Etiket: Antalyalı

  • Antalyalı kadınlar kahvehaneleri renklendirdi

    Antalya’da ‘Al Yazmalı Kadınlar’ gurubu, kahvehanelerde erkeler gibi tavla, okey oynuyor, canlı müzik eşliğinde el işi örüyor. Al Yazmalı kadınlar, el işiyle ördükleri dev elbiseleri ise yol kenarındaki ağaçlara giydirerek erkeklere ’Bu kahvehanede kadınlar da var’ mesajı veriyor.

    Muratpaşa Belediyesi tarafından açılan Al yazma Kadın Danışma Merkezi’ne bağlı ‘Al Yazmalı Kadınlar’ gurubu, kadınların erkekler gibi sosyal aktivitelerini yapabileceğine dikkat çekmek için, kendilerine yer ayrılan bir kahvehaneye giderek günlerini geçiriyor. Erkeklerin de yer aldığı kahvehanede bir araya gelen 20’ye yakın kadın, masalara oturarak sohbetler ediyor, tavla oynuyor, canlı müzik eşliğinde de el işi örüyor. Birbirinden farklı desenlerle yaptıkları el işi örgülerini ise, yine kahvenin bahçesinde bulunan dev ağaçlara giydirerek erkeklere’Biz de varız’ mesajı gönderiyor.

    “İz bırakıyoruz”

    Kahvehanelerde kadınların varlığının olduğunu göstermek için böyle bir etkinlik yaptıklarını belirten Al Yazma Kadın Danışma Merkezi üyelerinden Öznur Özçoban, “Al yazmalı kadınlarımız yaptıkları ürettikleri el işlerini burada devam ettirebiliyorlar. Sohbet ediyorlar, tavlasını, okeyini oynayabiliyorlar. En önemlisi sosyal yaşama dahil oluyorlar. Ördüğümüz örgüleri de bahçe kenarlarındaki ağaçlara giydiriyoruz. Sevgimizi gösteriyoruz, kadının elinin değdiğini belli etmek için iz bırakıyoruz” dedi.

    “Erkekler oynuyorsa, biz de oynuyoruz”

    Al Yazmalı kadınlardan Hüleyda Yavuz, “Hem örgü ördük hem tavla oynadık. Bize böyle bir yerde yer verildiği için çok mutluyuz. Kadınlar için çok gurur verici bir şey bu. Artık biz de kahvede oturabiliyoruz” diye sevincini paylaşırken, yine Al Yazmalı kadınlardan ev hanımı Leyla Dağdelen, “Erkekler kahveye geliyor oyun oynuyor, biz de gelip oynuyoruz, örgü örüyoruz. Ördüklerimizi ağaçlara da giydirip duygularımızı gösteriyoruz” diye konuştu.

  • Antalyalı bal üreticisi akademisyenden Prof. Dr. Canan Karatay’a cevap

    Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Organik Tarım Bölümü Öğretim Görevlisi, Gıda Yüksek Mühendisi Arıcılık Uzmanı İbrahim Yavuz, Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’ın, balla ilgili açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını, Türkiye’de 60 bin bal üreticisi olduğunu belirterek “Bal yemeyin demek safsatadır” dedi.

    Akdeniz Üniversitesi Organik Tarım Bölümü Öğretim Görevlisi, Gıda Yüksek Mühendisi Arıcılık Uzmanı İbrahim Yavuz, Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’ın, “Ömrünüzün kısalmasını istemiyorsanız kesinlikle bal yemeyin, bal sıvı şeker” sözlerine tepki gösterdi. 25 yıldır arıcılık yapan ve aynı zamanda akademisyen olan İbrahim Yavuz, balın tarih boyunca insanların bugüne kadar kullandığı en doğal gıdalardan birisi olduğunun altını çizdi.

    1 yaşındaki bebekten sonra her yaştaki kişinin balı rahatlıkla tüketebileceğini dile getiren Yavuz, balın doğal antioksidan ve sağlık açısından biyo yarayışlılığı yüksek bir gıda maddesi olduğunu kaydetti.

    “Talihsiz açıklama”

    Son dönemde bal ile ilgili çeşitli spekülasyonlar yapıldığını hatırlatan Yavuz, “Balın içinde yüzde 65 şeker kompozisyonu var. Balın zararlı olduğunu, balın sıvı şekerden başka bir şey olmadığını söylemek, tamamiyle talihsiz bir açıklamadır. Balı, toz şekerden, glikozdan, mısır şurubundan ayırmak gerekir. Bal sadece şeker değildir. Bal içeriğinde arının topladığı nektar, polenden salgıladığı özel bir sıvıdır. Tatlı şifalı olan bir sıvıdır” dedi.

