Etiket: Antidepresan

  • (Özel) Antidepresan kullanırken dikkat

    Edirne Sağlık Müdürü Dr. Ali Cengiz Kalkan, gelişigüzel kullanılan ve bırakılan antidepresan hapların, hastanın intihar etmesine neden olacak sonuçlara yol açabileceğini açıkladı.

    Edirne Sağlık Müdürü Dr. Ali Cengiz Kalkan gazetecilere yaptığı açıklamada, “Antidepresan ilaçlar doğru seçilmemesi halinde kişide kontrol edilemeyen hastalıklar zirveye çıkarılabiliyor. Allah korusun kişinin kendi canına kıymasıyla sonuçlanabilecek yanlışlıklara yol açıyor” dedi.

    Kalkan, ilacın bilimsel tanımına değinerek, “Antidepresan haplarında öncelikle psikiyatrist gözetiminden geçtikten sonra kullanmayı doğru buluyoruz. Gelişi güzel ‘Bana iyi geldi, sana da iyi gelir.’ Mantığıyla bir psikolojik rahatsızlığın tedavisi ve tespiti mümkün olamaz. İlacın tanımı dozu azaltılmış en uygun hale getirilmiş zehir demektir. İlaçları kullanmak bu kadar kolay algılanılmamalı. Bu algıyı tersine çevirmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Antidepresan kullanımında sahada büyük bir savurganlık gözlemlendiğinin altını çizen Kalkan, “Bu konu ciddiye alınmalı. Ne kadar sürede ne kadar dozda hangi ilacın seçilmesi gerektiğini doktor arkadaşlarımız çabalıyorlar, bunun uzmanlık eğitimini alıyorlar. Sahada tecrübe ediyorlar. Yüksek bilinçle kullanılması hastalarımıza öneriliyor. Ama gözlemlediğimiz şu, gelişi güzel kullanılıyor, gelişi güzel bırakılıyor. Bırakıldığında da ribaunt etki dediğimiz kontrolü zor etkilerle karşılaşılıyor. Bu ilaçlar doğru seçilmemesi halinde kişide kontrol edilemeyen hastalıklar zirveye çıkarılabiliyor. Allah korusun kişinin kendi canına kıymasıyla sonuçlanabilecek yanlışlıklara yol açıyor” diye konuştu.

  • Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli: “Antidepresan kullanımı çocuklarda da artıyor”

    Depresyonun bir akıl hastalığı değil, beyin hastalığı olduğunu, belirten Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli, “Uzun vadeli çalışmaların gösterdiği, antidepresanla tedavi edilen ağır depresyonu olan insanların sadece yüzde 15’i tekrarlamadan iyileşme yaşıyor ve uzun zaman iyi kalıyor. Geri kalan yüzde 85’inde tekrarlamalar başlıyor ve depresyonları kronikleşiyor” dedi.

    Türkiye Psikiyatri Derneğine göre ülkemizin 15-55 yaş arasındaki nüfusunda da en yaygın hastalıklar içinde depresyon ve anksiyete bozuklukları ilk beşte yer alıyor. Uluslararası Pazarlama Servisi (IMS) verilerine göre Türkiye’de antidepresan tüketimi 2003 yılında 14 bin 238 milyon kutu iken, 2008 yılında 31 bin 302 milyon kutu ile yüzde 120 oranında arttı. 2014 yılında antidepresan kullanan kişi sayısı 8 bin 179 milyona ulaştı. Ruh sağlığı ile ilgili kullanılan bu ilaçlarda Türkiye’nin önemli ölçüde yurtdışına bağımlı olduğu da dikkat çekici bir diğer nokta.

    Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli depresyonun bir akıl hastalığı değil, beyin hastalığı olduğunu, kadınlarda erkeklerden iki kat fazla görülen depresyon tedavisi için giderek daha fazla ilaç kullanıldığını söyledi. Dr. Sürmeli antidepresan kullanan hastaların ancak yüzde 15’inde tekrarı olmadan iyileşme görüldüğünü, yüzde 85’inde ilaç kullanılmasına rağmen hastalığın kronikleşerek tekrarladığını ifade etti.

