Etiket: Aracı

  • Dünya Şampiyonu Sofuoğlu’ndan “Yerli” Formula Aracı İle Drift Şov

    Dünya SuperSport Şampiyonu Kenan Sofuoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğrencilerinin ürettiği “Yerli” formula aracını test etti. YTÜ Beşiktaş Kampüsü’nde katıldığı program sonrası “Yerli” formula aracının direksiyonuna geçen Sofuoğlu, iki tekerlek kadar 4 tekerlekte de ne kadar maharetli olduğunu yaptığı drift şov ile ortaya koydu.

    Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Teknolojileri (MAKTEK) tarafından organize edilen Otomotiv Teknolojileri 16 (OTEK 16) YTÜ Beşiktaş Kampüsü Oditoryum’da gerçekleştirildi. İki gün boyunca süren etkinlikte Dünya SuperSport şampiyonu Redbull Sporcusu Kenan Sofuoğlu öğrencilerle söyleşide bir araya geldi.

    Söyleşisinde öğrencilere tavsiyelerde bulunan Sofuoğlu, kariyeri, gelişimi ve başarıyı yakalamasının hikâyesini anlattı. Türkiye’de ve dünyada motosiklet sporu hakkında bilgi veren Sofuoğlu, eğitimin önemine de değindi. Sofuoğlu ardından öğrencilerden gelen soruları cevapladı.

    SOFUOĞLU, “YERLİ” FORMULA ARACININ DİREKSİYONUNA GEÇTİ

    Konuşmaların ardından Dünya Şampiyonu Motosikletçi Kenan Sofuoğlu, MAKTEK bünyesinde faaliyet gösteren YTU Racing takımı tarafından tamamen yerli imkanlarla üretilen “Yerli” Formula Aracı YTR-02’yi inceledi.

    Öğrencilere aracın dizaynıyla ilgili değerlendirmelerini aktaran ve tavsiyelerde bulunan Sofuoğlu, YTR-02’nin direksiyonuna geçmeyi de ihmal etmedi. Beşiktaş Kampüsü’nde kısa bir tur atan Sofuoğlu, ardından izleyenlere inanılmaz bir şov yaşattı. “Yerli” formula aracıyla kısa mesafeli hız denemesi ve drift şov yapan Sofuoğlu, motosikletteki ustalığını, formula aracında da sergiledi.

  • Gezici Kanser Tarama Aracı Hizmete Girdi

    Manisa’nın eski belediye başkanlarından hayırsever iş adamı Ersan Atılgan tarafından Manisa İl Halk Sağlığına bağışlanan Gezici Kanser Tarama Aracı törenle hizmete başladı. İş adamı Ersan Atılgan tarafından İl Halk Sağlığı Müdürlüğüne hibe edilen mobil kanser tarama aracının maliyetinin 450 bin TL olduğu öğrenilirken, araçla birlikte bir de ek römork olmasıyla aynı anda iki farklı noktada kanser taraması yapılabileceği belirtildi.

    Gezici Kanser Tarama Aracının teslim töreni için Yunusemre Toplum Sağlığı Merkezinde bir tören düzenlendi. Törene Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Manisa İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Kaplan, Manisa Halk Sağlığı Müdürü Dr. Ziya Tay, Yunusemre Kaymakamı Yüksel Topal, Yunusemre Belediye Başkanı Dr. Mehmet Çerçi, Manisa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanı Serpil Aykurt, iş adamı ve Manisa’nın eski belediye başkanlarından Ersan Atılgan, daire müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı.

    Törenin açılış konuşmasını yapan İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Ziya Tay, “Her yıl ülkemizde 75 binden fazla kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Kanserlerin oluşmasının yüzde 90’ından fazlası çevresel nedenlerdir. Böyle olunca kanserden korunmak mümkün. Kanserden korunmanın temel yolu sağlıklı yaşam kültürünü benimsenmesi ve bunun yaygınlaştırılmasıdır. Bu nasıl olacak? Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, alkol, sigara ve uyuşturucudan uzak durma. Bu sağlıklı yaşam kültürüyle kanserlerin içte birinden fazlasının oluşumunun engellenmesi mümkündür” dedi.

