Etiket: Antmen

  • Antmen: “Basın Özgürlüğü Halk İçin Var”

    Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün yargılandığı davada verilen mahkumiyet kararına tepki göstererek, “Esasen bu suçun unsurları oluşmamıştır” dedi.

    Antmen, yazılı açıklamasında, demokrasinin olmazsa olmazlarının başında bağımsız yargı, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün geldiğini anımsattı. Basın özgürlüğünün sadece gazetecilere tanınan bir ayrıcalık olmadığını vurgulayan Antmen, “Esasında bireyin bilgi edinme, haber alma hakkı gibi çoğulcu demokrasinin temelini oluşturan unsurları da kapsar” dedi.

    Bu bağlamda İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında, devletin gizli kalması gereken belgelerinin açıklanması nedeniyle verdiği mahkumiyet kararını, hukuka uygun bulmadıklarını açıklayan Antmen, “Esasen bu suçun unsurları oluşmamıştır. Bağımsız yargı tarafından verilen her karara saygılıyız ama Can Dündar ve Erdem Gül’ün yargılandığı davada verilen kararlarda yanlışlık olduğunu ve yine hukuk içerisinde kalınarak düzeltilmesi gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Bu davada müdafiliklerini de ifa etmiş bir avukat bir baro başkanı olarak Can Dündar ve Erdem Gül’ün gazetecilik mesleğinin kendilerine yüklediği yurttaşın bilgi edinme, haber alma hakkına dair görevlerini yerine getirdiklerini ve bu haberin daha önce de çeşitli basın organları tarafından haber yaparak, kamuoyu ile paylaşıldığı aşikardır. Verilen mahkumiyet kararının, Yargıtay’da bozulacağına olan inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.

    DÜNDAR’A YAPILAN SALDIRIYI KINADI

    Ayrıca Can Dündar’a yapılan silahlı saldırıyı da kınayan Alpay Antmen, bu saldırının, bir kez daha farklılıklara, muhalif olanlara, yaşam hakkına, düşünce özgürlüğüne, demokrasiye yapılan saldırı olduğunu kaydetti.

  • Antmen: “Karar Sevindirici, Ancak Dava Genişletilmeli”

    Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Karaman’da dün görülen çocuğa cinsel istismar davasında sanığa en üst sınırdan ceza verilmesinin sevindirici olduğunu, ancak tahkikatın genişletilerek, tüm sorumluların tespit edilerek hak ettikleri cezalara çarptırılmasını istediklerini bildirdi.

    Mersin Barosu Başkanı Antmen, dün Karaman’da tek duruşmada sonuçlanan ve Mersin Barosu Çocuk Hakları ile Kadın Hakları Merkezi temsilcileri ile birlikte katıldıkları davayı, yaptığı yazılı açıklamayla değerlendirdi. Mersin Barosu’nun müdahillik talebinin kabul edildiği davayı, ‘insanlığın yargılandığı utanç davası’ olarak yorumlayan Antmen, yargılama sonucunda sanık hakkında toplam 508 yıl 3 ay hapis cezasına hükmolunduğunu anımsattı. Antmen, üst sınırdan verilen bu cezanın sevindirici olsa da tek celsede bitirilmesine, ihmali olan görevlilerin tespitine yönelik tahkikatın genişletilmesi talebinin reddedilmesine tepkili olduklarını kaydetti. Olayın kamuoyunun gündeminden düşürülmek istendiğini öne süren Antmen, “Bu rezillikte sorumluluğu bulunan tüm idarecilerin de hak ettikleri cezaları alacağı güne dek mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

    “TAHKİKATIN GENİŞLETİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    Ensar Vakfı ve KAİM-DER’e yapılan soruşturmanın derhal davaya dönüştürülmesi gerektiğini belirten Antmen, ayrıca Karaman Milli Eğitim Müdürü ve Karaman Valisi’nin de görevden alınması gerektiğini ileri sürerek, “Kovuşturmanın genişletilmesi talebi reddedildiği için üzgünüz” ifadelerini kullandı.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şafağında çocuklara daha güzel bir dünyayı miras bırakmak adına önlerine çıkan her engeli hukuk ile aşma gayreti ile mücadele edeceklerini vurgulayan Antmen, şunları kaydetti:

    “Karaman’da insanlığın yargılandığı utanç davasında ihmali olan görevlilerin tespitine yönelik tahkikatın genişletilmesini istiyoruz. Çocuklarımızı, geleceğimizi asla gerici, yobaz, sapık düşüncelere teslim etmeyeceğiz. Bu davanın ve ihmali olanların takipçisiyiz.”

