Etiket: Antika

  • Elli Yılda Topladığı Antika Eserlerle Evini Müzeye Çevirdi

    Vanlı Zeki Işıklı, elli yıldır biriktirdiği tarihi eser niteliğindeki eşyalarla evini bir müzeye dönüştürdü. Üç odalı evin bütün odaları antika eşyalarla doluyken, binlerce eser sergilenmeyi bekliyor.

    Vanlı Zeki Işıklı, Vali Mithat Bey mahallesindeki evini müzeye çevirdi. Işık, 150 yıl öncesinden günümüze kadar yer alan fotoğraf makineleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait antikalar, kahve cezveleri, teraziler, saatler, radyolar, savaş başlıkları, yöresel çarık, kömürlü ütü, şamdanlar, taş plaklar, bakır ev gereçleri, testiler, dokumacılık ve kalaycılıkta kullanılan aletler ve yüzlerce antika niteliğindeki objeleri evinde sergiliyor. Işıklı’nın çeşitli ülkelere ait tarihi paralar, tarihi tablolar ve çeşitli döneme ait antikalar evinin her bir köşesinde yer alıyor. Sadece Osmanlı dönemine ait binlerce antika eserin bulunduğu evde birçok eşya yer sıkıntısından dolayı sergilenemiyor.

    EV TARİHİ ESERLERLE DOLU

    Antika eşyaların birikmesi ile birlikte başka bir eve taşınan ve bu evini müzeye çeviren Zeki Işıklı’nın bu hobisi oğlu Huzeyfe Işıklı’ya da geçti. Küçüklüğünden beri babasıyla birlikte geçmişe ait tarih kokan bu tür antika eşyalara merak sardığını ifade eden Huzeyfe Işıklı, bunun çok güzel bir duygu olduğunu belirtti. Evlerinin yerli ve yabancıların uğrak yeri haline geldiğini anlatan Işıklı, eline aldığı her antika hakkında bilgi verdi. Babasının 45 yıldan fazladır antika eser topladığını anlatan Işıklı, şunları söyledi:

    “10 yıla yakındır benim merakım başladı. Bende birikim yapayım dedim. Hem babamın hem de kendi birikimimle Van’da bir ilki başlatmak istedik. Onun için antika evi adı altında bir yer oluşturduk. Burada genelde Osmanlı malzemeleri, motifler, radyolar, 70-80 yıl öncesine ait terazi, dikiş makineleri, kehribar, bastonlar böyle birçok değişik objeler bulunduruyoruz.”

    BİNLERCE ANTİKA ESER SERGİLENMEYİ BEKLİYOR

    Evi tamamen halkın hizmetine açtıklarını belirten Huzeyfe Işıklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Fuarlara katılmamdan dolayı aldığım işler oluyordu. Şehir şehir geziyordum, oradan iletişim kurduğum insanlar buraya ziyarete geliyor. Satışı herkese yapmıyoruz, bu işe gönül veren insanlara yapıyoruz. Bu işi canı gönülden yapanlar var. Ticaret usulüne çevirmiyoruz, bu işi genelde sergi olarak yapıyoruz. İleriye dönük projelerim var, ama alanımız yetersiz olduğu için birçok malzemeyi sergileyemiyorum. Destek çıkılması durumunda daha büyük bir yerde bunları sergilemek istiyorum. Çünkü daha birçok antika eşya bulunuyor. İlk üretilen iki traktör var. Yaklaşık 3 bine yakın Osmanlı malzemesi var, mobilyadan takılara kadar değişik obje var. Alan olduğu sürece malzemeleri sergileyeceğim. Şu an bir destek almadım. Van Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü başta olmak üzere bu işle ilgilenen kurumların desteğini bekliyorum.”

  • Antika Merakı Emekli Polis Memuruna Sergi Açtırdı

    Çorum’un Kargı ilçesinde yaşayan emekli polis memuru Fatih Efe, geçmişten beri biriktirdiği arızalı antikaları emekli olduktan sonra kendi imkanıyla onararak açtığı iş yerinde sergiliyor.

