Etiket: Aradı

  • Polis mısır tarlasında yaralı şahıs aradı

    Adana’da 155’i arayarak tabanca ile vurulduktan sonra mısır tarlasına atıldığını ileri süren şahsı polis yaklaşık 3 saat mısır tarlasında “Mehmet” diye bağırarak aradı ancak bulamadı.

    Edinilen bilgiye göre, olay Seyhan ilçesine bağlı Camuzcu Mahallesi’nde meydana geldi. 155 polis imdat hattını arayan ve isminin Mehmet olduğunu söyleyen bir kişi Adana’dan bir şahıs tarafından tabanca zoruyla otomobile bindirildikten sonra mısır tarlasına getirildiğini ve burada tabanca ile vurulduğunu söyledi.

    Haber merkezi bu ihbar üzerine en yakın ekipleri Mehmet isimli şahsın tarif ettiği yere yönlendirdi. Olay yerine ulaşan ilk ekibe de şahsın cep telefon numarasını verdi. Polis numarayı arayarak şahısla görüşmeye başladı. Şahıs polise cep telefonundan yerini tarif etti. Polis tarife göre bir noktaya gelerek burada siren çalmaya başladı. Şahıs siren sesinin çok yakından geldiğini söyleyince polis o bölgeyi ablukaya alarak arama yapmaya başladı. Polis bir taraftan da şahıs ile görüşmeye devam etti. Bu sırada şahıs ile irtibat kesildi. Polis, Mehmet adlı kişiye tekrar ulaşmaya çalıştı ancak şarjı bittiği tahmin edilen telefon da kapandı. Polis çok sayıda ekibi mısır tarlasına çağırarak aramayı derinleştirdi. Olay yerine gelen polisler kendi araçlarının üzerine bile çıkarak “Mehmet” diye bağırdı ancak bir ses çıkmadı. Bir polis taşın üzerine çıkarak “Mehmet, elindeki beyaz şeyi salla, Mehmet” diye bağırırken başka bir polis “Sesimi duyan var mı” diye bağırdı. Polis yaklaşık 3 saat Mehmet’i aradı ancak bulamadı.

    Polis yaptığı araştırmada buna benzer bir ihbarın dün de geldiğini, ihbarı yapan kişinin aynı kişi olabileceğini, polise tuzak kurmak ya da polisle oyun oynamak isteyen birisinin olabileceğinden şüphelenerek aramalara son verdi. Polis şimdi her yerde Mehmet isimli şahsı arıyor. Şahıs bulunursa polisi oyalamaktan işlem yapılacak.

  • Çocukları Evdeyken Karısını Öldürdü Polisi Aradı

    Elazığ’da bir şahıs, 2 çocuğunun evde olduğu sırada eşini bıçaklayarak öldürdü. Cinayet sonrası polisi arayan şahıs ‘karımı bıçakladım’ diye kendini ihbar etti ve olay yerinden kaçtı.

    Olay, gece saat 22.00 sıralarında merkez İzzetpaşa Mahallesi Çatal Sokak Tek Kooperatifi Sitesi B Blok Kat: 3’deki dairede meydana geldi.

    Edinilen bilgiye göre, Organize Sanayi’de özel bir şirkette çalışan Serdar Demir (32), henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı bir bankada çaycılık yapan eşi Gülcan Demir’i (30) bıçaklayarak öldürdü. Olaydan sonra Serdar Demir polisi arayarak ‘ karımı bıçakladım’ ihbarı verdi ve kaçtı.

    Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi’ne bağlı ekipler olayın yaşandığı eve geldiğinde 2 çocuk annesinin yerde cansız bedenini buldu. Cinayet anında evde bulunduğu öğrenilen Demir çiftinin 3 ve 6 yaşlarında çocukları polis tarafından yakınlarına telsim edildi.

    Olayın yaşandığı evde polis ekipleri yaklaşık 2 saat inceleme yaptı. Cumhuriyet Savcısı’nın da olay yerinde inceleme yapmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

    Öte yandan şüpheli kocanın uzun süre önce, öldürdüğü eşi Gülcan Demir’i kaçırarak evlendiği öğrenildi. Cinayet şüphelisi kocanın yakalanması için Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından çalışma başlatıldı.

    Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

  • (Özel Haber) Sıcaklık Artınca Vatandaşlar Serinlemenin Yollarını Aradı

    Türkiye’nin en sıcak illerinden biri olan Şanlıurfa’da havalar ısınınca vatandaşlar serinlemek için çeşitli yollar ararken sıcak hava denince ilk akla gelen ise gurbette ırgatlık oldu.