  • Antmen: “Kontrolsüz Suriyeli Göçü Ve Ekonomik Koşullar Davaları Patlattı”

    Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, hem ekonomik koşulların ağırlaşmasının hem de yüz binleri aşan kontrolsüz, kimliksiz en fazla Suriyeli göçü almasının Mersin’de ceza ve icra davalarını patlattığını söyledi.

    Mersin Barosu Başkanı Antmen, yaptığı açıklamada, Mersin’de son dönemde hukuki sorunların ve ihtilafların arttığını, bunun da Mersin Adliyesi’ne çok fazla iş yükü bindirdiğini belirtti. Mersin’in iyi yönetilmediğini, bunun bu kentte yaşayan herkesin suçu olduğunu öne süren Antmen, Türkiye’nin geneli itibariyle en çok Suriyeli misafir göçü alan kentin Mersin olduğuna dikkat çekti. Antmen, “Yüz binleri aşan rakamlarda kontrolsüz, kimliksiz, nasıl geçindiğini, daha sonra ne olacağını bilmediğimiz kişiler Mersin’de cirit atıyor. Akşamları Çamlıbel, Silifke Caddesi, Atatürk Parkı, hafta sonları ise Adnan Menderes Bulvarı, Mezitli artık Mersin’in dokusunu yansıtmayan ve Mersin’de yaşayan diğer insanları buradan uzaklaştıran bir yapıya sahip olmaya başladı. Bu çok önemli” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN HATALI SURİYE POLİTİKASI NEDENİYLE MERSİN’İN EKONOMİSİ BİTMİŞTİR”

    “Bu kentin iyi yönetilmesi lazım” diyen Antmen, Mersin’in trafik başta olmak üzere Suriyeliler sorunu ve ekonomik sorunları olduğuna işaret etti. Mersin’in daha sanayi kenti mi, turizm kenti mi olduğunun bile belli olmadığını dile getiren Antmen, “Akkuyu Nükleer Santrali’nden mi bahsedelim veya çevreyi kirleten sanayi yatırımlarından mı bahsedelim? Eğer burada turizm istiyorsanız, doğa istiyorsanız, buraya nükleer santral yapamazsınız. Bunların hepsi birbirini tetikliyor. Türkiye’nin hatalı Suriye politikası nedeniyle Mersin’in ekonomisi bitmiştir. Ne Irak ile ne Suriye ile artık ticaret yapamıyoruz. Burası bir liman. Yabancı ülkelerden gelecek malların karayoluyla Suriye’ye, Irak’a gönderilmesi gerekiyor. Bunu yapamıyoruz, çünkü Suriye bir bataklık” diye konuştu.

    “MERSİN’DE CEZA VE İCRA DAVALARI PATLADI”

    Mersin’de bir taraftan ekonomik koşulların ağırlaşması, bir taraftan yoğun Suriyeli göçü nedeniyle hukuki sorunların ve ihtilafların da arttığına dikkat çeken Antmen, “İnsanlar mutsuz. Evde kavga, sokakta kavga, aile içi şiddet artıyor. Onun dışında insanlar arasındaki uyuşmazlıklar artıyor ve bu adliyenin iş yükünü artırıyor. Mutsuz insan karşısındakileri de mutsuz eder ve ceza davaları patlıyor. Onun yanında zaten esnafımızda para kalmadı, ticarette iş yapılamıyor, sanayicimiz kan ağlıyor. Bu nedenle iş davaları arttı, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklar arttı. İcra davaları arttı. Çek-senet tahsil edilemiyor ve bu bir kartopu olarak, birbirini daha çok etkileyerek adliyede de büyük sıkıntı veriyor” ifadelerini kullandı.

    Şu an için Mersin Adliyesi’nin fiziki şartları iyi olduğunu, ancak özellikle icra daireleri için personelin yetersiz kaldığını kaydeden Antmen, “Ama mahkeme adedi, hakim ve savcı adedi anlamında iş yükünü karşılayacak durumda. Bu arada, hakim ve savcıların tam bağımsız olmaları, hiç kimseden emir, talimat, tavsiye almadan işlerini yapmalarını gerekiyor. Avrupa’da bir hakim ağır cezada yılda 30 dosyaya bakıyorsa, burada belki 600 dosyaya bakıyor. Biz hakim ve savcıları kendi hallerine bıraksak tayin ve terfi korkusuyla karar vermeyecekler. Hiç kimseden ürkmeyecekler. Gerçekten üzerlerine ne kadar yük yüklerseniz yaparlar ama yeter ki, rahat bırakalım onları” şeklinde konuştu.