    Dr. Tanju Sürmeli, “Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre depresyon 2020’de hayat kalitesini bozan ve yeti yitimi oluşturan hastalıklar arasında 1’inci sırayı alacak. Yaşanan savaş, şiddet, yoksulluk, işsizlik, kayıplar, işyerlerinde sorunlar teşhisi arttıran önemli faktörler olarak görünüyor. Türkiye’de SGK ilaç geri ödemelerini teşhis olmadan yapmadığı için hekimler, belirti düzeyinde olanlar için bile tanı yazmak durumunda. Nörolaglar ve aile hekimleri uyum bozukluğu, takıntılı hastalıklarda, romatizmal hastalıklarda, baş ağrılarında antidepresanları tercih edebiliyor. Bu ilaçların son derece yaygın kullanım alanı var ve bu açıdan da fazladan yazılıyor. Getirdiği ekonomik yük bir yana bu ilaçların ciddi yan etkileri de var” şeklinde konuştu.

    Depresyon ilaçları uzun vadeli iyileşme sağlıyor mu?

    “Uzun vadeli çalışmaların gösterdiği, antidepresanla tedavi edilen ağır depresyonu olan insanların sadece yüzde 15’i tekrarlamadan iyileşme yaşıyor ve uzun zaman iyi kalıyor. Geri kalan yüzde 85’inde tekrarlamalar başlıyor ve depresyonları kronikleşiyor.” diyen Dr. Tanju Sürmeli “Psikiyatride kanıtlanmış ilaç tedavilerinin meta analiz çalışmalarının hafif ve orta derece depresyonda istatistiksel olarak plasebodan farklı olmadığı ortaya çıkmıştır. Buna rağmen çok yaygın olarak kullanılmakta ve sigortalar ödemektedir. Amerikan Hükümetinin yaptığı antidepresanların etkinliğini ölçen STAR*D çalışmasının sonuçlarına göre kliniklerde görülen hastalarda kullanılan antidepresanların minimum derecede etkili olduğu ortaya çıktı. Psychiatric Times da çıkan yayında New Directions in Psychiatry (Psikiyatri de Yeni Yöntemler)” psikiyatrik ilaçların etkili olmadığı tekrar ele alınmıştır” diye konuştu.

    “Antidepresan kullanımı çocuklarda da artıyor”

    0-6 yaş grubunda 2012’de 10 bin 406, 2013’te 10 bin 636 çocuğun antidepresan kullandığınına dikkat çeken Dr. Tanju Sürmeli, “Amerikan Hükümetinin yaptığı PATS (okul öncesi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) tedavisi çalışmasında 0-6 yaş grubunda 6 yıl sonraki takipte kullanılan ilaçların şikayetleri azaltmadığını tespit ettiler ve yayınladılar. En çok kullanılan ilaçlar amfetamin türü ve antidepresan ilaçlardı .” şeklinde konuştu. Sadece depresyon değil, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tedavisinde de ilaç kullanımının 6 yaş üstünde arttığının altını çizen Dr. Tanju Sürmeli Amerikan National Economic Bureau (Ulusal Ekonomik Büro) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tedavisinde orta ve uzun vadede amfetamin türü ilaçların etkisinin olmadığından ve ciddi yan etkilerinden bahsedildiğini de sözlerine ekledi. Dr. Sürmeli çocuklardaki yan etkileri ise söyle sıraladı: Çocuklarda nadir de olsa ani ölüm, kalp büyümesi, uykusuzluk, boy atmada gerilik, iştah azalması, kilo kaybı, agresyon, psikoz gibi yan etkiler olabiliyor. Depresyon ilaçlarının yan etkisine bakarsak mide bulantısı, kilo alma, uyku hali, uykusuzluk, isal ve cinsel problemler. Ayrıca bu ilaçlar 24 yaş ve gençlerde intihar riskini arttırabiliyor.

