Etiket: Anlattı

  • Liderlerliği Anlattı

    İzmir Ticaret Odası koordinasyonluğunda düzenlenen CEEMAN Dinamik Toplumlarda Uluslararası Yönetim Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Dancia Prug bugüne kadar gördüğü en etkili liderin Mustafa Kemal Atatürk ve Nelson Mandela olduğunu söyledi.

    İzmir Ticaret Odası (İZTO) koordinasyonluğunda düzenlenen CEEMAN Dinamik Toplumlarda Uluslararası Yönetim Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dancia Prug’un katılımıyla “Liderlik Sanatı” konulu konferans gerçekleştirildi. Konferansın açılış konuşmasını yapan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş yaptı. Açılışta konuşan İZTO Başkanı Ekrem Demirtaş ise “Rüzgara yön veremeyiz ama doğru bir lidersek yelkenimizi rüzgarda doğru yönlendirebiliriz” dedi. İZTO’ya konuk olan Dinamik Toplumlarda Uluslararası Yönetim Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Dancia Prug, “Liderler ve girişimciler karmaşık zorluklara baş etmek zorunda. Çünkü çevre hızlı değişiyor ve değişiklikler üzerindeki etkileri bilmek lazım. Liderler hızlı bir şekilde yaratıcı olmalı, inovatif olmalı” dedi.Bir liderin mutlaka güvenilir olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Prug, bir insana “Yalın ayakla dolaşın” derken kendisi lüks içinde yaşayan kişinin lider olamayacağını söyledi. Liderliğin bir diğer önemli özelliğinin ise ne yapılacağı, nereye gidileceği konusunda insanların vizyona inanmasını sağlamak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Prug, dar görüşlü insanların ise iyi lider olamayacağını belirtti. Prof. Dr. Prug, Atatürk’ün liderliği hakkında ne düşündüğü sorusuna ise “Atatürk’ü biz ilkokulda öğreniyoruz. En büyük liderler benim için Atatürk ve Nelson Mandela’dır. Bunu Türkiye’de olduğum için söylemiyorum. Gerçekten inandığım için söylüyorum. Bu konuda çok inceleme yaptım” dedi.

  • Prof. Dr.gjorgiev Makedon, ’Makedon Tarih Yazımında Osmanlı Dönemi’ni Anlattı

    Üsküp St. Kiril ve Metodiy Üniversitesi Milli Tarih Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, ’Makedon Tarih Yazımında Osmanlı Dönemi’ni anlattı.

    Balkan Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen, ’Makedon Tarih Yazımında Osmanlı Dönemi’ konferansı Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde gerçekleştirildi. Konferansa Rektör Prof. Dr. Yener Yörük, Vali Yardımcısı Beyazıt Tanç, Basın Yayın Enformasyon Edirne İl Müdürü Fikret Dişlioğlu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Konferansın açılış konuşması yapan Balkan Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Rıdvan Canım, ’Balkan Konferansları 1’ adlı projenin ikincisinde bir araya geldiklerini belirterek, konferansların devam edeceğini söyledi.

    Trakya Üniversitesi (TÜ)Rektörü Prof. Yener Yörük, Balkan Araştırma Enstitüsü ile Trakya Üniversitesi’nin Balkanlara ve Türkiye’ye sağladığı katkıdan bahsederek, “Enstitünün faaliyetleri artarak devam ediyor. Gerek ülkemizde gerekse yurt dışında çalışmalar yapılıyor. En son YÖK Başkanı ile birlikte Bulgaristan, Kosova ve Makedonya ziyaretlerimizde Trakya Üniversitesi’nin etkisinin, adının, başarılarının o ülkedeki bakanlar tarafından dile getirilmesini görmek çok sevindiricidir” ifadelerine yer verdi.

