Etiket: AR-GE

  • Prof. Dr. Mehmet Kınık: “Firmalar AR-GE desteklerinden faydalanmıyor”

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde, 1 Mart 2016’da yürürlüğe giren Ar-Ge reform paketi İTSO üyelerine anlatıldı.

    İTSO üyelerine yönelik düzenlenen seminerde konuşan Bursa Kamu-Üniversitesi-Sanayi İşbirliği (KÜSİ) Bursa İl Temsilcisi ve ULUTEK Teknoloji Geliştirme Bölgesi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Kınık, Türkiye’nin Ar-Ge destek cenneti olduğunu fakat KOBİ ve firmaların bu desteklerden yeterince faydalanamadıklarını ifade etti. 2016 yılının Türkiye’de Ar-Ge açısından sıçrama yılı olduğunu belirten Kınık, “Paket şubat ayı sonunda resmi gazetede yayınlandı. Yürürlüğe giriş tarihi olarak da 1 Mart 2016 tarihi belirlendi. Kanunlarda detaylar tarif edilmez, Bakanlar Kurulu kararlarıyla detaylarının nasıl olacağı tarif edilir ve esas uygulama ondan sonra hayat bulur. Her şeye rağmen bu mevzuat 1 Mart 2016’dan itibaren geçerlidir. O tarihten itibaren yapmış olduğunuz bazı faaliyetler de bu kanun ve yönetmelik kapsamında verilen haklardan faydalanabilecektir. Epey bir beklemenin ardından 10-11 Ağustos 2016 tarihlerinde arka arkaya 2 tane yönetmelik ve Bakanlar Kurulu kararının yayınlanmasıyla nasıl uygulanacağı şekillendi” dedi.

    Kınık, “Paketin ağırlığı, kendi Ar-Ge ve tasarım merkezlerini kurmak isteyen firmalar ile yine Ar-Ge’nin çok güçlü bir şekilde desteklendiği teknolojik geliştirmeler bölgelerinde yoğunlaştı. 32 maddede iyileştirme yapıldı. Bunların bir kısmı yenidir, ilk defa uygulamaya getirilir. Ancak birçoğu uygulamada karşılaşılan, insanları bürokrasi, kâğıt ve kırtasiyeyle çok fazla yoran konuları iyileştirme yönündeydi. Ar-Ge, proje demektir. Bu noktada Türkiye’de onlarca kurum Ar-GE desteği veriyor. Bunların bir kısmı doğrudan hibeler şeklinde belli oranlarda, bir kısmı teşvik noktasındadır. Ar-Ge gönüllülerine güzel bir haberle geldik. TÜBİTAK’ın yayınladığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının sitesinde yayınladığı bir kitapçık var. İlkokul mezunu olanların bile anlayacağı sadelikte hazırlanmış, Türkiye’deki tüm kurumların ne tür Ar-GE destekleri verdiğini çok özetli şekilde anlatan bir kitap yayınlandı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kendi bünyesinde bulunan bazı proje desteklerini de TÜBİTAK’a devretti. Kobiler için KOSGEB çok önemli. Bunun dışında Ekonomi Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık, Maliye, Ulaştırma, Kalkınma, Hazine ve Sağlık Bakanlıklarının çok önemli destekleri var. Ankara’da bu desteklemeleri tanıtmak için düzenlenen toplantılara bizi çağırmışlardı. Sayın Bakanımız, Türkiye’nin Ar-Ge destek cenneti olduğunu ifade etti. Niye çırpınıyoruz? Maalesef bu desteklerin çok önemli bir kısmı büyük holdingler, çok büyük şirketler, çok uluslu şirketler tarafından kullanılıyor. Bu bakımdan kobilerimizin ya da büyük firmalarımızın daha fazla bu desteklerden faydalanmalarını istiyoruz. Kobilerimizin bu destekler sayesinde teknolojik ürün seviyelerini, katma değerlerini yükseltmelerini arzuluyoruz. Onun için gerektiğinde firma firma dolaşarak bilgilendirmeler yapıyoruz. Bu firma ziyaretlerimiz İnegöl’de de gerçekleştiriliyor ve devam edecek” dedi.

  • İTSO üyelerine yeni Ar-Ge reform paketi anlatılacak

    İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO), 1 Mart 2016’da yürürlüğe giren ve 10-11 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanan yönetmeliklerle uygulama şartları kesinleşen Ar-Ge reform paketi hakkında üyelerini bilgilendirecek.