    “Depresyonda ilaç yerine uygun hastalarda kullanılabilecek yöntemler var”

    Hafif derece depresyonda haftada üç gün spor, koşma ve hızlı yürüme gibi egzersiz yapmanın genel durumunu iyi hissetme, uykunun düzelmesi ile depresyonda ilaç kadar etkili bulunmuş. Depresyon tedavisinde Kognitif terapi ilaçlar kadar etkili.9 İlaçsız tedavi yöntemlerinden Neurofeedback de depresyon da etkili.

  • “Yalnızlık Antidepresan Kullanmaya İtiyor”

    Psikiyatrist Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, yalnızlığın antidepresan kullanmaya ittiğini söyledi.

    İlaçlar arasında en çok tartışılan grubun antidepresanlar olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Halk arasında tüm psikiyatri ilaçlarına antidepresan denir. Antidepresan ilaçlar ilk olarak depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar olarak kullanılmaya başlandı. Bugün pek çok psikiyatrik bozuklukta bu ilaçlar kullanılmaktadır. Depresyon, kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı, panik bozukluk, sosyal fobi, uyku sorunları ve bunlar gibi birçok psikiyatrik durumda psikiyatri hekimlerince hastalara önerilmektedir. Esasen bu ilaçlar, tansiyon ilaçları ve şeker ilaçlarından pek de farklı değillerdir. Bu ilaçlarla ilgili en önemli bilgi, tanıdık önerisiyle kullanılmaması gerekliliğidir. Bazı kişiler arada sırada bir tane içerek iyileştiklerini düşünmektedirler. Bu tamamen yanılgıdır. Bu tip ilaçlar orta ve uzun vadede faydalı olmaktadır. Hatta en kısa kullanımı altı ay diyebiliriz” diye konuştu.

    Antidepresan ilaçların oldukça yaygın kullanıldığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Üney, “Pek çok ülkede benzer şekildedir. Antidepresan ilaçlar diğer ilaçlar gibi yan etki yapabilmektedir. Yan etki oluştuğunda kişiler, kendilerine ilaç yazan hekime başvurarak ondan yardım istemelidirler. Psikiyatrik tedavilerin en önemli kısmı işbirliğidir. Dolayısıyla sorun olduğunda hekimle işbirliği yapmak gerekir” ifadelerini kaydetti.

    Yrd. Doç. Dr. Üney, doktorlarca antidepresan ilaçların sıkça yazılmasının 10 nedeni ise şöyle açıkladı:

    GÜNÜMÜZ ŞARTLARININ ZORLUĞU

    “Bundan elli yıl öncesinde hayat şartları bugünküne nazaran daha kolaydı. İnsanlar daha erken işten çıkmaktaydılar. Yollarda daha az zaman geçirmekteydiler. Güvenlikle ilgili sorunları bu kadar yoğun değildi. Bu durum sadece bizim için değil tüm dünya için böyleydi. Şartların zorluğunun artması, bu durumla baş etme zorluğunu artırdı. Kişilerin psikolojik sorunları daha fazla arttı.

    İNSANLARIN BİRBİRİNE DESTEK VEREMEMESİ

    Ne yazık ki günümüzde insanların gerek ulaşım imkanları gerekse bunun için gereken sürenin artışı birbirlerine destek vermelerini azaltmıştır. Ailelerin çocuklarına destek vermesi zorlaşmış, arkadaşlık ve dostluk ilişkileri azalmıştır. Dolayısıyla kişiler sorunlarla tek başlarına mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Bu da kişiyi depresyona sürükleyebilmektedir.