    “BU KADAR BÜYÜK ÇEZAEVİ YAPILMASININ CEVABI POLİTİK”

    Tarsus ilçesine yapılmakta olan Türkiye’nin en büyük cezaevini de değerlendiren Antmen, suç ve suçlu olduğu sürece, suçlunun ıslah edilmesi için cezaevlerine ihtiyaç olduğunu vurguladı. “En büyük cezaevi Mersin’in imajını etkiyecek” kaygılarına değinen Antmen, şunları söyledi: “Niye bu kadar çok cezaevi var ya da niye bu kadar büyük cezaevleri yapılıyor? Onun cevabı da politik, toplumsal eğitim eksikliği ve aslında siyasi iktidarlar. Siyasi iktidarlar genel olarak buna çözüm bulmak zorunda. Tarsus’a bir bölge cezaevi yapılması Mersin’in imajı anlamında ‘Bu kadar çok suç mu işleniyor ki, bu kadar büyük cezaevi yapılıyor?’ diyebilirsiniz. Ama tutuklular hariç, hükümlüler Mersin’de yargılandıktan sonra Türkiye’nin her yerinde başka illere de gönderilebilir veya başka illerden de Mersin’e gelebilir.

    “TARSUS CEZAEVİNİN EN BÜYÜK EKSİĞİ KADIN HAPİSHANESİ OLMAMASI”

    “Tarsus’a yapılan cezaevinin en büyük eksiği, bir kadın hapishanesi olmaması” diyen Antmen, bunun kadın tutuklular açısından olumsuzluklar oluşturacağına işaret ederek, şöyle devam etti: “Siz eğer yargılama safhasında Mersin’de yargıladığınız bir kadını, Adana’nın Karataş ilçesinden 120-130 kilometre öteden getirirseniz, bu onun yorgun bir halde hakim karşısına çıkmasına ve kendisini iyi ifade edememesine neden olur. Bu doğru değil. SEGBİS ile elektronik ortamda dinlerseniz bu da olmaz. Çünkü yargılamada yüzyüzelik ilkesi vardır.”

    Toplumda, Tarsus’a bu kadar büyük cezaevi açılmasının ekonomiyi canlandıracağı yönünde bir beklenti de oluşturduğunu belirten Antmen, sözlerini şöyle tamamladı: “İnsanlar, ‘Cezaevi açıldığında buraya insanlar gelip gidecek, sanki bir cezaevi turizmi gibi bölgeye para akacak’ diye düşünüyor. Evet, ona da varız. Fakat bunlar devlet politikası olarak çözümlenmesi, önleyici suçla mücadelenin yapılarak cezaevlerini en az gerektirecek hale getirilmesi gerekiyor. Mesela Silivri Cezaevi gibi bir zindanın Türkiye’de olmaması lazımdı.”

  • Antmen: “Türkiye’nin TEK Emniyet Sübabı Barolardır”

    Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Türkiye’deki hukukun, demokrasinin, kuvvetler ayrılığı prensibine inanan parlamenter demokratik sistemin artık tek emniyet sübabı barolar olduğunu belirterek, “Hukuk terazisiyle hiç kimsenin oynamaya hakkı yoktur. Hukukun, adaletin, yargının, avukatlığın, savunmanın gözü bağlıdır, hiç kimseyi tanımaz” dedi.

    Mersin Barosu Başkanı Antmen, Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte Avukatlar Haftası dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. Metropol Gökdelen’deki Mersin Barosu Hizmet Birimi’nde gerçekleştirilen toplantıda Antmen, bir taraftan yargının ve avukatların sorunlarına değinirken, bir taraftan da ülke gündeminde üst sıralarda yer alan konularda görüşlerini aktardı.

    “TERÖRE BÜTÜN TOPLUM OLARAK KARŞI DURMALIYIZ”

    Türkiye’nin şu an için en büyük sorununun terör olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin evlatlarının Güneydoğu’da, Ankara’da, İstanbul’da şehit olduklarını vurgulayan Antmen, böyle bir ortamda Mersin Barosu olarak 5 Nisan Avukatlar Günü ve Avukatlar Haftası kapsamında bir kutlama yapmadıklarını ve yapmayacaklarını dile getirdi. Terörün, insan hakları çiğnenmeden ve hukuk sınırları aşılmadan çözülmesi gerektiğini ifade eden Antmen, “Hiçbir devlet kendi toprakları içinde silahlı güçlerin, terör örgütlerinin, teröristlerin bulunmasına müsamaha gösteremez. Terörle bile olsa yapılacak mücadelenin ise hukuk sınırları içinde kalması gerekiyor. Ama en önemlisi silahlı terör örgütlerinin de Türkiye topraklarının dışına atılması şart. Bunun için teröre bütün toplum olarak karşı durmalı, terörle ve bombalarla yaşamaya alışmamalı, sadece terör olaylarını kınamakla yetinmemeliyiz ve herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır” diye konuştu.

