Etiket: araştırma

  • ESOGÜ Yaşlanma Ve Bellek Uygulama Ve Araştırma Merkezi’nin Çalışmaları Değerlendirildi

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) bünyesinde geçen yıl kurulan ve alanında Türkiye’de ilk olan ESOGÜ Yaşlanma ve Bellek Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin bugüne kadar yürüttüğü çalışmalar, gerçekleşen değerlendirme toplantısında ele alındı.

    Toplantıya, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Alparslan Birdane ve Prof. Dr. İlhami Ünlüoğlu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enver İhtiyar, ESOGÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Başar Sırmagül, Eskişehir İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Mumcu ve Eskişehir’deki sağlık kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

    ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, merkezin hizmet vereceği binanın geçtiğimiz yıl Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsisinden bu yana ESOGÜ Yaşlanma ve Bellek Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin yaptığı çalışmaları değerlendirmek ve bundan sonra yapılabilecekleri konuşmak için Eskişehir’deki sağlık kuruluşları olarak bir araya geldiklerini belirterek, toplantının tüm katılımcılar için ufuk açıcı olacağını söyledi.

    Merkez Müdürü Prof. Dr. Demet Özbabalık’ın bilgilendirici sunumunun ardından katılımcılar görüşlerini ifade etti.

  • (Özel Haber) Yaptığı Araştırma Sayesinde Amerika’da Pet Şişedeki Su Satışını Önledi

    Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBTAM) Müdürü Prof. Dr. Hamdi Temel, Ortadoğu’da sadece Türkiye’de bulunan Lc ms ıt tof cihazı ile yaptığı araştırmalarda, pet şişelerde kanserojen içeren kimyasal maddeler olduğunu ortaya çıkardı. Prof. Dr. Temel’in araştırmalarının ardından Amerika’nın San Francisco eyaletinde, plastik pet şişe satışlarını yasakladı.

    DÜBTAM Müdürü Prof. Dr. Temel’in pet şişeler üzerine yaptığı çalışmalar, dünya üzerinde ses getirdi. Lc ms ıt tof cihazını, Ortadoğu’da tek olma özelliğiyle Dicle Üniversitesi’nde kullanan Prof. Dr. Temel, yaptığı çalışmalar sonucunda pet şişelerde kanserojen içeren kimyasal maddeleri ortaya çıkardı.

    “ZARARLI KİMYASALLARIN ETKİSİ 10 YIL SONRA ORTAYA ÇIKAR”

    Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Temel, DÜBTAM’da geçen sadece Türkiye’de değil dünyada ses getiren bir çalışma yaptıklarını söyledi. Farklı markalı pet şişeleri toplayıp Lc ms ıt tof cihazında, pet şişelerdeki su ile ilgili bir analiz yaptıklarını kaydeden Prof. Dr. Temel, bütün pet şişelerin içinde 3 tane farklı kimyasal madde bulduklarını ifade etti. Prof. Dr. Temel, “Daha sonra biz bu pet şişeleri 8 gün kadar güneş ışığında bıraktık ve daha sonra 3 kimyasal maddenin yanında antioksidanlar ve butalat tolüen bileşiklerini de tespit ettik. Belli bir zaman sonra, örneğin 10 yıl sonra bu zararlı kimyasalların gerçekten vücuttaki etkilerini göreceğiz. Çünkü bu tip kimyasallar hem böbreklere zarar veriyor hem solunum sitemine, hem akciğere zarar veriyor ki belli bir zaman sonra da vücutta bunlar kansere kadar dönüşecektir. Örneğin geçen yaz, Amerika’nın San Francisco eyaletinde 330 ve 500 mililitrelik pet şişelerin yasaklandığını söylediler bizim yaptığımız çalışmaların bir sonucu olarak. Biz bu yaptığımız çalışmada içindeki kimyasalların bulunması kolay bir şey değildi. Şu an Türkiye’de ve Ortadoğu’da tek olan Lc ms ıt tof cihazı ile biz bulduk ki çok az oranda da olsa biz bu kimyasalların ne olduklarını laboratuvarımızda rahatlıkla bulabiliyoruz” dedi.

