Etiket: Annenin

  • Annenin kaburgasından oğluna kulak

    Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesinde doğuştan sol kulağı bulunmayan bir kişiye, annesinin kaburgasından alınan kıkırdakla kulak yapıldı. Dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle takılan kulak, geçici bir süre karına monte edilerek 1 yıl boyunca da bekletildikten sonra yapılan başarılı ameliyatla yerine dikildi.

    Gaziantep’te kulağı olmadan doğan 22 yaşındaki Ümit Gül, geçirdiği onlarca başarısız ameliyattan sonra çareyi annesinin kaburgasında buldu. Prof. Dr. Mehmet Mutaf, yaklaşık 3 yıl süren operasyonlarla anne Ayşe Gül’ün kaburgalarından aldığı kıkırdağı, oğlu Ümit Gül’ün vücudunda bir yıl bekletti. Doku uyuşmazlığı olmadığının kesinleşmesi üzerine kıkırdak karından çıkarılarak Ümit Gül’e nakledildi. Yapılan tedavi ve operasyon ise hastanın kendisinden değil de bir başkasından kıkırdak nakledildiği için dünyada bir ilk olarak tıp literatürüne girdi.

    Oğlunun daha önce geçirdiği birçok operasyonun başarısız olduğunu söyleyen anne Ayşe Gül, “Yapılan ameliyatlar sonucu oğlumun vücudunda kıkırdakları kalmadığı için ben kendi kıkırdaklarımın alınmasını talep ettim. Hocamız başarılı bir operasyonda benden alınan kıkırdaklardan oğlumun kulağını yaptı. Ameliyat yaklaşık 3 yıl süren tetkiklerin ardından gerçekleşti. Oğlum her geçen dün daha iyiye gidiyor. Biz yıllardır ailecek çok zor zamanlar yaşadık. İnsanın evladıyla sınanması da daha zormuş onu öğrendim. Oğlum kulağının olmamasından dolayı nişanlısı tarafından terk edildi. Bunun üzerine intihara kalkıştı. Allah’a çok şükür şu anda Prof. Dr. Mehmet Mutaf sayesinde oğlumun durumu her geçen gün daha da iyiye gidiyor’’ ifadelerini kullandı.

    Küçüklüğünden beri kulağı olmadığı için çok zor zamanlar yaşadığını söyleyen Ümit Gül, “Evden dışarı çıkmak istemiyordum, saçlarımı uzatıyordum kulağımın olmadığının gözükmesini istemiyordum. Arkadaşlarımın neden böyle olduğumu sorunca moralim bozuluyordu. Ben de dayanamadım ve doktorumun yanına geldim bana yardımcı oldu ve hiçbir işlem için tek kuruş bile almadı. Anneme de çok teşekkür ederim o olmasaydı bu ameliyat olmazdı. Çünkü önceleri başka doktorlar tarafından o kadar başarısız operasyonlar geçirdim ki hem kulak yerimin derisi kullanılamaz hale geldi hem de vücudumda kulağım için kullanılacak kıkırdak kalmadı’’ diye konuştu.

    Gaziantep Üniversitesinde yapılan ve tıpta dönüm noktası sayılacak kulak nakli ameliyatını yapan dünyaca ünlü Prof. Dr. Mehmet Mutaf ise yaptığı açıklamada, “Hastanın kendi kıkırdağı kullanılmadan başka bir kişiden alınan kıkırdakla yapılan kulak yapımı ameliyata dünya ilk olma özelliği taşıyor. Anneden alınan kıkırdak hastamızın göğüs kafesinde 1 yıl bekletildi. Bekletilmesinin nedeni ise kıkırdağın hastaya uyum sağlayıp sağlamayacağıydı. Kıkırdak uyum sağladığını tespit edince kulak yapımı işlemini gerçekleştirdik. Bu yöntemle kulak yapımı ameliyatı dünyaya örnek teşkil ediyor ve tarihi bir dönemin başlangıcı sayılacak’’ şeklinde konuştu.

  • 3.5 yaşındaki kızı babası tarafından kaçırılan annenin feryadı

    Kızını dünyaya getirdikten sonra Danimarka’da devleti tarafından kızı elinden alınan ve 3.5 yıllık mücadelenin ardından kızı babası tarafından Türkiye’ye kaçırılan S.A., bir an evvel kızına kavuşmak istiyor.

    Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yaşayan S.A. 3.5 yaşındaki kızını dünyaya getirmesinin ardından başlayan zorlu günler devam ediyor. Devlet, 3.5 yıl önce kızı S.A’ya hamileyken başlayan ve doğum sonrasında devam eden hamilelik depresyonu nedeniyle doğumdan 20 gün sonra kızını anneden aldı. Kızını geri alabilmek için 3.5 yıl mücadele eden anne S.A., geçtiğimiz 24 Mart’ta kızına kavuştu. Kızının kendisine alışması için olağanüstü çaba sarf eden acılı anne, 2 Mayıs günü yaşadığı şokla bir kez daha yıkıldı. Doğumundan sonra bağrına basabilmek için sosyal yetkililerle 3.5 yıl mücadele eden annenin mutluluğu kısa sürdü. Eşi T.A. kızını annesinin haberi olmadan, kızın devam ettiği yuvadan alıp Türkiye’ye kaçırdı.

    “Ailesi de biliyordu ve hazırlıklıydılar”

    Olay gününü anlatan anne S.A., “Kızımın kaçırıldığı gün eşimde tuhaflıklar vardı. ‘Sen son zamanlarda çok yoruldun, yıprandın. Bugün biraz dinlen, K.’yi yuvaya ben bırakayım,’ dedi. Ben de böyle bir şey yapacağını hiç aklıma getirmediğim için tabii ki kabul ettim. Ama akşam olup hava kararınca ve saatler ilerleyince ve eşim kızımla eve dönmeyince şüphelenmeye başladım. Defalarca telefon açtım, ama eşimin telefonu kapalıydı. Türkiye’deki ailesini aradım onlar da önce telefonda konuşmak istemediler” ifadelerini kullandı.

    “Pasaport ve elbiselerini bulamayınca anladık”

    “O gün akşamüzeri ve akşam saatlerinde tam 70 kez eşimi aradım” diyen anne A., “Sık sık balık tutmaya giderdi, yine balığa çıktığını, İsveç’e kızımla balık tutmaya gittiğini ve balık tutarken telefonunu denize düşürdüğünü söyledi ailesi bana. Ailesi de eşimin planlarından haberdardı ve hepsi biliyordu aslında” ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde K’nin odasındaki dolapta elbiselerinin, pasaportu ve sağlık kartının da yerinde olmadığını fark ettiğini belirten S.A., eşinin Kopenhag’dan ayrıldığını öğrendiğini söyledi. “Pasaportunun ve elbiselerinin evde olmadığını öğrendiğimde yıkıldım. Kızımın kaçırıldığını o zaman anladım,” diyen S.A. hemen polise başvurarak ihbarda ve suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.

    “Kızını kaçırdım, onu bir daha göremeyeceksin”

    Aynı gece saat 23.15 sularında eşinin kendisini arayarak, “Kızını kaçırdım. Onu bir daha göremeyeceksin. Ben kızımı senden değil, annesinden değil, hastalıklı Danimarka sosyal sisteminden kaçırdım,” dediğini söyleyen S.A. bir an önce kızına kavuşmak istediğini söyledi. Kızının babası tarafından kaçırıldığı günden beri kızının odasına giremediğini anlatan S.A. bahçede yerde duran bisikleti bile yerinden kaldırmaya cesaret edemediğini söyledi.

    “Kızımın anne hakkını gasp etti”

    Danimarka’da doğup büyüyen ve T.A. ile 2012 yılında evlenen S.A., “Danimarka’ya bir türlü alışamadı ve burayı sevmedi. Danimarka’nın her şeyini kendisi ve kızımız için tehdit olarak görüyordu. Kendisiyle sık sık geçimsizlik yaşıyordum. Ama böyle bir şey yaparak sadece beni cezalandırmadı mutsuz etmedi, kızımın bir anneye sahip olma hakkını da gasp etti. En çok ağırıma giden ve beni mutsuz eden de budur” dedi. Anne A. Danimarka mercileri nezdinde harekete geçtiğini, sosyal yetkililerin Danimarka Çocuk ve Sosyal İşler Bakanlığına başvurmak üzere gerekli girişimlere başladığını söyledi.

  • (Özel Haber) Bir annenin feryadı

    Bartın’da yaşayan Erdal ve Temrin Acar’ın 8 yaşındaki kızları, 1 yıl içinde tedavi edilmezse görme yetisini kaybedecek. Bankalara ve esnaflara borçlanan aile, kızlarının tedavisi için hayırseverlerin desteğini bekliyor.

    Bartın’ın Kozcağız Beldesi’nde yaşayan 8 yaşındaki Ezgi Acar, 1,5 yaşından bu yana şaşılık tedavisi gördüğü sağ gözünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya. Baba Erdal ve anne Temrin’in bankalara ve piyasaya olan borçları yüzünden girdikleri ekonomik sıkıntılar nedeniyle tedavisi yarım kalan küçük kız, 1 yıl içinde tedavi edilmezse görme yetisini kaybedecek.

