Etiket: Ancak

  • 300 beyin ölümünden ancak 100 organ bağışı çıkıyor

    Organ bağışının artırılması ve halkın bilinçlenmesi amacıyla düzenlenen “Umuda Işık Tut” isimli konferansta konuşan İzmir İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Bediha Salnur, “Hala toplum olarak organ bağışı konusunda tereddütlerimiz var. 300 küsur beyin ölümünden 100 küsur organ bağışı var. 200 tane umut olabilecek organlarımız toprak olmasın” dedi.

    İzmir Valiliği, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi ve İnsan İçin Umut Derneği tarafından, organ bağışının artırılması ve halkın bilinçlenmesi amacıyla “Umuda Işık Tut” isimli konferans düzenlendi. Konferansa; İzmir İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Bediha Salnur, Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Gökay Gök, Katip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı İslami İlimler Fakültesi Dekanvekili Prof. Dr. Saffet Köse, İnsan İçin Umut Derneği Başkanı Menşure Gökçe ve çok sayıda davetli katıldı.

    “Eksiği kendimizde buluyorum”

    Konferansta organ bağışı konusunda bilgi veren İzmir İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Bediha Salnur, “İzmir organ bağışında da, organ naklinde de birinci. Birimizin başına geldiğinde anlamayalım diye daha iyi olabiliriz. Hala toplum olarak tereddütlerimiz var. Kimseyi yargılamıyorum. Eksiği kendimizde buluyorum. Hala ulaşamadığımız, anlatamadığımız vatandaşlarımız var diye düşünüyorum. Beyin ölümü gerçekleşen ve bir daha hayata dönemeyeceği kesinleşen aşamada daha fazla organımızı bağışlamalıyız. İzmir, beyin ölümü gerçekleşen hastalarından en çok organ bağışlayan il konumunda. 300 küsur beyin ölümünden 100 küsur organ bağışı var. 200 tane umut olabilecek organlarımız toprak olmasın. Öldükten sonra organlarımızın bir kişiye can olması adına hem organlarımızı bağışlayacağız, hem de herkese bunu anlatacağız” diye konuştu.

    “Ön yargılıyız”

    Gönüllü kök hücre bağışı ile ilgili konuşan Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Gökay Gök, toplumun kan, kök hücre ve organ bağışında yeterli bilgiye sahip olmadığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Toplumumuz ya eksik ya hatalı biliyor ya da bugüne kadar büyüklerimiz yanlış anlatmış. Ön yargılıyız ve ön yargıyı yıkmak çok zor. 10 yıldır Güvenli Kan Temini projesinin başındayım. 1 milyon 370 kişiye sunum yaptık. Yeniliğe açık bir millet değiliz. Değişim zaman alıyor. Kanın görevini bile anlatmamız 10 yılı geçti. Hala 7 milyon 300 bin kişi eksik ya da yanlış biliyor. En önemli konu ise organ bağışı. Kan bağışında bu kadar dirençli olan toplumu düşünün, organ bağışında daha ne dirençler var. Organ ve kök hücre konusunda daha yolumuz var.”

    “223 evladımızı kurtardık”

    Türkiye’de bin 200 kemik iliği bekleyen hastanın bulunduğunu kaydeden Gök, “Türkök projesi kapsamında Türkiye’de 190 bin kayıtlı gönüllü vericiye ulaştık ve 223 bağışçıdan kök hücre işlemi gerçekleştirildi. Yani 223 evladımızı kurtardık” dedi.

    Gök, Ege Bölgesi’nde 2014-2016 yılları arasında 25 bin 526 kök hücre bağışı yapıldığı bilgisini de verirken, “Ege Bölgesi’nde 29 bağışçıdan kök hücre alındı. 2017 yılında Türkiye’nin kök hücre bağışı hedefi 88 bin, Ege Bölgesi’nin ise 12 bin” ifadelerini kullandı.

    “İzmir örnek olacak”

    İnsan İçin Umut Derneği Başkanı Menşure Gökçe de şunları söyledi:

    “Hedefimiz insanlara yararlı bir şeyler anlatabilmek. Gözünde kim olursa olsun, ben ve ekibim bu yola baş koyduk. Organ bağışı için yaptığımız mücadele 81 ile yayılacak ve İzmir de bu konuda örnek olacak.”

  • Bakan Özlü: “Teknoloji üreten bir Türkiye ancak Türkiye’nin açığını kapatabilir”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, dış ticaret ve teknoloji açığını kapatmanın tek yolunun teknoloji üretmekten geçtiğini belirterek, “Teknoloji üreten bir Türkiye ancak Türkiye’nin açığını kapatabilir. Teknoloji üretimini önemsiyoruz” dedi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Bilkent YÖK Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ’Üniversitelerdeki Eğitim, Bilim ve Teknoloji Odaklı Strateji ve Politikaların Değerlendirmesi Toplantısı’na katıldı.

