Etiket: Annenin

  • Şarj kablosuyla oğlunu öldüren annenin yargılanmasına başladı

    Zonguldak’ta 3 yaşındaki oğlunu cep telefonunun şarj kablosuyla boğarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan annenin yargılanmasına başlandı.

    12 Temmuz 2017’de Gökçebey İlçesine bağlı Bakacakkadı Beldesi’nde meydana gelen olayda iddiaya göre Gülveren Aydemir, kahvaltı için bakkala ekmek almaya giden eşi Olcay Aydemir’in ardından yatak odasında uyuyan oğlu Emir Can’ın yanına gitti. Eve gelen Olcay Aydemir, evin kapısını açamayınca pencereden içeri girdi. Oğlunu hareketsiz eşini de hap içmiş ve bilekleri kesilmiş halde bulan Olcay Aydemir, sağlık ekiplerine haber verdi. Sağlık ekipleri Emir Can’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Hastaneye kaldırılan Gülveren Aydemir ise tedavisinin ardından tutuklandı. Yapılan incelemede Emir Can’ın sarj kablosuyla boğularak öldürüldüğü tespit edildi.

    Mahkemede gözyaşlarına boğuldu

    Gülveren Aydemir hakkında ’altsoydan akrabayı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla dava açıldı. Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tutuklu sanık Gülveren Aydemir, ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkemede ağlayan ve gözyaşlarına boğulan Gülveren Aydemir, savunma yapamayacağını söyledi. Aydemir’in avukatı sanığın bir sonraki duruşmada savunma yapması için süre verilmesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.

  • Oğlu evinin önünden dövülerek kaçırılan annenin acısı dinmiyor

    Mersin’de iki arkadaşı tarafından evinin önünden dövülerek kaçırılan 22 yaşındaki gençten 635 gündür haber alınamıyor. Ailenin şikayeti üzerine genci kaçırdığı iddia edilen zanlılar yakalanıp tutuklanırken, anne Sinem Serbest ise oğlunun artık bulunmasını istiyor. Serbest, “Büyük ihtimalle oğlumu öldürdüler. 2 yıldır oğlumdan hiçbir şekilde haber alamıyoruz” dedi.

    İddiaya göre, 9 Ekim 2016 Pazar günü Sezgin G. ve Ekrem K, Mezitli ilçesi Akdeniz Mahallesi’nde evinin bulunduğu apartmanın bahçesinde oturan Furkan C.’nin yanına geldi. Gece yarısı sitenin bahçesinde bir süre sohbet eden üç kişi daha sonra tartışmaya başladı. Ardından Sezgin G. ve Ekrem K, Furkan C.’yi darp etmeye başladı. Yaşanan arbedenin ardından iki arkadaş, Furkan C.’yi döverek sitenin dışına çıkarıp bir araca bindirerek uzaklaştı. O günden sonra çocuklarından haber alamayan ailenin şikayeti üzerine harekete geçen Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Gasp Büro Amirliği ekipleri, sitenin güvenlik kamerası görüntülerini inceledikten sonra Sezgin G. ve Ekrem K.’yi gözaltına aldı. Zanlıların üzerinden kaçırılan gencin cep telefonu çıktı. Şüphelilerin polisteki ifadesinde, kaçırdıkları Furkan C.’yi ormanlık bir alana götürdüklerini, burada dövmeye devam ettikleri sırada ellerinden kurtulup kaçtığını söyledikleri öğrenildi. Zanlıların ifadesi doğrultusunda ormanlık alanda arama çalışması yapan polis ve AKUT ekipleri, kayıp gencin izine rastlayamadı. Ardından 2 şüphelinin de arama çalışmalarını sürdüren ekipler, kısa süre içinde İsmail B. ile aranan bir şahsı daha yakaladı. 4 şüpheli emniyetteki ifadelerinin ardından sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

    O günden beri haber alınamayan Furkan C.’nin olay zamanı askerden izine geldiği öğrenildi.