    Antmen, açılım sürecinin de bu kez şeffaf ve açık şekilde yeniden başlaması gerektiğini kaydetti.

    “TÜRKİYE’DE YARGI SİYASALLAŞMIŞTIR”

    Türkiye’nin bir diğer önemli sorununun da demokrasi olduğunu belirten Antmen, bu sorunun adil yargılanma hakkının düzeltilmemesi, savunma hakkının önündeki engellerin kaldırılmaması olduğunun altını çizdi. Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmaları ve daha sonra Anayasa Mahkemesi kararıyla serbest bırakılmalarına değinen Antmen, şunları söyledi:

    “Tabi ki yargılanacaklar, tabi ki eğer suçları varsa cezalandırılacaklar. Bu ayrı bir mesele ama önemli olan Türkiye’de basın özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün önüne sınır konulmaması. Evrensel hukuk normları ışığında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince insanların haklarının eksiksiz ve tam olarak sağlanmasıdır. Türkiye’de yargı siyasallaşmıştır. Zaten iki gün önce de siyasi iktidarın yetkilileri, ‘Yargı da yürütme de yasama da bizde’ dediler. O zaman yapacak bir şey kalmadı, ya hep birlikte biat edelim ya da hep birlikte bu ülkeyi terk edip gidelim.”

    “YARGILAMANIN EN ÖNEMLİ ÖZNESİ OLAN AVUKATLIK HALA 2. KONUMDADIR”

    Savunmanın da en önemli sorununun da bu olduğuna işaret eden Antmen, artık avukatların ekonomik sorunlarından bahsetmekten vazgeçtiklerini vurguladı. “Bu sene vazgeçtik, avukatlar olarak kendimiz için hiçbir şey istemiyoruz” diyen Antmen, ancak savunma mesleğinin yargılama faaliyetinin en önemli öznesi olduğu halde hala ikinci konumda olmasını eleştirdi. Avukatlığın Anayasa’nın yargı bölümünde yer almadığına dikkat çeken Antmen, savunmanın olmadığı bir yargılama faaliyetinin Ortaçağ’daki engizisyon mahkemesinden farkı olmayacağını kaydetti. Antmen, “Ama 21. yüzyılda yargılama faaliyetindeki en önemli özne savunmadır, avukatlardır. Bu nedenle artık herkes avukatlık mesleğinin ve savunmanın ikincil konumda olmamasını sağlamak zorundadır. Halkımız, hakları için kendilerini paralayan avukatların ve baroların yanında olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

    Bu yolda inançla ve kararlılıkla yürüdüklerine vurgu yapan Antmen, Mersin Barosu olarak da demokrat, öncü, ilerici bir baro olduklarını dile getirerek, Türkiye’de sadece evrensel hukuk normlarının hakim olması gerektiğinin altını çizdi.

    “NE PAHASINA OLURSA OLSUN ÇOCUĞA CİNSEL İSTİSMAR BU ÜLKEDEN KAZINACAK”

    Türkiye’nin kadın cinayetleri yanında daha da büyük acısının çocukların cinsel istismarı olduğuna işaret eden Antmen, şöyle devam etti:

    “Her birimizin çocuklarının bir nefes daha fazla almaları için hepimiz hayatımızın geri kalanını ona feda ederiz. O çocuklara dokunan alçaklar şunu bilmelidirler ki, bu toplumdan da dışlanacaklar, ne pahasına olursa olsun çocuğa karşı yapılan cinsel istismar bu ülkeden kazınacak. Bunun için biz avukatlar ve barolar sonuna kadar mücadele edeceğiz. Yarın duruşmada Karaman’da olacağız. Başka bir yerde olsun orada da olacağız. Hiç kimse o pis ellerini çocuklarımızın üzerine süremeyecek, dokunamayacak. Ne pahasına olursa olsun.”