    “Bizim üniversitelerle ilgimiz sadece üniversite-sanayi işbirliği ve teknoloji geliştirme üzerinden kurulmuş bir ilişki değildir” diyen Bakan Özlü, “Üniversitelerimizin tamamını, bilim dallarımızın her birini çok önemsiyoruz. Özellikle TÜBİTAK programlarında, bilim dallarının hepsine yönelik desteklerimiz bulunuyor. Fizik tercih eden bir öğrenciye burs verdiğimiz gibi, tarih tercih eden bir öğrenciye de burs veriyoruz. Mühendislik alanında çalışan bir akademisyene destek verdiğimiz gibi psikoloji alanında çalışan bir akademisyene de destek veriyoruz. Böyle yapıyoruz, çünkü hayatı bir bütün olarak telakki etmek zorundayız. Tıp, mühendislik, doğal bilimler, beşeri bilimler. Bütün bunları senkronize ve eş zamanlı olarak geliştirebiliriz. İyi fizikçilere, kimyacılara, matematikçilere, mühendislere ne kadar ihtiyacımız varsa, iyi iktisatçılara, tarihçilere, sosyologlara da o kadar ihtiyacımız var. Hangi alanda olursa olsun, yetişmiş, kalifiye, nitelikli insan gücüne ihtiyacımız var. En ücra bir ilçede, en küçük bir belediyede dahi iyi yetişmiş peyzaj mimarlarına, şehir plancılarına ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu.

    Bakan Özlü, referandum sürecine değinerek, “Her birimizin kaderini doğrudan etkileyecek bir referanduma doğru ilerliyoruz. Bu debdebe ortasına, bilim ve teknoloji gibi konular ıskalanabilir. Çünkü böyle dönemlerde zihinler, ister istemez kısa vadeye odaklanabilir. Biz buna asla izin vermiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin gerçek açığı teknoloji açığıdır”

    Türkiye açısından bir değerlendirmede bulunan Bakan Özlü, “Petrol kuyularımız yok. Doğalgaz yataklarımız yok. Sattığımız bellii aldığımız belli yani ihracatımız ve ithalatımız belli” ifadelerine yer vererek, “Arada ciddi bir dış ticaret ve cari açık var. Bu açığı kapatmanın tek yolu teknoloji üretmektir. Teknoloji üretmeyen bir Türkiye’nin geleceğinin olmadığını söylemek çok yanlış olmaz. Teknoloji üretmek zorundayız. Türkiye’nin gerçek açığı teknoloji açığıdır. Türkiye’nin gerçek açığı ne dış ticaret ne cari açıktır. Türkiye’nin gerçek açığı teknoloji açığıdır. Teknoloji açığını ne zaman kapatabilirsek, eş zamanlı olarak cari ve ticaret açıkları kapanacaktır” şeklinde konuştu.

    “Teknoloji üreten bir Türkiye, ancak açığını kapatabilir”

    Bakan Özlü, ihracatın arttığı dönemlerde ithalatın da artığına vurgu yaparak, ihracatın ithalata dayalı olduğunu kaydetti. Özlü, Türkiye’deki teknoloji açığına ilişkin konuyu bir örnekle özetleyerek, “10 dolara bir araba alıyoruz. veya 10 dolara bir mal alıyoruz. Türkiye’de bir işlem gerçekleştiriyoruz ve bu malı biz 11 dolara satıyoruz. Bizim kattığımız değer 1 dolar. Ne zaman ki biz 10 dolara aldığımız bir malzemeyi, ürünü 20 dolara satabilirsek, 10 dolarda biz katabilirsek o zaman bizim cari açığımız kapanacak. Bunu yapmanın da tek yolu teknoloji üretmekten geçiyor. Teknoloji üreten bir Türkiye, ancak Türkiye’nin açığını kapatabilir. Teknoloji üretimini önemsiyoruz” açıklamasında bulundu.

    Özlü, Türkiye’nin teknoloji üretimi ile birlikte dış ticaret ve cari açıklarının da kapanacağını da sözlerine ekledi.