    “Uzman kişiler konuşmalıdır”

    Bal ile ilgili konuşurken dikkatli olunulması gerektiğinin altını çizen Yavuz, “Doğru ve uzman kişiler bal konusunda konuşmalıdır. Arı ürünlerine şifa apiterapi olarak bakmak gerekir. Arı zehir değildir, tam tersi zehri bile bir şifadır. Bal, polen, propolis bir şifadır. Balı üçe ayırabiliriz. Hiç şeker vermeden üretilen bal. Yani arının üremesi için bahar aylarında verilen şekerin hiçbir mahsuru yoktur. Haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim aylarında arıya hiç şeker vermeden bal üretimi bu birincisi yani şekersiz bal. İkincisi üreticilerin yaklaşık yüzde 5’ini kaplayan mısır şurubu verip bal üretenler var. Üçüncüsü ise hiç arı görmemiş tamamiyle glikoz şurubundan üretilen sahte bal. Aslında bal değil aromalı şuruptur” diye konuştu.

    Yavuz, “Canan Karatay, -Çin’den ithal edilen bal aromalı şurup ne olacak- diyor. Hocaya ben de buradan sesleniyorum, aromalı şurup zaten bal değil. Bal olarak satılması tehlikeli. Satıldığında ve insanlar bunu bal diye yediğinde tehlikeye düşüyor. Arıcının ürettiği gerçek bir bal değildir. Bunun altını çizmek istiyorum” dedi.

    Türkiye’de 56 bin aracı olduğunu kaydeden Yavuz, “Hobi olarak yapanları da eklersek sayı 60 bin. Konuştuğumuz her cümlenin karşıda oluşturduğu bir etki var. O yüzden ben hocaya konuşurken itidal çağrısı yapıyorum. Onu yemeyelim, bunu yemeyelim. Ne yiyecek insanlar. Ekmek de, bal da, meyve de, sebze de tüketelim. Ama hepsinin bir ölçüsü, dikkat edilmesi gereken oranı var. Kişisel oran, boy kilo sağlık durumu var. Hocanın bunlara göre açıklama yapması daha faydalı olur” ifadelerini kaydetti.

    ‘Bal yemeyin’ söylemini yanlış bulan Yavuz, “25 yıldır arıcılık içindeyim. Bal yemenin bugüne kadar zararlı olduğu gösteren hiçbir bilimsel açıklama yok. Araştırma da yok. Varsa da Canan Karatay’la her ortamda çalışmaya, tartışmaya hazırım. Şeker ve diyabeti olan bir hastanın bal yemesini zaten önermiyoruz. ’Balı yemeyin’ demek safsatadır. Kesinlikle bal yenilmeli ve tüketilmelidir. Canan Karatay’ın söylediklerini dikkate alın ama her söylediğini dikkate almayın” dedi.

    Canan Karatay’ın eski bal yiyin sözlerini de eleştiren Yavuz, “Eski üretilen ballar iyi şu anda üretilen ballar kötü diye bir açıklama yapmak insanları yanıltıyor. Bu tür cümlelerden uzak durmak gerekiyor. Ülkemizde eski arılar da var, eski arıcılar da var, eski bitkiler de var. Yeter ki doğru kaynaktan katkısız üretilmiş olsun, ürün gerçek ve doğal olsun” açıklamasında bulundu.

  • Antalyalı kadınlar yüksek topukladı

    Bu yıl 12’ncisi düzenlenen Runatolia Uluslararası Antalya Maratonu kapsamında gerçekleştirilen Yüksek Topuk Koşusu’nda kadınlar en az 7 santimetre yüksekliğindeki topuklu ayakkabıyla 100 metre koştu. Renkli görüntülere sahne olan yarışı, düşmemek için ayakkabılarını bantlayan 7’si yabancı 24 kadından üniversite öğrencisi Ezgi Erdem kazandı.

    Antalya’da bu yıl 12’ncisi düzenlenen Runatolia Uluslararası Antalya Maratonu kapsamındaki ’Yüksek Topuk Koşusu’ Muratpaşa Kent Meydanı’nda yapıldı. Startı Aleyna Tilki tarafından verilen yarışmada 7 santimetre yüksekliğindeki topuklu ayakkabıyla 100 metre koşan kadınlar, birinciliği elde edip 2 bin lira ödül kazanmak yarıştı. Kadınlar yarış öncesi, parkurda düşmemek için topuklu ayakkabıyı ayaklarına bantlayarak önlem aldı. Koşuya hazırlanan kadınlara eşleri ve çocuklarının yardım ettiği gözlendi. Yarış alanına gelen 7’si yerleşik yabancı 24 kadın topuk yüksekliği ölçülerek, başlangıç çizgisine girdi.