    TÜRKİYE BAŞARILARA İMZA ATTI

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ise, şunları söyledi: “Burada böyle bir kanser tarama cihazı ile hastaneye gitmeyi sevmeyen, doktora gitmeyi sevmeyen bir yapımız var. O yapıyı kırmak adına gerçi artık eskisi gibi değiliz. Hastanelere gidiyoruz, hastanelerde büyük eziyet yok, sabah erkenden sıraya geçmek yok. Doktor tercihimiz var, hastanelerimizin fiziki mekanı artık oldukça güzel. Türkiye bu noktada cumhuriyet kurulduktan sonra oldukça mesafe katetti ama özellikle son 14-15 yıl içerisinde gerek fiziki mekan noktasında gerek aile hekimliği noktasında herkese ulaşma noktasında, gerek doktor yetiştirme, uzman yetiştirme, hemşire, ebe, tekniker ve teknisyen yetiştirme noktasında oldukça başarılı konulara imza attı.”

    ONKOLOJİ HASTANESİ MÜJDESİ

    Özdağ, bir hayırseverle birlikte Manisa valisini ziyaret etmek istediklerini anlatarak, “Benim işlerimin yoğunluğu nedeniyle bir türlü gidemedik. Geldiğim zaman günü birlik geliyorum. O hayırseverimiz Manisa’ya bir Kanser Tarama Hastanesi, Onkoloji Hastanesi yapayım demişti. İnşallah önümüzdeki günlerde sayın valimizi ziyaret ederek bunu hayata geçirmek için ilk adımı atacağız” dedi.

    Hayırsever iş adamı Ersan Atılgan’a da teşekkür eden Özdağ, şunları söyledi:

    “Ersan Atılgan ağabeyime teşekkür ediyorum. Bu yapmış olduğu işle doktora gitmekten çekinen doktora gitmeyi biraz tembellik gösteren vatandaşlarımız, özellikle hanımefendiler, gerek rahim kanserine yakalanmama konusunda, gerek meme kanserine yakalanmama konusunda bu araba ilçe ilçe gezecek, köy köy gezecek.”

    Manisa’nın bir sanayi kenti olduğunu anlatan Özdağ, sözlerine şöyle devam etti: “Fabrikalarımızda 75 bin kişi çalışıyor. Bunun 30-40 bin kişisi bayan. Belki daha fazlası bayandır. O bayanların işlerini aksatmamak şartıyla burada bir tedavi görmesi, bu aracın oralara giderek aynı şekilde taramayı yapmış olması, Türkiye’nin aynı zamanda sağlığa vermiş olacağı parayı da engellemiş olacak, çünkü tüm ilaçları yurt dışından alıyoruz. Kanser ilaçlarının çoğu öyle tahmin ediyorum ki bu konuda uzman değilim, yüzde 90, yüzde 95’ini yurt dışından alıyoruzdur. Avrupa’dan Amerika’dan İsrail’den getiriyoruz, Hollanda’dan alıyoruzdur. Onlar bize göre bu noktada çok ileride. Hastalığın önüne geçersek yurtdışına verdiğimiz paraların da önüne geçmiş oluruz.”

    Manisa Valisi Erdoğan Bektaş da hastaneye akımı mümkün olduğu kadar sınırlamak gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

    “İnsanlarımız hasta olmadan gerekli tedbiri almalı. Onun için ince işler yapmaya başladık. Gezici sağlık araçları yani siz laboratuvarı vatandaşın ayağına götüremiyorsunuz. Aile sağlığı merkezlerinde yapacağınız laboratuvar sınırlı oluyor ve tam kapasite ile çalıştıramıyorsunuz. Böyle bir gezici sağlık merkezinde, laboratuvar, röntgen cihazını diğer ekipmanlarını doldurup personelle donatıp vatandaşın ayağına gitmeniz mümkün. Bu işi bütün coğrafyada başarmanız mümkün. Bu çok önemli bir şey. Öte yandan buna yeni başladık. Hayırseverimiz Ersan Bey bize bu arabayı bağışlayarak bu hizmetin yol almasında çok önemli bir katkı sağladı. Zaten kendisi Manisa’nın çok maruf insanlarından, Manisa’nın eski başkanlarından kendisine kent adına teşekkür borçluyuz.”

    Hayırsever işadamı Ersan Atılgan da aracın Manisa’ya hayırlı olmasını dilerken duygusal anlar yaşadı. Konuşmasını kısa kesmek zorunda kalan Ersan Atılgan’a, Manisa Valisi Erdoğan Bektaş tarafından plaket, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ tarafından çiçek takdim edildi. Kurdele kesiminin ardından protokol üyeleri aracı inceledi.