    Antarktika’da bilim üssü

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, Antarktika’da bir bilim üssü oluşturmak için çalışma başlattıklarını kaydeden Bakan Özlü, “Siyasi iradenin ortaya bu kararı koyması elbette çok önemlidir. Ancak bundan daha önemli olanı, sizlerin, üniversitelerimizin, bilim camiamızın bu siyasi iradeyi destekleyebilmeleridir. Yoksa her ülke böyle bir konuda hak iddiasında bulunabilir. Ancak iddianızın arkasında duracak insan kaynağınız yoksa, bu iddia kuru bir davadan öteye gitmez. Oraya bir araştırma gemisi göndermek kolay bir iş. Esas mühim olan ise o araştırma gemisinin içinde yer alacak olan bilim insanlarınızın niteliğidir. Türkiye, bundan sonra bu tür projelere daha fazla ağırlık verecektir. Çünkü biz, üniversitelerimize, bilim insanlarımıza, sizlere fazlasıyla güveniyoruz” dedi.

    “Üniversitelerin sadece bilgiyi üretmesi de yeterli değil”

    Bakan Özlü, üniversitelerin eğitim ve öğretim fonksiyonlarının çok önemli olduğunu ancak yeterli olmadıklarına dikkat çekerek, “Batı ülkelerinde üretilen bilgiyi, burada gençlerimize öğretmek, bize yeterli katkıyı sağlamaz. Üniversitelerin özgün ama aynı zamanda evrensel bilgiyi üreten merkezlere de dönüşmesi gerekiyor. Üniversitelerin sadece bilgiyi üretmesi de yeterli değil. Bu bilginin hayata tatbik edilmesinde de güçlü bir rol oynamalarını istiyoruz. Özellikle üniversite-sanayi işbirliğine, teori ile pratiğin buluşmasına büyük önem veriyoruz. Yine gençlerimizin girişimci ve yenilikçi bireyler olarak yetişmeleri bizim için büyük önem taşıyor. Ben, gelecek adına çok umutlu olduğumu ifade etmek isterim. Bilim ve teknoloji ekosistemimiz, her geçen gün gelişiyor, güçleniyor. Bugün ülkemizde 52’si faal olmak üzere 64 Teknoloji Geliştirme Bölgesi bulunuyor” ifadelerini kullandı.

    2002-2015 döneminde, Türkiye kaynaklı bilimsel yayın sayısının 3 katına çıkarıldığına vurgu yapan Bakan Özlü, aynı dönemde, tam zaman Ar-Ge personeli sayının ise 29 binden 122 bine, tam zaman araştırmacı sayının da 23 binden 95 bine yükseldiğini söyledi.

    Toplantıda konuşan YÖK Başkanı Yekta Saraç, “Nitelikli araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde, Türk üniversiteleri olarak daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor. Örneğin, bir Avrupa Birliği araştırma programı olan UFUK 2020 programına ülke olarak 451 milyon avro vererek dahil olduk ancak 5 üniversitemiz, TÜBİTAK, 2 sanayi kuruluşumuz ve bir ilçe belediyemizle 70 milyon avroya ulaşabildik” dedi.

    Saraç, 100/2000 projesinde de yeni alanlarda ’kümülatif kritik kitlelerin’ oluşmasını, bu grupların disiplinler arası çalışmalar üretmesini ve böylece Türk yükseköğretiminde araştırmacı, araştırma ekibi gibi kavramların önemle artarak ön plana taşınmasını teşvik ettiklerini ve projenin bu ay aktif olarak başlayacağını vurguladı.

    Toplantının soru cevap kısmı basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

  • Bakan Tüfenkci: ’’Ekonomik kalkınma ancak siyasi istikrarın olduğu ortamlarda gerçekleşir’’

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, ’’Ekonomik kalkınma ancak siyasi istikrarın olduğu ortamlarda gerçekleşir, siyasi istikrarla korunur. Bu anlayışla ülkemizin imkan ve kaynaklarını yine milletin hizmetinde kullanıyoruz. Mali disiplinden hiçbir zaman taviz vermedik, vermeyeceğiz’’ dedi.

    Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) 16. Olağan Genel Kurulu’na katılan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ekonomiye dair önemli açıklamalarda bulundu. “Ekonomik kalkınma ancak siyasi istikrarın olduğu ortamlarda gerçekleşir, siyasi istikrarla korunur. Bu anlayışla ülkemizin imkan ve kaynaklarını yine milletin hizmetinde kullanıyoruz” diyen Bakan Tüfenkci, ’’Mali disiplinden hiçbir zaman taviz vermedik, vermeyeceğiz. Ülkemizin refahını artırdık, artan refahı toplumun tüm kesimlerine yaydık. Para politikalarında daima fiyat istikrarını esas aldık ve enflasyonla mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürdük. 2002 yılında Merkezi Yönetim Bütçe Açığının milli gelire oranı yüzde 11’in üzerindeydi. Bu yıl kamu yatırımlarını yüzde 30 artıracak olmamıza rağmen, 2017 yılında Bütçe Açığının Milli Gelire Oranının yüzde 1,9 seviyesinde olmasını öngörüyoruz’’ şeklinde konuştu.