    Yurdun çeşitli il ve ilçelerinde polis memuru olarak görev yapan Fatih Efe (55), 11 yıllık önce emekli oldu. Çocukluğundan bu yana antikalara merakı olan Efe, polis olup görev yaptığında da bu merakından vazgeçemedi. Meslek hayatı boyunca görev yaptığı il ve ilçelerde fırsat buldukça hurdacıları dolaşarak antika eşya toplayıp bunları saklayan emekli polis, emekliliğin ardından bir iş yeri kiralayarak uzun yıllar biriktirdiği antikaları kendi imkanlarıyla onarıp sergilemeye başladı.

    Çocukluğundan beri gelen bir heves olarak antikayla ilgilendiğini belirten Fatih Efe, “Amacım eskileri alıp tamir etmek, bu eşyaları orijinal hali ile yaşatmak. Bu işi hobi amaçlı yapıyorum. Düşünün bir ressam bir resim çiziyor ve nasıl mutlu oluyorsa bende bu antikaları onarım kullanmaktan mutlu oluyorum. Burada gördüğünüz her şeyin benim için ayrı bir anlamı ve yaşanmışlığı var. Onun için benim gözümde çok değerliler’’ dedi.

    En çok çalışmayan eski eşyaları tamir ederek çalışır hale getirmekten zevk aldığını belirten Efe, “Bu işin en zevkli yanı bana göre tamir işidir. Çalışmayan bir antikayı onarıp yeniden canlandırmak, onu çalışır hale getirmek ayrı bir zevk” şeklinde konuştu.

    “GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİSİ ESKİ KALİTEYİ YAKALAYAMADI”

    Eski plakların verdiği ses kalitesinin günümüzdeki teknolojide bile yakalanamadığının altını çizen Efe, “Şu an elimde olan 1968 model bu müzik dolabı, lambalı dediğimiz ilkel bir teknolojiyle çalışıyor. Ancak günümüzdeki büyük elektronik firmaları bile bu ses kalitesini yakalayamadılar ve yeniden lambalı amfiler üretmeye başladılar. O nedenle plak dinlemek ayrı bir zevk” diye konuştu.

    Stresli bir meslek hayatından sonra, böyle bir hobiyle ilgilenerek hem stres attığını hem de eskiyi yaşatmanın verdiği mutlulukla hayatını devam ettireceğini belirten Efe, hayalinin daha çok antika biriktirdikten sonra bir müze açmak olduğunu belirtti.

  • (Özel Haber) Antika Saatlere Hayat Veriyor

    Balıkesirli Makina Mühendisi Hasan Cengiz Sarıca, temin ettiği bozuk ve antika saatlerin mekanik ve ahşap kısmını yenileyerek hayat veriyor.

    Balıkesir’de mesleğinden emekli olduktan sonra bit pazarında dikkatini çeken bir saati satın alan Hasan Cengiz Sarıca’nın hayatı tamamen değişti. Aldığı saati tamir edip kullanan ve bugün yüzlerce antika saate hayat veren Sarıca, antika saatlerin tamirine bir tutku ile başladığını söyledi. Şu anda 500’ün üzerinde antika saati olduğunu ifade eden Hasan Cengiz Sarıca, mekanik yapıyla çalışan saatlerin mesleği ile bağlantısı olduğunu ifade etti.

    Türkiye’de antika ürünlere gerekli değerin gösterilmediğini ifade eden Sarıca, “Yurt dışından eğer bir saat alırsanız kesinlikle korunmuş durumda oluyor. Ama bizim belki de kültürel bir yanlışlığımız, hatta sakatlığımız diyeceğim. Geçmişe hiç bir saygı olmadığı için aldığım 10 saatten 9’u hurda geliyor. Burada kendi imkanlarımızla onarmaya çalışıyoruz. Artı birlikte çalıştığımız ustalar var. Onlar vasıtasıyla da bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    Aldığı antika saatlerin yapım aşamasından da bahseden Hasan Cengiz Sarıca, “Mekanik kısımdaki bozuklukları gidermeye çalışıyorum. O hallolduktan sonra eğer ahşap kasalı bir saatse ahşap kısmının da restorasyonu yapılıyor. Saat sonra kullanılır hale geliyor. Mekanik saat ustalığı bitme noktasına geldi. Şu anda gerçek anlamda bir usta sıkıntısı çekiyoruz. Kendi gücümüz de yetmiyor” diye konuştu.