    “PET ŞİŞELERDEN ÇOCUK VE HAMİLE KADINLARIN SU İÇMEMESİNİ ÖNERİYORUZ”

    Bebeklerin ve hamile kadınların pet şişelerden su içmemesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Hamdi Temel, şunları söyledi:

    “Şu an hala görüyoruz biz, çok güvenilir diye pet şişelerdeki su bebeklere veriliyor. Ben kesinlikle bebeklerin bu pet şişelerdeki suları içmeleri taraftarı değilim. Bebeklerin yanında hamile bayanların da bu pet şişeleri kullanmaması, özellikle 330 ve 500 mililitrelik olanı kullanmamaları gerekir. Damacana suları aldıktan sonra hemen eğer evlerinde varsa cam şişelere koyabilirler. Ben kesinlikle lokantaların ve büyük otellerde satılan 330 ve 500 mililitrelik pet şişelerin yasaklanmasını tavsiye ediyorum. Çünkü uzun zaman ve güneşle doğrudan etki altındadır. Türkiye’de bir pet şişe kirliliği var. Sokaklarda, her tarafta bir pet şişe kirliliği görülmekte. Bu pet şişelerin yeniden kazanma makineleri var. Türkiye’de de bunlar yaygınlaştırılabilirse çok uygun olur.”

  • Ahi Evren Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Türkiye De Bir İlke

    Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Hastanesi’nde Türkiye’de ilk kez bir hastaya açık kalp ameliyatı yöntemi ile aynı seansta hem aort kapağı değiştirildi hem de abdominal aort anevrizması tedavi edildi.

    Ahi Evren Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Korkmaz tarafından 76 yaşındaki Lütfü Bayram adlı hastaya aort kapak defekti ve abdominal aort anevrizması (aort damarının karın bölgesinde patolojik genişliği) tanıları olan, genel durumu ve yaşı itibariyle açık kalp ameliyatı açısından yüksek riskli olarak değerlendirilen hastaya kasık damarından girilerek; aynı seansta hem aort kapağı değiştirildi hem de abdominal aort anevrizması tedavi edildi.

    Dr. Korkmaz, hastanın göğüs ağrısı ile kendilerine müracaat etiğini ifade ederek, “Literatüre baktığımızda dünyada bu şekilde aynı seansta aort kapak değişimi ile birlikte abdominal aort anevrizmasının tamir edildiği bildirilen hasta sayısı üç kişidir. Türkiye’de de bu şekilde yapılan ilk operasyonu yapmak bize nasip oldu” dedi.

    Dr. Korkmaz, şöyle devam etti: “Hastamız Lütfü Bayram yaklaşık 1,5 yıl önce nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleri ile hastanemize başvuran ve aort kapak darlığı ve aort damar genişliği yönüyle takip ettiğimiz bir hastadır. Son 1 aydır nefes darlığı şikayetlerinde belirgin artma olan hastamızın aynı zamanda aort damarındaki genişlemenin de arttığını tespit ettik. Hastamız yaşının ileri olması daha önceden koroner by pass ameliyatı geçirmiş olması ve aynı zamanda diyaliz gerektiren ciddi böbrek yetmezliği bulunması nedeniyle ameliyat açısından yüksek risk taşıyordu. Bu nedenlerle hastamızın hem aort kapağının hem de aort anevrizmasının ameliyatsız kasık damarlarından girilerek tedavi edilmesine karar verdik. Hastamız Lütfü Bayram’ın hem aort kapağını hem de aort anevrizmasını yaklaşık 2 saat süren bir operasyonla genel anestezi almadan sadece kasık bölgesi uyuşturularak başarılı şekilde tedavi ettik. Literatüre baktığımızda dünyada bu şekilde aynı seansta aort kapak değişimi ile birlikte abdominal aort anevrizmasının tamir edildiği bildirilen hasta sayısı üç kişidir. Türkiye’de de bu şekilde yapılan ilk operasyonu yapmak bize nasip oldu. Hastamızı işlemden 1 hafta sonra şifa ile taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz.”