    ’’2008 yılındaki küresel krizin etkileri hala sürüyor’’

    2008 yılındaki küresel krizin etkileri hala sürdüğünü ifade eden Bakan Tüfenkci, ’’Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranlarında beklenen iyileşme maalesef gerçekleşmedi. Özellikle 2016 yılında küresel ekonomi beklentilerin altında bir performans gösterdi. Emtia fiyatlarındaki düşük seyir, zayıf uluslararası ticaret, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması, zayıf sermaye akımları gibi faktörler bütün ülkelerin büyüme oranları üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Ayrıca ABD’de yapılan başkanlık seçimleri sonrasında FED’in faiz artırma ihtimalinin artmış olması sebebiyle küresel ölçekte bir dalgalanma ve gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışları yaşanıyor.Türkiye ekonomisini, küresel ölçekteki gelişmelerden bağımsız olarak anlamak ve değerlendirmek mümkün değil. Küresel ekonomideki zorlu koşullara rağmen Türkiye ekonomisi 27 çeyrek üst üste ortalama yüzde 5,2 oranında büyüdü. 2016 yılının ilk yarısında ise ekonomimizi yüzde 3,9 oranında büyüttük; 2016 yılının geneli için beklentimiz yüzde 3,2. Küresel ekonomideki durgunluğu, çevre ülkelerdeki jeopolitik gelişmeleri ve 15 Temmuz darbe girişimini göz ardı ederek Türkiye ekonomisini eleştirmek hakkaniyete sığmaz. Bütün bu sıkıntılara rağmen Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerden daha hızlı büyümemiz başlı başına bir başarıdır. Biz büyüme oranlarımızı orta vadede daha da yükseltmeyi, 2018 ve 2019 yıllarında tekrar yüzde 5 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin milli gelirini büyütürken insanımıza iş kapısı açmaya devam ediyoruz’’dedi.

    ’’2007 yılından bu yana yaklaşık 6,8 milyon insanımıza ekmek, aş kapısı açtık, OECD ülkeleri arasında en yüksek istihdam artışı sağlayan 2’nci ülke olduk’’

    OECD ülkeleri arasında en yüksek istihdam artışı sağlayan 2’nci ülke olduğumuzu söyleyen Bakan Tüfenkci, ’’Aynı süreçte işgücüne katılım oranımızı yüzde 44’ten yüzde 52’ye yükselttik. Mali disiplindeki bu sağlam duruşumuz dünya ekonomisinin en sıkıntılı dönemlerinde, Türkiye’yi bir “Güvenli Liman” haline dönüştürdü. Güven ve istikrar ortamı enflasyonun düşmesinde de kilit rol oynadı. 34 yıl aradan sonra enflasyonu yeniden tek haneli seviyeye düşürdük. AK Parti hükümetleri olarak sabit gelirli vatandaşlarımızı enflasyona ezdirmedik. Enflasyon oranlarının 2016 yılı sonunda yüzde 7,5 ve 2017 yılında ise yüzde 6,5 olacağını öngörüyoruz. Orta vadede enflasyon oranını yüzde 5 seviyesine çekmekte kararlıyız. 2002 yılında sadece 36 milyar dolar olan ihracatımızı 2016 yılında yaklaşık 4 katına çıkararak 143,1 milyar dolara yükseltiyoruz’’ şeklinde konuştu.

    ’’Türkiye’nin önemli sorunlarından biri olan cari işlemler açığını önemli ölçüde düşürdük’’

    2011’de yüzde 9,6 seviyelerini gören cari açığın milli gelire oranını 2016’da yüzde 4,3 seviyesine düşüreceğimizi öngörüyoruz diyen Bakan Tüfenkci, ’’2017 yılında turizm kayıplarımızın telafi edilmesiyle daha da gerileyeceğini tahmin ediyoruz. Yine bu kapsamda yurtiçi tasarrufları artırmak, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve ihracatın katma değerini artırmak için tedbirler alıyoruz. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde devlet katkısı ile katılımcı sayısını ve fon büyüklüğünü ikiye katladık.1 Ocak 2017 yılında başlayacak olan otomatik katılım ile birlikte tasarruf oranlarımız daha da yükselecektir. Bankacılık ve Finans sektörümüzün sağlıklı ve güçlü olması Türkiye ekonomisinin gücüne güç katmakta, direncini artırmaktadır Bankacılık sektörümüzün, aktif kalitesi yüksek ve sermaye yeterliliği güçlüdür.Sermaye Yeterlilik Oranı yüzde 16 ile yasal sınır olan yüzde 8’in iki katıdır; Bu, Gelişmiş ülkelerin dahi gıpta ettiği bir orandır.Takipteki alacakların toplam kredilere oranı sadece yüzde 3,3 seviyesindedir’’ ifadelerini kullandı.

