Etiket: Arasındaki

  • Türkiye-ab Arasındaki Anlaşma Sonrası Ege’den Geçişler Hızlandı

    Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında mültecilere yönelik yapılan anlaşmanın ardından sığınmacıların kaçak geçişi hızlanırken, İzmir’in Çeşme ilçesinde son yapılan operasyonlarda 147 sığınmacı yakalandı.

    Türkiye’nin AB ile mültecilere yönelik yaptığı geri kabul anlaşması sonrası sığınmacıların Ege Denizi’ndeki kaçak geçişleri hızlandı. Operasyonları hızlandıran Sahil Güvelik ekipleri de göçmenlerin deniz üzerinden botlarla kaçışlarına izin vermiyor. Ekipler, İzmir’in Çeşme ilçesinde son yaptığı operasyonda ise üç şişme botta aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 147 sığınmacıyı yakaladı. Sığınmacılar, yasal işlemlerinin tamamlanmasının ardından İzmir İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi.

  • Akrabalar Arasındaki Alacak Verecek Meselesi Ölümle Bitti

    İzmir’in Konak ilçesinde, iki akraba aile arasında iki gün üst üste çıkan kavgada ilk günde 5 kişi yaralanırken, ikinci günkü kavgada bir kişi hayatını kaybetti.

    İlk olay, dün saat 19.30 sıralarında, Çimentepe Mahallesi 600 Sokak üzerinde meydana geldi. İki akraba aile arasında, iddiaya göre alacak verecek meselesi nedeniyle kavga çıktı. Çok kişinin olduğu kavga bir anda büyürken, pompalı silahla ateş edildi. Kavgada her iki akrabadan karşılıklı; Hüseyin D., Şenay D., Ercan E., Erdal E. ve Mehmet T. pompalı tüfekten ateş edilen saçmalardan yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekipleri sevk edilirken, 5 yaralı, çağrılan ambulanslar ile Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan 5 yaralı tedavilerinin ardından taburcu edildi.

    İKİNCİ KAVGA DA AYNI YERDE

    İlk kavganın ardından bugün saat 20.00 sıralarında, yine aynı yerde ikinci kavga çıktı. Silahlı kavgada, kimliği henüz belirlenemeyen bir şahsın ateş etmesi sonucu Emrah K. boğazına isabet eden kurşunla ağır yaralandı. Durumun bildirilmesi ile gelen sağlık ekipleri, Emrah K.’yi ambulans ile Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Burada tedavi altına alınan Emrah K. yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Hastanede bir başka kavganın çıkmaması için polis ekipleri önlem aldı. Olay yerinde inceleme yapan polis ekipleri, olay yeri ve çevresindeki güvenlik kameralarına el koyarken, olayı görenlerin ifadesini alıp, silahı kimin kullandığını belirlemek için çalışma başlattı.

  • TÜPRAŞ İle SASKİ Arasındaki Sapanca Gölü Davasında Görevsizlik Kararı

    TÜPRAŞ’ın Sapanca Gölü’nden su çekmesinin kanun dışı olduğuna dair SASKİ tarafından açılan davada mahkeme görevsizlik kararı verdi. Dosya ağır ceza mahkemesine gönderildi.

    TÜPRAŞ’ın üretim işlemlerinde kullanmak için Sapanca Gölü’nden su çekmesiyle ilgili olarak Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından açılan davanın 6. duruşması bugün Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada SASKİ adına Genel Müdür Dr. Rüstem Keleş hazır bulunurken, TÜPRAŞ kanadında ise sadece avukatlar katıldı. Yaklaşık 1 saat süren duruşmada tarafların son savunmalarını alan mahkeme heyeti, konu hakkında görevsizlik kararı vererek dosyanın Kocaeli Ağır Ceza Mahkemelerine gönderilmesine hükmetti.

    “TÜPRAŞ DA HERKES GİBİ ALTERNATİFLERİ DEĞERLENDİRMELİ”

