Etiket: Anlayışı”

  • Kılıçdaroğlu: “Kendi ayağına kurşun sıkan bir turizm anlayışı var”

    Turizmcilerle Antalya’da bir otelde bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kendi ayağına kurşun sıkan bir turizm anlayışı var” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya’da bir otelde turizm sektör temsilcileri ve iş dünyasıyla buluştu. Toplantıda konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin program ve hedeflerini anlattı.

    Turistin Türkiye’ye geldiğinde besleneceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “İçkisini alacaktır. Ama siz içki fiyatlarına olağanüstü zam yaparsanız, adeta intikam alır gibi yaparsanız, otellerde kokteyl nasıl yapılırı öğretemezseniz, eğitimi engellerseniz, hangi turizmden söz ediyorsunuz? Turist gelecek. Sen içmeyebilirsin. Otel sahibi ve personel de içmeyebilir. Ama turist geliyor. O içecek. Sanki saraya giden birisi içki içmiyor mu? İçiyor. Devlet başkanları biraya gelip kadeh kaldırırlar. Benim istediğim yemeği ye, istediğim şeyi iç derse neden gelsin. Siyaset kurumu bu konuda anlayışlı olmalı. Turizmin ne kadar önemli olduğunu anlamalı. Turizm hizmet üretiyor. Gidiyorsunuz Londra’dan borç istiyorsunuz. Yalvarıyorsunuz, yakarıyorsunuz. Ee turizm hizmet üretiyor. Kimseden bir borç aldığı da yok. Türkiye’de kalacak bu paralar. Sen de diyeceksin ‘Bizim merkez bankasının rezervleri bizim merkez bankasında para yok diyeceksin. Kendi ayağına kurşun sıkan bir turizm anlayışı var” dedi.

    Turizmin içeride katma değer oluşturduğu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Turizm, ithalatı olmayan bacasız sanayi. Hepimizin gurur duyduğu bir alt yapımız var. Sadece Türkiye’de değil uluslararası arenada. Bu sektörün büyümesi için elimizde her türlü imkan var. Türkiye’yi düşünün. Uygarlıklar medeniyeti olan Türkiye’yi. O kadar zengin bir tarihi var ki, bunu yurt dışına tanıtamıyoruz. O kadar ki onlar bize nerede ne olduğunu bize aktarıyorlar. Bilgi ile turizmi yan yana getiremedik. Kararlı ve tutarlı bir politika izlememiz lazım. Siyasetçiler ve yatırımcılar bir araya gelip gönül koyarsak, çözemeyeceğimiz, aşamayacağız hiçbir şey yok” diye konuştu.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, turizmin bir günah sektörü gibi görülüp böyle yaklaşılması durumunda sektörün büyüyemeyeceğini belirterek, “Bağımsız bir turizm bakanlığı vardı. Turizmciler dertlerini anlatıyorlardı. Sonra kültür bakanlığıyla birleşti. Bu coğrafyanın bütün dünyaya anlatılması lazım. Kum, deniz, temiz hava diye bir turizme başladık. Güzel, bunun sonbaharı, kışı var. Yazın güzel ama kışın bekliyoruz. Hayatın her alanında insanları buraya çekip, bu güzellikleri göstermeliyiz. Bunlar yapıldığı takdirde, Türkiye’nin borç almasına gerek kalmaz. Cari açığımız var. Bu açık giderek büyüyor. Ama dikkat edin turizm kan kaybettiği sürece o açık daha da büyüyor” dedi.