    DAHA FAZLA UYARANA MARUZ KALINMASI

    Artık hayatımıza birçok yeni kavram girdi. Haberlere ulaşım, sosyal medya, bilgisayar oyunları, elektronik alışveriş, internetten kumar oynama gibi. Bunlar bizim hayatımızı kolaylaştırdığı gibi, her an her şeyden haberdar olmak bizi yormaya başladı. Sürekli bilgi akışı, yüz yüze görüşmeden, insanlarla temas etmeden yaşam arttı. Yeniliklere yetişmek, hayatımızı kolaylaştırmak yerine zorlaştırdı. Bu da strese neden olmaya başladı ve kişilerin depresyona yatkınlığını artırdı.

    YALNIZLIK

    Yaşam koşulları, çalışma şartlarının yoğunluğu kişileri yalnızlaştırdı. Günün stresinden dolayı insanlar birbirleriyle görüşmez oldu. Kapı komşumuzu bile tanımıyoruz. Bütün sıkıntılarımızla tek başımıza baş etmek durumunda kalıyoruz. Bu da genel olarak insanları ruhsal olarak yormaya başladı.

    BOŞANMALARIN ARTMASI

    Kadın ve erkeğin birbirine tahammülü azaldı ve boşanmalar arttı. Oysaki boşanma sonrası yaşamla baş etmek evliyken oluğundan daha zordur. Çünkü kişinin sorumlulukları değişmemektedir. Yalnız kalmak, çocukların sorunları depresyona eğilimi artırmaktadır.

    STRESİN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLARIN SAPTANMASI

    Bugün yapılan bilimsel araştırmalarda pek çok hastalığın nedenleri arasında stres ve depresyon yatmaktadır. Kalp hastalıkları, tansiyon sorunları, şeker hastalığı, kanser gibi birçok hastalıkta, bu durum kanıtlandı. Stresle ve depresyonla baş etmek için kişiler daha çok psikiyatriste başvurmaya başladılar.

    PSİKİYATRİ HEKİMLERİNE ULAŞILMASININ KOLAYLAŞMASI

    Günümüzde hekim sayısının, hastane ve muayenehane sayısının artışıyla paralel olarak psikiyatrist sayısı da artmıştır. Dolayısıyla artık psikiyatriste ulaşmak ve gitmek daha kolaylaşmıştır.

    PSİKİYATRİSTE GİTMEKTEN KORKMAMA

    Daha önceleri psikiyatriste gitmek insanlar için utanılacak bir durum olarak algılanırdı. Ayrıca kişiler, çevresi tarafından deli damgası yemekten korkarlardı. Oysaki bugün birçok kişi bu yanlış yargıları aşmış durumdadır. Güncel streslerle baş edilemediğinde oluşan sorunları için daha cesaretli olarak psikiyatriste gidebilmektedir.

    PSİKOTERAPİLERİN HEM DAHA PAHALI OLMASI HEM DE DAHA FAZLA ZAMAN GEREKTİRMESİ

    Psikiyatrik tedavilerden psikoterapinin hem pahalı hem de uzun süreli olması, kişilerin daha kolay olan ilaç tedavisine yönlenmesini kolaylaştırdı. Hasta sayısının artışı ve psikoterapi için zamanın olmaması özellikle hastanelerde ilaç yazımını artırmıştır. Bu, bütün dünyada aynı olan bir durumdur.

    BİLGİNİN ARTIŞI

    Artık hepimiz herhangi bir sorunumuz olduğunda internete başvurmaktayız. Burada birçok konuda bilgiye rahat ulaşabiliyoruz. Ara sıra kirli bilgiler olsa da yaşadığımız sıkıntının ne olduğunu, kimden yardım almamız gerektiğini, nasıl bir yardım olacağını daha kolay öğreniyoruz. Bu sayede psikolojik sorunlarımız ya da psikolojik sorunların göstergesi olan fiziksel problemlerde psikiyatriste gitmenin doğru olacağını internetten öğrenebiliyoruz.”