    “2 yıldır oğlumdan hiçbir şekilde haber alamıyoruz”

    Olayla ilgili konuşan anne Sinem Serbest, oğlunun 9 Ekim 2016 yılında evlerinin önünden dövülerek götürüldüğünü söyledi. Oğlunun kaçırılmasını güvenlik kameralarını izleyerek gördüklerini belirten Serbest, “Polislerimiz de bu görüntüleri izleyerek bu oğlumu kaçıran 4 kişiyi yakalayarak, cezaevine girmelerini sağladılar. Yalnız içlerinden birisi şu an açık cezaevinden kaçmış durumda. Bunlar çocuğumu aldıklarını, Mersin’de bir çöplüğe götürüp dövdüklerini, parasını ve cep telefonunu elinden aldıklarını ve çocuğumun ellerinden kaçtığını söylüyorlar. 2 yıldır oğlumdan hiçbir şekilde haber alamıyoruz. Ellerinden oğlumun kaçtığını söylüyorlar ama 2 yıldır oğlum bana hiçbir şekilde dönüş yapmadı, hiçbir şekilde oğlumdan haber alamıyorum. Oğlum yaşasaydı bizi kesin arardı. Bu korkup da kaçma olayı değil. Korksa bile annesine, akrabalara sığınırdı. 2 yıldır hiçbir iz yok. Mersin polisimiz bu konuda çok titizlikle çalıştılar ve çalışmaya devam ediyorlar. Zanlıları yakalayıp, cezaevine girmesini sağladılar. Zanlılardan birisi İ.B. yani asıl azmettirici cezaevinden kaçmış durumda. Kapalı cezaevindeydi ama nasıl açık cezaevine geçtiyse oradan kaçmış” ifadelerini kullandı.

    “Büyük ihtimalle oğlumu öldürdüler”

    Bir arsanın aranması için savcılığa başvurduklarını kaydeden Serbest, “Savcılık da bu konu hakkında talimat verdi yalnız Türkiye’de bu arama yapan köpek sayısı az. Onların dönüşüm sırasını bekliyoruz. Kaçan bu şahsın da bu arsada arama yapılacağını öğrendiğinden kaçtığını düşünüyoruz. Kaçan zanlının delilleri karartmak için kaçtığını düşünüyorum. Oğlumun o arsada gömüldüğüne inanıyorum. Bu konu hakkında zaten cinayet masası ile gasp büro amirliği beraber çalışıyorlar. Önce olaya sadece gasp bakıyordu. Sonra çocuk ortaya çıkmayınca cinayet büro amirliği de bu işe bakmaya başladı. Büyük ihtimalle oğlumu öldürdüler. Bu kaçan şahsın da kalan delilleri karartacağına inanıyorum. Diğerleri kapalı yatıyor, bu nasıl olduysa açığa geçmiş” diye konuştu.

  • Bir annenin en acı isteği

    Manavgat Irmağı’nda kaybolduktan 13 gün sonra cesedi bulunan Samet Durmuş Vurkun’un cenazesi toprağa verildi. Cenaze törenine, talihsiz yavrunun annesinin isteği herkesi duygulandırdı. Anne Zeynep Vurkun, oğlunun son kez parkı görebilmesi için cenaze aracını oyun parkı etrafında dolaştırttı.

    Manavgat’a bağlı Bucakşeyhler Mahallesi’nde 18 Mayıs Cuma günü, Manavgat Irmağı’na düşerek kaybolan ve 13 gün sonra cansız bedeni 1 kilometre aşağıda ağaç kovuğunda bulunan 5 yaşındaki Samet Durmuş Vurkun’un cenazesi Manavgat Sarılar Mahalle Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Samet’in cenazesi ilk olarak helallik alınmak üzere Sarılar Mahallesi’ndeki evlerine getirildi. Samet’in annesi Zeynep, taziyeye gelen Tuğgeneral Cengiz Yıldız’a çocuğunun bulunmasından dolayı teşekkür ederken ellerine sarılıp öptü.

