Etiket: Arakan’da

  • Atilla Arakan’da su kuyusu açacak

    Ceylanpınar Belediye Başkanı Menderes Atilla, Arakan’da zulüm gören Müslümanlar’a yardım eli uzatacak ve Atilla ailesi adına bir kuyu açacak.

    Arakanlı Müslümanların yıllardır uğradığı zulme ve Myanmarlı budistlerden kaçan Arakanlılara bir yuva yapmak için başlatılan” Şanlıurfa Mahallesi Projesi” tanıtım toplantısı Cumhuriyet Sosyal Tesisleri’nde yapıldı. Yapılan toplantıya Ceylanpınar Belediye Başkanı Menderes Atilla, AK Parti Milletvekili Mahmut Kaçar, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Belediye Başkanları ile STK’lar katıldı.

    Arakanlı mülteciler İçin 500 bambu ev, 1 okul, 2 mescit ve 2 derin su kuyusundan oluşan projenin detayları ele alındı. Atilla, tanıtım toplantısında yaptığı açıklamada Arakan’da yapılan zulme sessiz kalmayacaklarını ve nerede zulüm gören birileri varsa Türkiye Cumhuriyeti olarak yanlarında olacaklarını ifade etti.

    Ceylanpınar Belediye Başkanı Menderes Atilla, yeryüzünde nerede bir zulüm yaşanıyorsa orada olacaklarının altını çizerek, “Aile olarak Arakan’da 50 bin TL yardım kararı almıştık. Ben İHH’yı arayıp yardımda bulunacaktım ama bu gece tesadüf oldu. Burada okudum, duydum orada bir su kuyusu açmanın maliyeti 65 bin TL imiş. Arakan’da bir su kuyusunu Atilla ailesi olarak yapacağım ve o kardeşlerimizin hizmetine sunacağım. Bu bizim görevimizdir. Eğer yeryüzünde nerede bir zulüm yaşanıyorsa biz orada olmazsak inanın yarın mahşer gününde Hz. Muhammed’e karşı boynumuz bükük kalır. Onun için bu bizim vazifemizdir. Herkes gücü kadar, gücü neye yetiyorsa onu yapmalı diye düşünüyorum” dedi.

  • Arakan’da 3 farklı noktada bombalı saldırı

    Myanmar’ın Arakan eyaletinde sabah saatlerinde 3 farklı noktada gerçekleştirilen bombalı saldırıda 1 polis memurunun hafif yaralandığı aktarıldı.

    Myanmar’ın Arakan eyaletinde sabah saatlerinde 3 farklı noktada bombalı saldırı gerçekleştirildi. 1 polis memurunun hafif yaralandığı saldırıyı henüz kimse üstlenmedi. Polis, 04.30 sıralarında yaşanan patlamalardan birinin hükümet sekreteri Tin Maung Swe’nin evinin arka bahçesinde gerçekleştirildiğini bildirdi. Diğer patlamaların ise Yargıtay ve Sicil Dairesi binalarının yakınlarında gerçekleştiği aktarıldı. Emniyet Sözcüsü Colonel Myo Thu Soe, “Patlamadan sorumlu olduğunu düşündüğümüz bazı şüpheliler var ancak net bir şey söylemek için çok erken. Emniyet güçleri, olayı kimin gerçekleştirdiğini bulmak için bombanın yapısını analiz ediyorlar” dedi. Soe, 3 adet patlamamış bombanın da bulunduğunu belirterek güvenliğin sıkılaştırıldığını sözlerine ekledi. Myanmar lideri Aung San Suu Kyi, önceki senelerde Arakan’lı Müslümanlar üzerinde etnik temizlik yaptığı gerekçesiyle Birleşmiş Milletler ve ABD tarafından suçlanmıştı. Suu Kyi bu sebeple patlamanın yaşandığı bölgeye başta Birleşmiş Milletler araştırmacıları ve tüm bağımsız grupların girişini yasakladı. Arakan eyaletinde yaşayanlar adına mücadele verdiğini iddia eden Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu da konu hakkında bir açıklama da bulunmadı.