    Turizm sektöründeki bütün engellerin kaldırılmasını istediklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Beklediğimiz tek şey, Türkiye’yi tanıtmak ve döviz kazandırmak. Türkiye’nin imajını düzeltmek. Önümüzdeki en büyük sorun, Türkiye’nin imajı. Dünyadaki herhangi bir ülkeye gidin, Türkiye’ye güvenmiyorlar. Dikta yönetiminin olduğu, kavganın olduğu bu algıyı kaldıracak olan siyaset kurumunun kendisidir. Kişilerin can ve mal güvenliğini sağladığınız zaman, turist elbette gelir. Neden gelmesin? Türkiye’nin imajını değiştirme konusunda 24 Haziran önemli bir fırsat. Eğer bir siyasi lider, ‘Ben 48 saat içinde OHAL’i kaldıracağım diyorsa bu çok önemli bir adımdır. Bu kadar gazeteci neden hapiste? Avrupa’ya bunu anlatamıyoruz. Yazı yazdı diye atılır mı diyorlar. Eee, atılıyor.”

    Alman kökenli bir gazetecinin Türkiye’deyken yaşadıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, “Alındı hapse atıldı casus diye. İddianame düzenlenmiyor. Neyle suçlandığı da belli değil. Merkel araya girince beraat kararı verildi. Serbest bırakıldığında başka bir mahkemenin de tutuklama kararı aldığını öğrendi. Sonra uçağına binip gitti. Hangi adaletten söz ediyoruz? Adaletin olmadığı bir yere paralı turist nasıl gelecek? Kapadokya’daki otellerin büyük bir kısmı kapandı. Turist gelmiyor. İmaj sorunu çok ama çok önemlidir. İmaj, imaj, imaj. Büyükada’da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla yabancılar biraya gelip bir konuyu tartışıyor. Tamamı casus diye alınıp hapse atıldı. Ne casusu? Siz bu kişi yurtdışına gittiğinde Türkiye’de hukuk sistemi var diyebileceğini düşünüyor musunuz? Ben içeriye alındım, hapse atıldım diyecek” şeklinde konuştu.

    Türkiye olarak ipek kozasının içinde olduklarını ifade eden CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Ama o koza, içindeki ipeği öldürüyor” vurgusunu yaptı.

    Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle noktaladı:

    “Sistemi halata dayandırırsanız, daha büyük sorunlar yaşarız. Bütün mesele, soruna akılcı yöntemlerle yaklaşmaktır. Türkiye maalesef pek çok soruna akılcı politikalarla yaklaşmıyor. Dış politikadaki her açmaz, kavga, gerilim önce turizm sektörünü vuruyor. Dış politikada kavgaya gerek yok. Niçin kavga ediyoruz? Suriye olayı patlak vermediğinde, Güneydoğu’ya her gittiğimde bütün oteller ve lokantalar doluydu. Hiç kimse halinden şikayetçi değildi. Şimdi çıkın gidin Hatay’a bakın, kamyon ve tır şoföründen tutun, herkeste bir bezginlik var.”

  • ENDA Konakları mimari anlayışı kökten değiştiriyor

    Gölbaşı’nda hayata geçirilen “yatay mimari” konseptli ve akıllı ev teknolojili ENDA Konakları teslime hazırlanıyor.

    Ankara’da mimari anlayışı ve konut konseptine yeni bir boyut kazandıran projenin tamamlanmasına sayılı günler kaldı.

    Kırkıncıoğlu Grup iştiraki DAFF Yapı tarafından, Ankara’nın Gölbaşı’nda ilçesinde hayata geçirilen proje, yapımı tamamlanarak teslim aşamasına geldi. Projesi ile Başkent’te mimari anlayışı kökten değişiyor; yatay mimari ağırlık kazanırken klasik villalar da yerini konak ihtişamına bırakıyor.

    Yatay mimaride zirve

    Akıllı ev teknolojileri ile konak keyfini bir arada sunan ENDA, 18 bin metrekare arazi üzerinde inşa edilen 20 adet konaktan oluşuyor. Site içinde, tamamen bağımsız tipte, dört cepheli her konağın kendine ait, yan konaktan bağımsız 700 metrekarelik birer bahçesi bulunuyor. Bunun yanı sıra site sakinleri, kendi bahçeleri dışında 2 dönümlük “bostan” alanında ilaç ve gübre kullanmadan, tamamen organik ve doğal tarım da yapabilecek.