    ’’Yerli ve yabancı yatırımcı ayrımına son verdik’’

    15 yıl boyunca yatırım ortamını iyileştirmek, yerli ve uluslararası yatırımı teşvik etmek için çok önemli adımlar attık diyen Bakan Tüfenkci, ’’2003 yılında çıkardığımız bir kanunla, yerli ve yabancı yatırımcı ayrımına son verdik. Yatırım Destek Ajansımızı kurduk; DEİK, TİM gibi kuruluşları daha aktif hale getirdik. Bu yatırımcı dostu politikalarımız sonucunda 2003 yılından bu yana 172,8 milyar dolar uluslararası yatırım çektik. 2002’de Türkiye’de faaliyet gösteren 5 bin 600 şirket varken, bu sayıyı 2016 yılında 50 bin’in üzerine yükselttik. Müteahhitlerimiz 2003 yılından bu yana yurt dışında 277,4 milyar dolarlık iş üstlendiler.Dünyanın en büyük 250 müteahhitlik şirketinin 40’ı Türk firmasıdır. 2017 yatırım ve reel sektör yılı olacak.Türkiye ekonomisi 2009 yılındaki küresel krizden ve 17-25 Aralık sürecinden asgari düzeyde etkilenmiştir. 15 Temmuz darbe girişiminin ve ABD seçimleri sonrasındaki finansal dalgalanmaların etkileri de geçicidir, Türkiye ekonomisi ve finans sektörü dayanıklılığını defalarca ispatlamıştır’’ şeklinde konuştu.

    ’’2017 yılı kamu yatırımlarının ve reel sektör yatırımlarının yılı olacak’’

    Bakan Tüfenkci, ’’Kamu yatırımlarını yüzde 30 artırıyor ve 78 milyara yükseltiyoruz. Bütçemizde reel sektöre verdiğimiz destek ve teşvikleri de önemli ölçüde artırıyoruz. Reel kesim desteklerini 2017 yılında yüzde 16 artırarak 32,4 milyar TL’ye çıkarıyoruz. Bu destekler içerisinde en büyük payı istihdama çok önemli katkısı olan Sosyal Güvenlik İşveren Prim desteğine ayırıyoruz. İhracatın desteklenmesine ayrıca önem veriyoruz.İhracat desteklerinin payını 1 milyar TL’den tam üç katına, 3 milyar TL’ye çıkarıyoruz. Böylece 2017’de ihracatçımızın rekabet gücünü daha da artıracak, teknoloji yoğun ürünlerin ihracatını yükselteceğiz’’ dedi.

    Ürettikleri katma değer ve istihdamdaki yüksek paylarıyla reel sektörün bel kemiği olan küçük ve orta ölçekli işletmelere çok önemli destekler öngördüklerini dile getiren Bakan Tüfenkci, ’’Özellikle genç girişimcilerimize KOSGEB üzerinden hibe ve faizsiz kredi sağlıyoruz. Markalaşma, kurumsallaşma, Ar-Ge, inovasyon desteklerimizle birlikte toplamda KOSGEB’e 1,1 milyar TL kaynak ayırıyoruz. Esnafımızın finansmana erişimini sağlamak ve finansman maliyetlerini düşürmek için esnaf kredileri faiz desteğine 1,3 milyar TL kaynak ayırıyoruz. Benzer şekilde tarımsal kredi faiz desteğini yüzde 37 artırarak 2,4 milyar TL’ye çıkarıyoruz. Kamu yatırımlarımızdaki artış ve reel sektöre verdiğimiz desteklerle birlikte 2017 yılında yatırım, üretim, ihracat ve istihdamdaki canlanmayı hep birlikte göreceğiz’’ diye konuştu.