    Öte yandan, saldırının, ülkenin Lashio kentinde 3 gün önce yaşanan ve 2 banka görevlisinin hayatını kaybettiği, en az 21 kişinin yaralandığı patlamadan sonra olması dikkat çekti.

  • Fatih Medreseleri Vakfı Arakan’da

    Fatih Medreseleri Vakfı heyeti, Myanmar’da ordunun zulmüne uğrayan Arakanlı Müslümanlara yardımlarını ulaştırmak amacıyla Bangladeş sınırındaki mülteci kamplarına geldi.

    Fatih Medreseleri Vakfı heyeti, Myanmar ordusunun ve Budist milliyetçilerin saldırılarına maruz kalan Bangladeş sınırında ki mülteci kamplarındaki Arakanlı Müslümanları ziyaret etti. Başlatılan “Kardeş eli Kampanyası” kapsamında, Arakanlı Müslümanlara erzak, çadır, hasır, ilaç ve su olmak üzere toplanan bir çok yardım Vakıf heyeti tarafından ilk elden ulaştırıldı. Mazlumlarla bir araya gelen vakıf görevlilerine Arakanlı muhacirler büyük ilgi gösterdi. Heyet görevlilerinin biz sizlere vefa borcumuzu yerine getirmek için buradayız demeleri duygulu anların yaşanmasına neden oldu.

    1986’dan bu yana “halka hizmet Hakka hizmettir” görüşü ile dünyanın neresinde olursa olsun her zaman mazlumların yanında yer alan Fatih Medreseleri Vakfı, Arakanlı mazlumları yalnız bırakmadı. Budistlerin uyguladığı etnik katliamlardan dolayı ülkelerini terk etmek zorunda kalan Arakanlı Müsümanlara FM TV ekranlarından Kardeş Eli kampanyası başlatıldı.

    Dünya Arakan’a neden sessiz?

    Arakanlı Müslümanları ziyaret eden heyet görevlileri, paylaştıkları gözlemlerinde durumun hiç iç açıcı olmadığını, sosyal medya ve basın yayın organlarından aktarılanların zulmün çok az bir boyutunu gösterdiğini söyledi. Arakanlı mazlumların yaşadıkların zulmün, içinde bulundukların şartların daha ağır olduğunu aktaran heyet görevlileri, yaşanan bu zulme Türkiye dışında çok az ülkenin karşı çıktığına vurgu yaptı. Heyet görevlilerinden biri, “Zulüm görenler eğer başka bir etnik kökenden olsaydı şüphesiz dünyanın özellikle batının tepkisi daha başka ve daha hızlı olurdu” dedi.

    “Dünyanın neresinde olursa olsun mazlumun yanındayız”

    Dünya üzerinde yaşayan Müslümanlara seslenen Fatih Medreseleri Vakfı Genel Başkanı Masum Bayraktar, “Evlerinden topraklarında edilmiş Arakanlı mültecilere yardım etmek her Müslümanın hatta her insanın görevidir. Bizler her zaman dünyanın neresinde olursa olsun mazlumun yanındayız ve olmaya da devam edeceğiz. Fakat ülkemiz bu konuda yalnız bırakılmamalı. Batısından doğusuna kadar herkesin Arakan’a dost elini, kardeş elini uzatması gerekiyor. Özellikle İslam aleminin buraya daha fazla teveccüh göstermesini ve mutlaka Arakan’a ses vermeleri çağrısında bulunuyorum” dedi.

  • Arakan’da Müslüman katliamı devam ediyor

    Myanmar ordusu ve Budistler tarafından Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddet devam ediyor.

    Myanmar ordusu ve Budist milliyetçilerin Arakan’da yaptığı operasyonlarda Müslümanlar katledilmeye devam ederken, Myanmar hükümeti Arakan’daki bu vahşete göz yumuyor. Arakanlı birçok Müslüman, aileleriyle birlikte zulümden kaçmaya çalışırken Bangladeş sınırındaki dağlık arazilerde aç ve susuz hayatta kalmaya çalışıyor, birçoğu da operasyonlarda hayatını kaybediyor.