    Türkiye’nin en sıcak illerinden biri olan Şanlıurfa’da hava sıcaklığı sabah saatlerinde 25 derecenin üzerine çıktı. Öğleden sonra saat 13.00’te ise hava sıcaklığı 30 dereceye kadar yükseliyor. Gece sıcaklığının da oldukça yüksek olduğu Şanlıurfa’da vatandaşlar serinlemek için çeşitli yollar deniyor. Esnaf, dışarıya masa koyarak müşterilerini soğuk buharla serinletmeye çalışırken vatandaşlar da gölgelere çekiliyor. Balıklıgöl platosuna giden vatandaşlar, ağaç gölgelerinde oturup serinliyor.

    Havaların ısınmasının takdir-i İlah olduğunu vurgulayan vatandaşlar yaz denince Şanlıurfa’da ilk akla gelen şeyin ise gurbette ırgatlık olduğunu vurguladı. Şanlıurfa’da yaşamasına rağmen buradaki yazı hiç görmediğini söyleyen Mehmet Al, “Havalar sıcak olunca Şanlıurfalılar zor duruma giriyor. Şanlıurfa eskiden beri çok sıcaktır. Yaklaşık 20 yıldır Ankara, Yozgat tarafına çalışmaya gidiyorum. Orada 20 senedir çapa yapıyorum. Ben şahsım olarak Şanlıurfa’nın yazını hiç görmedim. Ben hep Yozgat’a çalışmaya gidiyorum. Oradakilerin hepsi başımın tacıdır. Ben 60 yaşındayım ama Şanlıurfa’nın yazını hiç görmedim. Hep gurbetteyim. Hep çalışıyorum” dedi.

    Mustafa Öngem ise “Sıcak Allah’ın işidir. Mümkünse bir gölgeye gitmek lazımdır. İnsanın kendisini sıcaktan koruması lazımdır. Biz işsiziz, iş imkanımız yok. İş olmayınca herkes Konya tarafına gidiyor” ifadelerini kullandı.

    Ahmet Kılıç adlı vatandaş da sıcakta hep gölgeye kaçtıklarını, klimaların altında oturduklarını söyledi.

  • Psikolog Genlik, “Çocuk Evliliği Kurtarır Mı” Sorusuna Yanıt Aradı

    Uzman Psikolog Özge Genlik, çocuğun evliliği kurtaracak bir sebep olmadığını söyledi. Genlik, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Çocuklarım için fedakarlık yapıp ‘evliliğimi’ sürdürüyorum’ diyen kadın ya da erkekler; kendi özlerindeki istek ile temas etmek yerine çocuklarını ön plana, sahneye alarak çocuklarını, evliliklerinin tamponu haline getirmektedir” dedi.

    Evliliğin bozulmaya başladığını işaret eden belirtileri anlatan Uzman Psikolog Özge Genlik, “İlk belirti; partnerler arası ruhsal sevişmenin son bulmasıdır. Diğer bir deyim ile, duygusal soğukluktur. Öncelikle partnerler bunu anlamlandıramaz ancak duygusal bağlamda bir şey paylaşmak içlerinden gelmemektedir. Sadece zihinsel düzlemde kısa ve geçiştirici cümlelerden oluşan diyalog; evlilik sürecindeki ilk sarsıntıdır” diye konuştu.

    İlk belirtilerin ardından fizyolojik düzeyde de bir arada paylaşılan zamanda azalma gözlemlendiğini kaydeden Uzman Psikolog Özge Genlik, şunları söyledi: “Duygusal boyutta ayrışan çift, zihinsel boyutta da ayrışmaya başlamıştır. Ve çoğunlukla, ’paylaşacak birşeyimiz kalmadı’, ’eskisi gibi heyecan hissetmiyorum, herşey çok rutin’ gibi söyleme çok rastlanır. Evlilik dönüşümsel bir ilişki sürecidir. Partneriniz size, sizi yansıtan bir ayna vazifesi görmektedir. Partnerlerin özlemleri aynıdır ancak beklentileri farklıdır. Örneğin ’sevmek ve sevilmek’ her birimizin ortak özlemidir. Ancak sevgiyi ifade etme biçimindeki farklılık beklentileri ortaya çıkarır. Kimi insan sevildiğini duymak ister, kimisi dokunarak sevildiğini hisseder, kimisi sürekli kendisine somut düzlemde birşey verildiğinde sevildiğini hisseder. Evlilik ilişkisi de beklentilerin farklılığından doğan bir ruhsal beslenme sürecidir. Partnerleri ’farklılıklar” bir araya getirir, ’aynılıklar’ uzaklaştırır.”