    26 Ekim 2016 Çarşamba günü, 10.30-12.00 saatleri arasında oda konferans salonunda yapılacak toplantıda, Ar-Ge reform paketinin sanayi kuruluşlarına getirdiği yeni fırsatlar anlatılacak. İTSO Başkanı Metin Anıl, işletmelerinde Ar-Ge yapan veya yapma eğiliminde olan tüm firma temsilcilerini düzenleyecekleri toplantıya davet etti. Anıl, Ar-Ge reform paketi ile özel sektöre sağlanan desteklerinin kapsamının önemli oranda genişletildiğini ve kolaylaştırıldığını, belirterek, “Toplantıda reform paketi hakkında üyelerimize kapsamlı bilgiler verilecek” dedi.

    Günümüzde işletmelerin yüksek teknolojiye ulaşması ve katma değeri yüksek üretim modellerini benimsemesi gerektiğine vurgu yapan Metin Anıl, “Bunun için işletmelerde Ar-Ge çalışmaları yapılması çok önemli. Standart üretim yapan fabrikalar küresel rekabette geri kalıyorlar. Çünkü standart üretimi artık herkes yapabiliyor. Rekabette bir adım öne geçmenin yolu tasarım ve yüksek teknolojiye odaklanmaktır” şeklinde konuştu.

  • Bakan Özlü: “Esas önemli olan Ar-Ge projelerini ticari ürünlere dönüştürebilmektir”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, AR-GE projelerinin ticari ürünlere dönüştürülebilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, sanayicilerin Türk Standartları Enstitüsü’ndeki (TSE) teknik komitelere katılmalarını istedi.

    Türk Standartları Enstitüsü, Dünya Standartları Günü etkinlikleri kapsamında “Ekonomik ve Ticari Hayatta Standardizasyonun Önemi” konulu bir panel düzenledi. Panelde ulusal ve uluslararası standardizasyona katılımın önemi ve iş dünyasına sağlayacağı katkılar, ticarette teknik engellerin aşılmasında standartların önemi ve ekonomik büyümeye ve ihracata etkileri konuşuldu. Panelde konuşan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, iletişim ve etkileşim için öncelikle ortak bir dile sahip olmak gerektiğini söyledi. Bakan Özlü, “Standartlar da uluslararası ticaretin ortak dilidir. En basit bir toplu iğneden rüzgâr enerjisi santrallerine kadar birçok ürünün standardının olması gerektiği açıktır. Zira tüm dünyadaki üreticiler ile tüketiciler, bu standartlar vesilesiyle birbirlerinin ürünlerini tanırlar. Ürünün vaat ettiğiyle sizin o üründe bulacağınızın eşleşmesini standartlar sağlar. Standartlara uygun üretim, ulusal firmaların ve ekonomilerin küresel pazarlarda yer alabilmelerinin önünü açar. Uluslararası pazarlarda yer almak isteyen ekonomilerin uluslararası standartlara uymak dışında bir seçeneği yoktur. Standardizasyonun uluslararası ticarette vazgeçilmez şartlardan biri haline gelmesi ile birlikte, gelişmiş ülkelerin standardizasyon politikalarında önemli dönüşümler yaşanmıştır. Almanya, İngiltere, ABD, Çin, Rusya gibi güçlü ekonomilerde standardizasyon konusunda sürekli yeni politikalar belirleniyor. Bu ülkeler, bu alanda rekabet güçlerini arttırabilmek için ulusal standardizasyon strateji belgeleri yayınlıyor. Bizim de Ulusal Standardizasyon Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırladığımızı hatırlatmak istiyorum. Şuan YPK’da olan bu belgenin yayınlanması ile birlikte ülkemizin ilk standardizasyon strateji belgesi işlerlik kazanmış olacak. Gelişmiş ülkeler, yetkili kurumları marifetiyle, karar vericilerin ve uygulamacıların dikkatini çekmek için raporlar da, standardizasyonun ekonomik büyümeye etkilerini de araştıran bu raporlarda çarpıcı sonuçlara ulaşılıyor. Mesela bu araştırmalara göre, standartların ekonomik büyümeye yıllık ortalama 0.2 ile 0.8 puan arasında etki ettiği tespit edilmiştir. Standartların büyümeye bu etkisi, teknoloji gelişimine katkısı, emek verimliliğini sağlaması, beşeri sermayeyi geliştirmesi ve uluslararası pazarlara erişimi kolaylaştırması gibi dolaylı yollarla gerçekleşiyor” açıklamasında bulundu.