    Duruşma sonrasında basın mensuplarına bir açıklama yapan SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, “Sapanca Gölü ile ilgili olarak Körfez Adliyesi’nde altıncı duruşma yapıldı. Biz bu davanın Türkiye açısından, su kaynaklarımızın korunması ve kullanılması açısından önemli bir dava olduğunu hep söyledik. TÜPRAŞ’ın, Sapanca Gölü’nden hiçbir hukuki zemine oturmadan su kullandığını, baştan beri devletin resmi kurumlarından aldığımız belge ve bilgilere dayalı olarak iddia ettik. Özellikle TÜPRAŞ’ın Sapanca Gölü’nden aldığı suyu proses suyu olarak kullandığını ve burada gerçekleştirilen prosesinde bir enerji dönüşümü olduğunu teknik ifadesiyle belirttik. Mahkemede bunun nitelikli bir suç olduğunu ifade ettik. Su olmadan üretim yapılamaz. Ancak bu suyu temin etmenin alternatif birçok yolu vardır. Nasıl Türkiye ve Dünya’da benzer endüstriyel kurumlar başka alternatif kaynaklara yönelerek bu suyu temin ediyorlarsa, TÜPRAŞ da bu alternatif kaynaklara yönelebilir. Bizim baştan beri buradaki temel iddiamız, temel yaklaşımımız herhangi bir kurumun varlığıyla, şahsıyla direk ilgili bir konu değil. Bizim kurumlarla işimiz yok. Bizim temel derdimiz, su yönetiminden sorumlu kurumlar olarak suyun korunmasını, suyun kontrolünü, suyun ve özellikle su kaynaklarımızın gelecek nesillere ekolojik sürdürülebilirliğini sağlayarak ulaşması tezidir. Bu anlamda da diğer endüstriyel kurumlar Türkiye’de nasıl hukuki bir zeminde su kullanıyorlarsa, TÜPRAŞ’ın da benzer şekilde hukuki süreçleri takip ederek, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde, su yönetiminin evrensel ilkeleri çerçevesinde su kullanımı gerçekleştirmesidir” dedi.

    “TÜRKİYE ARTIK SU KONUSUNDA ÇOK TİTİZ DAVRANMALIDIR”

    Açıklamasında dava sürecini de değerlendiren SASKİ Genel Müdürü Keleş, “Bugün Körfez Adliyesi çok önemli bir karar verdi. TÜPRAŞ’ın kullanmış olduğu suyun prosese dönüştürülmesi sürecinin nitelikli bir suç olduğuna karar vermiş oldu. Bu çok önemli bir karar. Bu nedenle dava bundan sonra ağır cezada görülecek. Biz orada da yine tezlerimizi savunmaya devam edeceğiz. Hayırlı olsun diyorum. İnşallah önümüzdeki mahkemelerde de ortaya çıkacak olan kararlar, süreçler su kaynaklarımızın korunması anlamında Türkiye için dönüm noktası olur. Bugün şunu tekrar ifade etmek istiyorum. Gerçekten sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada su yönetimiyle ilgili bütün kurumlar, bütün organizasyonlar, üst organizasyonlar sularının her damlası ile ilgili stratejiler ve önlemler geliştiriyorlar. Türkiye de artık bu konuda çok titiz davranmalıdır. Su kaynaklarının korunması hususunda çok titiz davranmalıdır. Zaten bu konuda devletimizin kurumları gereken her türlü çalışmayı yapıyorlar. Biz de yerel ölçekte bu politikaları desteklemek durumundayız ve destekliyoruz. Bu anlamda ben mahkemenin kararının hayırlı olmasını diliyorum ve bütün bu çabalarımızın Sapanca Gölü’nün gelecek nesillere ulaştırılmasında etkili olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

    “BİZİM TEZİMİZ TÜPRAŞ’IN VARLIĞINI DA SAVUNUYOR”

    SASKİ ile TÜPRAŞ arasındaki davanın Türkiye’de bir emsal teşkil edeceğinin de altını çizen Dr. Rüstem Keleş, “Artık bundan sonra hiç kimse herhangi bir su kaynağından devletin belirlemiş olduğu kurallara uymadan su kullanamayacak. Bu önemli bir husus. İkincisi, eğer kullanmış olduğu su, ikinci bir prosese dönüştürülerek enerji olarak kullanılıyorsa bu çok nitelikli bir suç teşkil ediyor. Bütün bunları herkesin bilmesi gerekiyor. Yani buradaki temel yaklaşımımız şu; eğer su kaynakları var olursa bu tesisler var olur. Su kaynakları korunabilirse bu tür tesisler var olmaya devam eder. Bunu iyi anlamamız gerekiyor. Eğer su kaynakları korunursa toplumlar, şehirler, insanlar, kurumlar varlıklarını sürdürürler. Bunu iyi anlamamız gerekiyor. Bizim aslında savunduğumuz tez, TÜPRAŞ’ın da varlığını savunan bir tez” ifadelerini kullandı.