    Projede; güvenli çocuk oyun alanı, kapalı yüzme havuzu, basketbol sahası, sauna, buhar odası, fitness salonu gibi sosyal donatıların tümü bulunuyor. Konaklar, RAID-5 teknolojili kapalı devre kamera sistemi, duman detektörü, hassas yangın sistemi, yerden ısıtma sistemi, yedeklemeli merkezi jeneratör, merkezi hidroforlu su deposu, fiber optik internet altyapısı, tasarruflu peyzaj sulama sistemleri, klima alt yapısı ve her konağın kendisine ait otopark alanı gibi özellikleri ile de göz dolduruyor.

    Yeni bir yaşam konsepti

    DAFF Yapı Genel Müdürü Abdullah Kırkıncıoğlu, proje hakkında bilgi verirken, yaşanan mekandan memnuniyet konusunda ilk kriterin lokasyon olduğunu belirtti. Kırkıncıoğlu, sitenin kurulduğu alanın hem merkeze yakın hem şehir trafiğine girmeden seri ulaşım imkanı sunan, temiz havası ile tercih edilen ve Ankaralıları hafta sonları bir araya getiren cazip bir bölgede yer aldığına işaret etti. Ankara’nın gözde eğitim kurumlarının da bölgede yer aldığına işaret eden Kırkıncıoğlu, konut alıcılarının doğayla yakınlaşma isteği, bahçe özlemi, konut, sağlıklı çevre, temiz hava, kalite ve güvenlik beklentilerinin en üst düzeyde karşılandığını vurguladı. Bu arada Kırkıncıoğlu, unutulmaya yüz tutan komşuluk ilişkilerine giderek artan özleme de işaret ederek, “Yaşayan sakinler sadece teknolojinin tüm imkanları ile konforu değil, aynı zamanda sıcak ve güvenli bir ortamda seçkin komşularla her daim tatil hayatı modunda komşuluk ilişkileri de yaşayacak” dedi.

    Projede yeni nesil konak keyfi isteyenlere bu imkanı erişilebilir fiyatlarla sunulduğunu da ifade eden Kırkıncıoğlu, tamamen bağımsız ve büyük bahçeli, akıllı ev teknolojili konakların fiyatının, Ankara’nın cazibe merkezleri olan İncek, Çayyolu, Bilkent, Beysukent gibi bölgelerdeki normal daire fiyatları düzeyinde olduğuna dikkati çekti.

  • ENDA Konakları mimari anlayışı kökten değiştiriyor

    Gölbaşı’nda hayata geçirilen “yatay mimari” konseptli ve akıllı ev teknolojili ENDA Konakları teslime hazırlanıyor.

    Ankara’da mimari anlayışı ve konut konseptine yeni bir boyut kazandıran projenin tamamlanmasına sayılı günler kaldı.

    Kırkıncıoğlu Grup iştiraki DAFF Yapı tarafından, Ankara’nın Gölbaşı’nda ilçesinde hayata geçirilen proje, yapımı tamamlanarak teslim aşamasına geldi. Projesi ile Başkent’te mimari anlayışı kökten değişiyor; yatay mimari ağırlık kazanırken klasik villalar da yerini konak ihtişamına bırakıyor.

    Yatay mimaride zirve

    Akıllı ev teknolojileri ile konak keyfini bir arada sunan ENDA, 18 bin metrekare arazi üzerinde inşa edilen 20 adet konaktan oluşuyor. Site içinde, tamamen bağımsız tipte, dört cepheli her konağın kendine ait, yan konaktan bağımsız 700 metrekarelik birer bahçesi bulunuyor. Bunun yanı sıra site sakinleri, kendi bahçeleri dışında 2 dönümlük “bostan” alanında ilaç ve gübre kullanmadan, tamamen organik ve doğal tarım da yapabilecek.