    “İhracat ve ithalatta zaman ve maliyet tasarrufu sağlıyoruz”

    Bakanlık olarak çalışmalarını elektronik sistemleri esas alan ve sınır geçişlerini hızlandıran, tüm işlemleri mümkün olan en kısa sürede ve en güvenilir şekilde tamamlanmasını sağlayan projeler ve faaliyetler üzerine yoğunlaştıklarına vurgu yapan Bakan Tüfenkci, ’’İşlemlerin dijital ortama aktarılması, güvenilir ticaret erbabına kolaylıklar sağlanması, gümrük kapılarımızın yenilenmesi bu kapsamdaki çalışmalarımızdır. Bu hedefle, Yetkilendirilmiş Yükümlü sertifikasını devreye soktuk. Böylece ihracat ve ithalat işlemleri firmanın tesislerinde tamamlanacak süreç hızlanacaktır. Konteyner hareketlerinin izlenmesini mümkün kıldık. Limanlarda kağıt ortamında alınan kayıt/belgeleri elektronik ortama taşıyoruz. Tek Pencere Sistemi’ni devreye soktuk. Bu uygulama sayesinde, daha önce manuel olarak yapılan belge kontrolleri artık elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir. Böylece kullanıcı hatalarını ortadan kaldırıyor, kontrollerin etkinliğinin artırıyor ve işlem sürelerini kısaltıyoruz.Önümüzdeki dönemde de bu doğrultuda en iyi uygulamaları hayata geçirerek dış ticaret erbabımızın rekabet gücünü daha da artırmayı hedefliyoruz. Önem verdiğimiz bir diğer konu ise Taşımacılıktan Lojistiğe Dönüşüm Programı’nın sağlıklı bir biçimde hayata geçirilmesidir. Bu doğrultuda, ulusal hedeflerimizde Lojistik Performans Endeksinde ilk 15 ülke arasına girilmesinin yer almaktadır. Onuncu Kalkınma Planında yer alan “Taşımacılıktan Lojistiğe Dönüşüm Programı” ile bu hedefimize ulaşmak konusunda adımlarımızı atıyoruz. Bakanlık olarak; yatırım ortamını iyileştirici, dış ticareti kolaylaştırıcı ve ekonomik aktörlerin finansal derinliğini artırıcı hamleler yapmaktayız’’ dedi.

    ’’Gümrük vergi cezalarına af getirdik’’

    Bakan Tüfenkci, ’’Kesinleşmiş gümrük vergilerinin tamamının ve kesinleşmemiş olanların yüzde 50’sinin ödenmesi halinde, kalan vergilerin ve bunlara bağlı cezaların tamamından vazgeçiyoruz.Terör Mağduru Esnaf ve Sanatkarımızın Vadesi Gelmemiş Taksitlerine Erteleme İmkanı Sağladık. Cüz’i borçlar için tüm ticari işletmenin rehin edilmesinin önüne geçiyor, işletmelerin ticari faaliyetini sürdürmesine imkan sağlıyoruz’’ dedi.

    ’’Gümrük kapılarımızı yeniliyoruz’’

    Zira gümrük güvenliğinin sadece dış ticaret açısından değil her açıdan önemli olduğunu belirten Bakan Tüfenkci, ’’Esendere gümrük kapımızı yeniledik, daha modern şartlarda hizmet sunulacak hale getirdik. Kapıköy gümrük kapımızın yeniden inşası ve modernizasyonu için temel atma törenini gerçekleştirdik. İstanbul Halkalı gümrük idaresini Çatalca’da inşa ettiğimiz modernize tesislere taşıdık, faaliyete aldık. İnşallah önümüzdeki günlerde resmi açılışını da gerçekleştireceğiz. Sarp Gümrük Kapımızı, Tek Durak uygulamasını esas alarak yeniliyoruz.Habur ve Hamzabeyli’yi de aynı şekilde projelendiriyoruz’’ ifadelerini kullandı.

    ’’Taşınırların teminat olarak gösterilmesine imkan sağlıyoruz’’

    KOBİ’ler ile esnaf, çiftçi, üretici örgütü ve serbest meslek erbabının finansmana erişiminin kolaylaştırılması;Rekabet güçlerinin arttırılması ve ülkemiz ekonomisinin dengeli ve istikrarlı büyümesine katkı sağlanması amacıyla; Ticari işlemlerde taşınırların teminat olarak gösterilmesini sağladıklarını söyleyen Bakana Tüfenkci, “Esnaf ve Tacirlerimiz artık hammaddelerini, makine ve teçhizatını, ticari plaka ve hatlarını ve daha birçok taşınır mallarını rehin olarak kullanabilecekler. Taşınır rehininde, rehine konu taşınırların, ticaret unvanından ayrı olarak, rehinine imkan tanıyoruz. Cüz’i borçlar için tüm ticari işletmenin rehin edilmesinin önüne geçiyor, işletmelerin ticari faaliyetini sürdürmesine imkan sağlıyoruz’’ diye konuştu.