    “HALKIMIZDAN TEK İSTEĞİMİZ, AVUKATSIZ İŞ YAPMAYIN”

    Vatandaşlara, “Avukatsız iş yapmayın” diye seslenen Antmen, “Eğer paranız yoksa biz size zaten adli yardım faslından ücretsiz avukat veriyoruz. 2015 yılında yaklaşık 950 davada haklı olma ve fakir olma şartına baktık ve çoğunluğu şiddet mağduru kadınlar, boyanma ve velayet davaları olmak üzere 950 insanımıza ücretsiz avukat tayin ettik. Ceza davalarında ise karakolda, mahkemelerde, Cumhuriyet Savcılığı’nda, nerede olursa olsun, kişinin haklı, mağdur, suçlu, şüpheli olup olmamasına bakmadan ücretsiz avukat veriyoruz. Bir tek şey istiyoruz; avukatlık mesleğine gerekenin saygının gösterilmesi. Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndan doğan müdafilikte 2015 yılında 25 bin civarında görevlendirme yaptık. 25 bin kez Mersin Barosu avukatları halkımızı ücretsiz olarak savundular ve bu konudaki ücreti devletimiz karşıladı. Biz halkımızdan tek bir şey istiyoruz; avukatsız iş yapmayacaklar, kendi avukatlarıyla çalışacaklar ama paraları yoksa onlara da biz hem adli yardımdan hem CMK’dan avukat tayin ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN TEK EMNİYET SÜBABI BAROLARDIR”

    Siyasi iktidarın milletvekillerinin Türkiye Barolar Birliği’nin antidemokratik olduğu, bazı baroların siyaset yaptığı yönündeki açıklamalarını da eleştiren Antmen, “Ama bir sayın milletvekili, ‘Türkiye’de hukukun güvencesi barolardır’ demiş. Evet, Türkiye’deki hukukun, demokrasinin, kuvvetler ayrılığı prensibine inanan parlamenter demokratik sistemin artık tek emniyet sübabı barolardır, Barolar Birliği’dir. Barolar Birliği antidemokratik değildir. Nispi temsille baroların, Türkiye Barolar Birliği’nin yapılarıyla oynayıp, oraları da yandaş yapmak isteyenlere geçit verilmeyeceğini açıkça ifade ediyorum. Eğer yeni bir Avukatlık Kanunu yapılacaksa bunu siyasiler yapmayacak. Bunu Türkiye’deki avukatlar, barolar ve Türkiye Barolar Birliği yapacak. Hiç kimse kusura bakmasın, ‘Ben yaptım oldu’ ile Avukatlık Kanunu değiştirilemez. Nispi temsil için de hodri meydan diyoruz. Öyleyse milletvekilleri de nispi temsille seçilsin. Barolara nispi temsil ise Türkiye’de tam demokrasi, Türkiye’de nispi temsil. Hukuk terazisiyle hiç kimsenin oynamaya hakkı yoktur. Hukukun, adaletin, yargının, avukatlığın, savunmanın gözü bağlıdır, hiç kimseyi tanımaz” dedi.

  • Baro Başkanı Antmen Saldırıyı Kınadı

    Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, dün Ankara’da meydana gelen terör saldırısını kınadı. Antmen, “Bu hain, alçak, onursuz terörist saldırıyı, terörden beslenenleri, her türlü terörü şiddetle kınarken, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz” dedi.

    Baro Başkanı Antmen, Ankara’daki terör saldırısını, yaptığı yazılı açıklamayla lanetledi. 28 kişinin yaşamını yitirdiği, 61 kişinin de yaralandığı bombalı saldırıya tepki gösteren Antmen, “Başkentin orta yerindeki bu bombalı saldırı, siyasi iktidarın hatalı politikalarının bir sonucudur. Bugün gelinen noktada ülke, terör örgütleri anlamında yol geçen hanına dönmüştür. Terörü önlemesi gereken istihbarat birimleri, görevini yerine getirmemektedir. Görevlerini yapmayanlar halen makam ve mevkilerinde oturmaya devam etmektedir ve korunarak kollanmaktadır. Yayın yasakları ile halkın bilgi alma hakkı sürekli olarak elinden alınmaktadır. Ülkemizdeki kaos günden güne derinleşmiş, toplumsal barış zedelenmiş, yok olmuştur. Bilinmelidir ki, her ne görüşten olursa olsun terör odaklarının ya da çetelerinin Türkiye Cumhuriyeti topraklarında terör estirmek ve mesaj vermek haddi değildir. Hadlerinin de en sert şekilde bildirilmesi elzemdir” ifadelerini kullandı.

    Siyasi iktidarın, ülkede, aldığı oyun da hakkını vererek, barış ve huzur ortamını sağlamakla yükümlü olduğunu belirten Antmen, şunları kaydetti:

    “Bizler her defasında, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ ilkesinden ayrılınmaması gerektiğini ısrarla söyledik. Yineliyoruz, ‘yurtta sulh cihanda sulh’. Ayrıca ekliyoruz ‘hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır’, o satıh da bütün vatandır. Bu bağlamda gerçekleştirilen bu hain, alçak, onursuz terörist saldırıyı, terörden beslenenleri, her türlü terörü şiddetle kınarken, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz.”