  • Bayraktar: “Üretici İle Tüketici Arasındaki Zincir Kısaltılmalı, Aracı Kaldırılmalıdır”

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ve Mayıs aylarında hayvanların doğum yapmalarının ardından süt üretiminde yüzde 20 civarında bir artış beklediklerini bildirerek, “Allah korusun gerekli önlemi almazsak süt fiyatları 50 kuruşa kadar düşer ve ahırlarda hayvan kalmaz. 2008’lerde yaşadığımız krizlerin beterini yaşarız” dedi.

    Bayraktar, Konya’da Karatay Ziraat Odasında düzenlediği basın toplantısında, tarım ve hayvancılıktaki son gelişmeleri değerlendirdi. Basın toplantısına, gazeteciler ve Ziraat Odası başkanlarıyla birlikte süt içerek başlayan Bayraktar, başlattıkları süt kampanyasına çok önem verdiklerini bildirdi. Süt fiyatlarının 70 kuruşa düştüğünü, özellikle Nisan ve Mayıs aylarıyla hayvanların doğum yapmalarının ardından süt üretiminde yüzde 20 civarında bir artış beklediklerini, bu üretimin tüketimle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

    “Bundan dolayı kampanya sadece ziraat odalarımızla sınırlı kalmamalı. Tüm paydaşlarımızın, sivil toplum örgütlerinin de süt kampanyası başlatmasını arzu ediyoruz. Süt dağıtımı tüm yurda yayılmalıdır. Okullardaki süt dağıtımı sadece ikinci dönemi değil, birinci dönemi de kapsamalıdır. Ortaokul ve liseler de program kapsamına alınmalıdır. Süt dağıtım programı peynir, yoğurt gibi ürünle çeşitlendirilmelidir. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarında süt ve süt ürünleri tüketimi artırılmalıdır. Belediyeler, düşük gelirli vatandaşlarımıza süt dağıtmalıdır. Yine ülkemizdeki sığınmacılara yönelik süt ve süt ürünleri dağıtımı yapılmalıdır. Tüm halkımız da eti pahalı yemek istemiyorlarsa bu kampanyaya destek vermelidir. Halkımızdan, zor günlerinde çiftçinin yanında yer almasını bekliyoruz. Daha fazla süt ve süt ürünleri tüketmeleri, hem üreticimizi destekleyecek, hem hayvancılığı ayakta tutacak, hem de tüketici olarak eti pahalı yemek zorunda kalmayacaklar.”

    TZOB’UN ULUSAL SÜT KONSEYİNDEN AYRILMASI

    Gündemde olan bir konunun da Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin Ulusal Süt Konseyinden ayrılması olduğunu belirten Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: “Daha önce Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Faruk Çelik de bu konuda açıklamalarda bulundu ve Ulusal Süt Konseyini eleştirdi. Ulusal Süt Konseyi, 1 lira 15 kuruş süt fiyatı açıkladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Çelik de süt fiyatının arkasında durmayan konseyi eleştirmiş ve süt fiyatlarının düşmesinden duyduğu rahatsızlığı bildirmiştir. Biz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Çelik’ten daha da ileri giderek Ulusal Süt Konseyinden çekildiğimizi ifade ettik. Çünkü Ulusal Süt Konseyi, deklare ettiği fiyatın arkasında duramamıştır. Üreticilerin hak ve menfaatlerini koruyamamıştır. Süt fiyatlarının düşmesine seyirci kalmıştır. Dolayısıyla böyle bir kurumda bizim bulunmamızın bir anlamı yoktur.”

    Ziraat odalarıyla birlikte Ulusal Süt Konseyinden çekildiğini ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak da Ulusal Süt Konseyi yönetiminden ayrıldıklarını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tabi bu tasarrufumuz da hem süt üreticilerimiz, hem sektörde faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri hem de süt üretici örgütlerinin takdirini aldı. Sektör için hayırlı olmasını diliyorum. Bütün desteklere rağmen, 1 lira 15 kuruşluk fiyatın arkasında durmayan sanayiciye, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız verdiği bu desteklerin hesabını sormalıdır. Bu destek üreticimize verilse sütteki krizi önlemek için önemli bir aşama kaydedilirdi. Gübre ve yemdeki KDV indiriminde olduğu gibi üreticimiz, devletin verdiği bu destekten faydalanmadı.”