  • Antidepresan İlaçların Sıkça Kullanılmasının Nedenleri Açıklandı

    Psikiyatrist Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, ilaçlar arasında en çok tartışılan gruplardan antidepresanların neden sıkça kullandığını açıkladı.

    Halk arasında tüm psikiyatri ilaçlarına antidepresan denildiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Antidepresan ilaçlar ilk olarak depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar olarak kullanılmaya başlandı. Bugün pek çok psikiyatrik bozuklukta bu ilaçlar kullanılmaktadır. Depresyon, kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı, panik bozukluk, sosyal fobi, uyku sorunları ve bunlar gibi birçok psikiyatrik durumda psikiyatri hekimlerince hastalara önerilmektedir. Esasen bu ilaçlar, tansiyon ilaçları ve şeker ilaçlarından pek de farklı değillerdir. Bu ilaçlarla ilgili en önemli bilgi, tanıdık önerisiyle kullanılmaması gerekliliğidir. Bazı kişiler arada sırada bir tane içerek iyileştiklerini düşünmektedirler. Bu tamamen yanılgıdır. Bu tip ilaçlar orta ve uzun vadede faydalı olmaktadır. Hatta en kısa kullanımı altı ay diyebiliriz” dedi.

    Antidepresan ilaçların oldukça yaygın kullanıldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Pek çok ülkede benzer şekildedir. Antidepresan ilaçlar diğer ilaçlar gibi yan etki yapabilmektedir. Yan etki oluştuğunda kişiler, kendilerine ilaç yazan hekime başvurarak ondan yardım istemelidirler. Psikiyatrik tedavilerin en önemli kısmı işbirliğidir. Dolayısıyla sorun olduğunda hekimle işbirliği yapmak gerekir” diye konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, doktorlarca antidepresan ilaçların sıkça yazılmasının 10 nedenini ise şöyle açıkladı:

    “Günümüz Şartlarının Zorluğu; Bundan elli yıl öncesinde hayat şartları bugünküne nazaran daha kolaydı. İnsanlar daha erken işten çıkmaktaydılar. Yollarda daha az zaman geçirmekteydiler. Güvenlikle ilgili sorunları bu kadar yoğun değildi. Bu durum sadece bizim için değil tüm dünya için böyleydi. Şartların zorluğunun artması, bu durumla baş etme zorluğunu artırdı. Kişilerin psikolojik sorunları daha fazla arttı.

    İnsanların Birbirine Destek Verememesi; Ne yazık ki günümüzde insanların gerek ulaşım imkânları gerekse bunun için gereken sürenin artışı birbirlerine destek vermelerini azaltmıştır. Ailelerin çocuklarına destek vermesi zorlaşmış, arkadaşlık ve dostluk ilişkileri azalmıştır. Dolayısı ile kişiler sorunlarla tek başlarına mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Bu da kişiyi depresyona sürükleyebilmektedir.

    Daha Fazla Uyarana Maruz Kalınması; Artık hayatımıza birçok yeni kavram girdi. Haberlere ulaşım, sosyal medya, bilgisayar oyunları, elektronik alışveriş, internetten kumar oynama gibi. Bunlar bizim hayatımızı kolaylaştırdığı gibi, her an her şeyden haberdar olmak bizi yormaya başladı. Sürekli bilgi akışı, yüz yüze görüşmeden, insanlarla temas etmeden yaşam arttı. Yeniliklere yetişmek, hayatımızı kolaylaştırmak yerine zorlaştırdı. Bu da strese neden olmaya başladı. Ve kişilerin depresyona yatkınlığını artırdı.

    Yalnızlık; Yaşam koşulları, çalışma şartlarının yoğunluğu kişileri yalnızlaştırdı. Günün stresinden dolayı insanlar birbirleriyle görüşmez oldu. Kapı komşumuzu bile tanımıyoruz. Bütün sıkıntılarımızla tek başımıza baş etmek durumunda kalıyoruz. Bu da genel olarak insanları ruhsal olarak yormaya başladı.