    Kızlarının tedavisi için hayırseverlerden yardım beklediklerini belirten anne Temrin Acar, “Kızımın gözünde şaşılık var. 1,5 yaşında başladı hastalığı. İlk önce özel bir hastaneye götürdük. Tedaviye orada başladı. Orası maliyetli olduğu için bir süre sonra bırakmak zorunda kaldık” dedi.

    “Mecbur özel hastaneye gittik”

    Kızının devlet hastanesinde tedavi olamadığını kaydeden Acar, “Sonrasında devlet hastanesine getirdik. Devlet hastanesinde şaşılığa bakılamayacağı ve Zonguldak’a gitmemiz gerektiği söylendi. Biz de Zonguldak’a gittik. Sonrasında yine devlet hastanesine geldik. Hastanedeki doktor bu kez Ankara’daki üniversite hastanesine gönderdi. Oraya gittik ve orada tedaviye başladık. Haziran ayında kontrole gittiğimiz doktorumuz gözünün daha da kötüye gittiğini ve görme sorunlarının başladığını belirtti. Kızım orada 2014 yılının haziran ayında ameliyat oldu. Ameliyattan sonra bir kez kontrole götürebildik. Sonrasında 2016 yılının haziran ayına kadar maddi koşullarımız el vermediği için kontrole götüremedik” diye konuştu.

    “9 yaşından sonra tedavi imkansız”

    Özel hastaneler arasında mekik dokuyan çaresiz anne, “Bu nedenle oradaki tedaviyi bırakmak zorunda kaldık. 2017 yılının birinci ayında da İstanbul’da özel bir hastaneye gittik. Oradaki doktorumuz gözün tembelliğe başladığını ve görmesinin çok azaldığını ifade etti. Kızımın kör olabileceğini ve ameliyat olması gerektiğini ifade etti. Bunun için de bu yılın son yıl olduğunu ve sonraki yıllarda tedavinin imkansız hale geleceğini aktardı” şeklinde konuştu.

    “Bizim imkanımız yok”

    Hayırseverlerden yardım beklediklerini ifade eden Acar, şöyle devam etti:

    “Kızım 8 yaşında. Tedavisi 9 yaşına kadar oluyormuş. Orası da şu anda çok maliyetli. Bunun için de bizim imkanımız yok. Kızımızın hastalığı için krediler çektik ve hem bankalara hem de esnaflara borçlara girdik. Şu an icralık durumdayız ve tedaviye devam edemiyoruz. Eşim özel sektörde çalışıyor. Bu nedenle devletten yardım alamadık. Ocak ayından bu yana maddi durumumuzun olmaması nedeniyle doktora götüremiyoruz. Hem yol parası, hem tedavi masraflarını karşılayamıyoruz. Bu nedenle hayırseverlerden yardım bekliyoruz. Kızımın tedavisi için maddi olanağımız yok. Anne ve baba olarak çok üzülüyoruz. Bir anne olarak kızımın rahatsızlığına çok üzülüyorum. Elimizden bir şey gelmiyor. Herkesten yardım bekliyoruz. Bize yardım edecek olan herkese şimdiden Allah razı olsun diyorum.”

  • Suriyeli annenin yürek burkan Anneler Günü

    Suriyeli anne, Anneler Günü’nde iki hafta önce ölen oğlunun giysilerine sarılarak gözyaşlarına boğuldu.

    Annelerin en mutlu günlerinden bir tanesi olan Anneler Günü’nde üzgün kadınlar da vardı. Suriye’nin Halep kentinde Esat’ın uçaklarının bombardımanında 4 kardeşi ölen Remziye Berbuş’ta (39) Anneler Günü’nü üzüntü içerisinde geçirdi.

    Remziye Barbuş 2 yıl önce eşi Salih, oğlu Mustafa ve küçük kızları Melek ile savaştan kaçarak Türkiye’ye sığındı. İstanbul’da tutunamayan aile bir yıl önce Sivas’a yerleşti. İki hafta önce 11 yaşındaki oğulları Mustafa, Yiğitler Mahallesi’nde bisiklet kullanırken hızlı ve dikkatsiz şoförün kullandığı halk otobüsünün altında kalarak hayatını kaybetti. Anne Remziye olay yerinde sinir krizleri geçirirken aradan geçen iki haftaya rağmen yüreğindeki evlat acısı hafiflemedi.

    Suriyeli çilekeş annenin acıları Anneler Günü’nde yeniden canlandı. Birçok anne Anneler Günü’nü çocukları ile bir arada geçirirken o oğlunun fotoğrafı, elbiseleri ve küçük kızı Melek’e sarılarak gözyaşları döktü.