    Hastanede daralmış ya da bozulmuş aort kapağının tedavisinin 2012 Mart ayından itibaren başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlatan Korkmaz, “Kasık damarından girilerek daralmış ya da bozulmuş aort kapağının tedavisi kısaca TAVI (Transaortik Aort Kapak Implantasyonu) olarak adlandırılmaktadır. Bu zamana kadar yaklaşık 130 hastamıza bu işlemi başarılı şekilde uyguladık. İşlem yaptığımız hastalar genellikle yaşlı ve açık kalp ameliyatı şansı olmayan hastalardır. Yaklaşık 10 hastamızın yaşı 90 üzeri olup en yaşlı hastamız 95 yaşındadır. Ahi Evren Kalp Damar Cerrahisi Hastanesi olarak sadece Trabzon’a değil birçok ilden hastaya da hizmet ediyoruz” diye konuştu.

    Lütfü Bayram da kalbiyle ilgili sıkıntısı yüzünden İstanbul’dan Trabzon’a geldiğini kaydederek, “Kalbimle ilgili sıkıntılarım arttığı esnada İstanbul’da bulunmaktaydım. Tedavim için hemen Trabzon’a geldim. Doktoruma çok inandım ve güvendim. Kısa zamanda sağlığıma kavuştum ve taburcu olmanın sevincini yaşıyorum. Başta doktorum olmak üzere bütün ekibe çok teşekkür ederim” dedi.

  • Van Bölge Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde Bir İlk

    Van Kamu Hastaneler Birliği (KHB) Genel Sekreterliği, Van için modern bir hizmete daha imza attı.

    Van Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği bünyesinde hizmet veren Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne akülü elektronik hasta transfer aracı, ameliyat sonrası hasta transfer sedyesi ve refakatçi akülü tekerlekli sandalye olmak üzere toplam 7 adet akülü araç hizmete sunuldu. Araçların tanıtımında konuşan KHB Genel Sekreteri Özcan Öktem, “Van Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği olarak sağlık alanında, Van ve bölge halkına daha kaliteli hizmetler sunabilmek için her geçen gün yenilikler yapmaktayız. Devam eden 500 yataklı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi 15 Aralık gibi geçici kabulü yapılacak ve taşınmaya başlanılacak. 50 yataklı Muradiye Devlet Hastanesi taşınma aşamasında, 50 yataklı Özalp Devlet Hastanesi bu günden itibaren hizmete açıldı. 30 yataklı Çatak Devlet Hastanesi geçici kabul aşamasında, LİNAC (ışın tedavi) birimi yaklaşık 2 ay içinde hizmete açılacak, semt polikliniği çalışması devam ediyor, tahmini 3 ay içinde açılması planlanılıyor. Bölge Hastanesi kampüsü içinde yaklaşık 3 bin kişilik camii projesi onayı alındı, yakın zamanda temeli atılacak.