    “2008’DEN BETERİNİ YAŞARIZ”

    Önümüzdeki aylar için sütte yüzde 20’ye varan bir üretim artışı beklendiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi: “Allah korusun gerekli önlemi almazsak süt fiyatları 50 kuruşa kadar düşer ve ahırlarda hayvan kalmaz. 2008’lerde yaşadığımız krizlerin beterini yaşarız. Bu ülkeye, 2008 krizinin faturası 3,7 milyar dolara mal olmuştur. Bu fatura daha da artar, yani 4 milyar doların üzerinde bir et ve canlı hayvan ithalatına sebebiyet verilir. Et fiyatları yükselir, tüketicimiz kıymayı ucuza alamaz, 50 liradan alır hale gelir. Halen 1 milyon 150 bin ton dolaylarında olan kırmızı et üretimimizi, 1,5 milyon tona çıkarmamız gerekiyor.”

    Üretimdeki bu artışın önündeki en büyük engelin ithalat olacağını anlatan Bayraktar, şöyle konuştu: “Bu hedefe ulaşmak için küçük aile işletmelerinin desteklenmesi çok önemlidir. Destekleyemezsek sadece bitkisel üretimde değil, hayvancılıkta da gıda güvencemizi sağlayamayız. İthalatı önlediğimizde, üreticimize gerekli destekleri, besi işletmesi yatırımı için yeterli desteği verdiğimizde 1,5 milyon tonluk üretimi kısa zamanda sağlarız. Süt fiyatlarındaki düşüşü önlemek istiyorsak sektörü taşeron belasından kurtarmamız lazım. Sanayici süt almadığı zaman, taşeronların piyasaya girerek süt fiyatlarını düşürmelerini engellemek için yasal müeyyideler uygulanmalı, sanayicimiz de taşeron kullanmaktan vazgeçmelidir. Bütün kurumları konunun önemine binaen bu kampanyaya katılmaya davet ediyorum. Et ve Süt Kurumunun acilen süt alımına girmesi gerekiyor. Bir iki aylık bir gecikme, laktasyon döneminin de başına denk geldiği için, süt üretiminin de arttığını dikkate aldığımızda bir işe yaramaz. Biz bu sıkıntının olacağını 3 yıl evvel gördük. Arzın artması karşısında hükümetimizden bir müdahale kurumu talep ettik. Bizim talebimiz üzerine Et ve Süt Kurumu oluşturuldu. Ama şu an atıl durumda olan, kurulmasına sebep olduğumuz Et ve Süt Kurumunun hızlı bir şekilde piyasaya müdahalesini talep ediyoruz.”

    Sütte şuan arz fazlası olduğunu bildiren Bayraktar, “Sütte arz talep dengesi sağlanıncaya kadar damızlık düve ithalatı ve bu amaçla kullandırılan sıfır faizli kredilerin durdurulmasını istiyoruz” dedi.

    Maliyetlerin düşürülmesi açısından gübre ve yemde indirim talepleri üzerine, hükümetin gübre ve yemde KDV indirimi yaptığını belirten Bayraktar, “Ama iki milyar liranın üzerindeki bu destek, maalesef üreticimizin cebine girmedi. Üreticimize yansımadı. Gübre ve yem fiyatlarını takip ettiğimizde biz bunu görüyoruz. İki milyar liranın üzerindeki bu desteğin de üreticimize doğrudan, direkt olarak ödenmesini talep ediyoruz” diye konuştu. Sanayicilere de seslenen Bayraktar, “Yaşatmadan yaşamak mümkün değildir. Üreticimizi yaşatmazsanız siz de yaşayamazsınız” şeklinde konuştu. Bayraktar, halen 18,7 milyon ton olan süt üretiminin 7 yıl sonra 25 milyon tona yükseleceği göz önünde bulundurularak tüketimin ve ihracatın bu üretimi desteklemesi gerektiğini belirtti.

