Etiket: Ancak

  • Yrd. Doç. Dr. Terzioğlu: “Kapler Ancak Allah’ı Anmakla Huzur Bulur”

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi Vakfı tarafından Çağdaş İnanç Problemleri konulu bir seminer düzenlendi.

    SAÜ Cami Külliyesi’nde gerçekleşen seminere SAÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hülya Terzioğlu konuşmacı olarak katıldı. Katılımcılara modern dönemde yaşadığımız itikadi sorunlar hakkında bilgiler veren Yrd. Doç. Dr. Terzioğlu, “Modern dönem insanları, ahlakçı değil; hazcı, menfaatçı insan tipidir” şeklinde konuştu.

    İslam dini hakkında bilgiler veren Hülya Terzioğlu, “İslam şifreye, gizeme ihtiyaç duymaz ve İslam her zaman ayakları yere basan bir dindir.” dedi. Rab-kul ilişkisinde ise “Allah’ın insanlara peygamber göndermesi, O’nun lütfundandır. Hastalandığın zaman şifa veren O’dur. Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” ifadelerini kullandı.

    Yaratma konusuna da değinen Terzioğlu, konuşmasını şu şekilde tamamladı; “Allah’ın yarattığı her şey mutlaka bir işe yarar. Yarattığı hiçbir şey atık, çöp değildir. Allah ölçüsüz, mizansız iş yapmaz. Kainat, Allah’ın kuludur ve Allah her an yeni bir işledir.”

  • Şahin: “Kaybettik Ancak Oynanan Oyundan Memnunum”

    Orduspor Teknik Sorumlusu Ali Şahin, Pendikspor maçında kaybetmelerine rağmen iyi oynadıklarını, her geçen gün artan form grafiği ile Fethiyespor maçında galibiyet hedeflediklerini söyledi.

    Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden ve ligin 15. haftasında deplasmanda Pendikspor’a 1-0 mağlup olan Orduspor, hafta sonu sahasında karşılaşacağı Fethiyespor maçının hazırlıklarına başladı. Pendikspor maçını değerlendiren Orduspor Teknik Sorumlusu Ali Şahin, alınan mağlubiyet sebebi ile üzgün olduklarını ancak oynanan oyunun kendilerini motive ettiğini söyledi. Pendikspor maçında alınan mağlubiyeti unutmak istediklerinin altını çizen Şahin, “Pendik maçına giderken ’biz 3 puan almaya gidiyoruz’ demiştik. 3 puan almaya çok yakındık ve bireysel hatadan yediğimiz gol sahadan 1-0 mağlup ayrılmamıza sebep oldu. Gol yememizde hatayı yapan da en iyi oyuncumuz olan Yunus oldu. Bu durum bizim için önemli değil. Asıl önemli olan takımın her geçen gün üzerine koyarak mücadele etmesi bizi mutlu ediyor. Hiç geriye bakmadan önümüzdeki hafta Fethiyespor maçından 3 puan alarak kaza diye tabir ettiğim Pendikspor maçını unutmak istiyoruz” dedi.

    “TAKIMDA ZAMAN ZAMAN ROTASYONLAR OLACAKTIR”

    Pendikspor maçında kadroda yer almayan oyuncular hakkında açıklamalarda bulunan Şahin, “Pendikspor maçında oynamayan oyuncular oldu. Mahmut Boz sakatlığı olduğu için oynayamadı. Ayağında 2. derecede yırtık oluştu bu sebeple kadroda yer almadı. Ahmet Kuru maç öncesi kadrodaydı, farklı bir sebepten dolayı kadrodan çıkarıldı. Yasin ise iyi bir oyuncumuz ancak iki hafta üst üste alınan galibiyetten sonra o bölgedeki oyuncumuzun da iyi oynaması rotasyon olmasına sebep oldu. Bu tür rotasyonlar zaman zaman olacaktır” diye konuştu.

