerinden rahatsız olan, kerhen oy veren, seçmenlerin hepsinin oy verebileceği bir parti çıkabilir. Bölünme yoluyla veya kurulma yoluyla çıkabilir. Muhalefet partileri bu özeleştiriyi, gerekli düzenlemeyi yapmazsa bu çıkabilir” diye konuştu.

    YENİ ANAYASA

    Anayasa değişikliği için halka gidilebileceğini belirten Gür, halkın büyük çoğunluğunun anayasa değişikliğini istediğini söyledi. Anayasa değişikliğini halka götürmek için muhalefet partilerinin birinin AK Parti’ye destek vermesi gerektiğini ve bunun için en doğru partinin MHP olduğunu dile getiren Gür, “Anayasa için 330 oyla referanduma gitmek mümkün, Meclis’teki partilerden bir tanesi destek verirse olur. CHP’nin destek vermeyeceğini biliyoruz, HDP’nin desteğinde olursa sandıkta sürpriz bir sonuç çıkabilir, burada MHP’nin tavrı önemli. Türkiye’de anayasa değişikliğinin gerekli olduğuna toplumun büyük bir bölümü inanıyor. Siyasi partiler uzunca bir süredir iktidarıyla, muhalefetiyle bir anayasadan bahsediyor. Halkın da yüzde 70’inden fazlası ‘yeni bir anayasa olmalıdır’ diyor. Türkiye 2007’de bir anayasa değişikliği yaptı ama altını dolduramadı, devamını getiremedi. Türkiye aslında bu tartışmalara 2007’de girdi. Yani meselenin yüzde 60’ı 2007’de halledildi” ifadelerini kullandı.

    BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARI

    Başkanlık sistemiyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Gür, şunları ifade etti:

    “Bugün Türkiye’de ister istemez çok sorunlu bir sistemle karşı karşıyayız. TBMM’nin mutlaka bir konuda karar vermesi lazım. Türkiye 2007’de bir karar verdi, bir yola çıktı, ya bunu tamamlayacak; başkanlık, yarı başkanlık, partili bir Cumhurbaşkanı ya da ‘biz hata ettik’ deyip ‘yeniden Meclis seçmeli’ demeli. Bugün aynı siyasi gelenekten gelen bir Başbakan Ve Cumhurbaşkanı var, yarın bir gün aynı siyasi gelenekten gelmeyen bir cumhurbaşkanı ve başbakan olabilir. Bu ülkede bir anayasa kitapçığının fırlatılmasının nelere mal olduğunu biliyoruz. Bu meselenin mümkünse Meclis’te, Meclis’te halledilemiyorsa halk oyuyla halledilmesi lazım. Referanduma giderse ne olur? Halkın yaklaşık yüzde 40’ı başkanlık sistemi ile parlamenter sistem hakkında bir bilgi sahibi değil. Ben hukukçuyum, ben bile bilmediğim pek çok şey olduğunu görüyorum. Toplumun bu nedenle önce bilinçlendirilmesi lazım. Biz Türkiye’de başkanlık sistemini tartışmıyoruz, ‘mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını istiyor muyuz, istemiyor muyuz’ bunu tartışıyoruz, sistemi tartışmıyoruz. Orta ve uzun vadede bu sistemin insanlara neler getirebileceği, cebinden örnek vererek anlatılabilirse, istikrarla örnek vererek anlatılabilirse bu olabilir.”

    Adil Gür, başkanlık sisteminin illa federasyonu getirmeyeceğini, federasyon olmadan da başkanlık sistemi olabileceğini dile getirdi. MHP’nin anayasanın değiştirilemez hükmünde olan maddelerini sürekli gündeme getirmesinin gereksiz olduğunu vurgulayan Gür, AK Parti ve CHP’nin zaten böyle bir hamle peşinde olmadığını söyledi.

  • Hollanda Heyeti AKÜ Uygulama Ve Araştırma Hastanesi’ni İnceledi

    Tur operatörlerinden oluşan 10 kişilik Hollandalı heyet, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret ederek hastane hakkında bilgi aldı.

    Türk Hava Yolları ve Zafer Kalkınma Ajansı işbirliği ile Kütahya ve Afyonkarahisar’ın doğal, kültürel ve tarihi mekanlarını gezmek için Hollanda’dan Türkiye’ye gelen heyete eşlik eden AKÜ Hastanesi Halkla İlişkiler Birimi’nde görev yapan Kadir Türk, hastane hakkında bilgiler verdi. Heyet, daha sonra Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hilal Yeşil ve Fizyoterapist Murat Büyükbosna eşliğinde AKÜ Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi’ni gezdi. Kadir Türk, Hilal Yeşil ve Murat Büyükbosna, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi’nde uygulanan tedavi ve tedavi yöntemleri ile ilgili ayrıntılı bilgi verdi. Yurtdışı sigortalı hastaların AKÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne başvurduklarında izlemeleri gereken yol ile ilgili sorularının yanıtlanmasının ardından ziyaret son buldu.

  • Muğla Sığla Araştırma Merkezi Olacak

    Dünyada 4 ülkede, Türkiye’de ise sadece Muğla bölgesinde bulunan sığla ormanlarının korunup gelişmesi amacıyla Marmaris ilçesinde ’Geçmişten geleceğe şifa kaynağı sığla’ adlı çalıştay düzenlendi. Çalıştay sonunda sığla alanlarının genişletilmesi için komite kurulması kararlaştırıldı.