    “Esas önemli olan, AR-GE projelerini ticari ürünlere dönüştürebilmektir”

    Standartların özellikle teknoloji gelişimine katkısının çok önemli olduğunun altını çizen Özlü, “Zira biz, son dönemde AR-GE harcamalarını hızla artıran, AR-GE kültürünü hızla yaygınlaştıran bir ülkeyiz. Küresel bir üretim merkezi olan Türkiye’yi teknoloji merkezine de dönüştürmek istiyoruz. AR-GE yapmak önemlidir, ancak tek başına yeterli değildir. Esas önemli olan, AR-GE projelerini ticari ürünlere dönüştürebilmektir. AR-GE projelerinin ticari ürünlere dönüşme aşamasında standartların yol göstericiliğine ihtiyacımız var. Ancak bu noktada şunu da özellikle vurgulamak gerekiyor. Standartlara uymak, standartları takip etmek elbette önemlidir. Ancak standartları belirlemek daha önemlidir. Saf olmaya gerek yok. Bugün küresel standartları büyük oranda gelişmiş ekonomiler belirliyor. Bu ülkeler, bu standartları belirlerken tamamen objektif kriterlerden hareket ediyor değiller. Standartları kendi güçlerini korumak, kendi pozisyonlarını daha avantajlı hale getirmek, diğer ülke ekonomilerinin önünü kesmek için de kullanıyorlar. Kendilerinin yapma becerisine sahip oldukları bir teknik standardı, aslında hiç gerek olmamasına rağmen dayatabiliyorlar. Mesela bir kimyevi ürünle ilgili bir standart belirleniyor. Belirlenen standarda uygun üretim yapabilecek olan sadece kendileri olduğu için doğal olarak, rekabet yarışında öne çıkıyorlar. Dolayısıyla standart ve teknik düzenlemelerin belirlenme sürecinde etkin olan ülkeler, dünya ticaretine de yön veriyor. Bu nedenle, sanayicilerimizin ve akademisyenlerimizin standart hazırlama faaliyetlerine katılmaları, bizim için büyük önem taşıyor. Sanayicilerimizin TSE’deki teknik komitelere katılmalarını çok önemsiyoruz. Standart hazırlama çalışmalarına katılan sanayiciler, standartlarda ne gibi değişikliklerin olabileceğini önceden görebiliyorlar veya standardın bulunmadığı bir alanda nasıl bir standart oluşacağına dair bir fikir edinebiliyorlar. Böylece komitelere katılan sanayiciler, standart yayınlanır yayınlanmaz piyasaya girme avantajı yakalayabiliyorlar. Bu nedenle sanayicilerimizi TSE bünyesindeki standart belirleme faaliyetlerine daha aktif bir şekilde katılmaya davet ediyorum. Ancak TSE’nin önemi sadece Türkiye içindeki standartlarla sınırlı değil. TSE, Avrupa standart kuruluşları CEN ve CENELEC’e tam üye olmayı başarmış bir kurumdur. TSE, bu bölgesel ve uluslararası standardizasyon kuruluşlarında, standartların hazırlanması veya revizyonu aşamalarında, sanayicilerimizin görüşlerini ilgili standartlara dahil edebilmek için köprü vazifesi görüyor. Dolayısıyla iş sanayicilerimize düşüyor. Sizlerin, özellikle de KOBİ’lerin daha fazla standart belgesine sahip olmanızı çok önemsiyoruz. Standartlara uygun üretim yapmanızı ve bunu belgelendirmenizi istiyoruz. 1 Kasım seçimlerine giderken KOBİ’lere yüzde 100 oranında belgelendirme desteği vereceğimizi ilan etmiştik. Bu sözü yerine getirdik ve KOBİ’lerimizin TSE hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesinin önünü açtık. Ancak biraz önce de ifade ettiğim gibi standartlara uymak ve belge almak yeterli değil. Sanayicimizin hem TSE bünyesinde hem de uluslararası düzeyde standartların belirlendiği teknik komitelerde daha etkin olmalarını istiyoruz. Bu konuda sanayicilerimizle her türlü işbirliğini yapmaya hazırız” diye konuştu.