    “GERÇEKTEN PADİŞAHLAR HAKLIYMIŞ”

    Antika merakı ile ilgili ilginç bir detay veren emekli makine mühendisi Sarıca, “Hep Osmanlı padişahlarını merak ederdim. Adam cihan padişahı olmuş, her türlü imkanı var. Fakat geçer marangozluk yapar ya da ne bileyim gümüş işçiliği yapar. Kendi kendime ’bunu neden yapıyor’ derdim. Bunu kendim saatle ilgilenmeye başladığım zaman çok net anladım. Müthiş dinlendirici bir şey böyle bir hobi. Bu bende saat olarak çıkar başka birinde farklı bir şey olarak. Fakat kendi mesleğinin dışında uğraştığın zaman senin ruhunu, beynini deşarj edebilecek hobi müthiş bir şey. Gerçekten Padişahlar haklıymış. Orada adamlar bütün yönetimin, yaşamın verdiği sıkıntıyı ufacık atölyede atabiliyormuş. Türkiye’de Osmanlı da dahil olmak üzere ciddi anlamda bir saat üretimi yok. Avrupa bu konuda çok daha ileride” şeklinde konuştu.

    Antika saatlerin tamirini yapmaya başladığında saati sökmeyi dahi bilmediğini belirten Hasan Cengiz Sarıca, “Ben ilk başladığım zamanlarda gerçekten saati sökmeyi bile zor bilen bir insandım. Mühendislik eğitimi almış olabilirsin ama bu ustalık isteyen bir iştir. Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerinden geçerek gelebileceğin bir şeydir. Hala da çok iyi bir saat tamircisi değilim. Ama zamanla kendimiz yapar hale geldik” dedi.

    Antika sektöründe sadece son bir kaç yıldan beri aktif olduğunu söyleyen Sarıca, “Antika sektöründe yıllarını vermiş bir insan değilim. Ama şunu gördüm. Antika sektöründe harikulade bir ağ var. Hiç ummadığınız bir adam Kahramanmaraş’tan sizi arayabiliyor ’sen saat topluyor muşsun, elimde şöyle saat var’ diye gönderebiliyor. Kulaktan kulağa yayılan harikulade bir zincir var. Onun vasıtasıyla da hem Türkiye’den hem de yurt dışından saat temin edebiliyorum” ifadelerini kullandı.

    Cuzi miktarda aldığı bozuk ve antika saatlere yüksek meblağda para harcayarak yeniden hayat veren Hasan Cengiz Sarıca, “Bit pazarında çok berbat bir durumda saati çok uygun bir fiyata alırsınız. Tamir edebilmek için ciddi bir rakam yatırırsınız. 50 liraya aldığınız bir saati eğer çok nadir bir saatse çok ciddi bir fiyata satabilirsiniz” dedi.

    İşini sadece hobi olarak yaptığını ve ticareti düşünmediğini belirten Sarıca, “Sadece hobi. Ticarete dökülecek kadar potansiyel olduğuna inanmıyorum Türkiye’de. Mekanik saatten çoğu kişi sesinden bile rahatsız olur. Hoşuma giden bir şey oldu geçtiğimiz günlerde. Kış saatine geçiş uygulamasında millet ’saat kaç’ derken benim mekanik saatlerin hepsi eski saati gösteriyordu en ufak bir sıkıntı yaşamadım” dedi.

    “SAATLER GEÇMİŞİ YAŞATIYOR”

    Antika saatler için “Geçmişi yaşatıyor” diyen Sarıca sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Geçmişin sırdaşıdır saatler. Bu çok önemlidir. Düşünün bir yatak odasında bile, ya da ne bileyim salonunuzda duran saat sizden önce babaannenizde, dedenizde duran saat, yılların birikimini taşır. Yani saatin böyle güzel bir şeyi var. Belki de antikanın genelinde bu var. Geçmişin izlerini yaşıyorsunuz. Baktığınızda o yılları tamamen görebiliyorsunuz. Geçmişi tutuyorsunuz belki. Belki nostaljik bir beklenti, geçmişe özlem. Ama bütün yaklaşımım o. Saat özellikle zamanı kavramış bir cihaz ve geçmişten bugüne size zaman yolculuğu yaptıran bir makina.”