    ’’Ürün İhtisas Borsasını hayata geçiriyoruz’’

    Lisanslı depoculukta ürün çeşidini arttırdıklarını açıklayan Bakan Tüfenkci, ’’Ürün İhtisas Borsası için çalışmalarımız devam ediyor. Çiftçimiz alın terinin karşılığını alacak, Ürününü aracısız satacak. Ürün ihtisas borsası ile çok sayıda alıcı ve satıcının tek bir platformda buluştuğu gelişmiş bir tarım ürünleri piyasası oluşturuyoruz.Lisanslı depoculuk faaliyetleri çerçevesinde tarımsal ürün ticareti artık elektronik ortamda yapılacak. Kuracağımız bu borsa da ulusal ve uluslararası boyutta elektronik ürün senetlerinin alım satımının yapıldığı bir merkez olacak. Siz genç kardeşlerimizin her konudaki önerilerinizin, taleplerinizin bizim için çok kıymetli olduğunu bilmenizi istiyorum. Elbirliğiyle, güç birliğiyle, gönül birliğiyle ülkemizi daha güzel yarınlara inşallah birlikte taşıyacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın “Dolarlarınızı bozdurun” çağrısına sizlerin daha fazla destek vermenizi bekliyoruz’’dedi

  • Kartal:” Bazı oyuncularımızla anlaştık ancak bölgesel sorunlar yüzünden bu oyuncular gelmedi”

    Gaziantepspor, Spor Toto Süper Lig’in 2. haftasında sahasında Trabzonspor’u 1-0 mağlup ederek 2. haftayı galibiyetle kapattı.

    Maç sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Gaziantepspor Teknik Direktörü İsmail Kartal, karşılaşmadan galip ayrıldıkları ve iyi mücadele ettikleri için sevindiklerini söyledi.

    Elde edilen 3 puanın kendilerini sevindirdiğini ve transferlerde bölgesel sorunların yaşandığını için sıkıntılara düştüklerini söyleyen Kartal, “Öncelikle bu maça gelene kadar aramıza geç katılan oyuncularımız var. Her hafta onları takıma kazandırmayı düşünüyoruz. Bir taraftan transfer çalışmalarımız var. Bazı oyuncularımızla anlaştık ancak bölgesel sorunlar yüzünden bu oyuncular gelmedi. En zor şartlar altında olan bizim takımımız. Bunları yapamadığımız için genç oyuncuları oynattık. Buna rağmen oyuncularımızın yaptığımız analizler sonucunda hepsini yakından takip ediyoruz. Tamamen bilimsel bir çalışma içerisindeyiz. Oyuncularımızın hepsi ellerinden gelenin en iyisini ortaya koydu. İlk yarıda girdiğimiz pozisyonlar oldu. İkinci yarıya iyi başladık. Rakip takımımız da iyi oynadı ama girdikleri pozisyonları değerlendiremedi. Maçın sonlarında iyi mücadele ettik. Oyunlarımızdan Orkan’ın son dakikalarında girdiği pozisyonda kendi çabasıyla attığı bir gol var ve bu golle 3 puana kavuştuk. Takımımıza ve şehrimize bu galibiyet hayırlı olsun” şeklinde konuştu.

  • Bakan Özlü: “Ülke tarihinin en ağır travmasını yaşadık, ancak bundan süratle çıktık”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme Vakfı (PAGEV) arasında imzalanan protokol töreninde konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, bu imzanın sadece plastik sektörü için değil, Türkiye için de özel bir anlam taşıdığını ifade ederek, “Bundan sadece bir ay önce ülke tarihinin en ağır travmasını yaşadık. Ancak hamdolsun bu travmadan süratle ve sıhhatle çıktık” dedi.

    PAGEV ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında imzalanan ve üniversite, sanayi ile kamu arasında bir köprü işlevi üstlenerek plastik sektöründeki AR-GE, ÜR-GE ve tasarım çalışmaları için bir üs niteliği taşıyan Mükemmeliyet Merkezi’nin protokol törenine, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ile plastik sektöründen çok sayıda temsilcisi katıldı. Bu anlaşma ile Türkiye’de bir Plastik Mükemmeliyet Merkezi kurulması yönünde ilk adımın atıldığını kaydeden Bakan Özlü, Türkiye’nin hemen her sektörde küresel rekabet gücünü arttırması için teknoloji yoğun bir üretim yapısına geçmesi gerektiğine işaret etti. Bakan Özlü sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son dönemde Mükemmeliyet Merkezleri ismini verdiğimiz yapıları da devreye almaya başladık. Bu yapılarda aslında birbiriyle rekabet halinde olan firmalarımızı ‘kazan-kazan’ prensibine göre bir araya getiriyoruz. Kuracağımız Plastik Mükemmeliyet Merkezi de firmalarımızın ortak Ar-Ge yapabilecekleri bir platform işlevi görecek. Bu merkez, plastik malzemeler ve prosesler konusunda firmalara yönelik eğitim faaliyetleri düzenleyecek. Yine merkez, test ve sertifikasyon süreçlerinde firmalarımıza rehberlik edecek. Atacağımız bu imzanın ve kurulacak olan mükemmeliyet merkezinin plastik sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum.”