    Arakan’da son günlerde yaşanan şiddet olaylarında 17 yerleşim yerinde 2 bin 625 ev yakıldı. Arakanlı sivil toplum kuruluşları zulme maruz kalan yaklaşık bin sivilin hayatını kaybettiğini belirtti. Zulümden kaçan Müslümanların bulunduğu teknelerin batması sonucu ise birçok kişi hayatını kaybetmeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler’in raporuna göre 25 Ağustos’tan bugüne en az 73 bin Arakanlı Müslüman’ın sınırı geçtiğini duyurdu.

  • Erzincan’da Stk’lar Arakan’da Yaşanan Zulmü Kınadı

    Erzincan Sivil Toplum Kuruluşları tarafından Arakan’da Müslümanlara yapılan zulme karşı açıklama yapıldı. Erzincan Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Sözcüsü ve Memur-Sen Erzincan İl Temsilcisi Nebi Gül yaptığı açıklamada “Bugün Myanmar Arakan’da kelimenin tam anlamıyla soykırıma dönüşmüş korkunç bir zulüm ve insanlık trajedisi yaşanmaktadır. Evrensel emperyalizmin Myanmarlı Müslümanlara on yıllardır baskı ve şiddet uygulayan Uzakdoğu kolu, evinden, yurdundan sürüp, servetlerini yağma, toprakları talan ettiği insanları, bu kadarla da yetinmeyip en acımasız bir şekilde katletmektedir.

    Hiçbir suçu, günahı olmayan ve son derece kötü fiziki koşullarda yaşamaya mahkum edilmiş insanlar, anlaşılmaz siyasi, ideolojik hesaplarla kadın, genç, yaşlı, çocuk demeden en acımasız, en vahşi yöntemlerle öldürülmektedir. Bütün insanlığın gözleri önünde hiçbir hak, hukuk, adalet ve etik ilkelere itibar etmeksizin işlenen kitlesel cürüm ve cinayetlere başta BM olmak üzere, devletler, siyasetçiler, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, sivil toplum örgütleri özetle bütün dünya sessiz kalmaktadır. Sözde medeni dünya insan hakları ve özgürlüğüne ilişkin tüm ilkelerini çiğnemiş, ayaklar altına almıştır. Öyle ki, bu kesin ve feci insan hakkı ihlalleri karşısında dünya sadece koyu bir sessizliği seçmiyor adeta tepki vermeye, zulme karşı sesini yükseltmeye de çekiniyor gözükmektedir. Zulmü ve zalimleri cesaretlendiren bu duyarsızlık, artık materyalizmin ve modern ideolojilerin egemen olduğu sistemde ahlakın çöktüğünü, vicdanın çürüdüğünü, insani duyguların öldüğünü göstermektedir.

    Mazlum ve müdafaasız insanlar acımasız zorbalığın ve zulmün olmayan insafına terk edilmiştir. Bütün dünya mazlumların gökleri parçalayan çığlıkları karşısında tavır olarak sağır, soğuk bir sessizliği seçmiştir. Özetle, daha önce Filistin’de, Gazze’de, Bosna’da ve halen süren Irak, Suriye işgallerinde görüldüğü üzere insanlık yok olmuştur. Neredeyse bütün katliamlara maruz bırakılanların ‘Müslüman’ olmaları, evrensel haksızlık, zulüm ve işkencelere karşı gösterilen betondan sessizlik ve duyarsızlığın bilinçli bir tercih olduğunu göstermektedir. Anlaşılan o ki, öldürülen, kanı akıtılan Müslümanlar olunca üzülmeye, önlemeye gerek duyulmamaktadır. İnsan hakları ve özgürlüğü Müslümanlar için işlevini yitirmektedir. Hatta emperyalist amaçların gerçekleşmesi için katliamlar yapılabilir. Srebrenitsa’da olduğu gibi bu katliamların zaman zaman Birleşmiş Milletlerin izin ve gözetimi altında yapılması da zulme teslim olmuş dünyanın medeniyet seviyesini göstermesi adına ibret vericidir. Müslümanlara karşı dünyanın her yerinde sistemli bir şekilde yaygınlaştırılan ve katliamlara dönüşen nefret, evrensel emperyalizmin temel politika ve programı olmuştur.