    TEMA Vakfı’nın destekleriyle Marmaris Kent Konseyince organize edilen çalıştayda sığla ormanlarının korunup, gelişmesi, yerel yönetimlerle araştırmacıların koordinesinin sağlanması amacıyla bilgi alışverişi ve yerinde incelemelerde bulunuldu. Marmaris’in eşine dünyada az rastlanır değeri, sağlık ve kozmetik sanayinin ‘pahalı’ gözdesi sığla ağaçlarının masaya yatırıldığı çalıştaya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, İl Orman Bölge Müdürlüğü, Marmaris Milli Parklar Müdürlüğü ve Marmaris Belediyesi de destek verdi.

    Ekolog Dr. Okan Ürker, Doç. Dr. Belgin Göçmen Taşkın, Dr. Gürsel Koç, Orman Mühendisi Yüksel Yanmadık, Prof. Dr. Mehmet Emin Duru, Öğretim Görevlisi Yasin İlemin, Halk Bilimci Havva Tekin ve emekli rehber Erol Uysal’ın konuşmacı olarak katıldığı çalıştayın ilk gününü aralarında Marmaris Belediye Başkanı Ali Acar, Belediye Başkan Yardımcısı Dursun Kaplan ve Belediye Meclisi üyesi Acar Ünlü’nün de bulunduğu kalabalık bir topluluk takip etti. Konuşmacılar, özetle, sığla ağacı ve ürünlerinin, insan sağlığına olumlu etkileri ile kozmetik sanayinin önemli bir hammaddesi olduğunun altını çizerek mutlak korunup, iyileştirilip, daha geniş alanlara yayılması gerektiğini ifade etti. Sığla ormanlarının korunması için kısa vadede nelerin yapılabileceği, orta ve uzun vade de ise faydalı olacağı düşünülen planlamalar üzerindeki görüşler dile getirildi.

    Çalıştaya katılanlar, ikinci gün sığla ormanlarının havasını soludu. Marmaris ve civarındaki sığla alanlarındaki yaban hayatı ve biyo çeşitliliği hakkında yerinde bilgi verildi. Sığla ormanı yakınlarında yaşayan insanların, hayatlarında oluşan değişimler incelendi. Çalıştay, sığla ağaçlarıyla kaplı Marmaris’teki Günnücek Milli Parkı’nda yapılan piknikle sona erdi.

    SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

    Etkinliği organize eden Marmaris Belediyesi Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu, hazırladığı ‘sonuç bildirgesinde sığla ormanlarının geleceği için hayata geçirilmesi istenen önerilerilen maddeleri , Bir portal kurularak, internet ortamında sığla hakkındaki bilgilerin, yapılanların paylaşılması, düzenlenecek toplantılar neticesinde ‘Sığla Koordinasyon Sistemi’nin en kısa zamanda oluşturulması önerildi. ‘Sığla Evi’ hayata geçirilmesi, sığlanın kamuoyuna daha iyi tanıtılması için çalışmalar yapılması Sığla konusunda ulusal ve uluslararası projeler hazırlanmalı denilen maddeler arasında çalışma grupları kurulup, grupların yaptığı çalışmaları her yıl gerçekleşecek çalıştayda kamuoyuyla paylaşılmalı ifadelerine yer verildi.

    GÜNNÜCEK MİLLİ PARKI SIĞLA ARAŞTIRMA MERKEZİ OLACAK

    Marmaris’te sığla ağaçlarının en çok bulunduğu alanlardan birisi olan Günnücek Milli Parkı’nın Sığla Araştırma Merkezi olarak düzenleneceği belirtildi. Konuyla ilgili bilgi veren Marmaris Milli Parklar Şube Müdür Yardımcısı Hülya Salmanlı, “Uzun devreli gelişme planı kapsamında Günnücek Milli parkı Sığla Araştırma Merkezi olarak görünüyor.Bu kapsamda bu yıl bir takım çalışmalar yaptık. Şu anda bir ihaleye bitirdik. Ahşap yürüyüş yolları ve köprüler yapılıyor.Buradaki gölet kapalıydı etrafı açılarak yürüyüş yolu yapılacak” dedi.

    Marmaris Knet Konseyi Çevre Grubu Başkanı Dr Gürsel Koç ise gerçekleştirilen çalıştay sonunda sığla alanlarının korunması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları ile ortak çalışma planı hazırlanmasının öngörüldüğünü kaydetti.

  • Maltepe Üniversitesi Kanser Ve Kök Hücre Araştırma Merkezine İki Ödül

    Bilim dünyasında güncel bir araştırma alanı olarak kök hücre ve kanser konularını işleyen PRATET I. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi, 6-8 Kasım 2015 günlerinde Çanakkale’de yapıldı.

    PRATET I. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresinde ülkenin dört bir yanından 350 tıp öğrencisi bir araya geldi ve bildiri sundu, poster sunumu yaptı.

    Tıp Öğrenci Kongresinde yaptıkları sunumla Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencileri Kübra Tüfekçi, Meltem Elif Göklü ve Yüksek Lisans öğrencisi Hatice İsan birincilik ve üçüncülük ödülüne layık görüldü.

    Maltepe Üniversitesi Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ranan Gülhan Aktaş yaptığı açıklamada, karaciğer kanseri konusunda çalışmalarına devam etmeyi planladıklarını, konuya ilgi duyan akademisyen ve öğrencilerle ortak bilimsel çalışmaları mümkün olduğunca arttırabilmeyi hedeflediklerini kaydetti. Prof. Dr. Aktaş, son olarak aldıkları bu ödüllerden dolayı karaciğer kanseri ile ilgili bilimsel projelerde gönüllü çalışan öğrencileriyle gurur duyduğunu ve kutladığını dile getirdi.