    “Türkiye, 15 Temmuz’a rağmen önüne bakıyor, yoluna devam ediyor”

    Atılan imzaların sadece plastik sektörü için değil, Türkiye için de özel bir anlam taşıdığını kaydeden Özlü, “Bundan sadece bir ay önce ülke tarihinin en ağır travmasını yaşadık. Ancak hamdolsun bu travmadan süratle ve sıhhatle çıktık. Hepimiz işlerimize daha önceki plan ve programlarımıza uygun olarak devam ediyoruz. Son dönemde TBMM’de çok önemli yasal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Varlık Fonu’nun kurulması, teşvik sisteminin revize edilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi veya bireysel emeklilik sistemi gibi çalışmaların ortak bir özelliği var. Bütün bu çalışmalar, ülkemizin orta ve uzun vadedeki ihtiyaçlarını gözeten çalışmalardır. Yani Türkiye, 15 Temmuz’a rağmen önüne bakıyor, yoluna devam ediyor. Aynı iradenin özel sektörümüzde de olduğunu görmek bizi ayrıca sevindiriyor” dedi.

    Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimine de değinen Bakan Özlü, “15 Temmuz gecesi ülkemizde yüzlerce, binlerce kahramanlık hikayesi yazıldı. Ben, üretimin katma değerini ve rekabet gücünü nasıl artıracaklarına yoğunlaşmış olan sanayicilerimizi de birer kahraman olarak görüyorum. Bugününe olduğu gibi yarınına da sahip çıkan herkesi bir kere daha tebrik ediyorum. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu imza törenini işte bu açıdan da ayrıca önemsiyorum” ifadelerini kullandı.

    Talep yılda yüzde 4 artıyor

    Türkiye’de hafif, çok yönlü ve dayanıklı plastiklerin perakende, ambalaj, inşaat, sağlık, tarım, mobilya, otomotiv ve yenilenebilir enerji gibi sektörler için stratejik önem taşıdığını anlatan Özlü, Türkiye’nin plastik sektöründe çok ciddi bir potansiyel taşıdığına inandığını sözlerine ekledi. “Dünyada talebin her yıl yüzde 4 civarında arttığı bu sektörde çok daha başarılı işlere imza atabileceğimizi düşünüyorum” diyen Özlü, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2015 yılında 33 milyar dolar değerinde 8,6 milyon ton plastik mamul ürettik. 2,9 milyar dolar ithalata karşılık 4,3 milyar dolar ihracat yaptık, yani dış ticaret fazlası verdik. 2015 yılında ihracatımızda bir miktar düşüş yaşandı. Ancak bu düşüş, miktardan ziyade fiyatlardaki düşüşten kaynaklandı. Türkiye’nin plastik üretimine baktığımızda olumlu bir gelişme trendi olduğunu görüyoruz. Plastik üretimimiz, 2002’den sonra dünya ortalamasından ortalama 3 kat daha hızlı büyüdü. Türkiye, miktar bazında baktığımızda dünyanın ve Avrupa’nın en büyük plastik üreticileri arasındaki yerini aldı.”

    Sektörün iki temel sorunu

    Plastik sektöründe iki temel sorununun olduğunu vurgulayan Bakan Özlü, “Bunlardan birincisi, petrokimya ürünlerini girdi olarak kullanan bu sektörün yüzde 80-90 oranında dışa bağımlı olmasıdır. Ne yazık ki bu konuda kısa vadede yapılabilecek fazla bir şey yok. Sektörün yaşadığı ikinci temel sorun ise katma değerin düşük olmasıdır. İşte bu konuda, sektörle birlikte, kısa, orta ve uzun vadede yapabileceğimiz ve yapacağımız çok iş var. Bakınız, 2015 yılında ihracat ettiğimiz bir kilogram plastik için 2,75 dolar gelir elde etmişiz. Bu fiyat, bizi, dünya plastik mamul ihracatını yönlendiren 20 ülkenin içinde 18’inci sıraya düşürüyor. Bu açıdan Ar-Ge Reform Paketi’nin tüm sanayi sektörlerimiz için olduğu gibi plastik sektörü için de bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından bakanlık ile PAGEV arasında protokol imzaları atıldı. İmza töreninde Bakan Özlü ile PAGEV Başkanı Eroğlu hazır bulundu. İmzaların ardından PGEV üyeleriyle Bakan Özlü’nün yer aldığı aile fotoğrafı çekildi.