Etiket: Anlattı

  • Ünlüler Öğrencilere Hayallerini Anlattı

    Gaziantep Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan programa katılan Murat Kekilli, Muhammet Demir ve Ersin Düzen, öğrencilere tecrübelerini ve hayallerini anlattı.

    Gaziantep Gazikent Gençlik Merkezi’nde hazırlanan söyleşi programına Gaziantep Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Ökkeş Demir, özel bir kanalda spor sunuculuğu ve spikerlik yapan Ersin Düzen, Türk pop müziğinin ünlü sanatçısı Murat Kekilli ve Gaziantepspor’un başarılı forvet oyuncusu Muhammet Demir katıldı.

    Kekilli, Demir ve Düzen, burada Gaziantep’in farklı okullarından gelen öğrencilere bilgilerini, tecrübelerini, hayallerini anlattılar. Burada öğrencilere küçük bir konser veren Murat Kekilli’nin, Türkiye A Milli futbol takımına Avrupa 2016 Futbol Şampiyonası için hazırladığı şarkısı salonda büyük bir coşku oluşturdu.

    TERÖR OLAYLARI KEKİLLİ’NİN 22 KONSERİNİ İPTAL ETTİRDİ

    Söyleşinin devamında Murat Kekilli, Muhammet Demir ve Ersiz Düzen, öğrencilerin sorularını yanıtladı. Öğrencilerin sorularını yanıtlayan Kekilli, Türkiye’deki Ankara patlaması ve Paris’teki patlamalardan dolayı 22 tane konserini iptal etmek zorunda kaldığını belirtti. Kekilli öğrencilere verdiği tavsiyelerde, “Hayal etmekten asla çekinmeyin, hayallerinizi koruyun ama mutlaka hayal kurun. Hayaller güzel şeylere ulaşmak içindir. Bunu yapacak kapasitedesiniz. Ve gözlerinizde bu duygu şu anda fışkırıyor” şeklinde konuştu.

    Futboldan başka hayali olmadığını söyleyen Muhammet Demirci de, “Çok problem yaşadım, futbolla ilgilenen herkes bilir. Sakatlık gibi problemler olur mutlaka, ama tek şey öğrendim. hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışacaksın, inanacaksın” ifadelerini kullandı.

    Ersin Düzen ise çocukluğundan beridir bir tek hayali olduğunu belirterek, onun da bir spor spikeri, bir maç anlatıcısı olmak olduğunu ifade etti. Düzen, “Ama hedef sadece maç spikeri falan olmak değil o hayali gerçekleştiriyorsan, onun devamında da mutlaka yeni hedefler koymak gerekiyor” diye konuştu.

  • Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar: “Çocuk İstismarını Önleyici Tedbirleri” Anlattı

    20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Gününe ilişkin konuşan Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, çocuğun cinsel istismarının toplumda konuşulmayan ancak bakıldığında çok can yakıcı noktada olduğunu söyledi.

    Çocuk haklarının benimsenip kabul edilmesinde esasın çocukların maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmek olduğunu, çocukların huzur, barış, esenlik içinde yaşayabilecekleri bir dünyanın oluşturulmasının söz konusu olduğunu belirtti.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, 20 Kasım Dünya Çocuk Gününde,“Sözü edilen bu dünya için gereklerin yerine getirilmesi ve bu hakkın yaşanabilmesi noktasında biz, çocuklara olması gereken dünyayı sunabilmeyi bugüne değin başarabilmiş değiliz” dedi.

    “ÖNLEMLER ÜZERİNE DAHA YOĞUN ÇALIŞMALIYIZ”

    Çocuğun istismardan korunması konusunda devletin pozitif yükümlülüğüne dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, çocuğun cinsel istismarının toplumda konuşulmayan ancak bakıldığında çok can yakıcı noktada yer alan bir mesele olduğunu söyledi.

    Çocuğa yönelik istismarın çok farklı boyutları olduğunu anlatan Sınar, şöyle konuştu: “Bugün üzerinde duracağımız konu çocuğun istismardan korunması olacak. Bu toplumda tabu olarak kabul edilen dillendirilmeyen bir konudur. Türkiye özelinde çevremizde de yaygın bir biçimde bu meselenin fevkalade önem ve yakıcı nitelikte olduğunu görebiliyoruz. Bu durumda çocuğun cinsel istismardan korunması için ne gibi önlemlerin alınması gerektiğiyle ilgili daha yoğun bir çalışma zorunluluğumuz ortaya çıkıyor.”