    Mustafasız Anneler Günü

    Remziye Berbuş, oğlu Mustafasız geçen Anneler Günü’nün kendisini üzdüğünü belirterek, “Suriye savaşından kaçarak Türkiye’ye geldik. Orada benim dört kardeşim şehit oldu. Birçok akrabamız şehit oldu. Burada kazanın yaşandığı gün Mustafa okuldan eve geldi. Yemeğini yedikten sonra bisiklet binmek için dışarıya çıktı. Öğle saatlerinde sana kazının haberi geldi. Mustafasız bir anneler günü benim için çok zor. Ben çok üzülüyorum. Mustafa çok iyi çok akıllı bir çocuktu” dedi.

    Suriyeli Mustafa’yı özleyenler arasında minik kardeşi Melek de var. Melek de annesi gibi abisine ait giysilere sarılıp sürekli ağlıyor. Baba Salih Berbuş, oğlunu ezen sürücünün aşırı hızlı olduğunu iddia ederek adaletin uygulanıp sürücüye hak ettiği cezanın verilmesini istedi.

    Mustafa’dan geriye kalan, gözü yaşlı bir aile ve bisikleti ile çekilen görüntüleri oldu.

  • Uludağ’daki kızak faciasında savcı annenin beraatını talep etti

    Uludağ’da 7 yaşındaki kız çocuğunun hayatını kaybettiği kızak kazasıyla ilgili davada 15 yıla kadar hapsi istenen annenin savcı beraatını talep etti.

    Olay, 25 Ocak 2015 Pazar günü Uludağ’da meydana geldi. Bir kamu kurumunda memur olan Ceyda U. (35), kızları Zeynep (13) ve Elif (7) ile birlikte sömestr tatilinde Uludağ’a geldi. İsmail T.’ye (40) ait kızak kiralama yerine giden Ceyda U., personel olarak çalışan Bahadır G.’den (36) kızak kiraladı. Anne, kızları ile birlikte 250 metre uzunluğundaki Bülent T.’ye (58) ait pistte kızak yaparken kontrolünü kaybetti. Zeynep kızaktan düşerken, anne Ceyda ile Elif U. 5 metre yüksekliğindeki dere yatağına yuvarlandı. Kafasını kayaya çarpan küçük kız Çekirge Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    Olayın ardından kusurlu bulunan anne Ceyda U. hakkında ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan 2 ile 15 yıl, diğer şüpheliler Bülent T., Bahadır G. ve İsmail T. hakkında ise ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet verme’ suçlarından 2 ila 18 yıl arası hapis cezası talebiyle 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

    İlk duruşmadaki ifadelerini tekrarlayan Bahadır G., “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Olay tarihinde İsmail T.’nin kızak ve motor kiralama iş yerinde eleman olarak çalışıyordum. Olay günü Karayolları çalışma yapmıştı. Bizim pist bozuk olduğu için kızak kiraya veremiyorduk. Sanık Ceyda U., gelip benden kızak kiralamak istedi. Ben de pistin bozuk olması sebebiyle kiralık kızak veremeyeceğimi söyledim. Bana, çocukların hevesini kırma, bize yardımcı ol dedi. Ben de vicdan yaptım. Başkasına kızak vermediğim halde, Ceyda’ya 20 lira karşılığında kızak verdim. Kazanın nasıl ve nerede olduğunu bilmiyorum” dedi.

    “Çığlık atarak yardım istediğimi hatırlıyorum”

    Anne Ceyda U. ise, bilirkişi raporundaki ifadesinde şunları söyledi:

    “Küçük kızak bulamadığım için normal bir kızak kiralamak istedim. O da bana kazanın olduğu yeri göstererek, ’Bu alan bizim bölgemiz, burada kaymak zorundasınız’ dedi. 20 lira karşılığında kızağı kiraladım ve memuriyet kimliğimi verdim. Daha sonra ben ve iki kızım kızağı binerek aşağı doğru kamaya başladık. Bizim gibi o bölgede kayan çok insan vardı. Kızağın hızı artınca ben kontrolümü kaybetmeye başladım. Orada bulunan birkaç kişiye çarptım. Bunun üzerine büyük kızım kızaktan düştü ve yuvarlandı. Etrafta tabela ve file yoktu. İleride bir tümsek olduğunu gördüm. Tümseğe geldiğimizde duramadım ve 3-4 metre aşağıdaki dere yatağına düştük. Düştüğümüz yerde kaya parçaları vardı. Kızımın durumu çok iyi değildi. Sonra çığlık atarak yardım istediğimi hatırlıyorum. Bu kazanın yaşanmasında ihmali olan kişi ve kurumlardan şikayetçiyim”.

    Olay yerinde yapılan keşfin ardından cumhuriyet savcısı, anne Ceyda U., Bülent T. ve İsmail T.’nin beraatlarını talep etti. Savcı, Bahadır G.’nin ise 15 yıla kadar hapsini talep etti. Dava karara bağlanmak üzere ileri bir tarihe ertelendi.