    “KONYA, TARIMIN BAŞKENTİ ÜLKENİN TAHIL AMBARI”

    Konya’nın, tarımın başkenti, ülkenin tahıl ambarı olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle konuştu: “Konya’nın 1,9 milyon hektar tarım alanı var. İsrail’in yüzölçümünün tamamına yakın bir alan. Belçika’nın, Hollanda’nın bu kadar tarım alanı yok. Peki Hollanda 80,7 milyar avro gıda ve tarım ihracatı yaparken Konya niye yapmasın? Konya’nın neyi eksik? Daha fazla tarım alanı var. Yeterince yağış alamıyor, bu da kuru ziraat sistemini mecbur kılıyor. Sulu tarım olmayınca verim yüksek değil. Bütün bunlara rağmen, Konya; Türkiye buğday üretiminin yüzde 11,3’ünü, arpa üretiminin yüzde 12,1’ini tek başına karşılıyor ve iller arasında birinci sırada. Diğer birinci olduğu ürün olan şeker pancarının yüzde 32’si Konya’da üretiliyor. Dane mısırda Adana, Mardin ve Şanlıurfa’nın ardından dördüncü, silajlık mısırda İzmir’in ardından ikinci, yağlık ayçiçeğinde Tekirdağ ve Edirne’nin ardından üçüncü, yoncada Muş ve Aksaray’ın ardından üçüncü, kirazda İzmir’in ardından ikinci, vişnede Afyonkarahisar’ın ardından ikinci, elmada onuncu sırada.”

    Türkiye’nin toplam havuç üretiminin yüzde 58’inin Konya’da üretildiğini ve açık farkla birinciliği aldığını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kavun üretiminde Ankara ve Adana’nın ardından üçüncü, patateste Niğde’nin ardından ikinci sırada. Patatesten bahsetmişken, soruna değinmeden geçemeyeceğim. Üretim planlaması olmaması çiftçimizi zorluyor. Bunun en iyi örneklerinden biri patates. Ülkenin belli bir patates tüketimi var. İhracat da aşağı yukarı belli. Buna uygun üretim yapmak zorundayız. Üretim düşük kaldığında, fiyat yükseliyor, çiftçi iyi para kazanıyor. Ertesi yıl herkes patates ekmeye başlıyor. Üretim artıyor. Fiyat dibe vuruyor. Çiftçinin patatesi tarlada, depoda kalıyor. Çiftçi batıyor. Olan budur. Bu sene üretim fazlalığı var. Depoda 700 bin ton dolayında patates olduğu söyleniyor. Edindiğimiz bilgiye göre, patates üreticisi rahatlatacak tedbir konusunda çalışmalar sürüyor. Bu ihracat iadesi şeklinde de olabilir. Toplu tüketim yerlerinde alımların artırılması olabilir. Bütün bunlar patateste üreticiyi rahatlatacaktır. Hükümetimizin bu tedbirleri acil olarak almasını bekliyoruz. Konya, 740 bin büyükbaş, 1 milyon 800 bin küçükbaş, 12 milyon 387 bin kanatlı hayvanı ile hayvancılıkta da ilk sıralarda yer alıyor. Toplam sığır sayısında birinci, koyun sayısında Van’ın ardından ikinci sırada. 930 bin 703 ton inek ve manda, 82 bin 249 ton koyun ve keçi sütü üretiyor. Süt üretiminde de birinci sırada bulunuyor.”

    “KONYA’NIN SORUNU SU”

    Tarım alanında Konya’nın sorununun su olduğunu belirten Bayraktar, şöyle konuştu:

    “Konya Ovası Projesi (KOP) bir an önce bitirilmeli, Konya topraklarının susuzluğu dindirilmelidir. Konya’nın suya kavuşturulması sadece Konya’yı, sadece İç Anadolu Bölgesini değil, bütün Türkiye’yi tarım cennetine çevirir. Ülkemiz su zengini değil. Suyu tasarruflu kullanmayı öğrenmek zorundayız. Sulamada yüzde 60’a varan oranlarda tasarruf sağlayan modern, basınçlı sulama sistemleri acilen yaygınlaştırmalıyız. Ülkemizde tarımsal işletmelerin çok büyük bir bölümünü küçük işletmeler oluşturmaktadır. Küçük işletmelerin yeterli işletme büyüklüğüne sahip olmamaları, ayrıca işletmelerin dağınık ve parçalı olması, tarımsal mekanizasyondan beklenen faydanın elde edilmesini engellemektedir. Toplulaştırma çalışmaları hızla tamamlanmalı verimli işletme büyüklüklerine ulaşılmalıdır. Konya’nın verimli tarım alanları ve meraları imara açılmamalı. Toprak Koruma Kurullarında buna azami hassasiyet gösterilmelidir. Gelecek nesillerin gıda güvencesi tehlikeye atılmamalıdır.”