    HUKUKTA YAPTIRIM VAR, UYGULAMADA SORUN YAŞANIYOR

    Normatif açıdan çocuk istismarını ele alan Sınar, çocuğun cinsel istismardan korunmasına ilişkin olarak, “Türk Ceza Kanunu 103. maddesinde çocuğun cinsel istismarı suçunun ele alındığını, bu suç için öngörülen yaptırımlara bakıldığında, karşılaştırmalı hukuktaki birçok gelişmiş ülkeden daha ağır yaptırımların uygulandığını görüyoruz. Uygulamaya baktığımızda bir takım başka sorunların bununla mücadele edilmesini güçleştirdiğini görüyoruz” dedi.

    ÇOCUKLAR CİNSEL İSTİSMARDAN NASIL KORUNABİLİR?

    Çocukların cinsel istismardan korunmasına yönelik tedbirlere değinen Hasan Sınar, çocuklara ve ebeveynlere eğitim verilmesinin önemini şöyle vurguladı: “Çocuğun cinsel istismarın önlenmesi açısından bu konuda toplumda bir farkındalık oluşturulması her şeyden daha önemli, dolayısıyla bu noktada ailelere ve öncelikle annelere çocukların cinsel istismardan korunması için çocuğa temel bir eğitim vermek gereklidir. Çocuklara kendilerini sevmek isteyen yabancılara nasıl yaklaşması gerektiğini öğretmek gerekir. İç çamaşırı kuralı, ebeveyn dışında hiç kimse iç çamaşırının olduğu vücut bölgelerinize kimse dokunamaz, diyor. Bunun gibi birçok yöntem var. Çocuklara seni annene babana götüreceğim gibi sözlerle yaklaşanlara karşı sadece çocuğun ve ebeveynin bileceği bir şifre ve parola geliştirilebilir. Çocukların sadece bu parolayı bilen insanlara güvenmesi sağlanabilir. Çocuğu korumak için bu gibi tedbirlerin alınması çok önemli”

    Çocuğun alınan tedbirlere rağmen cinsel istismar yaşaması durumunda hukuken bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatan Sınar, şunları söyledi: “Bir hukuk devletinin görevi, böyle bir haksızlığa uğramış olan çocuğu onun örselenmiş halini de göz önünde tutarak sarıp sarmalamak ve daha fazla travma yaşamadan hakkını arayacağı bir ortam oluşturmaktır. Ayrıca, failleri tespit etmek, failler hakkında kovuşturma ve soruşturma yürütmek ve faillerin cezalandırılmasını sağlamaktır. Çocuğun böyle bir saldırıya uğraması durumunda rehabilitasyonu gerekir. Bu dönemde en çok kaçınılması gereken şey, yaşadığı bu travmayı ona defalarca anlattırmaktır. Çocuğun anamnez olarak ifade edilen olay anlatımının uzman bir psikolog, terapist tarafından çocuğun içinde bulunduğu ruh hali de gözetilerek onu örselemeyecek şekilde olayın öğrenilmesi ve bu çerçevede işlem yapılması gerekir.”

    ÇOCUK İSTİMARA UĞRADIKTAN SONRA HUKUKEN YAPILMASI GEREKENLER

    Çocuğu temel alan çalışmaları yürüten Çocuk İzleme merkezlerinden söz eden Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir aile çocuğunun istismara uğradığı iddiasıyla polise başvurduğunda, polisin hiçbir şekilde buna ilişkin altyapısının, eğitiminin olmaması nedeniyle polisin çocukla hiçbir diyaloğa girmemesi, ifade almaya, olayı anlattırmaya çalışmaması gerekir. Çocuğu ve ailesini doğrudan Çocuk İzlem Merkezleri’ne yönlendirmek gerekir.”

    Bu gerekliliklerin yasada yer aldığını ve sadece uygulanması gerektiğini söyleyen Sınar, “Sadece inisiyatif alınıp çocuğu temel alan çerçevede ceza muhakemesi sürecinin, özellikle de soruşturma evresinin yürütülmesi yeterli olacaktır” dedi.

  • Başkan Yağcı Bilecik’i Anlattı

    Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, kuruluş ve kurtuluşun şehri Bilecik’i anlatmaya devam ediyor.

    Kentin sesini yerel, bölgesel ve ulusal kanallar vasıtasıyla Türkiye ve dünyaya duyurmaya devam eden Bilecik Belediyesi, kenti birçok yönden tanıtacak ve sesini duyuracak televizyon programcılarını ağırlamaya devam ediyor. Bilecik’in tanıtım ve turizmi için faaliyetlerini Türkiye ve dünya ile paylaşmaya devam eden Belediye Başkanı Selim Yağcı, TGRT EURO kanalında yayınlanan “Anadolu Vizyonu” programında yayınlanmak üzere Bilecik ve Bilecik Belediyesi çalışmalarını anlattı. Bilecik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından kentte ağırlanan TGRT ekibi, Bilecik’i tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerinin yanı sıra inanç turizmi noktasında barındırdığı özelliğini ve güzelliğini ekranlara taşıyacak.