    Cenaze aracı oyun parkının etrafında döndü

    Cenaze töreni öncesinde anne Zeynep Vurkun, oğlunun cansız bedenini getiren cenaze aracının sürücüsüne, oğlunun evlerinin önündeki parkı çok sevdiğini, son kez cenazesini bu parkın çevresinde dolaştırmasını istedi. Cenaze aracı oyun parkının etrafını dolaştıktan sonra mezarlığa gitti.

    Ardından minik Samet’in cenazesi Manavgat ilçesi Sarılar Mahalle Mezarlığı’ndaki cenaze töreninde, yağan yağmur ve dualar eşliğinde toprağa verildi.

    Törene, Antalya İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Cengiz Yıldız’da katılırken cenaze namazını Manavgat Müftüsü Mustafa Atilla kıldırdı.

  • 2,5 yıl sonra oğlunun acı haberi alan annenin feryatları yürekleri dağladı

    Tokat’ın Reşadiye ilçesinde 2,5 yıl sonra oğlundan acı haberi alan anne Adile Erol’un, “Çocuğumu balıklar yemiş, parçası olsa göreceğim” şeklinde feryatları yürekleri dağladı.

    Reşadiye ilçesinde 17 gün önce Kelkit Çayı’nda kaybolan muhtar Ayhan Cebe’yi bulmak için arama çalışmaları sırasında Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekipleri HES göleti mazgallarında 2,5 yıl önce kaybolan çocuklardan 10 yaşındaki Bayram Erol’a ait ayakkabının içinde çorap ve kemik parçaları buldu. Acı haberi Tokat Valisi Ömer Toraman, aileye acı haber akşam saatlerinde verdi. Acı haberle büyük üzüntü yaşayan anne Adile Erol ile baba Ömer Erol ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaklaşık 2 saat sonra evine bir araçla dönen anne Erol’un feryatları yürekleri dağladı. Anne Erol, “Çocuğumun parçası olsa göreceğim. Ne olur bana gösterin. Orada yok dediler, balıklar yemiş yavrumu” diye gözyaşı döktü. Ayakta güçlükle duran anne Erol, yakınlarının yardımı ile evine götürüldü.

    Yaklaşık 2 saat acılı ailenin evinde kalan Tokat Valisi Ömer Toraman, çıkışta basın mensuplarının soruları üzerine yazılı açıklama yapılacağını kaydetti.

    Olay, Reşadiye ilçesi D-100 karayolu Dokuzdolanbaç Köprüsü yakınlarında meydana gelen kazada Niksar’dan Reşadiye’ye giden Ayhan Cebe’nin kullandığı 60 RG 322 plakalı otomobil, yaklaşık 20 metre yükseklikten Kelkit Çayı’na yuvarlanması sonucu suyun içinde kaybolan 2 çocuk babası muhtar Ayhan Cebe’yi JAK ekipleri arama çalışması başlatmıştı. Yaklaşık 2 haftadır devam eden arama çalışmaları sırasında içerisinde çorap ve insan kemiği kalıntılarının bulunduğu çocuk ayakkabısı bulundu. Kemik parçalarının 29 Aralık 2015 tarihinde kaybolan 8 yaşındaki Dursun Kağan Taşçı ile 10 yaşındaki Bayram Erol’a ait olma ihtimali nedeniyle ailelerden kan örnekleri alınarak, kemik parçaları ile birlikte DNA testi için Ankara’ya gönderildi. DNA sonucunda kemik kalıntılarının Bayram Erol’a ait olduğu tespit edildi. Tokat Valisi Ömer Torman Reşadiye ilçesine gelerek kaybolan Bayram Erol’un ailesine acı haberi verdi.

  • Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu: “Bebeğin bakımı önemli ama annenin bakımı da çok önemli”

    Doğumdan sonraki süreç bazı annelerde kolay geçebileceği gibi bazı annelerde ise bir takım sorunlar yaşadığını, Lohusalık döneminin doğumdan sonra ilk 40 günlük süreci kapsadığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu “Lohusalık dönemi annenin gebelik esnasında meydana gelen bir takım hormonel ve fizyolujik değişikliklerin ortadan kaybolduğu ve annenin gebelik öncesindeki vücuduna tekrar adapte olduğu dönem olarak adlandırılıyor. Bu dönemde anne bir yandan eve yeni katılan bireye adapte olmaya çalışırken, diğer yandan da vücudunda meydana gelen değişikliklere uyum sağlamaya çalışıyor.” dedi.