  • Ar-ge çalışmalarına yeni bir devlet desteği geliyor

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İstanbul Tekstil ARGE Merkezi’nin açılışına katıldı. Özel sektörün ar-ge çalışmalarını desteklemek için yeni bir çalışma hazırladıklarını söyleyen Özlü, “Projelerle ilgili ar-ge ve tasarım harcamalarının yarısını hibe desteği vereceğiz” dedi.

    İstanbul Tekstil ve Ham Maddeleri İhracatçıları Birliği önderliğinde Akdeniz, Ege, Uludağ ve Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Ham Maddeleri İhracatçıları Birlikleri ve RWTH Aachen Teknik Üniversitesi Tekstil Teknoloji Enstitüsü ortaklığıyla kurulan “İTA İstanbul Tekstil ARGE Merkezi”nin açılışı yapıldı. Küçükçekmece İstasyon Mahallesi’ne yapılan tesisin açılış törenine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, İTHİB Başkanı İsmail Gülle, çok sayıda uluslararası akademisyen ve işadamları katıldı. Tekstil Merkezi’nde, elyaf bazlı teknolojik çözümlerin geliştirileceği ilk sektörel ar-ge merkezi olmasının yanında uluslararası başarılara imza atan Türk araştırmacılar da projenin içinde yer alıyor. İTA İstanbul, Türk tekstil sektörünün geleceğe yönelik yeni hammadde, yeni üretim teknolojileri ve inovatif iş modelleri geliştirerek Türkiye’ye katma değer kazandıracak. Merkez, tekstil sektörünün yanı sıra ulaşım, yapı-inşa, iletişim, bilgi teknolojisi, tıp gibi alanlarda da inovatif projeler sunacak.

    Açılış töreni Bakan Özlü ve protokol üyelerinin konuşmalarını yapması ile başladı.

    “Projelerle ilgili ar-ge ve tasarım harcamalarının yarısını hibe desteği vereceğiz”

    Ar- ge ile ilgili yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını ifade eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Bu ay içinde yeni bir destek mekanizmasını, rekabet öncesi işbirliği, proje destek programını hayata geçireceğiz. Bu proje kapsamında bütçesi için, bütçe sınırı olmayacak. En az biri işletme olmak üzere, iki veya daha fazla kuruluş tarafından ortaklık içinde yapılacak projeler desteklerden faydalanabilecek. Projelerle ilgili ar-ge ve tasarım harcamalarının yarısını hibe desteği vereceğiz. Projenin kolay yapılması içinde bütçenin yüzde 20’sini ön ödeme olarak gerçekleştireceğiz. Proje ortakları bu desteklerin yanı sıra ar-ge kanunu kapsamındaki diğer vergi indirimlerinden ve istisnalardan da yararlanabilecekler. Projenin ülkemizin ar-ge ve yenilik ekosistemine ciddi katkılar vereceğini düşünüyoruz” dedi.

    “26 milyar dolara yaklaşan bir ihracat kalemimiz oluşuyor”

    Kaliteli üretimin ve ar-ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Bakan Özlü, “Türkiye’nin ihraç ettiği erkek gömleğinin kilogram ortalama fiyatı 25 dolar civarında satılıyor. İtalya’nın ihraç ettiği gömleğin kilogram başına satış fiyatı ise 100 dolara yaklaşıyor. Bu gömleklerin kalitesi aşağı yukarı aynı, fiyat farkı marka ve tasarımdan kaynaklanıyor. Tasarıma getirdiğimiz destekler işte bu yüzden büyük önem taşıyor. Sanayi Mülkiyet Kanunu’nu yasalaştırdığımızda tasarımlar, markalar ve patentlerle ilgili yeni bir dönem başlayacak. Bunlarla ilgili başvuru süreçleri kolaylaşacak, tescil süreçleri hızlanacak, koruma süreçleri ise daha etkin bir hale gelecek. İşte biz bu çalışmalarla artık katma değeri arttırmaya yoğunlaşmış durumdayız. Tekstil ve hazır giyim bizim için önemli bir sektör, bu iki sektörü bir arada değerlendirdiğimizde toplam 26 milyar dolara yaklaşan bir ihracat kalemimiz oluşuyor. İhracatımızın yaklaşık 5’te birini bu iki sektör oluşturuyor” şeklinde konuştu.