    Programa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki ilk başkentinde olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, Makedonya’da eğitim gören öğrencilere okutulan tarih kitaplarında Osmanlı Dönemi’nin nasıl anlatıldığını incelediğini söyledi. Buna göre Makedonya’da Osmanlı dönemini anlatan tarihçilerin ikiye ayrıldığını belirten Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, ilk grupta yer alan tarihçilerin Osmanlı Devleti Dönemi’nin ekonomik, kültürel ve sosyal konularına eğildiğini söyleyerek, tarihi daha objektif anlattıklarını belirtti. İkinci grupta yer alan tarihçilerin ise isyanlar, askeri ve toplumsal hareketlere eğildiğini ve bu tarihçilerin, tarihi gerçekliklerden uzak ve yanlı bir tutum içinde bulunduklarını ifade etti.

    Makedonya ulusal tarih anlatısı içerisinde uzun yıllar boyunca Makedonya’daki Osmanlı Dönemi ile ilgili olarak objektiflikten ve bilimsellikten uzak, tarihi belgeler ile çelişen, nefret söylemi ile dolu bir dil kullanıldığını dile getiren Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, Kitaplarda bahsi geçen ulusal tarih anlatısının tarihi gerçeklerden uzak olduğunu, Osmanlı Devleti’nin sağladığı kültürel haklar, ekonomik gelişmeler, dini özgürlükler ve özerk hakların görmezden gelindiğini vurguladı.

    Konuşmaları ardından Prof. Dr. Dragi Gjorgiev katılımcıların sorularını yanıtladı.

  • ÇOMÜ Öğrencilerine Gazeteciliği Anlattı

    İhlas Haber Ajansı Çanakkale temsilcisi Gürkan Düzenli, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümü öğrencilerine medya ve gazeteciliği anlattı.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ÇOMÜ Öğretim Görevlisi Gökhan Bayram’ın İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümü öğrencilerine verdiği Halkla İlişkiler dersine İhlas Haber Ajansı Çanakkale temsilcisi Gürkan Düzenli katıldı. Düzenli, geleceğin Valilerine, Kaymakamlarına ve idarecilerine medya, gazetecilik ve haber yazma tekniklerini kısa bir canlandırmayla uygulamalı olarak anlattı. Halkla İlişkiler, dersi soru-cevap şekliyle sonra erdi.

  • Çanakkale’de Darp Edilen Doktor Dehşet Anlarını Anlattı

    Çanakkale’de, 23 Ekim Cuma günü çalıştığı aile hekimliği merkezinde hasta tarafından darp edilen Dr. Mustafa Aydın Arıkan, dehşet anlarını anlattı. Yarın sabah ameliyata girecek olan Dr. Arıkan, kalıcı hasar söz konusu olursa hekimlik görevini yerine getiremeyecek.

    Kepez Aile Hekimliği’nde görevli Dr. Mustafa Aydın Arıkan, hastası M.Ç tarafından darp edildi. Hiçbir hatası olmadığını öne süren Dr. Arıkan’ın vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar mevcut. 25 yıldır doktorluk görevini yerine getiren evli ve iki çocuk babası Dr. Mustafa Aydın Arıkan, yarın sabah ameliyat olacak. Operasyon sonrası Dr. Arıkan’ın vücudunda kalıcı hasarlar kalırsa hekimlik görevini yerine getiremeyecek.

    23 Ekim Cuma günü yaşanan darp olayını anlatan Dr. Mustafa Aydın Arıkan, “Ben odamda oturuyordum. Bir hasta enjeksiyon için gelmiş. Bir antibiyotik iğnesi enjeksiyonuymuş. 12 saatte bir yapılması gereken bir enjeksiyonmuş ve hasta bunu 3-4 saat önce yaptırmış. Geldiği zaman hemşire hanımlar daha 6-7 saat olduğunu, bu kadar erken yapılmasının antibiyotik iğnesi olduğu için kendisine zarar verebileceğini söylemişler. Fakat şahıs bunu dinlememiş ve bağırarak iğneyi yaptırmak istemiş. Gürültüsü bana kadar geldi, hemşire hanımlardan biri bana gelerek durumu izah etti. O sırada sağlık ocağında tek hekimdim, hemşire hanımlar korkmasın diye gidip konuşmaya karar verdim. Konuşmaya gittiğimde antibiyotiğin ona zararlı olabileceğini söyleyebilecek aşamaya bile gelemedik. Çünkü devamlı bağırıyordu ve hiçbir şey dinlemiyordu. Ama bu noktaya gelemedik ve kalktı bağırdı ve üstüme yürümeye başladı. Engel olmaya çalıştım, ama saldırdı. Yere düştükten sonrasını hatırlamıyorum. Hemşire hanımların söylediği kadarıyla bayağı vurmaya devam etmiş. Bu olaylardan sonra polisi çağırdık. Şahıs karakola gitti, ben de acil servise geldim” dedi.

