Etiket: AR-GE’ye

  • (Özel Haber) May Tohum cirosunun yüzde 7’sini Ar-Ge’ye ayırıyor

    Cirolarının yüzde 7’sini Ar-Ge’ye ayırdıklarını belirten MAY Tohum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hamdi Çiftçiler, bu yıl 8 milyon lira Ar-Ge harcaması yaptıklarını belirtti.

    1978 yılından beri sebze, tarla, endüstri ve yem bitkileri tohumluklarının üretim, pazarlama ve satışı konusunda faaliyet gösteren MAY Tohum, Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor. ‘Yerinde ıslah’ stratejisi ile Türk çiftçisi ve hedef coğrafya için toprak ve iklim şartlarına uyumlu, strese dayanıklı tohum çeşitlerini geliştiren MAY Tohum, Türkiye’deki 4 Ar-Ge merkezinde hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk ve fasulye türlerinde rekabet gücü yüksek çeşitleri geliştiriyor.

    Tohumculukta Ar-Ge çalışmalarının Türkiye için çok önemli olduğunun altını çizen Hamdi Çiftçiler, MAY Tohum olarak sektörde Ar-Ge’ye en fazla yatırım yapan yerli kuruluş olduklarını da söyledi. Çiftçiler, “Yerli sektörün uluslararası rekabet gücü anlamında hedef türler belirleyerek yatırımlarını yapması tarım, ekonomi ve gıda güvenliği açısından çok önemli. MAY Tohum olarak biz Ar-Ge yatırımlarımızı hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk ve fasulye türlerine teksif ettik. Bu türlerde ciddi anlamda dünya ölçeğinde rekabetçi olacak şekilde çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Yatırımlarımız bu türlerde rekabetçi çeşit geliştirme ve bu geliştirilen çeşitleri Avrupa Birliği, Karadeniz kuşağı, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’yı da kapsayan coğrafyada en etkili şekilde tanıtıp pazarlama temeline dayanıyor. Şu anda bu coğrafyaların tamamında faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” dedi.

    Çiftçiler, “Bursa başta olmak üzere, Adana’da mısır ve pamuk üzerine, Trakya’da hibrit ayçiçek, Bursa Yenişehir’de de ilgili hatların çoğaltımı konusunda çalışan 4 Ar-Ge merkezimiz bulunmaktadır. Bu merkezlerde temel ıslah faaliyetlerimizden seleksiyona, kış dönemi dahil, hat ilerletmeden hastalık test etmeye kadar tüm faaliyetleri yürütüyoruz. Buna ilaveten kış döneminde Güney Amerika ülkeleri olan Şili, Arjantin, Porta Riko ve Kosta Rika’ya gidip bu hatların dönem artırımını gerçekleştiriyoruz. Böylece yılda iki jenerasyonu ilerletme faaliyetini gerçekleştirerek, ürün geliştirme süreçlerimizi hızlandırıyoruz. En temel ıslah materyalini tam kontrollü seraları kullanıp yılda 3 jenerasyona kadar ilerletme çalışmalarımız da devam ediyor” diye konuştu.

    Yılda cirolarının yaklaşık yüzde 7’sini Ar-Ge’ye ayırdıklarını belirten Çiftçiler, “Bu yıl 8 milyon lirayı Ar-Ge faaliyetlerine harcadığımız anlamına geliyor. Bu yatırım oranı Türkiye ortalamasının 5 katından fazladır. Şu an 10 tanesi doktora ve yüksek lisans seviyesinde uzman ıslahçı olan, toplamı 30’un üzerinde Ar-Ge personelimiz var. Aynı zamanda yabancı ülkelerden Türkiye’ye getirdiğimiz uzmanları da ekibimize dahil edip, bu konuda Türkiye’de kendi çatımız altında çalıştırıyoruz” şeklinde konuştu.

    (AÇ-MŞ-HA-E)

  • AR-GE’ye Destek Artıyor

    AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, AR-GE kanununda düzenlemeler yapıldığını belirterek, katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesinde özel sektöre tam destek verildiğini kaydetti.

    TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkan Vekili ve AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, ülkemizin ekonomik alanda ihtiyaç duyduğu reformları hayata geçirmek için önemli adımlar attıklarını belirterek, yeni çıkardıkları AR-GE kanunu ile teknoloji merkezli şirketlerin rekabete dayalı küresel ekonomi içindeki paylarının artırılmasını sağlayacaklarını söyledi. Şahin, yeni kanunun üniversite-sanayi işbirliğini kurumsal hale getireceğini de bildirdi. Şahin yaptığı açıklamada, şubat ayında yürürlüğe giren AR-GE Kanunu’nun, ekonomik alanda devrim niteliği taşıdığını ve özel sektöre yönelik desteklerin kapsamının genişletildiğini belirtti. Yeni kanunun, AR-GE çalışmaları sonunda ortaya çıkacak ürünlerin ticarileşmesini kolaylaştıracağını, teknoloji merkezli şirketlerin büyümesine ve uluslararası pazarlara açılmasına olanak sağlayacağını bildiren Şahin, kanunun Türk sanayisinin orta ve yüksek teknolojili alanlardaki payını artırmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni düzenlemenin, üniversite sanayi işbirliğinin kurumsal hale gelmesini sağlayacağını ve bilgi ekonomisine geçişi hızlandıracağını kaydetti.

    KOBİLER AR-GE VE TASARIM HİZMETİ ALABİLECEK

    AR-GE Kanunu’nun getirdiği yenilikler ve avantajlara değinen Şahin, kurulacak tasarım merkezlerinin AR-GE merkezlerine sağlanan teşvik ve muafiyetlerden yararlanacağını söyledi. Şahin, tasarım lerkezlerinin geliştirilen teknolojik ürünlerin dış pazarlara sunulması ve rekabet gücünün yükseltilmesi açısından önem arz ettiğine değindi. Firmaların en az 10 personel istihdam etmesi koşuluyla kuracağı Tasarım Merkezleri’ne devletin tam destek vereceğini anlatan AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, kanun ile getirilen yenilikler hakkında şu bilgileri aktardı:

    “AR-GE Merkezi kurmak için aranan 30 personel istihdam şartının sektörel farklılıklar göz önüne alınarak 15 personele düşürülmesi için Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir. AR-GE veya tasarım merkezi olmayan KOBİ’lerin, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla siparişe dayalı olarak gerçekleştirecekleri AR-GE ve tasarım hizmeti alımları desteklenecektir. Bu kapsamda AR-GE ve tasarım merkezlerinden alınacak hizmetler karşılığı ödenen ücretlerin tamamı, hizmet alan KOBİ tarafından AR-GE indirimi konusu yapılmıştır. Böylece, KOBİ’lerin AR-GE ve tasarıma dayalı katma değerli ürünler üretmeleri sağlanacaktır. Bu çerçevede hem sipariş veren KOBİ ve büyük firmalara hem de sipariş alan AR-GE ve tasarım merkezlerine yüzde 50 oranında AR-GE ve tasarım indirimi sağlanacak. Ayrıca Bakanlar Kurulu’na bu indirim oranının yüzde 100’e çıkartma yetkisi verilmiştir”

    Şahin, AR-GE kanunu ile getirilen yeniliklerden birinin de Rekabet Öncesi İşbirliği modelinin hayata geçirilesi olduğuna dikkat çekti. AR-GE indirimi, gelir vergisi, stopaj vergisi, sigorta pirimi desteği ve damga vergisi istisnası ile tek bir firma tarafından gerçekleştirilmesi mümkün olmayan geniş kapsamlı ve ortak kullanıma açık olan AR-GE ve yenilik platformlarının gelişmesinin sağlanacağını vurgulayan Şahin, AR-GE çalışmaları ile ilgili dışarıda geçirilen sürelerin muafiyet kapsamına alınmasıyla bu çalışmaların daha rahat ve esnek bir ortamda yapılmasına olanak sağlandığını da kaydetti. Vekil Şahin şöyle devam etti:

    “Bu açılımla AR-GE, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin daha etkin, verimli ve kısa sürede gerçekleşmesi sağlanmıştır. AR-GE ve tasarım merkezlerinde lisansüstü eğitim yapan personelden, doktora yapan personelin üniversitede ders için geçirecekleri sürelerin 2 yılı ve yüksek lisans yapan personelin üniversitede ders için geçirecekleri sürelerin 1,5 yılı muafiyet kapsamına alınarak, ticarileştirmeye yönelik insan kaynağı kapasitesi artırılacaktır. Ayrıca bu kategorideki personele çeşitli oranlarda gelir vergisi stopaj desteği sağlanmıştır.