    BOŞANMAYA NE ZAMAN KARAR VERİLMELİ

    Evlilik zeminindeki “güç” ile “mutluluğun” dansı ahenkli olmadığında o evliliğin zaten son bulduğunu ifade eden Uzman Psikolog Özge Genlik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Güç; esnekliktir: Partnerler birbirlerini ne kadar istekle, keşif şapkalarını takarak anlamak için dinliyorlar ise evlilik zemini güçlüdür. Partnerlerden biri veya her ikisi de sadece kendi zeminlerinden anlatmak için konuştuklarında ve dinlemek yerine duymayı tercih ettiklerinde duygusal boşanma gerçekleşir. Mutluluk; özgüvendir, ’öz’e güvenmek; evlilikte ortak payda da partnere “istek” ve “ihtiyaçlarını” güvenle açabilmektir. “Olması gerekenleri” dayatmak ve inatla “-meli, -malı” zemininden konuşmak yerine; ayrışma ve buluşmamanın sentezinde olanı olduğu gibi kabul edebilmek rol beklentilerine girmeden duygudaşlık yapabilmek evlilik sürecindeki “mutluluktur”. Evlilik sürecindeki mutluluğun son bulması ile ruhsal boşanma gerçekleşir. Ruhsal ve duygusal olarak boşanmanın gerçekleştiği bir evlilik zemininde zaten düşünsel ve fiziksel boşanma somut formda hızla oluşacaktır.”

    EVLİLİĞİ BİTİRMEK TEK TARAFIN KARARIYLA MÜMKÜN

    Evliliğin dört bin yıllık mazisi olan toplumsal bir kavram olduğunu belirten Uzman Psikolog Özge Genlik, “Kadının ’karı’, erkeğin de ’koca’ olarak adlandırıldığı ve karı-kocalık makamındaki zeminde kurulan ilişkinin adı evliliktir. Bu bağlamda evlilik; kadın ve erkeğin duygusal-fiziksel-düşünsel ve ruhsal zeminde ortak payda da buluşma halidir. Evliliği bitirmek tek tarafın kararı ile mümkün ancak ortada evliliği bitirme gibi bir karar var ise evlilik sürecinin yara aldığını söyleyebiliriz. Boşanma statik bir olgu değil bir süreçtir. Dinamik bir yapıya sahiptir ve içerisinde pek çok kişisel, sosyal, ekonomik ve hukuksal nicelik barındırmaktadır. Bu bağlamda boşanma sürecinin psikososyal açıdan anlamlandırılmasına yardımcı olunması özellikle tek taraflı boşanma durumlarında daha işlevsel olacaktır. Psikolojik olarak boşanma hem bir yas evresini hem de kriz evresini iç içe sergilemektedir. Boşanma kararı tek taraflı alınmış ise boşanmak istemeyen taraf kendisini çaresiz ve yalnız hissedecek belki de partnerinin geri döneceğine ilişkin obsesyon (takıntılı düşünce) üretecektir. Evliliği bitirmekte kararlı olan taraf tutumunda kararlılık sergiledikçe, evliliğini sürdürmek isteyen partner ’öfke, çaresizlik, uyku-iştah düzeninde dalgalanmalar’ deneyimleyerek duygusal ve fiziksel tansiyonun yükselmesine zemin hazırlayabilmektedir. Bu süreçte en önemli husus; evliliğini sürdürmek isteyen kişiye alan ve zaman tanınmasıdır. Çünkü evliliğini sürdürmek isteyen kişi; “kontrolsüz bir gebelik” sürecini deneyimlemektedir. Bebek dünyaya “merhaba” demek üzereyken, anne “korku” duygusunu deneyimliyorsa, ne yapmalı? Anneye kendi kendisini teskin edebilmesi ve doğumu gerçekleştirebilmesi için vakit ve güvenli zemin tanınmalıdır. Bir süre sonra evliliği sürdürmekte niyetli olan kişi; evlilik mekanizmasının işlevsel olmayan yönlerinin farkına varacak ve kriz ile başa çıkma mekanizmalarını güçlendirerek aslında kendi arzu ve ihtiyaçlarının tatmini yönünde eylemde bulunduğunu, ilişkinin yara aldığını ve ilişkisel süreçteki iyileşmenin ancak partnerlerin ayrışması sonucunda gerçekleşebileceğini görecek ve duyumsayacaktır.”