  • Yoksulluğu Yok Etmek Ancak KOBİ’lerle Mümkün

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yürütülen Türkiye’deki kapsayıcı iş modellerini araştıran ekipte yer alan Yrd. Doç. Dr. Dicle Yurdakul, dezavantajlı grupların da ekonomik sisteme katılmasıyla ekonomik kalkınmanın insani kalkınmayla birleştiği bir yöntem olarak kapsayıcılıktan söz etti. Yurdakul, araştırmanın sonuç raporu lansmanının 9 Aralık’ta Çırağan Sarayı’nda yapılacak 6. Boğaziçi Zirvesi’nde yapılacağını bildirdi.

    19 ülke ve Avrupa Birliği Komisyonu’ndan oluşan uluslararası finans başta olmak üzere dünya sorunlarının da tartışıldığı G-20 Zirvesi’nin bu yıl Türkiye’nin dönem başkanlığında yapılan toplantısında ana gündem maddeleri kapsayıcılık, uygulama ve sürdürülebilirlik olarak belirlendi. Kapsayıcılığın, ekonomik sistemin dışında kalmış dezavantajlı grupların ekonomik sistemden fayda sağlayacak ve hayat koşullarının iyileşmesine sebep olacak şekilde sistemin içine dahil edilmesi olarak anlaşılabileceğini ifade eden İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dicle Yurdakul, sonraki dönemlerde Çin ve Almanya’nın dönem başkanlığında da bu ana gündem maddesinin yer alacağını söyledi:

    “Ekonomik kalkınmayı insani kalkınmayla birleştirmeden ilerleyemeyeceğimizi görmeye başladık. Bunu hem özel sektör, hem hükümetler hem de sivil toplum artık idrak etmiş durumda. Ekonomik sistemin dışında kalmış, yoksulluk sınırının altında yaşayan dünya nüfusunun yüzde 70’i ekonomik sistemde artık varlık göstermelidir ve karşılıklı olarak bu sistemin nimetlerinden yararlanacakları yöntemler bulunmalıdır”.

    Yirmi yıldır süregelen çalışmaların bir parçası olarak kapsayıcılığın ana gündem maddesi olduğunu belirten Dicle Yurdakul, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler gibi kurumların açlık sınırının altında yaşayan insan sayısını azaltmayı hedefleyen çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

    KOBİ’LER KAPSAYICI İŞ MODELLERİNİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI

    Özellikle yoksulluk sınırının altında yaşayan insanları ekonomik sistemin bir parçası haline getirmeyi hedefleyen kapsayıcılığı anlatan Yrd. Doç. Dr. Yurdakul, kapsayıcı iş modellerinin özelliklerini açıkladı:

    “Bugüne kadar insanlara sosyal sorumluluk aktiviteleriyle, bağışlar yaparak, dernek faaliyetleriyle balık vermekten ziyade birlikte balık tutmaktan bahsediyoruz. Kapsayıcı iş modelleriyle yoksulluk sınırının altında yaşayan insanları da çalışan, tüketici, tedarik zinciri üyesi, dağıtım zinciri üyesi ya da girişimci olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bu modellerin bir diğer önemli özelliği ise karlı ve sürdürülebilir modeller olmaları. Yani bir kazan-kazan durumundan söz ediyoruz.”

    Türkiye’deki kapsayıcı iş modelleri hakkında konuşan Yurdakul, “Türkiye’de bu konuda çok güzel örnekler var. Hem büyük şirketlerde, hem KOBİ’lerde oldukça başarılı uygulamalar görüyoruz. Dünyada da KOBİ’ler bu alanda oldukça önemli, bizim de ekonomimizin çok büyük bir bölümünü oluşturmalarından dolayı KOBİ’lerin bu konudaki farkındalığının artırılması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    ‘EKONOMİK VE İNSANİ KALKINMAYI YENİDEN BİRARAYA GETİRECEK’

    Türkiye’deki kapsayıcı iş modelleri üzerine yapılan araştırmanın detayları hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Yurdakul,

    “Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi, Koç Üniversitesi ve İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’ni temsilen benim katılımımla bir araştırma yapıyoruz. Araştırma, Türkiye’deki kapsayıcı iş modellerinin bir resmini çekiyor.