    Projede; güvenli çocuk oyun alanı, kapalı yüzme havuzu, basketbol sahası, sauna, buhar odası, fitness salonu gibi sosyal donatıların tümü bulunuyor. Konaklar, RAID-5 teknolojili kapalı devre kamera sistemi, duman detektörü, hassas yangın sistemi, yerden ısıtma sistemi, yedeklemeli merkezi jeneratör, merkezi hidroforlu su deposu, fiber optik internet altyapısı, tasarruflu peyzaj sulama sistemleri, klima alt yapısı ve her konağın kendisine ait otopark alanı gibi özellikleri ile de göz dolduruyor.

    Yeni bir yaşam konsepti

    DAFF Yapı Genel Müdürü Abdullah Kırkıncıoğlu, proje hakkında bilgi verirken, yaşanan mekandan memnuniyet konusunda ilk kriterin lokasyon olduğunu belirtti. Kırkıncıoğlu, sitenin kurulduğu alanın hem merkeze yakın hem şehir trafiğine girmeden seri ulaşım imkanı sunan, temiz havası ile tercih edilen ve Ankaralıları hafta sonları bir araya getiren cazip bir bölgede yer aldığına işaret etti. Ankara’nın gözde eğitim kurumlarının da bölgede yer aldığına işaret eden Kırkıncıoğlu, konut alıcılarının doğayla yakınlaşma isteği, bahçe özlemi, konut, sağlıklı çevre, temiz hava, kalite ve güvenlik beklentilerinin en üst düzeyde karşılandığını vurguladı. Bu arada Kırkıncıoğlu, unutulmaya yüz tutan komşuluk ilişkilerine giderek artan özleme de işaret ederek, “Yaşayan sakinler sadece teknolojinin tüm imkanları ile konforu değil, aynı zamanda sıcak ve güvenli bir ortamda seçkin komşularla her daim tatil hayatı modunda komşuluk ilişkileri de yaşayacak” dedi.

    Projede yeni nesil konak keyfi isteyenlere bu imkanı erişilebilir fiyatlarla sunulduğunu da ifade eden Kırkıncıoğlu, tamamen bağımsız ve büyük bahçeli, akıllı ev teknolojili konakların fiyatının, Ankara’nın cazibe merkezleri olan İncek, Çayyolu, Bilkent, Beysukent gibi bölgelerdeki normal daire fiyatları düzeyinde olduğuna dikkati çekti.

  • Yeni nesillere ekolojik doğa anlayışı aşılanacak

    Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhlis Özkan’ın yürütücüsü olduğu ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projeyle Türkiye’nin pek çok yöresinden gelen eğitimcilere, ekolojik temelli doğa eğitiminin nasıl verileceği öğretiliyor.

    Uludağ Oteller Bölgesi’nde yaklaşık bir haftadır süren ekolojik temelli doğa eğitimine Ankara, Balıkesir, Bursa, Çankırı, Gaziantep, Isparta, İstanbul, Karabük, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Muş, Osmaniye, Rize, Sakarya, Şanlıurfa ve Uşak illerinden seçilmiş öğretmen, kamu görevlisi, sivil toplum örgütü mensupları, araştırma görevlileri ile yüksek lisans ve doktora öğrencileri olmak üzere toplam 35 kişi katılıyor.

    Projede, tabiattaki karmaşık ilişkiler yalın bir dille işlenerek yerinde uygulama ve gözlemler yapılıyor, kitle eğitiminde görev yapanlara ekolojik temelli doğa eğitimi veriliyor.

    Yürütücülüğünü Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhlis Özkan’ın yaptığı TÜBİTAK projesinde, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Balıkesir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Anadolu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ile Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri eğitmen olarak görev alıyor.