    Çalışacak yabancı uyruklu AR-GE ve tasarım personeline yönelik istisnalar da sağlandı. Böylece, yurt dışından nitelikli AR-GE personelinin istihdamı sağlanarak yurt içindeki AR-GE faaliyetlerinin niteliği de artırılacaktır. Bu açılımla yurtdışında yetişmiş nitelikli AR-GE personelinin de tersine beyin göçüyle ülkemize kazandırılarak AR-GE ve yenilikte nitelikli işgücünün yetiştirilmesine de katkı yapılması sağlanacaktır.”

  • AR-GE’ye Vergi Teşviki

    Devlet Gelir Uzmanı Cem Aslan, ULUTEK’teki firmalara verdiği eğitimde, Ar-Ge ve teknokentler konusunda verilen teşviklere dikkat çekti.

    Uludağ Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (ULUTEK), Devlet Gelir Uzmanı Cem Aslan tarafından gerçekleştirilen ’Ar-Ge Teşvikleri ile Teknokentlerde Vergi ve Muhasebe Uygulamaları’ konulu eğitime ev sahipliği yaptı. Konferans Salonu’nda verilen eğitime ULUTEK bünyesinde faaliyet gösteren Ar-Ge firmalarının temsilcileri katıldı. Katılanlara 5146 sayılı Ar-Ge Kanunu ile 4691 sayılı Teknokentler Kanunu’nun vergi ve muhasebe uygulamaları konusunda bilgiler veren Devlet Gelir Uzmanı Cem Aslan, Teknokentlerde faaliyet gösteren firmaların vergi ve muhasebe uygulamaları noktasında birden fazla eksiklikleri olduğunu kaydederek, “Tam anlamı ile bu uygulamaların bilindiğini ve uygulandığını söylemek doğru değil. Aslında bu konuda çok geniş bir skala oluşturulabilir. Bu konuda çalışmalar ve analizler de yapılabilir. Her bir Teknokent itibariyle de bu bilinmezlikler değişebiliyor. Mesela bazı teknokentler amortisman konusunda çok geride kalmış. Bazıları seri üretim noktasında kendini geliştirememiş. Bazılarının da geniş çaplı bilgi sahibi olmadıklarını görüyoruz” diye konuştu.

    Teknokentlerde çalışmalarını yürüten firmalarının vergi anlamında çok büyük avantajlara sahip olduğunun altını çizen Aslan, bunlar içinde en önemlisinin kurumlar vergisi avantajı olduğunu vurguladı. Aslan, “100 TL kazanç elde ettiğiniz zaman normalde 20 TL kurumlar vergisi ödemeniz lazım. Ancak bunu Teknokent firmaları ödemiyor. Ancak bunun da çeşitli detayları var. Bunun dışında yazılımlarda katma değer vergisi istisnası var. Çalışanların ücret gelirleriyle ilişkili gelir vergisi istisnası var ve SGK prim teşviki var. en temel avantajlar bu 4 başlık olarak göze çarpıyor. Ayrıca bordrolar üzerinden de istisnaya tabi olan tutar üzerinden damga vergisi alınmıyor. O çerçevede teknokentlerde bir firmanın faaliyette bulunması hem kümelenme açısından hem de bu vergisel teşvikler açısından büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.

    Teknokent firmalarının vergi muafiyeti ve muhasebe uygulamaları konusunda bilgi sahibi olmadığını aktaran Uzman Cem Aslan, bu konularla alakalı kanun ve ikincil mevzuatta da eksikliklerin olduğunu söyledi. Mevzuatların daha açıklayıcı olması gerektiğine işaret eden Aslan şöyle konuştu:

    “Bazı özel hususlar konusunda çok açıklayıcı ikincil bir mevzuat olmadığı için mükellefler teknokentlerdeki firmalarında tereddütler yaşayabiliyor. Teknokentlerde faaliyet gösteren firmalar için çok önemli vergi teşvikleri var. Bu teşvikler de her geçen gün artıyor. Yeni bir kanun tasarısı çalışması yapılıyor. Bu kanun tasarısı kabul edildiğinde yeni teşviklerin de geleceğini biliyoruz. Türkiye’nin artık göz bebeği şuanda Ar-Ge ve teknokentler. O çerçevede burada faaliyetlerde bulunmak çok önemli. Ancak vergi ve muhasebe konularında doğru uygulamalara çok dikkat etmek gerekiyor. Eğer dikkat edilmezse firmalar ciddi vergi cezaları ile karşı karşıya kalabilirler.”