    Gruplar halinde koşan kadınlar, 100 metre uzunluğundaki parkurda düşmeden bitiş çizgisine ulaşmak için mücadele etti. Yarış sonunda birinci olan Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi Yüksekokulu öğrencisi 2 bin TL, ikinci olan öğretmen ve spor hocası Zuhal Kaya bin 500 TL, üçüncü Duygu Ekinci bin para ödülünün sahibi oldu. Dereceye girenlere ödülleri Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ve bir AVM’nin müdüleri tarafından takdim edildi.

    En yaşlı katılımcı

    Yüksek topukların en yaşlı yarışmacısı 67 yaşındaki emekli öğretmen Leman Erzurum, “Şans eseri gördüğüm bir standa sorduğum sorunun ardından kendimi yarış içinde buldum. Katıldım ama derece yapamadım. Heyecana kapıldım, iyi çıkış yapsam belki iyi olurdu. Ama bir dahaki yarışta derece alacağım” dedi.

    5 yıldır yarışmaya katıldığını aktaran Duygu Ekinci, “3 yıldır ikinci oluyorum. Koşmayı çok seviyorum. Yüksek topuğu günlük hayatımda fazla kullanmıyorum. Kendime güvendiğim için koşmaya katıldım ve macera amaçlı girdim. İlk 3 içinde yer almayı bekliyorum” dedi.

    İlk kez katıldı

    Yarışmanın birincisi 21 yaşındaki Ezgi Erdem, “İlk kez katıldım. Reşit değilken yaşıtlarım bu yarışmaya katılmış ama ben katılamamıştım. O zamandan bu yana katılmak istiyordum. Heyecanlıydım, düşeceğim diye korkuyorum ama kazandığım için mutluyum” diye konuştu.

    Yarışmada ikinci olan 27 yaşındaki Zuhal Kaya, televizyonda gördüğü yüksek topuk yarışmasına bu yıl katılarak, heyecanlı olmasına rağmen derece elde ettiğini vurguladı.

    Diğer koşular

    Runatolia’da Terracity RUN adıyla halk koşusu, minik adımlar yarışları da gerçekleştirildi.

    Terracity RUN’da da 2 bin Antalyalı koşarak ya da yürüyerek Fener Mahallesindeki 4 kilometrelik parkurda yarıştı. Renkli görüntülerin yer aldığı halk koşusuna STK’ların da katılarak, kadına şiddet, yaşlanma ve çeşitli hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla pankartlar eşliğinde koştukları görüldü. Koşuya, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal da eşi Ümran Uysal ile katıldı.

    Başkan Uysal, Muratpaşa Belediyesinin ev sahipliği yaptığı etkinliğe Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gelenlerin olduğunu belirterek, hep birlikte barışa, kardeşliğe, sevgiye hizmet eden güzel bir sportif aktivite olduğunu kaydetti. Başkan Uysal, her türlü şiddete karşı olduklarını da sözlerine ekledi.

  • Antalyalı biber üreticilerinden biberde zirai ilaç kullanımı haberine tepki

    ANTALYA (İHA) – Antalya’nın Kumluca ilçesindeki üreticiler, özel bir televizyon kanalında biberlerin uzun ömürlü olması için zirai ilaç kullanıldığı iddiasına tepki gösterdi.

    Kumluca’lı üreticiler, 9 Şubat akşamı bir televizyon kanalında biberlerin uzun ömürlü olması için zirai ilaç kullanılıyor iddialı haberine tepki gösterdi. Kumluca Ziraat Odası Başkanı Süleyman Kayhan, Kumlucalı çiftçilerin biberlerde zirai ilaç kullanmadıklarını, biyolojik mücadele olarak bilinen böcekli üretim yaptıklarını ve haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Kayhan, “Biyolojik mücadelede faydalı böcekler zararlı böcekleri yiyor. Böceklerin olduğu serada zirai ilaç kullanırsak böcekler ölür. Ölürse de yerine yenisini almak maliyeti ikiye katlar ve zarar ederiz. Basında duyduğumuz haberlerde, biberlerin lastik gibi olduğu, kırılmadığı, bunun sebebinin de uzun ömürlü olsun diye zirai ilaç kullanıldığı iddia ediliyor. Biberlerin lastik gibi uzaması kimyasal ilaçlardan kaynaklanmıyor. Ağacından toplanan biberlerin İstanbul ve Ankara gibi şehirlere uzun sürede ulaştığından veya raflarda uzun süre bekletildiği için biberin suyunu kaybediyor, bu yüzden lastik gibi uzuyor” dedi.