    Bilindiği gibi 500 yataklı yeni hastanemiz tamamlandığında yaklaşık 180 bin metrekarelik kapalı alana sahip olup, yeni hastane bölge hastanesiyle 2 tünel ile bağlanmış durumdadır. Bu kadar geniş bir hastanede, hasta transferlerinde yaşanabilinecek sıkıntılar göz önünde bulundurularak 7 adet akülü transfer aracı hizmetinize kazandırıldı. Bu Van için bir ilktir. Bir adet akülü ve sandalyeli taşıma aracı 400 kilogram taşıma kapasitesine sahiptir. Tam dolu akülerle günde kesintisiz 7-8 saat hizmet verebilecektir. 220 santimetre uzunluğunda ve 105 santimetre genişliğinde olup hastanemiz içerisinde asansörler dahil her türlü alana girip çıkabilecek hacme ve fonksiyonlara sahiptir. Hastanemizde özellikle yoğun bakım, acil servisler ve ihtiyaç olunan servislerde, hiçbir şekilde yürüyemeyecek durumda olan hastalarımıza hizmet verecektir. Bir adet akülü ve koltuklu hasta taşıma aracı teknik özellikler bakımdan sedyeli taşıma aracıyla aynıdır. Bu aracımız özellikle poliklinik hastalarına hizmet verecek, ayrıca aynı anda birden fazla hasta taşıma özelliği ile avantaj sağlayacaktır. Hastanemizin her yerine girip çıkabilecek manevra gücüne sahip olup asansörlere de yerleşebilecektir. Beş adet akülü ve hostingli tekerlekli sandalyelerimizin ise taşıma kapasitesi 250 kilogram ağırlığındadır. Tam dolu akülerle kesintisiz olarak 8 saat hizmet verecektir. En dar alanlarda bile rahat manevra yapabilecek hacim ve fonksiyonlara sahiptir. Hastanemizde görevli olan yönlendirme personellerimiz bu araçları kullanarak, hastaları istediği servislere götürecektir. Amacımız Van halkına en iyi, en hızlı ve en kaliteli hizmeti sunabilmek. Bunun için elimizden gelen her çabayı yapmaktayız ve yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    Tanıtım, akülü araçların hastane içerisinde aktif hizmete sunulması ve ikramlarla sona erdi.

  • (Düzeltme) Trakya Üniversitesi Araştırma Görevlisi, Rusya’da Gözaltına Alındı

    Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde görevli Araştırma Görevlisi Cemalettin Yavuz, Rusya’da gözaltına alındı.

    Trakya Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, doktora tezi ile araştırma yapmak üzere rusya’da bulunan Araştırma Görevlisi Cemalettin Yavuz’un “vize ihlali yaptığı” gerekçesiyle gözaltına alındı.

    Açıklamada, öğretim görevlisi Yavuz için Trakya Üniversitesi’nin gerekli girişimleri başlattığı belirtildi.

    Açıklamada, “Araştırma Görevlisi Cemalettin Yavuz doktora tezi ile araştırma yapmak üzere bulunduğu Rusya Federasyonu Çuvaşistan Cumhuriyeti’nde, Çuvaş Devlet Üniversitesi bünyesinde düzenlenen “Rusça kursuna devam ettiği” için vize ihlali iddiasıyla mahkemeye çıkarılarak 5000 Ruble para cezası, 5 yıl Rusya’ya giriş yasağı ve sınır dışı edilme cezalarına çarptırılmıştır. Araştırma Görevlisi Yavuz, mahkeme sonrasında da ayrıca gözaltında tutulmaktadır. Hocamızın tutukluluk süresinin iki hafta olacağı belirtilmiştir. Konu ile ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Kazan Başkonsolosluğu olayla ilgili olarak takibatını sürdürmektedir. Başkonsolosluk, pazartesi günü Rus makamlarına Araştırma Görevlisi Cemalettin Yavuz’un serbest bırakılması için gerekli çalışmalar başlatılmıştır” denildi.

    ÜNİVERSİTE’DEN KINAMA

    Trakya Üniversitesi’nden yapılan yazılı açıklamada Yavuz’un gözaltın alınması kınararak, “Akademik çalışmalarını yapmak üzere Rusya’da bulunan bilim insanlarımızın kanunsuz şekilde gözaltına alınmasını kınıyor, üniversite olarak devlerimizin tüm yetkili birimleri ile çalışarak hocalarımızın özgürlüklerine kavuşmaları için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtmek istiyoruz” denildi.