    Bir yıldır çalışma yürüten ekip, öncelikle derin bir yazın taraması yaparak işe başladı. Kapsayıcı iş modelleri üzerine çalışmış 150 şirketin modellerini inceledik, sonrasında derinlemesine mülakatlarla yöneticilerin kapsayıcı iş modelleri hakkındaki farkındalığını ve mevcut deneyim seviyesini anlamaya çalıştık. Bir anket çalışması da gerçekleştirdik, sonuçlarda bu konudaki farkındalığın arzu ettiğimiz ölçüde olmadığı bulgusuna ulaştık.

    Vaka analizlerine göre incelediğimiz kapsayıcı iş modellerini başarılı bir şekilde uygulayan şirketlerin yüzde 98’i hala bu modelleri sürdürüyor. Buradan bu iş modellerinin sürdürülebilir olduğuna dair önemli ipuçlarına ulaşıyoruz.

    Biz araştırmada bu uygulamaların nerede sorun yaşadıklarını da tespit etmeye çalıştık. Bürokrasi, yasal düzenlemeler ve altyapı ile ilgili problemler bu iş modellerine ilişkin engeller olarak görülüyor. Bu nedenle bu iş modellerini hayata geçirebilmek ve sürdürebilmek için kolektif bir çaba gerekiyor.

    Temelde hem hükümetler nezdinde hem sivil toplum kuruluşları, finans sektörü ve özel sektör nezdinde ilgi olmasına karşın bu farklı platformları bir araya getirebilecek olan bağlantı noktalarının eksikliğini tespit ettik. Bu farklı aktörleri bir arada tutacak ve birbirleriyle iletişim haline geçmelerini sağlayacak merkezlere ya da yapılanmalara ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

    Projenin hedeflerine değinen Yurdakul, “Türkiye’de bu konuda farkındalık düşük ama ilginin yoğun olması sebebiyle özel sektörün, hükümetlerin, sivil toplumun bir arada olacağı platformlar oluşturmaya çalışacağız, bundan sonraki ilk hedefimiz bu. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve diğer partnerlerimizle ilişkilerimiz devam edecek. Bu konuda çalışmaların hızlanması aynı zamanda ekonomik ve insani kalkınmanın bir arada ilerlemesine katkıda bulunacaktır” dedi.

    Uluslararası İşbirliği Platformu 6. Boğaziçi Zirvesi, “Daha az yoksulluk, daha fazla refah” temasında “İkiz hedefler: yoksulluğu yok etmek; refahı taban seviyesinde büyütmek” alt başlığında 9-11 Aralık tarihleri arasında Çırağan Sarayı’nda yapılacak. Araştırma raporunun lansmanı “UNDP Raporları’nın Lansmanı- Kapsayıcı İş: Yeni, Sürdürülebilir ve İnovatif Özel Sektör” oturumunda yapılacak.

  • Sinan Şamil Sam’ın Amcası, Yapay Organ Üretmek İçin Bioprinter Geliştirdi Ancak Yetiştiremedi

    ANKARA (İHA) – Yeğeni Sinan Şamil Sam’ın hayatını kurtarmak amacıyla yapay organ üretmek için ‘bioprinter’ı geliştiren Talat Sam, “Yaklaşık 7 yıldır uğramış olduğumuz bu sistemi acil hale getirerek yeğenimi kurtarmak için uğraştık. Ama maalesef ömrü yetmedi ve aranan karaciğer bulunamadı” dedi.

    Eski Dünya Kıtalararası Ağır Sıklet Boks Şampiyonu Sinan Şamil Sam, bu sabah İstanbul’da tedavi gördüğü hastane de karaciğer yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmişti.

    İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 41 yaşındaki Sam’ın amcası Talat Sam, yeğeni Sinan Şamil Sam’ın sağlığına kavuşması için yapay organ üretmek için bioprinter’ı geliştirdi. Yapay organ üretme konusunda önemli yol kat ettiklerini ancak Sam’ın hayatını kurtarmak için yetiştiremediklerini kaydeden Sam, “Sürecin başlangıcı 2010 senesinde. Başlangıç nedeni yeğenim Sinan Şamil Sam’ın yapmış olduğu maçlarda karaciğerine almış olduğu darbelerden ötürü kullandığı ilaçların bir ölçüde yan etkileridir. Karaciğerdeki hasardan dolayı 5 yıl civarında karaciğer aradık ve bulamadık. Bunu bulamayınca herkes organ bekliyor, bekledikleri organlarla ilgili ne gibi bir yenilik getirebiliriz diye Türkiye’nin en iyi Üniversiteleri ve genetik bölümleri ile bazı bağlantılar oluşturduk. Türkiye ve Avrupa’nın hiçbir yerinde olmayan bir işe giriştik. Önemli finans kaynaklarını bu işe harcadık. Yapay organ yapmak üzere yeğenimin bu aciziyetinden dolayı yapay organ yapmak üzere dünyada bir trend oluşmuştu. Oluşan trende de biz de ayak uydurduk ve şuan pek çok dünya ülkesinden önde olacak şekilde bazı sistemler geliştirdik. Daha önce 3D printer’ın bioprinter versiyonunu oluşturduk. ABD, böyle bir printer için 630 milyon dolar bir fon ayırdı. Ama bizim herhangi bir fon ayırmak gibi bir şey söz konusu olmamasına rağmen biz kendi kaynaklarımızla ülkemizdeki insanların organ beklemesine son verebilmek için başta yeğenim olmak üzere böyle bir işe giriştik” ifadelerini kullandı.

    “HEPİMİZ ORGANLARIMIZI BAĞIŞLAYACAĞIZ”

    İlk hareket noktalarının Sinan Şamil Sam’ı bu sıkıntıdan kurtarmak olduğuna dikkat çeken amca Sam, “Bununla ilgili dünyanın pek çok ülkesinden pek çok üniversiteler ile bilgi alışverişlerinde bulunduk. Yaklaşık 7 yıldır uğramış olduğumuz bu sistemi acil hale getirerek yeğenimi kurtarmak için uğraştık. Ama maalesef ömrü yetmedi ve aranan karaciğer bulunamadı. Bizde böyle bir sistemi çok önemli bir yol almamamıza rağmen bitiremedik. Bitiremeyince bu probleme maalesef bir çözüm getiremedik. İnsanlar evlerinden, barklarından, mallarından, mülklerinden vazgeçiyorlar veriyorlar ama organ bağışı dediğimiz zaman maalesef ülkemiz ileri medeniyet seviyesine ulaştığını iddia eden ülkelerin çok çok gerisinde kalıyor. Diyanet’in de bu konuda çok olumlu ve teşvik edici fetvalar olmasına rağmen şuana kadar bu fetvalara da dört dörtlük uyulduğunu söylememiz doğru değil. Biz bütün bir Sam ailesi olarak karar verdik ve bütün ailemiz yeğenimin defin işlemlerini bitirdikten sonra ilk fırsatta toplanıp hepimiz gidip organlarımızı bağışlayacağız. Böyle bir karar aldık ve bu kararı da en kısa zamanda uygulayacağız” diye konuştu.

    “YAPAY KALP DAMARI VE DAMARCIK YAPMAK ÜZERİNE EPEY BİR YOL ALDIK”

    Sinan Şamil Sam’ın, “Amca biran önce bu sistem biran önce biter ve biran önce benim kurtuluşum da gerçekleşir” diye dua ettiğini kaydeden amca Sam, şöyle devam etti:

    “Beni de bir tarafa bırak, ben bir şekilde memlekete mal olmuş, ön sıralara gelmiş bir insanım ama bir dağ köyündeki veya sıradaki bir insan nereden ve nasıl bir organ bulacakta hayatına devam edecek gibi bazı tereddütleri vardı. Hatta bu yıl içerisinde bir basın toplantısında şöyle bir söz söyledi: ‘Ben başkasının sırasını almak istemiyorum.’ Hiçbir öncelik istemedi ve sadece kimsenin hakkını yememek adına ölüme gitti çocuk, kurtaramadık.”