    Lohusalık döneminde anne taburcu olduktan sonra evde de özel bakımları gerektiren bir dönem yaşaması gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu, “Hem çevreden özellikle anne babalardan ya da yakın arkadaşlardan bazı iyi niyetli destekler sağlanmaya çalışılıyor. Ancak bu dönemde çevreden gelen bazı geleneksel bilgiler, bazı yanlış yönlendirmeler neticesinde kafa karışıklıkları da meydana gelebiliyor. Bu dönemde özellikle yeni anne babaların, bir profesyonelden, bu işi ciddi anlamda güncel bilgilerle donanmış kişilerden destek alması büyük önem taşıyor” diye konuştu. Lohusalık döneminde sıklıkla görülen problemler arasında emzirmeyle ilgili problemler ve bebeğin bakımıyla ilgili konuların olduğunu ifade eden Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu, bu dönemde annenin desteklenmesi ve ev ortamının buna göre yapılandırılmasının oldukça önemli olduğunu vurguladı.

    Lohusalık döneminde annenin bebeği beslemesini nasıl yapacağını hastaneden çıkmadan anneye anlattıklarını belirten Dr. Yazıcıoğlu,”Biz Koru Hastanesi olarak anneleri taburcu etmeden önce lohusalık dönemi detaylı bir şekilde anlatıyoruz. Bu süreçte en önemsediğimiz şey annenin bebeğini beslemeyi öğretmek. Bu anlamda evdeki süreçte neyi nasıl yapacağını öğreterek gönderiyoruz. Fakat takibini yapmak pek kolay olmuyor. Ancak 5’inci gün bebeği kontrole getirdiklerinde doktorla bağlantıya geçiyorlar, hemşirelik bakımı anlamında bizim takibimiz bir şekilde devreden çıkmış oluyor. Bizim hedefimiz Koru Hastanesi olarak evdeki bakım süreçlerinde anneyi, bebeği, babayı ve ailedeki tüm bireyleri işin içine dahil etmek. Örnek verecek olursak, Türk toplumunda şöyle bir algı var; Baba dışarıda para kazanan, eve para getiren ve evin içerisine az dahil olan kişi olarak görülüyor. Ancak bizim hedefimiz, bebeğin, anne, baba ve çocukla birlikte büyüyor olmasını sağlamak. Bunun için lohusalık döneminde ev ziyaretleri, neleri nasıl kullanacağız, psikolojik olarak nasıl bir plan içerisine gideceğimizi planlayarak hareket etmemiz gerekiyor” diye anlattı.

    Lohusalara bir takım önerilerde bulunan Koru Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu, “Aileler hep bebeğin üzerine odaklanıyor ama anne hep ikinci planda kenarda kalıyor. Hep bir kenarda bebeğin bakımıyla ilgilenmeye çalışıyor. Süt veren, uykusuz kalan, kendine bakamayan bir birey haline geliyor. Bu dönemde annenin psikolojik olarak desteklenmesi büyük önem taşıyor. Bebeğin bakımı önemli ama annenin bakımı da çok önemli. Bu dönem oldukça kıymetli bir dönem. Genelde anneler ikinci planda kalıyor. Bu aşamada da bebeğin üzerine odaklanma yaşanıyor. Bebeğin bakımıyla ilgili birden fazla kişi konuştuğunda kendini yetersiz hissedebiliyor. O yüzden onu pozitif cümlelerle başarılısın, iyisin diye desteklemek önemli. Erken dönemde çok ziyarette bulunulması. Dışarıdan gelen kişilerin bebekle temas etmemesi, bebeklerin öpülmemesi, el yıkamadan bebeklere dokunulmaması, yeni doğan bebeklerin dışarıdan gelen kişiler tarafından kucaklanmaması o bebeğin sağlığını da korumak açısından son derece önemlidir.”diyerek önerilerini sıraladı.(BA-