    Uzman Psikolog Özge Genlik, çocukların; anne-babalarının çocukları değil; yaşamın çocukları olduğunu vurgulayarak, “Bu bağlamda, anne ve baba rolündeki kişiler sadece bir insan varlığını dünya gezegenine getirmek, ardından bu canlının güven ile dünya gezegenine bağlanmasından sorumlu ve görevli olduklarını daima hatırlamalıdır. Yara almış ve kanayan bir ilişkinin çocuklar için sürdürülmesi çocukların yaşama “güvensiz, mutsuz, umutsuz” bakabilmelerine zemin hazırlamakta ve özgüvensiz bireylerin var olmasına sebebiyet vermektedir. “Çocuklarım için fedakarlık yapıp ‘evliliğimi’ sürdürüyorum” diyen kadın ya da erkekler; kendi özlerindeki istek ile temas etmek yerine “çocuklarını” ön plana, sahneye alarak çocuklarını, evliliklerinin tamponu haline getirmektedir. Bu tür kadın ve erkeler genellikle karşı karşıya kaldıkları kriz durumu ile nasıl başa çıkacaklarını bilemeyen duygusal başa çıkma mekanizmaları zayıf bireylerdir. Kendi duyguları ile temas etmekten kaçındıklarından dolayı çocuklarını öne sürer. Her zaman hatırda tutulması gereken, evlilik ilişkisinin sonlandırılması; karı-kocalık makamından ayrışmayı sembolize eder, halbuki anne-babalık makamındaki rol sonsuza dek sürecektir.”

  • Bir Milyon Kişi Sağlık Aradı

    İzmir Üniversitesi Hastanesinin resmi internet adresi www.izmiruniversitesihastanesi.com, 6 ayda 1 milyondan fazla ziyaret edildi.

    Sağlıkta kalitenin önem kazandığı günümüzde JCI ve Sağlık Bakanlığı kalite birinciliği ödülüne sahip İzmir Üniversitesi Hastanesi, dijital dünyada da önemli çalışmalar yapıyor. Resmi internet sitesi, alanların tanıtıldığı mikro siteler ve sosyal medya aracılığıyla güncel sağlık konuları ve online randevu hizmetleri kullanıcılara ulaştırılıyor. Sağlık çalışmaları hakkında tüm bilgilerin alınabildiği İzmir Üniversitesi Hastanesinin resmi internet adresi www.izmiruniversitesihastanesi.com 6 ayda 1 milyondan fazla ziyaret edildi. Bu süreçte siteye Amerika, Rusya, Kolombiya ve Zimbabve’nin aralarında bulunduğu 125 ülkeden giriş yapıldı.

    SÜREKLİ GÜNCEL

    Teknolojik alt yapı çalışmalarına önemli yatırımlar yapıldığını ifade eden İzmir Üniversitesi Hastanesi İletişim Müdürü Seyhan Kahrıman, “Dijital dünyanın giderek büyüdüğü günümüzde sağlık hizmetlerinin aktarılması ve halka ulaştırılması gün geçtikçe daha fazla önem kazanıyor. Dijital platformları sürekli güncel bilgilerle yeniliyoruz. Bunun yanında, bölümlerimizin tanıtıldığı ve sağlıktaki teknolojik gelişmelerin anlatıldığı mikro siteler aracılığıyla sağlık ihtiyaçlarına yönelik doğru bilgi veren bir web ortamı kurguladık. Bu sistem birbiriyle eş güdüm içerisinde çalışıyor” dedi.

    “ÖNERİLERİ DİKKATE ALIYORUZ”

    Seyhan Kahrıman, tüm görüş ve önerilerin titizlikle incelendiğini belirterek, “Amacımız sadece kurum hakkında bilgi veren dijital ortam olmak yerine hastaların ihtiyaçlarına yönelik bilgi sunan doğru yönlendiren bir bilgi platformu oluşturmaktadır. Dijital dünyayı hasta taleplerine hızlı ve etkin biçimde çözüm sunan bir dijital araç olarak görüyoruz” diye konuştu.

    YALAN YANLIŞ BİLGİ HALKI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Özlem Ecemiş de, web ortamında, paylaşım sitelerinde yani sanal dünyada sağlık içerikli pek çok yayın yapıldığını belirterek şunları söyledi:

    “Bu yayınların bir kısmındaki paylaşımlar insanımızı yanlış yönlendiriyor ve gerçekçi olmayan vaatler sunuyor. Bunların örneklerini hemen her gün görüyoruz. İnsanların zor durumda olmasından faydalanan olabiliyor. Kurum olarak amacımız etik değerler içinde halkımıza hatta yurt dışında yaşayanlara doğru bilgiyi sunarak sağlıklarına kavuşmalarına yardımcı olmaktır.“