    Şu an da geliştirilen bioprinter’da gelinen aşamalara da değinen amca Sam, “İnsanın kendisinden alınan kök hücre ile bazı temel alt yapıyı oluşturmayı başardık. Yapay kalp damarı ve damarcık yapmak üzerine epey bir yol aldık ve bu yolda ilerliyoruz. Yapay organ yapımı ile çok önemli verilere ulaştık. Ama gene de bir zamana ihtiyacımız var. Bunu da başaracağımıza inanıyorum. Çünkü biz de çok önemli bilim insanları var. Şuana kadar biz kendi imkanlarımızla 6 milyon dolar civarında kayıtlara geçmiş resmi bir harcama yaptık. Üniversitelerin burada maddi bir katkısı yok ancak çok önemli bir beyin katkısı oldu” dedi.

  • Kılıçdaroğlu: “Terör Sorunun Ancak CHP Bitirir”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Eskiden PKK belası vardı şimdi ise IŞİD belası var. Türkiye ateş çemberinin içerisinde. Türkiye’yi bu çemberden bir parti çıkarabilir o partinin adı Cumhuriyet Halk Partisidir. Terör sorunun ancak CHP bitirir” dedi.

    Kadıköy Belediyesi’nin Cumhuriyet Bayramı nedeniyle organize ettiği Cumhuriyet Yürüyüşüne binlerce vatandaş katıldı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının 92. yılı dolayısıyla Kadıköy Belediyesi de Bağdat Caddesi’nde Cumhuriyet Yürüyüşü düzenledi. İlçede bu yıl 22.’si yapılan Cumhuriyet Yürüyüşü saat 19.00’da Suadiye’den başladı. İskele Sokak’ta sona eren yürüyüşe binlerce vatandaş, Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle katıldı.

    Yürüyüşün ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu vatandaşlara seslendi. Vatandaşların 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kutlayan Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan 1 Kasım seçimleri için oy istedi. Vatandaşlara sandığa gitme çağrısı yapan Kılçdaroğlu, “1 Kasım’da kesinlikle sandığa gideceğiz. 7 Haziran’da CHP’ye oy vermeyen bir vatandaşımız mutlaka ikna edeceksiniz CHP’ye oy vermesi için. Kendi kaderimizi kendimiz belirleyeceğiz. Mustafa Kemal’de Amasya’da aynı şeyi söylemişti, milletin kararlılığı milleti kurtarabilir diye. Görev düşüyor görevi yapacağız” dedi.

    Gençlere “Onlar sizi olağan şüpheli olarak görüyorlar ben sizi bu ülkenin geleceği onuru gurur olarak görüyorum” diyen Kılıçdaroğlu, kadınlara da, “Türkiye’nin aydınlık bir geleceğe taşınması sizin omuzlarınızda. Gelecekte çocuklarınız daha güzel bir Türkiye’de yaşayacaksa kadınların biraz daha aktif olması gerekir. Size seçme ve seçilme hakkını uygar dünyadan önce Mustafa Kemal Atatürk verdi. Onun ilkelerine sahip çıkmak benim boynumun borcudur. Ama bana destek vereceksiniz güç vereceksiniz” dedi.

    İktidarı dış politika üzerinden eleştiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye ateş çemberinin içerisinde. PKK belası vardı şimdi ise IŞİD belası var. Defalarca uyardık. Yanlış politika izliyorsunuz diye. Suriye’de Mısır’da Irak’ta Libya’da yanlış yaptılar, şimdi ağlıyorlar Türkiye’ye turist gelmiyor diye. Türkiye’yi bu çemberden bir parti çıkarabilir o partinin adı Cumhuriyet Halk Partisidir. Terör sorunun ancak Cumhuriyet Halk Partisi bitirir” dedi.

    Kılıçdaroğlu daha sonra Anadolu’nun bir kasabasından bulunduğu makama kadar geldiğini aktararak, “Eğer saltanat olsaydı Anadolu’daki kasabadan kimse buralara gelemeyecekti. Bugünkü konumumu Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet’e borçluyum” şeklinde konuştu.