  • Belediye İle Bakanlık Arasındaki İsim Hakkı Davası Sonuçlandı

    ANTALYA (İHA) – Antalya Gazipaşa Belediyesi, Milli Eğitim Bakanlığı’na açtığı isim hakkı davasını kazandı. Mahkeme, Gazipaşa Belediyesi’ne 1 Milyon 829 TL ödeme yapılmasına karar verdi.

    Edinilen bilgiye göre, Gazipaşa Belediyesi, 8 yıl önce, dönemin Belediye Başkanı Cem Burak Özgenç zamanında, Milli Eğitim Bakanlığı’na lise yapılması için arazi tahsis etti. Yapılacak olan okula ’Gazipaşa Belediyesi’ isminin verilmesi şartıyla arazi tahsisi yapan Gazipaşa Belediyesi, isim şartının yerine getirilmemesi nedeniyle bakanlığa dava açtı. 8 yıl önce açılan ve geçtiğimiz hafta içinde sonuçlanan davayı Gazipaşa Belediyesi kazandı. Temyiz yolu açık olmak üzere mahkeme, Gazipaşa Belediyesi’ne 1 Milyon 829 TL ödeme yapılmasına karar verdi.

    Dava ile ilgili bilgi veren Gazipaşa Belediye Başkanı Dr. Adil Çelik, davanın 7- 8 yıl önce açıldığını belirtti. Davanın Mesleki Teknik Eğitim Merkezi (METEM) ismi verilen liseye belediyenin isminin verilmemesinden dolayı açıldığını söyleyen Çelik, “Bizden önceki belediye yönetimi, Milli Eğitim Bakanlığı’na bir dava açmış. Bundan 7- 8 yıl önce belediye bir yer vermiş, Milli Eğitim Bakanlığı da bir okul yaptırmış. Okulun adına da Gazipaşa Belediyesi’nin ismi verilecekmiş. Milli Eğitim Bakanlığı ismi vermemiş. Biz de bu davayı devam ettirdik ve geçen hafta bu dava bitti. Davayı kazandık” dedi.

    Kazanılmış hukuki bir hakkın olduğunu belirten Çelik, “Sonuçta biz bu davayı devam ettirmek zorundaydık ve ettirdik. Ankara ile aynı otobüsün yolcularıyız, bu paranın Gazipaşa Belediyesi’ne aktarılmasını istiyoruz” diye konuştu.

  • Rasim Bacacı: “Mevcut Yönetimle Değişim Grubu Arasındaki Fark, Siyah İle Beyazın Farkı Kadar”

    Makine Mühendisleri Değişim Grubu Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Rasim Bacacı, mevcut oda yönetimi ile Makine Mühendisleri Değişim Grubunun arasındaki farkın, siyah ile beyaz arasındaki fark kadar belirgin olduğunu söyledi.

    Makine Mühendisleri Değişim Grubu Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Rasim Bacacı yaklaşan Makina Mühendisleri Odası seçimindeki projelerini, düşüncelerini anlattı.

    “GELİŞMEK İÇİN DEĞİŞMEK GEREKİYOR”

    Makina Mühendisleri Değişim Grubu’nun bütün meslektaşlarına hizmet etmeyi amaçlayan bir anlayışın ürünü olduğunu belirten Bacacı sözlerine şöyle devam etti:

    “Makina Mühendisleri Değişim Grubu, meslektaşlarımızı asgari müştereklerde bir araya getirmeyi amaçlayan; insan sevgisini, hoşgörü ve iletişimi, her türlü siyasi görüşün ve ideolojinin üzerinde tutan, idealist, çalışmaktan yılmayan, ilkeli, dürüst, tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkan, milli ve manevi değerleri önemseyen, ülkemizin bilim ve teknoloji temelinde gelişimini hedef edinmiş bir gruptur. Ulus devletler dünyasından küresel dünyaya, modernist düşünceden postmodernist düşünceye, sanayi toplumundan bilgi toplumuna, seri üretimden esnek üretime, temel mühendisliklerden multidisipliner mühendisliklere geçiş gibi büyük değişimlerin yaşandığı günümüz dünyasında; Makina Mühendisleri Odası’nın mevcut bağnaz ve ayrıştırıcı yönetim yapısından daha üretken ve inovatif bir yönetim yapısına evrilmesi gerektiğine, bahsettiğimiz gelişmenin sağlanabilmesi için değişimin esas olduğuna inanıyoruz. Bu maksatla gurubumuzun ismini Makina Mühendisleri Değişim Grubu olarak belirledik”.