    “BİR GÖZÜM DEVAMLI ÇİFT GÖRÜRSE HASTALARI MUAYENE ETMEM MÜMKÜN DEĞİL”

    Vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar olduğunu ve sol gözünün çift gördüğünü söyleyen Dr. Arıkan, “Şu an itibariyle sağ elimde bir kırık, burun tabanımda ayrı bir kırık, ayrıca, göz tabanımda da ayrı bir kırık olmak üzere 3 ayrı yerimde kırık var. Olayın üzerinden 10 gün geçmesine rağmen hala daha şikayetlerim devam ediyor. 10 gündür çift görüyorum. Sol gözümde diplofi var ve çift görüyorum. Aynı zamanda sağ el kırığım düzeldikten sonra rehabilitasyona gideceğim ve hem gözümdeki çift görme için hem de elimdeki kırık için bir düzelme garantisi de yok. Nihayetinde burada kalıcı problemler olabilir. Bunlar benim işimi direk olarak etkileyecek şeyler. Elimi kullanamazsam, aynı zamanda bir gözüm devamlı çift görürse benim hastaları muayene etmem de mümkün değil. Ayrıca, olaydan bir süre sonra bulantı ve baş dönmesi atakları başladı. Bunun da kulağıma aldığım şiddetli darbeden sonra meydana geldiği anlaşıldı. Bunlar da halen tam olarak geçmiş değil. Şahsa olumsuz bir şey söylemediğimiz halde üstelik, hayır bile demediğimiz halde bu kadar bir saldırıya maruz kaldık” diye konuştu.

    “SAĞLIK OCAKLARINDA GÜVENLİK ZAFİYETİ VAR”

    Sağlık ocaklarında güvenlik zafiyeti olduğunu da sözlerine ekleyen Dr. Mustafa Aydın Arıkan, “Tabii bu aynı zamanda da güvenlik zafiyetini de ortaya koyuyor. Çünkü, iyi kötü hastanelerde bir güvenlik mekanizması var. Ama sağlık ocaklarında böyle bir şey yok. Biz orada tek başımıza kalıyoruz. Cumartesi günleri de nöbet konuldu aile hekimlerine, biliyorsunuz. Cumartesi günkü nöbetler daha kötü. O zamanlarda orada sadece bir hemşire ve bir doktor oluyor ki o doktor bayan da olabilir. Sahte rapor isteyenlerden tutun, uyuşturucu yazdırmak isteyenlere kadar her çeşit insan geliyor. Orada mutlaka bir güvenlik mekanizması olması lazım. Çünkü bunun önüne başka türlü geçmek mümkün değil. Bu artık rutin bir olay haline geldi. Artık çok sık duymaya başladık. Hemen hemen her gün hastanelerde, sağlık ocaklarındaki olayları duyuyoruz, ama bunun hasarı çok kalıcı oluyor” dedi.