    “Ar-ge çalışmalarında Türkiye özel bir eksiklik yaşıyor”

    İhracatçı olabilmek için artık sadece üretmenin yetmediğini belirten Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz, “Kaliteli üreten, ar-geyi düşünen kaliteli bir yapı var etmemiz gerekiyor. Bu çalışmalardan dolayı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak gerçekten heyecan duyuyorum. Özellikle ar-ge çalışmalarında Türkiye özel bir eksiklik yaşıyor. Çünkü biz çocuklarımızı daha başından farklı düşünmeye alıştırmıyoruz. Mutlaka çocuklarımızdan başlayarak daha sonraki yaşlarda da bunların tesirlerini göreceğimiz şekilde bazı sınırla çiziyoruz. Bu da farkında olmadan bizleri bile çok derinden etkiliyor” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından, açılış kurdelesini kesen Bakan Özlü, daha sonra İstanbul Tekstil ARGE Merkezi’ni gezerek yetkililerden makineler hakkında bilgi aldı. Merkezi gezen Özlü, katılımcılarla toplu hatıra fotoğrafı çektirerek merkezden ayrıldı.

  • ASO’dan Ar-Ge vurgusu

    Ankara Sanayi Odası 1. Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nurettin Özdebir, stratejik büyümenin ancak Ar-Ge çalışmalarıyla olacağını vurgulayarak, “İş dünyasında büyük olmak kolay fakat büyük kalmak zordur. Ar-Ge bizlere büyük kalmayı vaat ediyor” dedi.

    Ar-Ge ve Tasarım Merkezi Tanıtım ve Bilgilendirme toplantısı ASO 1.Organize Sanayi Bölgesinde gerçekleştirildi. Toplantıda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. İlker Murat Ar, Ar-Ge Tasarım Merkezlerine sağlanan destekler ve süreç hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Hidromek Genel Müdürü Aykut Dilden ve Yeminli Mali Müşavir Hüseyin Karslıoğlu ise Ar-Ge denemelerindeki tecrübeler ve mali avantajları katılımcılara aktardı. Özdebir, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sanayici olarak dünya ile rekabet edebilmemiz için daha farklı ürünler üretebilmemiz gerektiğini belirterek, “Bunun en kolay yolu daha çok bilgi ve teknoloji odaklı üretimler yaparak sınıf atlamaktan geçiyor. Bunun için devletimiz bir takım teşvikler hazırlayarak bu işi bizler için kolaylaştırdı. Her işletmenin kendi bünyesinde Ar-Ge merkezi kurmasını teşvik ederek bundan avantajlar sağlayacak yapılar oluşturuldu. Ar-Ge merkezleri sadece yeni ürünler üretmek için değil, diğer büyük sorunumuz olan verimlilik konusunda da bize destek olmaktadır. Burada çalıştırdığımız nitelikli insanlar işletmelerimizin verimliliğine de katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

    OECD ülkeleri arasında yapılan çalışmada büyük firmalarla Kobiler arasındaki verimlilik farkının 1.8 kat olduğunu söyleyen Özdebir, “Bizim ülkemizde ise bu fark 5 katı. Diğer taraftan KOBİ tanımı içerisinde kalan firmalarımızın oranı toplam firmalarımızın oranının yüzde 99.8’i. Bize yıllarca KOBİ olmayı gurur kaynağı olarak empoze ettiler. KOBİ olmak ölüm vadisinde geçen bir süreçtir. Firmalarımızın çok hızlı bir şekilde bu süreci aşıp ölçek ekonomisine ulaşabilmesi gerekiyor ” ifadelerini kullandı.

    Özdebir, “İhracatımızın yüzde 65’ini KOBİ’ler yapıyor diye övünüyoruz. Binde 2’si KOBİ olmayan firmalar ihracatımızın yüzde 35’ini gerçekleştiriyor. Yakın zamanda Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin sürekliliğini sağlayan ve bunu hayata geçirebilen işletmeler ayakta kalacak, önem vermeyenler çok büyük sıkıntılar yaşayacaktır “değerlendirmesinde bulundu.

    “Sanayicimiz var olanı geliştirmek, büyüme stratejisini uygun adımlarla yürütebilmek için Ar-Ge merkezleri oluşturmak zorundadır” diyen Özdebir şöyle devam etti:

    “Hem bilimsel veriler hem de tecrübenin harmanlandığı Ar-Ge sahalarında, iş kapasitesinin büyüdüğünü görüyoruz. Stratejik büyüme ancak Ar-Ge çalışmalarıyla olur. İş dünyasında büyük olmak kolay fakat büyük kalmak zordur. Ar-Ge bizlere büyük kalmayı vaat ediyor.”