    “SEÇİM ÇOK ÖNEMLİ”

    Seçimim, meslektaşların mesleki gelişimlerine ve haklarına sahip çıkmaları açısından önemli olduğunu vurgulayan Rasim Bacacı, “Zira meslektaşlarımızın piyasada karşılaştıkları haksız muamele karşısında haklarını savunacak tek toplu organizasyon meslek odalarıdır. Örgütlü bu yapıların ideolojik kazanımlar peşinde koşmak yerine meslektaşlarımızın haklarını savunması gerekiyor. Fakat mevcut yönetimin düşünce yapısı ile bunu gerçekleştirmek mümkün değil. Makine Mühendisleri Odası İstanbul şubesi dar, içine kapanık ve marjinal gruplar tarafından yönetiliyor. Üyelerine ulaşmak ve onların haklarının savunucusu olmak yerine, odayı kendi ideolojilerini savunacak bir mecra olarak kullanmayı tercih ediyorlar. Bizler,Makine Mühendisleri Değişim Grubu olarak bu yönetim tarzının değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunun da tek yolu sandıktan geçiyor. Seçim bu sebeple ‘Çok önemli’ Biz de odaya kayıtlı tüm meslektaşlarımızı bu maksatla sandık başına gelerek en doğal üyelik haklarını kullanmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “MEVCUT YÖNETİMLE ARAMIZDA SİYAH İLE BEYAZ KADAR FARK VAR”

    Mevcut oda yönetimi ile Makine Mühendisleri Değişim Grubu’nun arasındaki farkın, siyah ile beyaz arasındaki fark kadar belirgin olduğunu söyleyen Bacacı, “Seçimin neden önemli olduğunu anlatmaya çalışırken bu konuya da değinmiştim; fakat cevabın biraz daha açılmasının uygun olacağını düşünüyorum. Mevcut oda yönetiminin marjinal ve dar bir grup olduğunu belirtmiştik. Bu grup uç ideolojilere sahip, politize olmuş insanlar tarafından yönetiliyor. Her türlü sokak eyleminde devletin otoritesini ve milletin birliğini sarsacak eylemlerin içinde yer alıyorlar. Hatta birçoğunda bu eylemleri örgütleyen konumda bulunuyorlar. Marksist, Leninist çizgide tavır ve tutumlarla oda üyelerinin büyük bir kısmını ötekileştiriyorlar. Bu marjinal grup, bilimin ve tekniğin ışığından istifade edip ülkenin kalkınmasında öncü rol oynaması gerekirken, birçok projede el freni görevi görüyor. Bütünün içindeki eksiklik ve hataları düzeltmek yerine bütüncül olarak reddetmeyi tercih ediyorlar. Bu tutumlarını Marmaray ve 3. Havalimanı projelerinde gördük. Projeleri mühendislik açısından kritiğini yapmak yerine topyekün reddetme yoluna gittiler. Makine mühendislerinin tavrının bu olmaması gerektiğine inanıyoruz. Eğer projelerde hatalı ya da eksik taraflar varsa bunları teknik olarak masaya yatırıp idarecilerin hatalarını düzeltmelerine imkân tanınması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

    “ADİL BİR ODA YÖNETİMİNİN GÖREVE GELMESİ İÇİN ÜYELERİMİZİN EN DOĞRU KARARI VERECEĞİNDEN EMİNİZ”

    Makine Mühendisleri Değişim Grubu olarak kendilerini anlattıklarını vurgulayan Bacacı sözlerine şöyle tamamladı:

    “Bu seçim üyelerimizin şu kararı vermesi gerekiyor: Meslek Odamız, mesleki olarak gelişimimizi ve ülkemizin kalkınmasını mı hedeflemeli yoksa alınan aidatlarla ve muayene ücretleri ile dar bir ideolojik grup tarafından aslına uygun olmayan bir şekilde yönetilmeye devam mı etmeli? Biz inanıyoruz ki üyelerimiz bu iki seçenek arasından makul olanı seçeceklerdir. 17 Ocak 2016 tarihinde Özel Şişli Karagözyan İlköğretim Okulunda yapılacak olan MMO İstanbul Şube 32. Dönem Seçimine tüm meslektaşlarımızı davet ediyorum. Ayrıca, üye aidat borcunun oy kullanmaya mani olmadığının da altını çizmekte fayda görüyorum.18 Ocak sabahı marjinallikten uzak ve meslektaşlarımızın haklarını savunacak daha adil bir oda yönetiminin göreve gelmesi için üyelerimizin en doğru kararı vereceğinden eminiz. “