    Dünyada tarım ve enerji sektörünün çok büyük önem kazandığına dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

    “Biz ülkemizin gelişmesi ve kalkınması için tarım sektörünü bir fırsat olarak düşünüyoruz. Bu sorunları çözdüğümüzde gayri safi milli hasılaya 150 milyar dolar civarında bir tarımsal hasıla kazandırmak, 45-50 milyar dolarlık bir tarımsal ihracat yapan bir ülke olmak istiyoruz. Ancak bunu fırsata çevirmek de, ıskalamak da bizim elimizde. Bunu fırsata çevirmek için bu tedbirlerin alınmasının hem Konya için, hem ülkemiz tarımı için çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

    “250 KİLOGRAMLIK BİR KARKASTAN ÜRETİCİ 498, MARKET 2 BİN 576 LİRA KAZANIYOR”

    Bayraktar’a, “Et, süt, patates gibi ürünler başta olmak üzere üretici fiyatları bu kadar düşükken, markette fiyatların bu kadar yüksek olması ve üretici market fiyatları arasındaki fark” soruldu. Bayraktar da bu soruya şöyle yanıt verdi:

    “Üretici ve market fiyatları arasında ciddi fark var. 4-5 kata kadar çıkıyor. Örneğin 250 kilo ağırlığındaki bir karkastan, üretici 7 ayda ve bin bir emek sarf ederek sadece 498 lira kazanırken, market 2 bin 576 lira kazanıyor. Üretici ile market fiyatları arasındaki bu farkın azaltılması için üretici örgütleri desteklenmelidir. Bu örgütler, fonksiyonel hale getirilmeli, idari ve mali yönden güçlendirilmelidir. Üretici ile tüketici arasındaki zincir kısaltılmalı, aracı kaldırılmalıdır.”

  • Araç Hırsızı Aracı Bırakıp Firar Etti

    Muğla’da park halindeki aracı çalan şüpheli, 14 saatlik bir kaçışın ardından dağlık alanda polisin takibini fark edince aracı yol kenarına park ederek ormanlık alandan firar etti.

    Menteşe ilçesi H.G’ye ait 48 ET 749 plakalı otomobil park halinde iken kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından çalındı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar sonrası polis ve jandarma ekipleri plaka üzerinde aracı aramaya başladı. Otomobilin Menteşe Yılanlı mevkiinde küçükbaş hayvana çarptığı ihbarının ardından ekipler şehir girişinde uygulama yaptı. Aracın şehir merkezine gelişi esnasında polisin ‘Dur’ ihtarına uymayarak kaçan ve kimliği belirlenemeyen sürücü, yaşanan kovalamacanın ardından otomobili yol kenarında bırakarak ormanlık alana kaçtı.

    Şüphelinin yakalaması için ormanlık alanda geniş çaplı arama çalışması başlatıldı. Park halindeki araç üzerinde olay yeri inceleme ekipleri inceleme yaptı. Kaçan araç hırsızının yakalanması için çalışma başlatıldı.

  • Mersin İtfaiyesine Acil Müdahale Aracı

    Mersin Büyükşehir Belediyesi, merkez ve ilçelerde kullanılmak üzere 11 aracı ilk müdahale aracı olarak kullanılmak üzere modifiye ederek filosunu güçlendirdi.

    Beş tanesi 4×4 olmak üzere toplam 11 aracı ilk müdahalede kullanılmak üzere modifiye eden Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, su ve köpük tankı takviyesi ile delici, kesici ve ayırıcı makine montajlarını gerçekleştirdi. Yapılan araç modifiye çalışmaları ile yangın ve kazalara daha kısa sürede müdahale etmeyi amaçlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi, yeni araçların dağıtımını ilçelerin ihtiyaçlarına göre belirleyecek.

    EĞİTİMLER SÜRÜYOR

    Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye personellerine çalışmalarında daha hızlı, daha etkin müdahale ve yüksek seviyede fayda sağlamak amacıyla verdiği eğitimler de devam ediyor. İtfaiye personellerinin donanımlarının artırılması için verilen eğitimler, uygulamalı olarak yapılıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan itfaiye personellerinin eğitimleri Anamur, Gülnar, Mut, Bozyazı’nın ardından Tarsus Grup Amirliği’nde de gerçekleştirildi.

    Erdemli ve Silifke İtfaiye Grup Amirliklerinde devam edecek olan eğitimler neticesinde, personeller vatandaşlara daha hızlı ve kaliteli hizmet sunacak.