    Eğitimlerde, doğal hayatın sürdürülmekte olduğu farklı ekosistemlerdeki ilişkilerin açıklanmasının yanı sıra bu yapının kültürel ve felsefik izdüşümleri üzerinde duruluyor.

  • Baykal: “İktidar adalet yürüyüşünü, mera, zeytin ve kıdem tazminatı anlayışı gibi değerlendirmeli”

    CHP Eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Türkiye’de artık tartışmalı konularda, tek taraflı dayatmalarla, inatlaşmalarla, uyum ve barış sağlamanın güç olacağı ortaya çıktı. İktidar adalet yürüyüşünü de zeytin, mera, kıdem tazminatı konusunda sergilediği anlayış doğrultusunda iktidarın değerlendirmesine ihtiyaç vardır” dedi.

    Baykal, Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde (AGC) basın toplantısı düzenledi.

    Türkiye’nin bir süredir çok ciddi siyasal ve hukuki krizlerle karşı karşıya olduğunu dile getiren Baykal, bir darbe girişimiyle başlayan süreç ve aradan geçen iki yıl civarındaki süreye rağmen normal bir siyasal hayata dönüştürülemediğini kaydetti.

    Türkiye birbiri ardından yeni ve yoğunluğu artan sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Baykal, “Elbette bunun şaşırtıcı olmaması doğaldır, bir darbe girişimi yaşamıştır Türkiye. Gelinen nokta bir durum değerlendirmesini zorunlu kılıyor. Sadece idari kararlarla tutuklanan ve işine son verilen insan sayısı 200 binin üzerindedir. İdari kararlarla düzinelerle şirket işletme kayyuma devredilmiştir. Ve darbe girişimimin ikinci yılında hukuk hala devreye girebilmiş değildir, yaşanan sorunlar sıkıntılar siyasi takdirler ve idari kararlarla, Kanun Hükmünde Kararname şeklinde çoğunlukla olmak üzere yönetilmektedir. Çok ciddi bir toplumsal sarsıntı yaşanmaktadır. Yargı devreye girmeden gerçekleştirilen işlemler bir süre sonra yargının devreye girmesi umudu içinde sabırla taşınmaktadır” diye konuştu.

    “FETÖ ile mücadelede inandırıcılık”

    Baykal şöyle devam etti: “Bu arada darbe girişiminin sorumlusu siyasi heyetle bağlantı kurarak, FETÖ’cü diyerek hiçbir şekilde böyle bir bağlantı kurulması mümkün olmayan çevrelerle maalasef ilişkilendirme çabası dikkat çekmeye başlamıştır. Sözcü ve Cumhuriyet Gazetesi hiçte inandırıcı olmayan iddialarla bu tartışmanın içine çekilmeye çalışılmıştır. Bu tablo FETÖ ile mücadele iddiasını ciddi şekilde inandırıcılıktan uzaklaştırmış, sulandırmış, ciddiyetini kaybetmesine yol açmıştır. Darbe girişiminin sorumluları çeşitli bağlantıları heyecanla zamana zaman kamuoyunun önüne sunulmakta,idari kararlarla fakat bir türlü siyasi bağlantısı inandırıcı biçimde ortaya koyulabilmiş değildir. Bu manzara ile karşı karşıyayız. Bu kararsızlık ve tereddüt ortamı yargının da güven verici olmaktan uzak şekilde zaman zaman devreye girdiğine tanık oluyoruz.Birbiri ardına tutuklamalar, şaşırtıcı tahliye, tutuklama kararları çelişkili uygulamalar, yargıdaki bu tereddüt atmosferinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.”