    Mavikentli Biber Üreticisi Hasan Karabaş ise zararlı böcekleri yiyen faydalı böceklerle biber ürettiğini ve biberlerin uzun ömürlü olması için hiçbir ilaç atmadıklarını söyledi. Bir başka üretici Dursun Akıncı ise “Biz seralarda ilaç, gübre kullanmıyoruz. Bizim ilacımız gübremiz biyolojik mücadele böcekleridir. İlaç kullanırsak böceklerimiz ölür. Kesinlikle seralarımıza kimyasal ilaç giremez” ifadelerini kaydetti.

  • Antalyalı iş adamının kayıp oğlu boğularak öldürülmüş halde bulundu

    Antalya’da eski belediye meclis üyesi ve iş adamı İsmail Erten’in 29 yaşındaki oğlu Süleyman Erten’in dün sabah saatlerinde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından kaçırılmasının ardından kötü haber geldi. Jandarma ekipleri şüpheli S.K’nın yakalanmasından sonra verdiği ifadeden yola çıkarak Süleyman Erten’in cansız bedenine ulaştı. Süleyman Erten’in boğularak öldürüldüğü anlaşıldı.

    Olay, dün sabah 10.00 sıralarında Aksu’da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 29 yaşındaki Süleyman Erten, Yenigün Mahallesi’ndeki işyerinden çağrıldığı havalimanı kavşağı yakınlarına gittiği 06 FY 2514 cipiyle birlikte kimliği belirsiz silahlı 2 kişi tarafından kaçırıldı. Kaçırılmanın ardından baba İsmail Erten olayı hemen Aksu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirdi. Erten, emniyette oğlunun Aksu ilçesi Topallı Mahallesinde 06 FY 2514 plakalı cipine binerken silahlı S.K. isimli bir kişi tarafından kaçırıldığını görenlerin olduğunu söyledi.. Baba Erten’in başvurusu üzerine Antalya Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Süleyman Erten’in bulunduğu cipi bulmak için çalışma başlattı. Bugün sabah saatlerinde Korkuteli ilçesi Naldöken Yolunda bir cipin yandığını gören vatandaşlar itfaiye ve jandarmaya haber verdi. Olay yerine gelen jandarma ekipleri yanan aracın Erten’e ait 06 FY 2514 plakalı cip olduğunu belirledi. Yangın itfaiye ekiplerince söndürülürken araçta ceset bulunmadığı belirlendi.

    S.K’nın verdiği ifade cesede ulaştırdı

    Olayı araştırmayı süren jandarma ekipleri şüpheli S.K’yı gün içerisinde yakaladı ve sorguya aldı. Sorgu esnasında alınan ifadesinden yola çıkan jandarma ekipleri eski Antalya Korkuteli Karayolu Korucak Mevkiinde boğularak öldürülmüş cesede ulaştı. Olayın duyulmasının ardından 29 yaşındaki Süleyman Erten’in yakınları olay yerine gitti. Jandarma ve Cumhuriyet Savcısı olay yerinde inceleme yaptı.

    “Valilikten olayla ilgili açıklama”

    Süleyman Erten’in kaçırılarak öldürülmesi ve kendisine ait aracın yakılmasıyla ilgili olarak Antalya Valiliğinden yapılan “Pazartesi günü saat 10.00 sıralarında Süleyman Erten’in kaçırılması olayının meydana geldiği ile ilgili 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildiği ve yapılan araştırmalar sonucunda Erten’in kimliği tespit edilemeyen iki şahıs tarafından elleri bağlanarak 06 FY 2514 plakalı araçla kaçırıldığının belirlendiği ifade edildi. Yazılı açıklamada Antalya İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Süleyman Erten’e ait aracın Korkuteli ilçesi Küçükköy Mahallesi Ballık Mevkiinde kasten yakıldığı ve olay failinin S.K isimli şahıs olduğu tespit edildi. Gözaltına alınan fail S.K ilk ifadesinde ‘Süleyman Erten’i alacak meselesi nedeniyle boğarak öldürdüğünü ve Korkuteli-Antalya eski yolu 3. kilometresinde bulunan Korucak Mevkiine bıraktığını’ itiraf etmiştir” ifadeleri kaydedildi.