  • Ahmet Büke, Çocuklara ‘Mevzumuz Derin’i Anlattı

    Yazar Ahmet Büke, Nilüfer Belediyesi’nin ‘Çocuklarla Kitap Söyleşisi’ne katıldı. Büke, Mevzumuz Derin adlı kitabını ve yazarlık hayatını çocuklarla paylaştı.

    Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü, 7’den 70’e herkesin kitap okuma alışkanlığı kazanması için kitap dostlarını yazarlarla buluşturmaya devam ediyor. Kaleme aldığı hikayet ve romanlarıyla çocukların yakından takip ettiği yazar Ahmet Büke, Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Çocuklarla Kitap Söyleşisi’nin konuğu oldu. Nazım Hikmet Kültürevi ve Üçevler Çocuk Kütüphanesi’nde düzenlenen programda, Ahmet Büke, Nilüfer’in çeşitli okullarında eğitim gören minik okurlarına Mevzumuz Derin adlı kitabını yazma hikayesini anlattı. Büke, çocukların açık sözlü ve merak uyandırıcı bulduğu Mevzumuz Derin adlı kitabın başkahramanı Bedo’nun hayat bulma hikayesini de paylaştı.

    Yazmanın temellerinin çocuklukta atıldığını kaydeden Büke, “Bir şairin dediği gibi, çocukluk, üzerimizdeki gökyüzü gibidir, hiçbir zaman bizi terk etmez, kaç yaşımızda olursak olalım çocukluğumuzdaki izler bizi asla terk etmez. Oradaki birikimimizle, düş kırıklıklarımızla yaşamaya devam ederiz. O yüzden yazarlar da hayatın en önemli dönemi olan çocukluk döneminden sürekli beslenirler” şeklinde konuştu.

  • Prof. Afyoncu, Bursalılara Osmanlı’yı Anlattı

    Yıldırım’ın, Osmanlı Devleti’ni fetret devrinden çıkararak dağılmaktan kurtaran Çelebi Mehmet’in ebedi istirahatgahı olduğunu hatırlatan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, “Osmanlı Devleti, ikinci defa bu topraklarda hayat bularak cihan imparatorluğu oldu” dedi.

    Yıldırım Belediyesi, tarihçi ve yazar Prof. Dr. Erhan Afyoncu’yu Yıldırımlılarla buluşturdu. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşide Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Mehmet ve devriyle alakalı bilgiler veren Afyoncu, Bursa’nın Osmanlı tarihinde apayrı bir yere sahip olduğunun altını çizdi. Yıldırım Bayezid ve Timur arasında 1402’deki Ankara Savaşı ile başlayan fetret devrinde yaşananları anlatan Prof. Dr. Afyoncu, “Osmanlı İmparatorluğu için felaket ve tecrübe dönemi olan fetret devrinde, Anadolu’da kardeşler arasında devam eden ölüm kalım savaşına ve başsız kalmasına rağmen Osmanlı’nın yıkılmaması, devletin ne kadar sağlam temellere oturduğunu ve güçlü kurumlara sahip olduğunu gösteriyor” dedi.

    O dönemde henüz 15 yaşında olan Çelebi Mehmet’in çocuk olarak görüldüğünü ve çok ciddiye alınmadığını dile getiren Prof. Dr. Afyoncu, “Ufku geniş bir şehzade olan Çelebi Mehmet, önce kardeşi Emir Süleyman ile, sonra İsa Çelebi ile, ardından da Musa Çelebi ile mücadele etti. Tahta geçtiği 1413 yılında 26 yaşında olmasına rağmen Osmanlı’yı büyük bir olgunluk içinde yöneterek tekrar eski gücüne kavuşturdu” diye konuştu.

    Çelebi Mehmet tarafından Yıldırım’da inşa ettirilen Yeşil Cami ve Külliyesi’nin de zamanının ötesi yapılar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Afyoncu, Anadolu Türk Birliği’ni yeniden tesis ederek, Fetret Devri’ne son vererek Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Mehmet’in katıldığı 24 savaşta 42 adet kılıç, ok ve mızrak yarası aldığını söyledi.

    ‘TÜRKLER DEVLETSİZ YAŞAYAMAZ’

    Tarih boyunca Türklerin devletleriyle var olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Afyoncu, “Dünyada 15 devleti yıkılmasına rağmen 16.’yı kurabilen başka bir millet yok. Biz millet olarak devletimizi her şeyin üstünde tutarız. Türkler devletsiz yaşayamaz, 20 senede yok olup gider” ifadelerini kullandı.