    “CANIMI KURTARDIĞIMA SEVİNİYORUM”

    Yaşanan olaydan sonra vücudunun çeşitli yerlerine ağır darbeler almasına rağmen canını kurtardığına sevinen Arıkan, “Benim başıma gelen olay çok basit bir sebepten. Ortada hiçbir şey yokken olan bir şey. Bende bu aydan sonra kalıcı bir takım hasarlar oluşabilir. Ama ben canımı kurtardığıma seviniyorum açıkçası. Burada hayatımı da kaybedebilirdim. Şahsın cebinde bıçağı ya da tabancası da olabilirdi. Bunlarla ilgili olarak hiçbir kontrol mekanizması yok çünkü. Ben bu kadar ağır bir şiddet gördüğüm halde canımı kurtardığıma seviniyorum, fakat tedbir alınması gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “ÇALIŞMALAR YAPILMALI VE CEZALAR CAYDIRICI OLMALI”

    Doktorlara yönelik şiddet olaylarına karşı bir takım çalışmalar yapılması gerektiğini belirten Arıkan, “Bir takım adımlar atıp, kamu spotlarıyla da, bazı konuların doktorların inisiyatifinde olmadığı, bazı hususlarda doktora ısrar edilmemesi gerektiğine yönelik bir takım çalışmalar yapılabilir. Ayrıca cezaların da caydırıcı olması gerektiğine inanıyorum. Benim bu hale gelmeme sebep olan kişi şu anda dolaşıyor. Benimle ilgili adli raporlar henüz daha katileşmediği ve henüz daha savcılığa intikal etmediği için şahsı alıkoymak mümkün değil. Yani şu anda bu şahıs ortalıkta dolaşıyor” dedi.

  • Karaoğlu, Diş Hekimliğinde 3 Boyutlu Dönemi Anlattı

    Klinik34 Diş Hekimlerinden Dt. Baran Karaoğlu, diş hekimliğinde 3 boyutlu dönem ile bilgisayar destekli tarama, tasarım ve üretim yapma imkânı veren dijital diş hekimliği ile madde kaybı yaşanan dişlere uygulanacak olan kaplama ve porselen dolgu aynı seans içerisinde hastaya teslim edildiğini söyledi. Böylelikle uzun süren diş hekimi randevu süreçlerinin sona erdiğini belirten Karaoğlu, şöyle konuştu: “Bir kısmı kırılan, çürüyen, geniş dolgulu ya da madde kaybı olan dişlere uygulanan kaplama ve dolgu tedavisi kliniklerdeki bilgisayar destekli tasarım ve üretim cihazıyla dakikalar içerisinde gerçekleşiyor. Özellikle tedaviye uzun zaman ayıramayacak koşullara sahip hastalar için büyük kolaylık anlamına gelen cihaz, laboratuvar sürecini ortadan kaldırarak zamandan tasarruf sağlıyor.”

    YENİ NESİL DİŞ HEKİMLİĞİ, A DAN Z YE DİGİTAL DÖNEM

    Dt. Baran Karaoğlu konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi; “İlk olarak ağız içinin optik okuyucuyla bilgisayar ortamına 3 boyutlu olarak aktarılmasıyla başlayan süreç yapılacak protezlerin bilgisayar ortamında milimetrik tasarımıyla devam etmektedir. Dün diş, diş eti ve çevre dokular tamamen birbirinden ayrı renklerde tarandığı için geleneksel yöntemle karşılaşılan uyum sorunları bu cihazlarda sıfıra indirilmiştir. Diş hekiminin 3 boyutlu görüntü üzerinde milimetrik tasarımı sayesinde kuron protezleri, inley-onley (seramik dolgular), köprü protezleri, lamina ve implant üstü protezler diş teknisyenine gerek kalmadan klinik içerisindeki özel makinada kazınmaya (üretilmeye) hazırdır.”

    HATAYA YER YOK

    Digital tasarım ve üretimin en önemli özelliklerinden birinin tüm hesaplamaların ve tasarımın sürekli bilgisayar tarafından denetim altında tutulması olduğunu anlatan Karaoğlu, “Böylelikle eskiden elle üretim sırasında, gözün kaçırdığı hataların CAD-CAM cihazlarında daha üretime sunulmadan uyarı vererek hataları ortadan kaldırılmaktadır” ifadelerini kullandı.