    “Adalet krizi”

    Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının böyle bir ortamda nelere yol açacağı süreci hep birlikte yaşadıklarını aktaran Baykal, “ Umut ediyorum milletvekili dokunulmazlığının önemli ve ciddi bir siyasal güvence niteliğini koruması gerektiği konusu hem muhalefet hem iktidar partisinin yaşananların ışığında yeniden değerlendirmesi gereken konu haline gelmiştir. Şimdi bütün bunlar bizi Türkiye’nin çok ciddi adalet krizi ile karşı karşıya olduğu bir noktaya sürüklemiştir. Türkiye, Dünya bunu tartışıyor. İdari kararlarla hak kaybına uğradığını düşünen insanların herhangi bir başvuru ve çözüm mekanizması hala işletilebilmiş değildir. Ama bir mekanizma ortaya konulmuş değildir. Yargının elbette devreye girmesi gerekir ama yargının hali de anlattığım gibidir” diye konuştu.

    “İnsanlar adalet aramaya başladı”

    “Bu Türkiye’yi bir çok ciddi adalet sorunu ile karşı karşıya olduğumuz noktasına getirmiştir” diyen Baykal, “ Bunun temelinde de adaletin siyasalaştırılmasının yattığı artık kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçektir. Adalet malasef siyasallaştırıldığı için Türkiye’de adalet krizi bu kadar ağır şekilde ortaya çıkmıştır. Bu tablo karşısında CHP’nin, bu adalet krizini toplumun anlamasına, kavramasına bir duyarlılığın geliştirilmesine katkı yapmamak amacıyla Genel Başkanın başlattığı adalet yürüyüşü var. Bu demokratik bir hak kullanımı niteliğinde bir uygulamadır. Barışçıl bir anlayış içinde hiçbir sorun oluşturmadan iyi bir niyetle başlatılan ve yürütülen bir eylemle Türkiye karşı karşıyadır. Yaşadığımız adalet krizinin ciddiyetini herkese ve iktidara toplumun değişik kesimlerine anlatma ihtiyacı çok temel bir konudur. Bu konunda barışçıl anayasal mekanizmaları kullanmak temel bir görevdir. Böyle bir yürüyüş başarılı şekilde gerçekleşmiştir. Şu aşamada tartışmanın başlatılmak istendiğine şahit oluyoruz.Sokakta adalet aranır mı? Şeklinde bir tepki ortaya çıkarılmak isteniyor. Sokakta adalet aranır mı aranmaz mı fazla anlamı yoktur. Sokakta yargılama yapılmaz. Ama adalet talebi elbette her yerde toplumun her alanında dile getirilir. Adalet talebinin ihtiyacının bekleyişinin dile getirilmesi kadar doğal bir şey yoktur. Yargılama bunun için ayrılmış mekanda yapılır. Sokakta adalet talebi yaygın şekilde olması dillendiriliyorsa bu olması gereken yerde bulunmadığının herkes farkında olduğu içindir. Adalet olmadığı için insanlar adalet aramaya başlamıştır” ifadelerine yer verdi.

    “İktidardan adalet yürüyüşüne anlayış tavsiyesi”