    Boşanmaların Artması; Kadın ve erkeğin birbirine tahammülü azaldı ve boşanmalar arttı. Oysaki boşanma sonrası yaşamla baş etmek evliyken oluğundan daha zordur. Çünkü kişinin sorumlulukları değişmemektedir. Yalnız kalmak, çocukların sorunları depresyona eğilimi artırmaktadır.

    Stresin Neden Olduğu Hastalıkların Saptanması; Bugün yapılan bilimsel araştırmalarda pek çok hastalığın nedenleri arasında stres ve depresyon yatmaktadır. Kalp hastalıkları, tansiyon sorunları, şeker hastalığı, kanser gibi birçok hastalıkta, bu durum kanıtlandı. Stresle ve depresyonla baş etmek için kişiler daha çok psikiyatriste başvurmaya başladılar.

    Psikiyatri Hekimlerine Ulaşılmasının Kolaylaşması; Günümüzde hekim sayısının, hastane ve muayenehane sayısının artışıyla paralel olarak psikiyatrist sayısı da artmıştır. Dolayısıyla artık psikiyatriste ulaşmak ve gitmek daha kolaylaşmıştır.

    Psikiyatriste Gitmekten Korkmama; Daha önceleri psikiyatriste gitmek insanlar için utanılacak bir durum olarak algılanırdı. Ayrıca kişiler, çevresi tarafından deli damgası yemekten korkarlardı. Oysaki bugün birçok kişi bu yanlış yargıları aşmış durumdadır. Güncel streslerle baş edilemediğinde oluşan sorunları için daha cesaretli olarak psikiyatriste gidebilmektedir.

    Psikoterapilerin Hem Daha Pahalı Olması Hem De Daha Fazla Zaman Gerektirmesi; Psikiyatrik tedavilerden psikoterapinin hem pahalı hem de uzun süreli olması, kişilerin daha kolay olan ilaç tedavisine yönlenmesini kolaylaştırdı. Hasta sayısının artışı ve psikoterapi için zamanın olmaması özellikle hastanelerde ilaç yazımını artırmıştır. Bu, bütün dünyada aynı olan bir durumdur.

    Bilginin Artışı; Artık hepimiz her hangi bir sorunumuz olduğunda internete başvurmaktayız. Burada birçok konuda bilgiye rahat ulaşabiliyoruz. Ara sıra kirli bilgiler olsa da; yaşadığımız sıkıntının ne olduğunu, kimden yardım almamız gerektiğini, nasıl bir yardım olacağını daha kolay öğreniyoruz. Bu sayede psikolojik sorunlarımız ya da psikolojik sorunların göstergesi olan fiziksel problemlerde psikiyatriste gitmenin doğru olacağını internetten öğrenebiliyoruz.”

  • Gaziantep’te Antidepresan İlaç İçen 3 Öğrenci Hastanelik Oldu

    Gaziantep’te antidepresan ilaç içtikleri iddia edilen liseli 3 kız öğrenci hastanelik oldu.

    İddiaya göre, bugün öğle saatlerinde Burak Mahallesi’nde bulunan bir lisede 3 kız öğrenci ilaç kullandıkları için fenalaştı. Öğrencilerin sabah okula geldikten sonra okulun tuvaletine giderek antidepresan ilaç kullandıkları ileri sürüldü. Okul idarecilerinin çağırdığı ambulansla Şehitkamil Devlet Hastanesine getirilen öğrenciler acil serviste tedavi altına alındı. İsimlerinin S.A. (15), M.A. (16) ve K.G. (16) olduğu öğrenilen öğrencilerin ilaçları neden kullandıkları bilinmezken, midelerinin yıkandığı ve gözetim altında tutuldukları öğrenildi. Öğrencilerin hayati tehlikesi bulunmadığı öğrenildi.

    Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.