    İşin daha vahim boyutu ve anlatılamaz olan yanı acı ve işkencelere maruz bırakılan kardeşlerine diğer Müslümanların biz Müslümanların duyarsız kalması anlaşılır gibi değildir. Kardeşlerimize insani ve İslâmi sorumluluğumuz gereği siyasi, ekonomik, medyatik yardım yapmamak, bizi kardeş kılan ruhun çürüdüğünü, bizi bir ve beraber kılan imanımızın zayıfladığını göstermektedir. Adaletle emrolunan insanlar zulmün tavrını benimsemekte, sessizlikleriyle adeta onların cürümlerine ortak olmaktadır. Müminler içi boşaltılarak sadece ismi kalmış imanlarıyla küfrün duyarsızlığını yaşama biçimine dönüştürmüş gibidirler. Fiili ve mali desteği bir yana koyalım, dualarda bile kardeşlerimizi hatırlayamayacak kadar acz, atalet ve yabancılaşma içindeyiz. İçinde olduğumuz bu sefil durum bizim felaketimiz ve helak olma sebebimiz olarak yeter! Bizi asıl çökerten bu yabancılaşmadır. Bir an önce, hemen şimdi kendimize dönerek, kim ve ne olduğumuzun bilincini yeniden kuşanarak, kardeşlik duygularıyla silkinip Arakanlı kardeşlerimize elimizi uzatmak zorundayız.

    Bu zorlu zamanlar, inanan her insanın ağır sorumluluk ve sınavdan geçtiği süreçtir. Kardeşlerimize bugün destek vermezsek ne zaman vereceğiz? Aile bütünlükleri parçalanarak evlerinden sökülüp atılan, sınırlar ötesine sürgün edilen, zenginliklerine el konulan kardeşlerimize acımasızca öldürüldükleri bugün değilse ne zaman yardım edeceğiz? İslâm kardeşliğinin hayatı saran, kucaklayan yakınlığı, içtenliği ne zaman yaşanacak? Türkiye Dönem Başkanlığını yaptığı İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı’nı hemen aktif olarak devreye sokmalıdır. İslâm ülkeleri kendilerini teslim alan ataletten bir an önce kurtulmalı, tarihi, siyasi, ekonomik sorumluluklarını acilen yerine getirmelidir. Sivil toplum örgütleri kardeşlerimizin sorun ve ihtiyaçlarıyla daha yakın, daha yoğun ilgilenmeli, gittikleri her yerde bu zulümlere karşı farkındalık oluşturacak etkinlikler yapmalı, demokratik eylemler yapmalıdır. Bu konu yoğun, etkin bir diplomasi yürütülerek başta BM olmak üzere, uzak yakın tüm ülkelerin gündemine sokulmalıdır. Gerekli önlemler, çareler, çözümler, yaptırımlar hayata geçirilmelidir.

    Sadece Arakan’da değil, bütün ümmetin bütün coğrafyasında Müslümanlar küresel emperyalizmin saldırısı altında perişan durumdadır. İnancımız, kültürümüz, kültür değerlerimiz, medeniyet eserlerimiz, kurumlarımız, benliğimiz, özetle bütün bir varlığımız işgal ve yok edilmek istenmektedir. Biz adaleti, insan hak ve özgürlüklerini savunmayı temel ilke edinmiş Erzincan Sivil Toplum Kuruluşları Platformu olarak haksızlığa, hukuksuzluğa, zulme, sömürüye asla rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Gittiğimiz her yerde, bulunduğumuz her platformda mazlum ve Müslümanların meselelerini gündeme taşıyacak, insanlık vicdanını uyandıracağız. Ayrıca buradan, başta siyasi otoriteler olmak üzere Türkiye’de etkili ve yetkili herkesi, sınırları ve sınıfları aşan aidiyet ve kardeşlik duygularımızı hatırlayarak bu zulmü durdurmak, kalıcı barışı sağlamak için ellerinden gelen tüm gayreti göstermeye çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.