    Türkiye’nin 16 Nisan’da bir referandum yaşadığını hatırlatan Baykal, “ Bu referandum Türkiye’de ki ana tartışma konuları ile ilgili olarak toplumun, milli iradenin hangi konumda olduğunu bize gösterdi. Toplumun bu konuda iki ayrı anlayış içinde denk bir siyasi ağırlıkta ortaya çıktığına tanık olduk. Bu tablonun iyi değerlendirilmesi lazımdır. Türkiye’deki bu siyasi tartışmayı yönetenlerin 16 Nisan’ın mesajını doğru almalarına ihtiyaç vardır. 16 Nisan’ın mesajını iktidar zeytin, meralar ve kıdem tazminatındaki tavır değişikliğiyle anlama ihtiyacını kavramış gözüküyor. Türkiye’de artık tartışmalı konularda, tek taraflı dayatmalarla, inatlaşmalarla, uyum ve barış sağlamanın güç olacağı ortaya çıktı. 16 Nisan’ın mesajı başta iktidar olmak üzere herkese uzlaşın birbirinizi anlayın dayatma yok, emre vaki yok mesajıdır. Bu mesajı iktidarın adalet yürüyüşü konusunda da sergilemesine ihtiyaç olduğu kanısındayım. Adalet yürüyüşünü de zeytin, mera, kıdem tazminatı konusunda sergilediği anlayış doğrultusunda iktidarın değerlendirmesine ihtiyaç vardır. Bir süredir iktidarda tedirginliğin ortaya çıktığı, bir kaygının kendisini gösterdiği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanının, ‘Bu yürüyüşe müsaade edilmesi iktidarın lütfudur’ sözlerinden bunu anlıyorum. Bu çok sakıncalı olabilecek bir anlayıştı.Demokratik rejimde böylesine adalet krizi, adalet depremi Türkiye’de yaşanırken ben kimsenin bunu protesto etmesine izin vermem anlayışı kadar yanlış hiçbir şey olamaz. İktidar bugünkü adalet uygulamasına, tablosuna tepki gösteren insanların bu ihtiyacına saygı göstermek, anlayışla karşılamak ve onların kendilerini ifade etmelerine fırsat vermek zorundadır. 16 Nisan referandumunun mesajı olarak da iktidarın adalet konusundaki toplumsal tepkiyi saygıyla karşılamasını ve onun demokratik bir süreç içinde kendi amacına ulaşmasına destek vermesi gerektiğine inanıyorum. Bu bir ciddi toplumsal görev ve sorumluluktur” diye konuştu.

    “Referandum mesajı iyi alınmalı”

    Türkiye’nin artık dayatmalarla bir yere varılamayacağını anlamak zorunda olduğuna vurgu yapan Baykal, “Türkiye’de adalet malesef bir korku kaynağı haline gelmiştir, tutuklamalar, idari kararlarla adaletin işlevi üstlenilmiştir, adaletin yerine getirmesi gereken işleri idare, kararnamelerle yürütmektedir. Artık noktalanması gereken bir olaydır. İki yıla yakın bir süre geçti. Olağanüstü bir anlayışın mantığıyla belirsiz bir geleceğe doğru bir Türkiye’nin yönlendirilmesi kabul edilemez. Yargının işlevini idare üstelendi, malasef idari yönlendirmelerle tutuklamayı yargısal bir işlem olmaktan çıkardı ve siyasi tehdit mekanizması haline dönüşmesine katkı yapar hale geldi. Tutuklama kararları malasef siyasi yönlendirmelerle alınan kararlarlar kendisini gösteriyor. Böyle bir tabloda ana muhalefet partisi toplumsal barışçıl yürüyüş yapacaktır. Bundan önceki tabloları Türkiye yaşadı, ve artık bundan sonra dayatma meydan okuma, sindirme uygulamalarının Türkiye’ye hiçbir yarar getirmeyeceği 16 Nisan uygulamasıyla referandum mesajıyla herkes tarafından anlaşılır mesajıyla herkes tarafından anlaşılır olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “Yürüyüşü yakından takip ediyorum”

    Kılıçdaroğlu ile görüşmediğini ama adalet yürüyüşünü yakından takip ettiğini dile getiren Baykal, “Bu yürüyüş bu aşamada bu şekliyle olumlu karşılanmalı ve gereği yerine getirilmelidir. Yeni gerginliklere yol açılmamalıdır. Ama şimdi sakın geriye dönmesinler. Cumhurbaşkanının sözleri bizi bu konuda kaygılandırıyor. İktidar, hükümet, başbakan, sap duyulu olmalıdır. Ceberrut devlete değil sağ duyulu devlete ihtiyacımız var. Ceberrut ve caydırıcılıkla değil barışçıl ve sağ dutu ile davranmaya ihtiyacımız var” dedi.

    Baykal, Enis Berberoğlu ile telefonda görüştüğünü ve mesajlarını avukatı aracılığıyla ilettiğini kaydetti.